logo
09 MAYIS 2026

'418 milyar doları getireceğim'

Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ülkeye baharı, kardeşliği, birlikteliği ve huzuru getireceğini söyledi.

 

29.04.2023 17:32:00
'418 milyar doları getireceğim'
'418 milyar doları getireceğim'

Millet İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu, Kayseri Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, alanda bulunanlara, gençlerin, halkın, işçinin, çiftçinin, köylünün, emeklinin, sanayicinin, garibin iktidarı, adaletli bir iktidar için son ana kadar çalışacaklarını ifade etti.

Kayseri'nin 1974 yılından bu yana kendi dinamikleriyle büyüyen Anadolu'nun kilit illerinden olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, kentin son yıllarda kan kaybettiğini savundu.

Kentte kişi başına düşen gelirin düşmeye başladığını öne süren Kılıçdaroğlu, "İnsanlar işsiz olmaya başladı, çok sayıda insan yoksulluğa, fakirliğe mahkum edildi. Bunları gayet iyi biliyorum, şimdi bunu değiştirmek zorundayız." diye konuştu.

- "Bay Kemal söz verdimi sözünden dönmez"

Kılıçdaroğlu, Kayseri'yi yine bölgenin en güçlü illerinden biri haline getirmek zorunda olduklarını aktararak, şunları kaydetti:

"Kayseri kilit bir kent, Orta Anadolu'nun kilit kenti. Yıllardır hızlı tren sözü veriyorlar, her gelen hızlı tren sözü veriyor, her gelen, 'Yapacağız' diyor, 22 yıldır yapamadılar. Ama unutmayın, Bay Kemal söz verdimi sözünden dönmez. O tren buraya gelecek. Sadece hızlı tren mi, hayır. Kayseri'yi eğer demir yoluyla denize bağlamazsanız ihracatta beklediğiniz performansı sağlayamazsınız. Demir yolunu aynı zamanda Kayseri'den Mersin'e, İskenderun'a bağlayacağız. Aynı zamanda şunu da yapacağız, merkez Türkiye projesini büyüttük. Aynı zamanda Samandağ'dan başlayıp Mersin'e kadar olan hattı Akdeniz'in en büyük üretim üssü haline getireceğiz. Dolayısıyla Türkiye üreten değil, Türkiye aynı zamanda dünyayla rekabet eden bir ülke haline gelecek."

Üniversitelerinin bilgi üreten, teknolojide önemli adımlar atan bir Türkiye hedeflediklerini belirten Kılıçdaroğlu, Atatürk Havalimanı'nı uzay araştırmaları merkezi yapacaklarını ifade etti.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün hayalini gerçekleştirmek istediklerini söyleyen Kılıçdaroğlu, bundan da hiç kimsenin endişesinin olmamasını istedi.

Kılıçdaroğlu, hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği bir Türkiye inşa edeceklerini aktararak, "Göreceksiniz, bunu yapacağız. Beşli çetelerin at koşturduğu bir Türkiye'yi değil, herkesin caddelerinde, sokaklarında huzur içinde gezdiği bir Türkiye inşa edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

- "Bu ülkeye baharı getireceğim"

Vatandaşına hizmet eden bir devlet anlayışına doğru yürüyeceklerini dile getiren Kılıçdaroğlu, "Beraber geleceğiz, birlikte geleceğiz. Bu ülkeye baharı getireceğim, bu ülkeye kardeşliği getireceğim, bu ülkeye birlikteliği getireceğim, bu ülkeye huzuru getireceğim. Hiç kimsenin kimliğinden, inancından dolayı sorgulanmadığı güzel bir Türkiye'yi inşa edeceğim. Göreceksiniz, beraber kucaklaşacağız, Türkiye kucaklaşacak." dedi.

Kılıçdaroğlu, Kayseri'nin kooperatif mağdurlarının sorunlarını, oralarda dönen dolapları da bildiğini anlatarak, şöyle devam etti:

"Türkiye'de dönen dolapları biliyorum. Hani diyorum ya 418 milyar doları getireceğim, bu halkın cebine koyacağım diye, itiraz ediyorlar, 'Parayı getiremezsin.' diyorlar. Hiç endişe etmeyin, bu kardeşiniz malı götürenlerin hepsini biliyor. Hangi bankalara yatırdıklarını, Amerika'yı da biliyor, İngiltere'yi de biliyor, nerelerde oturduklarını biliyor, hangi bankalara para yatırdıklarını biliyor. Tek tek, son kuruşuna kadar getireceğim, alın terinin hakkını, hukukunu teslim edeceğim. 2015 yılından bu yana, 'Emekliye Ramazan ve Kurban Bayramı'nda asgari ücret kadar bir ikramiye ödeyin.' dedim, bu kadar basit. Yılın iki seferinde bunu ödeyin dedim. 'Parayı nereden bulacaksın', önce o yaygara başladı. Bulacaksın, devleti yöneteceksin, para var bütçede. Bütçedeki paranın nereye harcandığına siyasi iktidar karar verir. Siyasi iktidar, 'Emekliye vermeyeceğim.' dedi. Ben de ısrar ettim sonra vermeye başladılar. Ama 1000 lira. Sonra aradan bir zaman geçti, seçim yaklaştı, biraz yükselttiler. Şimdi asgari ücret kadar vereceksiniz dedim. Allah nasip eder, sizlerin oylarıyla iktidar olduğumuzda emeklilerimiz bankaya gidecekler, orada Kurban Bayramı'nda 15 bin lira para yattığını göreceksiniz. Yine bağırıyorlar, 'Vay efendim parayı nereden bulacaksın'' Kardeşim, beşli çetelere gelince para var, malı götürenlere para var, yandaşa para var ama emekçiye gelince para yok. Bulacağım, o beşli çetelerden alacağım, emekçiye vereceğim, hiç endişe etmeyin."

Adaletin sadece mahkeme salonlarında olmadığını, hayatın her alanında olması gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Emekçiye, açlık sınırının altında aylık veriyorsan orada adalet yok demektir. Açlık sınırını ben belirlemiyorum, Türk-İş belirliyor. Emekçiye açlık sınırının altında aylık veriyorsun." dedi.

- "5 milyon 300 bin genç dünya siyaset tarihine güzel bir armağan bırakacak"

Emeklinin genç yaşında çalışmaya başlayan, üreten, alın teri döken, primini yatıran, zamanı gelince de emekli olan ve insanca bir hayat sürdürmeye çalışan kişi olduğunu ifade eden Kılaçdaroğlu, şöyle dedi:

"Emeklinin tatil hakkı yok mu Allah aşkına. Yıllar yılı Türkiye'nin büyümesine, kalkınmasına katkıda bulundu. Emekliyi açlığa mahkum ettin, ettirmeyeceğiz. Beşli çeteleri açlığa mahkum ettireceğiz ama vatandaşı değil. Benim umudum da sizsiniz. Dersime iyi çalıştım, Kayseri'de ilk kez sandığa gidip, oy kullanacak genç sayısı 88 bin 29 kişi. 88 bin 29 genç sandığa gidecek, oy kullanacak .Türkiye genelinde yaklaşık 5 milyon 300 bin genç sandığa gidecek, oy kullanacak. 5 milyon 300 bin genç dünya siyaset tarihine güzel bir armağan bırakacak. Bütün dünyaya şunu söyleyecek, 'Türkiye'de otoriter bir rejim vardı, tweet atarken bile çekiniyorduk, eleştirirken bile çekiniyorduk, annelerimiz, babalarımız bizi uyarıyorlardı, aman sakın tweet atma, gözaltına alınırsın diye biz otoriter bir yönetimi demokratik yollarla gönderdik. Onu aşağıya indirdik, yerine demokrasiye inanan bir kişiyi getirdik.' diyeceksiniz."

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı seçildiğinde de eleştiriye açık olacağını söyledi.

Siyaset ve siyasetçinin eleştiriden ders çıkarmak zorunda olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Bizim eksiğimiz olabilir, yanlışımız olabilir ama birisi eleştirdiği zaman ona bakmamız lazım, 'Hata mı yapıyoruz acaba' Bir yanlışımız mı var acaba'' Demokrasi budur. Demokrasi hoşgörü seçimidir. Demokrasi insanların düşüncelerini özgürce açıkladığı bir rejimin adıdır, bunu unutmayın." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, iktidara geldiklerinde uyuşturucu baronlarıyla da mücadele edeceklerini dile getirerek, "Size sözüm var. Gencecik evlatlarımı zehirleyen o uyuşturucu baronlarının kökünü de kazıyacağım. Tamamını göndereceğim." ifadesini kullandı.

- "En geç 2 yıl içerisinde onları Suriye'ye uğurlayacağız"

Türkiye'nin sınırlarıyla ilgili çalışma yapacaklarını da aktaran Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Bakın bütün sınırlarımız yol geçen hanına döndü. Hani sınırdaki tabela ne diyordu, 'Vatan namustur, sınır namustur.' Sınır namussa nasıl oluyor da yol geçen anına dönüyor' 3 milyon 600 bin Suriyeli kardeşimiz var. En geç 2 yıl içerisinde onları Suriye'ye uğurlayacağız. Bay Kemal söz verdi mi tutar. Barışacağız Suriye'yle, büyükelçilikleri açacağız. Onların can ve mal güvenliğini sağlayacağız. Onlara her türlü imkanı sağlayacağız. 'Kardeşim, buyur kendi ülkene. Tatil yapmak istiyorsan gelebilirsin Türkiye'ye. Yemek yemek istiyorsan gelebilirsin. Düğün yapmak için gelebilirsin.' Bunların tamamını gerçekleştireceğiz."

- "Bir çocuk yatağa aç giriyorsa Bay Kemal de açtır"

Kılıçdaroğlu, ev sahibi ile kiracı sorunlarıyla da ilgileneceklerine değinerek, "Başka bir şey daha, kiralar aldı başını gidiyor. Şu anda mahkemelerde en çok görülen dava ev sahibi-kiracı davası. Bakın, 22 yıl çözemediler. TOKİ daha önce 1,5 milyon civarında konut yaparken son 22 yılda 500 bin civarında konut yaptı. Kime yapıyor bu konutları, sırtı kalınlara yapıyor. Bay Kemal sırtı kalınlardan yana mıdır, Bay Kemal halktan yanadır, halk için çalışır, halk için mücadele eder. Bir çocuk yatağa aç giriyorsa Bay Kemal de açtır. Bir çocuk elektrik parası kesildi diye karanlığa mahkum edildiyse Bay Kemal de karanlıktadır. Bakın evimde bir hafta elektriği kestim. Niçin, sırf elektriği kesilen vatandaşları bütün Türkiye hissetsin diye. Kışın ortasında bir ailenin, yoksul ailenin elektriği kesilir mi' Yoksul, fakir ailenin doğal gazı kesilir mi' Bunların tamamını düzelteceğim." değerlendirmesinde bulundu.

Aile Desteği Sigortası ile bütün kadınların geleceğini güvence altına alacaklarını vadeden Kılıçdaroğlu, hiçbir kadının "Ben yoksulum" demeyeceğini kaydetti.

Kul hakkı yemediğini ve yedirmeyeceğini ifade eden Kılıçdaroğlu, 27,5 yıl devlette çalıştığını, siyasete girdiği gün bütün mal varlığını kamuoyuna açıkladığını anlattı.

Kılıçdaroğlu, siyasetin zenginleşme alanı olmadığına işaret ederek, şöyle devam etti:

"Bir kişi siyasette zenginleşiyorsa bilin ki malı götürüyordur. Bundan emin olun. Siyaset farklı bir şeydir. Siyaset halka hizmet etme aracıdır, zenginleşme aracı değildir. Onların malı götürdüğünü biliyoruz. Nereye götürdüğünü biliyoruz. 35 katlı gökdelen yaptıklarını biliyorum. Muhammed Ali Clay'in çiftliğini satın aldıklarını biliyorum. Dünyalıklarını yurt dışına götürdüklerini biliyorum. Tamamını getireceğim. Bu milletten çalınanın tamamını getireceğim. Kul hakkı yemedin, kul hakkı yedirmeyeceğim."

Sinan Ateş ve Gaffar Okkan'ın faillerini de yakalayıp yargıya teslim edeceklerini söyleyen Kılıçdaroğlu, adaleti sağlayacaklarını belirtti.

- "Milliyetçilik güçlü bir Türkiye olmaktır"

Kılıçdaroğlu, milliyetçiliğin CHP'nin 6 okundan birisi olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu:

"Milliyetçilik vatanseverliktir. Milliyetçilik kendi parasının, ülkesinin parasının değerini korumaktır. Milliyetçilik herkesin iş, aş sahibi olmasını sağlamaktır. Milliyetçilik güçlü bir Türkiye olmaktır. Milliyetçilik, egemen güçlerin karşısında diz çökmemektir. Milliyetçilik, 85 milyonun onuruyla yaşaması demektir. Bakınız Suriye'de 34 askerimiz şehit edildi değil mi' Vuran kimdi, Rusya'ydı. Bir baktık bir şey oldu. Bu ülkenin cumhurbaşkanı gitti Putin'in ayağına. Yahu şehit olan bizim askerimiz. Sen oraya niye gidiyorsun' Özür dilenecekse onların özür dilemesi lazım. Putin ne yaptı, kapıda bekletti. Kronometreyi açtı. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nın kapıda ne kadar beklediğini bütün dünyaya gösterdi. Ondan sonra içeriye çağırdı, 'Gel, koltuğa oturabilirsin.' dedi. Benim ağırıma gider. Siyasi rakibim ama ağırıma gider. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni temsil eden birisi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni bu pozisyona düşüremez. Bay Kemal asla bu tür şeylere izin vermez, herkesin bilmesini isterim."

Hiç kimsenin önünde diz çökmeyeceklerini aktaran Kılıçdaroğlu, "Bizim 20 milyar dolar değerindeki tank palet fabrikasını Katar ordusuna sattılar. O fabrikayı alacağım, ordumuza vereceğim, hiç kimse endişe etmesin. Yine aynı şekilde GATA Gülhane Askeri Tıp Akademisi. Askeri hastaneler, tamamını kapattılar. Dünyada hastanesi olmayan tek ordu bizim ordumuz. Hepsini aldılar, vermiyorlar. Asker kardeşim, askeri hastanenin açık olması lazım, vermediler. Az kaldı, o hastanenin tamamını açacağız, tamamını ordumuza teslim edeceğiz, en ufak bir endişeniz olmasın." ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, konuşmasının sonunda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun "Her şey çok güzel olacak" sözünü hatırlatarak, ülkeye ahlakı, erdemi, güzelliği getireceklerini, yolsuzlukları bitireceklerini ve ülkenin itibarını her yerde koruyacaklarının sözünü verdi.

Bu arada Kılıçdaroğlu'nun konuşması sınasında sahneye çıkmaya çalışan Ersin Baker'e korumalar engel olmak istedi. Korumalara müdahale eden Kılıçdaroğlu, gençle fotoğraf çektirdi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın da konuşma yaptığı miting, milletvekili aday tanıtımıyla sona erdi. AA

Yaşlı insanlar neden kolay yorulur?


 
Yaşla ilgili yorgunluk, tıptaki en az tartışılan durumlardan biri olabilir. Evde buna kötü tavır denir. Doktorlar için ise sadece yaşlılık! Ve bunu yaşayan insanlar için ise tam bir yenilgi. Ama kimse bunun vücudun içinde nasıl gerçekleştiğini sormayı aklından bile geçirmez.

09.05.2026 11:48:00
MURAT ÇORBACI
Yaşlı insanlar neden kolay yorulur?
Yaşlı insanlar neden kolay yorulur?

Mitokondri meselesi

Hücrelerin içinde enerji üretmekten sorumlu küçük organlar olan mitokondrilerin 60 yaşından sonra sayıları azalır ve verimlilikleri düşer. Gençliğinizde üstesinden rahat egldiğiniz yürüyüş, aniden çok daha küçük bir kaynaktan çok daha fazla enerji çekmeye başlar. Bu yorgunluk hissi, hayal gücünün değil, fizyolojinin doğrudan bir fonksiyonudur. Vücudunuzda işleyen temel hücresel aritmetiktir yani!







Kas atrofisi durumu daha da kötüleştirir

30 yaşından sonra, düzenli kuvvet antrenmanı yapılmadığı takdirde, vücudumuz her on yılda bir yüzde 3 ila yüzde 5 arasında kas kütlesi kaybeder. Kas dokusu yüksek metabolik potansiyele sahiptir, yani enerjiyi verimli bir şekilde yakar ve hareketi etkili bir şekilde üretir. Kas dokusu azaldıkça, normal aktiviteler genel enerji kapasitenizin daha büyük bir bölümünü gerektirmeye başlar. 75 yaşında, 35 yaşına kıyasla yüzde 40 daha az kas kütlesiyle merdiven çıkmak, biyomekanik olarak 35 yaşında sırt çantasıyla merdiven çıkmaya eşdeğerdir. Ve evet, yorgunluk hissi gerçekten daha güçlüdür. Hayal ürünü değil. Ve bir zayıflık belirtisi de değil.







Uyku kalitesi 60 yaşından sonra önemli ölçüde değişir.

Hücre yenilenmesinin gerçekleştiği derin, dinlendirici uyku 60 yaşından sonra çok daha nadir hale gelir. Yatakta sekiz saat geçirmek ama sadece altı saat etkili uyku almak, kaç saat uyuduğunuzdan bağımsız olarak vücudunuzun yetersiz bir iyileşme ile çalıştığı anlamına gelir. Sekiz saatlik uykudan sonra yorgunluk bir gizem değil. Sadece yanlış ölçüm. Saatler harcandı. İyileşme olmadı.







Hipotiroidizm, yaşlı yetişkinler arasında en sık gözden kaçan tanıdır

Metabolik hormonların yetersiz üretimi sonucu ortaya çıkan ve genellikle normal yaşlılık belirtileriyle karıştırılan, önemli yorgunluk, ısı intoleransı ve bilişsel bozukluklar, aslında basit kan testleri kullanılarak tiroid hormonu replasman tedavisiyle kolayca tedavi edilebilir. Bununla birlikte, dünya genelinde yaşlı nüfusta en sık yanlış teşhis edilen durumdur.
Düşük seviyeli kronik enflamasyon (günümüzde enflamasyonla yaşlanma olarak adlandırılan durum) sürekli arka plan seviyesinde enflamasyon cevabını sürdürmek için büyük enerji harcamasına neden olur, yorgunluk ve genel olarak bitkinlik hissi dışında hiçbir belirti göstermez. Hemen hemen her dejeneratif yaşa bağlı duruma katkıda bulunur ve beslenmeden büyük ölçüde etkilenir.







Peki yorgunluğu azaltmak için ne yapılabilir?

1. Akdeniz tipi beslenme
2. Diyabet, hipertansiyon gibi kronik hastalıkları tedavi ettirmek
3. Elbette egzersiz... Kuvvet antrenmanı, mobilite, tempolu yürüyüş ve koşu gibi aerobik egzersizler elzem...

DSÖ'den bir kritik hantavirüs açıklaması daha


 
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), hantavirüsün küresel nüfus için oluşturduğu riski düşük olarak değerlendirdiğini, bu nedenle epidemiyolojik durumu izlemeyi ve risk değerlendirmesini güncellemeyi sürdüreceğini bildirdi.

09.05.2026 11:10:00
HABER MERKEZİ/AA
DSÖ'den bir kritik hantavirüs açıklaması daha
DSÖ'den bir kritik hantavirüs açıklaması daha

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Arjantin'den Afrika'nın batısındaki Cabo Verde'ye (Yeşil Burun Adaları) giden Hollanda bandıralı "MV Hondius" isimli geminin yolcularında hantavirüs tespit edilmesi sonrasında yaşanan gelişmelere ilişkin yeni bir yazılı açıklama yaptı.







Açıklamada, 2 Mayıs'ta bir yolcu gemisinde ciddi solunum yolu hastalığı olan bir grup yolcunun DSÖ'ye bildirildiği kaydedilerek, "O sırada, gemi işletmecisine göre, gemide 147 yolcu ve mürettebat bulunuyordu ve 34 yolcu ve mürettebat daha önce gemiden inmişti" denildi.







Hepsi And virüsü

Daha sonra 8 Mayıs itibarıyla 3 ölüm de dahil toplam 8 şüpheli hantavirüs vakasının bildirildiği kaydedilen açıklamada, 6 şüpheli vakada hantavirüs enfeksiyonu olduğunun doğrulandığı ve tümünün "Andes (Güney Amerika'daki And Dağları kaynaklı)" virüsü olarak tanımlandığı aktarıldı.







İzlemede olacağız

Açıklamada, DSÖ'nün uluslararası temas takibini desteklediğine değinilerek, "DSÖ, bu olayın küresel nüfus için oluşturduğu riski düşük olarak değerlendiriyor. DSÖ, epidemiyolojik durumu izlemeye ve risk değerlendirmesini güncellemeye devam edecek. Gemideki yolcular ve mürettebat için risk orta düzeyde kabul ediliyor" denildi. Şu anda 4 hastanın hastanede tedavi gördüğü belirtilen açıklamada, bunlardan birinin Güney Afrika'nın Johannesburg kentinde yoğun bakımda olduğuna, ikisinin Hollanda'daki farklı hastanelerde ve diğerinin de İsviçre'nin Zürih kentinde bulunduğuna işaret edildi.







Hantavirüs nedir?

Hantavirüs, çoğunlukla kemirgenlerden bulaşan bir hastalık olarak biliniyor.
Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlara yol açıyor.
Solunum yetmezliğine de sebep olabilen virüs, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor.

Arnavutköy'de ahşap kalıp üretim tesisinde yangın

Arnavutköy'de gece saatlerinde ahşap kalıp üretim tesisinde yangın çıktı. Rüzgarın da etkisiyle tesisin tamamı alevlere teslim olurken, çeşitli patlamalar da meydana geldi. Ekiplerin uzun süren çalışması sonucu söndürülen yangında ölen ya da yaralanan olmadı

09.05.2026 06:10:00
İHA
Arnavutköy'de ahşap kalıp üretim tesisinde yangın
Arnavutköy'de ahşap kalıp üretim tesisinde yangın
Yangın, saat 01:30 sıralarında Arnavutköy Anadolu Mahallesi Yıldırım Beyazıt Caddesi'nde bulunan ahşap kalıp üretim tesisinde meydana geldi. Henüz nedeni bilinmeyen bir sebeple çıkan yangın geniş alana yayılarak yoğun duman oluşturdu. Yangın sırasında çeşitli patlamalar meydana geldi.








Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, polis, sağlık ve UMKE ekibi sevk edildi. Ekiplerin ilk müdahalesinin ardından geniş alana yayılan yangında ölen ya da yaralanan olmadığı belirlendi. İtfaiye ekiplerinin 3 saatlik çalışmasının ardından duman tahliyesi yapılarak yangın söndürüldü.








Mahalle sakini Celal Malgaç, "Gece biz yatıyorduk, geç saatlerdi. Kardeşim bizi uyandırdı. Öncelikle çocukları dışarı çıkardık, hemen sonrasında itfaiyeyi çağırdık. Ekipler önce üst tarafa geldi, asıl yangın buradaydı. Biz uyardık, sonrasında buraya geldiler ve olaya müdahale ederek yangını söndürdüler" dedi.

Öte yandan polis ekipleri, yangının çıktığı caddeyi kontrollü şekilde trafiğe kapatarak güvenlik önlemi aldı. Çıkan yangınla ilgili inceleme başlatıldı.

Vatandaş adım adım beyaz ekmekle vedalaşıyor


 
İstanbul Planlama Ajansı, İstanbulluların ekmek tüketim alışkanlıklarındaki değişimi araştırdı. Araştırmaya göre sağlıklı beslenme bilinciyle beyaz ekmek tüketimi azalırken, tam buğday ekmeği daha çok tercih edilmeye başlandı. Beyaz ekmek tüketimi yüzde 67’den yüzde 49’a gerilerken, tam buğday ekmek tüketimi yüzde 19’dan yüzde 34’e yükseldi. 

09.05.2026 01:31:00
Haber Merkezi
Vatandaş adım adım beyaz ekmekle vedalaşıyor
Vatandaş adım adım beyaz ekmekle vedalaşıyor

İstanbul Planlama Ajansı, İstanbulluların ekmek tüketim alışkanlıklarındaki değişimi araştırdı. Araştırmaya göre sağlıklı beslenme bilinciyle beyaz ekmek tüketimi azalırken, tam buğday ekmeği daha çok tercih edilmeye başlandı. Beyaz ekmek tüketimi yüzde 67'den yüzde 49'a gerilerken, tam buğday ekmek tüketimi yüzde 19'dan yüzde 34'e yükseldi.

Tam buğday, kepekli, çavdar ve glütensiz gibi sağlıklı ekmek türlerini tercih edenlerin oranı yüzde 37.1 iken, bu ürünleri tercih etmeyenlerin oranı da yüzde 36.9 oldu. Sağlıklı ekmek türlerini tercih etmemenin başlıca nedeni sorulduğunda katılımcıların yüzde 36.8'i alışkın olmadığını söyledi.

Araştırmaya göre İstanbulluların ekmek tüketiminin en yüksek olduğu öğün yüzde 45.4 ile kahvaltı oldu. Kahvaltıyı yüzde 37.4 ile akşam yemeği takip etti. Öğle yemeğinde ekmek tüketme oranı ise sadece yüzde 4.6 oldu.

Oytun Erbaş’tan Hantavirüs’e karşı ilginç öneri

Prof. Oytun Erbaş’tan çarpıcı uyarı geldi. Erbaş, "Hantavirüs’e karşı dünyanın en güvenli yeri İstanbul. Kedilere mama vermeyi kesin, fare avlasınlar. Sokak kedileri doğal kalkanımız, avcı içgüdüsünü geri kazandırırsak virüs tehdidini durdururuz” dedi

08.05.2026 19:20:00
Haber Merkezi
Oytun Erbaş’tan Hantavirüs’e karşı ilginç öneri
Oytun Erbaş’tan Hantavirüs’e karşı ilginç öneri
Prof. Dr. Oytun Erbaş, son günlerde dünya gündemine oturan Hantavirüs vakalarıyla ilgili yaptığı açıklamada, Türkiye ve özellikle İstanbul'un bu konuda dünyanın en güvenli yerlerinden biri olabileceğini belirterek dikkat çeken bir öneride bulundu.

Erbaş, "Hantavirüs konusunda dünyanın en güvenli yeri Türkiye ve İstanbul. Kedilere mama vermeyi kesiyoruz, bundan sonra fare avlayacaklar" dedi.

Hantavirüs nedir, nasıl bulaşır?

Hantavirüs, kemirgenler (fare, sıçan gibi) aracılığıyla bulaşan bir virüs ailesidir. Virüs, enfekte hayvanların idrarı, dışkısı ve tükürüğü yoluyla çevreye yayılır. İnsanlar genellikle bu maddelerin toz haline gelip solunması veya doğrudan temasla enfekte olur. Belirtiler grip benzeri başlar: ateş, kas ağrısı, yorgunluk, baş ağrısı. İlerleyen aşamalarda solunum yetmezliği ve böbrek sorunları gibi ciddi komplikasyonlar gelişebilir. Ölüm oranı bazı varyantlarda yüzde 40'lara kadar çıkabilmektedir.

Dünyada son dönemde İsrail, İsviçre gibi ülkelerde vakalar rapor edilirken, Türkiye'de şu ana kadar doğrulanmış vaka bulunmuyor. Ancak uzmanlar, kemirgen popülasyonunun artması halinde riskin yükseleceği uyarısında bulunuyor.

Erbaş'ın tezi: Kediler doğal fare kontrolü

Oytun Erbaş, İstanbul'un "kedi şehri" kimliğinin bu virüse karşı en büyük avantaj olduğunu vurguluyor. Şehrin binlerce sokak kedisi, fare ve sıçan popülasyonunu doğal yollardan kontrol altında tutuyor. Mama ve yemle beslenen kediler ise av içgüdüsünü kaybederek fare avlamayı bırakıyor. Erbaş'a göre çözüm basit: Dışarıda mama ve yem vermeyi azaltmak veya kesmek. Böylece kediler doğal avcı rollerine dönecek ve kemirgenleri azaltacak.

Erbaş, sokak hayvanları konusunda daha geniş eleştirilerde de bulunuyor. Başıboş kedi ve köpek sayısının 25 milyona ulaştığını, dışarıda bırakılan mamaların bakteri (salmonella, E. coli) üremesine yol açtığını ve hijyen sorunları yarattığını belirtiyor. "Dışarıda yem vermeyin, evde besleyin veya sahiplenin" çağrısı yapıyor.

Diğer uzmanlar ne diyor?

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Şevket Özkaya da benzer görüşleri paylaşıyor. Kemirgen temasının riskini vurgularken, sokak hayvanlarının (özellikle kedilerin) kemirgen popülasyonunun kontrolünde önemli rol oynadığını belirtiyor. Kapalı alanlarda fare dışkısı temizlerken maske kullanılmasını ve havalandırma yapılmasını öneriyor.

Tarihi örnekler de kedilerin önemini destekliyor. Orta Çağ'da veba salgını sırasında kedileri öldüren toplumlarda fareler artmış ve salgın şiddetlenmişti. Benzer şekilde, İstanbul'un kedileri yüzyıllardır şehrin "doğal muhafızları" olarak görülüyor.

Ne Yapılmalı?

- Kemirgen görülen yerlerde maske takın, temizlik yaparken ıslak bez kullanın, ellerinizi sık yıkayın.

- Sokak kedilerine mama yerine doğal av ortamı sağlayın. Aşırı mama bırakmak hem kedilerin avcılığını köreltiyor hem de hijyen sorunları yaratıyor.

- Kemirgen kontrol programları güçlendirilmeli, sokak hayvanı popülasyonu dengeli yönetilmeli.

Oytun Erbaş'ın açıklaması, hem Hantavirüs korkusunu hem de Türkiye'ye özgü "kedi çözümü" tartışmasını alevlendirdi. Bazıları "Kediler kurtarıcı" derken, diğerleri mama kesmenin pratik olmadığını savunuyor. Ancak uzmanlar ortak noktada birleşiyor: Fare ve sıçan kontrolü, Hantavirüs'e karşı en etkili önlem.

İspanya Türkiye’nin KAAN'ına yöneliyor

İspanya, F-35’e alternatif arayışında Türkiye’nin 5. nesil milli muharip uçağı KAAN’a yöneldi. Hükümetler arası ön görüşmeler başladı, teknoloji transferi ve ortak üretim masada

08.05.2026 17:50:00
Haber Merkezi
İspanya Türkiye’nin KAAN'ına yöneliyor
İspanya Türkiye’nin KAAN'ına yöneliyor
İspanya, 5. nesil savaş uçağı ihtiyacında ABD yapımı F-35 Lightning II'ye mesafe koyarken, Türkiye'nin milli muharip uçağı KAAN'a (TF-X) ciddi ilgi gösteriyor. İspanyol savunma medyasının duyurduğu haberlere göre, Ankara ile Madrid arasında KAAN'ın olası satışı ve teknoloji transferi için hükümetten hükümete (G2G) ön görüşmeler başladı.

Konu, İstanbul'da düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma ve Havacılık Fuarı'nda Turkish Aerospace Industries (TAI) CEO'su Mehmet Demiroğlu'nun İspanyol savunma sitesi Infodefensa'ya yaptığı açıklamalarla teyit edildi. Demiroğlu, "İspanya Hava ve Uzay Kuvvetleri'nden 5. nesil üst düzey bir savaş uçağı için resmi bir talep aldık. Görüşmeler hükümetler arası düzeyde ve çok erken aşamada. Teknik ve siyasi düzeyde oturup konuşacağız" dedi. Demiroğlu, konunun Türkiye Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) tarafından koordine edildiğini ve "Hürjet'ten sonra sıranın KAAN'da olduğunu" vurguladı.

İspanyol medyası konuyu ele aldı

İspanya'nın önde gelen savunma yayınlarından Infodefensa ve El Espanol, gelişmeyi manşetlerine taşıdı. El Espanol'a göre, İspanya Hava ve Uzay Kuvvetleri'nin "5. nesil savaş uçağı ve bağlantılı insansız hava araçları edinme stratejik niyeti" var. Görüşmeler, KAAN programının olgunlaşmasıyla birlikte derinleşecek; teknoloji transferi ve İspanyol sanayiinin (Airbus España, Indra, ITP Aero gibi firmalar) projeye katılımı masada. Bu model, daha önce imzalanan ve 2028-2029'da teslimatı planlanan Hürjet (İspanya'da SAETA II) anlaşmasındaki gibi "aşama aşama" ilerleyecek.

İspanya, F-35 alımını bütçeden ayırdığı 6,25 milyar euroluk fonla uzun süredir gündemde tutuyordu ancak proje siyasi ve operasyonel nedenlerle belirsizliğini koruyor. ABD'nin yazılım, lojistik ve veri kontrolündeki hakimiyeti nedeniyle "stratejik bağımsızlık" arayışındaki Madrid, Avrupa'nın ortak FCAS (Future Combat Air System) programındaki gecikmelerden de rahatsız. Eski Hornet ve Harrier filolarının emekliliğine hazırlanan İspanya için KAAN, F-35'e kıyasla daha fazla ulusal sanayi entegrasyonu ve bağımsız operasyon imkanı sunuyor. KAAN'ın Mach 1.8 hızı, sensör füzyonu, süper seyir kabiliyeti ve insansız araçlarla takım çalışması (Manned-Unmanned Teaming) gibi 6. nesil unsurları da dikkat çekiyor.

KAAN'ın uluslararası yükselişi 

Türkiye'nin 5. nesil muharip uçağı KAAN, ilk uçuşunu 21 Şubat 2024'te gerçekleştirdi ve 2028-2029'da Türk Hava Kuvvetleri'ne teslimatı hedefleniyor. Endonezya ile 48 adetlik bir anlaşma imzalandığı belirtilirken, Suudi Arabistan, Pakistan ve BAE gibi ülkelerin de ilgisi biliniyor. TAI, KAAN'da yüzde 99 yerli üretim ve motor geliştirme (TF3500) gibi adımlarla F-35 programından 2019'da çıkarıldıktan sonra edindiği tecrübeyi uluslararası ortaklıklara açıyor.

İspanyol tarafı henüz resmi bir açıklama yapmadı, görüşmeler ön aşamada olduğu için detaylar sınırlı. Ancak savunma analistleri, Hürjet işbirliğinin KAAN için bir "köprü" oluşturduğunu ve iki ülke arasındaki savunma ilişkilerini güçlendirdiğini belirtiyor.

Gelişme, NATO içinde 5. nesil uçak tedarik stratejilerinde yeni bir dönemin habercisi olarak değerlendiriliyor. Türkiye'nin KAAN'ı, F-35'in politik ve teknik kısıtlamalarına alternatif arayan ülkeler için cazip bir seçenek haline geliyor.

Dizilerdeki Şiddet ve Entrika Temaları İzleyiciyi Nasıl Etkiliyor?

Son yıllarda televizyon dizilerinde yaşanan dönüşüm dikkat çekiyor. Mahalle kültürünü, dayanışmayı ve güveni öne çıkaran yapımlardan; mafya, entrika ve şiddet temalı dizilere geçiş yalnızca bir içerik tercihi değil, toplumsal dönüşümün de bir yansıması olarak değerlendiriliyor

08.05.2026 16:45:00 / Güncelleme: 08.05.2026 17:02:06
Ahmet Turan Yiğit
Dizilerdeki Şiddet ve Entrika Temaları İzleyiciyi Nasıl Etkiliyor?
Dizilerdeki Şiddet ve Entrika Temaları İzleyiciyi Nasıl Etkiliyor?
Son yıllarda televizyon dizilerinde yaşanan dönüşüm dikkat çekiyor. Mahalle kültürünü, dayanışmayı ve güveni öne çıkaran yapımlardan; mafya, entrika ve şiddet temalı dizilere geçiş yalnızca bir içerik tercihi değil, toplumsal dönüşümün de bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre bu değişim, izleyicinin ilişki algısını ve toplumsal değerlerini doğrudan etkileyebilecek güçlü bir kültürel dönüşümün parçası.






Eski dizilere duyulan özlem, yalnızca nostalji değil; aynı zamanda kolektif hafızanın bir ürünü. Ailece televizyon izleme kültürü, ortak duygular üretir ve gündelik iletişimin bir parçası haline gelirdi. Bugün bu diziler hatırlandığında yalnızca hikâyeler değil, o dönemin aile ortamı ve sosyal ilişkileri de yeniden hatırlanıyor. Bu nedenle insanlar yoğun duygular yaşadıklarında tanıdık anlatılara yönelerek psikolojik bir "güvenli alan" oluşturuyor.






Günümüzde ise dizilerde rekabet, güç mücadelesi ve çatışma temaları öne çıkıyor. Bu durum izleyicide sürekli yüksek gerilim ve duygusal yorgunluk yaratıyor. Özellikle mafya ve entrika temalı diziler, izleyici için bir tür duygusal boşalım alanı sağlarken aynı zamanda rol modeli işlevi görebiliyor. Güç, otorite ve şiddet temalarının sürekli tekrar edilmesi, zamanla normal kabul edilen davranış sınırlarını etkileyebiliyor.






Kuşaklar arasında dizi tercihleri de farklılaşıyor. X ve Y kuşakları daha bütünlüklü hikâyeler ve karakter gelişimine önem verirken, Z kuşağı dijital platformların etkisiyle daha hızlı ilerleyen, görsel açıdan yoğun içerikleri tercih ediyor. Buna rağmen genç kuşakların da eski dizilerdeki doğal ilişkileri ve güçlü sosyal bağları özlediğini ifade etmeleri dikkat çekici.

Kırmızı bülten ve ulusal arama listesindeki 48 kişi Türkiye'ye getirildi!

İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan 27 kişi ile ulusal seviyede aranan 21 kişinin Türkiye'ye iade edildiğini açıkladı. Firarilerin Gürcistan, Almanya, Yunanistan, ABD, Hollanda, Karadağ, Polonya, Irak, Rusya, Sırbistan ve Ürdün'de yakalandığı bildirildi

08.05.2026 12:10:00
Haber Merkezi
Kırmızı bülten ve ulusal arama listesindeki 48 kişi Türkiye'ye getirildi!
Kırmızı bülten ve ulusal arama listesindeki 48 kişi Türkiye'ye getirildi!
İçişleri Bakanlığı, yurt dışına kaçan ve haklarında arama kararı bulunan 48 kişinin Türkiye'ye getirildiğini duyurdu.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol-Europol Daire Başkanlığı, Adalet Bakanlığı görevlileri, KOM, İstihbarat, Narkotik Suçlarla Mücadele, Siber, Asayiş ve TEM birimlerinin koordineli çalışmaları sonucu operasyonlar gerçekleştirildi.

27 kişi kırmızı bültenle aranıyordu
Açıklamada, ilgili ülkelerin kolluk birimleriyle yürütülen iş birliği sonucunda kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan 27 kişi ile ulusal seviyede aranan 21 kişi olmak üzere toplam 48 kişinin Türkiye'ye iadesinin sağlandığı belirtildi.

Şüphelilerin Gürcistan'da 31, Almanya'da 7, Yunanistan'da 2 kişi olmak üzere ABD, Hollanda, Karadağ, Polonya, Irak, Rusya, Sırbistan ve Ürdün'de yakalandığı açıklandı.

Çok sayıda suçtan aranıyorlardı
Bakanlığın açıklamasında, Türkiye'ye getirilen kişilerin, "kasten öldürme", "tasarlayarak öldürme", "kasten yaralama", "kasten öldürmeye teşebbüs", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "uyuşturucu madde kullanma ve ticareti", "dolandırıcılık", "hırsızlık", "yağma", "silahla tehdit", "silahlı terör örgütüne üye olma", "çocuğun cinsel istismarı", "resmî belgede sahtecilik", "vergi usul kanununa muhalefet", "kaçakçılık" ve "hükümlü veya tutuklunun kaçması" suçlarından arandığı bildirildi.

CHP ve Sözcü Medya Grubu arasındaki gerilim, yerini normalleşmeye bırakıyor

CHP ve Sözcü Medya Grubu arasındaki gerilim, yerini normalleşmeye bırakıyor. Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın'ın eleştirilerde bulunduğu ve Yılmaz Özdil'in istifa ettiği süreç, bugün yayımlanan manşetle yeni bir evreye girdi. Gazete, Özgür Özel ile yapılacak olan özel röportajı duyurdu

08.05.2026 11:33:00
Haber Merkezi
CHP ve Sözcü Medya Grubu arasındaki gerilim, yerini normalleşmeye bırakıyor
CHP ve Sözcü Medya Grubu arasındaki gerilim, yerini normalleşmeye bırakıyor
CHP yönetimi ile Sözcü Medya Grubu arasında bir süredir devam eden gerilim, yerini barışma adımlarına bırakıyor. 1 Nisan tarihinde CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, dönemin Sözcü Medya Grubu Başkanı Yılmaz Özdil'e yönelik sert eleştirilerde bulunmuş, kanalın yayın çizgisini eleştirerek, "A Haber kafasıyla devam edebilirsiniz. Ama herhalde izleyici ve dinleyici bunların notunu veriyordur" ifadelerini kullanmıştı.

Bu çıkışın ardından 6 Nisan'da Yılmaz Özdil, hem gruptaki görevinden hem de köşe yazarlığından istifa ettiğini duyurmuştu. Ayrılığın ardından gazetenin manşetlerinde Özgür Özel'in İsrail açıklamaları yerine Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik ifadelerine yer verilmesi, dikkatlerden de kaçmamıştı.

Sözcü gazetesi-Özgür Özel gerginliği sürüyorSözcü gazetesi-Özgür Özel gerginliği sürüyor

CHP ile yaşadığı gerilim nedeniyle son dönemde izleyici ve okuyucu kaybı yaşadığına dair yorumlarla gündeme gelen Sözcü grubu, bugün dikkat çeken bir hamle yaptı. Gazete, bugünkü manşetinden "Siyasetin gündemi Sözcü TV'de belirlenecek" başlığıyla Özgür Özel'in canlı yayın konuğu olacağı özel röportajı duyurdu.

"Özgür Özel ile özel röportaj bu akşam saat 20.00'de kaçırmayın" notuyla paylaşılan bu gelişme, parti-televizyon arasındaki buzların eridiğine dair bir işaret olarak yorumlandı.

Yaşlı bakım merkezinde skandal görüntüler

Beylikdüzü'ndeki bir yaşlı bakım merkezinde ortaya çıkan görüntülerde hastalara şiddet uygulandığı ortaya çıktı. Güvenlik kamerası ve cep telefonu görüntülerinde bakım merkezi çalışanlarının yaşlı hastalara şiddet uyguladığı ve bir hastanın yüzüne tükürdüğü anlar yer aldı

08.05.2026 11:23:00
İHA
Yaşlı bakım merkezinde skandal görüntüler
Yaşlı bakım merkezinde skandal görüntüler
Beylikdüzü'ndeki bir yaşlı bakım merkezinde ortaya çıkan görüntülerde hastalara şiddet uygulandığı ortaya çıktı. Güvenlik kamerası ve cep telefonu görüntülerinde bakım merkezi çalışanlarının yaşlı hastalara şiddet uyguladığı ve bir hastanın yüzüne tükürdüğü anlar yer aldı. İddialara göre kurumda benzer olayların daha önce de yaşandığı öne sürüldü.  

Olay, Kavaklı Mahallesi Gardenta Sokak'taki Huzur Vadisi Bakım Merkezi'nde yaşandı. İddiaya göre bakım merkezi çalışanları hastalara kötü muamelede bulunurken ve şiddet uygularken kameralara yansıdı. Güvenlik kamerası kayıtlarında bir hastanın itilerek yere düşürüldüğü, olay sonrası hastanın baş bölgesinde yara oluştuğu görüldü. Aynı merkezde çekildiği belirtilen başka bir cep telefonu görüntüsünde ise bir bakım personelinin yaşlı hastanın yüzüne tükürdüğü anlar yer aldı. İddiaya göre olayların ardından herhangi bir personel hakkında işlem yapılmadı. Şiddete maruz kalan hastanın ise kafasını kendisinin vurduğu yönünde işlem yapılarak hastaneye sevk edildiği öne sürüldü. Görüntülerin daha sonra kurum kameralarından silindiği iddia edilirken, öte yandan bakım merkezinde hijyen sorunlarının da uzun süredir devam ettiği iddia edildi. Kurumda sık sık uyuz vakalarının görüldüğü, bakım merkezinin temiz olmaması nedeniyle vakaların sona ermediği öne sürüldü.

"İtilen hasta düşüyor ve kafasında yara oluyor"

Hastalara şiddet uygulanan kurumun eski çalışanı Havin Nur Kuş, "Bahsettiğimiz bakım merkezinde yaklaşık 8 ay boyunca sağlık personeli olarak çalıştım. 27 Nisan'da da işten istifamı verdim ve istifamı verdikten yaklaşık iki ya da üç saat sonra çalıştığım süre içerisinde sorumluluğumda olan bir hastama böyle bir şiddet yapılıyor. İtilen hasta düşüyor ve kafasında yara oluyor. Yara oluştuğu için de bu adli vaka olmasın ya da bize polis gelmesin diye üstü kapatılıyor.

Hasta aynı gün Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıklarına yatışı yapılıyor. Kafasını kendisi kırdığını söylüyorlar. Kamera kayıtları siliniyor. Kamera kaydını bir arkadaşım silinmeden önce alıyor, arkadaşından da ben alıyorum. Aldığım gün zaten sabahında da kamera kayıtlarını gerekli mercilere verdim. Zaten kurumda kurucumuz değiştiğinden beri mobbing uygulanıyordu ve personele karşı tutumları hiç hoş değildi. Dediğim gibi orada sağlık personeliydim ve bakım personellerimiz bize asla göz yummayacağımız şeyler söyleyip hiç olmayan davranışlarda bulunuyordu. Biz bunları sineye çekiyorduk.

Sadece bu bir olay değil. İkinci olayda da hastama tüküren yine bir bakım personeli. Bakım personelimiz hastaya tükürüyor, videoyu çeken arkadaşımız görüntüyü müdüre gerekli şekilde sunuyor ve müdür sadece şunu söylüyor. İşte yapmayın böyle şeyler deyip başka bir şey yapmıyor. Hiçbir şekilde bir tutanak mevcut değil elimizde, veya bir uyarı mevcut değil. Zaten uyuz vakaları bitmeyen bir kuruluş. Ne zaman kuruma bir denetim vesaire sağlık, sosyal güvence gelse uyuz vakalarınız bitmiyor şeklinde uyarılarda bulunuyorlar" şeklinde konuştu.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.