logo
28 EYLÜL 2026

23. Türkiye Hemofili Kongresi Antalya'da başladı

Antalya'da başlayan 23. Türkiye Hemofili Kongresi'nde hemofilide kanamayı önlemeye yönelik tedavilerde gelinen aşama, son 15 yılda yaşanan gelişmeler ve deri altı uygulamaların hastaların yaşamına etkisi gündeme geldi.

16.04.2026 13:39:00
İhlas Haber Ajansı
 
23. Türkiye Hemofili Kongresi Antalya'da başladı
23. Türkiye Hemofili Kongresi Antalya'da başladı
Antalya'da başlayan 23. Türkiye Hemofili Kongresi'nde hemofilide kanamayı önlemeye yönelik tedavilerde gelinen aşama, son 15 yılda yaşanan gelişmeler ve deri altı uygulamaların hastaların yaşamına etkisi gündeme geldi. Tedavide profilaksi yaklaşımının son yıllarda belirgin şekilde güç kazandığını belirten Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, "Yaklaşık 30 senedir kanamanın önlenmesi, yani profilaksi dediğimiz olay üzerinde çalışılıyor. Ama geldiğimiz dönemde artık son beş senedir zirveye ulaştı" dedi. Prof. Dr. Yeşim Dargaud, "Son 15 yıl içerisinde hemofili konusunda tedaviler, ürünler olağanın üzerinde gelişme kaydetti" derken, Prof. Dr. Kaan Kavaklı ise, "Deri altı tedaviler hastalarımızın ve ailelerimizin hayat kalitesini oldukça artırdı" ifadelerini kullandı.
Türkiye Hemofili Derneği ile Hemofili Dernekleri Federasyonu iş birliğinde düzenlenen 23. Türkiye Hemofili Kongresi, 15-17 Nisan tarihleri arasında Antalya'nın Belek turizm merkezinde gerçekleştiriliyor. Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında, kalıtsal kanama bozuklukları olan hemofilide farkındalık, yaşam kalitesi ve en güncel tedavi yöntemleri ele alındı. Uzman sağlık profesyonellerinin yanı sıra hasta ve hasta yakınlarının da katıldığı kongrede, hem bilimsel gelişmeler hem de tedaviye erişimde gelinen aşama değerlendirildi.

Türkiye, dünyada sürdürülen klinik çalışmalarda yüzde 10'un üzerinde yer alıyor
Açılış konuşmasını yapan İstanbul Üniversitesi Rektörü ve Türkiye Hemofili Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, Türkiye'nin hemofili alanındaki küresel klinik çalışmalarda önemli bir paya sahip olduğunu belirtti. Zülfikar, dünyada halen bin 102 klinik çalışma yürütüldüğünü, Türkiye'nin bunların 121'inde yer aldığını söyleyerek, "Türkiye dünyada yapılan klinik çalışmalarda yüzde 10'undan daha fazla bulunuyor. Burada öncelik hastaların derdine derman olabilmektir. Şifasına vesile olabilmektir" ifadelerini kullandı.
Araştırmaların ikinci amacının bilgiyi derinleştirmek ve yeni bilgi üretmek olduğunu belirten Zülfikar, araştırma geliştirme faaliyetlerinin yayına dönüştürülmesinin ve mümkün olduğunda ürünlerin hastaların kullanımına sunulmasının önem taşıdığını ifade etti.

"Bugün hastalarımız normal yaşam süreçlerini sürdürüyorlar"
Lyon Üniversitesi Hemostaz Merkezi Başkanı Prof. Dr. Yeşim Dargaud ise, hemofili tedavisinde son 15 yıl içinde önemli gelişmeler yaşandığını söyledi. Dargaud, "Son 15 yıl içerisinde hemofili konusunda tedaviler, ürünler olağanın üzerinde gelişme kaydetti. Bunlar hastalar açısından gerçekten ümidimizin üzerinde gelişmeler oldu" dedi.
Bu gelişmelerin hastaların geleceği açısından umut verici olduğunu kaydeden Dargaud, hemofili hastalığının tarihi seyrine de değindi. 1900'lü yıllarda hemofili hastalarının yaşam süresinin 12-13 yaş civarında olduğunu belirten Dargaud, bugün ise geliştirilen tedaviler sayesinde hastaların 60-70-80 yaşlarına kadar yaşayabildiğini ifade etti. Dargaud, "Bugün hastalarımız normal yaşam süreçlerini sürdürüyorlar. Sanki hastalığı olmayan insanlar gibi 60-70-80 yaşına kadar devam ediyorlar. Bunlar ürünler ve tedaviler sayesinde oldu" şeklinde konuştu.

Çocuklarda beyin kanamalarında büyük düşüş
Yeni tedavi yöntemlerinin özellikle çocuk hastalar açısından önemli sonuçlar doğurduğunu belirten Dargaud, geçmişte yalnızca damardan uygulanabilen faktör tedavilerinin yeni doğan ve küçük yaş grubundaki çocuklarda büyük güçlük oluşturduğunu söyledi. Bu nedenle tüm çabalara rağmen beyin kanamaları görülebildiğini ifade eden Dargaud, cilt altı ilaçlarla birlikte bu tabloda önemli bir değişim yaşandığını dile getirdi. Dargaud, "Hemofili hastalarında yeni doğan dönemi ve özellikle yaşamın ilk 4-5 yılı en hassas dönemlerden biri. Bu süreçte bizi en çok korkutan tablo ise beyin kanamaları. Yaklaşık 10 yıl öncesine kadar yalnızca damardan uygulanabilen faktör tedavileri vardı. Ancak yeni doğan çocuklara haftada birkaç kez damar yoluyla enjeksiyon yapmak aileler için son derece zordu. Tedavinin uygulamadaki güçlüğü ve ürünlerin etki sürelerinin sınırlı olması nedeniyle, tüm çabalara rağmen beyin kanamaları görülebiliyordu. Cilt altı ilaçların devreye girmesiyle birlikte bu tabloda önemli bir değişim yaşandı. Bugün Avrupa'da bu ilaçlara neredeyse doğumdan itibaren başlanıyor. Bu sayede çocuklarda beyin kanamalarında çok büyük bir düşüş sağlandı. Nitekim ben, cilt altı ilaçların kullanılmaya başlamasından bu yana Fransa'da son 5 yılda bu tür bir vakaya rastlandığını duymadım" dedi.

"Deri altı tedaviler hayat kalitesini oldukça artırdı"
Hemofili Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Prof. Dr. Kaan Kavaklı da doğumsal kanama hastalıklarının genetik ve hayat boyu devam eden hastalıklar olduğunu söyledi. Bu nedenle hastaların, ailelerin ve sağlık çalışanlarının uzun süreli bir tedavi sürecinin parçası olduğunu belirten Kavaklı, kongrede doktorlar, hemşireler, hastalar ve dernek yetkililerinin bir araya geldiğini ifade etti. Hastaların geçmişte bebeklikten itibaren haftada 2-3 kez damar yoluyla tedavi almak zorunda kaldığını belirten Kavaklı, "1-2 yaşından başlayarak 10 yaşına, 15 yaşına, 35-40, 50-60 yaşına kadar bu tedaviyi götürmek oldukça zordu. Neyse ki son 5-6 yılda deri altından uygulanan ilaçlar ortaya çıktı. Onlar da Türkiye'ye geldi çok şükür, hastalarımızın ve ailelerimizin hayat kalitesini oldukça artırdı" diye konuştu.
Özellikle bebek ve çocuk hastalarda bu ilaçların başarılı sonuçlar verdiğini belirten Kavaklı, diğer yaş gruplarındaki hastaların da bu tedavilerden yararlanmasını istediklerini söyledi.

Geri ödeme sisteminde yeni beklenti
Kavaklı, Türkiye'de SGK tarafından damar yoluyla kullanılan temel ürünlerin geri ödeme kapsamında karşılandığını, bu ürünlerin hastaların kanamadan ölmesini engellediğini ve ameliyat olmalarını sağladığını kaydetti. Deri altı ürünlerin yeni yeni Türkiye'ye girdiğini belirten Kavaklı, "Deri altı tedavi seçenekleri Türkiye'de henüz yeni uygulanmaya başlandığı için bu alandaki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Daha fazla hastamızın bu tedavilerden yararlanabilmesi, uzun yıllar kullanabilecekleri daha kolay uygulanan yöntemlere geçebilmesi için geri ödeme sisteminde de önemli katkılar bekliyoruz" dedi.

"Kanamayı önlemede son 5 yılda zirveye ulaşıldı"
Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, 17 Nisan Dünya Hemofili Günü kapsamında farkındalığı artırmayı amaçladıklarını belirterek, benzer şikayetleri olan kişilerin hekime ve sağlık kuruluşlarına başvurması gerektiğini söyledi. Kalıtsal kanama bozukluğu olanlarda artık yalnızca kanamayı durdurmanın değil, kanamayı önlemenin ön plana çıktığını belirten Zülfikar, "Hastalarımızla konuştuğumuzda bir kanama yaşandığında sık sık 'Ne kadar şansım var'' sorusuyla karşılaşıyoruz. Çünkü burada temel mesele kanamayı durdurabilmek. Kanama, hayatın en büyük risklerinden biri; kontrol altına alınamadığında ölümcül sonuçlara yol açabiliyor. Bu nedenle tıp dünyası, kanamanın nasıl durdurulacağı ve nasıl önleneceği üzerine yoğun şekilde çalışıyor. Kalıtsal kanama bozukluğu olan bireylerin ise bu riski hayatın olağan bir parçası olarak her gün hissettiğini unutmamak gerekiyor. Başkaları için savaş ya da cinayet gibi olağanüstü durumlarda akla gelen kanama riski, bu hastalar için günlük yaşamın içinde karşılık bulan bir tehlike. Bu yüzden günümüzde kalıtsal kanama bozukluğu olan hastalarda yalnızca kanamayı durdurmak değil, kanamanın hiç oluşmamasını sağlamak da öncelikli hedef haline geldi. Yaklaşık otuz senedir kanamanın önlenmesi yani profilaksi dediğimiz olay üzerinde çalışılıyor. Ama geldiğimiz dönemde artık son beş senedir zirveye ulaştı. Son 10 senede de tedavi araçlarının, tedavi malzemelerinin daha kolay ulaşılabilir ve daha kolay uygulanabilirliği üzerinde gidiyoruz. Ülkemiz bu ürünlere ulaşımı sağladı, erişilebilir oldu bu ürünler. Ama bu erişilebilir ürünlerden tedaviyi kolaylaştıracak olanlara geçişimiz üzerinde konuşuyoruz" ifadelerini kulandı.
Tedavideki ilerlemelerin hastanede kalış sürelerini, cerrahi müdahale maliyetlerini ve faktör ücretlerini azalttığını belirten Zülfikar, yeni yöntemlerin maddi açıdan da önemli sonuçlar doğurduğunu söyledi. Zülfikar, "Hastanede kalma süresi, proteze verilen ücret, ameliyat için harcadığımız faktör ücretleri bir kenara konulduğunda yapılan uygulamalar maddi açıdan da ekonomik tercihlerdir" ifadelerini kullandı.

Çocuklarda yeni tablo
Prof. Dr. Kaan Kavaklı, son 15 yılda geliştirilen ilaçlarla birlikte çocukların ve gençlerin eğitim ve sosyal yaşamında önemli değişim görüldüğünü söyledi. Daha önce çocukların evde kalmak zorunda olduğunu, bugün ise ilkokulu bitiren, ortaokul ve üniversiteye başlayan, meslek sahibi olan gençlerle karşılaştıklarını belirten Kavaklı, Türkiye'de yaklaşık 1-2 yıldır deri altı ilaçların kullanıldığını ve özellikle küçük çocuklar ile ailelerinin bu tedavilerden memnun olduğunu ifade etti. Kavaklı, "Şu anda ilkokulu bitiren, ortaokul ve üniversiteye başlayan, değişik mesleklere kavuşan gençlerle bir aradayız" dedi.

Kadın taşıyıcılar için dikkat çeken uyarı
Prof. Dr. Yeşim Dargaud, bugün cilt altı ilaçlarla profilaksi görme şansı bulunan çocuklarda eklemlerin daha iyi korunabildiğini ancak geçmişte yeterli tedavi alamamış erişkin hastalarda eklem içi kanamaların yol açtığı hasarın sürdüğüne işaret etti. Dargaud, "Bugünkü hemofili çocukları bu cilt altı ilaçlarla profilaksi görme şansı olan çocuklar, eklemlerini gayet güzel koruyabildiğimiz hastalar. Onların inşallah gelecekte böyle eklem problemleri olmayacak, proteze falan ihtiyaçları olmayacak. Ama şunu da bilmek lazım ki bu hastalar eklem içinde kanıyorlar ve kanın eklem içindeki neden olduğu tahribat geri çevrilemeyen bir reaksiyon" dedi.
Erişkin hastalarda ağrı, artroz ve protez ihtiyacının sürdüğünü belirten Dargaud, "Şimdi erişkin olan hastalar, eklemleri bu şekilde olan hastalar, ilaçlarımız her ne kadar düzgün olsa da maalesef ağrıları var, maalesef artroz problemleri var ve gene de proteze ihtiyaçları var. Bunun da çaresini bulmuş değiliz" diye konuştu.

Kadınlarda kanama bozukluğu olanlar mercek altına alınmalı
Prof. Dr. Yeşim Dargaud, hemofili genini taşıyan kadınların da uzun yıllar göz ardı edildiğine dikkat çekerken, kadın kanama bozukluğu olanların mercek altına alınması gerektiğini dile getirdi. "Genelde hep hemofiliyi kadınlar veriyor, kendileri hasta değil denirdi. Hayır. Kadınların bir geninde hastalık var, diğerinde yok. Dolayısıyla hafif hemofilik erkek hastalar gibi yaklaşık yüzde 30'u da kanamalı olabilir" dedi.
Bu kadınların bulunması ve tedavi edilmesi gerektiğini belirten Dargaud, "Şimdi gidip bu kadınları da bulmak lazım. Çünkü onların da regl olduklarında aşırı kanamaları var, anemileri var. Bunların da tedavisini düzgün yapmamız lazım" ifadelerini kullandı.

"Hemofili merkezlerinin sayısı artmalı"
Prof. Dr. Kaan Kavaklı ise yeni tedavilerin gelecekte oluşabilecek hasarları önleyebildiğini, ancak geçmişte eklem kanamaları yaşamış erişkin hastalarda ortopedik sorunların sürdüğünü söyledi. Bu nedenle hemofili hastalarına yönelik ameliyatları yapabilecek uzmanlaşmış merkezlerin sayısının artırılması gerektiğini belirten Kavaklı, "Hayat boyu devam eden hastalıkta, daha önceki yıllarda imkanlardan yeteri kadar faydalanmayıp son yıllarda bu gelişmeden faydalanan hastalarda daha önceki eklem problemlerinin bir bölümü devam ediyor. Ve bunların ortopedik ameliyatlara ihtiyacı var. Şu anda yeni tanı koyduğumuz 5-10 yıldakiler çok sağlıklı gidiyor, hiçbir eklem kanamaları olmadan. Ama şu anda yaşı 15-20-30 olanlarda eskiden kaynaklanan eklem problemleri var" dedi.
Türkiye'de bu ameliyatların daha çok İstanbul Üniversitesi ve Ege Üniversitesi'nde yapıldığını ifade eden Kavaklı, "Türkiye'nin her yerinden gelen hastaların ameliyatlarını yapmaya çalışıyoruz ama bu tabii 80 milyonluk bir ülkede yetmez. Demek ki daha kapsamlı hemofili merkezlerinin de sayısının artması lazım" ifadelerini kullandı.

"Türkiye'de 120 bin kişilik bir topluluğa hitap ediyor"
Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, hemofili hastalığına Türkiye'de 10 binde bir rastlandığını söyledi. Tanı konulamamış hastalar, yurt dışına göç etmiş aileler ve diğer kalıtsal kanama bozuklukları da dikkate alındığında çok daha geniş bir topluluğun söz konusu olduğunu belirten Zülfikar, "Sadece hemofili A değil, B'si, Von Willebrand'ı ve diğerlerini topladığınız zaman bu yaklaşık 120 bin kişilik bir kitleye hitap ediyor" dedi.İHA

Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı

Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı

28.09.2026 14:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele ekiplerince DEAŞ'a yönelik operasyon gerçekleştirildi.



Jandarma ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında yabancı uyruklu R.K.Q.B., W.K.Q.B., R.H.K.B., N.T.H.M. ve N.T.G. isimli şahısların adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere Özel Harekat Timlerinin de katılımıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından işlemleri yapılmak üzere İl Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek

28.09.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
20 milyar dolarlık büyüklüğe ve 450 binin üzerinde hesap sahibine ulaşan fon soruşturmasında tasfiye koşulları netleşiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikle 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesinin gündeme geldiği belirtildi.

Toplam büyüklüğü 20 milyar dolara ulaşan ve 450 binin üstündeki hesap sahibini doğrudan ilgilendiren fon kriziyle ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma giderek derinleştirilirken, kapatılan fonların tasfiyesine ilişkin koşullar da netleşmeye başladı. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikli olarak 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesi yönünde karar çıktığı ifade ediliyor. Son üç aylık dönem başta olmak üzere soruşturmaya konu fonlardaki tüm hesap hareketleri detaylıca incelenecek. Devam eden soruşturmada tutuklu sayısı 51'e yükselirken, 46 düzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı ise kaçırma, değer azaltma, üçüncü kişilere devrin önlenmesi amacıyla donduruldu.

Kapsamda hangi fonlar var?
Son dönemlerde çok sayıda operasyona imza atan Adalet Bakanlığı'nın en kapsamlı soruşturmasını fonlarla ilgili sürdürülen soruşturma oluşturuyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürüttüğü fon soruşturmasında, 7 yatırım şirketine ait fonların para ve yatırımcı trafiğinin ortaya çıkarılması için Merkezi Kayıt Kuruluşuna müzekkere yazdı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen 2026/149004 sayılı fon soruşturması kapsamında 22 Eylül'de Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan fonlara ilişkin ayrıntılı yatırımcı ve işlem kayıtlarını istedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı MKK'ya yaptığı başvuruda, Pusula Finans Anonim Şirketi, Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Hedef Portföy Yönetimi A.Ş., Bulls Yatırım Menkul Değerler A.Ş., A1 Capital Menkul Değerler A.Ş., Atlas Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklığı ile Pardus Menkul Kıymetler A.Ş. ile bağlantılı fonlara ilişkin kayıtların incelenmesini istedi. TCK'nın suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürütülen soruşturmada tasfiye tarihine kadar yapılan yatırımcı bazlı tüm hareketlerin tespiti istendi.

Para hareketleri ortaya çıkarılacak
Yatırımcıların fonlardaki alım-satım işlemlerinin TL karşılıkları, mevcut hesaplardaki katılma payı değerleri, pay oranları ve benzeri nitelikteki kayıtları isteyen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, fonlardaki yatırımcı hareketlerinin dönemsel olarak ortaya çıkarılarak, para trafiğinin ayrıntılı biçimde incelenmesini hedefliyor. Savcılığın MKK'dan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek. Soruşturmaya ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmede bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, amacın birikimlerin istismarına izin vermemek ve mağduriyetin kanunun öngördüğü koşullar çerçevesinde giderilmesinin amaçlandığını bildirdi. Bakan Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından "suç işlemek amacıyla örgüt kurma-üye olma", "nitelikli dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "sermaye piyasası kanununa muhalefet" suçları kapsamında yürütülen soruşturmada, para hareketlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktardı.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti

28.09.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti.

AYM'nin 24 Eylül'de yayımladığı 29 Eylül Genel Kurul gündeminin ilk sırasında, E.2026/9 (Değişik İşler) numaralı dosya yer aldı. Gündemde dosyanın konusu, "Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılığı ileri sürülerek anılan Kanun'un 104. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebi" olarak belirtildi.

Süreç, Yenilik Partisi'nin itirazıyla başladı
Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi, "Yeni Parti" adının kendi parti adıyla karıştırılabileceğini savunarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yılmaz, "Yeni" ve "Yenilik" ifadelerinin seçmen açısından karışıklığa yol açabileceğini ve Yeni Parti isminde ayırt edici bir ek bulunmadığını ileri sürdü.

Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Eylül'de Yeni Parti'ye isim değişikliği talebi içeren bir tebligat gönderdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti adının belirlenmesinde mevcut içtihatların dikkate alındığını belirterek isim benzerliği iddiasına karşı çıktı.

İki seçenek konuşuluyor
Yeni Parti yetkilileri isim benzerliği olmadığını belirtmiş, "Buna rağmen aksi yönde bir karar çıkarsa küçük bir değişiklikle yola devam ederiz" mesajını vermişti.

Kulislerde "Halkın Yeni Partisi" ve "Değişim Partisi" gündeme gelen seçenekler arasında yer alıyor.

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul'da etkili olan sağanak nedeniyle su basan Zincirlikuyu'daki alt geçit, araç trafiğine kapatıldı

28.09.2026 00:10:00
AA
 
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezinin (AKOM) uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde sağanak etkisini gösterdi.

Yağış nedeniyle caddelerde su birikintileri oluştu, sürücüler ve yayalar zor anlar yaşadı.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı. Alt geçidin araç trafiğine kapatılması nedeniyle bazı otobüsler seferlerini yapamadı.

Kağıthane'de de Güzeldere Caddesi'nde su birikintisi oluştu. Caddede ilerleyen araçlar güçlük çekti.

Beylikdüzü, Esenyurt ve Sultangazi'de de yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor.

 

Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak

Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak

27.09.2026 19:57:00
Haber Merkezi
 
  Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak
  Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak
Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlık edeceği toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak. Konunun mali ve adli boyutlarına ilişkin son durum hakkında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Adalet Bakanı Akın Gürlek'in kurul üyelerine bilgi vermesi bekleniyor.

Toplantıda fon krizi nedeniyle mağdur olanlar için atılacak adımlarla, benzer sorunların yaşanmaması için alınacak idari ve finansal tedbirler değerlendirilecek.

Toplantıda terörsüz Türkiye sürecinde terör örgütünün silah bırakma süreci de değerlendirilecek. Sincar dahil Irak'ın kuzeyindeki PKK unsurlarının silah bırakma süreci ile Suriye'de YPG'nin entegrasyonuna ilişkin süreçteki son durum istihbarat raporları eşliğinde masada olacak.

Kabine toplantısında dış politika başlıkları da konuşulacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Zirvesi'nde gerçekleştirdiği görüşmeler konusunda kurul üyelerini bilgilendirmesi bekleniyor.

Ukrayna-Rusya savaşı ve Karadeniz'deki seyir güvenliği, ABD-İran gerilimi ve ateşkes çabaları, Husilerin Suudi Arabistan'a dönük saldırıları, ve Gazze gibi başlıkların da kabinede değerlendirileceği belirtiliyor.

Toplantıda 1 Ekim'de başlayacak yeni yasama yılı öncesinde meclis gündemine getirilecek öncelikli yasa teklifleri de masada olacak.

Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu

Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu

27.09.2026 19:06:00 / Güncelleme: 27.09.2026 19:08:31
Haber Merkezi
 
Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu
Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu
Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin olarak başlatılan soruşturmada daha önce gözaltına alınıp 4 gün önce serbest bırakılan cezaevi doktoru Turgay Tamer, Büyükçekmece'deki evinde ölü bulundu. Tamer'in kesin ölüm nedeni, otopsinin ardından belirlenecek.

Kozinoğlu'nun 2011 yılında Silivri Cezaevi'nde ölümüne ilişkin olarak yeniden başlatılan soruşturmada cezaevi ve sağlık kayıtlarında dikkat çeken ayrıntılar ortaya çıkmış, Kozinoğlu'nun ilk yardım çağrısının ardından cezaevi görevlilerinin koğuş kapısını yaklaşık 10 dakika sonra açtığı, 112'ye ise olaydan yaklaşık 17 dakika sonra haber verildiği tespit edilmişti. Ayrıca Kozinoğlu'nun ilk yardım çağrısından sağlık ekibinin kendisine ulaşmasına kadar 29 dakika 36 saniye geçtiği belirlenirken, kampüste bulunması gereken ambulans ekibinin yemek için Silivri merkeze gittiği, nöbetçi doktorun ise olaydan haberdar edilmediğini söylediği belirtilmişti.

Başsavcılık tarafından yapılan bilgilendirmede, Tamer'in Kozinoğluna herhangi bir tıbbi müdahalede bulunmadığını belirtildi.

Serbest bırakıldı, 4 gün sonra öldü
Soruşturmada ikinci dalga operasyon düzenlenmiş, operasyonda cezaevi doktoru Tamer de gözaltına alınmıştı. Tamer, serbest bırakılmasından 4 gün sonra Büyükçekmece'deki evinde ölü bulundu.

Tamer'in hâlihazırda el ayak iltihabı rahatsızlığının bulunduğu ve iltihap şişliklerinden dolayı yürümekte dahi zorlandığı; bu sebeple bir süredir doktorluk mesleğini de yapamadığı belirtildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.