logo
02 MAYIS 2026

AKP'li Çelik'ten, 'Teğmenlere soruşturma' açıklaması

AK Parti Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, "Sayın Özgür Özel demiş ki 'Atatürk diyen çocuklara soruşturma açıyorsunuz.' Bu yanlış bir açıklama. Bu çocuklar Atatürk dediği için bu soruşturma açılmıyor, buradaki disiplinsizlik unsurlarının tespit edilmesi için bu soruşturma açılıyor." dedi.

08.09.2024 07:57:00
Anadolu Ajansı
 AKP'li Çelik'ten, 'Teğmenlere soruşturma' açıklaması
 AKP'li Çelik'ten, 'Teğmenlere soruşturma' açıklaması

Çelik, Habertürk'te canlı yayınlanan "Özel Röportaj" programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Kara Harp Okulu Diploma Alma ve Sancak Devir Teslim Töreni'nde teğmenlerin kılıçlarla yemin etmesine ilişkin değerlendirmesi, Ankara'da bununla ilgili ne konuşulduğunun sorulması üzerine Çelik, iki konunun gündeme geldiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Birtakım eski asker, siyasetçi, yazar, belli bir kesim, 'hükümete karşı genç teğmenler bir kalkışma içerisinde' gibi kodlamaya çalıştılar. Bunların birçoğuna baktığımızda, bunlar vesayet özlemleri dinmemiş olan aktörler. Dolayısıyla silahlı kuvvetlerinin tamamını hükümete karşı bir kalkışma içerisinde gösterme şeklindeki tavırdaki sorumsuzluk dikkati çekici. Bu son derece kötü bir yaklaşım. Bir de bunlara cevap vereyim derken, mezun olan bütün teğmenlere, askeri kesime dönük hakaret ifadeleri kullananlar oldu. Bu da doğru bir şey değil. Bugün Cumhurbaşkanımızın konuşmasında da var, Türk Silahlı Kuvvetleri gözbebeğimizdir, bunun içinde de disiplinsizliğe müsaade edilmez. Bu cümleyi alan, bu cümleyi ihmal ediyor. Kim hangi dünyaya kulak kesilmişse diğerine sağır durumu var. O zaman da mevzu tartışılmış olmuyor, mevzu üzerinden başka siyasi kapışmalar ya da başka hesaplaşmalar görülmüş oluyor."

Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Burada hassasiyet gösterilen konu, birincisi alternatif yemin meselesinin söz konusu ortaya çıkmasıdır. Askerlik bir meslekten çok bir hayat tarzı. Onu yüzde 99 disiplinle bile yapamazsınız, yüzde 100 disiplinle olacak. Yüzde 100 disiplin gerektiren bir konuda bu alanın düzenlenmesi gerektiği açıktır. Geçmişte yeni mezunların, bazı emekli askerlerin vesaire başka türlü motive etmeye çalıştığını, başka türlü kodlar kodlamaya, konumlandırmaya çalıştığını da biliyoruz. 27 Nisan sürecinde de gördük, başka zamanlarda da gördük. Herkesin bir de sosyal hayatı var, bir şekilde onları temel hiyerarşinin dışında motive etmeye, örgütlemeye çalışan girişimler... Türkiye buna yabancı değil. Biz bütün bu çerçeveyi 360 derece görebilecek durumdayız. Buradan 'Antidemokratik bir ipucu mu çıkıyor' Bir hareketlilik mi var'' diyerek, hassasiyetini gösteren vatandaşlarımızın söylediği son derece saygıdeğer. Çünkü birilerinin hemen bu olay ortaya çıkar çıkmaz şu şekilde sosyal medyada ifadeler kullanması; 'Bu hükümete karşı yapıldı, hükümete mesaj verildi' gibisinden. Bu incelenmesi gereken bir konu ve bütün boyutlarıyla incelenecektir."

Büyük çoğunluğu itibarıyla böyle bir mezuniyet töreninden sonra topyekun suçlamaya gitmenin, bununla ilgili çirkin ifadeler kullanmanın da doğru olmadığını söyleye Çelik, "Demokratik denetim mekanizmaları işliyor şu anda. Sonuç çıktığında, MSB açıklamasında vardı; kasıt, ihmal, disiplinsizlik, bunların üçü ayrı şeyler, bütün bu bağlamlarda tabii ki incelenecek ve ona göre gereği yapılacak. Cumhurbaşkanımızın bugünkü açıklaması net bir şekilde ifade ediyor, antidemokratik bir motivasyonla hareket edenler olduğunun da tespit edildiği ortaya çıkıyor. Dolayısıyla bu ayrıştırılarak, bununla ilgili düzenleme yapılacaktır, adım atılacaktır." dedi.

Ömer Çelik, farklı yemin okuma meselesinin düzenlenmesi gerektiğinin net şekilde açık olduğunu vurguladı.

- Çelik, CHP Genel Başkanı Özel'in açıklamalarını değerlendirdi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşmasının ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in yaptığı açıklamalara işaret eden Çelik, şunları kaydetti:

"Sayın Özgür Özel demiş ki 'Atatürk diyen çocuklara soruşturma açıyorsunuz.' Bu yanlış bir açıklama. Bu çocuklar Atatürk dediği için bu soruşturma açılmıyor, buradaki disiplinsizlik unsurlarının tespit edilmesi için bu soruşturma açılıyor. Ben çok iyi hatırlıyorum mesela bununla onu mukayese etmiyorum da 27 Nisan'da muhtıra teşebbüsüne girildiğinde de o zaman o bildirideki şey neydi' 'Atatürkçü düşünceye uygun Cumhurbaşkanı' deniyordu. Bu askeri bürokrasinin işi değil ki' Burada tartıştığımız mesele o değil. Bu tartışmayı Atatürk ekseninde bir tartışmaya taşıdığınız zaman asıl mecrasından çıkarmış olursunuz, mesele konuşulamaz hale gelir veya yanlış konuşulur."

- "Bizim açımızdan bir erken seçim tartışması yoktur"

AK Parti Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Çelik, Özel'in 2025 yılı için "erken seçim çağrısı" yapmasına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bir CHP Genel Merkezi'nde bir irade var, bir de belediyeler üzerinden yürütülen bir irade var. Bizi ilgilendiren tarafı şu; bu çatışmalar ve dengeleri gözetme faaliyetleri üzerinden meseleyi konsolide etmek için erken seçim tartışması gündeme getiriliyor. Seçimi niye yapıyoruz' Vatandaş diyor ki 'Ben merkezi iktidarda şu kadar süre veriyorum size. Şu işleri yapın.' Hemen seçimin akabinde erken seçim tartışması açmaya çalıştığınızda bu vatandaşın iradesine saygısızlıktır. Bizim açımızdan bir erken seçim tartışması yoktur."

Normalleşme sürecinin olup olmadığı sorulan Özel, "Bu üslup, birtakım yanlış söylemler yüzünden, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu zamanındaki 'helalleşme' söylemi nasıl berhava olduysa, bu normalleşmeyi de kendi kendilerine berhava ediyorlar. Nihayetinde siyasette söz çok önemli bir konudur. Karşılıklı ziyaretler yapılırken bu üslup kullanıldığı ya da bu şekilde bir tutum geliştirildiği zaman neyin normalleşmesinden bahsedeceğiz'" dedi.

- "Cumhurbaşkanımız önemli meselelerde kapıyı açık tutuyor"

Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Özel'in yeniden görüşüp görüşmeyeceğine dair soruyu, "Bilemem. Sayın Cumhurbaşkanımızın takdiri o. Yani burada Cumhurbaşkanımız aslında önemli meselelerde her zaman kapıyı açık tutuyor." dedi.

Yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili Çelik, "Anayasa gelecek nesillere borcumuz. Burada Türkiye'nin geleceğini düşünerek bütün siyasi partilerin elini taşın altına koyması lazım. Geçmişte bu defalarca denendi, yapılmaya çalışıldı. Şimdi Meclis Başkanımız böyle bir inisiyatif yürütüyor. Bu fırsatı kaçırmamak lazım. Türkiye'nin geleceğine bu sivil anayasayı hediye etmek lazım. Gelecek nesillere borcumuzdur bu. Bugün siyaset yapan kim varsa, borcudur gelecek nesillere." diye konuştu.

- "Hiç kimsenin kendi kafasındaki anayasayı Türkiye'nin anayasası olarak hayata geçiremeyeceğini görmesi lazım"

Çelik, yeni anayasa hazırlanması sürecinde AK Parti ve MHP'nin kırmızı çizgileri olup olmadığına ilişkin soruyu, "Tabii, devletin temel nitelikleriyle ilgili kırmızı çizgimiz var. Birisi bizim önümüze federasyon ya da özerklik gibi bir şey getirirse, bayrakla, başkentle, resmi dille ilgili bir şey getirdiğinde bunlar bizim kırmızı çizgilerimiz. Bunu söylüyoruz. Ülkenin bütünlüğü, demokrasinin, Cumhuriyet'in temel değerlerinin korunmasıyla ilgili... Burada mesele şu; temel değerlerin korunması kaydıyla siyaset alanındaki konuların müzakere edilmesi lazım. Burada da bir orta yol bulunabilir, birçok konuda bulunabilir. Ama hiç kimsenin kendi kafasındaki anayasayı Türkiye'nin anayasası olarak hayata geçiremeyeceğini görmesi lazım. Bu bir müzakere işidir. Bunun zemini de Meclis'tir." şeklinde cevapladı.

İsrail'in işgaline karşı Filistin'e destek vermek için gittiği Batı Şeria'da İsrail askerlerince öldürülen Türk vatandaşı, insan hakları aktivisti Ayşenur Ezgi Eygi'yle ilgili Dışişleri Bakanlığından tepki geldiği anımsatılarak, başka bir adım atılıp atılmayacağı sorulan Çelik, şunları kaydetti:

"Şimdi muhakkak suretle yani herhangi bir karar biliyorum diye söylemiyorum ama doğrudan vatandaşımız olduğu için Türk yargısını da ilgilendiren bir husus. Dolayısıyla bu soykırımcı katillere karşı Türk yargısının da bir adım atması beklenebilir. İkincisi Sayın Cumhurbaşkanımız bugün annesiyle görüştü, başsağlığı diledi. Cenazesi Türkiye'de defnedilirse insanlığın asaletine, insan haysiyetine dönük bu fedakarlığından ötürü, onu tabii ki milletimiz bağrına basarak son yolculuğuna uğurlayacaktır, büyük bir sahiplenme içerisinde. Yani hayat hikayesine, yanındaki arkadaşlarınıza baktığınızda, hatta arkadaşlarından bir tanesi, aynı inisiyatif içerisinde yer alan arkadaşı İsrailli. O söylüyor zaten, doğrudan İsrail keskin nişancısı hedef alarak öldürdü diye."

Çelik, İsrail güçlerine ait bir buldozer tarafından öldürülen Rachel Aliene Corrie'yi hatırlatarak, "Bu kardeşimiz de bu konularda yüksek hassasiyete sahip. Yani ne Hamas'la aynı ideolojik düşünceye sahip ne aynı fikre sahip. Ama insanlık onuru burada çiğneniyor, Gazze'de insanlar öldürülüyor, soykırım yapılıyor diyerek insan haysiyetini korumak için, insan hayatını, bebeklerin hayatını, kadınların hayatını korumak için oraya gitmiş ve soykırımcı katiller tarafından maalesef bu şekilde hedef alındı." dedi.

"Ayşenur Ezgi Eygi'nin cenazesine katılacak mısınız'" sorusuna karşı Çelik, "Tabii ki hepimiz katılırız." dedi.

- "Türkiye ve Mısır'ın ortak politikalar geliştirmesi, bölgenin geleceği açısından son derece elzem"

Ömer Çelik, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin resmi ziyaretine ilişkin ise şu değerlendirmede bulundu:

"Biliyorsunuz Mısır'a Cumhurbaşkanımız ziyaret yaptığında zaten bu çerçeve Gazze Savaşı'nın yine en sıcak günlerinden birinin ortasında yapılmıştı. Gazze gündemi var ama Türkiye, Mısır arasında çok daha büyük bir ikili ajanda da var. Ama daha önemli mesele Akdeniz'de artık o kadar çok savaş gemisi var ki, neredeyse balıkçı kayığı koyacak yer kalmadı. Her taraf savaş gemisi dolu Akdeniz'de. Burada iki büyük ülkenin, Türkiye ve Mısır'ın ortak politikalar geliştirmesi, bölgenin geleceği açısından da bu çatışma süreçlerinin doğru yönetilmesi açısından da son derece elzem."

Karşılıklı ziyaretlerin bölge barışının korunması açısında önemine işaret eden Çelik, "Çünkü son zamanlarda dikkat ederseniz doğrudan Lübnan gibi Mısır Devleti'ni de hedef almaya, tehdit etmeye başladı İsrail. Yani bunu fiilen yapmasa da sözlü olarak Mısır Devleti'ne, Mısır Hükümeti'ne karşı da bu tavrı alıyor. Böyle bir tablo olayı çok daha kötü boyutlara götürür. Dolayısıyla tam bu aşamada Cumhurbaşkanımız ile Mısır Devlet Başkanı arasındaki bu çerçeve, Türkiye ve Mısır arasındaki bu çerçeve bölge açısından çok önemli ve hayati." diye konuştu.

Çelik, "Sisi'nin ziyaretinin Yunanistan'da rahatsızlık yarattığı"na dair söylemlerle ilgili, "Mısır'la ilişkilerimizin mesafeli olduğu zaman da Akdeniz'le ilgili konularda birtakım anlaşmalar imzalıyordu Yunanistan. Türkiye'nin boşluğunun kendi lehine değerlendirmeye, Türkiye-Mısır arasındaki ilişkinin soğukluğunu kendi lehine değerlendirmeye çalışıyordu. Ama enteresandı. O zaman bu açıklamayı da yaptık. Aslında Mısır'la Yunanistan arasındaki o çerçeve Mısır'ın da aleyhine olan bir şey. Türkiye'yle bu anlaşmaları yaptığında bu sahalar açısından daha büyük bir alana kavuşuyordu Mısır. Yunanistan'la yapınca daha küçük bir alana dönmüştü bu iş. Şimdi iş mecrasına oturuyor hem Türkiye hem Mısır açısından. Bu açıdan da bakıldığında bir kazan kazan ilişkisi." ifadelerini kullandı.

Görüşmeden çıkan somut sonuçlarla ilgili soruya ise Çelik, "İsrail'in Philadelphi Koridoru'nda askerle kalıcı olmaya çalışması karşısında Türkiye Mısır'ın tezine açık bir destek vermiştir. Mısır'ın egemenlik haklarını, barış içerisinde olmasına savunmuştur. Tabii ki enerjiyle ilgili, diğer alanlarla ilgili konular zaten yürüyecek ama şimdi büyük mesele, büyük gündem Akdeniz'in istikrarsızlaşma tehlikesi, Akdeniz'de savaş gemileri yüzünden neredeyse balıkçı kayığı koyacak yer kalmamış olması ve Gazze meselesinin hemen Mısır'ın dibinde yarattığı bir tablo. Türkiye'nin Mısır'la beraber hareket etmesi çok önemli. İnşallah bir gün barış, bir ateşkes sağlandığında da Gazze'deki insani koşulların düzeltilmesi de yine Türkiye-Mısır'ın yakın işbirliğiyle gerçekleşecek." diyerek cevapladı. AA

Sokakta uyuyan yaşlıya tekme atan gençlere tepki yağdı

İzmir Buca’da sokakta uyuyan yaşlı bir adama tekme atan iki genç, görüntüleri sosyal medyada paylaşınca infiale yol açtı. Olay, yaşlılara yönelik şiddeti ve gençlerdeki empati kaybını yeniden gündeme taşırken, soruşturma başlatıldı

01.05.2026 17:36:00
Eyüp Kabil
Sokakta uyuyan yaşlıya tekme atan gençlere tepki yağdı
Sokakta uyuyan yaşlıya tekme atan gençlere tepki yağdı
İzmir'in Buca ilçesinde yaşanan dehşet verici bir olay, Türkiye'nin dört bir yanında büyük tepki çekti. Sokakta uyuyan yaşlı bir adama tekme atan ve bunu sosyal medyada "eğlence" amacıyla paylaşan iki genç, görüntülerin hızla yayılmasıyla birlikte infiale yol açtı.

Olay, Buca'da bir sokakta gece saatlerinde meydana geldi. Görüntülerde, yerde yatan ve muhtemelen evsiz olan yaşlı bir vatandaşın yüzüne tekme atan gençlerin kahkahaları duyuluyor. Saldırganlar, videoyu "komik" bir içerik olarak paylaştı. Ancak paylaşım kısa sürede binlerce kişiye ulaştı ve öfke dalgası yarattı. Sosyal medya kullanıcıları, "Bu ne vicdansızlık?", "Yaşlıya saygı kalmadı" ve "Adalet istiyoruz" gibi yorumlarla tepki gösterdi. Birçok kişi, görüntüleri savcılığa ve polise iletti.

İzmir Emniyet Müdürlüğü, olayla ilgili soruşturma başlattı. Şüphelilerin kimlik tespitinin yapıldığı ve gözaltı işlemleri için çalışma yürütüldüğü öğrenildi. Olayın ardından yaşlı vatandaşın sağlık durumunun iyi olduğu, ancak psikolojik olarak büyük travma yaşadığı belirtildi. Yerel yetkililer, evsiz vatandaşlara yönelik destek çalışmalarını artıracaklarını açıkladı.

Toplumda yükselen endişe

Bu olay, Türkiye'de gençlerde şiddet eğilimi, empati kaybı ve sosyal medya üzerinden "şöhret" arayışının yarattığı tehlikeleri bir kez daha gündeme taşıdı. Uzmanlar, özellikle pandemi sonrası dönemde artan yalnızlık, aile içi iletişim eksikliği ve dijital bağımlılığın gençleri böyle davranışlara itebileceğini vurguluyor. Benzer vakalar son yıllarda sıklaşırken, "yaşlılara şiddet" tartışmaları yeniden alevlendi.

Sosyal medyada #İzmirBuca ve #YaşlıyaŞiddet etiketleri trend olurken, birçok influencer ve sivil toplum örgütü konuya dikkat çekti. Bazı kullanıcılar, "Bu sadece iki genç değil, toplumun aynası" yorumu yaparak köklü çözüm çağrısında bulundu.

Polis, olayla ilgili gelişmeleri yakından takip ediyor. Savcılık soruşturması sürerken, şüphelilerin "kasten yaralama" ve "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçlamalarıyla yargılanması bekleniyor.

Bu tür olaylar, toplumda dayanışma ve empati ihtiyacını bir kez daha hatırlatıyor. Yetkililerden, özellikle risk altındaki gençlere yönelik eğitim ve farkındalık programlarının artırılması yönünde çağrılar geliyor.

Nevzat Bahtiyar'a verilen cezanın gerekçesi açıklandı

Diyarbakır'da 8 yaşındaki Narin Güran'ın öldürülmesine ilişkin yeniden yargılanan komşu Nevzat Bahtiyar'a "nitelikli kasten öldürmeye yardım" suçundan verilen 17 yıl hapis cezasına ilişkin gerekçeli karar hazırlandı

 

01.05.2026 17:23:00
Anadolu Ajansı
Nevzat Bahtiyar'a verilen cezanın gerekçesi açıklandı
Nevzat Bahtiyar'a verilen cezanın gerekçesi açıklandı

Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın 16 Nisan'daki karar duruşmasında Bahtiyar hakkında verilen hapis cezasına ilişkin 49 sayfadan oluşan gerekçeli karar yazıldı.

Kararda, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, Narin Güran'ın öldürülmesine ilişkin "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan verilen 4 yıl 6 ay hapis cezası kararını, "nitelikli kasten öldürme suçuna yardım" kapsamında değerlendirilmesi gerekçesiyle bozmasının ardından Nevzat Bahtiyar'ın yeniden yargılandığı anımsatıldı.

Kararda, Narin Güran'ın cansız bedenini Eğertutmaz Deresi'ne sakladığını itiraf eden tutuklu sanık Bahtiyar ile Narin'in babası Arif Güran, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ve taraf avukatlarının beyanlarına yer verildi.

Amca Salim Güran ile Nevzat Bahtiyar'ın eskiden beri samimi ve yakın arkadaş oldukları ifade edilen kararda, sanık Güran'ın yeğeninin düğün merasimi hazırlıkları kapsamında kırsal mahalledeki bazı kişilerin alışveriş ve davetiye dağıtımı nedeniyle köyde bulunmadığı kaydedildi.

"Sanıklar Salim, Yüksel ve Enes tarafından Narin'in öldürüldüğü anlaşılmıştır"

Eylem saatinden önce sanıklar amca Salim, ağabey Enes, anne Yüksel Güran ile komşu Nevzat Bahtiyar'ın köyde olduklarının anlaşıldığı belirtilen kararda, şu değerlendirmede bulunuldu:

"Sanıkların olay saatinden önceki zaman diliminde görüşmeye başladıkları anlaşılmıştır. Olaydan önce Nevzat Bahtiyar, Salim Güran'ı 15.08'de arayarak onunla irtibata geçmiştir. Kur'an kursundan çıkan maktul, her zaman kullandığı yol yerine daha kısa olduğu anlaşılan patika yolu kullanarak evine gitmiştir. Olay öncesinde sanıklar Salim ve Nevzat, birbirlerine yakın olarak maktulün her zaman kullandığı yol bölgesinde ve maktulün evi yakınında bulunmuştur. Maktulün ise patika yoldan çıkarak evi ve müştemilatının bulunduğu yere gelmesi üzerine buraya geçen sanık Salim ile evde bulunan diğer sanıklar Yüksel ve Enes tarafından maktul Narin'in öldürüldüğü anlaşılmıştır.

Sanık Salim maktulün cesedini, olay öncesinde birlikte olduğu ve evin dışında bekleyen arkadaşı sanık Nevzat'a gizlemesi veya yok etmesi amacıyla teslim etmiştir. Bu hususu, sanık Nevzat ile sanık Salim'in saat 15.25 ile 15.46 sıralarında artan ortak baz kullanma durumu desteklemiştir."

Kararda, sanık Bahtiyar'ın maktulün cesedini, yapılan aramalar sonucu cansız bedeninin bulunduğu derenin toprak ile birleşen kısmına çuval içinde götürerek bıraktığı ve üzerini taşla örttüğünün anlaşıldığı belirtildi.

Kararda, "Sanık Nevzat'ın, sanık Salim'in ev içerisinde bulunan bir odaya kendisini götürerek Narin'in yerde yatan cansız bedenini gösterdiği, bu surette sanığın olay yerinde olmadığı şeklindeki beyan ve savunmalarına mahkememizce itibar edilmemiştir. Sanık Nevzat Bahtiyar'ın maktulün öldürülmesine ilişkin eyleme, sanık Salim Güran'ın yanında bulunarak suçun işlenmesinden önce ve eylem sırasında suç işleme kararını kuvvetlendirme, fiilin işlenmesi sonrasında yardımda bulunmak suretiyle öldürme eylemine yardım eden sıfatı ile katıldığı kanaatine varılmıştır. Sanık hakkında maktule yönelik eylemi nedeniyle Yargıtay ilamı doğrultusunda 'nitelikli kasten öldürme' suçuna yardım etme suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuştur." ifadelerine yer verildi.

Anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası onanmıştı

Diyarbakır'ın merkez Bağlar ilçesinin Tavşantepe Mahallesi'nde 21 Ağustos 2024'te kaybolan ve 8 Eylül 2024'te Eğertutmaz Deresi'nde cansız bedenine ulaşılan Narin Güran'ın öldürülmesine ilişkin yargılanan tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a "iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Nevzat Bahtiyar'a ise "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası verilmiş, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin sanıklara verdiği hükmü hukuka uygun bulmuştu.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, Narin Güran cinayeti davasında anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a verilen ağırlaştırılmış müebbet ile Nevzat Bahtiyar'a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasının onanması istenmişti.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, tutuklu sanıklar Yüksel, Enes ve Salim Güran'a verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onamış, Nevzat Bahtiyar'a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasını ise "nitelikli kasten öldürme suçuna yardım" kapsamında değerlendirilmesi için bozmuştu.

Mahkeme heyeti, 16 Nisan'da yeniden yargılanan komşu Nevzat Bahtiyar'ın "nitelikli kasten öldürmeye yardım" suçundan 17 yıl hapse çarptırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar vermişti.

1 Nisan itibarıyla 24 haftayı tamamlamamış anneler ek ilave izin hakkından yararlanabilecek

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 1 Nisan itibarıyla 24 haftayı tamamlamamış annelerin 10 gün içinde başvuru yapmaları halinde 8 haftalık ek ilave izin hakkından yararlanabileceğini belirtti.
 

01.05.2026 10:30:00
AA
1 Nisan itibarıyla 24 haftayı tamamlamamış anneler ek ilave izin hakkından yararlanabilecek
1 Nisan itibarıyla 24 haftayı tamamlamamış anneler ek ilave izin hakkından yararlanabilecek
Bakan Göktaş, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, doğum izni sürelerini artıran yeni düzenlemeyle annelerin ve ailelerin yanında olduklarını ifade etti.

Göktaş, paylaşımında şunları kaydetti:

"1 Nisan 2026 itibarıyla doğum yaptığı tarihin üzerinden 24 hafta geçmemiş anneler, çalıştıkları kuruma 10 iş günü içinde başvurmaları halinde 8 haftalık ilave doğum izni hakkından yararlanabiliyor. Aile ve Nüfus On Yılı'nda, iş-aile yaşamını dengesini sağlamaya yönelik uygulamalarla aile kurumumuzu güçlendirmeye ve her koşulda annelerimizi desteklemeye devam edeceğiz."

3 soruda 8 haftalık ek ilave doğum izni
Bakan Göktaş, ayrıca paylaşımında, "3 soruda" başlığıyla 8 haftalık ilave doğum iznine ilişkin merak edilenlere de yer verdi. Buna göre 3 soru ve cevapları şöyle:

Kimler yararlanabilir?

1 Nisan 2026 itibarıyla, doğum iznini tamamlamış, ancak doğumunun üzerinden 24 hafta geçmemiş olan tüm anneler bu haktan yararlanabilir.

8 haftalık ilave doğum izni nasıl hesaplanır?

Hedef tarih, 1 Nisan 2026 (Kanun'da esas alınan tarih). Hedef süre, 24 hafta eşittir 168 gün. 1 Nisan 2026'dan geriye doğru 168 gün sayılır. 16 Ekim 2025 ve sonrasında doğum yapan anneler izinden yararlanabilir. Yasal şart, 1 Nisan 2026 itibarıyla 24 haftalık süreyi henüz tamamlamamış olan anneyi kapsar.

Başvuru süreci nasıl işler?

1 Nisan 2026 itibarıyla doğum iznini tamamlamış ancak doğumunun üzerinden 24 hafta geçmemiş olan tüm anneler yasanın yürürlüğe girmesinden itibaren 10 iş günü içinde çalıştıkları kuruma başvuruda bulunabilirler."

Beşiktaş'tan Taksim'e yürümek isteyen gruba müdahale

İstanbul'da 1 Mayıs nedeniyle Beşiktaş'tan Taksim'e çıkmak isteyen grup, polisin tüm uyarılarına rağmen dağılmayınca gözaltına alındı.

01.05.2026 10:12:00
İhlas Haber Ajansı
Beşiktaş'tan Taksim'e yürümek isteyen gruba müdahale
Beşiktaş'tan Taksim'e yürümek isteyen gruba müdahale
İstanbul'da 1 Mayıs nedeniyle Beşiktaş'tan Taksim'e çıkmak isteyen grup, polisin tüm uyarılarına rağmen dağılmayınca gözaltına alındı.



1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle Beşiktaş'ta toplanan bir grup, Taksim'e yürümek istedi. Polis ekipleri, gruba dağılmaları yönünde uyarılarda bulundu.



Dağılmayarak çeşitli sloganlar atan göstericiler, polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Gözaltına alınan grup, polis minibüsüne bindirildi.

Balıkesir'de yolcu otobüsü devrildi: Ölü ve yaralılar var

Balıkesir'in Bandırma ilçesinde devrilen yolcu otobüsündeki 3 kişi öldü, 30 kişi yaralandı

01.05.2026 09:52:00 / Güncelleme: 01.05.2026 09:57:00
AA
Balıkesir'de yolcu otobüsü devrildi: Ölü ve yaralılar var
Balıkesir'de yolcu otobüsü devrildi: Ölü ve yaralılar var

Muğla'ya gitmek için Tekirdağ'dan yola çıkan Pamukkale firmasına ait K.U. idaresindeki 35 PK 328 plakalı yolcu otobüsü, Bandırma-Çanakkale kara yolunun Külefli Mahallesi mevkisinde, kontrolden çıkarak refüje çarptıktan sonra devrildi.

Kazada, otobüsteki yolcular Nazire Akova, Elif Kel ve Kemal Can Sert olay yerinde yaşamını yitirdi, 30 kişi de yaralandı.



İhbar üzerine olay yerine gelen polis, itfaiye ve sağlık ekiplerince araçtan çıkarılan yaralılar, çevredeki hastanelere kaldırıldı. Yaralıların hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi.

Cenazeler, Bandırma Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna götürüldü.



Ulaşıma kapanan yol, otobüsün kaldırılmasının ardından açıldı.

Otobüs sürücüsü K.U. gözaltına alındı. 

İstanbul'da ulaşıma 1 Mayıs düzenlemesi

İstanbul'da 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla bazı metro, tramvay ve füniküler seferlerinde düzenleme yapıldığı bildirildi

01.05.2026 00:49:00
AA
İstanbul'da ulaşıma 1 Mayıs düzenlemesi
İstanbul'da ulaşıma 1 Mayıs düzenlemesi

Metro İstanbul'un açıklamasında İstanbul Valiliğinin aldığı karar doğrultusunda ikinci duyuruya kadar bugün yapılacak seferlere ilişkin şu bilgiye yer verildi:

"M2 Yenikapı-Hacıosman metro hattımızın Şişhane, Taksim, Osmanbey istasyonları işletmeye kapalı olacak ve araçlarımız bu istasyonlarda durmayarak seferine devam edecektir. F1 Taksim-Kabataş füniküler ile T3 Kadıköy-Moda tramvay hattımız işletmeye kapalı olacaktır. Ayrıca, Şişli-Mecidiyeköy istasyonunun Meydan çıkışı dışındaki tüm giriş çıkışları yolcu kullanımına kapatılacaktır." 

Burun estetiği sonrası hayatını kaybetti

İzmir'in Çiğli ilçesinde burun estetiği ameliyatı sırasında fenalaşan 23 yaşındaki genç kız, sevk edildiği hastanede günler süren yaşam mücadelesini kaybetti. Kızının acısıyla sarsılan anne Remziye Kanak, "Ameliyat masrafı olarak ödediğim 70 bin lirayı aslında kızımın kefen parası olarak vermişim. Böyle öldüreceklerini bilsem ayaklarımı kırar, yine de oraya götürmezdim" dedi

30.04.2026 22:10:00 / Güncelleme: 30.04.2026 22:13:49
İhlas Haber Ajansı
Burun estetiği sonrası hayatını kaybetti
Burun estetiği sonrası hayatını kaybetti
Olay, 22 Nisan Çarşamba günü Çiğli ilçesinde bulunan Özel Metropol Hastanesinde meydana geldi. İddiaya göre, burun estetiği ameliyatı olmak için hastaneye yatan Hatice Öncü (23), operasyon sırasında aniden fenalaştı. Durumu bir anda kötüye giden ve uyanamayan genç kız, ilk olarak aynı hastanenin yoğun bakım servisinde tedavi altına alındı. Burada durumu giderek ağırlaşan Öncü, daha sonra ileri tetkik ve tedavi amacıyla tam donanımlı İzmir Şehir Hastanesine sevk edildi. Şehir Hastanesinde günlerce yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren genç kızdan sabah saatlerinde acı haber geldi.

Doktorların yaptığı tüm müdahalelere rağmen Hatice Öncü, bugün hayatını kaybetti. Vefat haberinin ardından genç kızın cansız bedeni, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla otopsi işlemleri için İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Evlatlarını kaybetmenin acısını yaşayan aile, ameliyatın gerçekleştiği Özel Metropol Hastanesi ve ilgili doktorlar hakkında savcılığa giderek suç duyurusunda bulunurken, İzmir İl Sağlık Müdürlüğünün de şüpheli ölümle ilgili idari inceleme başlattığı öğrenildi. Genç kızın cenazesinin, yarın öğle namazını müteakip Konak ilçesinde bulunan Çorakkapı Camii'nde kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verileceği belirtildi.

"İki defa entübe edilmiş"

Kızının burun ameliyatı için girdiği özel hastanede fenalaşıp iki kez entübe edildikten sonra beyin ölümü gerçekleşmiş halde başka bir hastaneye sevk edildiğini belirten anne Remziye Kanak, "Saat 15.00'te olması gereken ameliyata 14.00'te aldılar. Normalde bir buçuk saat sürecek operasyonun ardından kızım uyanmadı. Bizi oyalayarak sürekli yalan söylediler. Narkozu verdiklerinde uyumadığı için ikinci kez narkoz vermişler. Ödem oluştuğunu söyleyip bizi kandırdılar. İki defa entübe edilmiş. Ertesi sabah tomografinin kötü çıktığını söyleyerek bizi Şehir Hastanesine yolladılar. Aslında beyni ölmüş, beyin ölümü gerçekleşmiş halde bizi oraya göndermişler. Sekiz dokuz gün boyunca kızım hiç ayılmadı ve bugün sabah ölüm haberini aldık" şeklinde konuştu.



"Kefen parası olarak vermişim"

Ameliyat masrafı olarak ödediği 70 bin lirayı aslında kızının kefen parası olarak verdiğini vurgulayan Kanak, "Ben kızımı ne zorluklarla 23 yaşına kadar getirdim. Böyle öldüreceklerini bilsem ayaklarımı kırar, yine de oraya götürmezdim. Çiğli'deki o özel hastaneden ve ameliyatı yapan doktorlardan şikayetçiyim. Benim ciğerim yandı, başka annelerin ciğeri yanmasın. O hastane kapansın ve bu doktorlar mesleklerini bıraksın. O süreçte bize o kadar zulmedildi ki acıdan fenalaşıp acile gittiğimde benden para istediler, üstümde nakit olmadığı için bir dil altı hapı bile vermediler. Adaletin yerini bulmasını istiyorum" ifadelerini kullandı.

"Uzun süre içeride kalması normal değildi"

Kızının burun estetiği ameliyatı için büyük bir hevesle ve hiçbir sağlık engeli bulunmadan hastaneye başvurduğunu belirten acılı baba İbrahim Öncü, "Hatice, ameliyat günü sabahı son derece sağlıklıydı, evde şakalaşarak hazırlandı ve o özel hastaneye adeta koşarak gitti. Gerekli tüm tetkikleri ve tahlilleri yapıldı, her şeyin yolunda olduğu bizzat doktorlar tarafından söylendi ve biz de onu dualarla ameliyathaneye uğurladık. Basit bir estetik operasyon olacağı, çok kısa bir süre içinde odasına alınacağı belirtilmişti ancak biz kapıda beklerken saatler ilerledi, diğer hastalar birer birer çıkmasına rağmen Hatice'den bir türlü haber gelmedi. İçimizde tarif edilemez bir korku oluşmaya başladı çünkü sıradan bir işlem için bu kadar uzun süre içeride kalması normal değildi" şeklinde konuştu.

"Sapasağlam ellerimle teslim ettiğim hastaneden cansız bedenini çıkardık"

Operasyon sırasında yaşanan aksaklıklar neticesinde kızının entübe edilerek sevk edildiği hastanede yaşamını yitirdiğini vurgulayan baba Öncü, "Ameliyatın üzerinden saatler geçtikten sonra doktorlar yanımıza gelerek kızımın bir komplikasyon nedeniyle uyandırılamadığını, durumun ciddiyetini koruduğunu ve mecburen cihazlara bağlandığını haber verdiler. O andan itibaren büyük bir panik ve çaresizlik içine düştük, bulunduğumuz özel hastanenin teknik imkanları yetersiz kaldığı için kızım acilen tam teşekküllü ve daha donanımlı başka bir hastaneye nakledildi. Oradaki yoğun bakım sürecinde hekimlerin tüm çabalarına ve müdahalelerine rağmen ne yazık ki Hatice'nin vefat haberini aldık; evladımı sapasağlam ellerimle teslim ettiğim o hastaneden maalesef cansız bedenini çıkarmak zorunda kaldık." dedi.

Anayasa Mahkemesi’nden tarihi 1 Mayıs kararı

Anayasa Mahkemesi tarihi kararında, Taksim Meydanı’nın 1 Mayıs kutlamalarına yasaklanmasının hak ihlali olduğuna hükmetti ve “Taksim, emekçilerin ortak hafızasıdır” diyerek sembolik önemini tescilledi

30.04.2026 20:48:00
Haber Merkezi
Anayasa Mahkemesi’nden tarihi 1 Mayıs kararı
Anayasa Mahkemesi’nden tarihi 1 Mayıs kararı
Anayasa Mahkemesi (AYM), 12 Ekim 2023 tarihinde oy çokluğuyla aldığı ve 15 Aralık 2023'te Resmi Gazete'de yayımlanan kararla, 2014 ve 2015 yıllarında İstanbul Valiliği'nin Taksim Meydanı'nda 1 Mayıs kutlamalarını engellemesini toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlali olarak değerlendirdi.

Kararın en dikkat çeken kısmı, Taksim Meydanı'nın işçi ve emekçiler açısından taşıdığı sembolik ve tarihsel öneme vurgu yapan gerekçesi oldu: "Taksim, emekçilerin ortak hafızasıdır."

Kararın temel gerekçesi

AYM, kararında özellikle 1977'deki 1 Mayıs katliamına atıfta bulunarak Taksim Meydanı'nın emek ve sendika hareketi için "ortak hafıza" ve "sembolik değer" taşıdığını belirtti. Mahkeme, şu ifadeleri kullandı:

"İşçi ve sendika kültürünün yapı taşlarından biri olan Taksim Meydanı yalnızca 1 Mayıs günü orada bulunanların dayanışmasını değil, aynı zamanda emekçilerin ortak hafızasının varlığını göstermektedir. Bu durumda kendisini o kültürün bir parçası olarak gören her kişinin 1 Mayıs günlerinde Taksim Meydanı'nın ifade ettiği anlamı doğrudan tecrübe etmek ve edindiği tecrübeyi kuşaklar boyunca aktarmak için orada bulunma hakkı vardır. 1 Mayıs'ın Taksim Meydanı ile özdeşleşmesi nedeniyle anılan mekânın sınırlanması, aktarılmak istenen düşüncenin de sınırlanmasına neden olmaktadır."

Mahkeme, Valilik'in yasaklama kararının "ilgili ve yeterli gerekçe"ye dayanmadığını, kamu düzenini koruma amacının orantısız müdahaleyi meşru kılmadığını vurguladı. Kolluk kuvvetlerinin müdahalesini de eleştiren AYM, gösteri hakkının demokratik toplumdaki önemine işaret etti.

Bu karar, DİSK ve KESK'in bireysel başvuruları üzerine verildi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) benzer yöndeki daha önceki içtihatlarıyla da uyumlu bulundu.

AYM'nin 2023 kararı, 1 Mayıs tartışmalarının merkezinde yer almaya devam ediyor. Sendikalar ve emek örgütleri bu hükmü sıkça hatırlatarak Taksim'in 1 Mayıs alanı olduğunu savunuyor.

2024 ve 2025'te DİSK'in başvurusu üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi, Valilik'in Taksim yasağını hukuka aykırı buldu ve iptal etti. Bu karar kesinleşti.

Bugün 1 Mayıs öncesinde ise tartışma yeniden alevlendi. İstanbul Valiliği'nin Taksim'i kapatma yönündeki idari kararları, AYM ve idare mahkemesi kararlarına rağmen devam ediyor. Sendikalar, sol ve emek örgütleri "Taksim emekçilerin ortak hafızasıdır" vurgusuyla Taksim çağrısı yapıyor. TİP Genel Başkanı Erkan Baş da partisinin 1 Mayıs'ta Taksim'de olacağını açıkladı.

Sosyal medyada ve basın açıklamalarında AYM kararının "dilek ve temenni değil, bağlayıcı" olduğu sıkça hatırlatılıyor. Eleştirmenler, hükümetin ve yerel idarenin yüksek mahkeme kararlarını uygulamamasını "hukuksuzluk" olarak nitelendiriyor. Öte yandan yetkililer, güvenlik ve kamu düzeni gerekçelerini öne çıkarıyor.

Kararın önemi

AYM'nin bu kararı, sadece 2014-2015 olaylarıyla sınırlı kalmayıp, toplantı ve gösteri özgürlüğünün kapsamı, sembolik mekanların anlamı ve hafıza aktarımı açısından emsal teşkil ediyor. Taksim Meydanı'nın 1 Mayıs ile özdeşleşmesini tarihsel ve kültürel bir gerçeklik olarak tescilleyen karar, gelecekteki benzer başvurularda da referans olacak nitelikte.

1 Mayıs 2026 yaklaşırken, AYM'nin "Taksim emekçilerin ortak hafızasıdır" ifadesi, emek hareketinin Taksim talebinin hukuki dayanağı olmaya devam ediyor. Tartışma, yargı kararlarının uygulanabilirliği ve ifade özgürlüğü sınırları etrafında şekilleniyor.

İBB davasında 15 tutuklu sanığa tahliye

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik yolsuzluk suçlamasıyla açılan davada etkin pişmanlıktan yararlanan Adem Soytekin'in de aralarında olduğu 15 tutuklu sanık için tahliye kararı verildi

30.04.2026 17:00:00
Haber Merkezi
İBB davasında 15 tutuklu sanığa tahliye
İBB davasında 15 tutuklu sanığa tahliye
İBB davası Silivri'deki cezaevi karşısında bulunan duruşma salonunda görülüyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik yolsuzluk suçlamasıyla açılan davada etkin pişmanlıktan yararlanan Adem Soytekin'in de aralarında olduğu 15 tutuklu sanık için tahliye kararı verildi.
İBB'ye yönelik açılan yolsuzluk davasında  bugün 30. duruşma görüldü.

Duruşma savcısı 9 kişi için için tahliye talebinde bulundu. Verilen aranın ardından mahkeme heyeti 15 tutuklu için tahliye kararı verdi.

Tahliye kararı verilen isimler şöyle:

-İBB Bilgi İşlem Çalışanı Emrah Yüksel,
-Veri Uzmanı İsmet Korkmaz,
-İBB çalışanı Mehmet Çağlar Kuru,
-İBB Dijital İletişim Koordinatörü Ulaş Yılmaz,
-İBB çalışanı Yusuf Utku Şahin,
-Ekrem İmamoğlu'nun Güvenlik Koruma Müdürü Çağlar Türkmen,
-Etkin pişmanlıktan yararlanan Adem Soytekin,
-Beyoğlu Belediyesi çalışanı Seyhan Özcan,
-İstanbul Şube Sekreteri Nuri Cem Ceylan,
-Esma Bayrak,
-Murat Keleş,
-İsmail Akkaya,
-Harun Cengiz Beğenmez,
-Mehmet Kaya.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Genel Başkanı Bahçeli'yi kabul edecek

Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Genel Başkanı Bahçeli'yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kabul edecek.
İletişim Başkanı Burhanettin Duran tarafından yapılan açıklamaya göre, görüşme saat 17.30’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilecek.

30.04.2026 16:36:00
Haber Merkezi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Genel Başkanı Bahçeli'yi kabul edecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Genel Başkanı Bahçeli'yi kabul edecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Genel Başkanı Bahçeli'yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kabul edecek.
İletişim Başkanı Burhanettin Duran tarafından yapılan açıklamaya göre, görüşme saat 17.30'da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilecek.

Bu yılın ikinci görüşmesini gerçekleştirecek Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bahçeli'yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Beştepe'de kabul edecek. İlk görüşme 21 Ocak'taydı. İkinci görüşmenin de adresi yine Cumhurbaşkanlığı Külliyesi olacak. Yaklaşık 3 aylık bir aranın ardından Erdoğan-Bahçeli ikilisinin bir araya geldiğini söylememiz gerekiyor. Zaman zaman resepsiyonlarda, katıldıkları törenlerde görüşüyorlar ama bu baş başa görüşmenin bir önceki görüşmeden farklı olarak 3 ay aradan sonra gerçekleşmesi dikkat çekiyor.

Gündemde oldukça dikkat çekici başlıklar var. İç politikaya değinecek olursak, şüphesiz 'Terörsüz Türkiye' süreci ilk sırada geliyor. Devam eden silah bırakma faaliyetlerinde gelinen son durumu Erdoğan ve Bahçeli ikilisi tarafından ele alınması bekleniyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.