En sonunda bilgisayarıma kavuştum.
Uzun bir süredir harici klavyenin tuşlarında gezinmenin özlemi içindeydim.
Yazmak öyle bir hastalık ki; not almanız, bir kağıda düşüncelerinizi dökmek o kadar tatmin edici olmuyor. Nükseden rahatsızlığın verdiği sersemlik, taşınma telaşı, kitap ve dokümanların tasnifi derken üzerine birde 2010 model bilgisayarımın teklemesi hasretliği çoğalttı.
Ülke her gün bir operasyonla yatıp-kalkarken, bütün bunların nedenlerini anlamaya çalışmak insanı yoruyor. Her siyasi lider konuya farklı yorumlar getirirken; halkın gözünde sadece bir kesim değil, tüm belediyeler zan altında kalıyor. İşin üzücü tarafı da, kurunun yanında yaş da yanıyor mu diye sorguluyorsunuz. Dolayısı ile belediyelere olan güven azalıyor.
Eskiden bu işler sessiz sedasız yapılır, sular çok fazla bulandırılmazdı.
Nato toplantısı için Türkiye'ye gelen ABD Başkanı'nın Anıtkabir'i ziyaret etmemesi doğrusu bende şok etkisi yaptı. Birisi dünyanın gördüğü, düşmanlarının bile saygı duyduğu, Türkiye'yi yeniden yaratan bir asker; diğeri ise Dünyanın jandarmalığına soyunan, Dünya'yı bir savaşın eşiğine getiren, masum bir sürü insanın dolaylı veya direk ölümüne neden olan seçilmiş bir Kovboy…
Donald Trump'ı incelediğinizde alıştığınızın dışında bir profil sergiliyor olması garibime gitmişti. Sonraki araştırmalar dünyayı savaşa sürükleyen pek çok liderin psikolojik bir rahatsızlık veya ruhsal bozukluk olan narsistlik ile uyuştuğunu görüyorsunuz.
Yıllar evvel katıldığımız bir konferansta konuşmacı; "Dünyanın düzenini narsistler değiştirecek" dediğinde bizler bu tanıma henüz aşina değildik. Bunu yeni bir liderlik tarifi gibi algılamıştık. Oysa bir hastalık imiş.
Hem de öylesine yayılmacılığı olan bir ruh hastalığı ki, farkına vardığınızda geç kalmış oluyorsunuz.
Neyseki şimdilerde sosyal medya bununla ilgili pek çok yazı yayınlıyor da insanlar narsistlerin gerçek yüzlerini algılayabiliyorlar.
Bence yönetim kademelerinde görev alacak olanların her türlü akli dengesizlikten, ruhsal hastalıktan azade olmaları lazım. Yoksa Almanya'nın İkinci Dünya Savaşı'nda yönetimi Hitler ve ekibine teslim etmesi ile başlayan yoksunluklar aynen yaşanabilir.
Çağın modernleşmesi adını verdikleri son yüz yılda insanoğlunun çektiği bedensel ve ruhsal sıkıntılar Had safhada. Hiç kimse yaşadığından mutlu değil. Aldığı maaştan tutun da, ev olarak kullandığı mekana kadar, kullandığı arabaya kadar, doğurduğu çocuğa kadar her şeyden şikayetçi.
Uzman bir hekimin bu konudaki önerilerine kulak vermek, hatta elimizde bu yüzyılın kılavuzu olarak bulundurmamız gereken bir dikkat edilecekler listesi yapmalıyız. Etrafımızdaki insanları değerlendirirken ufkumuzu açacak günlük bir kılavuza ihtiyacımız var.
Maalesef etrafımız yüz yılın vebası olan narsist yayılmacılar ile dolu.
Belki tanıştık, belki çalıştık, belki yaşadık… Sadece bizden kaynaklanan davranışlardan ötürü belki de pişmanlık içindeyiz.
Bütün bunları bilmiyoruz. Uzman değiliz. Ancak çevremizde bizi uyaracak, yanlışlarımızı gösterecek mutlaka bir uzman vardır. Onları dinlemek, önerilerini almak, gelecekte ayni yanlışlara düşmemek, hatta çok yakınımızdaki birileri ise onları tedavi ile yeniden topluma kazandıracak sistemleri önermek zorundayız.
İşe önce kendimizden başlasak, kendimizi tanımamızda yardımcı olmaz mı?
Ne dersiniz?
- Milli olmak / 08.06.2026
- Karışık duygular… / 27.05.2026
- Mayıs ayının kerameti / 23.05.2026
- 19 Mayıs’ın düşündürdükleri… / 22.05.2026
- Edirne’ye doğru… / 16.05.2026
- Silifke Kalesi… / 14.05.2026
- Edep ya Hu! / 05.05.2026
- Güney esintisi… / 02.05.2026
- Çocuk bayramı mı? O da ne? / 27.04.2026























































