logo
08 AĞUSTOS 2026

AKP'li Çelik'ten Özel'e İmam Hatip tepkisi

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Harbiye milletin değeri olduğu gibi imam hatipler de milletin değeridir, milletin çocuklarının bu ülkeye hizmet etmek için gittiği kurumları, okulları bu şekilde karşı karşıya getirme anlayışı asıl Sayın Özel'in dilinde ifade bulmaktadır ve bu son derece yanlış ve provokatiftir" dedi.

11.09.2024 17:35:00
İhlas Haber Ajansı
 
AKP'li Çelik'ten Özel'e İmam Hatip tepkisi
AKP'li Çelik'ten Özel'e İmam Hatip tepkisi
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, parti genel merkezinde gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Çelik, 'Özgür Özel'in Cumhurbaşkanımızın yaptığı açıklamayla ilgili 'imam hatip ve harbiyelileri karşı karşıya getiriyor' sözlerine ilişkin, "Bunlarla ilgili herhangi bir şekilde karşı karşıya getirme anlayışı en başta bu kurumlarda yetişen ve bu memlekete hizmet eden bu milletin çocuklarına haksızlık olduğu gibi, aynı şekilde de Cumhurbaşkanlığı makamına dönük olarak son derece provokatif bir yaklaşımdır. Aynı şey 28 Şubat zihniyetinde de görülmüştü, 28 Şubat kafasında da görülmüştü. Şu ortamlarda şu değerlendirmeyi yapabilirsin, bu ortamlarda bu değerlendirmeyi yapamazsın, şu kıyafeti giyersin, bu kıyafeti giyemezsin diye kamu alanını bu şekilde bölme yaklaşımı son derece ilkel, arkaik ve Türkiye'ye çok büyük acılar yaşatmış bir yaklaşımdır. Harbiye milletin değeri olduğu gibi imam hatipler de milletin değeridir, milletin çocuklarının bu ülkeye hizmet etmek için gittiği kurumları, okulları bu şekilde karşı karşıya getirme anlayışı asıl Sayın Özel'in dilinde ifade bulmaktadır ve bu son derece yanlış ve provokatiftir" diye konuştu.

Hangi okuldan mezun olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti anayasası ve kanunları çerçevesinde, kanunların izin verdiği çerçevede faaliyet gösteren bütün bu kurumlardan mezun milletin evlatlarının çok net bir şekilde bu millete hizmet etmek için, bu milletin geleceğine hizmet etmek için mezun olduğu açık olduğunu belirten Çelik, "Dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanımızın sözlerine dönük Harbiye'yi ve imam hatipleri karşı karşıya getirmek istiyor gibisinden bir yaklaşım provokatif bir yaklaşımdır ve 28 Şubat zihniyetinin bir ürünüdür. Burada demokrasi tabii teorik bir şey olarak var olmuyor, birçok insan teorik olarak ben demokratım diyebilir. Ama esas mesele, demokratım dediğinizde bunu siyasi meselelere, sosyal meselelere nasıl uyguladığınız ve bu uygulama neticesinde bir demokrasi çıktısının ortaya çıkıp çıkmadığıdır. Eğer buradan demokrasi çıktısı çıkmıyorsa, demokratik bir zihnin ortada var olduğunu söylemeyiz. Maalesef Sayın Özel'in değerlendirmelerinde böyle bir demokratik çıktı görülmemektedir. Cumhurbaşkanlığı makamına dönük, Cumhurbaşkanımıza dönük olarak Harbiye'yle imam hatibi karşı karşıya getiriyor demek kınanması gereken son derece provokatif bir yaklaşımdır. Cumhurbaşkanımız devletin başı olarak bu ülkenin okullarından mezun olan Harbiye üzerindeki hassasiyeti de yüksek bir devlet anlayışına sahiptir, imam hatipler üzerindeki ve diğer başka okullardan mezun onlar, diğer başka okullar üzerindeki onların geleceği üzerindeki hassasiyeti de yüksek bir devlet anlayışına sahiptir. Dolayısıyla maalesef Sayın Özel'in bu yaklaşımı son derece provokatif ve sorumsuz siyaset anlayışının örneği olarak ortaya çıkmıştır" şeklinde konuştu.

Çelik, bütün bu kurumların yüksek standartta eğitim vermesi, bu kurumların disiplinlerinin gözetilmesi, geleceğe dönük olarak bu çerçevede mevcut faaliyetlerini yürütürken bu hassasiyetler içinde olmaları her zaman son derece kıymetli olacağını belirtirken bu çerçevede bakıldığında, bütün bu kurumlar üzerindeki hassasiyetlerin ne bir şekilde gözetilmesi gerektiğini ifade etti.

Çelik, bütün milletimin evladı olan ve milletimin acısı olarak maalesef toprağa verilen Narin'i halen büyük bir acıyla hatırladıklarını bildirdi.

"PKK terör örgütünün dağa kaçırdığı küçük kız çocukları hakkında herhangi bir cümle söylememiş olanların burada Narin'e sahip çıkıyormuş gibisinden bir tabloyla görüntü vermeleri ikiyüzlülükten başka bir şey değildir"

Bugün de bakanların, Genel Merkezden bir heyetin, milletvekillerinin ve genel başkan yardımcılarının Narin'in mezarını ziyaret edeceklerini ve oradan millete taziyelerini bir kere daha ifade edeceklerini bildiren Çelik, "Sayın Cumhurbaşkanımız adli sürecin bizzat takipçisi olacağını ve bu kişilerin hukuk çerçevesinde gereken cezayı alması için en yüksek şekilde bu konuyu takip edeceğini ifade ettiler. Partimizde de arkadaşlarımız bütün bu gelişmeleri en hassas biçimde takip ediyorlar. Bugün de bu hassasiyet çerçevesinde milletimizle bu taziyelerini bir kere daha paylaşmak üzere Narin evladımızın mezarını ziyaret edecekler.

Tabii bu tip konularda siyasi cümle kurmak, siyasi değerlendirme yapmak son derece yanlıştır. Bu, vicdanları yaralayan, vicdanları kanatan ve hepimizin acısı olan bir meseledir. Dolayısıyla buradan bir siyasi sonuç çıkarmaya çalışmak, topyekun belli camiaları suçlamaya çalışmak şeklindeki bir siyasi motivasyon içinde olmak fevkalade yanlış bir durumdur.
Burada birkaç tane konuyla karşı karşıya kaldık. Maalesef acıyı paylaşmak yerine doğrudan hükümetimize, partimize dönük olarak birtakım laflar söyleyenler söz konusu oldu. Tabii bunların belli bir siyasi motivasyonla hareket ettiği net bir şekilde görülmektedir. Özellikle PKK terör örgütünü destekleyen ve Diyarbakır annelerinin yanına bir kere gitmemiş olan, bu PKK terör örgütünün dağa kaçırdığı küçük kız çocukları hakkında herhangi bir cümle söylememiş olanların burada Narin'e sahip çıkıyormuş gibisinden bir tabloyla görüntü vermeleri ikiyüzlülükten başka bir şey değildir. Evlatlarına kavuşmak isteyen Diyarbakır annelerine herhangi bir şekilde sahip çıkmayanlar, burada o dağa kaçırılan küçük kız çocukları konusunda tek bir cümle etmemiş olanlar, bugün çıkmışlar bu acı üzerinden bir politika üretmeye çalışıyorlar" ifadelerini kullandı.

"Narin hepimizin kızı olmuştur, Narin hepimizin yüreği olmuştur"
DEM Parti Mardin milletvekilinin Kur'an kurslarını hedef almasının "bu ikiyüzlü politik ajandanın bir neticesi olarak" gündeme geldiğini aktaran Çelik, "Yani bütün bu acıyı, bütün bu yanlışı tutup Kur'an kursları üzerinden, Kur'an kurslarına saldırmak için bir vesile addetmek acıyı paylaşmak değildir, tam tersine siyasi ikiyüzlülüktür, siyasi istismardır. Burada bütün bu gelişmeler en yakın şekilde takip edilmektedir, bütün detaylarıyla takip edilmektedir ve bu acı milletimizin acısı olarak hafızalarımıza kazınmış, hepimizin acısı olarak yüreğimizde yer etmiş ve hepimizin sonuna kadar adli sürecin takipçisi olacağı bir süreç olmalıdır. O sebeple, bu vesileyle bütün bir kız çocukları konusundaki hassasiyetin, bütün çocuklar konusundaki hassasiyetin yüksek bir derecede ifade edilmesi, vicdani konularda bu sözlerin dillendirilmesi ve kuşkusuz bu acının paylaşılması her zaman saygıdeğerdir. Ama bunu siyasi istismar konusu yapıp birtakım kurumlara, birtakım partilere saldırmak için vesile addedenlerin bu acıyla da bir ilişkisi olmadığı açıktır. Bugün arkadaşlarımız orada o ziyareti yapıyorlar, Narin hepimizin kızı olmuştur, Narin hepimizin yüreği olmuştur. Narin'i maalesef sağ olarak bulamadık, o kadar günlerce aramaya rağmen onun önündeki hayatı yaşamasına imkân sağlayacak şekilde sağ olarak bulunamadı. Bundan sonrasında onun hatırasına sahip çıkacağımız en önemli konulardan bir tanesi, bu konulardaki hassasiyetin her zaman yüksek tutulmasıdır. İkincisi de, yine adli sürecin partimiz tarafından da aynı şekilde hassasiyetle takip edileceği açıktır" belirtti.

Çelik, bu sene küresel vicdanın ve siyasetin de en önemli konusunun Gazze olmaya devam ettiğini söyledi.

CHP Sözcüsünün MEB yeni yıl açılışında Gazze'nin anılmasından rahatsızlık duyduğunu belirtmesine ilişkin Çelik, "Maalesef buradaki can kayıpları, çocuk ölümleri, kadın ölümleri bütün bunlar bu çerçeveye koyulduğunda insanlığın gözü önünde bu katliam gerçekleşiyor ve maalesef bu ikiyüzlü sözler, çekimser davranışlar, sonuç alınmayan siyasi süreçler çerçevesinde İsrail'e destek verenlerin bu sorumluluğu, suça ortaklığı ve utancı devam ediyor. Tabii bizim Gazze ile özel bir bağımız var, tarihi bağlarımız olduğu gibi vicdani bağlarımız da var ve bu çerçevede de hem kendimiz için, hem gelecek nesiller için Gazze konusunun en yüksek vicdani mesele olarak değerlendirilmesi ve yeni nesillerin hafızasında da bu şekilde yer alması için çalışmalar yapılması son derece kıymetlidir. O sebeple Milli Eğitim Bakanımız da Çanakkale'den Gazze'ye konusunun ilk ders olarak okullarda okutulması için bir girişim içerisinde oldu ve bu aslında bizim verdiğimiz var olma mücadelesiyle Gazze'de verilen var olan mücadelesi arasındaki vicdani bağın, yüksek değerlerin, ortak değerlerin ifade edilmesi ve gelecek nesillere aktarılması bakımından son derece kıymetli. Fakat nedense bu konuyu da CHP Sözcüsü yaptığı açıklamada Bakanımızı ve Bakanlığımızı hedef alarak bu konunun bu şekilde ele alınmasını tarihi çarpıtmak ya da laik eğitim anlayışına karşı bir tutum olarak değerlendirmeyi tercih etti. Kuşkusuz bu şekildeki bir değerlendirme baştan aşağı temelsiz ve son derece talihsiz, aynı zamanda da vicdansız bir değerlendirmedir. Bütün insanlığın vicdanının düğüm noktası haline gelmiş Gazze'nin bu şekilde anılmasından daha doğal ne olabilir' Bu vicdanla bağ kuramayan odakların bu şekilde bir değerlendirme yapması tabii kendi kendilerine ayna tutmalarını gösteren bir şeydir, ama aynı zamanda da bu şekildeki bir siyasi değerlendirme, bunu bir laiklik meselesi, bir tarihi çarpıtma meselesi olarak sunmaları da aslında laiklikten de hiçbir şey anlamadıklarını, tarih bilinci konusunda da ne kadar yüksek bir yoksunluk içerisinde olduklarını göstermektedir. Vicdani meseleleri bile bir rejim meselesi olarak ele almaya çalışanların siyasi anlayışı şimdiye kadar Türkiye'de hiç kimseye bir fayda sağlamamıştır, bundan sonrasında da herhangi bir şekilde bir fayda sağlamayacaktır. Burada çocuklarımıza Çanakkale'den Gazze'ye bütün bu sürecin ilk ders olarak okutulmasının Türkiye'nin hem gelecek nesillerine bir vicdan hatırlatması, onların hafızasına bunu yerleştirmesi, hem de dünyaya bu mesajı vermesi açısından son derece kıymetli olduğunu ifade etmek isterim. CHP sözcülerinin açıklamalarını kendi talihsizliği ve vicdansızlığıyla baş başa bırakıyoruz" şeklinde konuştu.

"Amerikan kamuoyuna dönük olarak yapmaları gerekenden uzak durmak şeklinde hafifletmeye çalışmaları hiçbir şekilde kabul edilemez"
Ayşenur Eygi'nin İsrailli bir keskin nişancı tarafından hedef alınmasıyla ilgili gündemin de devam ettiğini aktaran Çelik, "Kardeşimize bir kere daha Cenab-ı Allah'tan rahmet diliyoruz. Ailesine, sevenlerine, Filistin davasına gönül vermiş olanlara, Gazze'de temelindeki küresel vicdanı ayakta tutan herkese buradan başsağlığı diliyoruz. Rachel Corrie'den, Şirin Ebu Akile'ye kadar bu zincir insanlığın ortak küresel vicdanına, insanlığın ortak vicdanına, temel değerlerine sahip çıkma şeklindeki dünyanın çeşitli yerlerinden vicdan sahibi insanların bu tutumu ortaya koyması tabii ki insan onurunu, insan haysiyetini, insanlığın asaletini ayakta tutan bir durumdur ve bunun son örneği de Ayşenur Eygi kardeşimiz olmuştur. Burada İsrail güvenlik güçleri tarafından hedef alınarak öldürüldüğü açıktır. Fakat aynı zamanda Amerikan vatandaşı, bununla ilgili olarak Amerikan yönetiminden yapılan açıklamalarsa ibretliktir. Bir yandan çok üzüldük, çok öfkeliyiz diyorlar, bu İsrail tarafından hedef alınan ikinci Amerikan vatandaşı diyorlar, ama daha sonrasında da hedef alınmamış, kurşun sekmiş ve hata olarak vurulmuş şeklinde bir açıklamayla maalesef bu vicdan konusunda yine kaçamaklara başvuruyorlar. Net bir durum vardır, Netanyahu Hükümeti bir katil şebekesidir, Netanyahu hükümetinin emriyle hareket eden bu sivilleri öldüren herkes katildir, bir soykırımcıdır ve bunların gereken cezayı bu şekilde alması gerekir. Burada da Ayşenur Eygi kardeşimize dönük olarak bu cinayeti işleyenlerin eninde sonunda bu cezayı alacağından bir kuşkumuz yoktur. Bunu saklayarak, yani işte o hedef alınmamışta kurşun sekmiş ya da yanlışlıkla vurulmuş ya da kazara vurulmuş demek meseleyi hafifletmeye çalışmak başlı başına bir vicdan konusundaki büyük bir açığa işaret etmektedir. Yani zaten 40 binden fazla insanı öldüren bu katil şebekesinin yeni bir cinayeti olarak bu kayda geçmiştir. Bunu sadece Amerikalı yetkililerin kendileriyle ilgili sorumluluktan kaçmak, Amerikan kamuoyuna dönük olarak yapmaları gerekenden uzak durmak şeklinde hafifletmeye çalışmaları hiçbir şekilde kabul edilemez. Kuşkusuz o insanlığın değerlerini, temel insani değerleri korumak için hayatını kaybetmiştir ve insanoğlunun soyluluğunun, asaletinin ve haysiyetinin bir temsilcisi olarak aziz hatırası her zaman yaşayacaktır" ifadelerini kullandı.

"Kıbrıs Türkünün ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin geleceği ve bunun güvence altına alınması bizim için Kıbrıs Türkünün davası olarak sahiplenilmeye devam edecektir"
ABD Savunma Bakanlığıyla Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasındaki askeri iş birliği konusuna ilişkin Çelik, "Daha önce 2020 yılında Amerika Birleşik Devletleri Güney Kıbrıs'a yönelik silah ambargosunu kaldırdığında bununla ilgili açıklama yapmıştım. Adada istikrarsızlığın ve çözümsüzlüğün kaynağı Rum Yönetimi'dir. Burada maksimalist taleplerle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni ve Kıbrıs Türk'ünü görmezden gelenler onlardır. Ve dolayısıyla, burada Ada'da eşitlik temelinde iki topluma dayalı, iki kurucu unsura dayalı bir yaklaşımdan kaçanlar onlardır. Kıbrıs Türkünün ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin haklarını görmezden, varlığını görmezden gelenler onlardır. Bunların bütün talepleri hukuksuzdur ve çözümsüzdür. Silah ambargosu kaldırıldığında da söylemiştik demiştik ki, bu hukuksuzluğu ve çözümsüzlüğü üretme konusunda Rum Yönetimi'ni teşvik etmekten başka hiçbir işe yaramaz, ne barışa hizmet eder ne çözüme hizmet eder demiştik. Şimdi bu şekilde bir askeri iş birliği anlaşmasının yapılması buradaki sıkıntıları daha da derinleştirecek, Rum tarafının şımarıklığını daha da tahrik edecek bir yaklaşımdır, son derece sorumsuz bir değerlendirmedir. Bunun Türkiye'de olan müttefiklik ilişkileri açısından da son derece sıkıntılı bir durum olduğu açıktır. Bütün bu tablo içerisinde ne olursa olsun, kim Akdeniz'de ne yapmak istiyorsa biz bunu net bir şekilde görüyoruz. Akdeniz'de neredeyse kayıkçı sandalı giremeyecek kadar her taraf savaş gemisi dolmuş, burada da daha istikrarlı, daha teennili, daha diplomatik, diyaloga dayalı bir adım atılması gerekirken hem diyaloğu sabote eden hem çözümsüzlüğü isteyen hem hukuksuzluğu talep edenleri teşvik eden bir yaklaşım olmuştur bu dolayısıyla, son derece yanlış bir yaklaşım ve reddedilmesi gereken bir yaklaşım olarak kayda girmiştir. Her ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'yle tarihi dayanışmasını en güçlü şekilde sürdürecek. Sayın Cumhurbaşkanımızın sık sık ifade ettiği gibi Kıbrıs Türkü ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti asla ve kata hiçbir zaman yalnız kalmayacaktır. Kıbrıs Türkünün ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin geleceği ve bunun güvence altına alınması bizim için Kıbrıs Türkünün davası olarak sahiplenilmeye devam edecektir" diye konuştu.

Yazın bacaklarda pıhtı tehlikesi artıyor


 
 
Bacakta ani gelişen şişlik, ağrı, kızarıklık ve sıcaklık artışı çoğu zaman önemsenmiyor. Oysa bu belirtiler, yaşamsal risk taşıyan ve halk arasında 'pıhtı oluşması' olarak bilinen derin ven trombozunun ilk sinyalleri olabiliyor.

08.08.2026 15:04:00
Murat Çorbacı
 
Yazın bacaklarda pıhtı tehlikesi artıyor
Yazın bacaklarda pıhtı tehlikesi artıyor

En sık bacaklarda, özellikle de baldır ve uyluk bölgesindeki toplardamarlarda pıhtı oluşumuyla seyreden derin ven trombozu, dünya genelinde her yıl yaklaşık 10 milyon kişide teşhis edilen ciddi bir hastalık. Derin ven trombozunun en büyük tehlikesi ise pıhtının koparak akciğer damarlarına ulaşması ve yaşam kaybıyla sonuçlanabilecek akciğer embolisine (pulmoner emboli) neden olabilmesi. Ayrıca bacakta kalıcı şişlik, ağrı, ağırlık hissi, ciltte renk değişikliği, sertleşme ve iyileşmesi güç olan yaralarla seyreden kalıcı damar hasarına da yol açabiliyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ahmet Arif Ağlar, erken dönemde başlanan tedavi sayesinde pulmoner embolinin ve kalıcı damar hasarının önüne geçilebildiğini belirterek, "Özellikle tek bacakta gelişen şişlik ve ağrı gibi belirtiler asla ihmal edilmemelidir. Bu şikayetler derin ven trombozunun en önemli uyarı işaretleri arasında yer alır ve zaman kaybetmeden hekim değerlendirmesi gerektirir" dedi.

Yaz aylarında sıvı kaybı pıhtılaşma riskini artırıyor

Derin ven trombozu (DVT) genellikle bacakların derin toplardamarlarında kan pıhtısı oluşması sonucu gelişen ciddi bir damar hastalığı olarak tanımlanıyor. Güncel sağlık kılavuzlarına göre; hareketsizlikten obeziteye, geçirilmiş ameliyatlardan kansere, ileri yaştan hamileliğe kadar pek çok faktör pıhtı oluşumuna zemin hazırlıyor. Genetik yatkınlığın da tetikleyici olabildiği bu tabloda derin ven trombozu riskinin yaz aylarında artış gösterdiğini anlatan Dr. Ahmet Arif Ağlar, şu bilgileri verdi: "Bunun nedeni ise artan sıcaklık ve terlemeye bağlı gelişen sıvı kaybının, yeterli sıvı tüketilmediğinde kanın koyulaşmasına ve pıhtılaşma eğiliminin artmasına sebep olabilmesidir. Özellikle ileri yaşta olan, kronik hastalığı bulunan, diüretik kullanan ve uzun süre güneş altında çalışan kişilerde bu risk daha belirgin hale gelmektedir. Ayrıca yaz tatillerinde uzun süre hareketsiz kalınan uçak, otobüs veya otomobil yolculukları da bacak toplardamarlarında kan akımını yavaşlatarak derin ven trombozu gelişme riskini artırabilmektedir."

Yeterli su tüketmek, bol hareket etmek şart!

Dr. Ahmet Arif Ağlar, derin ven trombozuna karşı yaz aylarında bazı önlemlerin mutlaka alınması gerektiğini vurgularken, "Yeterli sıvı tüketmek, uzun yolculuklarda düzenli aralıklarla hareket etmek, özellikle 4-6 saatten uzun yolculuklarda belirli aralıklarla ayağa kalkıp birkaç dakika yürümek ve  yüksek risk grubundaki kişilerin hekimin önerdiği koruyucu önlemleri  uygulaması büyük önem taşımaktadır" diye konuştu. 

Kardeniz'in en güzel kalesi


 
 
Rize'nin Çamlıhemşin ilçesindeki Çat Vadisi'nde sarp kaya üzerine kurulu Zil Kale, her mevsim doğa ve tarih tutkunlarının ilgisini çekiyor.

08.08.2026 14:32:00
Haber Merkezi
 
Kardeniz'in en güzel kalesi
Kardeniz'in en güzel kalesi

Rize'nin Çamlıhemşin ilçesindeki Çat Vadisi'nde 1. derece arkeolojik sit alanında sarp bir kaya üzerine kurulu Zil Kale, her mevsim ziyaretçilerin uğrak noktaları arasında yer alıyor.


Otobüs, kamyonete bindirdi, bir kişi öldü


 
 
Afyonkarahisar'da Kütahyalılar firmasına ait yolcu otobüsü kamyonete çarptı, 1 kişi öldü, 15 kişi yaralandı.

08.08.2026 13:09:00 / Güncelleme: 08.08.2026 13:21:20
AA
 
Otobüs, kamyonete bindirdi, bir kişi öldü
Otobüs, kamyonete bindirdi, bir kişi öldü

Afyonkarahisar'da yolcu otobüsünün kamyonete çarpması sonucu 1 kişi hayatını kaybetti, 15 kişi yaralandı. Kütahyalılar firmasına ait, Z.Y. yönetimindeki 43 KP 338 plakalı yolcu otobüsü, Afyonkarahisar-Antalya kara yolu Sinanpaşa ilçesine bağlı Akören beldesi yakınlarında, H.S. idaresindeki 06 BFV 460 plakalı kamyonete arkadan çarptı. İhbar üzerine kaza yerine sağlık, jandarma ve polis ekipleri sevk edildi.



Kamyoneti bariyerlerin ötesine fırlattı

Bariyerlere çarpan kamyonetin sürücüsü H.S'nin olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Kamyonette bulunan 1 kişi ile otobüsteki 14 kişi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çevre hastanelere kaldırıldı.

8 Ağustos onların günü


 
2002 yılında Uluslararası Hayvan Refahı Fonu (IFAW) tarafından başlatılan ve her yıl 8 Ağustos'ta kutlanan Uluslararası Kedi Günü'nde, kedilerle ilgili farkındalık oluşturmak ve korunma sorununa dikkati çekmek amacıyla çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Marketten ya da bakkaldan alacağınz yaş mamayla özellikle sokak kedilerini ödüllendirelim.

08.08.2026 13:02:00
HABER MERKEZİ/AA
 
8 Ağustos onların günü
8 Ağustos onların günü

2002 yılında Uluslararası Hayvan Refahı Fonu (IFAW) tarafından başlatılan ve her yıl 8 Ağustos'ta kutlanan Uluslararası Kedi Günü'nde, kedilerle ilgili farkındalık oluşturmak ve korunma sorununa dikkati çekmek amacıyla çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Marketten ya da bakkaldan alacağınz yaş mamayla özellikle sokak kedilerini ödüllendirelim.

Bu kapsamda, nesli tükenme tehlikesi altındaki kedi türlerinin korunması için çeşitli bilimsel ve kurumsal çalışmalar yürütülüyor. Vahşi türler için doğal yaşam alanları korunurken; evcil ırklarda genetik saflığın devamı için kontrollü üretim programları uygulanıyor. Türkiye'nin simgelerinden biri olan Ankara kedisi de nesli tükenme tehlikesi altında olması nedeniyle koruma altında bulunan türler arasında yer alıyor. En eski uzun tüylü kedi ırklarından biri olarak tanımlanan ve Avrupa'da "Angora" kedisi olarak bilinen Ankara kedisi, kendine has uzun ve parlak tüyleri ve farklı renkte gözleriyle dikkati çekiyor.

Kandil bu işe çok kızacak!

Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde Jandarma İnsansız Hava Aracı (JİHA) destekli düzenlenen narkotik operasyonunda 253 kilogram esrar ele geçirildi, 1 şüpheli gözaltına alındı

08.08.2026 09:57:00
İhlas Haber Ajansı
 
Kandil bu işe çok kızacak!
Kandil bu işe çok kızacak!
Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde Jandarma İnsansız Hava Aracı (JİHA) destekli düzenlenen narkotik operasyonunda 253 kilogram esrar ele geçirildi, 1 şüpheli gözaltına alındı.

İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Jandarma Genel Komutanlığı Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, 7'nci Hudut Alay Komutanlığı ve Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde uyuşturucu ticareti yapanlara yönelik çalışma başlatıldı.



Yüksekova İlçe Jandarma Komutanlığı Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin gerçekleştirdiği titiz istihbari çalışmalar sonucunda belirlenen adrese operasyon düzenlendi. Havadan JİHA'ların da destek verdiği operasyonda, 253 kilogram esrar ele geçirildi, uyuşturucu ticareti yaptığı değerlendirilen 1 şüpheli yakalandı.

Açıklamada, uyuşturucuyla mücadeleye yönelik operasyonların kararlılıkla ve kesintisiz bir şekilde devam edeceği vurgulanarak, operasyonu başarıyla yürüten ve emeği geçen tüm güvenlik güçleri ile Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı tebrik edildi.

Narko-terör



PKK terör örgütü, uluslararası raporlarda ve güvenlik kaynaklarında uyuşturucu ticaretini en birincil finansman kaynağı olarak kullanan tipik bir "Narko-Terör" örgütü olarak tanımlanmaktadır.

Soğuk Savaş sonrası dönemde devlet sponsorluklarının azalmasıyla birlikte PKK, silah temini, lojistik altyapı ve militan iaşesini sürdürebilmek için uyuşturucu kaçakçılığı ağlarına doğrudan entegre olmuştur

Dev finansal hacim



Europol ve uluslararası istihbarat raporlarına göre, PKK'nın uyuşturucu ticaretinden elde ettiği yıllık gelirin 1.5 milyar ile 3 milyar dolar arasında olduğu tahmin edilmektedir.

Bu devasa nakit akışı; silah alımlarında, kampların idamesinde ve kara para aklama faaliyetlerinde kullanılmaktadır.

Mekke Anlaşması ana gündem


 
 
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, Ortak Savunma Anlaşması imzaladı. Anlaşma, her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlıyor ve üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağlıyor. Anlaşmanın İsrail saldırganlığına karşı işleyip işlemeyeceği merak ediliyor. Anlaşmanın özellikle İsrail ve Yunanistan'da menfi karşılanması dikkat çekti. 

08.08.2026 06:53:00
Haber Merkezi
 
Mekke Anlaşması ana gündem
Mekke Anlaşması ana gündem

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan üçlü savunma anlaşmasını imzaladı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının sosyal medya hesabından, imzalanan üçlü anlaşmaya ilişkin ortak açıklama paylaşıldı. Açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in, Suudi Arabistan Krallığı'na ziyarette bulunduğu hatırlatıldı.

Görüşmeler Mekke'de yapıldı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şerif ile Mekke'deki Safa Sarayı'nda bir araya geldiği, burada resmi görüşmelerin gerçekleştirildiği belirtilen açıklamada, bu görüşmeler esnasında Suudi Arabistan Krallığı, Türkiye Cumhuriyeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti arasındaki müstesna ilişkiler ile karşılıklı çıkar alanına giren konuların ele alındığı kaydedildi.

Anlaşmanın içeriği

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif, üç devlet arasındaki derin tarihi ilişkiler, köklü kardeşlik ve İslami dayanışma bağları, müşterek stratejik çıkarları ve köklü savunma işbirlikleri temelinde, kolektif güvenliklerini daha da güçlendirmek, bölgede ve ötesinde barış, güvenlik ve istikrarı teşvik etmek, güvenli ve müreffeh bir geleceği birlikte inşa etmek yönündeki ortak iradelerini yansıtan Ortak Savunma Anlaşması'nı imzalamışlardır. Anlaşma, her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlamakta ve üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağlamaktadır. Anlaşma ayrıca, üç devlet arasındaki savunma işbirliğinin tüm boyutlarıyla geliştirilmesini öngörmektedir."

Peki, İsrail; Türkiye'ye ya da Suudi Arabistan'a saldırırsa anlaşma işleyecek mi?

Güncel gelişmelere bakıldığında şu anda Pakistan; Hindistan tehdidi altında bulunuyor. İki nükleer güç zaman zaman askeri olarak da karşı karşıya geliyor. Nitekim Mayıs 2025'te Hindistan ve Pakistan arasında Keşmir bölgesindeki artan gerilim nedeniyle kısa süreli ama şiddetli sınır ötesi hava çatışmaları yaşanmıştı. Günler süren bu askeri kriz, tarafların ateşkes sağlamasıyla sona ermişti.

Suudi Arabistan ise halen ABD üslerinden ötürü İran'ın ve Yemen'deki Husilerin baskısı altında bulunuyor. Anlaşmanın düşük yoğunluklu savaşlarda devreye girip girmeyeceği net değil.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, yakın gelecekte İsrail tehdidi altında bulunuyor. İsrail'in Pakistan'ın ebedi düşmanı Hindistan ile yakın askeri ilişkileri var! İsrail sık sık Türkiye'yi de tehdit ediyor. Yahudi devletinin Suudi Arabistan'a saldırması ise bir kıvılcımla mümkün... Pakistan dün anlaşma imzalayan üç ülke içinde tek nükleer güç olarak öne çıkıyor. Peki Pakistan, Türkiye'ye ya da Suudi Arabistan'a özellikle İsrail'e karşı nükleer şemsiye olur mu?

Anlaşmanın içeriği detaylarda yumuşatıldı

Öte yandan "Müslüman NATO' olarak adlandırılan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın detayları belli oldu. Anlaşma, herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçlayan savunma odaklı bir işbirliği niteliği taşıyor.
Yetkililer, anlaşmanın yalnızca üç imzacı devletin birbirlerinin savunmasını destekleme taahhüdüyle değil, aynı zamanda savunma sanayisi işbirliğini ve birlikte çalışabilirliği artırma taahhütleriyle de tamamen savunma niteliği taşıdığını vurguluyor.
Türk yetkililer, "anlaşmanın saldırgan bir askeri cephe, çevreleme girişimi veya saldırı planlaması değil, bölgesel istikrarı sağlamaya yönelik Terörsüz Bölge hedefine de katkı sağlayacak bir adım" olduğunu ifade ediyor.

232 belediye başkanı CHP’den istifa etti

YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Tüzün, ana muhalefet partisinde büyük bir kırılma yaşandığını belirterek, 232 belediye başkanının CHP'den istifa ettiğini ve büyük bölümünün yeni partiye katıldığını açıkladı. Tüzün, ağustos ayı sonuna kadar bu sayının 300'ü aşacağını öngördüklerini ifade etti

07.08.2026 19:00:00
Haber Merkezi
 
232 belediye başkanı CHP’den istifa etti
232 belediye başkanı CHP’den istifa etti
TBMM'de basın toplantısı düzenleyen Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, yerel yönetimler bazında Türk siyasi tarihinin en büyük kitlesel geçiş dalgalarından birinin yaşandığını iddia etti. Özgür Özel liderliğinde CHP'den ayrılan 91 milletvekilinin kurduğu YENİ Parti saflarına, belediye başkanlarının da hızla eklenmeye başladığı belirtildi.

İstifaların kurumsal dağılımı ve 28 il detayı

Toplantıda istifa eden belediye başkanlarının kırılımını net rakamlarla paylaşan Tüzün, yerel yönetim temsilcilerinin resmi kayıt işlemlerine başladığını dile getirdi. Paylaşılan verilere göre istifa eden 232 belediye başkanının kurumsal dağılımı şu şekilde:

• Büyükşehir ilçelerine bağlı 109 ilçe belediye başkanı

• İllere bağlı 54 ilçe belediye başkanı

• Beldelere bağlı 50 belde belediye başkanı

• İl belediye başkanlığı düzeyinde başvuran 17 isim

Tüzün, yaşanan bu istifa dalgasının ardından Türkiye genelindeki 28 ilde hiç CHP'li belediye başkanı kalmadığını ileri sürdü. Bu iller arasında Aydın, Bursa, Balıkesir, Hatay, Bolu, Bilecik, Çanakkale, Kocaeli, Manisa, Samsun ve Trabzon gibi kritik büyükşehir ve merkez iller yer alıyor.

"Ay sonunda sayı 300'ü geçecek"

Büyükşehir belediye başkanlarının geçiş takvimine de değinen Tüzün, ağustos ve eylül aylarında yapılacak belediye meclis toplantılarındaki aritmetik dengelerin korunmasının önemine dikkat çekti. Meclis dengeleri gözetildiği için birçok başkanın istifasını beklettiğini söyleyen Tüzün, "Belediye başkanlarımızın bizzat tarafımı arayarak ilettikleri beyanlar doğrultusunda, ağustos ayı sonu itibarıyla istifa edenlerin sayısının 300'ü geçeceğini tahmin ediyoruz" dedi.

Büyükşehirlerde son durum ne?

Gazetecilerin İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollere yönelik sorularını yanıtlayan Yaşar Tüzün, güncel durumu şu sözlerle özetledi: "İstanbul ve Ankara ile ilgili şu an için herhangi bir resmi görüşme ya da geçiş açıklaması söz konusu değil. Eskişehir, Muğla ve Tekirdağ gibi iller süreci kendi içlerinde değerlendirecek."

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçeceği iddialarını yalanlayan Tüzün, kendisinin geçmişteki başarılı çalışmalarını hatırlatarak "Biz kendisiyle YENİ Partimizde buluşmayı umut ediyoruz" açıklamasında bulundu.

CHP'li 19 il belediye başkanından 17'sinin partiye başvurduğunu belirten Tüzün, Bartın Belediye Başkanı'nın kararını haftaya açıklayacağını, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere'nin ise CHP'de kalmayı tercih ettiğini ve bu karara saygı duyduklarını vurguladı.

YENİ Parti'nin yerel yönetimlere dair temel ilkelerini ve vizyon belgesini ise önümüzdeki günlerde kapsamlı bir lansmanla kamuoyuna duyuracağı bildirildi.

Adalet Komisyonu önünde gerginlik

Kamuoyunda "Terörsüz Türkiye" düzenlemesi olarak bilinen 12 maddelik kanun teklifinin görüşmeleri olaylı başladı. Toplantı salonunun kapısında İYİ Partili vekiller ile AK Partili üyeler arasında salonun küçüklüğü ve kapıların açılmaması nedeniyle sert tartışmalar yaşandı

07.08.2026 17:20:00
Haber Merkezi
 
Adalet Komisyonu önünde gerginlik
Adalet Komisyonu önünde gerginlik
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), tarihi adımlardan biri olarak nitelendirilen "Terörsüz Türkiye" sürecinin hukuki çerçevesini belirleyecek yasa teklifi için kritik bir viraja girdi.

Resmi adı "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" olan 12 maddelik düzenleme, bugün saat 15.30 itibarıyla TBMM Adalet Komisyonu'nda masaya yatırıldı. Ancak görüşmeler öncesinde komisyon salonunun girişinde tansiyon yükseldi.

Kapıda "salon" kavgası: İYİ Partili vekiller tepki gösterdi

Komisyon Başkanı Cüneyt Yüksel başkanlığında toplanacak kurul öncesinde, salon kapısının geç açılması ve toplantının fiziki olarak yetersiz, küçük bir salonda yapılması muhalefetin tepkisini çekti.

TBMM Adalet Komisyonu salonu önünde bekleyen İYİ Parti milletvekilleri ile AK Parti milletvekilleri arasında sert sözlü tartışmalar yaşandı. İYİ Partili vekiller, böylesine kritik bir kanun teklifinin kamuoyundan ve milletvekillerinden kaçırılarak dar alanlarda müzakere edilmek istendiğini öne sürdü. Gerginliğin ardından komisyon, tartışmaların gölgesinde ilk oturumuna başladı.

Komisyon başkanı yüksel: "Bir af düzenlemesi değil"

Gergin başlayan toplantının açılış konuşmasını yapan Komisyon Başkanı Cüneyt Yüksel, düzenlemenin içeriğine dair net mesajlar verdi. Söz konusu teklifin kesinlikle bir genel af niteliği taşımadığını vurgulayan Yüksel, "Bu teklif, milletimizin 40 yılı aşkın sürelik kanayan yarasını sarma iradesinin somut bir tezahürüdür. Tarihi bir sorumluluğu yerine getiriyoruz" ifadelerini kullandı.

12 maddelik teklif neleri içeriyor?

Meclis Başkanlığına sunulan ve önümüzdeki hafta Genel Kurul'dan geçmesi planlanan teklifin öne çıkan hukuki detayları şunlar:

MGK Şartı ve 6 Aylık Süre: Düzenlemenin hayata geçmesi için Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) terör örgütünün fiilen lağvedildiğini ve silah bıraktığını Resmi Gazete'de ilan etmesi gerekiyor. Bu ilanın ardından örgüt mensuplarına adli makamlara başvurmaları için 6 aylık süre tanınacak.

Ceza Ertelemeleri: Silah bırakma şartına uyanların; örgüt üyeliği, yardım ve propaganda gibi suçlardan aldıkları cezalar belirli sürelerle ertelenecek. 15 yıl altı hapis cezaları için 5 yıl, 15 yıl üzeri cezalar için 10 yıl infaz erteleme uygulanacak.

Hak Yoksunluğu Kontrolü: Cezası ertelenen kişilere erteleme süresine göre 2 ya da 3 yıl boyunca seçme ve seçilme gibi hak yoksunlukları uygulanacak. Süreç içinde yeni bir terör suçu işlenirse erteleme kararı düşecek ve infaz kaldığı yerden devam edecek.

Öcalan ve Yönetim Kadrosu Kapsam Dışı: Düzenlemede 1 Haziran 2005 öncesindeki ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis cezaları ile kasten adam öldürme gibi ağır suçlar tamamen kapsam dışı bırakıldı. Böylece teröristbaşı Abdullah Öcalan ve Kandil'deki tepe yöneticilerin yasadan yararlanmasının hukuken önüne geçildi.

Komisyondaki görüşmelerin hızla tamamlanarak kanun teklifinin önümüzdeki hafta Genel Kurul'a indirilmesi ve yasalaşması bekleniyor.

"Terörsüz Türkiye" sürecinde bugüne nasıl gelindi?

1 Ekim 2025 – İlk Sinyal: MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM yeni yasama yılı açılış resepsiyonunda DEM Partili milletvekilleriyle tokalaşarak yeni bir sürecin kapısını araladı.

22 Ekim 2025 – Tarihi Çağrı: Devlet Bahçeli, parti grup toplantısında teröristbaşı Abdullah Öcalan'a hitaben, örgütü tasfiye ettiğini ve silah bıraktığını haykırması şartıyla "Umut Hakkı" kullanımı dahil yasal düzenlemelerin yapılabileceği tarihi çağrısını gerçekleştirdi.

Ekim - Aralık 2025 – Siyasi Trafik: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bahçeli'nin çağrısına tam destek verdiğini açıkladı. AK Parti, MHP ve DEM Parti hukukçuları arkada yasal zemin oluşturmak için teknik çalışmalara başladı.

Bahar 2026 – Bölgesel Görüşmeler: Sınır ötesindeki gelişmeler ve Türkiye'nin diplomatik adımları doğrultusunda terör örgütünün tasfiye sürecine yönelik uluslararası ve bölgesel istişareler yürütüldü.

5 Ağustos 2026 – Teklif Meclis'te: AK Parti, MHP ve DEM Parti gruplarından 360 milletvekilinin ortak imzasıyla hazırlanan 12 maddelik yasa teklifi resmi olarak TBMM Başkanlığına sunuldu.

7 Ağustos 2026 (Bugün) – Komisyonda İlk Oturum: Teklif, TBMM Adalet Komisyonu'nda muhalefet partilerinin fiziki alan yetersizliği protestoları ve sert tartışmalar eşliğinde ilk kez görüşülmeye başlandı.

KKKA'da önemli gelişme; aşının ilk fazı tamamlanmak üzere

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı aşısının çalışmalarında ilk fazın tamamlanmak üzere olduğunu söyleyerek, "Birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içerisindeyiz" dedi

07.08.2026 14:20:00
İhlas Haber Ajansı
 
KKKA'da önemli gelişme; aşının ilk fazı tamamlanmak üzere
KKKA'da önemli gelişme; aşının ilk fazı tamamlanmak üzere
ERÜ bünyesinde çalışmalarına devam eden ve Turkovac'ı geliştiren Prof. Dr. Aykut Özdarendeli başkanlığındaki Aşı Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü'nde çalışmalar aralıksız devam ediyor. KKKA aşısı için çalışmalarını sürdüren ekip, aşıda ilk faz çalışmalarını tamamlamak üzere. Çalışmalar hakkında bilgiler veren ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, çalışmaların sürdüğü laboratuvarın daha kapsamlı bir hale geleceğini söyleyerek, "Çok büyük bir laboratuvara kavuşuyoruz.

Bu alanda stratejik araştırmalar yapabileceğimiz kapsamlı bir laboratuvar imkanının olması bizim için önemli. Cumhurbaşkanımızın destekleriyle bu laboratuvar imkanına sahip olabilmemiz sadece Kayseri için değil, ülkemiz ve tüm insanlık için de stratejik bir öneme sahip. Laboratuvarımızın da yıl sonu itibarıyla hazırlıklarımız bitmek üzere. İnşaatımız tamamlandı. Laboratuvarın teknik cihazlar anlamında son bağlantıları devam etmekte" dedi.

"Birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içerisindeyiz"

Çalışmalarına devam edilen KKKA aşısı hakkında bilgiler veren Altun, "Aykut Özdarendeli hocamız çalışmalarını sürdürüyor. Özellikle çalışmalarına Kırım Kongo Kanamalı Virüslü ateşli hastalığı dediğimiz kene ısırmasının sebep olduğu rahatsızlıkla ilgili aşı çalışmalarına devam ediyor. Birinci fazla ilgili ciddi mesafe almış durumdayız. Burada biz elimizden geldiği kadar bu aşı süreçlerini yönetirken de ulusal ve uluslararası boyutta bunun kabul edilmesi bizim için esastır.

Biz hocamıza o süreçlerini de kolaylaştırmak için destek oluyoruz. Yaz aylarına başladığımızda hep gündemimize gelen bir rahatsızlık süreci olarak durmakta ama biz bu konularda Sağlık Bakanlığımızla ve Sağlık Müdürlüğümüzle koordineli bir şekilde çalışmalarımıza devam ediyoruz. Benim tahminim birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içerisinde olduğumuzu söylemek istiyorum" diye konuştu.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlü savunma anlaşması imzalayacak

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi

 

07.08.2026 10:23:00
Anadolu Ajansı
 
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlü savunma anlaşması imzalayacak
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlü savunma anlaşması imzalayacak

Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün Cidde'de ortak savunma anlaşması imzalayacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, günübirlik çalışma ziyareti için bu sabah Suudi Arabistan'a hareket etmişti.

Pakistan, ABD-İran savaşını sona erdirmek için arabuluculuk çalışmalarında bulunurken, Türkiye Gazze'de ateşkesin sağlanması yönünde diplomatik alanda aktif rol oynadı.

Pakistan ve Suudi Arabistan, 2025'te ortak bir savunma anlaşması imzalayacaklarını duyurmuştu.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.