logo
14 EKİM 2026

Kibir, hakikatin önüne geçer

14.10.2026 00:00:00
 
"Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden uzaklaştıracağım. Onlar, bütün mucizeleri görseler de iman etmezler; doğruluk yolunu görseler onu izlemezler. Fakat azgınlık yolunu görürlerse onu hemen benimserler. Bu, onların ayetlerimizi yalan saymalarından ve onlardan gafil olmalarından ileri gelir." (A'râf, 7/146)

Yüce Allah, A'râf Suresi'nin bu ayetinde haksız yere büyüklük taslayanların hakikate karşı nasıl bir tutum içine girdiklerini bildirir. Ayette dikkat çekilen tehlike, insanın yalnızca kendisini üstün görmesi değil, bu duygunun etkisiyle doğruyu görse bile kabul etmemesidir. Çünkü kibir, insanın bakışını kendi benliğine çevirirken hakikati değerlendirme yeteneğini zayıflatır. Böylece kişi, yanlıştan dönmek yerine onu savunmaya başlayabilir.

İnsan bazen doğruyu bilmediği için değil, doğruyu kabul etmek istemediği için yanlışa düşer. Çünkü hakikati kabul etmek, kimi zaman kendi düşüncesinden vazgeçmeyi, bir hatayı itiraf etmeyi veya yıllardır savunduğu bir kararın yanlışlığını görmeyi gerektirir. Nefis tam da bu noktada devreye girer: İnsana haklı olmayı, doğru olmaktan daha önemli göstermeye başlar.

Kibir, yalnızca kendini başkalarından üstün görmek değildir. Bazen insanın kendi düşüncesini tartışılmaz kabul etmesi, eleştiriyi düşmanlık sayması ve yanlışını savunmak için gerekçeler üretmesidir. Böylece insan hakikati aramak yerine kendi benliğini korumaya çalışır.

Nefis yanlışa nasıl kılıf bulur?

Bir insan hata yaptığında önünde iki yol vardır: Hatasını kabul edip düzeltmek veya kendisini haklı gösterecek gerekçeler aramak. İkinci yol daha kolay görünür. İnsan suçunu şartlara, başkalarına veya mecburiyetlere yükleyerek rahatlayabilir. Fakat her mazeret, gerçeği biraz daha görünmez hâle getirebilir.

Bu durum ailede, iş hayatında ve siyasette karşımıza çıkar. İnsanlar bazen bir düşüncenin doğruluğunu delilleriyle değerlendirmek yerine, onu kimin söylediğine bakarak karar verirler. Kendi taraflarından gelen yanlışı hoş görürken karşı taraftan gelen doğruyu reddedebilirler. Böylece hakikat, kişisel çıkarların ve aidiyetlerin gölgesinde kalır.

"Yeter Bırak Gafleti" şiirimizdeki şu dörtlük, insanın kendi benliğiyle hesaplaşmasına çağrıdır:

İnsan kendi putunu kendi eliyle yapar

Yaradan'ı bırakır kendi putuna tapar

Nefsi peşinde koşup en sonunda da sapar

Yeter bırak gafleti, sonra pişman olursun.

— Nazarî (Uğur Kepekçi)

Değerli dostlar, nefis mücadelesi yalnızca arzulara karşı koymak değildir. İnsan bazen kendi düşüncesine, öfkesine ve haklı çıkma arzusuna da karşı koymalıdır. Gerçek olgunluk, hiç hata yapmamak değil; hatayla karşılaştığında dürüst davranabilmektir.

İnsan yanıldığını kabul ettiğinde küçülmez; hakikati kendi benliğinden üstün tuttuğunu gösterir. Çünkü nefis, insana yalnızca daha fazlasını istemeyi değil, yanlışından vazgeçmemeyi de telkin eder.

Öyleyse kendimize şu soruyu soralım: Ben hakikati mi savunuyorum, yoksa haklı görünme arzum yüzünden kendi yanlışımı mı savunuyorum?

Nefis mücadelesinin önemli dönüm noktalarından biri, insanın bu soruya dürüstçe cevap verebilmesidir. Başkalarının kusurlarını görmek kolaydır; asıl mesele, kendi nefsimizin hakikatin önüne geçmesine izin vermemektir.

Vesselam…
 
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.