logo
22 AĞUSTOS 2026

ABD'nin Irak katliamı tescillendi

13.10.2004 00:00:00
 
ABD'nin Irak'ta yürüttüğü sivil katliam resmen tescillendi. Felluce'de sivillerin Amerikan uçakları tarafından göz göre göre bombalanarak katledildiği haberleri video görüntüleriyle teyit edildi. Görüntülerde pilot, yoldaki sivillere nişan alıyor ve "Yerde çok sayıda kişi var temizleyeyim mi?" diye soruyor. Hava kontrolörünün cevabı "temizle" oluyor. Görüntüler, Amerikan ordusunun "precision strike" adını verdiği hassas bombardımanların aslında hiç de "hassas" olmadığını gösteriyor. n HABERİ 7'DE

Felluce'de sivillerin Amerikan uçakları tarafından göz göre göre bombalanarak katledildiği haberleri video görüntüleriyle teyit edildi. Görüntülerde pilot, yoldaki sivillere nişan alıyor ve "Yerde çok sayıda kişi var temizleyeyim mi?" diye soruyor. Hava kontrolörünün cevabı "temizle" oluyor. Görüntüler, Amerikan ordusunun "precision strike" adını verdiği hassas bombardımanların aslında hiç de "hassas" olmadığını gösteriyor. Amerikan ordusunun Nisan ayındaki Felluce kuşatması sırasında, yerdeki deniz piyadelerine destek için Amerikan F-16'ları ağır bombardımanlar düzenlemişti. En yoğun bombardımanın yaşandığı 10 Nisan cumartesi günü çok sayıda sivil öldü. O gün çekilen bu görüntüler Amerikan Savunma Bakanlığı Pentagon tarafından hiçbir zaman resmi olarak yayınlanmadı. Ancak aylardır internette dolaşıyor. CNN, bir grup Iraklının F-16'dan atılan bomba ile öldürüldüğünü gösteren görüntülerin gerçek olduğunu doğruladı. Görüntülerin Amerikan ordusunun "hassas vuruşları" nasıl yaptığını gösteriyor. Görüntülerde pilot, "Yerde çok sayıda kişi var temizleyeyim mi?" diye soruyor. Deniz piyadelerinin yanındaki hava kontrolörünün cevabı "temizle" oluyor. Amerikan askeri yetkilileri "kontrolör, vur iznini hedefin düşman olup olmadığını tespit ettikten sonra vermeliydi" yorumunu yapıyor. Görüntüleri izleyen Amerikalı uzmanlar da anlaşıldığı kadarıyla yerdeki hava kontrolörünün olay yerine yakın olmadığı ve doğru bilgi veremediği görüşünde.

Tansiyon hastalarına 10 'sıcak hava' önerisi


 
Aşırı sıcaklar ve yüksek nem özellikle de kalp ve damar sağlığı üzerinde çok ciddi riskler oluşturuyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz, aşırı sıcakların sıvı ve mineral kaybının yanı sıra damarlarda genişlemeye neden olduğunu, bu durumun da kan basıncında ani düşüşlere veya dalgalanmalara zemin hazırladığını söylüyor.

22.08.2026 00:55:00
Murat Çorbacı
 
 Tansiyon hastalarına 10 'sıcak hava' önerisi
 Tansiyon hastalarına 10 'sıcak hava' önerisi

Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz, Türkiye'de her 3 erişkinden birinin hipertansiyon hastası olduğunu belirterek, "Ancak daha da tehlikelisi, henüz teşhis almamış ve tansiyon hastası olduğunun farkında bile olmayan devasa bir kitle bulunuyor. Hipertansiyonun 'sessiz katil' olarak adlandırılmasının temel nedeni de budur. Özellikle bu aşırı sıcaklarda kan basıncı kontrolünün ihmal edilmesi; bayılma, ritim bozuklukları, böbrek yetmezliği, kalp krizi ve hatta felç gibi hayati sorunlara yol açabiliyor" dedi. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz, aşırı sıcaklarda hipertansiyon hastalarına 10 kritik yaz önerisinde bulundu, önemli mesajlar verdi.

1. Su tüketimini mutlaka artırın

Terlemeyle vücuttan ciddi oranda su ve sodyum, potasyum gibi hayati mineraller atılır. Bu sıvı kaybı, kanın akışkanlığının azalmasına ve kalbin kanı pompalarken daha fazla yorulmasına neden olur. Tansiyon hastalarının, susamayı beklemeden gün içinde yeterli sıvı (2.5 - 3 litre) tüketmesi büyük önem taşır. Ancak kalp yetmezliği ya da böbrek hastalığı gibi rahatsızlığınız varsa mutlaka hekiminize danışarak belirlemelisiniz.

2. İdrar söktürücü (diüretik) ilaçlara dikkat edin

Hipertansiyon tedavisinde sıklıkla kullanılan idrar söktürücü ilaçlar, vücuttan su ve tuz atılımını artırarak kan basıncını düşürür. Yaz aylarında terlemeyle zaten fazla miktarda sıvı kaybedildiği için, bu ilaçların dozu bazen fazla gelebilir ve tansiyonun tehlikeli seviyelere düşmesine (hipotansiyon) yol açabilir. İlaçlarınızı mutlaka kardiyoloğunuza başvurarak yaz dozu ayarlaması talep etmelisiniz.

3. 11:00-16:00 arası mümkünse dışarı çıkmayın

Güneş ışınlarının yeryüzüne en dik açıyla geldiği 11:00-16:00 saatleri arası, tansiyon hastaları için günün en tehlikeli zaman dilimidir. Bu saatlerde doğrudan güneşe maruz kalmak, damarlarda ani ve aşırı genişlemeye sebep olarak kan basıncını hızla düşürebilir ve sıcak çarpması riskini artırır.

4. Beslenmenizi hafifletin, Akdeniz diyetine geçin

Yaz aylarında zeytinyağlı yemekler, bol posalı sebzeler, taze meyveler ve hafif ızgaralardan oluşan Akdeniz tipi beslenme tarzı benimsenmeli. Mideyi çok doldurmadan, az az ve sık sık yemek yemek tansiyon dalgalanmalarının önüne geçecektir.

5. Soğuk duştan kesinlikle kaçının

Serinlemek amacıyla doğrudan buz gibi suyun altına girmek, damarlarda ani bir büzüşmeye (vazokonstriksiyon) neden olur. Bu ani damar daralması, kan basıncının saniyeler içinde fırlamasına ve kalbe giden kan akışının bozulmasına yol açarak kalp krizini tetikleyebilir. Tansiyon hastaları serinlemek için mutlaka ılık suyla duş almalı, vücudu yavaş yavaş suya alıştırarak şok etkisinden tamamen uzak durmalı.

6. Klimalı ortamlara geçişte vücudunuzu koruyun

Dışarıdaki kavurucu sıcaktan, aniden çok düşük derecelere ayarlanmış klimalı buz gibi ortamlara girmek, tıpkı soğuk duş gibi damar sisteminde ani kasılmalara neden olur. Bu keskin ısı farklılıkları tansiyon ataklarına zemin hazırlar.

7. Egzersiz rutininizi serin saatlere kaydırın

Düzenli fiziksel aktivite, tansiyon kontrolünde son derece faydalıdır; ancak bunun hangi saatte yapıldığı yaz aylarında hayati fark yaratır. Sıcakta yapılan egzersiz, sıvı kaybını maksimuma çıkarır ve kalbi aşırı zorlar. Bu nedenle tempolu yürüyüş, yüzme veya bisiklet gibi egzersizler için güneşin etkisini yitirdiği akşam saatleri veya sabahın erken serinliği tercih edilmelidir. Egzersiz öncesinde, sırasında ve sonrasında su içmeyi kesinlikle ihmal etmeyin.

8. Çay ve kahve tüketimini kısıtlayın, alkolden kaçının.

9. Kıyafet seçiminde dikkatli olun!

Vücudu sıkmayan, hava geçirgenliği yüksek, terletmeyen pamuklu veya keten kumaşlardan yapılmış, açık renkli ve bol giysiler tercih etmek; yaz sıcaklarında vücudun termoregülasyonunu sağlayarak tansiyonu dolaylı yoldan dengede tutar.

10. Tansiyon ölçümlerinizi ve doktor kontrollerinizi ihmal etmeyin

Yazın rehavetine kapılıp 'kendimi iyi hissediyorum' diyerek tansiyon ölçümlerini bırakmak veya tatil sebebiyle doktor kontrollerini ertelemek büyük bir hatadır. Düzenli ölçümler yaparak değerlerinizi bir yere not etmeli ve inatçı düşüklük veya yükseklik durumlarında beklemeden kardiyoloğunuzla iletişime geçmelisiniz. 

Sahilde bulunan cesetlerde darp izine rastlanmadı

Kocaeli'nin Darıca ilçesinde denizden peş peşe çıkarılan 2'si kadın 3 cesedin kimlikleri belirlendi. Hayatını kaybedenlerin aynı aileden kardeşler olduğu ortaya çıkarken, kayıp olan dördüncü kardeş ise yürütülen arama çalışmaları sonucunda sağ olarak ulaşıldı

21.08.2026 18:00:00
Haber Merkezi
 
Sahilde bulunan cesetlerde darp izine rastlanmadı
Sahilde bulunan cesetlerde darp izine rastlanmadı
Kocaeli'nin Darıca ilçesi Yeni Mahallesi sahil şeridinde dün öğleden sonra yaşanan ve tüm kenti yasa boğan olayla ilgili kahreden detaylar netleşmeye başladı. Edinilen bilgilere göre, Şehit Cevher Dudayev Parkı mevkisinde denizde hareketsiz duran kişileri gören vatandaşlar durumu hemen 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda polis, sağlık, itfaiye ve Sahil Güvenlik ekibi sevk edildi.

Bir saat arayla 3 cansız beden çıkarıldı

Sahile ulaşan ekipler, ilk etapta denizden kıyafetleri üzerinde olan iki kadının cansız bedenini karaya çıkardı. Bu olaydan yaklaşık bir saat sonra, aynı bölgede kıyıya vuran bir erkek cesedi daha tespit edilerek sudan alındı. Üzerlerinden kimlik çıkmayan cenazeler, savcılık incelemesinin ardından kesin ölüm nedenlerinin tespiti ve kimliklendirme işlemleri için Gebze Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

Acı sır çözüldü: Üçü de kardeş

Emniyet kaynaklarından edinilen son bilgilere göre, adli tıp morgunda yapılan incelemelerde hayatını kaybedenlerin Gülşah Sakar (24), Muhammed Ali Sakar (17) ve Belinay Sakar (15) isimli kardeşler olduğu belirlendi. Bir süredir kendilerinden haber alınamayan kardeşlerin günlük kıyafetleriyle denizde bulunması dikkat çekti.

İlk incelemede darp veya boğuşma izi yok

Kocaeli Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin ve adli tıp uzmanlarının cenazeler üzerinde yaptığı ilk incelemelerde, kardeşlerin vücutlarında herhangi bir kesici-delici alet yarası, darp veya boğuşma izine rastlanmadı. Ölümün boğulma kaynaklı olup olmadığı ya da arkasında başka bir neden bulunup bulunmadığı adli tıp raporunun ardından netlik kazanacak.

Kayıp olan dördüncü kardeş sağ bulundu

Olayın ardından ailenin bir çocuğunun daha kayıp olduğu ve kendisinden haber alınamadığı bilgisi üzerine ekipler alarma geçti. Denizde ve sahil şeridinde gece saatlerinde hava koşulları nedeniyle ara verilen arama çalışmaları, yürütülen teknik takip ve alan taramasıyla birleştirildi.

Yapılan titiz çalışmalar neticesinde, kayıp olan dördüncü kardeş Bilgenur Sakar, deniz dışında tamamen farklı bir noktada sağ olarak bulundu. Sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilen Bilgenur Sakar'ın, olayın gizemini çözmek adına ifadesine başvurulacağı bildirildi.

Soruşturma çok yönlü devam ediyor

Cumhuriyet Savcılığı ve Kocaeli Emniyeti, olayın bir toplu intihar mı, kaza mı yoksa cinayet mi olduğunu aydınlatmak için çok yönlü bir soruşturma yürütüyor. Kardeşlerin bölgeye geliş güzergahları, denize giriş anları ve olay öncesinde kimlerle iletişimde oldukları sahil şeridindeki tüm MOBESE ve güvenlik kameraları incelenerek tek tek tespit ediliyor.

Emniyet birimlerinin ilerleyen saatlerde olayın detaylarına ilişkin resmi bir açıklama yapması bekleniyor.

Ev sahiplerinin ‘tehdit’ oyunu bozuldu

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, elektrik kesme ve tahliye baskısıyla fahiş kira ödemek zorunda kalan kiracının açtığı davada ezber bozan bir emsal karara imza attı. Yüksek mahkeme, davalarda hukuki etiketlere değil, kiracının maruz kaldığı baskıya ve uyuşmazlığın özüne bakılması gerektiğine hükmetti

21.08.2026 16:30:00
Eyüp Kabil
 
Ev sahiplerinin ‘tehdit’ oyunu bozuldu
Ev sahiplerinin ‘tehdit’ oyunu bozuldu
Türkiye genelinde ev sahipleri ve kiracılar arasında yaşanan uyuşmazlıklara ilişkin yargı kanadından milyonları ilgilendiren çok kritik bir hamle geldi. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, ev sahibinin tahliye baskısı ve elektrik/su kesme tehditleri doğrultusunda fahiş kira bedelleri ödemek zorunda bırakılan kiracılar için emsal bir karara imza attı.

Ankara'da yerel mahkemenin "icra tehdidi bulunmadığı" gerekçesiyle reddettiği dosyayı inceleyen yüksek mahkeme, haksız alınan fahiş kira farklarının "sebepsiz zenginleşme" kapsamında kiracıya iade edilmesinin önünü açtı.

"Davanın adına değil, özüne bakılması lazım"

Ankara'nın Polatlı ilçesinde bir kiracının, ev sahibinin sürekli tahliye baskısı ve elektrikleri kesme tehdidi üzerine fahiş kira artışını kabul etmek zorunda kaldığını belirterek açtığı "fazla ödenen bedelin iadesi" davası hukuk dünyasında yeni bir dönem başlattı. Polatlı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin davanın usul yönünden eksiklikleri nedeniyle verdiği ret kararının ardından, Adalet Bakanlığı devreye girerek dosyayı kanun yararına bozma talebiyle Yargıtay'a taşıdı.

Dosyayı esastan inceleyen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemelerinin "isim ve etiket" takıntısından sıyrılması gerektiğini vurguladı. Kararda, bir davanın hukuken nasıl adlandırıldığından ziyade, davacının ileri sürdüğü maddi vakıaların ve kiracının üzerinde kurulan psikolojik/ekonomik baskının (tehdidin) gerçek içeriğinin dikkate alınması gerektiği net bir dille belirtildi.

Haksız kazançlar sebepsiz zenginleşmeyle geri alınacak

Bu kararla birlikte ev sahibinin baskısıyla rayicin çok üzerinde kira ödeyen kiracılar, aradaki fahiş farkı geriye dönük olarak talep edebilecek. Mahkemeler bundan sonra "bu bir uyarlama davası mı, tespit davası mı?" gibi şekilsel tartışmalar yerine direkt mal sahibinin kiracı üzerinde kurduğu baskının boyutunu ve haksız kazancın miktarını inceleyecek.

Hukukçular, bu kararın özellikle son dönemde fahiş kira artışları için ara formüller arayan, abonelik iptali veya tahliye tehdidi savuran mülk sahiplerinin haksız kazanç sağlama girişimlerine büyük bir hukuki bariyer oluşturacağı görüşünde birleşiyor.

AKP’li eski bakanın aracıyla gitmişler

Kamuoyunda "Süleymancılar" cemaati lideri olarak bilinen Alihan Kuriş'e yönelik suç örgütü soruşturmasında yeni bir skandal patlak verdi. Günlerdir aranan firari kardeş Hilmi Tuna Kuriş, AKP'li eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'e 2030 yılına kadar tahsisli olan geçiş üstünlüklü çakarlı araçla yurt dışına kaçmaya çalışırken Marmaris'te yakalandı

21.08.2026 15:10:00
Haber Merkezi
 
AKP’li eski bakanın aracıyla gitmişler
AKP’li eski bakanın aracıyla gitmişler
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen "Alihan Kuriş Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" soruşturmasında, firari şüphelilerin izini süren emniyet güçleri, seyrini tamamen değiştirecek dev bir lojistik ağı deşifre etti. Soruşturma kapsamında günlerdir aranan örgütün kilit ismi ve cemaat liderinin kardeşi Hilmi Tuna Kuriş ile yanındaki Erhan Yılmaz, Muğla'nın Marmaris ilçesine bağlı Bozburun Mahallesi'nde gayriresmi yollarla yurt dışına firar etme hazırlığı yaparken yakalandı.

Operasyonun ardından derinleştirilen incelemelerde, şüphelilerin İstanbul'dan Muğla'ya nakledilmesini sağlayan lüks aracın arkasından büyük bir siyasi ve bürokratik skandal çıktı.

2030 yılına kadar Bakan Şahin'e tahsisli sığınak araç

Emniyet birimlerinin yaptığı Plaka Tanıma Sistemi (PTS) ve teknik takip incelemelerine göre, firari isimlerin kaçışında kullanılan 34 SL 313 plakalı otomobilin, AK Parti'nin eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin adına tescilli "koruma/makam aracı" olduğu saptandı. Aracın mülkiyetinin San Sistem Lojistik firmasına ait olduğu, ancak 17 Aralık 2025 tarihinde İdris Naim Şahin adına 5 yıl süreyle (2030 yılına kadar) koruma aracı olarak tahsis edildiği ve resmi geçiş üstünlüğünün bulunduğu öğrenildi.

Araç içerisinde yapılan aramalarda 58 bin euro nakit para ele geçirildi. Ayrıca yasal mevzuata tamamen aykırı şekilde ön ve arka cam içerisine yerleştirilmiş ışıklı uyarı (çakar) sistemleri tespit edilen lüks araç, trafik ekiplerince 1 ay süreyle trafikten menedildi.

Telefonunu kapatıp çakarla ilerlemiş

İstihbarat ve Mali Suçlarla Mücadele şube müdürlüklerinin ortak çalışması, şüphelilerin yakalanmamak için profesyonelce hareket ettiğini gösterdi.

Aracın sürücülüğünü yapan Mehmet Özmen'in, 14 Ağustos'ta şüphelileri İstanbul'dan alarak yola çıktığı belirlendi. Aracın 16 Ağustos günü İzmir'in Selçuk ilçesindeki bir akaryakıt istasyonundan yakıt aldığı PTS kayıtlarına yansıdı.

Yakıt alımı sırasında sürücü Özmen araçtan inerken, firari kardeş Hilmi Tuna Kuriş ile Erhan Yılmaz'ın tedbir amacıyla camları koyu renkli otomobilden hiç inmediği görüldü.

Sürücü Mehmet Özmen'in, takibi zorlaştırmak amacıyla İstanbul'dan çıkış yaptıktan sonra GSM hattını kapattığı, firarileri Muğla'ya bırakıp İstanbul'a döndüğü güne kadar telefonunu tamamen kapalı tuttuğu belirlendi.

Şirket deposundan servet çıkmıştı

Bugün Marmaris'te yakalanan Hilmi Tuna Kuriş'in ortak olduğu İstanbul Ümraniye'deki Yılmaz Kimya Genel Merkezi ile otoparkındaki araçlarda daha önce gerçekleştirilen aramalarda adeta bir servet ele geçirilmişti. Polis baskınlarında kaynağı açıklanamayan piyasa değeri yaklaşık 1.4 milyar TL olan 206 adet külçe altın (yaklaşık 200 kilogram), 358 bin dolar, 102 bin euro ve ruhsatsız silahlar bulunmuştu.

Soruşturmada son durum

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bu geniş kapsamlı soruşturma, cemaatin dini faaliyetlerini değil; hiyerarşik ve ekonomik çıkar odaklı bir suç yapılanması haline gelip gelmediğini inceliyor. MASAK tarafından hazırlanan 168 sayfalık dev raporda, örgüte bağlı şirketler arasında 66 milyar lirayı aşan şüpheli bir para trafiği olduğu, tek bir şirketten ise kaynağı belirsiz 8 milyar liralık olağan dışı nakit çıkışı yapıldığı belgelenmişti.

Şu ana kadar aralarında cemaat lideri Alihan Kuriş'in de bulunduğu 38 şüpheli gözaltına alınmış ve bunlardan 32'si çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Firari kardeşin de yakalanması ve kullanılan koruma aracının eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'e tahsisli çıkmasının ardından, kaçış planını organize eden yeni isimlere yönelik soruşturmanın daha da derinleştirileceği bildirildi.

Mabel Matiz serbest bırakıldı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "Ha Leylim" isimli şarkısına ait klibi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan şarkıcı Mabel Matiz, yurt dışı çıkış yasağı tedbiriyle serbest bırakıldı

21.08.2026 14:07:00
İhlas Haber Ajansı
 
Mabel Matiz serbest bırakıldı
Mabel Matiz serbest bırakıldı
Kamuoyunda Mabel Matiz olarak tanınan şarkıcı Fatih Karaca hakkında, dijital platformlarda yayınlanan "Ha Leylim" isimli şarkısına ait video klibin, şarkı sözleriyle birlikte değerlendirildiğinde "müstehcenlik" suçu kapsamında kaldığı değerlendirilerek resen soruşturma başlatılmıştı.

Yurt dışı çıkış yasağı tedbiri

Soruşturma kapsamında Fatih Karaca, savcılıkta ifade vermek üzere Çağlayan'da bulunan İstanbul Adalet Sarayı'na geldi. Karaca, işlemlerinin ardından sevk edildiği hakimlikçe, 'yurt dışı çıkış yasağı' şeklinde adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.

Özel yurt fiyatları uçuşa geçti

ÖSYM'nin YKS yerleştirme sonuçlarını açıklamasının ardından yüz binlerce genç için üniversite kayıt heyecanı başlarken, megakent İstanbul'u kazanan öğrencileri ve ailelerini ciddi bir barınma telaşı sardı. En ucuz özel yurt odasının 25 bin TL'den kapı açtığı, kiralık evlerde ise ortalama bedelin 45 bin TL'ye dayandığı İstanbul'da ailelerin bütçeleri bu yıl her zamankinden daha fazla zorlanacak

20.08.2026 21:00:00
Eyüp Kabil
 
Özel yurt fiyatları uçuşa geçti
Özel yurt fiyatları uçuşa geçti
İstanbul genelinde 2026-2027 eğitim-öğretim dönemi için özel yurt fiyatlarında, oda tipine ve ilçenin konumuna göre çok keskin bir fiyat artışı yaşanıyor. Geçtiğimiz dönem aylık 17 bin TL ile 58 bin TL arasında seyreden fiyatlar, bu yıl 25 bin TL ile 76 bin TL bandına tırmanmış durumda.

Beşiktaş, üniversitelere ve merkezi alanlara yakınlığı nedeniyle fiyatların en yüksek olduğu ilçe konumunda. İlçede yurt ücretleri aylık 36 bin TL'den başlıyor ve tek kişilik konforlu odalarda 76 bin TL'ye kadar yükseliyor.

İstanbul'un en canlı ve popüler öğrenci lokasyonlarından olan Şişli ve Kadıköy'de özel yurt fiyatları aylık 25 bin TL ile 50 bin TL (Kadıköy'de 30 bin TL'den başlayarak) arasında değişiyor.

Tarihi yarımadada yer alan ve birçok kampüse ev sahipliği yapan Fatih'te oda fiyatları 30 bin TL ile 40 bin TL arasında alıcı buluyor.

Nispeten daha uygun fiyatlı alternatif arayanlar için Avcılar'da aylık özel yurt fiyatları 20 bin TL ile 40 bin TL arasındayken, Esenyurt'ta 15 bin TL ile 32 bin TL arasında oda bulmak mümkün oluyor.

Oda kapasiteleri arttıkça (4-6 kişilik odalar) maliyet düşse de, öğrencilerin mahremiyet ve rahat çalışma alanı gibi nedenlerle en çok talep ettiği tek kişilik odaların ortalama fiyatı 44 bin TL ile 46 bin TL seviyelerinde seyrediyor.

Ortalama kira 45 bin TL

Yurt fiyatlarındaki fahiş artışlar nedeniyle arkadaşlarıyla birleşip eve çıkmayı planlayan öğrencileri de emlak piyasasında ağır bir tablo karşılıyor. Güncel emlak analizlerine göre İstanbul genelindeki kiralık daire ilanlarının ortanca değeri aylık 45 bin TL seviyesine ulaşarak Türkiye ortalamasını ikiye katladı.

Kadıköy, İstanbul'un en yüksek ortalama kirasına sahip ilçelerinden biri olarak öne çıkıyor, bu bölgede ortalama kiralar 56 bin TL sınırında.

Sarıyer, Beşiktaş, Şişli gibi merkezi ilçelerde yeni binalarda 2+1 dairelerin aylık kiraları çoğunlukla 50-70 bin TL civarında seyrediyor.

Megakentin en düşük ortalama kirasına sahip ilçesi olan Esenyurt'ta bile ortalama kira bedelleri 25 bin TL'den başlıyor.

Öğrenciler için bir eve çıkmanın maliyeti sadece kirayla da sınırlı kalmıyor. Bir kira peşinat, iki kira depozito, emlakçı komisyonu ve eşya masrafları eklendiğinde ilk ay yapılması gereken toplu ödeme ailelerin omuzlarına çok büyük bir finansal yük bindiriyor.

KYK ve İBB yurtları

Mali yükün bu denli ağırlaşması, öğrencileri devlet yurtlarına ve yerel yönetimlerin sunduğu sosyal imkanlara yönlendiriyor. Aylık ücretleri çok daha ekonomik olan KYK yurtları, bütçesini dengelemek zorunda olan ailelerin ilk başvuru noktası durumunda.

Bunun yanı sıra İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), bu yıl toplam 16 yükseköğretim yurdu ve 6 binden fazla yatak kapasitesiyle kapılarını öğrencilere açtı. İBB yurtlarında sabah kahvaltısı ve akşam yemeği dahil günlük konaklama bedeli sadece 128 TL olarak uygulanıyor. Şartları karşılayan öğrenciler için son başvurular 25 Ağustos saat 23.59'a kadar İBB Yurt Başvuru Portalı adresi üzerinden alınmaya devam edecek.

Ailelerin bütçesi alarm veriyor

İstanbul'da asgari ücret veya ortalama bir memur/işçi maaşıyla geçinen ailelerin, çocuklarının sadece barınma masrafını dahi tek başına karşılaması neredeyse imkansız hale geldi. Uzmanlar, ailelerin yaşadıkları bu ekonomik stresi öğrencilere yansıtmaması ve alternatif burs, yarı zamanlı çalışma veya paylaşımlı ev gibi opsiyonları soğukkanlılıkla değerlendirmesi gerektiğini vurguluyor.

Üniversiteyi yeni kazanan Asya Gültekin, yaşadığı kaygıyı şu sözlerle özetliyor: "Eve mi çıksam yurtta mı kalsam büyük bir ikilem içindeyim. Fiyatlar her geçen yıl korkunç bir seviyeye ulaşıyor, öğrenci olarak İstanbul'da ayakta kalmak gerçekten çok zor."

YKS tercih maratonu bitti ancak İstanbul'u kazanan binlerce genç ve ailesi için asıl zorlu sınav, yani "ekonomik barınma sınavı" yeni başlıyor.

Şişli'de kötü kokunun geldiği evde bir genç ölü bulundu

Şişli'de bir binadan yayılan kötü koku ihbarı üzerine olay yerine sevk edilen ekipler, kokuların geldiği dairede yaptığı incelemede 25 yaşındaki gencin cansız bedeniyle karşılaştı

20.08.2026 20:35:00
İhlas Haber Ajansı
 
Şişli'de kötü kokunun geldiği evde bir genç ölü bulundu
Şişli'de kötü kokunun geldiği evde bir genç ölü bulundu
Olay, saat 16.30 sıralarında Kuştepe Mahallesi Zeytinlik Sokak'ta bulunan 4 katlı binada meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bir binadan gelen kötü koku üzerine mahalle sakinleri ihbarda bulundu. Kötü kokunun geldiği binanın yöneticisiyle görüşen mahalleli durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi. İhbar üzerine olay yerine polis, sağlık ve olay yeri inceleme ekipleri sevk edildi.

Polis ekipleri kötü kokunun geldiği tespit edilen binanın girişinde bulunan daireye çilingir yardımıyla girdi. Sağlık ve polis ekipleri yaptığı incelemelerde, dairede ikamet ettiği öğrenilen Yusuf Dinç'in (25) hayatını kaybettiğini belirledi. Bina önünde ve mahalle girişinde polis ekipleri güvenlik önlemi aldı. İncelemenin ardından şahsın cenazesi otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumuna kaldırıldı. Ekipler, gencin vücudunda herhangi bir darp ve kesici alet izine rastlanmadığı öğrenildi. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.

F-35 ve F-16 konusunda Washington sessiz

ABD Başkanı Trump’ın Temmuz’daki Ankara ziyaretinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a verdiği sıcak mesajlar ve "yaptırımları kaldıracağız" taahhüdü, Washington bürokrasisinin ve Kongre engellerinin duvarına çarptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "Söz aldıktan sonra 40 gün geçti, adım atılmadı" sitemiyle yeniden alevlenen krizde, ABD’nin övgü dolu söylemleri eyleme dönüştürmediği netleşti

20.08.2026 20:30:00
Haber Merkezi
 
F-35 ve F-16 konusunda Washington sessiz
F-35 ve F-16 konusunda Washington sessiz
HABER ANALİZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz günlerde Al Jazeera ve farklı uluslararası mecralara verdiği röportajlarda, ABD Başkanı Donald Trump'tan F-35 savaş uçakları konusunda kesin bir söz aldığını belirterek, Washington yönetiminin bu vaadi yerine getirmesini beklediklerini kamuoyuna duyurdu.

Hatırlanacağı üzere, 7 Temmuz 2026'da Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi sırasında Trump, Erdoğan'ı ve Türkiye'nin askeri gücünü öven açıklamalarda bulunmuş; Rusya'dan alınan S-400 füze savunma sistemleri nedeniyle Aralık 2020'den bu yana uygulanan CAATSA yaptırımlarını kaldıracağını ve Türkiye'nin F-35 programına geri dönüşünü "kesinlikle değerlendireceğini" söylemişti. Hatta Trump, Netanyahu ile yapacağı görüşme öncesinde basına yansıyan demeçlerinde, "Türkiye harika bir müttefik olmuştur, kimse bana ne satıp satmayacağımı söyleyemez" diyerek rest çekmişti.

Ancak zirvenin üzerinden haftalar geçmesine rağmen Washington cephesinden somut hiçbir idari ya da yasal adım gelmedi; aksine tam bir sessizlik hakim oldu.


Kongre'ye gönderilen S-400 mektubu


Yunan ve Amerikan basınına sızan 22 Temmuz 2026 tarihli resmi yazışmalar, Trump'ın kameralar önündeki "sözlerinin" arka plandaki kurumsal devlet mekanizmasıyla çeliştiğini gösteriyor. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Kongre üyelerine gönderdiği bilgilendirme mektubunda, Türkiye'nin F-35 programına yeniden dahil edilebilmesi için gerekli hukuki şartları henüz karşılamadığı açıkça belirtildi.

Mektupta yer alan detaylara göre, ABD yasaları, Rus menşeili S-400 sistemleri Türkiye mülkiyetinde ve toprağında kaldığı sürece Pentagon'un F-35 transferi yapmasını kesin bir dille yasaklıyor. Trump yönetimi bürokrasisi, S-400 krizinin çözülmesi için bu sistemlerin tamamen Türkiye dışına çıkarılmasını ve gelecekte benzer alımlar yapılmayacağına dair yazılı ve bağlayıcı taahhütler verilmesini talep ediyor.

Bunun yanı sıra İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve Kongre'deki güçlü Yunan-İsrail lobileri de Ankara'nın Doğu Akdeniz ve Ortadoğu politikalarını gerekçe göstererek Türkiye'ye radara yakalanmayan 5. nesil jetlerin teslim edilmesini engellemek için baskılarını sürdürüyor.


F-16 Blok 70 sözleşmesinde fiyat ve teslimat çıkmazı


F-35 programına alternatif olarak yürütülen ve görece daha kolay çözülmesi beklenen 40 adet yeni F-16 Blok 70 savaş uçağı ile modernizasyon kitleri tedariki de Washington'un oyalama taktiklerinden nasibini almış durumda.

2024 yılında ön sözleşmesi imzalanan 23 milyar dolarlık dev pakette, ABD'li üretici Lockheed Martin ile Ankara arasında ciddi bir fiyat ve maliyet krizi yaşanıyor. ABD'nin Türkiye'ye sunduğu yüksek maliyetler ve üretim yoğunluğunu öne sürerek teslimat takvimini sürekli ertelemesi üzerine, Milli Savunma Bakanlığı geçtiğimiz süreçte F-16 modernizasyon kitlerinin bir kısmından vazgeçildiğini açıklamıştı. Tayvan gibi ülkelere F-16V teslimatları tam gaz devam ederken, Türkiye'nin taleplerinin pazarlık masalarında kilitlenmesi, ABD'nin "müttefiklik" samimiyetini bir kez daha sorgulatıyor.


Ankara'nın alternatif hamleleri


Washington'dan istediğini alamayan ve Trump'ın "övgü dolu sessizliğiyle" karşı karşıya kalan Ankara, hava gücünü tahkim etmek için çoklu bir strateji izliyor.

İlk olarak Türkiye, Birleşik Krallık ile imzaladığı 20 adet yeni Eurofighter Typhoon savaş uçağı tedarik süreci kapsamında, uçuş ve bakım personelini Ağustos 2026 itibarıyla kademeli olarak eğitim için İngiltere'ye göndermeye başladı. İkinci olarak, ABD'den gelecek yeni F-16'ların gecikmesi, ASELSAN imzalı MURAD AESA radarı ve milli görev bilgisayarlarını içeren ÖZGÜR modernizasyonu ile telafi edilmeye çalışılıyor. Bu yerli hamle sayesinde envanterdeki mevcut F-16'lar 4,5. nesil seviyesine yaklaştırılıyor. Son olarak, Milli Muharip Uçak KAAN'ın seri üretim takvimi için kritik öneme sahip olan ABD menşeili General Electric F110 motorlarının tedarik süreçleri de Ankara tarafından yakından takip ediliyor.

Özetle; Trump liderliğindeki Beyaz Saray, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile kurduğu kişisel dostluk köprülerini ve kamuoyu önündeki jestleri bir dış politika enstrümanı olarak kullanırken, kurumsal planda Türkiye'ye yönelik askeri ambargoyu gevşetmeye niyetli görünmüyor. Ankara ise Washington'un bu oyalama siyasetine karşı, "Trump'ın sözünü tutmasını beklerken" bir yandan da kendi yerli savunma sanayii ekosistemini ve alternatif ittifaklarını güçlendirerek jet açığını kapatmayı hedefliyor.

"Hakkımızı alana kadar buradayız"

Güvenpark'ta 38 gün süren oturma eylemine sabaha karşı yapılan polis müdahalesinin ardından er şehit aileleri ve er gaziler, eylemlerini Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı önüne taşıdı. Mağduriyetlerinin çözülmesini isteyen gaziler, "Biz öcü değiliz, haklarımızı alana kadar hiçbir yere gitmiyoruz" diyerek kararlılık mesajı verdi

20.08.2026 19:30:00
Haber Merkezi
 
"Hakkımızı alana kadar buradayız"
"Hakkımızı alana kadar buradayız"
Türkiye'nin 81 ilinden hak arayışı için başkente gelen er şehit aileleri ve er statüsündeki gazilerin adalet çığlığı büyüyor. Ankara Güvenpark'ta tam 38 gündür rütbe farkı gözetilmeksizin eşit özlük hakları talebiyle nöbet tutan aileler ve gaziler, sabaha karşı düzenlenen bir şafak operasyonuyla alandan uzaklaştırıldı. 
 
Karga tulumba otobüslere bindirilerek Bilkent Gazi Uyumevi'ne götürülen gazi ve şehit yakınları, buradaki kısıtlamalara ve barınma sorunlarına tepki göstererek eylemlerini Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı önüne taşıdı.

Park bariyerlerle kapatıldı

Ağustos ayının ortasından bu yana Ankara'nın göbeğinde seslerini duyurmaya çalışan gazilere, dün sabah saat 04.45 sıralarında yüzlerce polisin katıldığı bir operasyon yapıldı. Yataklarında uyuyan şehit anaları ve uzuvlarını terörle mücadelede kaybetmiş gaziler, polis zoruyla parktan çıkarıldı. Müdahalenin ardından tarihi Güvenpark tamamen boşaltılarak demir bariyerlerle abluka altına alındı.
 
Operasyonun ardından açıklama yapan Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu, yaşanan muameleye sert tepki göstererek şu ifadeleri kullandı:

"Sabahın köründe sanki terörist alıyormuş gibi çok ağır bir müdahaleyle karşılaştık. Biz bu ülkenin onuru için askere gittik, bedel ödedik. Bizi kaldırıp Bilkent Gazi Uyumevi'ne kilitlediler, orada adeta rehin tutulduk. Biz öcü değiliz, diyaloğa kapalı değiliz. Bu sorun çözülene kadar alanlardayız. Ya öleceğiz ya da hakkımızı alacağız."

"Sosyal haklara gelince herkes sırtını dönüyor"

Eyleme katılan er gaziler ve destek veren polis gazileri, TSK bünyesindeki rütbeli subay/astsubay gaziler ile er/erbaş gaziler arasında yaratılan derin uçuruma dikkat çekiyor. Güneydoğu'da ve sınır ötesi operasyonlarda aynı kurşuna göğüs gerdiklerini belirten kahramanlar, sağlık ve protez yardımlarında dahi ayrımcılık yapıldığını vurguluyor.
Alana destek için gelen bir polis gazisi, içerideki durumu şu sözlerle özetledi:
 
"Bu çocuklar 20 yaşında, fidan gibi askere gitti; dağda bacağı, kolu, gözü koptu. Sosyal haklara gelince herkes sırtını dönüyor. Bir subay gazi en iyi sağlık koşullarından, göz, diş, ayak protezi imkanlarından sonuna kadar faydalanıyor. Bizim er gazimiz ise protezini kredi kartından borç alarak yaptırmaya çalışıyor. Şehit erin annesi orduevine kapıdan giremezken, rütbeliler yedi göbek ailesini sokuyor. Adalet bunun neresinde?"

Bakanlık önünde kamp kuruluyor

Bilkent'teki uyumevinden çıkışları yapılan ve kalacak yer bulamayan gaziler ile şehit yakınları, eylemlerinin 39. ve 40. gününde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı binası önünde toplandı. 
 
Bakanlık yetkilileriyle görüşmek üzere gazi ve şehit yakınlarından oluşan küçük bir heyet binaya kabul edildi. Bakanlık içinde müzakereler sürerken, dışarıda bekleyen kitle sorunlarına kesin bir çözüm getirilmediği takdirde bakanlık önüne kamp kuracaklarını ilan etti.

Gazilerin temel talepleri neler?

Meclis'ten geçen son kanun tekliflerinin beklentilerini karşılamadığını ve adeta "bir parmak bal çalmaktan" ibaret olduğunu belirten Er Şehit ve Gaziler Platformu taleplerini şu şekilde sıralıyor:
 
Emsal Statü ve Hak Eşitliği: Rütbe ayrımı yapılmaksızın tüm şehit yakınları ve gazilere eşit özlük, maaş ve tazminat haklarının verilmesi.

Medikal ve Protez Güvencesi: Uzuv eksikliği bulunan gazilerin ihtiyaç duyduğu yüksek teknolojili protez ve medikal ürünlerin, hiçbir Contribution (katkı payı) veya borçlanma olmaksızın devlet tarafından karşılanması.

Cumhurbaşkanlığına Bağlı Daire Başkanlığı: Şehit ve gazi işlemlerinin siyaset üstü bir anlayışla yürütülmesi amacıyla, Aile Bakanlığı bünyesinden çıkarılarak doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı müstakil bir daire başkanlığı kurulması.

Rojin’in dosyasında 59 dakikalık gizem

Van'da kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan Rojin Kabaiş soruşturmasında sarsıcı bir son dakika gelişmesi yaşandı. Genç kızın cep telefonunda, kaybolduğu anlarda tam 59 dakika boyunca hiçbir veri akışı olmadığı, ardından sabaha kadar internet kullanımının devam ettiği ortaya çıktı. Aile avukatı, "O saatten sonra telefonu katiller kullandı" dedi

20.08.2026 18:30:00
Haber Merkezi
 
Rojin’in dosyasında 59 dakikalık gizem
Rojin’in dosyasında 59 dakikalık gizem
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencisi 21 yaşındaki Rojin Kabaiş'in ölümünün üzerindeki sır perdesi, dijital incelemelerden elde edilen yeni bulgularla aralanıyor. İspanya ve Çin'deki siber laboratuvarların ardından şifresinin kırılması için Mersin'deki adli bilişim uzmanlarına gönderilen cep telefonuna ait internet trafik dökümleri, soruşturmanın seyrini kökten değiştirecek cinsten.

Tam 59 dakika sustu, sabaha kadar çalıştı

Kabaiş ailesinin avukatı Abdurrahman Karabulut'un kamuoyuyla paylaştığı son verilere göre, Rojin'in kaybolduğu gün cep telefonunda 19.04 ile 20.03 saatleri arasında hiçbir veri akışı gerçekleşmedi. Genç kızın sahilde kaybolduğu ana kadar aktif şekilde sosyal medya (WhatsApp veya Instagram) üzerinden görüşmeler yaptığı belirlenirken, bu bir saatlik dilimde cihaz tamamen sessizliğe gömüldü.

Asıl dikkat çeken ayrıntı ise bu sessizliğin hemen ardından başladı. Saat 20.03'ten ertesi sabah 09.00'a kadar Rojin'in internet paketi üzerinden yoğun bir veri akışı tespit edildi.

"Telefonu Rojin değil, onu kaçıranlar kullandı"

Bulguları değerlendiren avukat Abdurrahman Karabulut, cinayet şüphesini açıkça ortaya koyan şu açıklamayı yaptı:

"Rojin son kaybolduğu noktaya gidene kadar telefonla görüşüyordu. Ancak 19.04 ile 20.03 arası bir kesinti var. Ne olduysa tam o esnada oldu. Saat 20.03'ten sonra sabaha kadar kendisini arayan onlarca kişi olmasına rağmen bu aramalar yanıtsız kaldı ancak internetten veri akışı devam etti. Bu durum, telefonun o dakikadan itibaren Rojin'i kaçıran veya öldüren faillerin elinde olduğunu net bir şekilde gösteriyor. Telefon açık olsaydı, Rojin gelen aramalara mutlaka yanıt verirdi."

Aileden "JASAT" ve deniz araçları talebi

Soruşturmada çember daralırken aile, dosyanın emniyetten alınarak bu tür spesifik olaylarda uzmanlaşmış olan JASAT'a (Jandarma Suç Araştırma Timi) devredilmesini talep etti. Ayrıca olayın yaşandığı saatlerde Van Gölü'nde bulunan tüm deniz araçlarının ve teknelerin de şüpheli sıfatıyla mercek altına alınması istendi.

DNA soruşturması genişliyor: Hedef 2 bin 500 kişi

Daha önce Adli Tıp Kurumu raporlarında Rojin Kabaiş'in kıyafetlerinde ve mahrem bölgelerinde iki farklı erkeğe ait DNA kalıntıları saptanmıştı. Bugüne kadar şüpheli sıfatıyla 600'e yakın kişiden alınan DNA örnekleri bu kalıntılarla eşleşmedi. Cumhuriyet Savcılığı'nın, bölgedeki şüpheli profilini büyüterek DNA incelemesini 2 bin 500'ün üzerinde kişiye yaymayı hedeflediği öğrenildi.

Kilitlenen 10 haneli ekran şifresi nedeniyle küresel siber firmalarının dahi açmakta zorlandığı telefonun, Mersin'deki yerli teknik bilirkişiler tarafından tamamen kopyalanması halinde, 27 Eylül'deki o karanlık gecenin tüm sorumlularının açığa çıkarılması bekleniyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.