logo
31 TEMMUZ 2026

ALLAH VE RASULÜNE BA'LILIK VE EHL-İ BEYTE MUHABBET HUSUSUNDA HİÇ KİMSE, PROF. DR. HAYDAR BAŞ'A GÖLGE DÜŞÜREMEZ

28.01.2011 00:00:00
 


 

Bazı TV kanalları, geçen hafta Cumartesi günü akşamı Ekoanaliz programında, "dinler arası diyalogcular"dan naklettiği bir ifadeyi beyan ederken, güya Hz. Peygamber'e salat ü selam getirmediği bahanesiyle "kör bir provokasyon"a muhatap olan BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ı dillerine dolamaya kalkıştılar.Peygamber Efendimizi Kelime-i Tevhit'ten çıkarmaya çalışan ekibin yayın organı gibi hareket eden bir televizyon, adi bir olayı genel başkanımızın itibarını halk nezdinde zedelemeye yönelik düzmece haber haline getirmiştir. Haberin hazırlanması ve veriliş biçimi olayı haber yapmaktan ziyade Genel Başkanımızın ifadesini çarpıtmaya ve kamuoyunu müvekkile karşı kışkırtmaya yöneliktir.Hayatı, eserleri, konferansları, konuşmaları ve insanlık şahittir ki, Allah ve Rasulü'ne bağlılık ve Ehl-i Beyt'e muhabbet hususunda hiç kimse Prof. Dr. Haydar Baş'a gölge düşüremez

Prof. Dr. Baş, Allah ve Rasulü'ne aşık, Türk milleti ve medeniyetine sevdalı bir gönül, ilim, fikir ve siyaset adamıdır.Prof. Dr. Baş'ın alemlere rahmet Hz. Hz. Muhammed'e (sav) ve O'nun rahmet medeniyetine dair 20'yı aşkın eseri vardır. Rasulullah'ın(sav) hayatına dair 2. ciltlik Rahmeten Lil Alemin Hz. Muhammed (sav) adlı muhteşem eserin sahibidir.

Prof. Dr. Baş, yegane Hak din olan İslam'ı, onun son peygamberi olan Hz. Muhammed'in (sav) imanını ve hayat ölçülerini, bu imanın semeresi olan medeniyetin güzelliklerini Ehl-i Beyt'ten alan Yüce milletimizin karakteristiklerini canıyla-başıyla koruyup kollamaya dönük olan Din Tahripçilerine Kur'an-ı Kerimden Cevaplar, İslam'da Zikir, Yaşayan Kur'an Sünnet, Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler, İman ve İnsan, İmam Ali, Hz. Fatıma, İmam Hasan, İmam Hüseyin adlı muhteşem eserleri ortaya koymuş bir ilim adamıdır.

Prof. Dr. Baş,  bütün varlığı ve yüreğiyle, Hz. Peygamber'in (sav) Necran Hıristiyanlarıyla yaptığı meşhur "mübahale / lanetleşme hususunda", Rasulullah'ın ve Ehl-i Beytinin yanındadır, safındadır; modern zamanların "Türk-İslam medeniyetini ve coğrafyasını Haçlılara peşkeş çekmek planları içinde olan dinler arası diyalogcular ve onların ağına düşen zavallılar" gibi, asla ve hiçbir zaman karşı safta, gayr-ı Müslimlerin safında olmamıştır.Prof. Dr. Baş, Allah, Peygamber, Ehl-i Beyt ve yüce milletimizin aşkıyla yoğrulmuş ve O'nun getirdiği son hak din olan İslam üzerindeki hesapları bozmakla geçen bir gönül, ilim ve siyaset adamıdır.

Allah ve Rasulü'nün sevgisi, Ehl-i Beyt sevdası ve Türk milletine olan sadakati hususunda hiç kimse onunla aşık atamaz, onu karalayamaz, ona leke konduramaz. Çünkü Prof. Dr. Baş'ın hayatı bu mukaddesat mayasıyla mayalaşmış bir insandır.

Bu bağlamda, "provokasyoncuların tüm istismarlarını bozacak ve ipliklerini pazara çıkartacak" neviden, Prof Dr. Haydar Baş'ın, bazı eserlerinden Hz. Peygamber'e salat ve selama dair derlediğimiz gerçekleri sunmak istiyoruz: 

HZ. PEYGAMBER ALEMLERE RAHMETTİR

İlk insan ve aynı zamanda ilk peygamber olan Hz. Adem'in (as) şahsında, kamil ve örnek insanın zaruretini, fıtri ve hayati önemi haiz olduğunu görmek mümkündür. Bu manada kamil ve rehber insanları zaruri oluşunun en yüce delili, sayıları yüzbinlere varan peygamberlerin varlığı ve insanlığa gönderilmesidir. Özellikle de nurundan her bir varlığın nasiptar olduğu Hz. Muhammed (sav), yaratılış sebebi ve alemlere rahmettir. Nitekim ayet-i kerime "(Ey Muhammed) Biz seni alemlere rahmet olarak gönderdik" hitabıyla, Peygamber Efendimiz'in (sav) varlık sahnesindeki konumuna işaret etmektedir. Aynı zamanda O(sav), "fahr-i alem"dir, varlığın yüz akıdır, övünç kaynağıdır.Peygamberlik yolunun son halkası ve mührü olan Hz. Muhammed (sav), "mir'at'ül-Hak" olarak adlandırılmaktadır Hakk'ı gösteren, Hakk'ı konuşan, Hakk'ı temsil ve tebliğ eden, Hak aynasıdır. O bir alemdir, O'nda Hakk görülür. O'nunla Hakk'a gidilir. O'nunla olan Hak ile olur. O'nu seven Hakk'ı sever. O'na buğz eden Hakk'a buğz eder. O'nu inciten Hakk'ı incitir. Ayet-i kerimenin ifadesiyle "O, kendinden konuşmaz bile."

CANLI KUR'AN HZ. RASULULLAH (SAV)Kur'an-ı Kerim'deki mücerred hakikatlar, Hz. Peygamber ile müşahhas hale gelmektedir. Hz. Aişe'nin ifadesi ile söylersek, "O'nun ahlakı Kur'an'dı." Daha açık bir ifadeyle adeta O, canlı Kur'an'dı. Onun ifadeleri kendisine vahyedilen ilahi hakikatlerden başka bir şey değildir. Dolayısıyla O'nun emir ve ifadeleri hükümdür. Haliyle, tavrıyla, örnek oluşuyla kıyamete değin süre gidecek bir insan-ı kamildir. Yani mutlak manada insan-ı kamil, Hz. Peygamber (sav) dir.

Zübde-i alem, Fahr-i alem olan Hz. Peygamber'in (sav) kemali hiçbir yaratılmış ile mukayese edilmediği gibi, kainat da en güzel, en kamil vaktini O'nun döneminde yaşamıştır. Bu sebeple O'nun devrine "Saadet Asrı", "Nur Asrı", "Hidayet Asrı" denmektedir.Bu dönemin seçkin insanları, en son ve en mükemmel din olan İslam'ı ideal manada, hayat olarak ortaya koymuşlardır. Bu hayat, bütün dönemlere örnek teşkil etmektedir. "İnsanların en hayırlısı benim dönemimdekilerdir. Sonra onları izleyenler, sonra da ardından gelenler..." tarzındaki nebevi tespit, çağlara damgasını vurmuş olan ve Hakk'ın (cc) kendilerinden razı olduğunu ifade buyurduğu en hayırlı nesli otaya çıkarması bakımından manidardır. Zira bu nesil madde, mana, itikat, amel, ahlak... ciheti ile varlıkların en güzeli Hz. Muhammed'e (sav) her bakımdan yakın olan seçkin kullardır, her bakımdan en güzele sevdalı aşk ehli insanlardır.

O'nun rengine, kokusuna, sevgisine, manasına yakın olmak nispetinde insanlık, en güzel kokuyu, tadı, en güzel mana ve sevgiyi yakalamaktadır? Bu merkezden uzak çözüm ve teklifler, esas ve aslını kaybeder; teferruatla ve tali oyalanmalarla vakitler heba olup gider.

Hiçbir devir belki Hz. Peygamber'in (sav) gelişinden önceki cahiliye dönemi kadar karanlık, vahşi ve gayr-i insani olamaz. En korkunç hatalar ve isyanlar, akıl karı olmayan kötülükler, çirkinlikler ve kokuşmalar o devrin temel karakteridir. Nitekim Hz. Peygamber'le (sav) tanışmadan önceki Hattab oğlu Ömer, öz kızını diri diri toprağa gömebilecek kadar korkunç, cebinde gezdirip taptığı helvadan mamul putçukları acıktığı zaman yiyebilecek kadar sade ve basit bir hayat sergiliyordu. Ona erişen insan-ı kamil nazarı onu temizlemiş, arındırmış, yontmuş ve adalet timsali bir Ömer-i Faruk (ra) ortaya çıkmıştır. Bu sebeple hangi çağda olusa olsun asıl mesele, kötülük ve çirkinliklerin ayyuka çıkmış olması deği., çağı arındıran, saadetli kılan insan-ı kamilden mahrum olunmasıdır.Nitekim asrımızın maddi yahut manevi bunalım ve buhranda olması, en kamil olan Hz. Peygamber'in (sav varislerinin azalması ve beşerin bu varislere, bu kamil insanlara ters düşmesi sebebiyledir?Resul-i Ekrem (sav) son peygamberdir. Peygamberlik kapısı, nübüvvet kapısı O'nunla mühürlenmiştir. (Bkz. Prof. Dr. Haydar Baş, İman ve İnsan, sayfa 166-168, İcmal Yayınları)

RASULULLAH'I SEVMENİN ALAMETİ SALAT Ü SELAMDIR

Resulüllah'ı sevmenin alamet ve işareti O'nu anmaktır. Ne ile anacağız? Mesela salat-u selam etmekle anacağız. Bu güzel bir huy, güzel bir adet ve de ibadettir.Siz sevdiğiniz bir varlığı, bir insanı sadece şahsınızın değil, herkesin zikretmesini, anmasını istersiniz. Allah da Peygamberini o kadar seviyor ki, hem O'nu zikrediyor hem de benim kullarım Muhammed'imi zikretsin, ansın, O'na selam versin buyuruyor. Nitekim ayet-i kerimede: "Allah ve melekleri, Peygamber'e çok salevat getirirler. Ey müminler! Siz de O'na salevat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin" (Ahzab, 33/56) buyuruyor. Rabbimiz Peygamberimize salat ve selam okuyor. Salat-ü selam getirmek, Allah'la beraber aynı taatı, ibadeti yapmaktır.Bazıları "Allah'la kul arasına kimse giremez? diyor. Namazda "tahiyyata" oturuyoruz. Okuduğumuz kutsi hadis. Orada tehiyyat; salli barikte sadece Peygambere selam vermekle kalmıyorsun, ceddine de veriyorsun. O cet o kadar mübarek zürriyet sahibi; büyük bir ata, ulu kişi ki, İbrahim'e de salat olsun, selam olsun diyorsun. "Allah'la kul arasına kim girer?" Niye sokuyorsun namazda Allah'la kendi arana, Hz. İbrahim'i, Rasulullah'ı, ceddini? Onlar Allah dostu. Onları zikretmek de Allah'ı zikretmektir. Onları sevmek Allah'ı sevmektir. Onlara buğz etmek, Allah'a buğz etmektir. Muhammed ipiyle Allah'a gidiyoruz. Allah'a vasıl olmak istiyorsan, Muhammed'in (as) ipine sarılacaksın, Muhammed'e (as) sarılacaksın.

SALAT Ü SELAM BÜTÜN KAPILARI AÇAN ANAHTARDIR

İşte bu münasebetle o Peygambere salat ve selam okumaya devam etmemiz lazım. Ben burada kardeşlerime tavsiye ediyorum: Her gününüzde mutlaka Resulüllah'a "Allahümme salli alla Muhammedin ve ala ali Muhammed" diyerek salat ve selam okuyun. 100 defa okuyun, 200 defa okuyun. Ne kadar okursanız okuyun. Hele Cuma günleri bir Müslüman kardeşimiz Peygamber Efendimize 100 defa salat ve selam okursa, onun 100 günahı affolunup, 100 tane sevap yazılır defterine. Bunun dışında bir hafta boyunca, bir dahaki salat-u selam anına kadar 100 melek ona dua eder, hayırla onu yad eder.Salat-u selam çok büyük bir şifre, çok büyük bir anahtar. Neyin anahtarı? Allah muhabbetini açan, Allah'a giden yolları açan, cennetin kapısını açan bir anahtar. Abudiyetin kapısını açan, Resulüllah'la dost olmanın yolunu temin eden en büyük bir ibadettir. Cenab-ı Hak liyakatle salat ve selam getiren kullarından eylesin. Cenab-ı Hak liyakatle salat ve selam getiren kullarından eylesin. Günahlarımızı mağfiret eylesin. Allah O Peygamberin şefaatinden de mahrum etmesin. (Bkz. Prof. Dr. Haydar Baş, Yaşayan Kur'an Sünnet, sayfa 110-111, İcmal Yayınları)

KALBİN SALAT Ü SELAM İLE TEZYİNİ

Kalp bir ayine-i ilahidir, ne ile temizleyecek? Her yerin bir süpürgesi, suyu, deterjanı var. Kalp kirini temizleyen de istiğfardır, tövbedir. O bakımdan Peygamber Efendimiz (sav): "Vallahi, ben de günde 70'ten fazla istiğfar ederim. (Sahabem siz de istiğfar edin)" (Buhari, Deavat:4) buyuruyor. "Tövbe ederim, siz de tövbe edin" buyuruyor. Bir peygamber günde 70 veya 100 defa tövbe ederse, gel kendi hayatımızı koyalım ortaya ve bizim ne kadar tövbe etmemiz gerektiğini hesap edelim. Öyle değil mi? Ölçü ortada; Resulüllah'ın hayatı.İstiğfar ederek o kalbin temizliği temin edildikten, sonra onun tefrişatı, tezyinatı va. O da salat-ü selamdır; "Allahümme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed." Kalbimizi güzel tezyin edeceğiz. Salat-ü selam kalbi en güzel tezyin eden, süsleyendir. Sora selat ü selam o kadar büyük ibadat-u taattır ki, onu Allah yapıyor: "Muhakkak Allah ve melekleri Muhammed'ine salat ve selam okur. Ey iman edenler! Siz de selat ve selam okuyun" (Ahzab, 33/56). "Muhammed'imi sevin, Muhammed'imi unutmayın" diyor Allah.Bu aleme nur sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) tavassutu ile geldi. Allah'ın nuru O'nunla beraber geldi ve geliyor. O'na ölü demek de caiz değildir; yanlıştır. Şu anda bir kul, bir insan inanarak selat ve selam okursa, bilsin ki, anında Allah'ın Sevgilisi, Ravzasında, onu mukabele ediyor. Sahipleniyor onu. Onun selamını alıyor. Bu dediklerimiz sahih hadis. Hz. Fahr-i Alem Efendimizin beyanı: "Allah'ın yeryüzünde gezgin melekleri vardır. Ümmetimin selamını bana ulaştırırlar" (Nesai, Sehv 46, (3,43) buyuruyor. Allah ve Muhammed'i seni anarsa, düşün sendeki kıymeti!İnsanlar, bir rütbede, bir mevkide, seni beni anıyor; sevincimizden uçuyoruz. "Filan efendi bizi zikretti. Filan adam bizi andı." Hoşumuza gidiyor. Doğru. Ama bir de düşün ki, bütün alemin yüzüsuyu hürmetine varolduğu Muhammed (as) seni zikrediyor! İşte sen salat-ü selam getirmekle bunu kazanıyorsun.Sonra, salat-ü selamın bir başka veçhesi, diğer bir karı da, ukba hayatında Allah'ın Sevgilisini vekil ediyorsun. Bir nev'i senin salat ve selam okuman bugünden O'na vekaletini vermen oluyor. Yani, "Ya Resulallah! Ben Senin ümmetinim. Beni ruz-u mahşerde yalnız bırakma" demek oluyor. Bugün O'nu unutmayan sen, huzurullahda elbette ki O'nun tarafından yalnız bırakılmayacaksın, şefaat-ı uzmasına nail olacaksın. Yani salat-ü selamın çok büyük fazileti, faydası var. (Bkz. Prof. Dr. Haydar Baş, Yaşayan Kur'an Sünnet, sayfa 311-312, İcmal Yayınları)

SALAT VE SELAM

Önce ilahi emri takdim edelim:

"Şüphesiz Allah ve melekleri o nebi Muhammed'e (sav) salat ve selam ederler. Ey iman edenler! O halde siz de ona salat ve selam ediniz"

Yaratılmışların en şereflisi, Allah'ın habibi, varoluş'un vesilesi, aşıklar sultanı Hz. Muhammed'i (sav) kendi lisanından tanıyalım, zatına şehadetini dinleyelim:

Cabir İbn Abdillah sorar: "Anam babam sana feda olsun ey Allah'ın Resulu, varlık yaratılmadan önce ilk yaratılan şey nedir?"

Efendimiz ezel boyutunun zaman ile örtüştüğü ilk anı şöyle anlatır: " Ya Cabir, Allah, eşyayı yaratmadan önce kendi nurundan senin Peygamberinin nurunu yarattı. İşte bu nur, Allah'ın istediği kadar devam edip gider. O dem ne Levh, ne kalem, ne cennet, ne cehennem, ne melek, ne gök, ne yer, ne güneş ne ay, ne ins, ne cin vardı."

Nitekim Kur'an-ı Kerim'de Cenab-ı Hak onu hem nur, hem münir (nur saçan) olarak takdim eder.

Tabakat hitapları Hz. Peygamberin (sav) ana rahmine düştüğünde bu nurun Hz. Amine'ye intikal ettiğini, bu tecellinin daha sonra sahabi olacak birçokları tarafından müşahede edildiğini bildirirler.

O halde nerede bir güzel ve güzellik kırıntısı var ise orada Hz. Muhammed'in (sav) nurundan bir iz mevcuttur.

Onun peygamberliği bütün peygamberlerden önce, gelişi ise, kemalatı temsilen hepsinden sonra olmuştur. Nitekim buyurur ki: "Hz. Adem (as) suyla çamur arasında bir haldeyken ben yine peygamberdim".

İlk nur ve ve ilk peygamber olarak yaratılan Alemlerin Efendisi, en temiz soylardan süzülerek ve seçilerek gelmiştir. Ondan dinleyelim:

"Ben insanoğlunun geride bıraktığı en seçkin devirlerden çağlar boyu seçile seçile geldim ve içinde bulunduğum çağda ortaya çıkarıldım."

"Ben, Adem'den beri hep tertemiz nikahlı analarından geliyorum. Benim geçmişimin hiçbirinde bir yüz karası yoktur."

"Cebrail bana geldi ve dedi ki: Allah sana selam gönderiyor ve şöyle buyuruyor: Ben seni dölleyen soya, taşıyan rahme, kucağa cehennemi haram kıldım."

Beşerin en hayırlısı olan Hz. Peygamber'in dünyaya gelişi esnasında annesi Hz. Amine'nin kendisinden bir nurun çıkışını ve Şam binalarının bu nurla aydınlanışını gördüğünü kaydeden tarihçiler, aynı zamanda Muhammedi nurun arzı kuşatacağına işaret etmekte idiler.

İçinde zerre miktarınca dahi, kir taşımayan nur abidesi Hz. Muhammed'i (sav) Cenabı Hak tezkiye etti, kalbini yardı ve arındırdı. Efendimiz geçirdiği bu ameliyatı şöyle anlatır:

"Sütannem Beni Sa'd İbn Bekr kabilesinden bir kadındı. Birgün sütannemin çocuğuyla hayvanları otlatmaya gitmiştik. Çıkınımızda yiyecek bir şey yoktu. Sütkardeşime, eve gidip birşeyler getirmesini söyledim, gitti. Yalnız kaldım. Karakuş türün iki kuş geldi. Biri diğerine "Bu, O mu?" diye sordu. Ötekisi, "Evet" dedi. Bana doğru geldiler. Tutup yere yatırdılar. Göğsümü yardılar. Kalbimi çıkarıp yardılar. İçinden iki damlacık siyah pıhtıyı aldılar. Önce kar suyu gibi soğuk, sonra ılık suyla yıkadılar. Ardından kalbimin içine sekinet koydular. Sonra diktiler. Nihayet kalbimi peygamberlik mührü ile mühürlediler.

Kur'anı Kerim'de İnşirah Suresi'nde bu olaya telmih vardır: "Ey Resulüm senin göğsünü yarıp genişletmedik mi? Belini büken şu yükünü kaldırıp hafifletmedik mi? Senin adını ve itibarını yüceltmedik mi? Şüphesiz zorlukla birlikte bir kolaylık vardır. Evet, zorluğun yanında bir kolaylık muhakkak vardır. O halde bir işin bitip boş kalınca bir başkasına yapış ve de Rabbine yönelip yakar."

Kendisiyle ilgili hakikatı şöylece apaçık ifade buyurmaktadır:

"Dikkat ediniz! Böbürlenmek için söylemiyorum, ben Allah'ın sevgilisiyim. Kıyamet günü Hz. Adem (as) dahil bütün peygamberlerin altında toplanacağı livaü'l-hamd sancağını taşıyacak olan benim; bununla böbürlenmiyorum. Hakikat şu ki cennetin kapısını ilk açacak olan benim. Açılan bu cennetin kapısından yoksullarla beraber Allah'ın cennetine ilk olarak sokacağı, kimsede benim, bu da böbürlenmek için değil. Allah katında gelmiş ve gelecek olanların en kıymetlesi ve en seçkini benim. Bunu da böbürlenmek için söylemedim"

Şüphesiz Resulullah (sav) değerini, faziletini bilenler onu yad eder, ona salat ve selam ederler. Bu cümleden olarak her şeyi en iyi bilen ve ona kıymet bahşeden Alemlerin Rabbi, kuluna, Muhammedine salat ve selam etmektedir. Alemlerin Rabbinin bu salat ve selamına bütün melekler iştirak etmekte ve adeta insanlık aleminin bu tevhide ve ahenge eşlik etmesini, Hz. Muhammed'e salat ve selam etmesini arzulamaktadırlar.

Hatta insanoğlunun cansız diye nitelendiği varlıklar, Hz. Muhammed'in muhabbetiyle adeta canlanmakta, dile gelmekte, bir dem olsun ondan ayrılmaya, onun hasretini çekmeye tahammül edememektedirler. Bunun en canlı örneğini Sahabe-i Kiram'ın şehadeti ve İmam Buhari'nin takdimiyle arz etmek faydalar vardır:

"Bir hurma kütüğü vardı. Peygamberimiz onun üzerine çıkar v e halka hitap ederdi. Daha sonra Efendimize bir başka minber kurulduğunda o eski hurma kütüğünden gebe develerin iniltisine benzer seslerin çıktığı işitildi. Peygamberimiz minberden inip kütüğü sıvazlayıncaya kadar kütük inledi. Bu hanin-i ciz' hadisesi olarak bilinir. Haber, bize tevatür yoluyla ulaşmıştır."

Bir cuma günü bir mescid dolusu sahabe-i kiramın huzurunda vuku bulan bir hadise Allah elçisine olan bağlılığı iştiyakı ve Hz. peygamber'in varlık üzerindeki himmeti bakımından dikkat çekicidir.

Bu cümleden olarak bir mescid dolusu sahabenin olayla ilgili bazı tespitlerinin altını çizelim:

Hz. Cabir, "Ağaç parçası çocuk gibi feryat etti." buyurur. Sehl b. Said,. "Cemaat (kütüğünün) başına üşüştü. İniltinin etkisiyle rikkate, cezbeye geldiler, hatta onlar da feryad etmeye başladılar" dedi. Hz. Übey ise, "kütüğünün çatlayıp yarılıncaya kadar böğürdünü ve böğürtüsünün mescidi çalkalandırdığını" anlatır.

Hz. Cabir biraz daha ayrıntılarıyla olayı şöyle nakleder:"Sonra Allah Resulu minberden indi, onu kucakladı. O zaman kütük susturulan çocuk gibi hafif hafif inliyordu. Susturduktan sonra Efendimiz, 'O, yanında yapılan zikrullahı işittiği için ağladı.' Buyurdular.

İbn Abbas ise Peygamber Efendimiz'in şunu ifade buyurduklarını nakleder: "Eğer ben onu bağrıma basmasaydım, Resulullah'tan ayrıldığı için hep böyle olacaktı."

Hatta Efendimiz, hurma kötülüğünü sıvazlarken bir çocuk gibi onun gönlünü almaya çalıştı. "istersen seni eskiden bitiğin yere götürüp yeniden dikeyim, istersen cennette dikeyim de cennet ırmaklarından kana kana iç, güzelce neşv ü nema bul, meyve ver, meyveni Allah'ın sevdiği kullar yesinler." diye teklifte bulundu. Kütük ise Hz. Peygamberin yanında bulunmayı bütün bunlara tercih etti. O zaman minberin altına koydular.

Allah elçisi, "Siz onu ayıplamayınız, garipsemeyiniz, Allah Resulü'nden ayrı düşen herşey hüzünlenir." Buyurdular. Bir hurma kütüğünün ağlaması, Allah Resulüne olan sevginin, iştiyakının ifadesidir. Salat ve selam ise Ümmet-i Muhammed'in Peygamberine olan muhabbetinin ifadesi, sevgilerini arz edişleridir. Allah Elçisine olan bu muhabbet karşılıksız da değildir. O kendisini seveni sever, kendisine salat ve selam edeni karşılar, hatta ümmetini Allah'ın bereketine eriştirir. Allah'ın dostları vasıtasıyla Allah Elçisine ulaşanı, Allah'ın elçisi Cenab-ı Hakk'a ulaştırır. bu vuslat sırrı şu ayeti kerime ve hadisi şeriflerle açığa çıkar: "Şüphesiz Allah ve melekleri o nebi Muhammed Mustafa'ya salat ve selam ederler, o halde ey Ümmet-i Muhammed siz de ona salat ve selam ediniz."

"Bana bir kez salat ve selam eden Allah on kez salat ve selam eder."

"Yeryüzünde Allah'ın gezici melekleri vardır. Bunlar ümmetimden bana salat ve selamı ulaştırmaya memurdurlar.".

"Bana salat ve selam ediniz. Öyle demler vardır ki, sizin salat ve selamınız bana arzedilir ve onların ravzamda karşılarım". buyurduklarında sahabe, hayret içerisinde "Sen vefat edip toprağa karışınca bu iş nasıl olur?" diye sordular. Allah Elçisi, "Allah, peygamberlerinin cesetlerini yemeyi toprağa yasak kılmıştır. Toprak, nebilerin cesedini yiyemez." Buyurdular.

Ashab-ı Kiram, Allah Elçisine "Size nasıl salat ve selam edelim?" diye sorduğu zaman, "Allahümme salli ala Muhammedin ve ala al-i Muhammed" deyiniz buyurdular. Başka bir rivayetle aynı soruya, "Allahümme salli ala Muhammedin ve ala al-i Muhammed, kema salleyte ala İbrahime ve ala al-i İbrahim, inneke hamidun, mecidun" deyiniz buyurdular.

Bir gün Cebrail (as) Hz. Peygamber'e gelerek Allah'ın selamını getirdi ve şunu arzetti. " Kim sana salat ve selam ederse Allah ona on kez salat ve selam eder, ondan on kötülüğü giderir ve ona on iyilik yazar."

Bir ayet-i kerimede hamedilmesi ve selamın söylenmesi emredilmektedir. "Allah'a hamd ve onun seçtiği kullarına selam olsun, de."

Efendimiz buyurur ki: "Kabrimi secde yeri edinmeyiniz, fakat ban asalat ve selam ediniz. Zira nerede olursanız olunuz getirdiğiniz salavat bana ulaştırır."

"Sizlerden biri bana salat ve selam getirdiğinde selamına karşılık vermem için Cenab-ı Hak ruhumu iade eder."

Resulullah'a getirilen salat ve selamlar, kulun arınması içindir. Kul, Cenabı-ı Hakk'ın sevdiklerini sever, salat ve selam ederse, Allah'a olan sevgisini pekiştirir, vuslar adımlarını hızlandırır:

"Bana salat ve selam getiriniz. Zira bu, temizlenip arınmanıza bir vesiledir."

"Mahşer günü bana en yakın bulunacak olanlar, bana en ziyade salat ve elam getirenler olacaklardır."

Şüphesiz salat ve selam Ümmet Muhammed'den her birinin, peygamberlerine olan aşk ve iştiyaklarının bir ifadesi olarak gönüllerden ve dillerden düşmez. Ümmet-i Muhammed, "Allahümme salli ala Muhammedin ve ala al-i Muhammed" diyerek hem peygamberini hem de onun yakınlarını, dostlarını yad eder. Böylece gönül dünyasında muhabbet filizleri boy atar, arınma ve tezkiye başlar.

İrşad ehli Hak dostları bu arınma vesilesi olan salat ve selam ile dostlarını Hz. Muhammed'in eşiğine vasıl kılarlar... (Prof. Dr. Haydar Baş, İslam'da Zikir, sayfa 243-251).

Eren Kaşıkçı Tokat'ta son yolculuğuna uğurlandı

İstanbul'daki evinde ölü bulunan ünlü şef Eren Kaşıkçı, memleketi Tokat'ta son yolculuğuna uğurlandı

31.07.2026 17:02:00
İhlas Haber Ajansı
 
Eren Kaşıkçı Tokat'ta son yolculuğuna uğurlandı
Eren Kaşıkçı Tokat'ta son yolculuğuna uğurlandı
Sarıyer Kilyos'taki evinde tek başına yaşayan ve 2 gündür kendisinden haber alınamayan 37 yaşındaki MasterChef 2021 şampiyonu Eren Kaşıkçı evinde ölü bulunmuştu. İncelemenin ardından hayatını kaybettiği öğrenilen Kaşıkçı'nın cenazesi otopsi için Adli Tıp Kurumu'na götürülmüştü.

Yapılan otopsinin ardından Kaşıkçı için Sancaktepe Yenidoğan Cemevi'nde dün ikindi namazına müteakip düzenlenen cenaze namazının ardından defnedilmek üzere memleketi Tokat'a uğurlandı. Kaşıkçı'nın cenazesi merkeze bağlı Musullu köyüne getirilerek burada kılınan cenaze namazının ardından köy mezarlığında toprağa verildi. Cenaze törenine Kaşıkçı'nın akrabaları ve yakınları katıldı.

169 yangından 163'ü kontrol altında

Türkiye genelinde sıcak hava ve şiddetli rüzgarın tetiklediği orman yangınlarına havadan ve karadan müdahale aralıksız sürüyor. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, dünden bu yana çıkan 169 yangından 163'ünün tamamen kontrol altına alındığını bildirdi. Muğla Fethiye yangını tamamen söndürülürken, kalan kritik bölgelerde ekiplerin alevlerle amansız mücadelesi devam ediyor

31.07.2026 15:20:00 / Güncelleme: 31.07.2026 15:21:49
Haber Merkezi
 
169 yangından 163'ü kontrol altında
169 yangından 163'ü kontrol altında
Türkiye, yaz sıcakları ve kuvvetli fırtınanın etkisiyle Akdeniz ve Ege kıyıları başta olmak üzere birçok noktada es zamanlı çıkan orman yangınlarına karşı topyekun bir mücadele yürütüyor. Orman Genel Müdürlüğü (OGM) ile AFAD koordinasyonunda yürütülen çalışmalarda binlerce personel, onlarca uçak ve helikopter alevlerin önüne set çekmek için gece gündüz mesai harcıyor.

Fethiye ve Seydikemer'den güzel haber

Tarım ve Orman Bakanlığı Yangın Yönetim Merkezi'nden son durum verilerini paylaşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, sahadaki özverili çalışmalar neticesinde Muğla/Fethiye yangınının tamamen kontrol altına alındığını duyurdu. Bölgede soğutma çalışmalarına geçilirken, yine aynı bölgedeki Muğla/Seydikemer yangını da tamamen kontrol altına alınan alanlar arasında yer aldı. Sarp arazisiyle ekipleri zorlayan Antalya/Kaş ve Isparta/Eğirdir yangınları da kontrol altına alınan diğer noktalar oldu.

Bakan Yumaklı, an itibarıyla Balıkesir/Gömeç, Antalya/Alanya ve Mersin/Gülnar-Aydıncık yangınlarının büyük ölçüde kontrol altında olduğunu ve riskin düşürüldüğünü belirtti. Aydın/Çine'deki yangını tamamen kontrol altına almak için ise havadan ve karadan yoğun müdahalelerin sürdüğü bildirildi.

"Açık alanda kesinlikle ateş yakmayın"

Yangınların çıkış nedenlerine ve önümüzdeki günlerin risk haritasına dikkat çeken Bakan İbrahim Yumaklı, vatandaşlara hayati uyarılarda bulundu. Son çıkan yangınların yüzde 70'inden fazlasının orman dışı alanlarda (bağ, bahçe, anız) başlayıp ormanlara sıçradığını vurgulayan Bakan Yumaklı, "Düşük nem, yüksek sıcaklık ve şiddetli rüzgâr bir araya geldiğinde en küçük bir kıvılcım dahi felakete dönüşebiliyor" dedi. Önümüzdeki günlerin çok kritik olduğunu belirten Bakan Yumaklı, Çanakkale'den Mersin'e kadar olan kıyı şeridinde rüzgarın etkili olduğunu vurguladı. Vatandaşlara açık alanda ateş yakmamaları konusunda uyarıda bulunan Bakan, bu dönemin atlatılması için hassasiyet çağrısında bulundu."

Yerleşim yerlerinde kritik tahliyeler gerçekleşti

Yangınların yerleşim yerlerini tehdit etmesi üzerine valilikler ve AFAD koordinesinde birçok mahallede geniş çaplı tahliye işlemleri gerçekleştirildi. Alınan önlemler kapsamında Muğla Seydikemer'de 408 konut boşaltılırken, 703 vatandaş ve yaklaşık 100 hayvan güvenli alanlara sevk edildi. Ayrıca Seydikemer Devlet Hastanesi'ndeki 45 hasta tedbir amaçlı Fethiye'ye nakledildi.

Alevlerin yaklaştığı bir diğer bölge olan Balıkesir Edremit (Altınoluk) ve Gömeç hatlarında ise 210 konut tedbir amacıyla tahliye edildi ve yaklaşık 650 bölge sakini güvenli yerlere yerleştirildi. Antalya'nın Kumluca ilçesinde 50 konut, Alanya ilçesinde ise Sapadere, Fakırcalı ve Beldibi mahallelerindeki riskli 45 konut şiddetli rüzgar nedeniyle hızla boşaltıldı. Kumluca'da boşaltılan hanelerden 10 tanesi alevlerin sıçraması nedeniyle kullanılamaz hale geldi. Aydın Çine'de ise Kavşıt Yaylası'nda bulunan 30 ev önlem olarak boşaltılırken, alevlerin ulaştığı 5 evde maddi hasar oluştu.

"Tek bir can kaybımızın olmaması en büyük tesellimiz"

Muğla Valiliği ve Balıkesir Valiliği tarafından yapılan ortak açıklamalarda, tahliyelerin tamamen rüzgarın yön değiştirme riskine karşı "önlem amaçlı" yapıldığı vurgulandı. Yetkililer, erken tahliye kararları sayesinde yerleşim yerlerinde herhangi bir can kaybı yaşanmadığını, evlerinden tahliye edilen vatandaşların her türlü barınma ve gıda ihtiyacının Kızılay ve AFAD ekiplerince eksiksiz karşılandığını bildirdi.

2 kişi tutuklandı

Yangın riski nedeniyle AFAD ve Bakanlık iş birliğiyle, aralarında İzmir, Muğla ve Antalya'nın da bulunduğu 9 ildeki vatandaşlara cep telefonlarından acil durum uyarısı gönderildi. Vatandaşlara "Ekipleri engellemeyin, yolları boş bırakın" çağrısı yinelendi.

Öte yandan, Balıkesir/Gömeç'teki yangının kaynak çalışmasından çıktığı belirlenirken, olayla ilgili adli süreç başlatıldı ve 2 şüphelinin tutuklandığı bildirildi. Bölgelerde hasar tespit çalışmaları tüm hızıyla sürüyor.

TBMM Genel Kurulunda, öğrenci affına ve yükseköğretime ilişkin düzenlemeleri içeren Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi kabul edilerek yasalaştı

TBMM Genel Kurulunda, öğrenci affına ve yükseköğretime ilişkin düzenlemeleri içeren Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi kabul edilerek yasalaştı. Yükseköğretim kurumlarında hazırlık dahil bütün sınıflarda intibak, ön lisans, lisans tamamlama, lisans ve lisansüstü öğrenimi görürken belli sebepler dışında ilişiği kesilenlerden daha önce "öğrenci affından" faydalanmayanlar, başvuruda bulunması halinde 2026-2027 eğitim öğretim yılında öğrenimlerine başlayabilecek

31.07.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 TBMM Genel Kurulunda, öğrenci affına ve yükseköğretime ilişkin düzenlemeleri içeren Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi kabul edilerek yasalaştı
 TBMM Genel Kurulunda, öğrenci affına ve yükseköğretime ilişkin düzenlemeleri içeren Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi kabul edilerek yasalaştı
TBMM Genel Kurulunda, öğrenci affına ve yükseköğretime ilişkin düzenlemeleri içeren Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi kabul edilerek yasalaştı. Yükseköğretim kurumlarında hazırlık dahil bütün sınıflarda intibak, ön lisans, lisans tamamlama, lisans ve lisansüstü öğrenimi görürken belli sebepler dışında ilişiği kesilenlerden daha önce "öğrenci affından" faydalanmayanlar, başvuruda bulunması halinde 2026-2027 eğitim öğretim yılında öğrenimlerine başlayabilecek.

Öğretim üyelerinden, yaş haddini dolduracakları tarihten önce başvurmuş olup sözleşme tarihi itibarıyla öğretim üyesi kadrolarında bulunanlardan yükseköğretim kurumlarınca belirlenen bölüm ve programlarda görevlerinde kalmalarında fayda görülenler, yükseköğretim kurumunun görüşü ve Yükseköğretim Kurulunun kararı ile emeklilik yaş hadlerini doldurdukları tarihten itibaren, yetmiş beş yaşını geçmemek üzere emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanıncaya kadar ikişer yıllık sürelerle sözleşmeli olarak çalıştırılabilecek. Bu fıkra kapsamında çalıştırılacak sözleşmeli öğretim üyesi sayısını bölüm, program veya yükseköğretim kurumları itibarıyla sınırlandırmaya ve uygulamanın hizmet gerekleri ve akademik kriterlere uygun yürütülmesi amacıyla gerekli belirlemeleri yapmaya Yükseköğretim Kurulu yetkili olacak.

Kanunla, sözleşmeli öğretim üyesi istihdamının sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla yaş haddinden sözleşmeli öğretim üyesi olarak çalışan öğretim üyelerinin kadrolu öğretim üyesi olarak çalışmaktayken var olan özlük haklarının, sözleşmeli öğretim üyesiyken de devamı ve her iki statüdeki öğretim üyeleri arasında fiili çalışmaya bağlı ödemeler yönünden uygulama birliğinin sağlanması hüküm altına alınıyor.

Türk Cumhuriyetleri ve Akraba Topluluklarındaki yükseköğretim kurumlarından resmi davet alan öğretim elemanlarına 3 yılı aşmamak ve bütün özlük hakları saklı kalmak üzere üniversite yönetim kurulunun kararı ve Milli Eğitim Bakanlığının onayıyla aylıklı izin verilebilecek. Uluslararası andlaşmalarla kurulan üniversitelerde ve Yükseköğretim Kurulunun taraf olduğu protokoller gereği ikili andlaşmalarla yurt dışındaki yükseköğretim kurumları bünyesinde açılan programlarda bu süre 5 yıla kadar uzatılabilecek.

Düzenlemeyle, azami öğrenim süresi sonunda kayıtlı olduğu öğretim kurumundan mezun olabilmek için intörnlük eğitimi dönemi hariç son sınıf öğrencilerine, başarısız oldukları veya alamadıkları teorik veya uygulamalı bütün dersler için iki ek sınav veya tekrar hakkı verilecek.

Bu öğrencilerden teorik veya uygulamalı derslerden başarılı olmuş ancak uygulamalı eğitime veya intörnlük eğitimine başlamamış veya eğitimini tamamlamamış ya da başarısız olanlara, uygulamalı veya intörnlük eğitimlerini tamamlama imkanı tanınacak. Azami öğrenim süresini dolduran ara sınıf öğrencilerine ek sınav hakkı verilmeyecek.

Uygulamalı eğitim ve intörnlük eğitimine ilişkin esasları belirlemeye Yükseköğretim Kurulu yetkili olacak.

Kişisel emek ve birikimine dayanmayan, başkaları tarafından ücret karşılığında veya ücretsiz olarak üretilmiş yayın ve çalışmalarını atama, yükselme, unvan ve derece kazanılmasında kullananların yanı sıra bu fiilleri başkaları adına yapanlara veya bu fiillere aracılık edenlere yönelik de meslekten çıkarma cezası uygulanacak.

Disiplin soruşturmasına yönelik düzenlemeler
Kanun'da yapılan değişiklikle, disiplin soruşturmasına, soruşturmanın yürütülmesi ile ifade ve savunma haklarının kullanılmasına ilişkin usul ve esaslar, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı dikkate alınarak yeniden düzenlenecek. Böylece hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri ile hukuki dinlenilme hakkının sağlanması amaçlanıyor.

"Disiplin soruşturması, ifade alma ve savunma hakkı" başlıklı hükme göre, disiplin soruşturmasında ifade ve savunmada soruşturmacı tarafından soruşturulana gönderilecek ifadeye davet yazısında hakkındaki iddiaların neler olduğu açıkça belirtilerek 7 günden az olmamak üzere verilecek süre içerisinde ifadesinin alınacağı ve bu süre içerisinde sözlü veya yazılı ifade verilmediği takdirde dosyadaki mevcut deliller kapsamında işlem tesis edileceği bildirilecek. Soruşturmacı toplanan deliller kapsamında teklifte bulunacak.

Disiplin cezası vermeye yetkili makam tarafından soruşturulana gönderilen savunmaya davet yazısında teklife esas alınan eylemin neden ibaret olduğu ve bu eyleme karşılık gelen disiplin cezasının ne olduğu ile 7 günden az olmamak üzere verilecek sürede savunmasını yapması gerektiği bildirilecek. Davet yazısında ayrıca soruşturulana, savunmasını verilen sürede yapmadığı takdirde savunma hakkından vazgeçmiş sayılacağı ve mevcut delillere göre hakkında karar verileceği aktarılacak. Savunmaya davet yazısında, soruşturulana savunma hakkını kullanmadan önce soruşturma evrakını inceleyebileceği bildirilecek.

Tıpta uzmanlık mevzuatına göre yan dal uzmanlığı bulunan öğretim üyeleri ve araştırma görevlileri için ek ödeme tavan oranı, Sağlık Bakanlığında görev yapan emsallerinin aldığı ödeme oranına uygun hale getirilecek.

Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca ortak araştırma merkezlerinde görevlendirilen öğretim elemanları, kendi üniversitelerinde yürütülen döner sermaye faaliyetlerine olan katkıları da dikkate alınarak ilgili mevzuat kapsamında ek ödemeden yararlanmaya devam edecek. Yürütülen proje gelirlerinden alınan dayanıklı taşınırlar koordinatör üniversitenin envanterine kaydedilerek proje kapsamında ortak uygulama ve araştırma merkezi üniversitelerine tahsis edilebilecek. Proje tamamlandığında dayanıklı taşınırların kurumlar arası bedelsiz devirle hangi yükseköğretim kurumuna verileceğine ortak uygulama ve araştırma merkezi yönetim kurulunca karar verilecek. Koordinatör üniversite değişikliğinde ortak uygulama ve araştırma merkezinin borç, alacak ve nakit bakiyeleri, yeni koordinatör üniversiteye devredilecek.

Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu kapsamında birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinin bir önceki yıl gayrisafi hasılatının yüzde 2,5'i dikkate alınarak ilgili üniversitelerin bünyesinde yürütülen bilimsel araştırma projelerinin desteklenmesi amacıyla o yıla ait merkezi yönetim bütçesinde gerekli ödenek ilgili üniversite bütçesine tahsis edilecek. Birlikte kullanımdaki bir sağlık tesisinin birden fazla üniversite ile protokol akdetmiş olması halinde ise yüzde 2,5 oranı, üniversitelerin birlikte kullanımdaki sağlık tesisinde görevlendirdiği öğretim elemanı sayısıyla orantılı şekilde bölünerek hesaplanacak. Bu kapsamda yürütülecek işlemlere ilişkin usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının uygun görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek.

152 bin 449 adayın başvurduğu ALES/2 bu pazar yapılacak

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 152 bin 449 adayın başvurduğu Akademik Personel Ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı'nın (ALES/2) bu pazar yapılacağını duyurdu

31.07.2026 12:15:00
İHA
 
152 bin 449 adayın başvurduğu ALES/2 bu pazar yapılacak
152 bin 449 adayın başvurduğu ALES/2 bu pazar yapılacak
ÖSYM, ALES/2'nin bu pazar yapılacağını açıkladı. Bu kapsamda sınav, 81 il ve 92 sınav merkezinde gerçekleştirilecek. Sınavda, 395 bina ve 5 bin 895 salon kullanılacak. Ayrıca saat 10.15'te başlayacak sınavda adayların, saat 10.00' dan sonra sınav binalarına alınmayacağı belirtildi. Sayısal ve sözel testlerde 50' şer sorunun sorulacağı sınavda adaylara 150 dakika cevaplama süresi verilecek.

12.45' te sona erecek sınavda süre verilmesi uygun bulunan engelli adaylar, 30 dakika ilave sürelerini kullanabilecek. Sayısal testi, adayların sayısal ve mantıksal akıl yürütme becerilerini, sözel testi ise sözel akıl yürütme becerilerini ölçmeye yönelik sorulardan oluşacak. Soruların belirli yükseköğretim programlarında kazanılan yeterlikleri ve bilgileri ölçmeye yönelik olmayacağı, farklı alanlardan gelen yükseköğretim kurumu mezunlarının cevaplayabilecekleri nitelikte olacağı da özellikle ifade edildi.

Sonuçlar 21 Ağustos'ta belli olacak

ALES/2'nin sonuçları ise 21 Ağustos'ta açıklanacak. Sonuçlar, Türkiye'de lisansüstü eğitime girişte, yurt dışına lisansüstü eğitim için gönderilecek adayların seçiminde ve teknik öğretmenler için mühendislik tamamlama programlarında kullanılacak. Sınavın sonuçları, açıklandığı tarihten itibaren 5 yıl süreyle geçerli olacak. Yurt içindeki ve yurt dışındaki kurumlar istedikleri takdirde amaçları doğrultusunda bu sınavın sonuçlarını kullanabilecekler.

Adaylar, sınava girecekleri yer bilgisini gösteren sınava giriş belgelerine ÖSYM'nin "ais.osym.gov.tr" adresinden erişebilecek. Kimlik kartını kaybeden, nüfus cüzdanı olmayan veya nüfus cüzdanında kimlik numarası ve fotoğraf bulunmayan adaylar için il ve ilçe nüfus müdürlükleri, sınav günü açık tutulacak.

"152 bin 449 aday sınava başvurdu"

ALES'in ikincisine 152 bin 449 başvuru olduğunu belirten ÖSYM Başkanı Bayram Ali Ersoy, "Lisans programından mezun olabilecek durumda bulunan, lisans programını bitiren ve denklik belgesi almış olmak kaydıyla yurt dışında lisans eğitimi görmüş olan 152 bin 449 aday sınava başvurdu. Emniyet görevlisi dahil 20 bin 682 personel sınav için görev yapacak. Sınava 643 engelli aday katılacak. Sınava başvuran gaziler ile şehit ve gazilerin eş ve çocukları sınav ücretinden muaf tutuldu ve bu haktan bin 268 aday yararlandı. Ayrıca ceza infaz kurumlarında sınava uygun hale getirilen 57 bina sınav için kullanılacak. Ülkemizin akademik geleceğinin belirlenmesinde önemli bir aşama olan sınava katılacak adaylara başarılar, görevlilere kolaylıklar dilerim" dedi.

Atama ve görevden alma kararları Resmi Gazete'de

Bazı bakanlık ve kamu kurumlarına ilişkin atama ve görevden alma kararları, Resmi Gazete'de yayımlandı

 

31.07.2026 10:44:00
Anadolu Ajansı
 
Atama ve görevden alma kararları Resmi Gazete'de
Atama ve görevden alma kararları Resmi Gazete'de

Bazı bakanlık ve kamu kurumlarına ilişkin atama ve görevden alma kararları, Resmi Gazete'de yayımlandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imzasıyla yayımlanan kararlara göre, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nde açık bulunan Genel Müdür Yardımcılığına Melikşah Taşkın atandı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nda açık bulunan 11. Bölge Müdürlüğüne Bilal Timur getirildi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Marmaris Bölge Liman Başkanı Eray Aykanat görevden alındı, yerine Çetin Çiftci'nin ataması yapıldı.
 

Madenciler kendini zincirledi

Bakanlık gözetiminde imzalanan protokole rağmen haklarını alamayan Doruk Madencilik işçileri, Ankara'daki Yıldızlar SSS Holding önünde kendilerini zincirleyerek eylem yaptı. Polisin sert müdahalesiyle karşılaşan çok sayıda işçi ve sendika yöneticisi gözaltına alındı

30.07.2026 19:30:00
Haber Merkezi
 
Madenciler kendini zincirledi
Madenciler kendini zincirledi
Eskişehir'de faaliyet gösteren Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki Doruk Madencilik işletmesinde çalışan ve aylardır maaş, fazla mesai ile kıdem tazminatı alacaklarını tahsil edemeyen maden işçilerinin direnişi başkent Ankara'da kritik bir evreye taşındı.

27 Temmuz'dan bu yana holding binası önünde nöbet tutan ve bakanlıklar önünde seslerini duyurmaya çalışan işçiler, 30 Temmuz 2026 sabah saatlerinde taleplerine karşılık bulamayınca kendilerini holding binası önündeki ağaçlara ve demirlere zincirledi.

Protokol imzalandı ama hesaplar boş kaldı

Yaklaşık 580 işçinin mağdur olduğu süreçte, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı gözetiminde 16 Haziran 2026 tarihinde bir protokol imzalanmıştı. Protokole göre şirketin tüm birikmiş alacakları ve kıdem tazminatlarını 23 Temmuz 2026 tarihine kadar ödemesi taahhüt edilmişti. Ancak belirlenen sürenin geçmesine rağmen holding tarafından herhangi bir ödeme gerçekleştirilmedi.

Sözlerin tutulmaması üzerine yeniden harekete geçen madenciler, son üç gündür Ankara'da sırasıyla Çalışma Bakanlığı ve Enerji Bakanlığı önünde baret vurma eylemleri gerçekleştirdi. Enerji Bakanlığı önündeki dünkü eylemler sırasında bir madencinin açlık ve stres sebebiyle fenalaşarak bayılması, alandaki tansiyonu yükseltmişti.

"Eşine ilaç alacak adam var, paramızı bırakmayacağız"

Bugün sabah saat 14.00 sularında holding binası önünde tekrar bir araya gelen Türkiye Maden-İş Sendikası üyesi işçiler, "Ölmek var, dönmek yok" sloganlarıyla kendilerini zincirledi. Kendisini ağaca zincirleyen işçilerden biri yaptığı açıklamada, "Polisle karşı karşıya gelmemek için kendimizi zincirledik. Paramızı almadan buradan ayrılmayacağız. Evde çocuklarımızdan utanıyoruz, hakkımızı bu şirkete bırakmayacağız" diyerek tepkisini dile getirdi.

Türkiye Maden-İş Sendikası Orta Anadolu Şube Başkanı Talih Kocabıyık ise alandaki emniyet güçlerine seslenerek duruma şu sözlerle isyan etti:

"Size bu emri verenler 5 ay kıdem tazminatı almasın, bak bakalım buraya gelmiyorlar mı? Bir tane emek hırsızı holdingi koruyorsunuz. Aramızda kendini zincirleyen, eşi kanser tedavisi gören bir çalışanımız var. 700 bin lira tazminat alacağı duruyor, eşine ilaç alacak. İyi niyetli bir firma olsa önce bu adama ödeme yapardı."

Polis zincirleri kırarak müdahale etti

Eylemin ilerleyen saatlerinde holding binası önü tamamen polis ablukasına alındı. İşçilerin alanı terk etmemesi üzerine emniyet güçleri demir kesme makaslarıyla madencilerin kendilerini bağladığı zincirleri kesti. Çıkan arbedenin ardından başta Şube Başkanı Talih Kocabıyık ve sendika yöneticileri olmak üzere çok sayıda maden işçisi darp edilerek gözaltına alındı.

Maden işçilerinin sendika temsilcileri, gözaltılara rağmen tüm yasal alacaklar hesaplara yatırılana kadar Ankara'daki hak arama mücadelesinden vazgeçmeyeceklerini vurguladı.

Eren Kaşıkçı'nın ölümündeki kahreden detay ortaya çıktı

MasterChef Türkiye'nin 2021 şampiyonu ve gastronomi dünyasının sevilen ismi Eren Kaşıkçı, Kilyos'taki evinde hareketsiz halde bulundu. 37 yaşındaki şefin ani vefatı sevenlerini yasa boğarken, olay yeri incelemelerindeki ilaç detayı ve kalp krizi şüphesi soruşturmanın seyrini değiştirdi

30.07.2026 18:00:00
Haber Merkezi
 
Eren Kaşıkçı'nın ölümündeki kahreden detay ortaya çıktı
Eren Kaşıkçı'nın ölümündeki kahreden detay ortaya çıktı
Televizyon ekranlarında sakin tavırları, teknik bilgisi ve "Kızıl Sakal" lakabıyla geniş bir hayran kitlesi edinen profesyonel şef Eren Kaşıkçı'dan yaklaşık iki gündür haber alınamıyordu. Olay, dün saat 17.00 sıralarında Sarıyer Kumköy Mahallesi'nde meydana geldi. Kaşıkçı'ya ulaşamayan iş ortağı Mikail Malkoçoğlu, ünlü şefin yalnız yaşadığı eve gitti ve kendisini yerde hareketsiz halde buldu. İhbar üzerine adrese hızla sevk edilen jandarma ve acil sağlık ekiplerinin yaptığı ilk kontrollerde, Eren Kaşıkçı'nın hayatını kaybettiği kesinleşti.

İlk şüphe kalp krizi: "İlaçlarına uzanmaya çalışıyordu"

Olay yerinde yapılan ilk incelemelerde yürek burkan bir detay gün yüzüne çıktı. İddialara göre ünlü şef, yatağının hemen başucundaki komodinin üzerinde bulunan ilaçlarına uzanmaya çalıştığı sırada yaşamını yitirdi.

Konuyla ilgili basın mensuplarına açıklamalarda bulunan iş ortağı Mikail Malkoçoğlu, "Biz de kesin sonucu Adli Tıp raporu çıkınca öğreneceğiz. Ancak adrese gelen sağlık ekiplerinin ilk izlenimi, arkadaşımızın kalp krizi geçirmiş olabileceği yönünde" ifadelerini kullandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, şefin ölümüyle ilgili herhangi bir ihmal ya da şüphe kalmaması adına kapsamlı bir tahkikat yürütüyor.

Yeni şubeler için yoğun bir mesai harcıyordu

MasterChef şampiyonluğunun ardından gastronomi kariyerine hız kesmeden devam eden Eren Kaşıkçı, Kadıköy'de kurduğu ve büyük emek verdiği "Kızıl Sakal Sandviç & Burger" isimli restoranıyla adından söz ettiriyordu.

Son günlerinde işlerine oldukça yoğunlaştığı belirtilen Kaşıkçı'nın, mevcut restoranını büyütmekle kalmayıp Pendik Kurtköy'de açmayı planladığı yeni şubesinin hazırlıkları için gece gündüz çalıştığı öğrenildi. Acı haberin ardından Kadıköy'deki restoranı bugün kapılarını açmayarak sessizliğe büründü.

Kızının doğum gününden iki gün sonra gelen acı veda

Ünlü şefin vefatının arkasındaki bir diğer dramatik detay ise aile yaşantısında saklıydı. Olay esnasında eşi ve çocuğunun Gökçeada'da olduğu öğrenilirken, Kaşıkçı'nın çok sevdiği kızı Maya'nın doğum gününün 27 Temmuz olduğu ortaya çıktı.

Kızının doğum gününü kutladıktan yalnızca iki gün sonra hayata gözlerini yuman başarılı şefin ani ölümü, TV8 ve Acun Medya başta olmak üzere tüm televizyon ile gastronomi dünyasında derin bir şok etkisi yarattı. Acun Ilıcalı ve programın jüri üyeleri sosyal medya hesaplarından duygusal taziye mesajları yayınladı.

Memleketi Tokat'a uğurlandı

Adli Tıp Kurumu'ndaki otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından Eren Kaşıkçı'nın cenazesi ailesi tarafından teslim alındı. Ünlü şefin cenazesi, ikindi namazına müteakip Yenidoğan Cemevi'nden kaldırıldı. Kaşıkçı, törenin ardından toprağa verilmek üzere memleketi Tokat'a doğru uğurlandı.

Bu arada Eren Kaşıkçı'nın son röportajını Meltem TV'ye verdiği öğrenildi.

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, X sosyal medya hesabından Türkiye ile ABD ilişkileri üzerine bir paylaşım yaptı

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, X sosyal medya hesabından Türkiye ile ABD ilişkileri üzerine bir paylaşım yaptı

30.07.2026 16:48:00
Ahmet Turan Yiğit
 
 Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, X sosyal medya hesabından Türkiye ile ABD ilişkileri üzerine bir paylaşım yaptı
 Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, X sosyal medya hesabından Türkiye ile ABD ilişkileri üzerine bir paylaşım yaptı
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, X sosyal medya hesabından Türkiye ile ABD ilişkileri üzerine bir paylaşım yaptı. Paylaşımında Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler Türkiye'nin sürekli taviz vermesiyle ilerlediğine dikkati çeken BTP lideri Baş, "Türkiye, ABD'ye "stratejik ortak" derken; ABD, Türkiye'yi düşman ülkelere uyguladığı CAATSA yaptırımlarına tabi tutuyor" ifadelerine yer verdi. 
BTP lideri Hüseyin Baş, şu açıklamada bulundu:
"Türkiye'nin ABD ile ilişkileri tek taraflı bir taviz süreci şeklinde ilerliyor.
Türkiye, ABD'ye "stratejik ortak" derken; ABD, Türkiye'yi düşman ülkelere uyguladığı CAATSA yaptırımlarına tabi tutuyor.
ABD Başkanı Trump'ın NATO Zirvesi için geldiği Ankara'da yaptığı açıklamalar hâlâ gündemde.
Ankara'ya hediyelerle gelecek denilen Trump, Sayın Cumhurbaşkanımızı bol bol övdükten sonra CAATSA yaptırımlarının kaldırılma ihtimalinden bahsetti.
Bu açıklama, Türk basınında zafer başlıklarıyla yer alırken, araya F-35'ler ve KAAN uçağı motorları da sıkıştırıldı.
Peki, sonuç?
Yine sonuç yok!
ABD, bırakın yaptırımların kaldırılmasını, hazırgiyimde yüzde 12,5 oranında ek vergi getirdiği ülkelerin arasına Türkiye'yi de dâhil etti.
Bu durum bir kez daha tescillemiştir ki; ABD, ülkemizi bölgedeki çıkarları için bir aparat olarak görmektedir.
ABD'nin bölgede bir tane stratejik ortağı vardır; o da İsrail'dir.
İsrail'in çıkarları, ABD'nin kendi çıkarlarından bile önceliklidir.
Türkiye konusunda da İsrail ne derse, ABD onu yapmaktadır ve yapmaya devam edecektir.
Amaç, bölgeyi bu iki ülkenin çıkarlarına göre dizayn etmektir.
Gazze'den İran'a kadar yaşananlar ne yazık ki bu durumun kanıtıdır.
Bağımsız Türkiye Partisi, Türkiye'nin bu kötü gidişatını değiştirecek olan partidir.
Ekonomi başta olmak üzere, gerçek anlamda bağımsız bir Türkiye ancak Bağımsız Türkiye Partisi iktidarı ile mümkün olabilecektir."

Aydıncık'taki orman yangınında 80 hane tahliye edildi

Mersin'in Aydıncık ilçesinde sabah saatlerinde çıkan orman yangınını kontrol altına almak için havadan ve karadan başlatılan yoğun müdahale devam ediyor. Mersin Valiliği, yangına 325 personel ve 115 araçla müdahale edildiğini, tedbir amacıyla 80 hanenin tahliye edildiğini açıkladı

30.07.2026 15:55:00 / Güncelleme: 30.07.2026 17:04:22
İhlas Haber Ajansı
 
Aydıncık'taki orman yangınında 80 hane tahliye edildi
Aydıncık'taki orman yangınında 80 hane tahliye edildi
Mersin'in Aydıncık ilçesi Eskiyürük Mahallesi Karatepe mevkisindeki ormanlık alanda saat 09.18 sıralarında henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Dumanları fark eden vatandaşların 112 Acil Çağrı Merkezi'ne yaptığı ihbar üzerine bölgeye Mersin Orman Bölge Müdürlüğü koordinesinde çok sayıda ekip sevk edildi.

Yangına havadan 2 yangın söndürme uçağı ile 2 helikopter müdahale ederken, karadan ise Orman Teşkilatı, AFAD, Jandarma, Mersin Büyükşehir Belediyesi, Aydıncık Belediyesi, İl Sağlık Müdürlüğü ve Karayolları Bölge Müdürlüğü ekipleri çalışmalarını sürdürüyor. Yangın söndürme çalışmalarında 32 arazöz ve 11 su ikmal aracının da bulunduğu toplam 115 araç ile 325 personel görev yapıyor.

Söndürme çalışmalarına ayrıca Gülnar ilçesinde yapımı devam eden Akkuyu Nükleer Güç Santrali bünyesindeki Akkuyu İtfaiye Birimi ekipleri de destek veriyor.

Kuvvetli rüzgar nedeniyle zaman zaman yön değiştiren alevlerin yerleşim alanları ile seralara yaklaşması üzerine ekipler bu bölgelerde tedbirlerini artırdı. Yangının daha geniş alanlara yayılmasını önlemek amacıyla havadan ve karadan müdahale aralıksız devam ediyor.

80 hane tahliye edildi

Mersin Valiliğinden yapılan açıklamada, yangın nedeniyle Eskiyürük Mahallesi Karatepe mevkisinde tedbir amacıyla 80 hanenin tahliye edildiği, 50 vatandaşın ise güvenli bölgelere nakledildiği bildirildi. Bölgede vatandaşların can güvenliğinin sağlanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü kaydedildi.

D-400 yolu yeniden ulaşıma açıldı

Yangın nedeniyle kontrollü olarak ulaşıma kapatılan D-400 kara yolunun Aydıncık-Mersin istikametinin yeniden araç trafiğine açıldığı belirtilirken, ulaşımın ayrıca Gülnar güzergahı üzerinden de sağlandığı ifade edildi.

Valilik açıklamasında, bölgede tedbir amacıyla elektrik kesintisi uygulandığı belirtilirken, yangını kontrol altına alma ve söndürme çalışmalarının tüm kurumların koordinasyonuyla aralıksız sürdüğü bildirildi.

Gözaltındaki Sinem Dedetaş'tan açıklama: 'Olmayı hak ettiğim yer nezarethane değildi'

Gözaltına alınan Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, sosyal medya hesabından ilk açıklamasını yaptı. Sağlık durumunun iyi olduğunu belirten Dedetaş, "Tüm çalışma hayatımı gözden geçirdiğimde, olmayı hak ettiğim ve hayal ettiğim yer elbette nezarethane değildi" dedi

30.07.2026 15:55:00
Haber Merkezi
 
Gözaltındaki Sinem Dedetaş'tan açıklama: 'Olmayı hak ettiğim yer nezarethane değildi'
Gözaltındaki Sinem Dedetaş'tan açıklama: 'Olmayı hak ettiğim yer nezarethane değildi'
Üsküdar Belediyesi'nde yapı ve iskan ruhsatı işlemlerinde usulsüzlük yapılarak "rüşvet" ve "irtikap" suçlarının işlendiği iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında düzenlenen operasyonda, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın da aralarında bulunduğu 6 şüpheli gözaltına alındı.
Gözaltında bulunan Sinem Dedetaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda sağlık durumunun iyi olduğunu belirterek destek mesajları için teşekkür etti.

'Olmayı hak ettiğim yer nezarethane değildi'
Dedetaş, paylaşımında şu ifadeleri kullandı: "Bu sabah yanınızda olamasam da her sabah olduğu gibi bugün de aklım ve kalbim Üsküdar'ın sokaklarında.Tüm çalışma hayatımı gözden geçirdiğimde, olmayı hak ettiğim ve hayal ettiğim yer elbette nezarethane değildi. Ama sağlığım yerinde çok şükür. Sizlerin de vermiş olduğu destekleri avukat arkadaşlarımız bana ulaştırıyor, gerçekten çok mutlu oluyorum. Sizden haber almak, destek almak moral veriyor. En yakın zamanda görüşmek ümidi ve sevgilerimle."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.