Alçalışların şemsiyesi de diyebiliriz, bir tükenişin, bir onursuzluğun belgesi olan Sevr Muahedesine. Yarın, 10 Ağustos 1920'de Osmanlının kendi idam fermanını imzaladığı vatana ihanet belgesinin 98. yılı.
Osmanlı'nın "soylu kavim" olarak nitelediği ve el üstünde tuttuğu Hicazlılar 399 yıl beraber yaşadıkları Osmanlıları arkadan vurmuş, 1915'de İngiliz güdümüyle demiryolu sabotajını gerçekleştirerek haçlı ittifakına dahil olmuştur. Dahası da var; İngiliz desteğiyle oluşturulan bu yapay Hicaz devleti, Sevr antlaşmasında Osmanlı'nın karşıtı olan devletlerin safında yer almıştır. Bugün Suudi Arabistan'ın Müslümanlara karşı ABD-İsrail ekseninde yer alması gibi.
Sevr'i hatırlayalım;
Sevr'e giden yol ilginçtir. Önce Fransa'da antlaşma maddelerini duyurmak üzere ön görüşmeler yapılır. Osmanlı heyet başkanı Sadrazam Tevfik Paşa, "Barış şartları bağımsız bir devlet kavramıyla bağdaşamaz" deyip dönünce Damat Ferit hükûmetin başına geçirilir. Sultan Vahdettin, işgal edilen ve sonra da kendisince kapatılan Meşrutiyet Meclisi yerine 22 Temmuz 1920 günü Saltanat Şûrası'nı toplar. Veliaht dahil, devletin tüm mülki ve askeri üst görevlileri Şûra'dadır. Sevr için gelen antlaşma taslak metni bilgiye sunulur. Padişah onaylatmak ister. Bir tek ferik (korgeneral) Batumlu Ali Rıza Paşa, imzalanacak maddeleri; "Bu bir ihanettir. Millet kabul etmedikçe siz kabul etseniz ne olur?" diyerek ve bağırarak protesto eder, onaylamaz.
Ali Rıza Paşa, kısa bir süre sonra vefat edince Atatürk, oğluna telgraf çekerek "Vatanımız, babanızın umduğu gibi kurtulur da hepimiz halâs oluruz" der.
1918'deki Mondros Mütarekesine tavır alarak "Top tüfek varken neden teslim oluyoruz?" sözüyle Padişah'ı şiddetle yeren, Damat Ferit'in makamını basan yine Ali Rıza Paşa'dır. Son Osmanlı parlamentosunda, sözde Ermeni soykırım iddialarını kabul eden yönelime karşı da, "Asıl mağdur biziz" diyerek kıyasıya muhalefet eden kişidir. Onurlu davranışların adamı olarak tarihi değer olmaya hak kazanmıştır.
10 Ağustos 1920'de Paris yakınındaki Sevr porselen fabrikasında atılan imzalarla Osmanlı param parça edilir. Topraklar, İtalyan, İngiliz ve Fransız buyruğuna Ortadoğu'yu kapsayacak şekilde girerken, yasama hakkı, egemenlik hukuku, devlet maliyesi, İstanbul ve Boğazlar, ordu, kolluk gücü denetimi, Ege adaları, İzmir'in ulaşım ve iletişim seyri elden gider. Kapitülasyonlar perçinleşir. Trakya, "Helen" emeline peşkeş çekilir. Azınlıklar, ayrıcalıklı sınıf olurlar. Antlaşmayı imzalayan ülkeler, kendi parlamentolarının onaylarını beklemeden uygulamaya girişirler. Anadolu'da üç-beş ilden oluşan Osmanlı "çiftlik-devlet" sınırı hükümdar ve maiyetince yeterli görülür. Mutantan bir imparatorluğun çöküşü, tükenişidir bu.
Sevr'in ağır hükümleri Anadolu'daki antiemperyalist girişimleri hızlandırır. Ama düşman işgal eylemcilerine boyun eğerek ayakta kalacaklarını sananları da azdırır. "Hilafet Orduları" harekete geçer. Bildirilerini Yunan uçakları atar. Bozgunculara ve iç isyanlara karşı zafer kazanılır. Atatürk, İnönü ve Çakmak, aleyhlerindeki ağır fetva ve sultan fermanlarıyla İzmir'e girerken halkın coşkusu muhteşemdir.
Kurtuluş Savaşı'nın bir hedefi emperyalizmi ters yüz etmek, bir diğeri de saltanatı kaldırmaktır. Mudanya Mütarekesi ve nihayet Lozan Barış Sözleşmesi Cumhuriyet ve devrimi beraberinde getirirken Sevr Antlaşmasını da tarihin çöplüğüne atar. ABD Başkanı Wilson ve şürekâsının hayallediği Sevr başarılı olamayınca bunu hortlatmak isteyen emperyalistler bu kez Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ile sahne almışlardır. Geçmişte istilacılardan medet umanların bugünkü uzantıları "Keşke Yunan galip gelseydi" diyebilmekte, Cumhuriyetin değerlerine saldırarak Atatürk ve ailesine en aşağılık hakaret ve küfürleri yağdırabilmektedir. Bu vatan hainlerinin Türkiye'yi aşağılayan Trump'tan farkları olmadığı gibi bir fazlalıkları var; o da münafıklıkları. Ve ulusal onurdan yoksun alçalışlarının sığınağı olarak halâ Sevr şemsiyesine koşmalarıdır.
Osmanlı'nın "soylu kavim" olarak nitelediği ve el üstünde tuttuğu Hicazlılar 399 yıl beraber yaşadıkları Osmanlıları arkadan vurmuş, 1915'de İngiliz güdümüyle demiryolu sabotajını gerçekleştirerek haçlı ittifakına dahil olmuştur. Dahası da var; İngiliz desteğiyle oluşturulan bu yapay Hicaz devleti, Sevr antlaşmasında Osmanlı'nın karşıtı olan devletlerin safında yer almıştır. Bugün Suudi Arabistan'ın Müslümanlara karşı ABD-İsrail ekseninde yer alması gibi.
Sevr'i hatırlayalım;
Sevr'e giden yol ilginçtir. Önce Fransa'da antlaşma maddelerini duyurmak üzere ön görüşmeler yapılır. Osmanlı heyet başkanı Sadrazam Tevfik Paşa, "Barış şartları bağımsız bir devlet kavramıyla bağdaşamaz" deyip dönünce Damat Ferit hükûmetin başına geçirilir. Sultan Vahdettin, işgal edilen ve sonra da kendisince kapatılan Meşrutiyet Meclisi yerine 22 Temmuz 1920 günü Saltanat Şûrası'nı toplar. Veliaht dahil, devletin tüm mülki ve askeri üst görevlileri Şûra'dadır. Sevr için gelen antlaşma taslak metni bilgiye sunulur. Padişah onaylatmak ister. Bir tek ferik (korgeneral) Batumlu Ali Rıza Paşa, imzalanacak maddeleri; "Bu bir ihanettir. Millet kabul etmedikçe siz kabul etseniz ne olur?" diyerek ve bağırarak protesto eder, onaylamaz.
Ali Rıza Paşa, kısa bir süre sonra vefat edince Atatürk, oğluna telgraf çekerek "Vatanımız, babanızın umduğu gibi kurtulur da hepimiz halâs oluruz" der.
1918'deki Mondros Mütarekesine tavır alarak "Top tüfek varken neden teslim oluyoruz?" sözüyle Padişah'ı şiddetle yeren, Damat Ferit'in makamını basan yine Ali Rıza Paşa'dır. Son Osmanlı parlamentosunda, sözde Ermeni soykırım iddialarını kabul eden yönelime karşı da, "Asıl mağdur biziz" diyerek kıyasıya muhalefet eden kişidir. Onurlu davranışların adamı olarak tarihi değer olmaya hak kazanmıştır.
10 Ağustos 1920'de Paris yakınındaki Sevr porselen fabrikasında atılan imzalarla Osmanlı param parça edilir. Topraklar, İtalyan, İngiliz ve Fransız buyruğuna Ortadoğu'yu kapsayacak şekilde girerken, yasama hakkı, egemenlik hukuku, devlet maliyesi, İstanbul ve Boğazlar, ordu, kolluk gücü denetimi, Ege adaları, İzmir'in ulaşım ve iletişim seyri elden gider. Kapitülasyonlar perçinleşir. Trakya, "Helen" emeline peşkeş çekilir. Azınlıklar, ayrıcalıklı sınıf olurlar. Antlaşmayı imzalayan ülkeler, kendi parlamentolarının onaylarını beklemeden uygulamaya girişirler. Anadolu'da üç-beş ilden oluşan Osmanlı "çiftlik-devlet" sınırı hükümdar ve maiyetince yeterli görülür. Mutantan bir imparatorluğun çöküşü, tükenişidir bu.
Sevr'in ağır hükümleri Anadolu'daki antiemperyalist girişimleri hızlandırır. Ama düşman işgal eylemcilerine boyun eğerek ayakta kalacaklarını sananları da azdırır. "Hilafet Orduları" harekete geçer. Bildirilerini Yunan uçakları atar. Bozgunculara ve iç isyanlara karşı zafer kazanılır. Atatürk, İnönü ve Çakmak, aleyhlerindeki ağır fetva ve sultan fermanlarıyla İzmir'e girerken halkın coşkusu muhteşemdir.
Kurtuluş Savaşı'nın bir hedefi emperyalizmi ters yüz etmek, bir diğeri de saltanatı kaldırmaktır. Mudanya Mütarekesi ve nihayet Lozan Barış Sözleşmesi Cumhuriyet ve devrimi beraberinde getirirken Sevr Antlaşmasını da tarihin çöplüğüne atar. ABD Başkanı Wilson ve şürekâsının hayallediği Sevr başarılı olamayınca bunu hortlatmak isteyen emperyalistler bu kez Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ile sahne almışlardır. Geçmişte istilacılardan medet umanların bugünkü uzantıları "Keşke Yunan galip gelseydi" diyebilmekte, Cumhuriyetin değerlerine saldırarak Atatürk ve ailesine en aşağılık hakaret ve küfürleri yağdırabilmektedir. Bu vatan hainlerinin Türkiye'yi aşağılayan Trump'tan farkları olmadığı gibi bir fazlalıkları var; o da münafıklıkları. Ve ulusal onurdan yoksun alçalışlarının sığınağı olarak halâ Sevr şemsiyesine koşmalarıdır.
Prof. Dr. Ali Ünal Emiroğlu / diğer yazıları
- Terör / 01.02.2024
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023


























































