logo
24 HAZİRAN 2026

AK Parti'den, 'Cumhur İttifakı'nda sorun yok' açıklaması

Çelik, "Cumhur İttifakı'nda hiçbir sorun yok. AK Parti ile MHP heyetleri arasında görüşmeler gayet tempolu şekilde devam etti. İttifakta bütün partiler kendi kimliklerini, kişiliklerini koruyarak ilkeler temelinde bir araya geliyorlar. Tek bir partiye dönüşmüyorlar. Herhangi bir sorun yok, en güçlü bir şekilde seçime hazırlanıyoruz" dedi.

27.11.2023 20:40:00
İhlas Haber Ajansı
AK Parti'den, 'Cumhur İttifakı'nda sorun yok' açıklaması
AK Parti'den, 'Cumhur İttifakı'nda sorun yok' açıklaması
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, 'Netanyahu'nun ve yanındakilerin yaptıkları şeyin Bosna'da yapılandan ya da Naziler'in daha önce yaptığından hiçbir farkı yoktur' dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Genel Merkezi'nde AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığındaki Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sonrası basın açıklaması gerçekleştirdi. Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yerel seçimlere dönük hazırlıkları yapması gerektiği konusunda talimat verdiğini ifade etti. Seçim İşleri Başkanlığının yoğun bir mesaisi olduğunu ve seçime hazır olduklarını belirten Çelik, Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde şehit olan 3 asker için başsağlığı dileklerinde bulundu. Çelik, açıklama yaparken arkasında bulunan fotoğraflara ilişkin, 'Fotoğraflar birbirine çok benziyor. Bu taraftaki fotoğraflarla bu taraftaki fotoğraflar birbirine çok benziyor. Bunlar Nazilerin yaptığı Yahudi soykırımının fotoğrafları. Bunlar Netanyahu hükümetinin yaptığı katliamların, soykırımın fotoğrafları. Aslında ilk bakışta hepsi Gazze'den fotoğraflar gibi gözüküyor. Çünkü fotoğraflar birbirine çok benziyor. Çünkü benzer bir soykırım yapılıyor. Burada gördüğünüz fotoğraflarda Nazilerin masum Yahudileri öldürerek gerçekleştirdiği soykırıma dair fotoğrafları koyduk. Bu benzerlik daha net bir şekilde gözüksün diye. Buradakiler de Netanyahu hükümetinin Gazzelilere karşı yaptığı soykırımın fotoğrafları. Bu fotoğrafları karşılaştırdığınızda aslında hepsi birbirine benziyor. Uzaktan ilk anda eğer böyle bir siyah beyaz renklendirme de olmasa tamamen Gazze'de yapılan katliamlara ilişkin fotoğraflar zannedilebilir. Ya da hepsini siyah beyaz bir tarih kitabına koysanız hepsi Yahudilere yapılan soykırımın fotoğrafları gibi gözükebilir' diye konuştu.
Filistin'de 6 bin 150'den fazlası çocuk ve 4 binden fazlası kadın yaklaşık 15 bin insanın hayatını kaybettiğinin altını çizen Çelik, 'Bu bir katliam ve bu bir soykırım. Ve bunu İsrail'in kendini savunma hakkı var cümlesinin arkasına saklanarak destekleyen ülkeler maalesef Batı dünyasında halen çoğunlukta. Bütün bu süreç içerisinde Batı Şeria'da ve Kudüs'te yerleşimciler tarafından ve İsrail askerleri tarafından 232 Filistinli öldürüldü. 66 gazeteci meslektaşınız hayatını kaybetti. Tabii ilk defa belki de bir meselede Batı toplumlarıyla Batılı yönetimler arasında bu kadar mesafe var. Batılı yönetimler İsrail'in 'kendini savunma hakkı var' diyerekten bütün bu katliamları destekleyen, 'İsrail'e bir kırmızı çizgi önermiyoruz' diyen Biden'ın sözlerinde ifade bulduğu gibi İsrail'i adeta bu katliamlara teşvik eden, herhangi bir şekilde onu eleştirmeyeceğini bile söyleyen bir üslup sergilerken, Batılı halklar, İslam dünyasındaki halklar gibi son derece onurlu, asil, insanlık vicdanından yana, insan haysiyetini, insan şerefini koruyan ve 'Hepimiz Filistinliyiz, hepimiz insanız' teması etrafında toplanan son derece asil protestolar ortaya koyuyorlar. Ve 'Yaşasın Filistin' diyerekten Gazzeli masumların yanlarında olduklarını gösteriyorlar. Evrensel vicdan sokaklarda yankılanıyor. Hem doğu kentlerinin sokaklarında yankılanıyor hem batı kentlerinin sokaklarında yankılanıyor. Ama maalesef Batı'da pek çok yönetim evrensel vicdanın sesine sırtını dönmüş durumda' şeklinde konuştu.

'Gelinen noktada 4 günlük ateşkes bile denmiyor biliyorsunuz, insani ara deniyor'
İsrail ve Hamas arasındaki esir takasına ilişkin konuşan Çelik, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

"Gelinen noktada 4 günlük ateşkes bile denmiyor biliyorsunuz, insani ara deniyor. Fakat şunun daha iyi anlaşılması bakımından bu tip bir olayda rakamlardan bahsetmek gerçekten incitici bir şey, gerçekten üzücü bir şey. Ama mesele daha iyi anlaşılsın diye bunu ifade etmek zorundayız. Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü şöyle demişti, 'Her bir saatte altı tane çocuk ölüyor Gazze'de' demişti. Dolayısıyla bu insani aranın bile 144 tane çocuğun hayatını şimdilik kurtardığını düşündüğümüzde bu bile nihayetinde bir nefes alma fırsatı verecektir.'

'Bugün itibarıyla ateşkes devam etsin diyen pek çok çağrı yapılıyor'
Ateşkes devam etsin diye pek çok çağrı yapıldığına işaret eden Çelik, "Bugün itibarıyla ateşkes devam etsin diyen pek çok çağrı yapılıyor. Daha doğrusu bu insani ara devam ederek bir ateşkese dönsün diye. Hatta Amerika Başkanı Biden'a atfen de böyle bir haber geçti. Ama maalesef Netanyahu yönetimi bunu pek uzatmaktan yana gözükmüyor. Ya da bugün haberlere düştüğü gibi sadece günlük uzatmalar çerçevesinde bir insani mesele olarak değil, savaşın bir taktik aşaması gibi görmeye devam ediyor' dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Almanya'da yaptığı konuşmayı hatırlatan Çelik, 'Sayın Cumhurbaşkanımızın Almanya'da yaptığı konuşma bundan sonrasında bütün insanlık vicdanında yankılanmaya devam edecektir. Bu meselede ve benzeri insani krizlerde bir pusula olarak Batı siyasetinin önüne koyulmuştur. Ardından tabii zaten bu insani talebin kimde karşılık bulacağını bildiği için İsrailli aileler sayın Cumhurbaşkanımıza kendi ailelerinden esir olanların, rehine olanların kurtarılması için bir mektup yazdılar. Aynı şekilde Hamas'ta Taylandlı esirlerin kurtarılmasında Cumhurbaşkanımızın rolünden bahsetti. İlk günden itibaren herkes cümlenin yarısını, çeyreğini ya da söylenmesi gereken cümlenin bir kısmını söylerken Cumhurbaşkanımız cümlenin tamamını söyleyerek bu meselede nasıl bir duruş sergilenmesi gerektiğini bütün dünyanın önünde cesur ve kararlı bir şekilde ortaya koydu. Ve görüldüğü gibi en son İspanya Başbakanı'nın ve Belçika Başbakanı'nın beyanatlarında da görüldüğü gibi doğru olanın bu olduğu giderek dillendirilmeye başlanmıştır. Batı halklarında ortaya çıkan o asil, soylu sahip çıkmanın Gazzelilere sahip yönetimler için de bir uyarı niteliği taşıdığı görülmüştür. Tabii insani aranın uygulanmasında birtakım sorunlar çıktı. Burada İsrail'in Gazze'nin kuzeyine yardımların gitmesini engellemek gibi bir tutum içerisine girdiğini görüyoruz. Ama netice itibarıyla o sorun da aşılmış gözüküyor. Bu taktik bir mesele olarak görülen İsrail tarafından bu durum kalıcı bir ateşkese dönüşür' ifadelerini kullandı.

Çelik, insani arayla birlikte yıkımın boyutlarının ortaya çıktığının altını çizdi. Gazze'de ve o bölgedeki Türk vatandaşların durumuyla yakından ilgilendiklerini vurgulayan Çelik, şimdiye kadar 500 vatandaşın tahliye olduğunu aktardı. Çelik, Batı'nın temsil ettiğini söylediği değerlerin Batı hükümetleri nezdinde tamamen yok olduğunu söyledi.

'Bugün tarafsızlık, soykırım yapanların örtülü destekçisi olmak anlamına gelmektedir'
"Bugün tarafsızlık, soykırım yapanların örtülü destekçisi olmak anlamına gelmektedir" diyen Çelik, 'İsrail'in katliamlarını aklama adına Gazze'nin yıkımına ses çıkarmamak bütün bu parlak düşüncelerin insanın öz yıkımı karşısında sessiz kalması demektir. Bugün tarafsızlık katliamın gizli destekçisi olmak demektir. Bugün tarafsızlık, soykırım yapanların örtülü destekçisi olmak anlamına gelmektedir. Gelinen noktada acil bir ateşkese ihtiyaç vardır. Bu ateşkesin sürekli olması gerekir. Ve oradan da iki devletli coğrafi bütünlüğe sahip bağımsız bir Filistin Devleti'nin ortaya çıkması şeklindeki nihai çözüm olacaktır. Eğer bu çözüme varılmazsa aynı şey defalarca yaşanmak durumunda kalacaktır. Şu anda beklentimiz ve ümidimiz ateşkesin kalıcı olmasıdır' dedi.

'Netanyahu'nun ve yanındakilerin yaptıkları şeyin Bosna'da yapılandan ya da Nazilerin daha önce yaptığından hiçbir farkı yoktur'
İsrail'in Roma sözleşmesinin tarafı olmadığını ama Filistin'in sözleşme tarafı olduğuna değinen Çelik, 'Dolayısıyla bundan sonrasında Netanyahu ve yanındakilerin soykırım ve insanlığa karşı işlenen suçlar bakımından takibinin dünyadaki bu meseleye sahip çıkan bütün insanlar tarafından yapılması son derece önemli olacaktır. Netanyahu'nun ve yanındakilerin yaptıkları şeyin Bosna'da yapılandan ya da Nazilerin daha önce yaptığından hiçbir farkı yoktur. Nazilerin yaptığıyla Gazze'de Netanyahu'nun yaptığı arasındaki benzerlik zaten çok büyük bir teorik açıklamalara, herhangi bir şekilde izaha ihtiyaç bırakmadan tabloyu net bir şekilde ortaya koymaktadır' şeklinde konuştu.

'Türkiye'nin güvenliğinde kim olursa olsun şantaj yaparsa bizde hiçbir etkisi olmaz'
Ege ve Doğu Akdeniz'de görev uçuşu yapan Türk jetlerine Yunanistan'a ait S-300 hava savunma sistemi tarafından radar kilidi atılması ve Türkiye'nin Eurofighter talebi ile ilgili soru üzerine Çelik, 'Karşımızdakilerin süreçle ilgili kullandığı argümanlar, hava savunma sistemi açısından Patriot istediğimizde verdikleri cevaplar, argümanların aynısı. Türkiye kendi güvenliği için gereklerini yerine getirirken, aynı zamanda NATO'nun güvenliğini de sağlamaktadır. Bulunduğu jeostratejik konumda Avrupa'nın da güvenliğinin sağlandığı açıktır. Türkiye güvende değilse NATO büyük eksiklik ve zaaf içerisinde olur. Biz hava savunma sistemi istediğimizde ret cevabı verdiler. Bunu bize vermeniz gerekiyor. Bizim güvenliğimiz NATO'nun güvenliği. Bunu sağlamak için S-400 alıyoruz. Karşı karşıya olduğumuz durum ikiyüzlü bir durumdur. S-400 meselesinden önce de, sonra 'Gelin sizden Patriot alalım' dedik. Buna da itiraz ettiler. Türkiye'nin güvenliğinde kim olursa olsun şantaj yaparsa bizde hiçbir etkisi olmaz. Türkiye güçlü bir diplomasi devletidir, şantaja boyun eğmez. Azerbaycan topraklarını almak, Karabağ'ı almak için verilen mücadeleye destek veren Türkiye'nin bu destekten vazgeçmesini istiyorlar. Suriye'de terör devletçikleri kurulmaya çalışıyor, Türkiye kendi güvenliği için operasyon yapıyor. 'Bu F-35 ve F-16 alışını engeller' deniyor. Biz bu şantajı kabul etmeyeceğiz. Biz tarihin insanlık tarafında durduğumuz için gurur duyuyoruz. Türkiye'nin güvenlik meselesi şantaj konusu değildir. Şimdi yine NATO savunma sistemi içerisinde kullanılan Eurofighter uçaklarıyla ilgili bir değerlendirme var. Ama şimdi tutuyorlar bunu Gazze meselesine bağlamaya çalışıyorlar. Bakın eğer birileri şunu söylüyorsa, yani bu bir raporda da çıktı biliyorsunuz, parlamento raporunda. Türkiye Avrupa Birliği'ne aday bir ülke olarak onlarla İsrail konusunda aynı dış politika tutumuna sahip değilmiş. Biz sizinle aynı dış politika tutumuna sahip olmadığımız için, tarihin insanlık tarafında durduğumuz için, zulüm tarafında durmadığımız için biz bununla gurur duyuyoruz. Bunu bizim elimizde bir şantaj meselesi olarak, bir bilek güreşi meselesi olarak getirmeyin. Türkiye'nin güvenlik meselesi bir tartışma konusu değildir. Türkiye'nin egemenlik meselesi bir şantaj konusu değildir. Ortak gelecek, ortak mücadele, ortak tehditlere karşı ortak savunma kapasitesinin geliştirilmesi gibisinden bir yaklaşım eğer söz konusuysa Türkiye burada mükellefiyetlerini tam olarak yerine getiren kudretli bir ortaktır. Güvenilir bir ortaktır. Dolayısıyla bütün bunların bu Eurofighter meselesinde da o şekilde değerlendirilmesi gerekir. Aksi takdirde herkesin şunu bilmesi gerekir. Yarın öbür gün bütün bunları engelleyip de Türkiye bu ihtiyaçlarını başka yerden temin ettiğinde gelip de siz Batı sisteminin dışına çıkıyorsunuz, NATO sisteminin dışına çıkıyorsunuz demesinler. Bugün oturulsun, ortak o gelecek perspektifi içerisinde Türkiye'nin bu ihtiyaçlarına olumlu cevap verilsin' dedi.

"CHP lideri Özgür Özel'in 'Türkiye'de herkes eşittir ama Kürtler daha az eşittir', 'Kürtlere belediye başkanı seçtirmeyizi Kürt seçmen unutmaz. Yani kış geçer kurt yediği ayazı unutmaz, Kürt de yediği ayazı unutmaz' sözlerini nasıl değerlendiriyorsunuz'" sorusu üzerine Çelik, 'CHP'nin Kürt seçmeni istismar sezonu seçimler yakınlaşırken başlamış. Yeni CHP genel başkanının Kürt seçmenini istismar ettiği anlaşılıyor. Cumhurbaşkanımız demokratik reformlarda güçlü mücadele verdi. En son gördük ki son seçimlerde imzaladıkları protokollerle aslında Kürt seçmene nasıl yalan söylemişler' CHP sözcüsü ve başkaları da oradaymış. Bu konularda Türkiye'deki bütün kesimler üzerindeki eşitsizlikleri ortadan kaldırmak için mücadele etmişiz. Bir gün gelir anlatırız, Cumhurbaşkanımızın ve bu mücadeleyi veren arkadaşlarımızın hangi tehditlerle karşı karşıya kaldığını kendimiz çok iyi biliyoruz. Herkes çok iyi biliyor. Yerel seçimler yaklaşırken CHP'nin yeni genel başkanının sözüyle Kürt seçmenini istismar sezonunu açmıştır' ifadelerini kullandı.

'Cumhur İttifakı'nda hiçbir sorun yok'
Bir gazetecinin 'MHP Genel Başkanı Bahçeli ile Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçen hafta bir görüşme yapacağı kamuoyuna yansımıştı ama böyle bir görüşme gerçekleşmedi. Bu konuda sorunlar olduğu iddiaları vardı" sözleri üzerine Çelik, 'Cumhur İttifakı ile ilgili bir sorun var yorumları ittifakın dışında ortaya çıkıyor. Cumhur İttifakı'nda hiçbir sorun yok. AK Parti ile MHP heyetleri arasında görüşmeler gayet tempolu şekilde devam etti. İttifakta bütün partiler kendi kimliklerini, kişiliklerini koruyarak ilkeler temelinde bir araya geliyorlar. Tek bir partiye dönüşmüyorlar. Herhangi bir sorun yok, en güçlü bir şekilde seçime hazırlanıyoruz. Cumhurbaşkanımız ile Bahçeli ihtiyaç duydukları her zaman bir araya geliyorlar. Taktik meseleler tartışılır, siyasi konularda farklı yaklaşımlar olabilir ama bu Cumhur İttifakı'nın ana omurgasını zedelemez. İYİ Parti meselesinde onlar kendileri her ilde ayrı aday çıkaracaklarını ifade ettiler. Kendileri bu yolda ilerliyorlar' şeklinde konuştu.

Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı

Türkiye’ye göç edenler yüzde 25,2 artışla 393 bin 829 kişiye ulaşırken, en çok göç alan ve veren şehir İstanbul oldu, ülkeye gelen yabancı nüfusta ise ilk sırayı Türkmenistan vatandaşları aldı

24.06.2026 19:20:00
AA
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı

Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı

Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir

Dünya Ekonomik Forumu’nun son raporuna göre, gün boyu otoparklarda atıl bekleyen milyonlarca elektrikli araç, enerji krizine karşı devasa birer mobil bataryaya dönüşüyor

24.06.2026 18:00:00
Eyüp Kabil
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından Çin'de düzenlenen "Summer Davos" liderler zirvesinde yayımlanan güncel rapora göre, Araçtan Izgaraya (Vehicle-to-Grid / V2G) yani "Her Şeyden Şebekeye" enerji aktarım teknolojisi küresel enerji altyapısını kurtaracak en önemli hamlelerden biri olarak kabul edildi. Yapay zeka yazılımları ve gelişmiş akıllı şebeke altyapılarıyla desteklenen bu sistem, elektrikli araçların sadece enerji tüketen değil, aynı zamanda şebekeyi besleyen aktif birer güç istasyonu olmasını sağlıyor.

Dünya genelinde elektrik şebekelerinin aşırı yüklenme ve fosil yakıt bağımlılığıyla boğuştuğu bu dönemde, laboratuvardan çıkıp kitlesel üretime hazır hale gelen bu teknoloji, enerji yönetiminde tamamen merkezsiz bir dönemi başlatıyor.


Atıl duran araçlar enerji depolama merkezine dönüşüyor


İstatistiklere göre, dünyadaki binek araçlar ve ev tipi lityum piller günün ortalama yüzde 90'ından fazlasında otoparklarda veya garajlarda hiçbir işlev görmeden bekliyor. V2G teknolojisi, tam da bu atıl kapasiteyi küresel enerji arzını dengelemek üzere devreye sokuyor.

Çift Yönlü Şarj Akışı: Geliştirilen yeni nesil entegre altyapılar sayesinde, elektrikli araç sahipleri pillerini sadece doldurmakla kalmıyor; ihtiyaç anında bu enerjiyi evlerine ya da doğrudan şehir şebekesine geri satabiliyor.

Zirve Saatleri Yönetimi: Elektrik talebinin tavan yaptığı ve kesinti risklerinin arttığı akşam saatlerinde, sisteme bağlı binlerce araçtan şebekeye anlık enerji pompalanıyor.

Maliyet Avantajı: Tüketiciler elektriğin ucuz olduğu gece saatlerinde araçlarını şarj edip, enerjinin pahalı olduğu yoğun saatlerde sisteme geri satarak doğrudan gelir elde edebiliyor.


Yapay zeka ve yenilenebilir enerjinin entegrasyonu


Güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının en büyük problemi, hava durumuna bağlı olarak sürekli dalgalanma göstermeleridir. Yapay zeka destekli V2G yazılımları, hava tahminlerini ve şehirlerin anlık enerji tüketim verilerini analiz ederek milyonlarca aracın ne zaman şarj olacağını, ne zaman şebekeyi besleyeceğini saniyeler içinde optimize ediyor.

Bu entegrasyon sayesinde yeşil enerji kaynaklarından üretilen fazla elektrik ziyan edilmeden milyonlarca aracın bataryasında depolanıyor. Elektrik üretiminin düştüğü anlarda ise bu piller devreye girerek fosil yakıtlı ek santrallerin çalıştırılması ihtiyacını tamamen ortadan kaldırıyor. Küresel çapta test edilen pilot bölgelerde, bu yöntemle karbon salınımında ciddi düşüşler kaydedildi.


Küresel devlerin altyapı yarışı başladı


Teknolojinin ticari olarak ölçeklenmesiyle birlikte hem otomotiv hem de enerji yazılımı şirketleri bu alana milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Enerji ve akıllı şebeke yönetimi üzerine çalışan yeni nesil teknoloji öncüleri, mevcut elektrik şebekelerinin "gizli" kapasitelerini açığa çıkarmak üzere dijital ikizler ve yeni nesil hibrit transformatörler üretiyor.

Apple, Google ve önde gelen küresel otomotiv üreticileri, araç içi yazılımlarını ve şarj ünitelerini bu çift yönlü enerji aktarım standardına uygun hale getirmeye başladı. Sadece batarya kalitesini koruyan değil, aynı zamanda şebekeyle mikro saniyeler düzeyinde güvenli iletişim kuran bu sistemler, geleceğin akıllı şehirlerinin ana omurgasını oluşturuyor.

Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı

Yapay zekadan fiziksel dünyaya geçiş hızlanırken, bu yılın parlayan yıldızları kanser aşıları, kuantum simülasyonları ve sıfır elektrikle soğutma sağlayan malzemeler oldu

24.06.2026 16:00:00
Eyüp Kabil
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu (WEF), her yıl merakla beklenen ve geleceği şekillendirecek olan "Top 10 Emerging Technologies" (2026'nın En Önemli 10 Gelişen Teknolojisi) raporunu yayımladı. Frontiers iş birliğiyle yapay zeka analizleri kullanılarak hazırlanan rapor, teknoloji yarışının artık sadece yazılım ve sohbet botlarından ibaret olmadığını; doğrudan sağlık, enerji, altyapı ve gıda gibi fiziksel alanlara kaydığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

2026 yılı, laboratuvarda geliştirilen teorik buluşların küresel ölçekte ticari ve kitlesel üretime geçtiği kritik bir kırılma noktası olarak kayıtlara geçiyor.


Sağlıkta devrim: Kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşıları


Raporda en çok dikkat çeken unsurların başında sağlık sektöründeki dönüşüm geliyor. Tek tip kanser tedavisi dönemi, yerini hastanın kendi tümör hücrelerine göre tasarlanan kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşılarına bırakıyor.

Çalışma Prensibi: Hastanın tümör dokusu dizilenerek benzersiz mutasyonlar ve proteinler tespit ediliyor.

Bağışıklık Eğitimi: Tespit edilen bu işaretlere özel üretilen mRNA aşısı, hastanın kendi bağışıklık sistemine kanserli hücreleri bulup yok etmeyi öğretiyor.

Klinik Başarı: Güney Karolina'da gerçekleştirilen güncel bir melanom (cilt kanseri) klinik denemesinde, bu kişiselleştirilmiş aşıyı immünoterapi ile birlikte alan hastaların ölüm veya hastalığın nüksetme riskinde yüzde 40 ila yüzde 50 oranında azalma gözlendi.

İlaç keşif süreçlerinde ise Kuantum Simülasyonları devreye giriyor. Klinik denemelere giren her 10 ilaçtan 9'unun başarısız olduğu ilaç sektöründe, kuantum bilgisayarlar moleküllerin atomik seviyedeki davranışlarını simüle ederek milyarlarca kombinasyonu önceden test edebiliyor. IBM ve Moderna ortaklığında yürütülen protein katlanması simülasyonları, yeni ilaçların laboratuvar süreçlerini yıllardan günlere indirmeyi başardı.


İklim ve enerji: Elektriksiz soğutma ve çevre temizliği


2026 yılı küresel sıcaklık rekorlarıyla mücadele ederken, teknoloji dünyası enerji tüketmeyen alternatif çözümlere odaklanıyor. Pasif radyatif soğutma malzemeleri, üzerlerine gelen güneş ışığını doğrudan atmosferin dışına, uzay boşluğuna geri yansıtarak binaların hiç elektrik harcamadan serin kalmasını sağlıyor.

Enerji ve çevre başlıklarında öne çıkan diğer kritik teknolojiler ise şu şekilde devrim yaratıyor:

Doğrudan Lityum Çıkarımı (DLE): Geleneksel buharlaştırma havuzları yerine, tuz düzlüklerinden birkaç saat içinde batarya kalitesinde lityum üreterek elektrikli araç devrimini hızlandırıyor.

PFAS İmhası: Doğada asla yok olmadığı için "sonsuz kimyasallar" olarak bilinen PFAS maddelerini zararsız bileşenlere ayırarak içme sularını temizliyor.

Hassas Fermentasyon: Genetik olarak programlanmış mikroplar yardımıyla, hayvancılığa ihtiyaç duymadan tanklarda gıda bileşenleri ve ilaç ham maddeleri üretiyor.


Siber güvenlikte yeni çağ: Kafes Tabanlı Kriptografi


Yapay zeka ve kuantum bilgisayarların işlem gücü arttıkça, mevcut internet şifreleme yöntemlerinin siber korsanlar tarafından kırılma riski de büyüyor. WEF raporu, gelecekteki kuantum saldırılarına karşı dijital dünyayı koruyacak olan Kafes Tabanlı Kriptografi (Lattice-based cryptography) teknolojisini yılın en stratejik güvenlik hamlesi olarak ilan etti.

Verileri karmakarışık geometrik kafes yapıları içine gizleyen ve sistemin içine yapay "gürültüler" ekleyen bu yeni nesil matematiksel şifreleme, hem klasik hem de kuantum bilgisayarlarla yapılacak siber saldırıları imkansız hale getiriyor. Teknoloji halihazırda Apple'ın iMessage gibi küresel platformlarında aktif olarak kullanılmaya başlanmış durumda.


"Yazılımdan fiziksel dünyaya geçiş"


Frontiers Baş Editörü Frederick Fenter, bu yılki listeyi değerlendirirken yapay zekanın itici güç olmaya devam ettiğini ancak en büyük etkinin artık yazılım dünyasından fiziksel dünyaya (fabrikalara, hastanelere ve enerji şebekelerine) geçtiğini vurguluyor. 2026 yılı, insanlığın gıda güvensizliği, iklim değişikliği ve tedavisi olmayan hastalıklar karşısında teknolojiyi en somut şekilde sahaya sürdüğü yıl olarak tarihe geçmeye aday görünüyor.

Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!

Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.
 

24.06.2026 13:40:00
AA
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.

Etkinlikte konuşan Almanya'nın Denizcilik Ekonomisi ve Turizmden Sorumlu Hükümet Koordinatörü Christoph Ploss, ağır işleyen vize işlemlerinin turistler ve iş dünyası önünde büyük bir bariyer oluşturduğuna dikkat çekerek, bu sorunu aşmak adına Ulusal Turizm Stratejisi kapsamında dijital vize dönemine geçileceğini duyurdu.

"Mesafe kat ettik"
Yoğun bürokrasinin pek çok kişiyi Almanya'ya seyahat etmekten alıkoyduğunu belirten Ploss, "Konuyu Dışişleri Bakanımızla şahsen görüştüm ve kendisinin de yakından ilgilenmesiyle ciddi mesafeler katettik. Bu yıl ve önümüzdeki yıl atacağımız adımlarla hayata geçecek dijital vize kolaylığının, Türk-Alman dostluğunu çok daha ileriye taşıyacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Yığılmalar engellenebilir
Söz konusu dijital dönüşüm; vize başvurularının tamamen çevrimiçi platformlara aktarılmasını, basılı etiketlerin kaldırılarak dijital vizelere geçilmesini ve sınır kontrollerinde biyometrik doğrulama teknolojilerinin kullanılmasını kapsıyor.

Bu yeni sistemle birlikte başvuru yığılmalarının engellenmesi, evrakta sahteciliğin önüne geçilmesi, sınır güvenliğinin artırılması ve seyahatlerin çok daha hızlı hale getirilmesi hedefleniyor.

Almanya'ya vize işlemleri
Almanya'ya vize işlemleri, kısa süreli ziyaretler için Schengen vizesi ve 90 günden uzun süreli kalışlar için ulusal vize olarak ikiye ayrılıyor.

Türk vatandaşları için Schengen vizesi, 90 gün içindeki seyahatler için gerekli. Uzun süreli ikamet (iş, aile birleşimi gibi) için ulusal vize başvurusu yapılıyor.

Başvurular, Almanya'nın Türkiye'deki dış temsilcilikleri aracılığıyla veya resmi randevu sistemiyle gerçekleştiriliyor. Gerekli belgeler arasında Schengen başvuru formu, seyahat amacına uygun evraklar ve finansal durum kanıtı bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

24.06.2026 13:27:00
AA
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 81 ilin yanı sıra, Avrupa'da ve dünyanın farklı yerlerinde milleti başarıyla temsil eden bütün vatandaşlara selamlarını gönderdi.

"Çeşitli zorlukları göğüsleme pahasına izzetli bir hayatın, haysiyetli bir duruşun mücadelesini veren tüm soydaşlarımıza, gönül coğrafyamızdaki her bir kardeşime aynı şekilde saygılarımı, sevgilerimi yolluyorum." diyen Erdoğan, grup toplantısını her zaman olduğu gibi yine büyük bir coşkuyla, tam bir kardeşlik atmosferi içinde gerçekleştirdiklerini söyledi.

"Partimizi yeni katılımlarla büyütmeye devam edeceğiz"
Kelimelerin tarif etmekte yetersiz kaldığı içten sevdaları dolayısıyla katılımcılara teşekkür eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Bugün bir kez daha AK Parti'nin millete hizmet davasını omuzlayan tüm yol ve dava arkadaşlarıma, partimize, hareketimize yaptıkları katkılardan dolayı şükranlarımı sunuyor, Cenabıallah'a şahsıma böyle bir teşkilatla Türkiye'ye hizmet etme bahtiyarlığı bahşettiği için hamdediyorum. Kavganın, bel altı vuruşların, karşılıklı itibar suikastlarının Türk siyasetini zehirlediği bu günlerde, kardeşliği yücelten, tevazuyu büyüten, nezaketi ve vefayı elden bırakmayan AK Parti ailesiyle iftihar ediyorum. Partimizi ve ailemizi inşallah yeni katılımlarla büyütmeye devam ediyoruz, devam edeceğiz."

Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi

Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi

24.06.2026 11:34:00
Haber Merkezi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi.
AFAD verilerine göre, Düzce'de 3.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Deprem saat 08.46'da meydana gelirken sarsıntı 11,32 kilometre derinlikte gerçekleşti.
Deprem Sakarya ve İstanbul'da da hissedildi.

Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

Van'da kahreden kaza: 1 şehit

Van-Erciş kara yolunda meydana gelen trafik kazasında 1 jandarma personeli şehit oldu, 5 kişi yaralandı

23.06.2026 14:00:00 / Güncelleme: 23.06.2026 14:02:45
Haber Merkezi
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'ın Erciş ilçesinde Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğu trafik kazasında 3'ü jandarma personeli 5 kişi yaralandı.

Van-Erciş kara yolunda sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 06 DJA 494 plakalı hafif ticari araç, jandarma personelinin bulunduğu araca arkadan çarptı.

Çevredekilerin haber vermesi üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık, polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Kazada yaralanan 3 jandarma personeli ile hafif ticari araçta bulunan 2 kişi, ambulanslarla Erciş Şehit Rıdvan Çevik Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Bir süre trafiğe kapanan yol, araçların kaldırılması ve incelemelerin tamamlanmasının ardından geçişlere açıldı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kazada Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğunu açıkladı.

Şehit olan jandarma personelinin Adana nüfusuna kayıtlı olduğu öğrenildi.

6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden sahte fatura ve hayali ihracat işlemlerinin yapıldığının tespit edilmesi üzerine düzenlenen operasyonda, 6 şirkete el konulduğunu, 10 şirkete kayyum atandığını, 27 zanlı hakkında adli işlem başlatıldığını bildirdi

23.06.2026 12:00:00
AA
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada,  suç, kaçakçılık, vergi usulsüzlükleri ve kamu kurumlarını hedef alan nitelikli dolandırıcılıkla mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri, Hazine ve Maliye, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarıyla eş güdüm içinde kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Jandarma Komutanlığı, Vergi Denetim Kurulu, MASAK, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, EPDK ve TMSF ile koordineli şekilde önemli bir operasyon gerçekleştirdiklerini belirten Gürlek, şunları kaydetti:

"Soruşturma kapsamında, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden yıllık yaklaşık 350-400 bin ton LPG ithalatı gerçekleştirildiği, doğan ÖTV ve KDV yükümlülüklerinin sahte fatura organizasyonu ve hayali ihracat işlemleriyle bertaraf edilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda bu sabah İstanbul, Ankara, Bursa, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Konya, Hatay ve Niğde illerinde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, toplam 6 şirkete el konulmuş, 10 şirkete kayyum atanmış, 27 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır. Devletimizin vergi güvenliğini, ekonomik düzenini ve kamu kaynaklarını hedef alan hiçbir organize yapıya müsamaha göstermeyeceğiz. Suçtan elde edilen gelirlerin izini sürecek, sahte fatura ve hayali ihracat düzenekleriyle kamu zararına sebep olan yapılara karşı hukuki süreçleri kararlılıkla işleteceğiz."

Gürlek, soruşturma ve operasyon sürecinde görev alan kurum ve kamu görevlilerine teşekkür etti.

Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İBB Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı

 

23.06.2026 10:13:00
Anadolu Ajansı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, Maltepe'de kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Karaal'ın kaçırıldığı iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye götürülen şüphelilerin buradaki işlemleri tamamlandı.

Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 6'sının tutuklanmasına, 6'sının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmedildi.

Ne olmuştu?

Başsavcılık, Karaal'ın Maltepe'de kaçırıldığı iddiasına ilişkin soruşturma başlatmış, mağdurun bulunması ve şüphelilerin yakalanması için polise talimat vermişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmalarının ardından Tuzla'da bir inşaat alanında bulunan Karaal'ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilmişti.

Soruşturma kapsamında olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen toplam 12 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, Anadolu Adalet Sarayı'na sevk edilmişti. Savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden 6'sı tutuklama, 6'sı ise adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.