logo
03 MAYIS 2026

AKP Raporu sümenaltı ediyor

17.10.2004 00:00:00


BTP Genel Başkan Yardımcısı Kepekçi, AKP'nin İlerleme Raporu'nu Türk milletiyle dürüst bir şekilde paylaşmadığını belirterek, raporun sümenaltı edildiğine dikkat çekti

Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Hamdi Kepekçi, AKP'nin İlerleme Raporu'yla ilgili tutumunu ve değerlendirmelerini eleştirdi.

AB İlerleme Raporu'nun turnusol kâğıdı gibi kişilerin kimliğini ele verdiğine söyleyen Kepekçi, "raporun açıklandığı ilk andan itibaren kimlerin nasıl bir tavır takındıklarını iyi gözlemlemek gerekmektedir. Rapor, açıklanır açıklanmaz hükümet ve medya tarafından bir oldu-bittiye getirilmek istenmiş, bayram havası estirilmeye çalışılmıştır. AKP hükümeti ve AB'ci diğer partiler tarafından rapor kamuoyuna olduğundan daha farklı açıklanmıştır. Bu tutum ile Türk milletinin onuruyla oynanmakta; millet hiçe sayılmakta; adeta ülkemiz pazarlanmaktadır" diye konuştu.

Tarım bitirilecek

Raporun Türk tarımıyla ilgili bölümlerinin tam bir fecaat olduğunu belirten Kepekçi şöyle konuştu: "Milletimizin bizzat kendi geleceğini birebir ilgilendiren rapordaki bazı maddelerin altını tekrar tekrar çizmekte fayda vardır.

Çiftçimizin sayısı 25 milyondan 15 milyona düşürülecektir. Çiftçimiz işini kaybedecektir. Hem istihdam sahası azalacak; hem üretimin azalması ile ülke ihtiyacı karşılanamaz duruma gelecektir. Tarım stratejik bir sektör olduğundan dışa bağımlılık gelişecektir.

Azınlık oyunu

yeniden sahnede

Azınlık hakları ile Osmanlının son dönemi yeniden yaşanmaktadır. Osmanlının yıkım senaryosu yeniden sahnelenerek, bu defa da Türkiye Cumhuriyeti devleti tezgâha yatırılmaktadır.

Ülkemize AB tarafından parasal bir destek de sağlanmayacaktır.

Türk milleti AB tarafından bir tehdit olarak görülmekte, Türklere serbest dolaşım hakkı verilmemektedir.

Milletimizin inanç esasları, AB esaslarınca tahrif edilmeye çalışılmaktadır."

Rumların hesabı

AKP iktidarının gösterdiği teslimiyetçi ve iradesiz davranışın, ülkemiz üzerinde öteden beri hesapları olanların iştahlarını kabarttığını söyleyen Ahmet Hamdi Kepekçi şunları söyledi: "AB üyesi olan Rumlar Kıbrıs Cumhuriyetinin tanınmasını, yani Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin reddedilmesini istemektedir. Yunanistan Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılmasını, Fener Rum patriğinin ekümenik sıfatının kabulünü istemektedir. Yani İstanbul sur içinde kurulacak, Ortodoks din devletinin hukuki alt yapısını oluşturmaktadır. Aksi halde veto hakkını kullanacağını ifade etmektedir.

AKP'nin mumu

yatsıya kadar yanar!

Gelişmeler milletimizin menfaatine değildir. Her geçen gün milli birliğimiz ve toprak bütünlüğümüz kan kaybetmektedir. AKP cürümlerini ne kadar saklarsa saklasın, mumları yatsıya kadar yanacaktır. BTP ilk günden beri açıkladığı düşüncelerinin tekrar tekrar altını çizmektedir. AB, biz biz kaldığımız müddetçe bizi almayacaktır. Biz biz olmaktan çıkınca da, ortada Türk devleti de Türk milleti de kalmayacaktır. Milletimiz ve devletimiz üzerinde oynanan oyunlar, BTP tarafından, ısrarla vurgulandıkça AKP hükümeti paniklemektedir.

Milletimiz; "AB bizi açıktan lime lime doğramaya çalışırken, hükümet neden milletin yanında yer almıyor da, AB talimatları doğrultusunda hareket ediyor" diye sormaktadır. Artık bu gidişata dur demenin vakti gelmiştir. Bütün bu menfi gelişmelerin panzehiri ise BTP iktidarında olacaktır."

İstanbul'da 1 Mayıs'ta gözaltına alınanlarla ilgili son karar


 
İstanbul'da, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nde tedbir kararlarına uymadığı için gözaltına alınan 580 kişi serbest bırakıldı. Gözaltına alınanlar savcılığa sevkedilmedi. 

02.05.2026 12:12:00
Haber Merkezi/AA
İstanbul'da 1 Mayıs'ta gözaltına alınanlarla ilgili son karar
İstanbul'da 1 Mayıs'ta gözaltına alınanlarla ilgili son karar

İstanbul'da, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nde tedbir kararlarına uymadığı için gözaltına alınan 580 kişi serbest bırakıldı. Gözaltına alınanlar savcılığa sevkedilmedi.

Kentte, Emek ve Dayanışma Günü'nde eylem ve etkinlik yapılmasına izin verilmeyen alanlarda izinsiz gösteri yapma girişiminde bulunarak, tedbir kararlarına uymadıkları gerekçesiyle gözaltına alınan 580 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Şüpheliler, işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.

Vücudunuz kalp krizi geçirmeden bir ay önce sizi nasıl uyarıyor?


 
İnsanların çoğu, geçirdiği kalp krizinden önce vücutlarının onlara gönderdiği uyarı işaretlerini görmezden geliyor. Gerçi bu işaretleri ayırt etmek de kolay değil... Hatta kalp krizi geçiren doktorlar bile bu belirtileri ayırt etmekte zorlanıyor. Ancak kalp krizi geçiren insanların anlattıkları önci işaretleri kısmen de olsa ortaya koyuyor.

02.05.2026 10:19:00
MURAT ÇORBACI
 Vücudunuz kalp krizi geçirmeden bir ay önce sizi nasıl uyarıyor?
 Vücudunuz kalp krizi geçirmeden bir ay önce sizi nasıl uyarıyor?

İnsanların çoğu, geçirdiği kalp krizinden önce vücutlarının onlara gönderdiği uyarı işaretlerini görmezden geliyor. Gerçi bu işaretleri ayırt etmek de kolay değil... Hatta kalp krizi geçiren doktorlar bile bu belirtileri ayırt etmekte zorlanıyor. Ancak kalp krizi geçiren insanların anlattıkları önci işaretleri kısmen de olsa ortaya koyuyor. İşte o işaretler...

1. Geçmeyen yorgunluk.
2. Çeneye, boyuna, omuza veya kola yayılan ağrı.

3. Antiasitlerin bile geçiremediği hazımsızlık, mide bulantısı ve gastrointestinal problemler.
4. Merdivenleri çıkarken nefes darlığı... Kardiyoloji uzmanları 'eğer iki kat merdiveni rahat çıkamıyorsanız, mutlaka doktora başvurun' diyor.

5. Sıradan işleri yaparken hissedilen nefes darlığı. Bu, 'kalbiniz yeterli oksijen alamıyor' anlamına geliyor.
6. Genellikle mide ekşimesine bağlanan periyodik göğüs ağrısı.

7. Belirgin bir neden olmadan soğuk terleme.
8. Baş dönmesi veya sersemlik hissi.
9. Düzensiz kalp atışları veya çarpıntı. Çoğu insan, gerçek kalp krizinden haftalar önce bu belirtilerden muzdarip olur.

Peki, kalp sağlığını korumak için ne yapmalı?

1. Kan basıncı, şeker ve kolesterol seviyelerini takip etmek.
2. Acil bir durum oluşana kadar beklemek yerine sağlıklı beslenerek kalp sağlığını desteklemek.
3. Egzersiz yapmak.
3. Elbette, vücudunuzun büyük bir olaydan önce her zaman size bir uyarı verdiğini bilmek.

Alerji konusunda DOĞRU bilinen YANLIŞlar!


 
Baharın gelişiyle doğa canlanırken, ağaç, çimen ve yabani ot polenlerinin havadaki yoğunluğu zirveye ulaşıyor, milyonlarca kişi için alerji şikayetleri artıyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Baykal Tülek, burun akıntısı, uzayan öksürük, hapşırma, gözlerde sulanma, kaşıntı hatta nefes almada zorluk gibi şikayetlerin bahar mevsiminde yaygınlaştığını, bazı kişilerde astım ataklarını da tetikleyebildiğini söyledi.
 

02.05.2026 10:06:00
MURAT ÇORBACI
Alerji konusunda DOĞRU bilinen YANLIŞlar!
Alerji konusunda DOĞRU bilinen YANLIŞlar!

Özellikle ilkbaharda artan polenler yalnızca dışarıyla sınırlı kalmıyor. Evin içinde de gizli ve önemli bir tehdit oluşturuyor.  Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tülek, "Bahar alerjisinde en büyük sorun; yanlış bilgilerle hareket edilerek alerjenlere maruz kalmaktır. Oysa doğru bilgilenme ve basit önlemlerle alerji yönetimi kolay ve etkili hale gelir" dedi. Prof. Dr. Baykal Tülek, bahar alerjisinde doğru sanılan 8 yanlışı anlattı.

Alerji sadece baharda olur: YANLIŞ!
DOĞRUSU: Bu en yaygın yanılgılardan biridir. Bahar aylarında polenler arttığı için şikayetler belirginleşse de alerji yılın sadece bu dönemine özgü değildir. Ev tozu akarları, küf, evcil hayvan tüyleri ve hava kirliliği gibi faktörler dört mevsim etkisini sürdürebilir. Bu nedenle yalnızca bahara odaklanmak, alerjinin gerçek kaynağını gözden kaçırmaya neden olabilir.

Polene karşı ev içinde güvendeyiz: YANLIŞ!
DOĞRUSU: Sanılanın aksine polenler sadece dış ortamda kalmaz. Saç, cilt ve kıyafetler aracılığıyla evin içine taşınır ve özellikle yatak, koltuk ve perdelerde tutunarak etkisini sürdürür. Kişinin dışarı çıkmadığı günlerde bile şikayetlerinin devam etmesine neden olabilir. Bu nedenle eve dönüşte duş almak, kıyafet değiştirmek ve ortam hijyenini sağlamak en az dışarıdaki korunma kadar önemlidir.

Alerji sadece burun akıntısı ve hapşırmadan ibarettir: YANLIŞ!
DOĞRUSU: Alerji, yalnızca basit bir nezle gibi düşünülmemelidir. Gözlerde kaşıntı ve sulanma, uzayan öksürük, göğüste sıkışma, nefes darlığı, uyku bozukluğu ve günlük performansta düşüş gibi çok daha geniş bir etki alanına sahiptir. Özellikle astım ile ilişkili durumlarda, alerji ciddi solunum problemlerine zemin hazırlayabilir.

İlaçlar tek başına yeterlidir: YANLIŞ!
DOĞRUSU: Alerji tedavisinde ilaçlar önemli olsa da tek başına yeterli değildir. Ne bir hava filtresi ne de tek bir ilaç tüm sorunu ortadan kaldırır. Çevresel önlemlerle desteklenmeden, sadece geçici rahatlama sağlar. Kalıcı iyilik hali için; alerjenle temasın azaltılması, yaşam alanının düzenlenmesi ve günlük alışkanlıkların gözden geçirilmesi gerekir. En etkili yaklaşım, doğru tedavi ile doğru yaşam düzeninin birlikte uygulanmasıdır.

Pencereyi açıp evi havalandırmak her zaman iyidir: YANLIŞ!
DOĞRUSU: Temiz hava almak sağlıklı olsa da polen yoğunluğunun yüksek olduğu bahar aylarında açık pencereler tam tersine alerjenleri içeri taşır. Özellikle sabah saatlerinde havalandırma yapmak, evin içindeki polen yükünü artırabilir. Bu nedenle havalandırma saatleri ve yöntemi mevsime göre planlanmalıdır.

Maske sadece viral enfeksiyonlu hastalar için gereklidir: YANLIŞ!
DOĞRUSU: Pandemiyle birlikte hayatımıza giren maskeler, aslında alerji hastaları için de önemli bir koruyucudur. Çoğu kişinin tercih etmediği maske kullanımı, basit ama etkili bir korunma yöntemidir. Özellikle yoğun polen dönemlerinde dışarıda maske kullanmak ya da süpürge filtresi temizliği gibi yoğun alerjene maruz kalma anlarında maskeler solunan alerjen miktarını azaltabilir.

Alerji zamanla kendiliğinden geçer: YANLIŞ!
DOĞRUSU: Bazı kişiler belirtilerin zamanla azalacağını düşünerek doktora başvurmaz, önlem almayı erteler. Oysa kontrol altına alınmayan alerji, zamanla daha şiddetli hale gelebilir ve alt solunum yollarını etkileyerek astım gibi daha ciddi hastalıklara zemin hazırlayabilir. Alerjiye karşı erken önlem almak ve süreci doğru yönetmek bu nedenle büyük önem taşır.

Burun açıcı spreyler ne kadar çok kullanılırsa o kadar iyi gelir: YANLIŞ!
DOĞRUSU: Hızlı rahatlama sağladığı için sık tercih edilen burun açıcı spreyler, bilinçsiz kullanıldığında tam tersi etki yaratabilir. Uzun süreli kullanım burunda "geri tepme" etkisine yol açarak tıkanıklığı artırabilir ve bağımlılık benzeri bir tablo oluşturabilir. Bu nedenle bu tür ürünler kısa süreli ve kontrollü kullanılmalıdır.

Bahar alerjisine karşı 10 etkili önlem!

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Baykal Tülek, bahar alerjisine karşı 10 etkili önlemi şöyle sıraladı:
• Polenlerin yoğun olduğu dönemlerde dışarı çıkarken maske ve güneş gözlüğü takmak
• Dışarıdan geldikten sonra duş almak ve kıyafet değiştirmek
• Burun içini salin solüsyonu (serum fizyolojik) ile temizlemek
• Ev ve araçta camları kapalı tutmak
• Polen filtreli hava temizleyicileri kullanmak
• Çamaşırları dışarıda kurutmamak
• Evde nem oranını kontrol altında tutmak
• Nevresimleri en az 60 derecede yıkamak,
• Toz tuttuğu için evde halı ve peluş oyuncak bulundurmamak
• Doktorun önerdiği tedavi yöntemini uygulamak

Sumud Filosu aktivistlerinden Davidson'dan şok açıklama

 
Gazze'ye insani yardım ulaştırmak ve İsrail'in ablukasını kırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu'nun aktivistlerinden Katy Davidson, İsrail tarafından alıkonuldukları anlara ilişkin, "Her yer dikenli tellerle çevriliydi, etrafımızda silahlı kişiler vardı ve bize hayvanmışız gibi davrandılar" dedi.

02.05.2026 09:42:00
HABER MERKEZİ/AA
 Sumud Filosu aktivistlerinden Davidson'dan şok açıklama
 Sumud Filosu aktivistlerinden Davidson'dan şok açıklama

Gazze'ye insani yardım ulaştırmak ve İsrail'in ablukasını kırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu'nun aktivistlerinden Katy Davidson, İsrail tarafından alıkonuldukları anlara ilişkin, "Her yer dikenli tellerle çevriliydi, etrafımızda silahlı kişiler vardı ve bize hayvanmışız gibi davrandılar." dedi.
İngiliz Davidson, İsrail'in uluslararası sularda filoya yönelik saldırısı sonrası yaşadıklarını anlattı.
Küçük bir tekneyle ilerledikleri sırada insansız hava araçları ve yoğun ışıklarla takip edildiklerini belirten Davidson, İsrail ordusuna ait büyük bir savaş gemisinin tekneye yaklaştığını söyledi.

Ateş etmekle tehdit ettiler

Davidson, "Bize teknenin ön kısmına geçmemizi söylediler. Biz barışçıl şekilde oturduk ancak ısrar ettiler. Sonunda, 'Öne geçmezseniz ateş ederiz' diye tehdit ettiler. Halbuki uluslararası sulardaydık ve yasa dışı hiçbir şey yapmıyorduk" dedi.
İsrail askerleince alıkonulduktan sonra "yüzen hapishane" olarak nitelendirdiği bir ortama götürüldüklerini anlatan Davidson, buradan da botlarla alınarak konteynerlerden oluşturulan geçici bir alanda tutulduklarını dile getirdi. Davidson, "Her yer dikenli tellerle çevriliydi, etrafımızda silahlı kişiler (Yunan askerler) vardı ve bize hayvanmışız gibi davrandılar" ifadesini kullandı.

Yatakları da ıslattılar

Gece boyunca ıslak yataklarda uyumaya zorlandıklarını, bazı durumlarda yatakların özellikle ıslatıldığını belirten Davidson, kendilerine sınırlı miktarda yiyecek ve su verildiğini, görevlilerin sert ve tehditkar bir tutum sergilediğini söyledi.
Davidson, kendilerine "Yunanistan'ı terk etmeleri ya da İsrail'de hapse gönderilmeleri" yönünde seçenek sunulduğunu ifade etti.
Uluslararası topluma çağrıda bulunan Davidson, "Herkesin olanlara tepki vermesi gerekiyor, çünkü bu durum Filistin ile sınırlı kalmayacak, dünya geneline yayılacak. Çünkü onlar (İsrail) siyonist ve kendileri dışında kimseyi umursamıyorlar" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kritik nüfus genelgesi


 
Aile ve Nüfus On Yılı konulu genelge Resmi Gazete'de yayımlandı. Genelgede "Evlilik müessesesinin toplumsal itibarı korunacak, evliliklerin sağlam temeller üzerine inşa edilmesi ve nitelikli bir biçimde sürdürülmesi, genç yetişkinlerin evliliğe teşvik edilmesi ve evliliğin kolaylaştırılmasına yönelik mekanizmalar güçlendirilecektir" denildi.

02.05.2026 06:37:00
HABER MERKEZİ/AA
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kritik nüfus genelgesi
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kritik nüfus genelgesi

Aile ve Nüfus On Yılı (2026-2035) konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi, Resmi Gazete'de yayımlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzalı genelgede, toplumların istikrarlı şekilde varlıklarını sürdürebilmesinde güçlü aile ve nüfus yapısının hayati rol oynadığı belirtildi.

Türkiye'de ailenin, toplumun temeli olarak kabul edildiği ve bu hususun Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 41'inci maddesiyle teminat altına alındığına işaret edilen genelgede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde aileyi "toplumun doğal ve temel birimi" olarak tanımladığı ve devlete ailenin korunmasına ilişkin görev yüklediği vurgulandı.

Genelgede, küresel ölçekte uzun yıllar nüfus artışının kalkınmanın önünde engel görülerek doğurganlığı azaltıcı politikalar uygulandığı anımsatılarak şunlar ifade edildi:
"Öte yandan, cinsiyetsizleştirme başta olmak üzere zararlı akımlar insan hakları ve bireysel özgürlükler söylemini araçsallaştırarak aile kurumunu, nesilleri, milli ve manevi değerleri tehdit etmeye başlamıştır. Günümüzde demografik yapımızda medeni durum, hane büyüklüğü, yaş profili ve mekansal dağılım boyutlarıyla belirgin bir dönüşüm yaşanmaktadır. Doğurganlık hızımız Cumhuriyet tarihimizin ölçülen en düşük seviyesine gerilemiş, aile ve nüfus yapısındaki menfi değişimler varoluşsal bir boyuta ulaşmıştır."

Aile ve nüfus politikalarının eş güdüm içinde etkin uygulanmasının büyük önem arz ettiği belirtilen genelgede, bu minvalde 15 Mayıs 2024 tarihli ve 32547 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi" konulu 2024/6 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Koordinasyon Kurulu ve 172 sayılı Nüfus Politikaları Kurulu Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Nüfus Politikaları Kurulunun kurulduğu hatırlatıldı.

Devlet, aileyi koruyucu ve nüfusu artırıcı yaklaşımla hareket edecek

2025 yılının "Aile Yılı" ilan edilmesiyle ivme kazanan çalışmaların uzun vadeli ve bütüncül bir politika çerçevesinde yürütülmesi amacıyla 2026-2035 döneminin "Aile ve Nüfus On Yılı" olarak ilan edildiği belirtilen genelgede, mezkur dönemde hayata geçirilmesi hedeflenen stratejik öncelikler ile uygulama modeli ve araçlarını ortaya koyan "Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi"nin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinasyonunda hazırlandığı ve Bakanlığın resmi internet adresinde "www.aile.gov.tr" yayımlandığı ifade edildi.

Genelgede, "Aile ve Nüfus On Yılı'nda, aile ve nüfusun güçlendirilmesine yönelik politikaların geliştirilmesi ve uygulamaya geçirilmesi başta kamu kurum ve kuruluşları olmak üzere toplumun tüm kesimlerinin ortak ve kararlı biçimde hareket etmesini gerekli kılmaktadır." ifadesine yer verilerek, bu çerçevede yapılacaklar şöyle sıralandı:

"1- Aile ve nüfus yapısının korunması ve güçlendirilmesi hususundaki ülke önceliklerimiz ulusal politika belgeleri ile kurumların stratejik plan ve programlarına dahil edilecek, bu öncelikler uluslararası belgelerin müzakere süreçlerinde ve uluslararası kuruluşların Türkiye ülke programlarının hazırlanması, kabulü ve uygulanmasında kamu kurum ve kuruluşlarınca esas alınacaktır.

2- Tüm kamusal politika, düzenleme, uygulama ile kamu kurumları tarafından yürütülen veya desteklenen araştırmalar aile kurumuna ve nüfus değişimine etkileri yönünden değerlendirmeye tabi tutulacak ve sonuçlar uygulama süreçlerine yansıtılacaktır.

3- Kamu kurum ve kuruluşları somut görev alanlarıyla ilgili faaliyetlerinde aileyi koruyucu ve nüfusu artırıcı yaklaşımla hareket edecek, uygulamalarını buna göre yürütecek, resmi belgelerinde, plan ve programlarında, hizmet içi eğitimlerinde aile ve nüfus politikasıyla uyumlu kavramsal çerçeve esas alınacak, bu çerçeveye ilişkin rehberlik Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından sağlanacaktır.

4- Aileyi ve nüfusu olumsuz etkileyen cinsiyetsizleştirme akımı, zararlı alışkanlık ve bağımlılıklar, nesilleri her türlü menfi etki ve müdahaleye karşı koruyacak bütüncül bir politika çerçevesinde ele alınacaktır.

5- Evlilik müessesesinin toplumsal itibarı korunacak, evliliklerin sağlam temeller üzerine inşa edilmesi ve nitelikli bir biçimde sürdürülmesi, genç yetişkinlerin evliliğe teşvik edilmesi ve evliliğin kolaylaştırılmasına yönelik mekanizmalar güçlendirilecektir.

6- 'Annelik ve babalık' çocuğun sağlıklı gelişimindeki belirleyici rolüyle toplumsal bir değer olarak tahkim edilecek, çok çocuklu aile yapısı desteklenecek, çocuk sahibi olmayı özendiren ve kolaylaştıran uygulamalar hayata geçirilecektir.

7- Gençlerin donanımlı bireyler olarak yetiştirilmesine yönelik politikalar güçlendirilecek, yaşlı refahına yönelik sürdürülebilir sosyal güvenlik ve sağlık sistemleri ile başta aile merkezli olmak üzere çeşitlendirilmiş bakım ve destek modelleri geliştirilecek, kuşaklar arası dayanışma pekiştirilecektir.

8- Nüfusun dengeli dağılımını gözeten bütünleşik bir çerçevede kırsal alandaki nüfus kaybının önlenmesi, kentlerde yoğunlaşan nüfusun kırsal alanlara geri dönüşünün özendirilmesi ve kentsel mekanların aile ve çocuk odaklı bir perspektifle dönüştürülmesi için bütüncül tedbirler hayata geçirilecektir.

9- Mevcut hukuki düzenlemeler aile ve nüfus yapısını koruma ve güçlendirme yaklaşımıyla gözden geçirilecek, belirlenen ihtiyaçlar doğrultusunda yeni hukuki düzenlemelere ilişkin çalışmalar yürütülecektir.

10- Aile ve nüfus yapısında meydana gelen değişimlerin düzenli olarak takip edilmesi ve incelenmesine yönelik ulusal, stratejik ve resmi istatistik üretilen araştırmalar Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı sorumluluğunda yürütülecek, güçlü aile ve nüfus hedefleri doğrultusunda lisansüstü programlar ve araştırma teşvikleri başta olmak üzere akademik altyapı geliştirilecektir.

11- Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi'nin etkin icrası için kurumsal yapılanma, yerel uygulama kapasitesi, işbirliği, teknik ve dijital altyapı güçlendirilecek, personelin mesleki yetkinliği geliştirilecektir.

12- Türkiye'nin konuya ilişkin olarak uluslararası mecralarda üstlendiği öncü rolü tahkim eden diplomasi faaliyetleri yürütülecek, ülkemiz ile benzer tutum sergileyen ülkelerle işbirlikleri geliştirilecektir.

13- Tüm kitle iletişim araçlarındaki zararlı unsurların tespiti, değerlendirilmesi ve önlenmesine yönelik dijital aile kalkanı oluşturulması başta olmak üzere ilgili mevzuat kapsamında gerekli tedbirler alınacak, aile dostu yayıncılık teşvik edilecek ve sorumlu medya kullanımı bilinci yaygınlaştırılacaktır.

14- Güçlü aile ve nüfus hedeflerine dair iletişim kampanyaları yürütülecek, bu konular örgün ve yaygın eğitim programlarında temel bir bileşen olarak ele alınacaktır.

15- Her yıl mayıs ayının son haftası 'Milli Aile Haftası' olarak kutlanacak, kamu kurum ve kuruluşlarınca bu haftanın anlam ve önemine uygun etkinlikler düzenlenecektir."

Genelgede, "Aile ve Nüfus On Yılı kapsamında yürütülecek tüm çalışmalarda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinasyonunda hareket edilmesi, bu Genelge ile Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi doğrultusunda tüm kamu kurum ve kuruluşlarının yıllık faaliyetleri belirlenerek mezkur Bakanlığa raporlanması ve izlenmesi ile ihtiyaç duyulacak her türlü desteğin anılan Bakanlığa sağlanması hususlarında bilgilerini ve gereğini rica ederim." ifadesi yer aldı.

Sumud aktivistleri yaşadıklarını anlattı


 
İsrail tarafından uluslararası sularda saldırıya uğrayıp alıkonulan Küresel Sumud Filosu aktivistleri için İstanbul Havalimanı'nda karşılama töreni yapıldı. Aktivistlerden Hüseyin Şuayb Ordu, "Hayvanlara bile yapılmayacak muameleyi yaptılar. 200 insanı konteynerlere tıkış tıkış koydular ve işkence ettiler. Birçok arkadaşımız halen yaralı. İki tane arkadaşımızı aldılar, kaçırdılar kafalarına göre" dedi.

02.05.2026 05:50:00
HABER MERKEZİ/AA
Sumud aktivistleri yaşadıklarını anlattı
Sumud aktivistleri yaşadıklarını anlattı

Haydut topluluk (topluluk izra devlet böyle bir şeyi yapmaz) İsrail tarafından uluslararası sularda saldırıya uğrayıp alıkonulan Küresel Sumud Filosu aktivistleri için İstanbul Havalimanı'nda karşılama töreni yapıldı.
Uçakta yer alan 18'i Türk vatandaşı olmak üzere toplam 59 kişiyi, Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel, TBMM Türkiye-Filistin Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan, İstanbul Havalimanı Mülki İdare Amiri Doç. Dr. İlker Haktankaçmaz ve Filistin'e Destek Platformu Başkanı Osman Nuri Kabaktepe apronda güller ve Filistin kefiyeleriyle karşıladı.
Havalimanı çıkışında aktivistler ve onları karşılayanlar, İsrail aleyhinde sloganlar attı.



İsrail terörü Avrupa'nın sınırlarına kadar dayandı

Mavi Marmara Derneği Başkanı ve Özgürlük ve Sumud Filosu Yönetim Kurulu Üyesi Beheşti İsmail Songür ise İsrail'in Filistin'in ve Orta Doğu'nun bir meselesi olmaktan çıktığını belirterek, "Şu an İsrail terörü Avrupa'nın sınırlarına kadar dayanmıştır" dedi.
Songür, İsrail'in geçen yıl da uluslararası sularda aynı saldırıyı yaptığını hatırlatarak, "Şimdi yine Akdeniz'in ortasında Sumud Filosu'na yaptığı bu saldırının arkasındaki isim aynı terörist İsrail'dir." ifadelerini kullandı.
59 aktivistin geldiğini anımsatan Songür, şunları kaydetti:
"Bunlar iki gün önce terör güçlerinin saldırısıyla Girit Adası'nın açıklarında gemileri alıkonuldu. Amerika, İsrail ve Yunanistan işbirliğiyle tüm bu isimler hukuksuz bir şekilde Yunanistan'a bırakıldı. Aynı zamanda Sumud Filosu'na ait bir gemi batırıldı. Şu an açık denizlerde seyrüseferine devam eden 31 tane daha gemimiz bulunuyor. Halihazırda 11 Türk vatandaşımız ve 200'den fazla katılımcıyla Sumud Filosu'na ait diğer gemiler, Girit açıklarında bekliyor. Önümüzdeki günlerde, diğer ülkelerin limanlarından katılımlarla bu filo daha da büyüyerek devam edecektir. Şu an hem karadan hem de denizden İsrail'in bu hukuksuz ablukasına karşı, işlemiş olduğu insanlık suçlarına, soykırıma karşı dünya vicdanı Gazze'ye doğru hareketine devam ediyor."

İsrail dünyanın teröristidir, dünyanın belasıdır

Filo katılımcılarından gazeteci ve aktivist Muhammed Özdemir, İsrail askerleri tarafından esir alınan ancak başlarını eğmeyen tüm filo katılımcılarına teşekkür etti.
Filodakilerin İsrail'in tehditlerine ve şiddetlerine boyun eğmediklerini belirten Özdemir, "İsrail bize yaptığı müdahaleyle şunu göstermiş oldu. İsrail dünyanın teröristidir, İsrail dünyanın belasıdır. Biz bu belayı inşallah adım adım, hızlı bir şekilde bitirmeye devam edeceğiz. Merak etmeyin" şeklinde konuştu.

Netanyahu'nun ibretlik sonunu göreceğiz

Küresel Sumud Filosu Yönetim Kurulu Üyesi Ayçin Kantoğlu, İsrail'in filo katılımcılarına yaptıklarını kınadı.
İsrail'in Filistinlilere yaklaşık bir asırdır işkence çektirdiğini dile getiren Kantoğlu, şunları ifade etti: "Kendisini dünyanın efendisi zannedenlere söyleyecek bir çift sözümüz var, canları cehenneme. Filistin'i öyle YouTube üzerinden falan görmeyeceğiz, kendi gözlerimizle göreceğiz. Ama gördüğümüz bir şey daha olacak, Netanyahu'nun ibretlik sonunu da göreceğiz ve tüm dünya bunu ilelebet izleyecek inşallah."
Filonun katılımcılarından Hüseyin Şuayb Ordu, İsrail askerlerinin iki gün önce Akdeniz'in ortasında kendilerini kaçırarak işkence ettiğini söyledi. İsrail askerlerinin filo katılımcılarını bir konteynere yerleştirdiğini anlatan Ordu, şöyle devam etti: "Hayvanlara bile yapılmayacak muameleyi yaptılar. 200 insanı konteynerlere tıkış tıkış koydular ve işkence ettiler. Birçok arkadaşımız halen yaralı. İki tane arkadaşımızı aldılar, kaçırdılar kafalarına göre. Bu aslında Avrupa'nın insan hakları, demokrasi dediği, Birleşmiş Milletler'in dediği şeyin göbeğine vurulmuş son baltadır, son darbedir. Daha bunun da üstüne hiçbir şey yapmayacaklarsa bu devletler, kendilerine medeni, insan, çağdaş deme hakkına sahip değildir. İsrail gelmiştir Avrupa'nın göbeğinde 'Buranın lideri benim, buranın kralı benim, canım ne isterse, canımın istediğine istediğimi yaparım, siz de hiçbir şey yapamazsınız' demiştir. Bir, öncelikle Avrupalıların bunu anlaması lazım. İkincisi, bize bunu yapan Filistinlilere neler neler yapıyor bunu defalarca kez gördük."


En nihayetinde İsrail'in bu soykırımcı yüzüyle karşılaştım

Filo katılımcılarından Katy Davidson, İngiltere'de yaşayan bir gıda mühendisi ve sıradan bir insan olduğunu belirterek ekranda izledikleri karşısında dayanamadığı, bir şeyler yapmak gerektiğini hissettiği için yola çıktığını anlattı.
İsrail'i kendilerine yaptıkları için kınayan Davidson, esir alınan 2 aktivistin serbest bırakılmasını isteyerek, şöyle konuştu:
"En nihayetinde İsrail'in bu soykırımcı yüzüyle karşılaştım. Bizi aldattılar, bize' Saif ve Thiago'nun ayrıldığını' söylediler. Biz gerekirse İsrail'e gidelim ama onları arkada bırakmayalım dedik. 'Onların zaten ayrıldığını' söylediler ve bizi aldattılar. Şimdi tıpkı 11 bin Filistinli gibi onlar da esir. Sadece Filistinliler değil, onlara yardım etmek isteyenler de esir. Eğer dünyadaki bütün ülkeler sizlerin ülkesi gibi olsaydı, halkları sizin ülkeleriniz gibi olsaydı bunlar böyle olmazdı. Bizim orada iki gündür karşılaştığımız şeylerden birisi de İsrail'in cezasızlıkla muamele edileceklerini bilerek pervasızca ve cüretkarca davranmasıydı. Eğer beni dinliyorsan İngiltere Başbakanı Keir Starmer, sana mesajım şudur: Türkiye'den öğren, bunu öğren, sana yazıklar olsun."

Filistin var, çünkü direniyor

Arjantinli Milletvekili Monica Schlotthauer ise kendilerini kaçıran İsrail askerlerinin işkencelerine maruz kaldıklarını anlatarak, "Aşağılandık, psikolojik tacize maruz kaldık ama yılmadık, yılmayacağız. Çünkü Filistinli kardeşlerimiz bunu misliyle yaşıyor. Filistin var, çünkü direniyor. Karşısında ise ölüm makinesi bir devletin askerleri var. ABD, Avrupa Birliği ve bütün ülkeler iki yüzlü politikalarıyla siyonist devletin bütün politikalarını meşru kılıyorlar" dedi.
Konuşmaların ardından havalimanından ayrılan aktivistler, İstanbul Adli Tıp Kurumuna götürülerek sağlık kontrolünden geçirildi.



Sumud aktivistleri Adli Tıp'ta

İsrail tarafından uluslararası sularda saldırıya uğrayarak alıkonulan Küresel Sumud Filosu aktivistleri için İstanbul Havalimanı'nda karşılama töreni düzenlendi. Havalimanı VIP Terminali çıkışında basın açıklaması yapan aktivistler, konuşmaların ardından otobüslerle Bahçelievler'deki Adli Tıp Kurumu Başkanlığına götürüldü. Burada sağlık kontrolünden geçirilen aktivistler, işlemlerinin tamamlanmasının ardından Adli Tıp Kurumu Başkanlığından ayrıldı.

Sokakta uyuyan yaşlıya tekme atan gençlere tepki yağdı

İzmir Buca’da sokakta uyuyan yaşlı bir adama tekme atan iki genç, görüntüleri sosyal medyada paylaşınca infiale yol açtı. Olay, yaşlılara yönelik şiddeti ve gençlerdeki empati kaybını yeniden gündeme taşırken, soruşturma başlatıldı

01.05.2026 17:36:00
Eyüp Kabil
Sokakta uyuyan yaşlıya tekme atan gençlere tepki yağdı
Sokakta uyuyan yaşlıya tekme atan gençlere tepki yağdı
İzmir'in Buca ilçesinde yaşanan dehşet verici bir olay, Türkiye'nin dört bir yanında büyük tepki çekti. Sokakta uyuyan yaşlı bir adama tekme atan ve bunu sosyal medyada "eğlence" amacıyla paylaşan iki genç, görüntülerin hızla yayılmasıyla birlikte infiale yol açtı.

Olay, Buca'da bir sokakta gece saatlerinde meydana geldi. Görüntülerde, yerde yatan ve muhtemelen evsiz olan yaşlı bir vatandaşın yüzüne tekme atan gençlerin kahkahaları duyuluyor. Saldırganlar, videoyu "komik" bir içerik olarak paylaştı. Ancak paylaşım kısa sürede binlerce kişiye ulaştı ve öfke dalgası yarattı. Sosyal medya kullanıcıları, "Bu ne vicdansızlık?", "Yaşlıya saygı kalmadı" ve "Adalet istiyoruz" gibi yorumlarla tepki gösterdi. Birçok kişi, görüntüleri savcılığa ve polise iletti.

İzmir Emniyet Müdürlüğü, olayla ilgili soruşturma başlattı. Şüphelilerin kimlik tespitinin yapıldığı ve gözaltı işlemleri için çalışma yürütüldüğü öğrenildi. Olayın ardından yaşlı vatandaşın sağlık durumunun iyi olduğu, ancak psikolojik olarak büyük travma yaşadığı belirtildi. Yerel yetkililer, evsiz vatandaşlara yönelik destek çalışmalarını artıracaklarını açıkladı.

Toplumda yükselen endişe

Bu olay, Türkiye'de gençlerde şiddet eğilimi, empati kaybı ve sosyal medya üzerinden "şöhret" arayışının yarattığı tehlikeleri bir kez daha gündeme taşıdı. Uzmanlar, özellikle pandemi sonrası dönemde artan yalnızlık, aile içi iletişim eksikliği ve dijital bağımlılığın gençleri böyle davranışlara itebileceğini vurguluyor. Benzer vakalar son yıllarda sıklaşırken, "yaşlılara şiddet" tartışmaları yeniden alevlendi.

Sosyal medyada #İzmirBuca ve #YaşlıyaŞiddet etiketleri trend olurken, birçok influencer ve sivil toplum örgütü konuya dikkat çekti. Bazı kullanıcılar, "Bu sadece iki genç değil, toplumun aynası" yorumu yaparak köklü çözüm çağrısında bulundu.

Polis, olayla ilgili gelişmeleri yakından takip ediyor. Savcılık soruşturması sürerken, şüphelilerin "kasten yaralama" ve "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçlamalarıyla yargılanması bekleniyor.

Bu tür olaylar, toplumda dayanışma ve empati ihtiyacını bir kez daha hatırlatıyor. Yetkililerden, özellikle risk altındaki gençlere yönelik eğitim ve farkındalık programlarının artırılması yönünde çağrılar geliyor.

Nevzat Bahtiyar'a verilen cezanın gerekçesi açıklandı

Diyarbakır'da 8 yaşındaki Narin Güran'ın öldürülmesine ilişkin yeniden yargılanan komşu Nevzat Bahtiyar'a "nitelikli kasten öldürmeye yardım" suçundan verilen 17 yıl hapis cezasına ilişkin gerekçeli karar hazırlandı

 

01.05.2026 17:23:00
Anadolu Ajansı
Nevzat Bahtiyar'a verilen cezanın gerekçesi açıklandı
Nevzat Bahtiyar'a verilen cezanın gerekçesi açıklandı

Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın 16 Nisan'daki karar duruşmasında Bahtiyar hakkında verilen hapis cezasına ilişkin 49 sayfadan oluşan gerekçeli karar yazıldı.

Kararda, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, Narin Güran'ın öldürülmesine ilişkin "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan verilen 4 yıl 6 ay hapis cezası kararını, "nitelikli kasten öldürme suçuna yardım" kapsamında değerlendirilmesi gerekçesiyle bozmasının ardından Nevzat Bahtiyar'ın yeniden yargılandığı anımsatıldı.

Kararda, Narin Güran'ın cansız bedenini Eğertutmaz Deresi'ne sakladığını itiraf eden tutuklu sanık Bahtiyar ile Narin'in babası Arif Güran, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ve taraf avukatlarının beyanlarına yer verildi.

Amca Salim Güran ile Nevzat Bahtiyar'ın eskiden beri samimi ve yakın arkadaş oldukları ifade edilen kararda, sanık Güran'ın yeğeninin düğün merasimi hazırlıkları kapsamında kırsal mahalledeki bazı kişilerin alışveriş ve davetiye dağıtımı nedeniyle köyde bulunmadığı kaydedildi.

"Sanıklar Salim, Yüksel ve Enes tarafından Narin'in öldürüldüğü anlaşılmıştır"

Eylem saatinden önce sanıklar amca Salim, ağabey Enes, anne Yüksel Güran ile komşu Nevzat Bahtiyar'ın köyde olduklarının anlaşıldığı belirtilen kararda, şu değerlendirmede bulunuldu:

"Sanıkların olay saatinden önceki zaman diliminde görüşmeye başladıkları anlaşılmıştır. Olaydan önce Nevzat Bahtiyar, Salim Güran'ı 15.08'de arayarak onunla irtibata geçmiştir. Kur'an kursundan çıkan maktul, her zaman kullandığı yol yerine daha kısa olduğu anlaşılan patika yolu kullanarak evine gitmiştir. Olay öncesinde sanıklar Salim ve Nevzat, birbirlerine yakın olarak maktulün her zaman kullandığı yol bölgesinde ve maktulün evi yakınında bulunmuştur. Maktulün ise patika yoldan çıkarak evi ve müştemilatının bulunduğu yere gelmesi üzerine buraya geçen sanık Salim ile evde bulunan diğer sanıklar Yüksel ve Enes tarafından maktul Narin'in öldürüldüğü anlaşılmıştır.

Sanık Salim maktulün cesedini, olay öncesinde birlikte olduğu ve evin dışında bekleyen arkadaşı sanık Nevzat'a gizlemesi veya yok etmesi amacıyla teslim etmiştir. Bu hususu, sanık Nevzat ile sanık Salim'in saat 15.25 ile 15.46 sıralarında artan ortak baz kullanma durumu desteklemiştir."

Kararda, sanık Bahtiyar'ın maktulün cesedini, yapılan aramalar sonucu cansız bedeninin bulunduğu derenin toprak ile birleşen kısmına çuval içinde götürerek bıraktığı ve üzerini taşla örttüğünün anlaşıldığı belirtildi.

Kararda, "Sanık Nevzat'ın, sanık Salim'in ev içerisinde bulunan bir odaya kendisini götürerek Narin'in yerde yatan cansız bedenini gösterdiği, bu surette sanığın olay yerinde olmadığı şeklindeki beyan ve savunmalarına mahkememizce itibar edilmemiştir. Sanık Nevzat Bahtiyar'ın maktulün öldürülmesine ilişkin eyleme, sanık Salim Güran'ın yanında bulunarak suçun işlenmesinden önce ve eylem sırasında suç işleme kararını kuvvetlendirme, fiilin işlenmesi sonrasında yardımda bulunmak suretiyle öldürme eylemine yardım eden sıfatı ile katıldığı kanaatine varılmıştır. Sanık hakkında maktule yönelik eylemi nedeniyle Yargıtay ilamı doğrultusunda 'nitelikli kasten öldürme' suçuna yardım etme suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuştur." ifadelerine yer verildi.

Anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası onanmıştı

Diyarbakır'ın merkez Bağlar ilçesinin Tavşantepe Mahallesi'nde 21 Ağustos 2024'te kaybolan ve 8 Eylül 2024'te Eğertutmaz Deresi'nde cansız bedenine ulaşılan Narin Güran'ın öldürülmesine ilişkin yargılanan tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a "iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Nevzat Bahtiyar'a ise "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası verilmiş, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin sanıklara verdiği hükmü hukuka uygun bulmuştu.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, Narin Güran cinayeti davasında anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a verilen ağırlaştırılmış müebbet ile Nevzat Bahtiyar'a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasının onanması istenmişti.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, tutuklu sanıklar Yüksel, Enes ve Salim Güran'a verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onamış, Nevzat Bahtiyar'a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasını ise "nitelikli kasten öldürme suçuna yardım" kapsamında değerlendirilmesi için bozmuştu.

Mahkeme heyeti, 16 Nisan'da yeniden yargılanan komşu Nevzat Bahtiyar'ın "nitelikli kasten öldürmeye yardım" suçundan 17 yıl hapse çarptırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar vermişti.

1 Nisan itibarıyla 24 haftayı tamamlamamış anneler ek ilave izin hakkından yararlanabilecek

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 1 Nisan itibarıyla 24 haftayı tamamlamamış annelerin 10 gün içinde başvuru yapmaları halinde 8 haftalık ek ilave izin hakkından yararlanabileceğini belirtti.
 

01.05.2026 10:30:00
AA
1 Nisan itibarıyla 24 haftayı tamamlamamış anneler ek ilave izin hakkından yararlanabilecek
1 Nisan itibarıyla 24 haftayı tamamlamamış anneler ek ilave izin hakkından yararlanabilecek
Bakan Göktaş, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, doğum izni sürelerini artıran yeni düzenlemeyle annelerin ve ailelerin yanında olduklarını ifade etti.

Göktaş, paylaşımında şunları kaydetti:

"1 Nisan 2026 itibarıyla doğum yaptığı tarihin üzerinden 24 hafta geçmemiş anneler, çalıştıkları kuruma 10 iş günü içinde başvurmaları halinde 8 haftalık ilave doğum izni hakkından yararlanabiliyor. Aile ve Nüfus On Yılı'nda, iş-aile yaşamını dengesini sağlamaya yönelik uygulamalarla aile kurumumuzu güçlendirmeye ve her koşulda annelerimizi desteklemeye devam edeceğiz."

3 soruda 8 haftalık ek ilave doğum izni
Bakan Göktaş, ayrıca paylaşımında, "3 soruda" başlığıyla 8 haftalık ilave doğum iznine ilişkin merak edilenlere de yer verdi. Buna göre 3 soru ve cevapları şöyle:

Kimler yararlanabilir?

1 Nisan 2026 itibarıyla, doğum iznini tamamlamış, ancak doğumunun üzerinden 24 hafta geçmemiş olan tüm anneler bu haktan yararlanabilir.

8 haftalık ilave doğum izni nasıl hesaplanır?

Hedef tarih, 1 Nisan 2026 (Kanun'da esas alınan tarih). Hedef süre, 24 hafta eşittir 168 gün. 1 Nisan 2026'dan geriye doğru 168 gün sayılır. 16 Ekim 2025 ve sonrasında doğum yapan anneler izinden yararlanabilir. Yasal şart, 1 Nisan 2026 itibarıyla 24 haftalık süreyi henüz tamamlamamış olan anneyi kapsar.

Başvuru süreci nasıl işler?

1 Nisan 2026 itibarıyla doğum iznini tamamlamış ancak doğumunun üzerinden 24 hafta geçmemiş olan tüm anneler yasanın yürürlüğe girmesinden itibaren 10 iş günü içinde çalıştıkları kuruma başvuruda bulunabilirler."

Balıkesir'de yolcu otobüsü devrildi: Ölü ve yaralılar var

Balıkesir'in Bandırma ilçesinde devrilen yolcu otobüsündeki 3 kişi öldü, 30 kişi yaralandı

01.05.2026 09:52:00 / Güncelleme: 01.05.2026 09:57:00
AA
Balıkesir'de yolcu otobüsü devrildi: Ölü ve yaralılar var
Balıkesir'de yolcu otobüsü devrildi: Ölü ve yaralılar var

Muğla'ya gitmek için Tekirdağ'dan yola çıkan Pamukkale firmasına ait K.U. idaresindeki 35 PK 328 plakalı yolcu otobüsü, Bandırma-Çanakkale kara yolunun Külefli Mahallesi mevkisinde, kontrolden çıkarak refüje çarptıktan sonra devrildi.

Kazada, otobüsteki yolcular Nazire Akova, Elif Kel ve Kemal Can Sert olay yerinde yaşamını yitirdi, 30 kişi de yaralandı.



İhbar üzerine olay yerine gelen polis, itfaiye ve sağlık ekiplerince araçtan çıkarılan yaralılar, çevredeki hastanelere kaldırıldı. Yaralıların hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi.

Cenazeler, Bandırma Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna götürüldü.



Ulaşıma kapanan yol, otobüsün kaldırılmasının ardından açıldı.

Otobüs sürücüsü K.U. gözaltına alındı. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.