logo
18 EYLÜL 2026

Neden korkuyorum ki!

18.09.2026 00:00:00
 
Dünyada, bölgemizde, ülkemizde yaşadığımız durum ortada. Toplumun genelinde olduğu gibi bende de bir karamsarlık, umutsuzluk hatta korku var!

Bugünlerde kendimi daha çok sorgulamaya başladım! Akın! Neden umutsuzluk içindesin? Neden korkuyorsun?

Hayatında seni en çok korkutan şey nedir? Hastalık mı, yoksulluk mu, eşini, evladını kaybetmek mi, vefasızlık mı, dostlarının seni yalnız bırakması mı? Nedir hayatta seni korkutan şey ve şeyler?

Bu korkun veya korkuların ne zaman başladı veya ne kadar zamandan beri korku içerisindesin?

Peki, bu kadar korku ile nasıl ayakta kaldın? Seni ayakta tutan neydi?

Anne-baban mı, ailen mi, dostların mı, imkanların mı?

Neydi seni ayakta tutan?

Samimi olmak gerekirse hiçbiri! Çünkü dönüp, hayata baktığımda hiç bir şeyin kontrolümde olmadığını görüyorum. Aksini iddia eden var mı?

Demek ki beni ayakta tutan şey ne ben, ne de başkaları! Sadece O (c.c). Bu senin içinde geçerli bütün mahlukat içinde geçerli.

Farkında olsak da olmasak da, O'na yönelsek de, yönelmesek de, O'na dua etsek de etmesek de Yüce Allah, beni, seni hiç terk etmedi, terk etmez de.

Kaf Suresi'nin 16. Ayette: "İnsanı biz yarattık. Onun için, nefsinin kendisine neler fısıldadığını, neler telkin ettiğini de biz pekiyi biliriz. Çünkü biz, ona şahdamarından daha yakınız' buyuruyor Yüce Allah.

Bizi, bizden daha iyi bilen O. O'ndan daha yakını yok bize. Ve O Yüce Yaratıcı; 'Allah kuluna kâfi değil mi' (Zümer, 36) diyor. Yani mutlak güç sahibine dayan, hiçbir şeyden korkma, diyor.

O halde bu korkular niye?

Asıl soru bu! Merhum Prof. Dr. Haydar Baş Hocamız sözleri hap aklımda: 'İnsan ne hayatın hakimidir ne de sebepler önünde esirdir. İnsan, külli irade sınırları içerisinde cüzi (sınırlı) iradesiyle karar verme yeteneği olan varlıktır ve bu kararlarından hesaba çekilecektir' diyordu.

İşte benim korkum, verdiğim kararlar! Siyasette, toplumsal hayatta, kendi özelimde ve genelde verdiğim kararlar bana, benden daha yakın olan Yüce Allah'ın istediği şekilde mi yoksa aksi yönde mi?

Peygamber Efendimizin (s.a.a.v) 'Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin; şayet buna gücü yetmezse diliyle değiştirsin; buna da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin (kalben kabul etmesin). Bu ise imanın en zayıf derecesidir' hadisine bakıyorum.

Sonra Şura Suresi 30'cu ayet aklıma geliyor: 'Başınıza gelen her musibet kendi yapıp ettikleriniz yüzündendir; kaldı ki Allah birçoğunu da bağışlar'.

Sonra Hz. Adem'den Peygamberimize, İmam Hüseyin Efendimizden bugüne o seçilmiş insanların yaşadıklarına bakıyorum.

Zorluk namına, çile namına, meşakkat namına, eziyet ve de vahşet namına ne varsa hepsini en üst seviyede yaşamışlar.

Demek ki başımıza gelen musibetler sadece aldığımız kararlar ve yaptıklarımızın karşılığı değil. Bir imtihan ve bu imtihanlar ile belki de Yüce Allah beni, seni yüceltmek istiyor!

Çünkü Yüce Allah en çok sevdiklerini ve seçtiklerini imtihan etti. Hz. Adem'i cennete imtihan etti. Ardından dünyada evlatları ile imtihan etti.

Hz. Eyüp'ün imtihanını biz yaşamadık. Hz. Yusuf kuyuya atıldı, köle olarak satıldı ve zindana girdi.

Peygamber Efendimiz babasını hiç görmedi. Çocukken yetim kaldı. Yoksul kaldı, dışlandı, en sevdiklerini kaybetti. Taşlandı, vatanında ayrılmak zorunda bırakıldı.

Hz. Fatıma'ya neler yapıldı! İmam Ali, İmam Hasan, İmam Hüseyin ve o seçkin soy ne zulümlere maruz kaldı.

Demek ki sıkıntı her zaman Allah'ın gazabının işareti değildir. Bazen sıkıntı, insanın Allah katındaki derecesini yükselten bir imtihandır.

Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor: 'Allah bir kulunu sevdiği zaman onu imtihan eder'.

Yüce Allah ise garanti veriyor: 'Allah hiçbir kimseyi gücünün yetmediğinden sorumlu tutmaz'. (Bakara, 286)

Demek ki yaşadığımız sıkıntıları taşıyabilecek kapasitedeyiz. Peki, kabullenerek mi? Hayır. Elimizle, dilimizle, kalbimizle yanlışlara karşı durarak ve de her ortamda hakkı ve hakikati savunarak.

Bunu yapabilirsek çektiğimiz sıkıntıların, zorlukların arkasındaki gerçeği görebiliriz.

Ne diyordu Yüce Allah: 'Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır. Olur ki sevdiğiniz bir şey de sizin için kötüdür. Allah bilir, siz bilmezsiniz'. (Bakara, 216)

Bu ayeti hayatımıza yerleştirmek gerekir. Çünkü biz, yarını bilmiyoruz. Oysa Allah yarını, öbür günü ezeli ve ebedi bilir. Çünkü O her şeyi bilendir.

İmam Ali'nin (a.s) duası ile: 'Allah'ım! Gönlümde olanı hakkımda hayırlı eyle, hakkımda hayırlı olana da gönlüme razı eyle' (Amin)

 

 
Akın Aydın / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.