logo
11 MAYIS 2026

Ajax Operasyonu’ndan Hürmüz Boğazı’na İran

07.05.2026 00:00:00
20. yüzyılın başından itibaren İran petrolleri, İngiltere'nin kontrolündeydi. İran devleti petrol gelirlerinden çok düşük pay alırken İngiliz şirketi kârın büyük kısmına sahipti.

Şah Muhammed Rıza Pehlevi'nin, ABD ve İngiltere sadakati İran halkını açlığa mahkum etmişti. Savaş kayıplarını gidermek isteyen emperyalistler, 2. Dünya savaşından sonra İran petrollerindeki paylarını daha da arttırdı.

Şah ve hükümetinin batı yanlısı politikalarına karşı Muhammed Musaddık milliyetçiler, İslamcılar ve liberal aydınlardan oluşan geniş tabanlı bir koalisyon olan Milli Cephe'yi kurdu.

Musaddık'ın devletçi politikaları ve kaynaklarının emperyalistlerin sömürüsünden kurtarma üzerine yürüttüğü kampanyalar halk arasında kabul gördü ve Musaddık büyük bir halk kahramanı haline geldi.

1950 seçimlerinde Musaddık liderliğindeki Milli Cephe seçimleri kazandı. Şah Muhammed Rıza Pehlevi, Musaddık'ı başbakan olarak atamak zorunda kaldı.

Petroller millileşiyor

Muhammed Musaddık, halkına verdiği sözü tuttu ve İran petrollerin millileştirilmesini öngören yasayı oy birliği ile meclisten geçirdi.

Yasa gereğince İngiliz şirketinin varlıklarına el konularak İran Millî Petrol Şirketi kuruldu.

İngiltere bu karara sert tepki gösterdi, İran'a ekonomik yaptırımlar uyguladı ve petrol alımını durdurarak bir dünya boykotu başlattı. Ekonomik krizi göze alan Musaddık, emperyalistlerin tehditlerine taviz vermedi.

İngiliz ve Amerikan istihbaratı devrede

Ekonomik krizi fırsata çeviren İngiliz (MI6) ve Amerikan (CIA) istihbarat servisleri ortaklaşa bir darbe düzenleyerek 1953'te Musaddık'ı devirdi. Darbe sonrası Şah Muhammed Rıza Pehlevi'nin yetkileri artırıldı ve petrolün kontrolü yeniden emperyalistlerin tekeline geçti.

Ajax Operasyonu

1953 darbesinin 60'cı yılında Amerikan istihbaratı CIA darbeyi, kendilerinin gerçekleştirdiğini itiraf ederek belgeleri yayınladı.

 Ülkemizde de uyguladıkları taktiği gerçekleştirmişler

CIA belgelerine göre operasyonun başındaki isim olan Kermit Roosevelt, Tahran'a giderek politikacılara, askerlere, din adamlarına ve hatta sokak çetelerine rüşvet dağıtmış.

CIA ajanları, basına Musaddık karşıtı haberler sızdırmış ve sahte belgelerle Musaddık'ı "komünistlerle işbirliği yapan bir diktatör" gibi göstermeye çalışmışlar.

CIA tarafından kiralanan çeteler, sokaklarda karmaşa çıkararak halkı, Musaddık'a karşı kışkırtmış ve kamu ve can güvenliğinin çöktüğü imajını yaratmışlar.

Çıkan olaylarda yaklaşık 300 kişi hayatını kaybetmiş, Musaddık tutuklanmış ve Şah Pehlevi tam yetkiyle tahta dönmüştür.

Şah Pehlevi, koltuğunu korumak karşılığında İran'ın bütün kaynaklarını ABD ve İngiltere'ye teslim etmiş, halkı açlık içindeyken kendisi ve çevresi zenginlikte, şatafatta zirve yapmıştı.

Şah ailesi ve çevresinin bu yönetim anlayışı, özellikle ABD ve İngiltere'nin iç işlerine müdahalesi İran halkında büyük bir öfke yaratmıştı.

İran halkı için Şah Rejimi 'batının piyonu', batı ise şeytandı'. 

Bu zihniyetlere karşı İran'da:

Velayet-i Fakih yanlısı din adamları

İslamcı-Solcular

Liberal İslamcılar

Laik milliyetçiler

Halkın Mücahitleri (Marksist-İslamcılar)

Halkın Fedaileri (Marksist-Leninistler) ve batılılaşma karşıtı aydınlar birleşerek 79 devrimini gerçekleştirdiler.

79'da İran'ın başına geçen Humeyni devletin varlığını korudu. İran devleti, emperyalistlere sömürge olmaktan kurtuldu.

Ne hazindir ki, Humeyni, bu birleşik gücü bir arada tutmak yerine kendi doğruları üzerinden ayrıştırdı. Birlik olunamadığı için açlık oldu. Ambargolar konuldu, savaşlar başladı.

Ve günümüze geldik

Bugün anlıyoruz ki İran devleti, 1953'te oynanan oyuna karşı iyi hazırlanmış.

ABD ve İsrail ilk iş olarak halkı, devlete karşı isyana çalıştı. Başaramadı.

Devletin bir numarası Hamaney dahil birçok önemli ismi şehit ederek İran'ı teslimiyete zorladı. Başaramadı.

Daha ilk günden yüzlerce çocuğu katlederek İran halkına 'can güvenliğiniz yok' mesajı ile boyun eğdirmeye çalıştı. Başaramadı.

Hürmüz Boğazına uçak gemileri gönderdi. Rezil oldular. Attıklarından çok füze yediler.

'Vururuz, yıkarız, yok kederiz, haritadan sileriz' dedikçe İran halkı daha da devletine sahiplendi.

Ateşkes

Kazanamayacaklarını anlayınca 'ateşkes masası' çağrısı yaptılar.

İlk gün ifade etmiştim, 'ABD ve İsrail, sahada kazanamadıklarını masada kazanmak istiyor' diye.

Şimdi ajanslara, İran medyası kaynak gösterilerek 'yönetimde görüş ayrılığı' haberleri verilmeye başlandı.

İran'da, ABD yanlısı siyasetçiler, askerler, din adamları devreye sokulabilir.

Terör örgütleri eliyle sokaklar kana bulanabilir. Daha benim aklıma gelmeyen ama şeytanın aklında olan birçok provokasyon yapılabilir.

Umarım İran devletini yönetenler, mezhep, meşrep, yaşam tarzı vs. başlıklarında oyuna gelmez. Devlet-millet bütünlüğünden taviz vermeyip daha önce uygulanan senaryoyu engellerler.

 
Akın Aydın / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.