logo
08 AĞUSTOS 2026

Akın Gürlek hangi siyasilere soruşturma açtı?

Kabine değişikliğiyle gündeme gelen isim Akın Gürlek Adalet Bakanı oldu. Gürlek'in Başsavcılık döneminde yürüttüğü siyasi soruşturmalar hala çok tartışılıyor. Gürlek'in BTP lideri Hüseyin Baş'tan Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ'a, Ekrem İmamoğlu'ndan CHP'li belediyelere kadar uzanan kabarık bir 'muhalif' dosyası var

11.02.2026 11:55:00 / Güncelleme: 11.02.2026 12:12:56
Eyüp Kabil
 
Akın Gürlek hangi siyasilere soruşturma açtı?
Akın Gürlek hangi siyasilere soruşturma açtı?
Ankara'da gece yarısı gerçekleşen kabine revizyonuyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek, Adalet Bakanlığı görevine atandı. Bu atama, Gürlek'in 2 Ekim 2024'te başladığı İstanbul Başsavcılığı döneminde yürüttüğü yüksek profilli soruşturmaları yeniden gündeme getirdi.

Özellikle muhalefet partilerine yönelik operasyonlar, yolsuzluk iddiaları ve hakaret soruşturmalarıyla dikkat çeken Gürlek, CHP Genel Başkanı Özgür Özel tarafından "seyyar giyotin" olarak nitelendirilmişti.

İşte Akın Gürlek'in başsavcılık döneminde siyasilere açtığı başlıca soruşturmalar ve detayları...






Atama süreci ve kariyer özeti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanan kararlara göre, 11 Şubat 2026 itibarıyla Adalet Bakanlığı'na Akın Gürlek, İçişleri Bakanlığı'na ise Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi atandı.

1982 Nevşehir doğumlu Gürlek, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. Kariyerine hakim olarak başlayan Gürlek, 2022'de Adalet Bakan Yardımcısı olmuş, ardından 2024'te İstanbul Başsavcılığı'na getirilmişti. Ataması sonrası İstanbul Başsavcılığı'na geçici olarak Terör Suçları Soruşturma Bürosu'ndan sorumlu Başsavcıvekili Can Tuncay'ın vekalet edeceği belirtiliyor.

Gürlek'in başsavcılık dönemi, özellikle CHP'li belediyeler ve muhalif isimlere yönelik soruşturmalarla anıldı. Muhalefet, bu operasyonları "siyasi" olarak nitelendirirken, Gürlek verdiği röportajlarda "kişi, makam, parti ayrımı yapmadan suçun peşinde olduklarını" savunmuştu.






Başsavcılık dönemindeki öne çıkan siyasi soruşturmalar

Akın Gürlek'in 2 Ekim 2024 - 11 Şubat 2026 arası İstanbul Başsavcılığı görevinde yürüttüğü soruşturmalar, ağırlıklı olarak yolsuzluk, terörle mücadele ve hakaret suçlarını kapsıyordu. İşte siyasilere yönelik başlıca dosyalar:

1. Ekrem İmamoğlu ve İBB Yolsuzluk Soruşturması:

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında "yolsuzluk" iddialarıyla başlatılan soruşturma, Gürlek'in en tartışmalı dosyalarından biriydi. 23 Mart 2025'te İmamoğlu'nun tutuklanarak görevden uzaklaştırılmasıyla sonuçlanan süreç, "100 yılın en büyük yolsuzluk dosyası" olarak nitelendirildi. İddianamede İmamoğlu "örgüt lideri" olarak gösterilmiş, "ahtapot" benzetmesi kullanılmıştı. Dönüm noktası, eski İBB danışmanı Ertan Yıldız'ın itiraflarıydı. Soruşturma kapsamında 100'den fazla tutuklama yapıldı, İSKİ ve İGDAŞ gibi iştirakler de incelendi. İmamoğlu, Gürlek'e yönelik sözleri nedeniyle ayrıca "tehdit" ve "terörle mücadelede görevli kişiyi hedef gösterme" suçlarından soruşturuldu.

2. CHP Gençlik Kolları Başkanı Cem Aydın Soruşturması:

CHP Gençlik Kolları Başkanı Cem Aydın, "terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme", "kamu görevlisine hakaret" ve "yanıltıcı bilgi yayma" suçlamalarıyla gözaltına alındı. Bu dosya, Gürlek'in muhalefet gençlik kollarına yönelik operasyonlarından biri olarak dikkat çekti.






3. CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e Yönelik Soruşturmalar:

Özgür Özel, Gürlek'e "hakaret" ve "hedef gösterme" iddialarıyla soruşturuldu. Özel'in grup toplantılarında ve cezaevi önündeki açıklamalarında Gürlek'i eleştirmesi üzerine "kamu görevlisine alenen hakaret" ve "terörle mücadelede görev almış kişiyi hedef gösterme" suçlarından dosya açıldı. Ayrıca Özel, Gürlek'e yönelik sözleri nedeniyle 150 bin TL manevi tazminat ödemeye mahkum edildi.

4. Beşiktaş Belediyesi ve Aziz İhsan Aktaş Soruşturması:

Beşiktaş Belediyesi'ne yönelik yolsuzluk iddialarıyla bağlantılı olarak iş insanı Aziz İhsan Aktaş hakkında soruşturma başlatıldı. Aktaş'ın itirafları, İBB dosyasını genişletti ve belediye başkanları ile yöneticileri kapsadı. Gürlek, bu soruşturmanın "etkin pişmanlık" ifadeleriyle genişlediğini belirtti.

5. Diğer Muhalif İsimler ve Siyasi Dosyalar:

Selahattin Demirtaş, Ayşe Barım, Selçuk Kozağaçlı gibi isimlerle ilgili önceki kararlar (hakimlik dönemi), başsavcılıkta da tartışıldı. Ayrıca gazeteci Furkan Karabay, "terörle mücadelede görevli kişiyi hedef gösterme" suçundan tutuklandı. Spor kulüpleri başkanları ve yöneticileri de "şike ve bahis" soruşturmalarında mercek altına alındı; Gürlek, "başkanlar dahil herkesin incelendiğini" açıkladı. Galatasaray'ın yasadışı bahis reklamı soruşturmasına takipsizlik verilmesi ise eleştirildi.






Tepkiler

Muhalefet, Gürlek'in atamasını "siyasi ödül" olarak yorumladı. CHP Sözcüsü Deniz Yücel, Gürlek'in iddianameleri "pazarlama telaşıyla" savunduğunu belirtti. CHP, Gürlek hakkında HSK'ya birden fazla şikayette bulundu; savunma hakkının kısıtlanması, gizlilik ihlali ve çift maaş iddiaları gündeme getirildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise "yargıya parmak sallanamayacağını" savunarak Gürlek'e destek verdi.

X platformunda da tepkiler yoğun. Kullanıcılar, Gürlek'in muhaliflere yönelik soruşturmalarını "siyasi" bulurken, atamasını "kanıt" olarak görüyor.

Öte yandan Akın Gürlek'in Adalet Bakanlığı'na atanması, devam eden soruşturmaların seyrini etkileyebilir. Özellikle İBB ve CHP dosyaları, yeni başsavcı vekili Can Tuncay'ın yönetiminde ilerleyecek. Kulislerde, Gürlek'in bakanlıkta yargı reformları ve HSK'dan sorumlu olacağı konuşuluyor. Bu gelişmeler, Türkiye'deki yargı bağımsızlığı tartışmalarını alevlendirebilir.






Ümit Özdağ

Akın Gürlek'in İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı döneminde hem Ümit Özdağ hem de Hüseyin Baş hakkında da soruşturma açıldı.

Akın Gürlek, 2 Ekim 2024'te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na atandıktan sonra yürüttüğü yüksek profilli soruşturmalar arasında Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın dosyası öne çıkıyor.

Özdağ, Antalya'da yaptığı bir konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a hakaret ettiği iddiasıyla soruşturmaya uğradı. İstanbul Başsavcılığı tarafından başlatılan bu soruşturma kapsamında Özdağ, 20 Ocak 2025'te Ankara'da gözaltına alındı ve İstanbul'a getirildi. 21 Ocak 2025'te "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçlamasıyla tutuklandı, daha sonra tahliye edildi. Soruşturma, "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasıyla başladı ve genişletildi; Özdağ daha sonra "hakaret"ten beraat etti.

Bu dosya, yetki tartışmalarına yol açtı çünkü suçlama Antalya'da yapılmış, Cumhurbaşkanı Ankara'da iken İstanbul Başsavcılığı devreye girmişti. Muhalefet ve hukukçular, Gürlek'i "fiilen Türkiye Başsavcısı gibi hareket etmekle" eleştirdi.






Hüseyin Baş

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş konusunda da benzer bir süreç yaşandı. Baş, Trabzon'da yaptığı bir konuşma nedeniyle "cumhurbaşkanına hakaret" iddiasıyla soruşturuldu. Bu soruşturma da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütüldü ve Gürlek'in döneminde başlatıldı. İddianamede Hüseyin Baş'ın konuşmasında Cumhurbaşkanına hakaret ettiği öne sürüldü. Bu dosya, Gürlek'in muhalif siyasetçilere yönelik geniş çaplı operasyonlarının başlangıcı olmuştu. Hüseyin Baş, uzun süren adli kontrol kararının ardından mahkeme kararıyla beraat etti.

Gürlek'in başsavcılık dönemi (Ekim 2024 - Şubat 2026), Ekrem İmamoğlu, CHP'li belediye başkanları, gazeteciler ve muhalif isimlere yönelik soruşturmalarla dolu geçti. Bu süreçte açılan dosyalar, "siyasi" olarak nitelendirilerek yoğun eleştiri aldı. Ümit Özdağ ve Hüseyin Baş dosyaları da bu bağlamda "yetki aşımı" ve "siyasi motivasyon" tartışmalarını tetikledi.

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz

Balıkesir'in Ayvalık ilçesi, son yılların en büyük orman yangınlarıyla mücadele ederken, Balıkesir Valiliği'nin 5 Mayıs 2026 tarih ve 2026/1 sayılı Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu Kararı kapsamında, 15 Haziran-30 Eylül 2026 tarihleri arasında belirlenen mesire alanları ve izin verilen noktalar dışında ormanlara giriş yasaklanmasına rağmen özellikle Ayvalık'taki bazı koy ve ormanlık alanlarda vatandaşların denetimsiz şekilde ormana girmeye devam ettiği gözleniyor

01.08.2026 11:41:00 / Güncelleme: 01.08.2026 11:45:00
İHA
 
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Balıkesir Valiliğinin aldığı karar doğrultusunda, yangın sezonu boyunca yalnızca belirlenen orman parkları ve mesire alanlarında belirli kurallar çerçevesinde piknik yapılmasına izin verilirken, bunun dışındaki tüm ormanlık alanlara giriş 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında yasak bulunuyor.






Geçtiğimiz yıl söz konusu yasaklar Jandarma ekipleri tarafından sıkı şekilde denetlenirken, bu yıl denetim görevinin Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerine bırakıldığı öğrenildi. Ancak sahadaki görüntüler, denetimlerin yeterli düzeyde yapılmadığı yönünde eleştirilere neden oluyor.








Objektiflere yansıyan fotoğraflarda, çok sayıda vatandaşın ormanlık alan içerisindeki sahillere rahatlıkla girerek gün boyu vakit geçirdiği görülüyor. Özellikle yoğun sıcakların ve kuvvetli rüzgârın etkili olduğu günlerde bu durumun, oluşabilecek bir ihmal veya dikkatsizlik sonucu yeni orman yangınlarına zemin hazırlayabileceği değerlendiriliyor.








Son günlerde Ayvalık, Gömeç ve çevresinde binlerce hektarlık alanın kül olduğu büyük orman yangınlarının ardından, vatandaşlar denetimlerin artırılmasını ve yasakların sadece kâğıt üzerinde kalmayıp sahada da etkin şekilde uygulanmasını istiyor.

Uzmanlar ise orman yangınlarıyla mücadelede en etkili yöntemin, yangın çıkmadan önce riskleri ortadan kaldıracak önleyici tedbirlerin eksiksiz uygulanması olduğuna dikkat çekiyor.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.