logo
08 AĞUSTOS 2026

ABD-İran gerilimi zirveye ulaşıyor

ABD Başkanı Trump, İran'a nükleer program konusunda 10-15 günlük ultimatom verdi. Anlaşma olmazsa "kötü şeyler" olacağı uyarısı yapan Trump yönetiminde ABD, Orta Doğu'ya ikinci uçak gemisi ve onlarca savaş uçağı yığarken, İran misilleme tehdidinde bulundu. Bölge yeni bir çatışma eşiğinde

20.02.2026 10:40:00
Eyup Kabil
 
ABD-İran gerilimi zirveye ulaşıyor
ABD-İran gerilimi zirveye ulaşıyor
ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a verdiği 10-15 günlük süre, bölgede yeni bir çatışma riskini artırırken, ABD'nin Orta Doğu'daki askeri varlığını güçlendirmesi dikkat çekiyor.
ABD-İran ilişkileri, İran'ın nükleer programı nedeniyle uzun yıllardır gergin. İran, programının barışçıl amaçlı olduğunu savunurken, ABD ve İsrail gibi ülkeler, Tahran'ın nükleer silah geliştirdiğinden şüpheleniyor.

Geçtiğimiz yaz aylarında ABD ve İsrail'in İran'ın nükleer tesislerine yönelik hava saldırıları, müzakereleri kesintiye uğratmıştı. Bu saldırılarda İran'ın nükleer altyapısının büyük ölçüde tahrip edildiği belirtilse de, Tahran uluslararası denetçileri kabul etmedi. Son haftalarda Cenevre'de dolaylı görüşmeler yapıldı, ancak İran'ın uranyum zenginleştirmeyi sıfıra indirme, balistik füze programını sınırlama ve vekil gruplara desteği kesme gibi ABD taleplerini karşılaması beklenmiyor.






"10-15 Gün Yeterli, Aksi Halde Kötü Şeyler Olur"

ABD Başkanı Donald Trump, dün Washington'da kurduğu "Barış Kurulu"nun ilk toplantısında İran'a ultimatom verdi.

Trump, İran'ın nükleer programıyla ilgili "anlamlı bir anlaşma" yapması için 10-15 gün süre tanıdığını açıkladı.

"Belki anlaşma yapacağız, önümüzdeki 10 gün içinde öğreneceksiniz" diyen Trump, anlaşma olmazsa "kötü şeyler olacağını" vurguladı.

Bu süre, İran'ın ABD'nin kırmızı çizgilerine yönelik somut adımlar atmasını gerektiriyor. Trump, daha önce benzer bir 2 haftalık süre vermiş ve ardından bombalamalar gerçekleşmişti, bu da tehditlerin ciddiyetini artırıyor.






İkinci Uçak Gemisi Bölgeye Yaklaşıyor

ABD, Orta Doğu'da 2003 Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücünü topluyor. USS Gerald R. Ford uçak gemisi, Akdeniz'e doğru ilerliyor ve USS Abraham Lincoln ile birlikte Basra Körfezi'nde konuşlanacak. Bu hafta bölgeye F-35, F-22 ve F-16 gibi 50'den fazla savaş uçağı sevk edildi.

ABD ordusu, hafta sonu itibarıyla İran'a saldırı için hazır olabileceğini bildiriyor, ancak Trump'ın nihai kararı bekleniyor. İran ise, Rusya ile ortak deniz tatbikatları yaparak savunma kabiliyetini sergiliyor. Güney İran'da füze fırlatma uyarıları yayınlandı ve anti-gemi füzeleri test edildi.






"Saldırıya Karşılık Vereceğiz"

İran'ın BM Büyükelçisi Amir Saeid Iravani, BM Güvenlik Konseyi'ne yazdığı mektupta, ABD'nin tehditlerini kınadı ve herhangi bir saldırıya "kararlı ve orantılı" yanıt verileceğini belirtti.
Tüm ABD üslerini hedef alabileceklerini söyleyen İran, nükleer programının sivil amaçlı olduğunu ve denetimlere açık olduğunu belirtiyor.

İran Cumhurbaşkanı Massud Peshkan, İran liderinin fetvasına atıfla nükleer silah peşinde olmadıklarını vurguladı. Ancak, İran'ın müzakereleri sadece nükleer programla sınırlama ısrarı, anlaşma ihtimalini düşürüyor. Ülke içinde ise Ocak ayındaki protestoların bastırılması sonrası gerilim devam ediyor.






Uluslararası Tepkiler

Uluslararası toplum, olası bir çatışmadan endişeli. Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarını İran'ı terk etmeleri konusunda uyardı. Almanya, Irak'taki bazı askerlerini geri çekti. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, İran'ın saldırı durumunda "hayal edemeyecekleri" bir yanıtla karşılaşacağını söyledi. İngiltere, ABD'nin İran'a saldırı için üslerini kullanmasına izin vermediğini açıkladı. X platformunda kullanıcılar, Trump'ın sınırlı bir saldırı planladığını ve İran'ın tam misilleme yapacağını tartışıyor.






Çatışma Riski ve Diplomatik Çıkmaz

Uzmanlar, İran'ın talepleri karşılamaması halinde ABD'nin sınırlı bir saldırı başlatabileceğini, ancak bunun rejimi devirme amaçlı geniş bir kampanyaya dönüşebileceğini öngörüyor.
Böyle bir çatışma, Hürmüz Boğazı'nı etkileyebilir ve küresel enerji fiyatlarını yükseltebilir. Diplomatik bir çıkış yolu zayıf görünse de, Jared Kushner gibi isimler anlaşma umudunu koruyor. Önümüzdeki günler, Orta Doğu'nun geleceğini belirleyecek kritik bir dönem olacak.

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.

Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama

Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı

03.08.2026 10:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında tabancayla vurarak öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı. Şüphelinin ifadesinde cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdüğü öğrenilirken, olayla ilgili gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 15 şüpheliden 13'ü tutuklandı.






Olay, 24 Temmuz'da merkez Seyhan ilçesi Gülbahçesi Mahallesi 13362. Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, Reyhan Acar (24) sokakta bir kişinin tabancayla açtığı ateş sonucu kanlar içerisinde yere yığılırken, saldırgan olay yerinden kaçtı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan Acar, ambulansla kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, cinayeti aydınlatmak için yaklaşık 750 saatlik güvenlik kamerası görüntüsünü mercek altına aldı. Yapılan çalışmalar sonucunda saldırıyı Bilal F.'nin (24) gerçekleştirdiği belirlendi. Şüphelinin eşi Öykü F. (22) ile birlikte İstanbul'a kaçtığını tespit eden ekipler, soruşturmayı derinleştirdi. Çalışmalarda Bilal F.'nin kaçmasına ve saklanmasına yardım ettiği öne sürülen 13 kişinin kimliği de belirlendi.







Yunanistan'a kaçma planı başarısız oldu

Yapılan araştırmalarda Bilal F. ile eşi Öykü F.'nin Edirne'ye giderek Yunanistan'a kaçmayı planladığı tespit edildi. Ancak polis uygulamasını fark eden şüphelilerin ayçiçeği tarlasına kaçarak izlerini kaybettirdiği, bir gece burada saklandıktan sonra yeniden İstanbul'a döndükleri öğrenildi.







Yakalanmamak için 3 saatte bir adres değiştirdi, petshopta yakalandı

Cinayet dedektifleri, şüphelilerin İstanbul Bahçeşehir'de bir sitede saklandığını belirledi. Özel Harekat polislerinin de desteğiyle düzenlenen operasyonda Öykü F. sitenin bahçesinde yakalanırken, Bilal F. adreste bulunamadı. Bölgedeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, zanlının yakalanmamak için yaklaşık 3 saatte bir adres değiştirdiğini belirledi. İzini süren polis, Bilal F.'yi siteye yakın bir petshopta saklanırken yakalayarak gözaltına aldı.

Bilal F.'nin yakalanmasının ardından harekete geçen ekipler, şüphelinin Adana'dan kaçmasına ve İstanbul'da saklanmasına yardım ettiği belirlenen 13 kişiyi de eş zamanlı operasyonlarla gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında bulunan Fırat T.'nin cinayet suçundan 39 yıl, Şeyhmus Y.'nin ise yine cinayet suçundan 37 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı öğrenildi.









Cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdü

Emniyetteki sorgusunda Bilal F.'nin "Reyhan ile ilişkimiz vardı. Başkasıyla görüştüğünü düşündüğüm için kıskançlık krizine girdim. Bu nedenle saldırıyı gerçekleştirdim" dediği öne sürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından Bilal F. ve eşi Öykü F. ile birlikte 15 şüpheli adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan Bilal F. ve 12 şüpheli tutuklanırken, Bilal F.'nin eşi Öykü F. ile 1 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.