logo
21 NİSAN 2026

ALLAH VE RASULÜNE BA'LILIK VE EHL-İ BEYTE MUHABBET HUSUSUNDA HİÇ KİMSE, PROF. DR. HAYDAR BAŞ'A GÖLGE DÜŞÜREMEZ

28.01.2011 00:00:00


 

Bazı TV kanalları, geçen hafta Cumartesi günü akşamı Ekoanaliz programında, "dinler arası diyalogcular"dan naklettiği bir ifadeyi beyan ederken, güya Hz. Peygamber'e salat ü selam getirmediği bahanesiyle "kör bir provokasyon"a muhatap olan BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ı dillerine dolamaya kalkıştılar.Peygamber Efendimizi Kelime-i Tevhit'ten çıkarmaya çalışan ekibin yayın organı gibi hareket eden bir televizyon, adi bir olayı genel başkanımızın itibarını halk nezdinde zedelemeye yönelik düzmece haber haline getirmiştir. Haberin hazırlanması ve veriliş biçimi olayı haber yapmaktan ziyade Genel Başkanımızın ifadesini çarpıtmaya ve kamuoyunu müvekkile karşı kışkırtmaya yöneliktir.Hayatı, eserleri, konferansları, konuşmaları ve insanlık şahittir ki, Allah ve Rasulü'ne bağlılık ve Ehl-i Beyt'e muhabbet hususunda hiç kimse Prof. Dr. Haydar Baş'a gölge düşüremez

Prof. Dr. Baş, Allah ve Rasulü'ne aşık, Türk milleti ve medeniyetine sevdalı bir gönül, ilim, fikir ve siyaset adamıdır.Prof. Dr. Baş'ın alemlere rahmet Hz. Hz. Muhammed'e (sav) ve O'nun rahmet medeniyetine dair 20'yı aşkın eseri vardır. Rasulullah'ın(sav) hayatına dair 2. ciltlik Rahmeten Lil Alemin Hz. Muhammed (sav) adlı muhteşem eserin sahibidir.

Prof. Dr. Baş, yegane Hak din olan İslam'ı, onun son peygamberi olan Hz. Muhammed'in (sav) imanını ve hayat ölçülerini, bu imanın semeresi olan medeniyetin güzelliklerini Ehl-i Beyt'ten alan Yüce milletimizin karakteristiklerini canıyla-başıyla koruyup kollamaya dönük olan Din Tahripçilerine Kur'an-ı Kerimden Cevaplar, İslam'da Zikir, Yaşayan Kur'an Sünnet, Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler, İman ve İnsan, İmam Ali, Hz. Fatıma, İmam Hasan, İmam Hüseyin adlı muhteşem eserleri ortaya koymuş bir ilim adamıdır.

Prof. Dr. Baş,  bütün varlığı ve yüreğiyle, Hz. Peygamber'in (sav) Necran Hıristiyanlarıyla yaptığı meşhur "mübahale / lanetleşme hususunda", Rasulullah'ın ve Ehl-i Beytinin yanındadır, safındadır; modern zamanların "Türk-İslam medeniyetini ve coğrafyasını Haçlılara peşkeş çekmek planları içinde olan dinler arası diyalogcular ve onların ağına düşen zavallılar" gibi, asla ve hiçbir zaman karşı safta, gayr-ı Müslimlerin safında olmamıştır.Prof. Dr. Baş, Allah, Peygamber, Ehl-i Beyt ve yüce milletimizin aşkıyla yoğrulmuş ve O'nun getirdiği son hak din olan İslam üzerindeki hesapları bozmakla geçen bir gönül, ilim ve siyaset adamıdır.

Allah ve Rasulü'nün sevgisi, Ehl-i Beyt sevdası ve Türk milletine olan sadakati hususunda hiç kimse onunla aşık atamaz, onu karalayamaz, ona leke konduramaz. Çünkü Prof. Dr. Baş'ın hayatı bu mukaddesat mayasıyla mayalaşmış bir insandır.

Bu bağlamda, "provokasyoncuların tüm istismarlarını bozacak ve ipliklerini pazara çıkartacak" neviden, Prof Dr. Haydar Baş'ın, bazı eserlerinden Hz. Peygamber'e salat ve selama dair derlediğimiz gerçekleri sunmak istiyoruz: 

HZ. PEYGAMBER ALEMLERE RAHMETTİR

İlk insan ve aynı zamanda ilk peygamber olan Hz. Adem'in (as) şahsında, kamil ve örnek insanın zaruretini, fıtri ve hayati önemi haiz olduğunu görmek mümkündür. Bu manada kamil ve rehber insanları zaruri oluşunun en yüce delili, sayıları yüzbinlere varan peygamberlerin varlığı ve insanlığa gönderilmesidir. Özellikle de nurundan her bir varlığın nasiptar olduğu Hz. Muhammed (sav), yaratılış sebebi ve alemlere rahmettir. Nitekim ayet-i kerime "(Ey Muhammed) Biz seni alemlere rahmet olarak gönderdik" hitabıyla, Peygamber Efendimiz'in (sav) varlık sahnesindeki konumuna işaret etmektedir. Aynı zamanda O(sav), "fahr-i alem"dir, varlığın yüz akıdır, övünç kaynağıdır.Peygamberlik yolunun son halkası ve mührü olan Hz. Muhammed (sav), "mir'at'ül-Hak" olarak adlandırılmaktadır Hakk'ı gösteren, Hakk'ı konuşan, Hakk'ı temsil ve tebliğ eden, Hak aynasıdır. O bir alemdir, O'nda Hakk görülür. O'nunla Hakk'a gidilir. O'nunla olan Hak ile olur. O'nu seven Hakk'ı sever. O'na buğz eden Hakk'a buğz eder. O'nu inciten Hakk'ı incitir. Ayet-i kerimenin ifadesiyle "O, kendinden konuşmaz bile."

CANLI KUR'AN HZ. RASULULLAH (SAV)Kur'an-ı Kerim'deki mücerred hakikatlar, Hz. Peygamber ile müşahhas hale gelmektedir. Hz. Aişe'nin ifadesi ile söylersek, "O'nun ahlakı Kur'an'dı." Daha açık bir ifadeyle adeta O, canlı Kur'an'dı. Onun ifadeleri kendisine vahyedilen ilahi hakikatlerden başka bir şey değildir. Dolayısıyla O'nun emir ve ifadeleri hükümdür. Haliyle, tavrıyla, örnek oluşuyla kıyamete değin süre gidecek bir insan-ı kamildir. Yani mutlak manada insan-ı kamil, Hz. Peygamber (sav) dir.

Zübde-i alem, Fahr-i alem olan Hz. Peygamber'in (sav) kemali hiçbir yaratılmış ile mukayese edilmediği gibi, kainat da en güzel, en kamil vaktini O'nun döneminde yaşamıştır. Bu sebeple O'nun devrine "Saadet Asrı", "Nur Asrı", "Hidayet Asrı" denmektedir.Bu dönemin seçkin insanları, en son ve en mükemmel din olan İslam'ı ideal manada, hayat olarak ortaya koymuşlardır. Bu hayat, bütün dönemlere örnek teşkil etmektedir. "İnsanların en hayırlısı benim dönemimdekilerdir. Sonra onları izleyenler, sonra da ardından gelenler..." tarzındaki nebevi tespit, çağlara damgasını vurmuş olan ve Hakk'ın (cc) kendilerinden razı olduğunu ifade buyurduğu en hayırlı nesli otaya çıkarması bakımından manidardır. Zira bu nesil madde, mana, itikat, amel, ahlak... ciheti ile varlıkların en güzeli Hz. Muhammed'e (sav) her bakımdan yakın olan seçkin kullardır, her bakımdan en güzele sevdalı aşk ehli insanlardır.

O'nun rengine, kokusuna, sevgisine, manasına yakın olmak nispetinde insanlık, en güzel kokuyu, tadı, en güzel mana ve sevgiyi yakalamaktadır? Bu merkezden uzak çözüm ve teklifler, esas ve aslını kaybeder; teferruatla ve tali oyalanmalarla vakitler heba olup gider.

Hiçbir devir belki Hz. Peygamber'in (sav) gelişinden önceki cahiliye dönemi kadar karanlık, vahşi ve gayr-i insani olamaz. En korkunç hatalar ve isyanlar, akıl karı olmayan kötülükler, çirkinlikler ve kokuşmalar o devrin temel karakteridir. Nitekim Hz. Peygamber'le (sav) tanışmadan önceki Hattab oğlu Ömer, öz kızını diri diri toprağa gömebilecek kadar korkunç, cebinde gezdirip taptığı helvadan mamul putçukları acıktığı zaman yiyebilecek kadar sade ve basit bir hayat sergiliyordu. Ona erişen insan-ı kamil nazarı onu temizlemiş, arındırmış, yontmuş ve adalet timsali bir Ömer-i Faruk (ra) ortaya çıkmıştır. Bu sebeple hangi çağda olusa olsun asıl mesele, kötülük ve çirkinliklerin ayyuka çıkmış olması deği., çağı arındıran, saadetli kılan insan-ı kamilden mahrum olunmasıdır.Nitekim asrımızın maddi yahut manevi bunalım ve buhranda olması, en kamil olan Hz. Peygamber'in (sav varislerinin azalması ve beşerin bu varislere, bu kamil insanlara ters düşmesi sebebiyledir?Resul-i Ekrem (sav) son peygamberdir. Peygamberlik kapısı, nübüvvet kapısı O'nunla mühürlenmiştir. (Bkz. Prof. Dr. Haydar Baş, İman ve İnsan, sayfa 166-168, İcmal Yayınları)

RASULULLAH'I SEVMENİN ALAMETİ SALAT Ü SELAMDIR

Resulüllah'ı sevmenin alamet ve işareti O'nu anmaktır. Ne ile anacağız? Mesela salat-u selam etmekle anacağız. Bu güzel bir huy, güzel bir adet ve de ibadettir.Siz sevdiğiniz bir varlığı, bir insanı sadece şahsınızın değil, herkesin zikretmesini, anmasını istersiniz. Allah da Peygamberini o kadar seviyor ki, hem O'nu zikrediyor hem de benim kullarım Muhammed'imi zikretsin, ansın, O'na selam versin buyuruyor. Nitekim ayet-i kerimede: "Allah ve melekleri, Peygamber'e çok salevat getirirler. Ey müminler! Siz de O'na salevat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin" (Ahzab, 33/56) buyuruyor. Rabbimiz Peygamberimize salat ve selam okuyor. Salat-ü selam getirmek, Allah'la beraber aynı taatı, ibadeti yapmaktır.Bazıları "Allah'la kul arasına kimse giremez? diyor. Namazda "tahiyyata" oturuyoruz. Okuduğumuz kutsi hadis. Orada tehiyyat; salli barikte sadece Peygambere selam vermekle kalmıyorsun, ceddine de veriyorsun. O cet o kadar mübarek zürriyet sahibi; büyük bir ata, ulu kişi ki, İbrahim'e de salat olsun, selam olsun diyorsun. "Allah'la kul arasına kim girer?" Niye sokuyorsun namazda Allah'la kendi arana, Hz. İbrahim'i, Rasulullah'ı, ceddini? Onlar Allah dostu. Onları zikretmek de Allah'ı zikretmektir. Onları sevmek Allah'ı sevmektir. Onlara buğz etmek, Allah'a buğz etmektir. Muhammed ipiyle Allah'a gidiyoruz. Allah'a vasıl olmak istiyorsan, Muhammed'in (as) ipine sarılacaksın, Muhammed'e (as) sarılacaksın.

SALAT Ü SELAM BÜTÜN KAPILARI AÇAN ANAHTARDIR

İşte bu münasebetle o Peygambere salat ve selam okumaya devam etmemiz lazım. Ben burada kardeşlerime tavsiye ediyorum: Her gününüzde mutlaka Resulüllah'a "Allahümme salli alla Muhammedin ve ala ali Muhammed" diyerek salat ve selam okuyun. 100 defa okuyun, 200 defa okuyun. Ne kadar okursanız okuyun. Hele Cuma günleri bir Müslüman kardeşimiz Peygamber Efendimize 100 defa salat ve selam okursa, onun 100 günahı affolunup, 100 tane sevap yazılır defterine. Bunun dışında bir hafta boyunca, bir dahaki salat-u selam anına kadar 100 melek ona dua eder, hayırla onu yad eder.Salat-u selam çok büyük bir şifre, çok büyük bir anahtar. Neyin anahtarı? Allah muhabbetini açan, Allah'a giden yolları açan, cennetin kapısını açan bir anahtar. Abudiyetin kapısını açan, Resulüllah'la dost olmanın yolunu temin eden en büyük bir ibadettir. Cenab-ı Hak liyakatle salat ve selam getiren kullarından eylesin. Cenab-ı Hak liyakatle salat ve selam getiren kullarından eylesin. Günahlarımızı mağfiret eylesin. Allah O Peygamberin şefaatinden de mahrum etmesin. (Bkz. Prof. Dr. Haydar Baş, Yaşayan Kur'an Sünnet, sayfa 110-111, İcmal Yayınları)

KALBİN SALAT Ü SELAM İLE TEZYİNİ

Kalp bir ayine-i ilahidir, ne ile temizleyecek? Her yerin bir süpürgesi, suyu, deterjanı var. Kalp kirini temizleyen de istiğfardır, tövbedir. O bakımdan Peygamber Efendimiz (sav): "Vallahi, ben de günde 70'ten fazla istiğfar ederim. (Sahabem siz de istiğfar edin)" (Buhari, Deavat:4) buyuruyor. "Tövbe ederim, siz de tövbe edin" buyuruyor. Bir peygamber günde 70 veya 100 defa tövbe ederse, gel kendi hayatımızı koyalım ortaya ve bizim ne kadar tövbe etmemiz gerektiğini hesap edelim. Öyle değil mi? Ölçü ortada; Resulüllah'ın hayatı.İstiğfar ederek o kalbin temizliği temin edildikten, sonra onun tefrişatı, tezyinatı va. O da salat-ü selamdır; "Allahümme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed." Kalbimizi güzel tezyin edeceğiz. Salat-ü selam kalbi en güzel tezyin eden, süsleyendir. Sora selat ü selam o kadar büyük ibadat-u taattır ki, onu Allah yapıyor: "Muhakkak Allah ve melekleri Muhammed'ine salat ve selam okur. Ey iman edenler! Siz de selat ve selam okuyun" (Ahzab, 33/56). "Muhammed'imi sevin, Muhammed'imi unutmayın" diyor Allah.Bu aleme nur sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) tavassutu ile geldi. Allah'ın nuru O'nunla beraber geldi ve geliyor. O'na ölü demek de caiz değildir; yanlıştır. Şu anda bir kul, bir insan inanarak selat ve selam okursa, bilsin ki, anında Allah'ın Sevgilisi, Ravzasında, onu mukabele ediyor. Sahipleniyor onu. Onun selamını alıyor. Bu dediklerimiz sahih hadis. Hz. Fahr-i Alem Efendimizin beyanı: "Allah'ın yeryüzünde gezgin melekleri vardır. Ümmetimin selamını bana ulaştırırlar" (Nesai, Sehv 46, (3,43) buyuruyor. Allah ve Muhammed'i seni anarsa, düşün sendeki kıymeti!İnsanlar, bir rütbede, bir mevkide, seni beni anıyor; sevincimizden uçuyoruz. "Filan efendi bizi zikretti. Filan adam bizi andı." Hoşumuza gidiyor. Doğru. Ama bir de düşün ki, bütün alemin yüzüsuyu hürmetine varolduğu Muhammed (as) seni zikrediyor! İşte sen salat-ü selam getirmekle bunu kazanıyorsun.Sonra, salat-ü selamın bir başka veçhesi, diğer bir karı da, ukba hayatında Allah'ın Sevgilisini vekil ediyorsun. Bir nev'i senin salat ve selam okuman bugünden O'na vekaletini vermen oluyor. Yani, "Ya Resulallah! Ben Senin ümmetinim. Beni ruz-u mahşerde yalnız bırakma" demek oluyor. Bugün O'nu unutmayan sen, huzurullahda elbette ki O'nun tarafından yalnız bırakılmayacaksın, şefaat-ı uzmasına nail olacaksın. Yani salat-ü selamın çok büyük fazileti, faydası var. (Bkz. Prof. Dr. Haydar Baş, Yaşayan Kur'an Sünnet, sayfa 311-312, İcmal Yayınları)

SALAT VE SELAM

Önce ilahi emri takdim edelim:

"Şüphesiz Allah ve melekleri o nebi Muhammed'e (sav) salat ve selam ederler. Ey iman edenler! O halde siz de ona salat ve selam ediniz"

Yaratılmışların en şereflisi, Allah'ın habibi, varoluş'un vesilesi, aşıklar sultanı Hz. Muhammed'i (sav) kendi lisanından tanıyalım, zatına şehadetini dinleyelim:

Cabir İbn Abdillah sorar: "Anam babam sana feda olsun ey Allah'ın Resulu, varlık yaratılmadan önce ilk yaratılan şey nedir?"

Efendimiz ezel boyutunun zaman ile örtüştüğü ilk anı şöyle anlatır: " Ya Cabir, Allah, eşyayı yaratmadan önce kendi nurundan senin Peygamberinin nurunu yarattı. İşte bu nur, Allah'ın istediği kadar devam edip gider. O dem ne Levh, ne kalem, ne cennet, ne cehennem, ne melek, ne gök, ne yer, ne güneş ne ay, ne ins, ne cin vardı."

Nitekim Kur'an-ı Kerim'de Cenab-ı Hak onu hem nur, hem münir (nur saçan) olarak takdim eder.

Tabakat hitapları Hz. Peygamberin (sav) ana rahmine düştüğünde bu nurun Hz. Amine'ye intikal ettiğini, bu tecellinin daha sonra sahabi olacak birçokları tarafından müşahede edildiğini bildirirler.

O halde nerede bir güzel ve güzellik kırıntısı var ise orada Hz. Muhammed'in (sav) nurundan bir iz mevcuttur.

Onun peygamberliği bütün peygamberlerden önce, gelişi ise, kemalatı temsilen hepsinden sonra olmuştur. Nitekim buyurur ki: "Hz. Adem (as) suyla çamur arasında bir haldeyken ben yine peygamberdim".

İlk nur ve ve ilk peygamber olarak yaratılan Alemlerin Efendisi, en temiz soylardan süzülerek ve seçilerek gelmiştir. Ondan dinleyelim:

"Ben insanoğlunun geride bıraktığı en seçkin devirlerden çağlar boyu seçile seçile geldim ve içinde bulunduğum çağda ortaya çıkarıldım."

"Ben, Adem'den beri hep tertemiz nikahlı analarından geliyorum. Benim geçmişimin hiçbirinde bir yüz karası yoktur."

"Cebrail bana geldi ve dedi ki: Allah sana selam gönderiyor ve şöyle buyuruyor: Ben seni dölleyen soya, taşıyan rahme, kucağa cehennemi haram kıldım."

Beşerin en hayırlısı olan Hz. Peygamber'in dünyaya gelişi esnasında annesi Hz. Amine'nin kendisinden bir nurun çıkışını ve Şam binalarının bu nurla aydınlanışını gördüğünü kaydeden tarihçiler, aynı zamanda Muhammedi nurun arzı kuşatacağına işaret etmekte idiler.

İçinde zerre miktarınca dahi, kir taşımayan nur abidesi Hz. Muhammed'i (sav) Cenabı Hak tezkiye etti, kalbini yardı ve arındırdı. Efendimiz geçirdiği bu ameliyatı şöyle anlatır:

"Sütannem Beni Sa'd İbn Bekr kabilesinden bir kadındı. Birgün sütannemin çocuğuyla hayvanları otlatmaya gitmiştik. Çıkınımızda yiyecek bir şey yoktu. Sütkardeşime, eve gidip birşeyler getirmesini söyledim, gitti. Yalnız kaldım. Karakuş türün iki kuş geldi. Biri diğerine "Bu, O mu?" diye sordu. Ötekisi, "Evet" dedi. Bana doğru geldiler. Tutup yere yatırdılar. Göğsümü yardılar. Kalbimi çıkarıp yardılar. İçinden iki damlacık siyah pıhtıyı aldılar. Önce kar suyu gibi soğuk, sonra ılık suyla yıkadılar. Ardından kalbimin içine sekinet koydular. Sonra diktiler. Nihayet kalbimi peygamberlik mührü ile mühürlediler.

Kur'anı Kerim'de İnşirah Suresi'nde bu olaya telmih vardır: "Ey Resulüm senin göğsünü yarıp genişletmedik mi? Belini büken şu yükünü kaldırıp hafifletmedik mi? Senin adını ve itibarını yüceltmedik mi? Şüphesiz zorlukla birlikte bir kolaylık vardır. Evet, zorluğun yanında bir kolaylık muhakkak vardır. O halde bir işin bitip boş kalınca bir başkasına yapış ve de Rabbine yönelip yakar."

Kendisiyle ilgili hakikatı şöylece apaçık ifade buyurmaktadır:

"Dikkat ediniz! Böbürlenmek için söylemiyorum, ben Allah'ın sevgilisiyim. Kıyamet günü Hz. Adem (as) dahil bütün peygamberlerin altında toplanacağı livaü'l-hamd sancağını taşıyacak olan benim; bununla böbürlenmiyorum. Hakikat şu ki cennetin kapısını ilk açacak olan benim. Açılan bu cennetin kapısından yoksullarla beraber Allah'ın cennetine ilk olarak sokacağı, kimsede benim, bu da böbürlenmek için değil. Allah katında gelmiş ve gelecek olanların en kıymetlesi ve en seçkini benim. Bunu da böbürlenmek için söylemedim"

Şüphesiz Resulullah (sav) değerini, faziletini bilenler onu yad eder, ona salat ve selam ederler. Bu cümleden olarak her şeyi en iyi bilen ve ona kıymet bahşeden Alemlerin Rabbi, kuluna, Muhammedine salat ve selam etmektedir. Alemlerin Rabbinin bu salat ve selamına bütün melekler iştirak etmekte ve adeta insanlık aleminin bu tevhide ve ahenge eşlik etmesini, Hz. Muhammed'e salat ve selam etmesini arzulamaktadırlar.

Hatta insanoğlunun cansız diye nitelendiği varlıklar, Hz. Muhammed'in muhabbetiyle adeta canlanmakta, dile gelmekte, bir dem olsun ondan ayrılmaya, onun hasretini çekmeye tahammül edememektedirler. Bunun en canlı örneğini Sahabe-i Kiram'ın şehadeti ve İmam Buhari'nin takdimiyle arz etmek faydalar vardır:

"Bir hurma kütüğü vardı. Peygamberimiz onun üzerine çıkar v e halka hitap ederdi. Daha sonra Efendimize bir başka minber kurulduğunda o eski hurma kütüğünden gebe develerin iniltisine benzer seslerin çıktığı işitildi. Peygamberimiz minberden inip kütüğü sıvazlayıncaya kadar kütük inledi. Bu hanin-i ciz' hadisesi olarak bilinir. Haber, bize tevatür yoluyla ulaşmıştır."

Bir cuma günü bir mescid dolusu sahabe-i kiramın huzurunda vuku bulan bir hadise Allah elçisine olan bağlılığı iştiyakı ve Hz. peygamber'in varlık üzerindeki himmeti bakımından dikkat çekicidir.

Bu cümleden olarak bir mescid dolusu sahabenin olayla ilgili bazı tespitlerinin altını çizelim:

Hz. Cabir, "Ağaç parçası çocuk gibi feryat etti." buyurur. Sehl b. Said,. "Cemaat (kütüğünün) başına üşüştü. İniltinin etkisiyle rikkate, cezbeye geldiler, hatta onlar da feryad etmeye başladılar" dedi. Hz. Übey ise, "kütüğünün çatlayıp yarılıncaya kadar böğürdünü ve böğürtüsünün mescidi çalkalandırdığını" anlatır.

Hz. Cabir biraz daha ayrıntılarıyla olayı şöyle nakleder:"Sonra Allah Resulu minberden indi, onu kucakladı. O zaman kütük susturulan çocuk gibi hafif hafif inliyordu. Susturduktan sonra Efendimiz, 'O, yanında yapılan zikrullahı işittiği için ağladı.' Buyurdular.

İbn Abbas ise Peygamber Efendimiz'in şunu ifade buyurduklarını nakleder: "Eğer ben onu bağrıma basmasaydım, Resulullah'tan ayrıldığı için hep böyle olacaktı."

Hatta Efendimiz, hurma kötülüğünü sıvazlarken bir çocuk gibi onun gönlünü almaya çalıştı. "istersen seni eskiden bitiğin yere götürüp yeniden dikeyim, istersen cennette dikeyim de cennet ırmaklarından kana kana iç, güzelce neşv ü nema bul, meyve ver, meyveni Allah'ın sevdiği kullar yesinler." diye teklifte bulundu. Kütük ise Hz. Peygamberin yanında bulunmayı bütün bunlara tercih etti. O zaman minberin altına koydular.

Allah elçisi, "Siz onu ayıplamayınız, garipsemeyiniz, Allah Resulü'nden ayrı düşen herşey hüzünlenir." Buyurdular. Bir hurma kütüğünün ağlaması, Allah Resulüne olan sevginin, iştiyakının ifadesidir. Salat ve selam ise Ümmet-i Muhammed'in Peygamberine olan muhabbetinin ifadesi, sevgilerini arz edişleridir. Allah Elçisine olan bu muhabbet karşılıksız da değildir. O kendisini seveni sever, kendisine salat ve selam edeni karşılar, hatta ümmetini Allah'ın bereketine eriştirir. Allah'ın dostları vasıtasıyla Allah Elçisine ulaşanı, Allah'ın elçisi Cenab-ı Hakk'a ulaştırır. bu vuslat sırrı şu ayeti kerime ve hadisi şeriflerle açığa çıkar: "Şüphesiz Allah ve melekleri o nebi Muhammed Mustafa'ya salat ve selam ederler, o halde ey Ümmet-i Muhammed siz de ona salat ve selam ediniz."

"Bana bir kez salat ve selam eden Allah on kez salat ve selam eder."

"Yeryüzünde Allah'ın gezici melekleri vardır. Bunlar ümmetimden bana salat ve selamı ulaştırmaya memurdurlar.".

"Bana salat ve selam ediniz. Öyle demler vardır ki, sizin salat ve selamınız bana arzedilir ve onların ravzamda karşılarım". buyurduklarında sahabe, hayret içerisinde "Sen vefat edip toprağa karışınca bu iş nasıl olur?" diye sordular. Allah Elçisi, "Allah, peygamberlerinin cesetlerini yemeyi toprağa yasak kılmıştır. Toprak, nebilerin cesedini yiyemez." Buyurdular.

Ashab-ı Kiram, Allah Elçisine "Size nasıl salat ve selam edelim?" diye sorduğu zaman, "Allahümme salli ala Muhammedin ve ala al-i Muhammed" deyiniz buyurdular. Başka bir rivayetle aynı soruya, "Allahümme salli ala Muhammedin ve ala al-i Muhammed, kema salleyte ala İbrahime ve ala al-i İbrahim, inneke hamidun, mecidun" deyiniz buyurdular.

Bir gün Cebrail (as) Hz. Peygamber'e gelerek Allah'ın selamını getirdi ve şunu arzetti. " Kim sana salat ve selam ederse Allah ona on kez salat ve selam eder, ondan on kötülüğü giderir ve ona on iyilik yazar."

Bir ayet-i kerimede hamedilmesi ve selamın söylenmesi emredilmektedir. "Allah'a hamd ve onun seçtiği kullarına selam olsun, de."

Efendimiz buyurur ki: "Kabrimi secde yeri edinmeyiniz, fakat ban asalat ve selam ediniz. Zira nerede olursanız olunuz getirdiğiniz salavat bana ulaştırır."

"Sizlerden biri bana salat ve selam getirdiğinde selamına karşılık vermem için Cenab-ı Hak ruhumu iade eder."

Resulullah'a getirilen salat ve selamlar, kulun arınması içindir. Kul, Cenabı-ı Hakk'ın sevdiklerini sever, salat ve selam ederse, Allah'a olan sevgisini pekiştirir, vuslar adımlarını hızlandırır:

"Bana salat ve selam getiriniz. Zira bu, temizlenip arınmanıza bir vesiledir."

"Mahşer günü bana en yakın bulunacak olanlar, bana en ziyade salat ve elam getirenler olacaklardır."

Şüphesiz salat ve selam Ümmet Muhammed'den her birinin, peygamberlerine olan aşk ve iştiyaklarının bir ifadesi olarak gönüllerden ve dillerden düşmez. Ümmet-i Muhammed, "Allahümme salli ala Muhammedin ve ala al-i Muhammed" diyerek hem peygamberini hem de onun yakınlarını, dostlarını yad eder. Böylece gönül dünyasında muhabbet filizleri boy atar, arınma ve tezkiye başlar.

İrşad ehli Hak dostları bu arınma vesilesi olan salat ve selam ile dostlarını Hz. Muhammed'in eşiğine vasıl kılarlar... (Prof. Dr. Haydar Baş, İslam'da Zikir, sayfa 243-251).

Dışişleri Bakanlığından Kerkük valiliğine Irak Türkmen Cephesi Başkanı Ağa'nın seçilmesine ilişkin açıklama

Dışişleri Bakanlığı tarafından, Irak'ta Kerkük valiliğine Türkmen bir valinin seçilmesinin kapsayıcılık, temsilde adalet ve toplumsal huzurun tahkimi konusunda tarihi bir gelişme olduğu bildirildi

21.04.2026 02:38:00
AA
Dışişleri Bakanlığından Kerkük valiliğine Irak Türkmen Cephesi Başkanı Ağa'nın seçilmesine ilişkin açıklama
Dışişleri Bakanlığından Kerkük valiliğine Irak Türkmen Cephesi Başkanı Ağa'nın seçilmesine ilişkin açıklama

Bakanlıktan konuya ilişkin yazılı açıklama yapıldı.

"Kültürel çeşitliliğe ve çoğulcu bir yapıya sahip Kerkük'e Türkmen bir vali seçilmesi, kapsayıcılık, temsilde adalet ve toplumsal huzurun tahkimi bakımından son derece önemli ve tarihi bir gelişmedir." ifadesine yer verilen açıklamada, bunun aynı zamanda, Irak'ın ve Kerkük'ün asli bileşeni olan Türkmen soydaşlar bakımından meşru bir hakkın gecikmiş bir teslimi olarak görüldüğü kaydedildi.

Kerkük'te üst düzey idari görevlerin bileşenler arasında uzlaşı temelinde dönüşümlü şekilde paylaşımının, sadece Türkmenler değil, Kerkük'ü oluşturan tüm unsurlar için adil ve hakkaniyete uygun bir kazanım olduğu kaydedilen açıklamada, gelişmenin, Irak'ın ve Kerkük halkının huzur, güvenlik ve refahına katkıda bulunması temenni edildi.

Ne olmuştu

Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amedi, Kerkük vilayeti valiliği görevine seçilen Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Muhammed Seman Ağa'ya Kerkük valiliği atama kararnamesini teslim etmişti.

Kerkük Valiliği yaklaşık 100 yıl sonra yeniden Türkmenlere geçerken. Kerkük İl Meclisi 17 Nisan'da yapılan oturumda, ITC Başkanı Muhammed Seman Ağa'yı vilayet valisi olarak seçmişti. 

Kahramanmaraş'ta okul saldırısında hayatını kaybeden öğretmenle öğrenciler anıldı

Kahramanmaraş'ta 15 Nisan'da Ayser Çalık Ortaokulu'na gerçekleştirilen silahlı saldırıda hayatını kaybeden bir öğretmen ve 8 öğrenci için kent genelindeki okullarda anma programı düzenlendi

 

20.04.2026 11:04:00
Anadolu Ajansı
Kahramanmaraş'ta okul saldırısında hayatını kaybeden öğretmenle öğrenciler anıldı
Kahramanmaraş'ta okul saldırısında hayatını kaybeden öğretmenle öğrenciler anıldı

Şehit Tebernuş Özler Ortaokulu'ndaki program, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.

Saldırıda hayatını kaybeden matematik öğretmeni Ayla Kara ile öğrenciler Furkan Sancak Balal, Adnan Göktürk Yeşil, Şuranur Sevgi Kazıcı, Zeynep Kılıç, Belinay Nur Boyraz, Kerem Erdem Güngör, Yusuf Tarık Gül ve Bayram Nabi Şişik için dua edilerek Kur'an-ı Kerim okundu.

Bazı öğretmen ve öğrenciler, gözyaşlarına hakim olamadı.

Okul Müdürü Mehmet Kıcalı, etkinlikte yaptığı konuşmada, saldırıda hayatını kaybedenlerin derin üzüntüsünü yaşadıklarını söyledi.

Ayser Çalık Ortaokulu'nu misafir edeceklerini ifade eden Kıcalı, şunları kaydetti:

"Bilindiği üzere şehrimizde yakın komşumuz olan Ayser Çalık Ortaokulu'nda üzücü bir olay yaşandı. Bu okulun öğrencilerini misafir edeceğiz. Okulumuzda güvenlik görevlilerimiz var, okullarımızda polislerimiz devriye atacak. Dolayısıyla güvenlik anlamında bir problemimiz yok. Birlik ve beraberlik içerisinde misafir öğrencilerimizle bu eğitim-öğretim dönemini tamamlayacağız. Onlara güzel bir ev sahipliği yapalım. Tüm Türkiye bu acıyı hissetti."

Öte yandan, Milli Eğitim Bakanlığınca görevlendirilen rehber öğretmenler ve psikolojik danışmanlar da okullarda görev aldı.

15 Nisan'da Ayser Çalık Ortaokulu'na gerçekleştirilen silahlı saldırıda 9 kişi yaşamını yitirmiş, 13 kişi ise yaralanmıştı. Valilik kararıyla kent genelindeki tüm okullarda eğitime 2 gün ara verilmiş, Ayser Çalık Ortaokulu öğrencileri ve öğretmenlerinin eğitimlerine öğleden sonra Şehit Tebernuş Özler Ortaokulu'nda, okul öncesi öğrencileri ise Şirinler Anaokulu'nda eğitime devam etmesine karar verilmişti.

'Bursa'da Bulgaristan Türkleri sandık başında

Bulgaristan'da gerçekleştirilen genel seçim kapsamında, yurt dışında yaşayan Bulgaristan Türkleri de sandık başına gitti. Türkiye genelinde olduğu gibi Bursa'da da seçim yoğunluğu dikkat çekti

19.04.2026 15:29:00
İhlas Haber Ajansı
'Bursa'da Bulgaristan Türkleri sandık başında
'Bursa'da Bulgaristan Türkleri sandık başında
Bulgaristan'da gerçekleştirilen genel seçim kapsamında, yurt dışında yaşayan Bulgaristan Türkleri de sandık başına gitti. Türkiye genelinde olduğu gibi Bursa'da da seçim yoğunluğu dikkat çekti.
Yaklaşık 6,5 milyon seçmenin bulunduğu ülkede oy verme işlemi sabah saat 07.00 itibarıyla başlarken, yurt dışında kurulan sandıklarda da aynı saatlerde oy kullanma süreci başladı. Merkez Seçim Kurulu'nun verilerine göre, Bulgaristan genelinde yaklaşık 12 bin sandık kurulurken, yurt dışında ise 55 ülkede 493 sandık seçmenlerin hizmetine sunuldu.
Bursa'da bulunan Bulgaristan Konsolosluğu'nda oy kullanmak isteyen Bulgaristan Türkleri ve soydaşları uzun kuyruklar oluşturdu. Görevliler tarafından kimlik kontrolleri yapılan çifte vatandaşlar, işlemlerinin ardından oylarını kullandı. Gün boyunca sandık bölgelerinde yoğunluğun devam etmesi bekleniyor.
Seçimlerde 14 siyasi parti ve 10 ittifak yarışırken, kamuoyu yoklamaları en az 5 siyasi oluşumun yüzde 4'lük seçim barajını aşabileceğini gösteriyor. Katılım oranının ise önceki seçimlere göre artarak yüzde 50-60 seviyelerine ulaşması bekleniyor.
240 sandalyeli parlamentoda hükümetin kurulabilmesi için en az 121 milletvekilinin desteği gerekirken, uzmanlar seçim sonrası koalisyon hükümetinin kaçınılmaz olabileceğini ifade ediyor.İHA

Psikoterapiye dair güvenilir rehber


 
Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Medikal Direktörü Prof. Dr. Kültegin Ögel yönetiminde, alanında uzman 21 ruh sağlığı profesyonelinin katkılarıyla hazırlanan "Psikoterapi: Kendini Tanıma Yolculuğu", psikoterapiye dair merak edilen tüm sorulara sade, anlaşılır ve bilimsel temelli yanıtlar sunuyor.

18.04.2026 21:34:00
MURAT ÇORBACI
   Psikoterapiye dair güvenilir rehber
   Psikoterapiye dair güvenilir rehber

Psikoterapi kavramı günümüzde sıkça konuşulsa da ne olduğu, nasıl işlediği ve kimler için nasıl bir süreç sunduğu hâlâ pek çok kişi için belirsizliğini koruyor. Sosyal medyada, dizilerde ve gündelik söylemlerde sıkça yanlış ya da eksik biçimde temsil edilen psikoterapi; kimi zaman gizemli bir iyileşme vaadi, kimi zaman ise sıradan bir sohbet olarak algılanabiliyor. Bu bilgi kirliliği, terapiye dair gerçekçi beklentiler oluşturmayı zorlaştırırken, ruh sağlığı alanında güvenilir kaynak ihtiyacını da her geçen gün artırıyor.

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Medikal Direktörü Prof. Dr. Kültegin Ögel yönetiminde, alanında uzman 21 ruh sağlığı profesyonelinin katkılarıyla hazırlanan "Psikoterapi: Kendini Tanıma Yolculuğu", psikoterapiye dair merak edilen tüm sorulara sade, anlaşılır ve bilimsel temelli yanıtlar sunuyor.

"Psikoterapi: Kendini Tanıma Yolculuğu" belirsizliği gidermek ve doğru bilgiyi güvenilir bir çerçevede sunmak amacıyla hazırlandı. Kitap, terapinin ne gizemli bir sihir ne de sıradan bir sohbet olduğunu; bilimsel temellere dayanan, yapılandırılmış ve etik sınırlar içinde yürütülen bir süreç olduğunu ortaya koyarken, dizilerde, sosyal medyada ve gündelik sohbetlerde yer alan yanlış temsilleri de ele alarak terapiye dair gerçekçi beklentiler oluşturmayı hedefliyor.

En çok sorulan sorulara net ve anlaşılır yanıtlar…

Alanında uzman psikologlar ve ruh sağlığı profesyonelleri tarafından kaleme alınan kitapta şu sorular bütüncül bir yaklaşımla ele alınıyor:
* Psikoterapi nedir, ne değildir?
* Kimler psikoterapisttir?
* Hangi terapi türleri vardır?
* Terapi sürecinde neler beklenmeli, neler beklenmemelidir?
Bunun yanı sıra; safsata terapiler, psikoterapinin etkili olduğu ve olmadığı durumlar, gizlilik ilkesi, psikolojik testlerin terapi sürecindeki yeri, aile, bağımlılık ve ilişkiler gibi başlıklar da kapsamlı biçimde inceleniyor.

Ruh sağlığı okuryazarlığını attırmayı hedefliyor

Toplumda ruh sağlığı okuryazarlığını artırmayı amaçlayan bu eser, psikoterapiyi tüm insani ve bilimsel yönleriyle görünür kılarak okuru kendi kendini tanıma yolculuğuna davet ediyor. Psikoterapi: Kendini Tanıma Yolculuğu, terapiye başlamayı düşünenler için yol gösterici bir kaynak; terapi sürecinde olanlar için yaşadıklarını anlamlandırmaya yardımcı bir rehber; ruh sağlığı alanına ilgi duyan herkes için güvenilir bir başvuru kitabı niteliği taşıyor.

Gülistan Doku soruşturmasında Mustafa Türkay Sonel tutuklandı

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den bu yana kayıp olan Gülistan Doku soruşturması kapsamında gözaltına alınan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, sevk edildiği mahkemece tutuklandı

18.04.2026 20:02:00 / Güncelleme: 18.04.2026 20:08:17
İHA
Gülistan Doku soruşturmasında Mustafa Türkay Sonel tutuklandı
Gülistan Doku soruşturmasında Mustafa Türkay Sonel tutuklandı
Tunceli'de 5 Ocak 2020'den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişim Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında cinayet şüphesiyle 7 ilde operasyonlar düzenlenmiş ve 13 şüpheli gözaltına alınmıştı.

İl Jandarma Komutanlığı'nda ifade işlemleri tamamlanan ve adliyeye sevk edilen şüphelilerden Engin Y., Cemile Y., Zeinal A., Erdoğan E., Gökhan E., Şükrü E., Ferhat G., Celal A., Nurşen A., tutuklanırken Uğurcan A., Süleyman Ö. ve Savaş G. ise adli kontrol kararı ile serbest bırakılmıştı.



Son olarak adliyede işlemleri devam eden Mustafa Türkay Sonel, nöbetçi mahkeme karşısına çıkartıldı. Dün Elazığ'da gözaltına alınan ve Erzurum'a götürülen dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'de mahkemece tutuklandı. Böylelikle soruşturmada tutuklama sayısı 10'a yükseldi.



Öte yandan dün soruşturma çerçevesinde Bursa'da gözaltına alınan dönemin başhekimi Çağdaş Özdemir'in de ilerleyen sürelerde savcılığa sevkinin sağlanacağı bildirildi. ABD'de de bulunan yakalama kararı çıkartılan Umut Altaş'ın ise kırmız bülten işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Türkiye'de kolon kanseri geç teşhis ediliyor

 
Türk Gastroenteroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ayhan Hilmi Çekin, Türkiye’de kolorektal kanser tanısının geç evrelerde konulduğuna işaret ederek, "Kanser geliştikten sonra erken evrelerde 5 yıllık sağ kalım oranları yüzde 90’larda iken, ileri evrelerde bu oran yüzde 12’lere düşmektedir" dedi.

18.04.2026 17:25:00
MURAT ÇORBACI
Türkiye'de kolon kanseri geç teşhis ediliyor
Türkiye'de kolon kanseri geç teşhis ediliyor

Türk Gastroenteroloji Derneği (TKD) Başkanı Prof. Dr. Ayhan Hilmi Çekin, kolorektal kanserin tüm dünyada ve ülkemizde en sık görülen, ölüm oranlarında ise en üst sıralarda yer alan kanserlerden biri olduğunu belirterek, hastalığın insidans (sıklığı) ve mortalitesinin (ölüm oranı) coğrafi bölgelere göre değişiklik gösterdiğini ifade etti. Kolorektal kanserin tarama programları sayesinde önlenebilir bir tür olduğunu ve taramada en etkili yöntemin halen kolonoskopi tetkiki olduğunu vurgulayan Çekin, "Türkiye'de kolorektal kanser tanısı geç evrelerde konulmaktadır. Kanser geliştikten sonra erken evrelerde 5 yıllık sağ kalım oranları yüzde 90'larda iken, ileri evrelerde bu oran yüzde 12'lere düşmektedir. Bu nedenlerle asemptomatik bireylerde erken kanser taraması yapılması önemlidir" dedi.

Tanı ileri evrelerde konuluyor

Türkiye'deki hastaların yaklaşık üçte ikisine 3. aşama veya 4. aşama gibi geç evrelerde tanı konulduğunu hatırlatan Çekin, "Günümüzde kolorektal kanser tarama programlarının meme ve serviks kanseri taramaları kadar maliyet etkin olduğu bilinmektedir. Buna rağmen ülkemizde toplumsal bilinç halen yeterli düzeyde değildir. Son yıllarda Sağlık Bakanlığının çalışmaları ve basın yoluyla farkındalığın artması olumlu bir gelişmedir" diye belirtti.

Gençlerde de sıklıkla görülmeye başlandı

En büyük artışın 20-39 yaş grubunda olduğuna dikkat çeken Türk Gastroenteroloji Derneği Kolorektal Kanser ve Polip Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Levent Erdem, bu artışın nedenlerini; gençlerde artan obezite, fiziksel aktivite eksikliği, alkol, işlenmiş et tüketimi, sigara ve Batı tipi beslenme alışkanlıkları olarak sıraladı. TGD bünyesinde yaptıkları çok merkezli çalışmada tarama yaşının 45'e çekilmesi gerektiğini 2017 yılında belirlediklerini ve bu sonucun ABD ve Avrupa'da yapılan çalışmalarla teyit edildiğini belirten Erdem, "Ülkemizde yaptığımız çok merkezli bir çalışmada cinsiyet, sigara kullanımı, obezite ve aile hikayesine göre yeni bir risk puanlaması saptadık. Bu puanlamanın 50 yaştan genç asemptomatik kişilerin tarama kararında değeri bilimsel olarak kanıtlandı" dedi.

Başlıca risk faktörleri

Yeni risk skorlaması önerisini paylaşan Erdem, "Yaş, cinsiyet, sigara kullanımı, aile hikayesi ve BMI verilerine göre hesapladığımız bu skoru 4 ve üzeri çıkan olgularda kolonoskopik tarama yapılmasını öneriyoruz. Özellikle kolorektal kanser taramasına 45 yaşında başlanmalıdır. 2022 yılında sunduğumuz çalışma sonuçları, 50 yaşından küçük olguların taranması için sistemimizin son derece yüksek oranda anlamlı olduğunu kanıtladı" ifadelerini kullandı. Türk Gastroenteroloji Derneği Üyesi Prof. Dr. Nurdan Tözün de "Gençlerde kanser öncül lezyonlarının hızla artması çok ciddi bir sorundur. İlerleyen yıllarda genç kalın bağırsak kanserleri, ülkemiz ve dünya için çok daha ciddi bir sorun olmaya adaydır" diye konuştu. 

Taramada her 80 kişiden biri kanser çıkıyor

Türk Gastroenteroloji Derneği Kolorektal Kanser ve Polip Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Erdem Akbal da 24 ayrı merkezden gelen verileri paylaştı. Araştırma kapsamında kolonoskopi yapılan vakaların demografik özelliklerinden alkol alışkanlıklarına kadar her detayın incelendiğini belirten Akbal, "Kolonoskopik taraması yapılan olgularda polip sıklığı yüzde 27, kolon kanseri sıklığı ise yüzde 1.3 olarak saptandı" dedi. Türkiye verilerinin çarpıcı bir tablo ortaya koyduğunu belirten Prof. Dr. Erdem Akbal, "Ülkemizde 50 yaştan düşük olguların kolonoskopi taramasında yaklaşık her 3 olgudan 1'inde polip veya kanser, her 5 olgudan 1'inde ise kanser öncüsü adenomatöz polip saptanmaktadır" diyerek taramanın önemini bir kez daha vurguladı.

Gözaltına alınan Tuncay Sonel Erzurum'a getirildi

Tunceli'de kayıp üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamında dün Elazığ'da gözaltına alınan eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel, sabah saatlerinde Erzurum'a getirildi

18.04.2026 12:51:00 / Güncelleme: 18.04.2026 12:53:58
İHA
Gözaltına alınan Tuncay Sonel Erzurum'a getirildi
Gözaltına alınan Tuncay Sonel Erzurum'a getirildi
Tunceli'de 5 Ocak 2020'den bu yana kendisinden haber alınamayan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişim Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında cinayet şüphesiyle 7 ilde operasyonlar düzenlenmiş ve 13 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Soruşturma kapsamında oğlu Mustafa Türkay Sonel ve koruma polisi Ş.E. gözaltına alınan dönemin Tunceli Valisi olan Mülkiye Başmüfettişi Tuncay Sonel açığa alınmıştı. Elazığ'da bulunan Tuncay Sonel, Elazığ İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alındı.

Tuncay Sonel daha sonra karayoluyla sabah saatlerinde Erzurum'a getirildi. Bu arada soruşturma kapsamında dönemin Devlet Hastanesi Başhekimi olan Kadın Doğum Uzmanı Doktor Çağdaş Özdemir'de Bursa'da gözaltına alınmıştı.

Soruşturma Erzurum'da yürütülecek

Tuncay Sonel ile ilgili soruşturmayı ilgili mevzuat gereği Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı yürütecek. Sonel'in emniyetteki işlemlerinden sonra Erzurum Adliyesi'ne çıkarılması bekleniyor.

Saldırganı karşı sınıfında okuyan öğrenci anlattı

Kahramanmaraş'ta silahlı saldırının düzenlendiği okulda saldırganın karşı sınıfında okuyan N.S.O. (15), "Farklı bir görünüşü olduğunu herkes biliyordu. Otururken bir anda koşmaya başlayan veya değişik ses çıkartmaya başlayan bir çocuktu. Biraz farklıydı diğer insanlara göre. Dikkat çekiyordu ama onun yapacağını hiç düşünmemiştim" dedi

18.04.2026 12:42:00 / Güncelleme: 18.04.2026 12:46:59
İHA
Saldırganı karşı sınıfında okuyan öğrenci anlattı
Saldırganı karşı sınıfında okuyan öğrenci anlattı
Çarşamba günü merkez Onikişubat ilçesinin Haydarbey Mahallesi'ndeki Ayser Çalık Ortaokulu'nda meydana gelen silahlı saldırıda 1'i öğretmen 8'i öğrenci olmak üzere 9 kişi hayatını kaybederken yaralanan 8 öğrencinin tedavileri sürüyor.

Saldırının yaşandığı okulda okuyan 8. sınıf öğrencisi N.S.O., saldırgan İsa Aras Mersinli ile karşılıklı sınıflarda okuduğunu belirterek, yaşadıklarını anlattı.



"Dikkat çekiyordu ama onun yapacağını hiç düşünmemiştim"

Saldırgan İsa Aras Mersinli'nin dış görünüş ve karakter olarak farklı birisi olduğunu söyleyen N.S.O., "Saldırgan ile hiçbir konuşmuşluğum yok ama bahçede, koridorda görmüşlüğüm var. Saçma sapan hareketleri yapıyordu. Farklı bir görünüşü olduğunu herkes biliyordu. Otururken bir anda koşmaya başlayan veya değişik ses çıkartmaya başlayan bir çocuktu. Biraz farklıydı diğer insanlara göre. Kimse ondan şüphelenmemişti. Kimse, böyle bir olay olacağını düşünmemişti. Dikkat çekiyordu ama onun yapacağını hiç düşünmemiştim. Bu olaydan önce çocuğu hiç tanımıyordum sadece adını duyup görünüşünü biliyordum. Dış görünüşü veya hareketleri farklıydı ama böyle bir şey yapacağı hiç aklıma gelmemişti" ifadelerini kullandı.



"Okulumu seviyordum"

Aynı okulda okuyan ve saldırı anında okulda bulunan 6. sınıf öğrencisi B.P. (13), "Ben olay olduğunda bir üst kattaydım. Nöbetçi öğretmen geldi bütün sınıflara 'yere yatın' dedi. Çok panik yapmaya çalışmadım ama yine de korktum. Okulumu seviyordum, hocaları seviyordum ama şimdi ne olacak bilmiyorum. Ben saldırganı tanımıyordum, hiç görmedim" diye konuştu.



Vatandaşlar da tepkili

Saldırıdan sonra okulun önüne gelip dua eden vatandaşlardan Nazife Daş, İsa Aras Mersinli'nin tutuklanan babası emniyet mensubu babası Uğur Mersinli'ye tepki göstererek, şunları söyledi:



"Bu çocuklara içim parçalandı. Emniyet müdürü böyle olmaz. İnsan çocuğuna eğitim verir, atışa götürür mü' Emniyeti temsil eden adam çocuğunu atışa götürmez. Bu masumların ne suçu vardı. Analar, babalar ağlamasın. Benim 5 yaşındaki torunum okula gitmem diyor, ne yapacağım. Allah'tan korksunlar. Vicdan istiyorum millete, bütün pislikleri Cumhurbaşkanımız temizlesin."

Kayıp olarak aranan 16 yaşındaki Feyza, ölü olarak bulundu

Isparta'da sabah saatlerinden itibaren kayıp olarak aranan lise öğrencisi 16 yaşındaki Feyza Keskin, akşam saatlerinde boş bir binanın önünde hareketsiz halde bulundu. Yapılan incelemede genç kızın hayatını kaybettiği belirlendi

18.04.2026 01:34:00 / Güncelleme: 18.04.2026 06:38:03
İHA
Kayıp olarak aranan 16 yaşındaki Feyza, ölü olarak bulundu
Kayıp olarak aranan 16 yaşındaki Feyza, ölü olarak bulundu
Olay, Deregümü mevkii Muzaffer Türkeş Mahallesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, sabah saatlerinden itibaren kayıp olarak aranan 16 yaşındaki Feyza Keskin, en son saat 11.30 sıralarında Gölcük Yolu üzerinde bulunan Asri Mezarlık ile Mahrukatçılar Sitesi civarında elektrikli bisikletiyle ilerlerken görüldü. Bu saatten sonra kendisinden haber alınamadı.

Ekipler tarafından yürütülen arama çalışmaları sonucunda Keskin, akşam saatlerinde boş bir binanın önünde hareketsiz halde bulundu. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Sağlık ekiplerince yapılan kontrolde Feyza Keskin'in hayatını kaybettiği belirlendi.

Keskin'in cenazesi, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için otopsi yapılmak üzere Isparta Şehir Hastanesi morguna kaldırıldı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.



Başımız sağ olsun



Konu ile ilişkin Isparta Milli Eğitim Müdürü Recai Ocak taziye mesajı yayınladı. Sosyal medya üzerinden yapılan açıklamada, '' Isparta Süleyman Demirel Fen Lisesi 10. sınıf öğrencimiz Feyza Keskin'in ölümü haberini üzüntüyle öğrendim. Öğrencimize Allah'tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve eğitim camiamıza sabır diliyorum. Başımız sağ olsun'' ifadeleri yer aldı.

İstinaf cezayı bozdu, Seçil Erzan yeniden yargılanacak

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, tutuklu sanık Seçil Erzan hakkında verilen 102 yıl 4 ay hapis cezasını bozdu

18.04.2026 00:12:00
İhlas Haber Ajansı
İstinaf cezayı bozdu, Seçil Erzan yeniden yargılanacak
İstinaf cezayı bozdu, Seçil Erzan yeniden yargılanacak
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, tutuklu sanık Seçil Erzan hakkında verilen 102 yıl 4 ay hapis cezasını bozdu.

Yüksek karlı güvenilir bir fon olduğunu ve Fatih Terim gibi isimlerin de bu fona dahil olduğunu söyleyerek aralarında tanınmış futbolculardan Arda Turan, Fernando Muslera, Emre Belözoğlu ve Selçuk İnan'ın da bulunduğu 30'dan fazla kişiyi milyonlarca lira dolandırdığı iddiasıyla 102 yıl 4 ay hapis ile 753 bin 880 lira adli para cezasına çarptırılan Seçil Erzan'ın davasında istinaf mahkemesi kararını açıkladı.



İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi, İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından sanık Erzan'a "nitelikli dolandırıcılık" ve "özel belgede sahtecilik" suçlarından verilen hapis cezasına ilişkin incelemesini tamamladı. Yapılan değerlendirmede, ilk derece mahkemesinin hüküm kurarken birleşen dosyalara ilişkin bilgilere kararda yer vermediği, bu durumun da denetimi zorlaştırdığı belirtildi.



Daire, istinaf başvurularını yerinde bularak, yargılama sürecinde bazı usul kurallarının uygulanmadığına dikkat çekti. Bu kapsamda mahkeme kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine karar verildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.