Allah'ın Elçisi (s.a.a.) ile Hz. Hatice'nin (s.a.) evliliği hakkında muhtelif nakiller vardır fakat meşhur olan görüş şudur: Hz. Hatice, Hz. Muhammed (s.a.a.)'i istemeye gitti ve şöyle dedi:
"Ya Muhammed! Ben, senin Kureyş'in içinde sahip olduğun üstünlük, emanetdarlık, doğruluk ve güzel ahlak ayrıcalığından dolayı sana ilgi duyuyorum ve senin eşin olmak istiyorum."
Hz. Muhammed (s.a.a.), Hz. Hatice'nin (s.a.) önerisini kabul ettikten sonra amcalarının yanına gidip Hz. Hatice'nin önerisini ve kendi cevabını onlara söyledi.
Ebu Leheb şöyle dedi: "Kardeşimin oğlu, bizleri Arap milletinin diline düşürme, sen Hatice'ye layık değilsin."
Abbas, hiddetle Ebu Leheb'e şöyle dedi: "Sen alçak ve kötü iş ehlisin. Hatice'nin kardeşimin oğluna ne eleştirisi olabilir? O, kalpleri çalan cemâle ve sonu olmayan kemale sahiptir. Hatice, sahip olduğu mal, cemal ve kemali ile kendisini ondan üstün görebilir mi? Kâbe'nin Allah'ına yemin olsun ki ondan mihir isteyecek olursa atıma binip çöllerde dolaşacağım, padişahların yanına gidip Hatice'nin istediğini temin edeceğim."
Sonra Hz. Ebu Talip, Beni Haşim'den bir grup ile birlikte Hz. Hatice'nin evine gitti ve Varaka'nın (Hatice'nin amcaoğlu) nikâh merasimine şöyle başladı:
"Bizleri Hz. İbrahim'in soyundan ve Hz. İsmail'in evlatlarından karar kılan, hac merasimini yaşatmamız için bir emniyetli kılan Allah'a hamdolsun. Her şey O'na dönecektir. Bizleri insanlara emir karar kılmış ve hayatımızı bereketlendirmiştir. Kureyş'ten hiçbir erkek kardeşimin oğlu Muhammed'e denk değildir; onların tamamından daha soylu ve temiz, daha akıllı ve daha paktır. Onun malı olsa da gerçekten de mal bir gölgeden başka bir şey değildir; geri alınacak bir emanettir. O, Hatice'ye isteklidir; Hatice de ona."
Hz. Ebu Talip, Varaka'ya şöyle dedi:
"Biz Hatice'yi istemeye geldik, kendisinden rızalık isteklerini ve istediğiniz mihri kendi malımızdan vereceğiz."
Zamanın âlimlerinden olan Varaka söze başladı ama Hz. Ebu Talib'e cevap veremeyecek durumda olduğu için sözlerinde titreme meydana geldi ve konuşamadı. Bu durumu gören Hz. Hatice (s.a.), Hz. Muhammed'e (s.a.a.) olan sonsuz arzu ve isteğinden dolayı mahcubiyet duyarak ve fasih bir dille Varaka'ya şöyle dedi:
"Bu konuda söz söylemek için benden daha fazla hak sahibisin ama benim yetkime benden fazla sahip değilsin. Ey Muhammed! Ben kendimi senin nikâhına geçirdim ve mihrim de kendi malımdandır. Amcana söyle, nikâh velimesi (yemeği) için bir deve kessin ve sen istediğin zaman karının yanına gelebilirsin."
Hz. Ebu Talip şöyle dedi:
"Ey hazır olanlar! Şahit olun, Hatice kendisini Muhammed'in nikâhına geçirdi ve mihrini de kendisi üstlenmiştir."
Daha sonra Kureyş'ten birisi şöyle dedi: "Kadının erkeğin vereceği mehri üstlenmesi şaşılacak şeydir." Daha sonra Kureyş'ten birisi şöyle dedi: "Kadının erkeğin vereceği mehri üstlenmesi şaşılacak şeydir."
Buna sinirlenen Hz. Ebu Talip ayağa kalkarak şöyle dedi:
"Eğer diğer erkekler de benim kardeşimin oğlu gibi olacak olsalar, o zaman kadınlar en pahalı bedel ve en yüksek mihirler vererek onlara talip olacaklardır."
Hz. Ebu Talip bir deve kesti ve peygamberlerin en üstünü ile kadınların hanımefendisi dünya evine girdiler.
"Ya Muhammed! Ben, senin Kureyş'in içinde sahip olduğun üstünlük, emanetdarlık, doğruluk ve güzel ahlak ayrıcalığından dolayı sana ilgi duyuyorum ve senin eşin olmak istiyorum."
Hz. Muhammed (s.a.a.), Hz. Hatice'nin (s.a.) önerisini kabul ettikten sonra amcalarının yanına gidip Hz. Hatice'nin önerisini ve kendi cevabını onlara söyledi.
Ebu Leheb şöyle dedi: "Kardeşimin oğlu, bizleri Arap milletinin diline düşürme, sen Hatice'ye layık değilsin."
Abbas, hiddetle Ebu Leheb'e şöyle dedi: "Sen alçak ve kötü iş ehlisin. Hatice'nin kardeşimin oğluna ne eleştirisi olabilir? O, kalpleri çalan cemâle ve sonu olmayan kemale sahiptir. Hatice, sahip olduğu mal, cemal ve kemali ile kendisini ondan üstün görebilir mi? Kâbe'nin Allah'ına yemin olsun ki ondan mihir isteyecek olursa atıma binip çöllerde dolaşacağım, padişahların yanına gidip Hatice'nin istediğini temin edeceğim."
Sonra Hz. Ebu Talip, Beni Haşim'den bir grup ile birlikte Hz. Hatice'nin evine gitti ve Varaka'nın (Hatice'nin amcaoğlu) nikâh merasimine şöyle başladı:
"Bizleri Hz. İbrahim'in soyundan ve Hz. İsmail'in evlatlarından karar kılan, hac merasimini yaşatmamız için bir emniyetli kılan Allah'a hamdolsun. Her şey O'na dönecektir. Bizleri insanlara emir karar kılmış ve hayatımızı bereketlendirmiştir. Kureyş'ten hiçbir erkek kardeşimin oğlu Muhammed'e denk değildir; onların tamamından daha soylu ve temiz, daha akıllı ve daha paktır. Onun malı olsa da gerçekten de mal bir gölgeden başka bir şey değildir; geri alınacak bir emanettir. O, Hatice'ye isteklidir; Hatice de ona."
Hz. Ebu Talip, Varaka'ya şöyle dedi:
"Biz Hatice'yi istemeye geldik, kendisinden rızalık isteklerini ve istediğiniz mihri kendi malımızdan vereceğiz."
Zamanın âlimlerinden olan Varaka söze başladı ama Hz. Ebu Talib'e cevap veremeyecek durumda olduğu için sözlerinde titreme meydana geldi ve konuşamadı. Bu durumu gören Hz. Hatice (s.a.), Hz. Muhammed'e (s.a.a.) olan sonsuz arzu ve isteğinden dolayı mahcubiyet duyarak ve fasih bir dille Varaka'ya şöyle dedi:
"Bu konuda söz söylemek için benden daha fazla hak sahibisin ama benim yetkime benden fazla sahip değilsin. Ey Muhammed! Ben kendimi senin nikâhına geçirdim ve mihrim de kendi malımdandır. Amcana söyle, nikâh velimesi (yemeği) için bir deve kessin ve sen istediğin zaman karının yanına gelebilirsin."
Hz. Ebu Talip şöyle dedi:
"Ey hazır olanlar! Şahit olun, Hatice kendisini Muhammed'in nikâhına geçirdi ve mihrini de kendisi üstlenmiştir."
Daha sonra Kureyş'ten birisi şöyle dedi: "Kadının erkeğin vereceği mehri üstlenmesi şaşılacak şeydir." Daha sonra Kureyş'ten birisi şöyle dedi: "Kadının erkeğin vereceği mehri üstlenmesi şaşılacak şeydir."
Buna sinirlenen Hz. Ebu Talip ayağa kalkarak şöyle dedi:
"Eğer diğer erkekler de benim kardeşimin oğlu gibi olacak olsalar, o zaman kadınlar en pahalı bedel ve en yüksek mihirler vererek onlara talip olacaklardır."
Hz. Ebu Talip bir deve kesti ve peygamberlerin en üstünü ile kadınların hanımefendisi dünya evine girdiler.
Adem Birinci / diğer yazıları
- Hz. Hatice'tül Kübra -2- / 14.10.2026
- Hz. Hatice’tül Kübra (Hz. Hatice) -1- / 12.10.2026
- Başkomutan Atatürk’ün sözleriyle 30 Ağustos zaferi / 28.08.2026
- Salavatın önemi / 15.08.2026
- Zekâtını vermeyenin namazı kabul olmaz / 10.08.2026
- Dünyanın en büyük iman yürüyüşü: Erbain / 07.08.2026
- Ehl-İ Beyt hakikati / 02.08.2026
- İmam Ali’nin sırrı, Ehl-i Beyt’in gülü: Abdülkadir Geylânî / 07.07.2026
- Adım adım Kerbela -8- / 05.07.2026
- Adım adım Kerbela -7- / 04.07.2026
- Hz. Hatice’tül Kübra (Hz. Hatice) -1- / 12.10.2026
- Başkomutan Atatürk’ün sözleriyle 30 Ağustos zaferi / 28.08.2026
- Salavatın önemi / 15.08.2026
- Zekâtını vermeyenin namazı kabul olmaz / 10.08.2026
- Dünyanın en büyük iman yürüyüşü: Erbain / 07.08.2026
- Ehl-İ Beyt hakikati / 02.08.2026
- İmam Ali’nin sırrı, Ehl-i Beyt’in gülü: Abdülkadir Geylânî / 07.07.2026
- Adım adım Kerbela -8- / 05.07.2026
- Adım adım Kerbela -7- / 04.07.2026























































