Avrupa Birliği Komisyonu tarafından açıklanan, birlik üyeliğine aday ülkelerle ilgili raporun en önemli sayfalarını yine Türkiye bölümü oluşturdu.
Rapor haftalar önce kamuoyunda tartışılmaya başlanmıştı. Sızan/sızdırılan haberlere göre Türkiye'ye eskisine nazaran daha objektif ve daha olumlu yaklaşımda bulunulacağı söyleniyordu ve öyle de oldu.
133 sayfalık ilerleme raporunda Türkiye'ye eskisinden daha az yükleniliyor. ''Şunları şunları yapın'' denilen dönemden, ''şunları da yaparsanız sizin için iyi olur'' denilen yeni bir döneme geçilmiş görünüyor. Ekonomik, siyasal, sosyal hemen her konuda ve tüm toplumsal itirazlara rağmen Türk hükümeti AB'ye üyelik adına stratejik ve tartışmalı kararlara imza attı. Bu durum özellikle AB parlamentosu ve Komisyonu'nu memnun etti. Yeni beklentiler pek olmaz dendi.
Ancak yapılanlar yeterli bulunmadı. ''İşleri yolunda götürüyorsunuz, iyi yoldasınız; ancak size verdiğimiz ödevler konusunda atmanız gereken daha çok adım var'' mesajı rapora aksettirildi.
Türk hükümeti kendine sunulan bu yeni rapordan memnun görünüyor. Tuhaftır,Siyasa yapıcılar üyelik için eskisinden daha umutvar oldular. ''En azından iyi yoldayız ve bu bizim için büyük bir umut sürpriz"deniyor.
Ama bir sürpriz daha var o da; Kıbrıs.
Aslında sürpriz değil, beklenen bir gelişmeydi bu talep.
Avrupa Parlamento ve Komisyon temsilcileri hemen her defasında Türkiye için Kıbrıs'ın turnusol niteliği taşıdığını belirtiyorlardı; ama bunu ayrı bir sayfa olarak ilerleme raporuna iliştirmeleri beklenmiyordu.
Sözcülüğünü Gunther Verheugen'in yaptığı Komisyon raporunda Kıbrıs ile ilgili ''stratejik'' adı verilen belgenin Kopenhag kriterleriyle ilintilendirilmemesi gerektiği vurgulansa da, yapılan açıklamalar bunu yalanlar nitelikte.
Bir taraftan Kıbrıs meselesinin Türkiye için dikenli bir engel olduğu söylenecek, bir yandan Mayıs'a kadar Rumlarla anlaşma için baskılar yapılacak, bir yandan da Annan planına işlerlik kazandırılması için başta Denktaş olmak üzere siyasilere baskı yapılacak.
Neresinden, hangi satırından okursanız okuyun bu rapor tamamen kasıtlı ve siyasal komplo içeren bir belge olarak tarihe düşecektir.
"Kıbrıs sorununu halletmeden yanıma gelme" diye not düşülen bu belge aynı zamanda Türkiye'yi koynunda görmek istememesine rağmen Ankara'ya göz kırpmaktan da edemeyen bazı ülkeler için de en uygun kılıf olacak. Ankara'ya sarı kart verildi ama biz bu kartı pembe olarak görüyoruz.
Rapor haftalar önce kamuoyunda tartışılmaya başlanmıştı. Sızan/sızdırılan haberlere göre Türkiye'ye eskisine nazaran daha objektif ve daha olumlu yaklaşımda bulunulacağı söyleniyordu ve öyle de oldu.
133 sayfalık ilerleme raporunda Türkiye'ye eskisinden daha az yükleniliyor. ''Şunları şunları yapın'' denilen dönemden, ''şunları da yaparsanız sizin için iyi olur'' denilen yeni bir döneme geçilmiş görünüyor. Ekonomik, siyasal, sosyal hemen her konuda ve tüm toplumsal itirazlara rağmen Türk hükümeti AB'ye üyelik adına stratejik ve tartışmalı kararlara imza attı. Bu durum özellikle AB parlamentosu ve Komisyonu'nu memnun etti. Yeni beklentiler pek olmaz dendi.
Ancak yapılanlar yeterli bulunmadı. ''İşleri yolunda götürüyorsunuz, iyi yoldasınız; ancak size verdiğimiz ödevler konusunda atmanız gereken daha çok adım var'' mesajı rapora aksettirildi.
Türk hükümeti kendine sunulan bu yeni rapordan memnun görünüyor. Tuhaftır,Siyasa yapıcılar üyelik için eskisinden daha umutvar oldular. ''En azından iyi yoldayız ve bu bizim için büyük bir umut sürpriz"deniyor.
Ama bir sürpriz daha var o da; Kıbrıs.
Aslında sürpriz değil, beklenen bir gelişmeydi bu talep.
Avrupa Parlamento ve Komisyon temsilcileri hemen her defasında Türkiye için Kıbrıs'ın turnusol niteliği taşıdığını belirtiyorlardı; ama bunu ayrı bir sayfa olarak ilerleme raporuna iliştirmeleri beklenmiyordu.
Sözcülüğünü Gunther Verheugen'in yaptığı Komisyon raporunda Kıbrıs ile ilgili ''stratejik'' adı verilen belgenin Kopenhag kriterleriyle ilintilendirilmemesi gerektiği vurgulansa da, yapılan açıklamalar bunu yalanlar nitelikte.
Bir taraftan Kıbrıs meselesinin Türkiye için dikenli bir engel olduğu söylenecek, bir yandan Mayıs'a kadar Rumlarla anlaşma için baskılar yapılacak, bir yandan da Annan planına işlerlik kazandırılması için başta Denktaş olmak üzere siyasilere baskı yapılacak.
Neresinden, hangi satırından okursanız okuyun bu rapor tamamen kasıtlı ve siyasal komplo içeren bir belge olarak tarihe düşecektir.
"Kıbrıs sorununu halletmeden yanıma gelme" diye not düşülen bu belge aynı zamanda Türkiye'yi koynunda görmek istememesine rağmen Ankara'ya göz kırpmaktan da edemeyen bazı ülkeler için de en uygun kılıf olacak. Ankara'ya sarı kart verildi ama biz bu kartı pembe olarak görüyoruz.
Cevat Kışlalı / diğer yazıları
- Suikastın geri planı / 09.05.2006
- Sessizliğin sesi / 28.03.2006
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü / 08.03.2006
- Hangi ittifak, hangi kadın? / 26.01.2006
- Varoluş mücadelesi / 24.01.2006
- Bu M.E.M'leket bizim / 01.12.2005
- Çözüm mü dediniz? / 27.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 04.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 21.10.2005
- Felaket kapıda / 19.10.2005
- Sessizliğin sesi / 28.03.2006
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü / 08.03.2006
- Hangi ittifak, hangi kadın? / 26.01.2006
- Varoluş mücadelesi / 24.01.2006
- Bu M.E.M'leket bizim / 01.12.2005
- Çözüm mü dediniz? / 27.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 04.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 21.10.2005
- Felaket kapıda / 19.10.2005


























































