logo
15 HAZİRAN 2026

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'tan af açıklaması

Tunç, "Kamuoyunda af olarak değerlendirilen husus bir kere yanlış anlaşılma. Burada her hangi bir af söz konusu değil. Böyle bir gündemimiz de bizim söz konusu değil" dedi.

17.04.2025 17:36:00
İhlas Haber Ajansı
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'tan af açıklaması
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'tan af açıklaması
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç Kocaeli'de önemli açıklamalarda bulundu. TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder'in sağlık durumu hakkında konuşan Bakan Tunç, "Düne göre daha iyi olduğunu öğrenmemiz bizler için önemli gelişme. Yarın DEM Parti heyeti ile Adalet Bakanlığı'nda randevulaşmıştık. Terörsüz Türkiye süreci kapsamında ifade edecekleri hususlar vardı. Sırrı Süreyya beyin rahatsızlığı sebebiyle bunu biraz ötelemek durumunda kaldık" dedi.

"Görüşme ileri bir tarihe ertelendi"
Yargı ve İş Dünyası Sempozyumu'na katılmak üzere Kocaeli'ne gelen Adalet Bakanı Yılmaz Tunç önemli açıklamalarda bulundu. TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder'in sağlık durumuyla ilgili konuşan Bakan Tunç, "Hepimizi derinden üzdü. Kendisine acil şifalar diliyoruz. Önceki güne durumunun daha iyi olduğunu doktorlar ifade ediyorlar. Cuma günü için DEM Parti heyeti ile Adalet Bakanlığı'nda randevulaşmıştık. Terörsüz Türkiye süreci kapsamında ifade edecekleri hususlar vardı. Sırrı Süreyya beyin rahatsızlığı sebebiyle bunu biraz ötelemek durumunda kaldık. Odaklandığımız nokta Sırrı Süreyya Önder'in sağlığına kavuşması. Bir an önce eski haline gelmesi ve aramıza katılması. Kendisi uzlaşmacı kişiliği ile bu sürece önemli katkılar veriyordu. Terörsüz Türkiye'ye inanan bir kişiydi. Daha önceki görüşmelerimizde, cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin şartları ile ilgili olarak bir takım talepleri oluyordu. Mevzuatımız çerçevesinde yapılabilecek hususlar zaten kanun çerçevesinde yapılıyordu. Özellikle hasta tutuklu ve hükümlüler, tedavi süreçleri, infaz şartları ile ilgili bir takım taleplerde bulunmuşlardı. Yapılan çalışmaları bu görüşmede değerlendirebilirdik. İdare ve gözlem kurulu kararları ile ilgili talepleri vardı. Yapmayı planladığımız görüşmede bunları dile getirebilirlerdi. Artık ileri bir tarihe ertelemek durumunda kaldık. Asıl önemli olan Sırrı Süreyya Önder'in bir an önce sağlığına kavuşması. Düne göre daha iyi olduğunu öğrenmemiz de bizler için önemli gelişme. İnşallah bir an önce sağlığına kavuşur ve ülkemiz için 40 yıldan bu yana ülkemize ayak bağı olmuş, ülkemizin kalkınmasında en büyük engel olan terör belasından kurtulma sürecine yine kaldığı yerden destek vermeye devam eder" diye konuştu.

"Her hangi bir af söz konusu değil"
10. Yargı Paketi ile ilgili açıklamalarda bulunan Bakan Yılmaz Tunç, "Yeni Yargı Reformu Strateji Belgemizin de ilk paketi olacak. Belirlediğimiz 264 hedef var. Bu hedefleri belli bir takvime bağlamış durumdayız. Uygulama takvimi gereğince, yasal düzenleme gerektiren hususları, teknik çalışmaları, taslakları biz milletvekillerimize arz edeceğiz. Uygulamadan kaynaklanan hususları zaten idari kararlarla gerçekleştirmenin gayreti içerisinde olmaya devam edeceğiz. Bu, reform belgemizin ilk paketi olacak, ceza adaleti ile ilgili. Ceza adaleti dediğimiz zaman, sadece infaz aşaması değil, soruşturma, kovuşturma ve sonrasında da infaz aşaması. Üçü de, birbirinden değerli aşamalar. Bu üç aşamanın da tek amacı ceza adaletini sağlamak, toplumu suçtan korumak, suçla mücadele etmek, toplumsal barış ve huzuru sağlamak. Soruşturma, kovuşturma, infaz aşamaları ile ilgili bazı düzenlemeler olacak. Teknik çalışma devam ediyor. Kanun yapma yetkisi milletvekillerimizin. Biz onların görüşlerine arz edeceğiz. Pakete ekleyebilecekleri, çıkartabilecekleri hususlar olabilir. Takdir tamamen meclisimizin. Özellikle kamuoyuna yansıyan bazı düzenlemeler var. Trafik suçları ile ilgili İçişleri Bakanlığı'mızın idari para cezalarındaki caydırıcılıkla ilgili bir çalışma var. Aynı zamanda, trafik suçlarında, toplumda çok büyük rahatsızlık oluşturan, TCK'da da düzenlenmesi gereken hususlar var. Trafikte yol kesme, maganda, şehir eşkıyası dediğimiz, önemli günlerde, kutlamalarda, düğünlerde silah kullanılması ve bunun tatsız olaylara sebep olması gibi bir çok husus pakette yer alacak. Bilişim suçlarının önlenmesi ve yargılama süreçlerinin hızlı şekilde sonuçlanmasıyla ilgili önemli düzenlemeler olacak. Denetimli serbestlik, tutuklama tedbirinden kaynaklanan bazı eleştirileri karşılayacak düzenlemeler de olacak. Kamuoyunda af olarak değerlendirilen husus bir kere yanlış anlaşılma. Burada her hangi bir af söz konusu değil. Böyle bir gündemimiz de bizim söz konusu değil. Özellikle Ceza İnfaz Kanunu'nda yapılacak olan düzenlemeler, cezaevindeki şartlar, hasta hükümlülerin şartları, onların alternatif infaz usullerinden yararlanabilmeleri, belli yaşın üstündeki hükümlüler ile ilgili bazı suçlar hariç tutulmak kaydıyla bunlar milletvekillerimizin takdirinde olan hususlar. 55 bin kişinin affedileceği değerlendirmesi doğru değil. Covid izni vardı, 2023'ün 31 Temmuz'unda bu sona ermişti. Covid zamanında üç yıl boyunca açık cezaevindeki hükümlüler izne gönderilmişti. Kapalıdaki hükümlülerde üç yıl erken açık cezaevine çıkarak, oradaki sağlık riskini ortadan kaldırmaya yönelik düzenlemeyi meclisimiz yapmıştı. 31 Temmuz 2023 tarihi itibariyle kararları kesinleşenler ve cezaevinde bulunanlar bundan yararlanabildi. 31 Temmuz 2023 tarihinde kararı kesinleşmiş, cezaevinde bulunanlardan önce suçu işlediği halde yargılaması uzun sürdüğü için, kendisinden kaynaklanmayan bir sebeple bundan yararlanamadığını ifade eden vatandaşlarımız var. Bunların talebiyle ilgili değerlendirme söz konusu olabilecek. Bu meclisin takdirinde olan husus. Milletvekillerimiz elbette değerlendirecek. Biz çözüme yönelik taslağı onlara arz edeceğiz. Burada özellikle 4'te 4 dediğimiz, ikinci kez mükerrer olanların bir talebi söz konusu. Bir kişi suç işlediğinde şartlı salıvermesi ilk suçta 1/2, ikincide bazı suçlar hariç 3/2. Üçüncü suçta ise tamamı infaz edilir. Bazı vatandaşlarımızın basit üç suçu işleyen, ikinci kez mükerrer olanlarla ilgili 4 te 4 uygulamasının, yani cezasının tamamının cezaevinde çekilmesinin, şartlı salıvermeden yararlanmamasının mahsurlarının olduğu yönünde uygulamadan ve akademisyenlerden de görüşler almıştık. Cezaevindeki iyi hal şartlarının düzenlenmesi ve cezaevindeki düzeni sağlamaya yönelik, özellikle 4'te 4 infaz yerine, 4'te 3 gibi bir alternatif değerlendirmesi konusunda bir görüş var. Biz teknik taslak olarak hazırladık, milletvekillerimizin takdirlerine arz edeceğiz. Ne kadar kişi yararlanacak işin o tarafında değiliz. Bu düzenleme tamamen ceza adaleti sistemiyle ilgili husus. Kişi sayısı ile ilgili ölçtüğününüz zaman yanlış sonuca varırsınız" ifadelerini kullandı.

CHP kurultayı ile ilgili soruya da cevap veren Bakan Yılmaz Tunç, "CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'na ilişkin şikayetleri yine CHP'nin delegeleri yapmıştı. Hatay Büyükşehir Belediyesi eski başkanı başta olmak üzere bazı delegeler savcılıklara başvurdu. Önce Bursa sonra Ankara'da yetkili yangı yeri olarak soruşturma devam etti. Şikayetler oldu, sonra delegeler gelip ifadeler verdiler. Oradaki soruşturma devam ediyor. Bir şikayetin yargı tarafından değerlendirilmemesi söz konusu olamıyor. Bir takım ifadeler, iddia edilen konular varsa bunu tespit edecek olan Cumhuriyet Savcılığı'dır. Diğer yandan da Asliye Hukuk Mahkemesi'nde de yine CHP'li delegeler tarafından açılan kongre iptal davaları var. Tedbir kararı reddedilmişti. Henüz daha duruşma aşamaları başlamadı ama dün akşam, bazı sosyal medya mecralarında maalesef halkı yanıltıcı bilgiyi yayma suçunu teşkil edebilecek paylaşımlar oldu. Bunlar doğru değil. Hakim ve savcılar, yargı sürecini, ne yapacaklarını, sosyal medyadaki bu paylaşımları yapanlarla, paylaşacak durumda değiller. Yargı kendi mecrasında yürür. Kimin tutuklanacağı, 'Şu serbest kalacak, şu tutuklanacak' şeklinde kişilerin sosyal medyada paylaşım yapması, tamamen dezenformasyon amaçlıdır. Bu tür paylaşımlar doğru değildir, itibar edilmemesi gerekir ve bunların zararlı sonuçları olur. O paylaşımlar nedeniyle tedirgin olan insanlar olabilir, ekonomiye zarar verme durumu olabilir. Tüm bunlar doğru şeyler değil. Yargı süreçleri zaten kendi mecrasında işler. Önden bir takım açıklamalar yapmak doğru değil. Sosyal medya kullanıcılarının dezenformasyon teşkil edebilecek paylaşımlardan kaçınması gerekir" şeklinde konuştu.

TBMM Başkanvekilinin, Anayasa Mahkemesi kararının sonuç kısmını okumasıyla ilgili açıklamalarda bulunan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Zaten grup başkanvekilimiz, meclis başkanımız tarafından değerlendirildi. Meclisin çalışma düzeni bellidir. İç tüzüğündeki kurallar çerçevesinde meclis çalışmaları yürütülür. Bu kuralın dışına çıkarak, farklı çalışmalar içerisine girmek meclisin saygınlığına da gölge düşüren hususlardır. Anayasa Mahkemesi'nin, Yargıtay'ın kararı ortadadır. Yerel mahkemenin ve Yargıtay'ın vermiş olduğu sonrasında meclis tarafından okunmuştur. Yeniden yargılama söz konusu olmadığı için kesin hüküm devam etmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin kararının orada okunması sonuca etkili bir durum değildir. Özellikle Sırrı Süreyya Önder'in rahatsızlığı sebebiyle milletvekillerinin çoğunluğunun orada bulunmadığı, meclisin çalışmalarına ara verilecek ortamda böyle bir çaba içerine girilmesi çok şık olmamıştır. Zaten gerekli cevabı Numan Kurtulmuş bu konuda vermiştir" dedi.

Teknolojinin artması ve internet çağının bilişim suçlarını arttırdığına dikkat çeken Bakan Tunç, "Yargının belli bir iş yükünü, sosyal medyada, internette işlenen sadece hakaret, tehdit suçları değil, kişilik hakları, özel hayatın korunması önemli. İnternet yoluyla dolandırıcılık, yasa dışı bahis gibi hususlarda maalesef son zamanlarda artmaya devam ediyor. Bizim yargı paketimizde bilişim suçlarına yönelik önemli düzenlemeler olacak. Sosyal medya ile ilgili olarak, bir özgürlük alanı ama özgürlüğünde özellikle temel haklar bakımından baktığınız zaman, bunun sınırları vardır. Gerçek hayatta suç teşkil ediyorsa, bunun internette işlenmesi de aynı şekilde suçtur. Bizim bu hususta kanunumuz var" diye konuştu.

Araştırma hastanesinde kimyasal madde paniği

İzzet Baysal Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde kimyasal madde paniği yaşandı. Kimyasal maddeden 9 kişi etkilendi 
 

15.06.2026 15:32:00
İhlas Haber Ajansı
Araştırma hastanesinde kimyasal madde paniği
Araştırma hastanesinde kimyasal madde paniği
Bolu'daki İzzet Baysal Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tuvalet ve banyo temizliği sırasında kullanılan kimyasal maddeden, aralarında hasta ve personelin de bulunduğu 9 kişi etkilendi.

Olay, saat 11.00 sıralarında Karacasu beldesinde yer alan İzzet Baysal Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesinde meydana geldi. Hastanenin tuvalet ve banyolarında temizlik çalışmaları yapıldığı esnada kullanılan kimyasal maddeler nedeniyle koku oluştu. Yayılan kokudan ve kimyasallardan ilk belirlemelere göre, aralarında hastane personeli ve hastaların da bulunduğu 9 kişi etkilendi.

112 Acil Çağrı Merkezi'ne yapılan ihbar üzerine olay yerine çok sayıda sağlık ve AFAD ekibi sevk edildi. Kısa sürede hastaneye ulaşan ekipler, kimyasal maddeden etkilenen vatandaşlara ilk müdahaleyi yaptı. Maddeden etkilenen şahısların bir kısmı olay yerinde ayakta tedavi edilirken, bazı hasta ve personeller ise ambulanslarla tedbir amacıyla kentteki diğer hastanelere sevk edildi.

Meydana gelen olayla ilgili inceleme başlatıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2026 yılının Türkiye için zirveler yılı olacağını söyledi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu senenin her alanda Türkiye için zirveler yılı olduğunu ifade edip "Kimsenin motivasyonumuzu bozmasına müsaade etmeyeceğiz" dedi.
 

15.06.2026 14:54:00
Haber Merkezi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2026 yılının Türkiye için zirveler yılı olacağını söyledi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2026 yılının Türkiye için zirveler yılı olacağını söyledi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Havalimanı'nda düzenlenen Ankara Havalimanı ve Bağlantı Yolları açılış törenine katıldı.

Erdoğan'ın katılımıyla gerçekleşen Ankara Havalimanı'nın açılışı yapıldı. Yeni açılan havalimanıyla Esenboğa Havalimanı'ndaki trafiğin rahatlayacağını dile getiren Erdoğan, Ankara Havalimanı'na ilişkin bilgiler verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarının satırbaşları şöyle:

"2026 senesi her alanda zirveye oynayan Türkiye için zirveler yılı olarak devam ediyor.
Bizler de tüm kurumlarımızla bu önemli senenin hakkını verebilmek için canla başla çalışıyoruz. Sadece 86 milyon vatandaşımız değil, kaderini kaderimizle bir gören kardeşlerimizin güçlü yarınları için uğraşıyoruz. Kimsenin motivasyonumuzu bozmasına müsaade etmeyeceğiz.

7-8 Temmuz tarihlerinde NATO Liderler Zirvesi'ne Ankaramızda ev sahipliği yapacağız. Sadece ev sahipleri yapacağı uluslararası etkinliklerde değil, Türkiye'nin çekim merkezi olma vasfı yabancı heyet ziyaretlerinde de görülüyor. Ankara'nın diplomasi trafiğinde konumu güçleniyor. Türkiye'nin küresel siyasetteki ağırlığı arttıkça Ankara'ya ziyarete gelen yabancı heyetlerin sirkülasyonu artıyor. Diplomasinin kalbi Ankara'da atacak.

Ankara Havalimanı'nın hizmete girmesiyle Esenboğa'nın hem havayolu hem de karayolu olarak bir rahatlama olacaktır. Ankara Havalimanı ile Başkentimize yeni bir proje kazandırmakla kalmadık, bir eseri de ihya ettik.

Burayı uçuşlara uygun hale getirmek üzere iki etap halinde planladığımız projeyi 8 ayda başarıyla tamamladık.

Pist uzunluğunu 3 metreye, pist genişliğini ise 60 metreye çıkardık. Pist başlarına 15 bin metrekare büyüklüğünde iki adet dönüş cebi inşa ettik. 44 uçağın eş zamanlı olarak güvenle park edebileceği yüksek kapasite oluşturduk. Pist ve taksi yollarının aydınlatma sistemleri, levhaları, uluslararası sivil havacılık örgütü standartlarına göre modernize edildi. Tüm bu çalışmalarla Ankara Havalimanımızı hazır hale getirdik.

Bugün hizmete verdiğimiz diğer yatırımlarımız Başkent Havacılık Köprüsü ve bağlantı yollarıdır. Başkent Havacılık Köprüsü YHT hattı üzerine inşa edilmiştir."

İBB davasının 50. gününde İmamoğlu'ndan Bakan Gürlek'e Fatoş Pınar Türker çağrısı

Aralarında tutuklanarak İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu 68’i tutuklu 414 kişinin yargılandığı İBB davası, 50’nci gününde devam ediyor

15.06.2026 13:11:00
Haber Merkezi
İBB davasının 50. gününde İmamoğlu'ndan Bakan Gürlek'e Fatoş Pınar Türker çağrısı
İBB davasının 50. gününde İmamoğlu'ndan Bakan Gürlek'e Fatoş Pınar Türker çağrısı
Aralarında tutuklanarak İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu 68'i tutuklu 414 kişinin yargılandığı İBB davası, 50'nci gününde devam ediyor. Duruşmada söz alan İmamoğlu, geçen hafta çıplak arama ve savcının tehdidine maruz kaldığını söyleyen İBB iştiraki Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker hakkında, "AK Parti Grup Başkanvekili'nin duyarlılığını, İçişleri Bakanı'nın hassas bir şekilde ele almasını önemsiyorum. Aynı hassasiyeti Adalet Bakanı'ndan da bekliyorum. Bir savcı, bir anneyi çocuğuyla tehdit etti. SEGBİS kaydı ile bu iddia ortaya çıkabilir. Üstü örtülecek bir şey değil, işlem başlatılmasını bekliyorum" dedi.

Geçen hafta, Medya A.Ş.'nin eski genel müdürleri Elif İpek Atayman ve Fatoş Pınar Türker'in de aralarında olduğu tutuklu sanıkların savunmaları ve sorgularıyla tamamlanmıştı. Bugün Fatoş Ayık'ın yarım kalan sorgusuyla devam edecek. Daha sonra İBB Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Taner Çetin ve İBB Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı Halkla İlişkiler Şube Müdürü Serap Karay'ın savunmasına geçilmesi bekleniyor.

Duruşmada Ayık'ın sorgusuna geçilmeden önce İmamoğlu söz aldı. "Asrın yolsuzluğu denilen davada neler yaşadığımız kamuoyunun gözü önünde oluyor" diyen İmamoğlu, bu hafta yapılacak tutukluluk incelemesinde mahkeme heyetine vicdanlı karar vermesi çağrısında bulundu. Özellikle hasta ve kadın tutuklular için hassasiyet gösterilmesi gerektiğini belirten İmamoğlu, "Savunmasını yapan arkadaşlarımızın bir fırsat elde etmesini talep ediyorum" dedi.

İmamoğlu ayrıca, "AK Parti Grup Başkanvekili'nin duyarlılığını, İçişleri Bakanı'nın hassas bir şekilde ele almasını önemsiyorum. Aynı hassasiyeti Adalet Bakanı'ndan da bekliyorum. Üstü örtülecek bir şey değil, işlem başlatılmasını bekliyorum" dedi.

Murat Ongun'dan Fatoş Ayık'a: Sizi kuruma ben mi yerleştirdim?
İmamoğlu'nun ardından Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, Fatoş Ayık'a "Ben ya da Emrah Bağdatlı'nın bir baskı yaptığına şahit oldunuz mu, sizi kuruma ben mi yerleştirdim?" diye sordu. Ayık, "Hayır" yanıtını verdi.

Ongun'dan sonra İmamoğlu da, "Bir suç örgütü iddiası ortaya atılıyor. Kendimi eleştiriyorum, buradaki ifadeleriyle kendilerini tanıma fırsatı buluyorum, örgüt üyesi olduklarını öğreniyorum. Daha önce tanışmış mıydık?" diye sordu. Ayık bu soruyu da "Hayır" diyerek yanıtladı. Bunun üzerine İmamoğlu, "Bu ülkenin hazinesini teslim edeceğimiz kadınları dinliyorsunuz" dedi.

Fatoş Ayık'ın avukatı: İnsan haklarına, insan onuruna aykırı şeyler oldu
Ayık'ın avukatı Uğur Güner, savunmasına başladı. "15 aydır tutukluyuz, bundan önce sadece 15 dakika konuştuk" diyen avukat Güner, "İnsan haklarına, insan onuruna aykırı şeyler oldu. İfademizi alan savcı, soruşturma savcısı değildi. Tutuklandıktan sonra önce Silivri'ye konuldu, sonra Gebze'ye gönderildi. Avukatlarına bile haber verilmedi" ifadelerini kullandı.

İBB Davası'nın 50. duruşması başladı

İBB Davası'na ilişkin, 68'i tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın 50. duruşması başladı

 

15.06.2026 12:23:00
Anadolu Ajansı
İBB Davası'nın 50. duruşması başladı
İBB Davası'nın 50. duruşması başladı

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ile eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bir kısım tutuksuz sanıklarla avukatların da geldiği duruşmada, CHP'li bazı milletvekilleri ile tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Söz alan tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu, "9 Mart'ta başlayan duruşma maratonumuzda 3 ayı geride bıraktık. Bu hafta duruşma bitiminde ifade ettiğiniz gibi tutukluluk incelemesi olacak. Bu vesileyle perşembe günü heyetçe yapacağınız değerlendirmenin sürece katkı sunmasını temenni ediyorum." ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, 100 güne geçen bir süreç yaşadıklarını, savunmasını yapmış arkadaşlarının olduğunu belirterek, mahkemenin vicdanıyla güçlü bir haftayı kapatmasını talep etti.

Duruşma, tutuklu sanıklardan Medya AŞ Satın Alma ve İhale Müdürü Fatoş Ayık'ın çapraz sorgusuyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin ve Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianamede bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, tutuklu sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan ile tutuksuz sanıklar Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8'er aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Yargılama sürecinde birleşen dosyadakilerle birlikte 42 sanığın tahliyesiyle davada 68 tutuklu sanık bulunuyor.

Kurucaşile'de plajda silahlı insansız hava aracı bulundu

Bartın-Kastamonu sınırında yer alan Kapısuyu Plajı'nda silahlı insansız hava aracı bulundu

15.06.2026 00:47:00
İhlas Haber Ajansı
Kurucaşile'de plajda silahlı insansız hava aracı bulundu
Kurucaşile'de plajda silahlı insansız hava aracı bulundu
Bartın-Kastamonu sınırında yer alan Kapısuyu Plajı'nda silahlı insansız hava aracı bulundu.

Bartın'ın Kurucaşile ilçesine bağlı Kapısuyu Plajı'na mühimmat yüklenebilen insansız hava aracı vurdu.



Plaj boşaltılırken, jandarma ekipleri çevrede yoğun güvenlik tedbirleri aldı. İnsansız hava aracında mühimmat bulunduğu öğrenilirken, uzman ekipler tarafından mühimmatın kontrollü olarak imha edileceği öğrenildi.



İnsansız hava aracının, Ukrayna-Rusya savaşında denize düşen silahlı insansız hava araçlarından olduğu tahmin ediliyor.

Sağlık Bakanlığı 92 hastanede genel teftiş başlattı

Sağlık Bakanlığı tarafından '3. Etap Genel Teftiş Programı' kapsamında 12 ilde toplam 10 binin üzerinde yatak kapasitesine sahip 92 hastanede denetim başlatıldı

14.06.2026 16:23:00
İhlas Haber Ajansı
Sağlık Bakanlığı 92 hastanede genel teftiş başlattı
Sağlık Bakanlığı 92 hastanede genel teftiş başlattı
Sağlık Bakanlığı tarafından sağlık hizmetlerinin kalitesinin artırılması, hizmet süreçlerinin daha etkin yürütülmesi ve vatandaş memnuniyetinin güçlendirilmesi amacıyla denetim faaliyetleri sürdürülüyor. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'nun talimatıyla yürütülen '3. Etap Genel Teftiş Programı' kapsamında 12 ilde toplam 10 binin üzerinde yatak kapasitesine sahip 92 hastanede kapsamlı denetim çalışması başlatıldı. Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen program, geçtiğimiz yıl başlatılan denetim seferberliğinin devamı niteliğini taşıyor.

Sağlık Bakanlığı tarafından 2025 yılında gerçekleştirilen '1. ve 2. Etap Genel Teftiş' programları kapsamında aralarında Antalya, Çanakkale, Muğla ve Uşak'ın da bulunduğu 19 ilde bulunan 204 kamu sağlık tesisi denetlendi ve bu süreçte 91 müfettiş görev aldı. 3 Haziran'da başlayan 3. Etap Genel Teftiş Programı kapsamında 3 Temmuz'a kadar 12 ildeki 92 hastane denetlenecek. Genel Teftiş Programlarının 4. etabı ise, bu yılın ikinci yarısında diğer illerde devam edecek.

50 müfettiş sahada görev yapıyor

Genel Teftiş Programı kapsamında görevlendirilen 50 müfettiş, sağlık tesislerinde sunulan hizmetleri yerinde inceleyerek, süreçlerin etkinliğini değerlendiriliyor. Denetimler aracılığıyla hizmet sunumunda karşılaşılabilecek risklerin tespit edilmesi, iyi uygulamaların yaygınlaştırılması ve sağlık hizmetlerinin sürdürülebilir şekilde geliştirilmesi hedefleniyor.

Sağlık Bakanlığı 2025 yılında 3 bin 704 dijital denetim gerçekleştirdi

Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı bünyesinde genel teftiş programlarına ek olarak Risk Esaslı Denetim Sistemi (REDES) de denetim süreçlerine teknik destek sağlıyor. 2025 yılında 43 REDES raporu, 49 istihbarat raporu ve 59 değerlendirme raporu düzenlenirken, 26 yönetici bilgi ekranı oluşturularak, sahada toplam 3 bin 704 dijital denetim gerçekleştirildi. REDES tarafından dijital ortamda gerçekleştirilen analizler sayesinde denetim kaynaklarının risk düzeyi yüksek alanlara yönlendirilmesi, muhtemel sorunların erken dönemde tespit edilmesi ve denetim faaliyetlerinin daha etkin şekilde yürütülmesi amaçlanıyor.

Denetimlerde vatandaş odaklı yaklaşım esas alınıyor

Cumhurbaşkanlığının ilgili genelgesi doğrultusunda yürütülen denetimlerde vatandaş odaklı bir yaklaşım benimseniyor. Bu kapsamda sağlık hizmetlerinin sunumunda önem arz eden alanlar öncelikli olarak değerlendiriliyor. Acil servisler, poliklinikler, ameliyathaneler, yoğun bakım üniteleri, evde sağlık hizmetleri ve hasta hakları birimleri denetim programı kapsamında yer alıyor.

Tekirdağ'da yasa dışı bahis çetesi çökertildi: 32 tutuklama

Tekirdağ merkezli 2 ilde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 36 şüpheliden 32'si tutuklandı.

14.06.2026 11:38:00
İhlas Haber Ajansı
Tekirdağ'da yasa dışı bahis çetesi çökertildi: 32 tutuklama
Tekirdağ'da yasa dışı bahis çetesi çökertildi: 32 tutuklama
Tekirdağ merkezli 2 ilde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 36 şüpheliden 32'si tutuklandı.

Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Tekirdağ Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince internet üzerinden gerçekleştirilen yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik yürütülen planlı ve projeli çalışmalar kapsamında önemli bir operasyona imza atıldı.



Ekipler tarafından yapılan araştırma ve incelemelerde, yasa dışı bahis organizasyonuna ait olduğu değerlendirilen hesaplarda yaklaşık 1 milyar TL tutarında para hareketi tespit edildi. Haksız kazanç elde ettiği belirlenen suç örgütüne yönelik teknik ve fiziki takip çalışmalarının tamamlanmasının ardından operasyon için düğmeye basıldı.

Tekirdağ merkezli olmak üzere 2 ilde 9 Haziran 2026 tarihinde eş zamanlı gerçekleştirilen operasyonda toplam 36 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından 12 Haziran 2026 tarihinde adliyeye sevk edilen şüphelilerden 4'ü adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, 32 şüpheli çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak ceza infaz kurumuna gönderildi.

Tekirdağ Emniyet Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, siber suçlarla mücadele kapsamında sanal devriyelerin 7 gün 24 saat esasına göre görev yaptığı belirtilerek, yasa dışı bahis başta olmak üzere suç ve suçlularla mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı.

FETÖ firarileri yine yok!

İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle ve ulusal seviyede aranan 90 suçlunun, 16 ülkede yakalanarak Türkiye'ye getirildiğini bildirdi.

13.06.2026 17:05:00
İhlas Haber Ajansı
FETÖ firarileri yine yok!
FETÖ firarileri yine yok!
İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle ve ulusal seviyede aranan 90 suçlunun, 16 ülkede yakalanarak Türkiye'ye getirildiğini bildirdi.



Bakanlıktan yapılan açıklamada, "EGM Interpol-Europol Daire Başkanlığı, Adalet Bakanlığı görevlileri, KOM, İstihbarat ve Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlıkları, Siber, Asayiş ve TEM Daire Başkanlıklarınca; yurt dışına kaçan ve haklarında arama kararı bulunan şahısların izini titizlikle sürdük. Kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan S.D., K.A., A.A., U.A., K.G., B.K., S.C., B.F., U.Y., M.Ç., M.A., Ş.Ş., L.P., C.K., A.S., O.A., A.A.K., A.A.M., S.G., M.F., A.D., M.Ö., B.K., M.M., N.İ., R.A., T.E.O., A.Ç., S.Ö., M.O., N.Ç., N.D., R.B., O.G., İ.Ç., C.Y., H.R., U.A., M.T., B.T., E.L. ve N.İ. ile ulusal seviyede aranan 48 G.Y., V.A., M.T., A.D., C.T., C.Ç., N.O., A.E., A.M.G., K.K., Y.A., A.Y., B.H.Ö., M.E.Ö., A.Ö., F.G., U.A., H.G., H.Ş., M.A., S.Ç., H.K., M.Ş.S., G.P., O.Ç., Y.K., E.Ş., C.A., B.B., Y.Y., H.H.Ö., E.Ç., M.A.D., B.M., B.C., O.T., B.S., H.İ., M.E., H.S., M.A., E.D., M.K., B.B., A.O., İ.E., Y.E. ve F.G. isimli şahıslar yakalandı ve ülkemize iadeleri sağlandı" ifadeleri yer aldı.



Yakalanan zanlıların, 58'inin Gürcistan, 12'sinin Almanya, 3'ünün Bulgaristan, 3'nün Yunanistan, 2'sinin Hollanda, 2'sinin KKTC, diğerlerinin ise Avusturya, Belarus, İngiltere, İtalya, Japonya, Kırgızistan, Kuzey Makedonya, Moldova, Tayland ve Ukrayna'dan getirildikleri belirtildi.

FETÖ firarileri



FETÖ/PDY terör örgütü soruşturmaları ve 15 Temmuz darbe girişimi kapsamında, uluslararası düzeyde Interpol Kırmızı Bülteni ve İçişleri Bakanlığı'nın Terörden Arananlar Kırmızı Listesi ile aranan en kritik firari isimler şunlardır:

Adil Öksüz

Zekeriya Öz

Ekrem Dumanlı

Emre Uslu

Cevheri Güven

Hakan Şükür

Arif Erdem

Suat Yıldırım

Akın İpek

Mustafa Özcan

Harun Tokak

Şerif Ali Tekalan

Jandarma Teşkilatı 187 yaşında

Devlet arşivlerinde adına ilk defa 1839'dan itibaren rastlanan ve 2016'da İçişleri Bakanlığına bağlanan Jandarma Teşkilatı, vatandaşın huzur ve güvenliğini sağlamak amacıyla 187 yıldır gece gündüz görev yapıyor

13.06.2026 13:54:00
AA
Jandarma Teşkilatı 187 yaşında
Jandarma Teşkilatı 187 yaşında

Jandarma Teşkilatının ilk nizamnamesi olan "Asakir-i Zaptiye Nizamnamesi"nin (Askeri Kolluk Tüzüğü) 14 Haziran 1869'da yürürlüğe girmesiyle zabıtanın görev ve hizmetleri ile yetki ve sorumlulukları hukuki çerçeveye alındı. Yönerge kapsamında her ilde personeli piyade ve süvarilerden oluşan birer "zaptiye alayı" kuruldu.

Arşivlerde 1839'dan itibaren "jandarma" adına ve "jandarma tayin kararnamelerine" rastlandığı için Türk Jandarma Teşkilatının, ay ve gününün tespiti mümkün olmasa da 1839'da kurulduğu kabul edildi.

Tanzimat Fermanı'nın ilan edildiği 1839 ile "Asakir-i Zaptiye Nizamnamesi"nin yürürlüğe girdiği 14 Haziran gününün birleştirilmesiyle Jandarma Teşkilatının kuruluş tarihi 14 Haziran 1839 olarak belirlendi.

Sadrazam Sait Paşa tarafından 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'ndan sonra modern zabıta teşkilatı kurulması amacıyla İngiltere ve Fransa'dan subaylar getirtildi ve teşkilatlanmada değişiklik yapılarak 20 Kasım 1879'da "seraskerlik" makamına bağlı "Umum Jandarma Merkeziyesi" kuruldu.

Jandarma Teşkilatı, 1908'de İkinci Meşrutiyet'in ilan edilmesinden sonra Rumeli'de gösterdiği başarılar dolayısıyla 1909'da yeniden düzenlenip "Harbiye Nezareti"ne bağlanarak "Umum Jandarma Kumandanlığı" adını aldı.

Hukuki statüsünü 1930'da kazandı

Jandarma birlikleri, 1914-1918'deki Birinci Dünya Savaşı ile 1919-1922'deki Kurtuluş Savaşı'nda bir yandan iç güvenlik görevlerini sürdürürken diğer yandan birçok cephede yurt savunmasına katıldı.

Cumhuriyet'in ilanından sonra devletin birçok kuruluşunda olduğu gibi Jandarma Teşkilatı da yeniden düzenlendi.

1918'de kapatılan Jandarma Astsubay Okulu İzmit'te yeniden açılırken, sabit jandarma bölge müfettişlikleri ve il jandarma alay komutanlıkları yeniden teşkilatlandırılıp seyyar jandarma birlikleri de güçlendirildi.

Teşkilat, bugünkü hukuki statüsünü 10 Haziran 1930'da 1706 sayılı Jandarma Kanunu'nun çıkarılmasıyla kazandı.

"Jandarma Teşkilat ve Vazife Nizamnamesi" 1937'de yürürlüğe girerken, 1939'da jandarma teşkilatı, "Sabit Jandarma Birlikleri", "Seyyar Jandarma Birlikleri", "Jandarma Eğitim Birlikleri" ve "Okullar" olmak üzere dört grup halinde yeniden düzenlendi.

6815 sayılı Sınır, Kıyı ve Karasularımızın Muhafaza ve Emniyeti ve Kaçakçılığın Men ve Takibi İşlerinin Dahiliye Vekaletine Devri Hakkında Kanun'un 1956'da yürürlüğe girmesiyle bu tarihe kadar dönemin Gümrük ve Tekel Bakanlığına bağlı Gümrük Umum Kumandanlığınca yürütülen sınır, kıyı ve kara sularının emniyet ve korunması ile gümrük bölgelerinde kaçakçılığı men, takip ve tahkik görev ve sorumluluğu, Jandarma Genel Komutanlığına verildi.

İlk Jandarma Bölge Komutanlığı Ankara'da kuruldu

Jandarma sınır birlikleri, 1957'de tugaylar haline dönüştürülürken ayrıca jandarma eğitim tugayları kuruldu. Teşkilata 1961'de jandarma bölge komutanlıkları ile 1963'te Foça Jandarma Komando Okulu kazandırıldı. İlk Jandarma Bölge Komutanlığı ise 1961'de Ankara'da hizmet vermeye başladı.

Teşkilatın gökyüzündeki gözü olan ilk Jandarma Havacılık Birliği, Diyarbakır'da 1968'de Helikopter Bölük Komutanlığı adıyla faaliyete geçti. Jandarmanın yürüttüğü kıyı ve kara suları ile kara sınırlarının korunması görevleri zaman içinde devredildi.

Jandarmanın teşkilat, görev ve yetkilerinin belirlendiği 2803 sayılı Kanun, 1983'te yürürlüğe girdi.

Jandarma Genel Komutanlığı, Fetullahçı Terör Örgütü'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin ardından 27 Temmuz 2016'da çıkarılan 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile İçişleri Bakanlığına bağlandı. 

Kıbrıs Türk Tarih Kurumu yeniden kuruldu


 
Kıbrıs'ta 1960-1963 yıllarında faaliyet gösteren Kıbrıs Türk Tarih Kurumu (KTTK), 63 yıl aradan sonra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) tekrar kuruldu.
 

13.06.2026 11:30:00
AA
Kıbrıs Türk Tarih Kurumu yeniden kuruldu
Kıbrıs Türk Tarih Kurumu yeniden kuruldu

Kıbrıs'ta Türkler ve Rumların ortak katılımıyla ilan edilen "Kıbrıs Cumhuriyeti" döneminde Türk Tarih Kurumu ve tarihçi yazar Prof. Dr. Halil İbrahim İnalcık'ın katkılarıyla 1960'da kurulan KTTK, Rumların 1963'teki "Kanlı Noel" saldırıları sonrası faaliyetlerini durdurdu.
Kıbrıs Türk halkının 1974 öncesi mücadelesinin sembol isimlerinden olan eski KKTC Kültür ve Turizm Bakanı İsmail Bozkurt ve Başkent Üniversitesi Kıbrıs Türk Tarihi Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mehmet Balyemez'in girişimleri sonucunda KTTK, 63 yıl sonra yeniden kurularak faaliyetlerine başladı.

Yapılan ilk genel kurul sonucunda KTTK'nin başkanı seçilen İsmail Bozkurt, tarih bilincini topluma yerleştirmek, tarih araştırmaları ve akademik çalışmalara Kıbrıs özelinde odaklanmak üzere kurumu yeniden hayata geçirmeye karar verdiklerini söyledi.
Uzun süredir KKTC'de bir tarih kurumu olmamasının boşluğunu hissettiklerini dile getiren Bozkurt, eski kurumu canlandırma gayretleri sonuçsuz kaldığı için şimdilik KTTK'yi kamu yararına dernek statüsünde kurduklarını belirtti.

KTTK Başkanı Bozkurt, ilk hedeflerinin 1. Kıbrıs Türk Tarih Kurultayı'nı toplamak olduğunu vurgulayarak kurum olarak ilerleyen günlerde tarihle ilgili yayımlar, tarih dergisi ve kurum olarak kitap çıkarmayı planladıklarını aktardı.

Bizim tarihimizi bilmemiz lazım

Bozkurt, KTTK'nin çalışmaları konusunda iddialı ve azimli olduklarını ifade ederek "Bizim ana hedefimiz, Kıbrıs Türk halkının tarih belleğini canlandırmaktır. Biz maalesef KKTC olarak, kendi halkımıza, kendi çocuklarımıza tarihimizi anlatamadık. Bu, bir boşluktur. Bu boşluğu er geç kapatmamız gerekmekteydi. Bunu ırkçı ve intikamcı bir yaklaşımla demiyorum. Bizim tarihimizi bilmemiz lazım. Biz bu alanda çalışmalar yapacağız." diye konuştu.

KTTK Yönetim Kurulu Üyesi tarihçi Hatice Özler Şahin de uzun bir aradan sonra kurumun yeniden kurulmasının KKTC için bir gereklilik olduğunun altını çizerek birçok devletin bu kurumları 1800'lü yıllardan itibaren oluşturduklarına işaret etti.
Toplumlar ve devletler için tarih kurumlarının önemli olduğunu söyleyen Şahin, KTTK'nin Türk devletlerindeki benzer kurum ve enstitüler ile ortak bilimsel çalışmalar yürütmek istediğini belirtti.

Şahin, kurumun Kıbrıs Türklerinin tarihi gerçeklerini araştırmak ve genç nesillerde tarih bilinci oluşturmak için çaba göstereceğini de sözlerine ekledi.
Başkent Üniversitesi Kıbrıs Türk Tarihi Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mehmet Balyemez de Kıbrıs sorununun en önemli ayrıntısının, tarihi gelişmelerin çok boyutlu olarak ortaya konulamaması ve tarafların kendi bakış açılarıyla gelişmeleri değerlendirmesi olduğunu dile getirdi.
"Rumlar, Kanlı Noel saldırılarının Türkler tarafından yapıldığını ve Ortaklık Kıbrıs Cumhuriyeti'ni Türklerin dağıttığını ileri sürerken Kıbrıs sorununun 1974 yılındaki Barış Harekatı ile başladığını iddia etmişler ve Batılı devletler ile kamuoyunu da bu yönde etkilemeyi başarmışlardır" diyen Balyemez, gerçeklerin ise Batı'nın ve Rum-Yunan ikilisinin iddialarından çok daha farklı olduğunu vurguladı.

Balyemez, Kıbrıs Türk Tarih Kurumunun kuruluş amaçlarından birinin de her düzeyde yapılacak bilimsel etkinliklerde Ada'da yaşanan sorunları akademik tartışmaya açmak ve sorunun çözümüne yardımcı olmak olduğunu belirterek "Bu amaçla Rum ve Yunan bilim insanları başta olmak üzere farklı ülkelerden katılımcıların yer alacağı etkinliklerde Kıbrıs sorununun tarafsız ve objektif olarak tartışılmasını sağlamaktır. İlave olarak Kıbrıs Türklerinin var olma mücadelesinin Türk eğitim sisteminde yer alması için hem Milli Eğitim Bakanlığı hem de Yüksek Öğretim Kurumu ile temaslarda bulunulması da KTTK'nin öncelikli hedefleri arasında bulunmaktadır" ifadelerini kullandı.

Doç. Dr. Balyemez, Kıbrıs Türk halkının var olma mücadelesinin orta dereceli ve yüksek öğretim kurumlarının müfredatında yer almamasının, kamuoyunun Ada'da olan bitenleri gerçekçi olarak değerlendirmesine engel olduğunu kaydetti.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.