Nikol Paşinyan ile Vladimir Putin arasındaki telefon görüşmesi, iki ülke arasındaki ekonomik sorunların ele alındığı bir temas gibi görünüyor. Ancak görüşmenin arka planında çok daha önemli bir tartışma var: Ermenistan, Rusya ile devam eden ekonomik bağlarını koruyarak nasıl daha bağımsız bir dış politika alanı oluşturabilir?
Erivan yönetimi, Rusya pazarına yönelik bazı ihracat kısıtlamalarının Ermenistan-Rusya anlaşmalarına ve Avrasya Ekonomik Birliği kurallarına aykırı olduğunu savundu. Bu itiraz yalnızca ticari bir mesele değil. Aynı zamanda Ermenistan'ın üyesi olduğu ekonomik yapı içinde nasıl bir konuma sahip olmak istediğini de gösteriyor.
Paşinyan'ın mesajı temelde şu noktada toplanıyor: Ermenistan, mevcut ilişkilerini sürdürmek istiyor ancak bu ilişkilerin tek taraflı bir bağımlılık üzerine kurulmasını istemiyor.
Bu yaklaşımı anlamak için biraz geçmişe giderek Paşinyan dönemine bakmak gerekiyor. 2018 yılında Kadife Devrim sonrası iktidara gelen Paşinyan, başlangıçta Rusya ile doğrudan bir çatışmaya girmeden reform ve Batı ile daha yakın ilişkiler kurma hedefiyle hareket etti. Ancak 2020 Karabağ Savaşı ve sonrasında yaşanan gelişmeler, Ermenistan içinde Rusya'nın güvenlik rolüne yönelik tartışmaları artırdı.
Savaş sonrası dönemde Erivan'da önemli bir soru daha fazla sorulmaya başlandı: Rusya, Ermenistan'ın güvenliği konusunda ne kadar güvenilir bir ortak?
Bu tartışmalar, Paşinyan hükümetinin Avrupa Birliği ve Batılı kurumlarla ilişkileri geliştirme arayışını hızlandırdı. Ancak siyasi tercihler değişse de ekonomik gerçekler aynı hızla değişmiyor.
Bugün Ermenistan'ın karşı karşıya olduğu temel sorun da burada ortaya çıkıyor. Avrupa ile daha yakın ilişkiler kurma isteği var, fakat enerji, ticaret ve iş gücü hareketliliği gibi alanlarda Rusya'nın ağırlığı devam ediyor. Bu nedenle Erivan yönetimi kısa vadede bir kopuş değil, daha geniş bir hareket alanı oluşturmaya çalışıyor.
Rusya açısından ise mesele yalnızca ihracat kısıtlamaları veya ekonomik düzenlemeler değil. Moskova, Avrasya Ekonomik Birliği'ni aynı zamanda bölgesel etkisinin önemli araçlarından biri olarak görüyor. Bu nedenle Ermenistan'ın Avrupa Birliği ile ilişkilerini hangi seviyeye taşıyacağı, Kremlin tarafından yakından takip ediliyor.
Buradaki kritik soru şudur: Avrasya Ekonomik Birliği, üyeler arasındaki siyasi farklılıklara rağmen ekonomik bir yapı olarak güvenilirliğini koruyabilecek mi? Çünkü ekonomik birliklerin gücü sadece anlaşmalarla değil, bu anlaşmaların bütün üyeler için aynı şekilde uygulanmasıyla ölçülür.
Türkiye açısından gelişmelerin önemi ise Güney Kafkasya'daki dengelerle bağlantılıdır. Ermenistan'ın dış politika tercihleri, yalnızca Moskova-Erivan ilişkilerini ilgilendiren bir konu değildir. Azerbaycan-Ermenistan normalleşme süreci, bölgesel ulaşım hatları ve ticaret yollarının geleceği de bu gelişmelerden etkilenebilir.
Özellikle Zengezur Koridoru tartışmaları ve Orta Asya'ya uzanan ulaşım bağlantıları açısından Ermenistan'ın izleyeceği politika dikkatle takip edilmelidir. Çünkü Kafkasya'da kurulacak yeni ekonomik hatların hangi koşullarda şekilleneceği, bölgedeki ülkelerin siyasi tercihleriyle doğrudan bağlantılıdır.
Bu nedenle mesele sadece Ermenistan'ın Rusya'dan uzaklaşıp uzaklaşmayacağı değildir. Asıl mesele, Güney Kafkasya'da oluşacak yeni dengelerin hangi aktörlere ne kadar alan açacağıdır.
Paşinyan ile Putin arasındaki görüşme, Ermenistan'ın önündeki zor denklemi bir kez daha ortaya koydu. Erivan yönetimi bir tarafta mevcut ekonomik gerçekleri korumaya çalışırken, diğer tarafta daha fazla siyasi seçenek elde etmek istiyor. Ancak uluslararası siyasette yeni bir yön arayışı, eski bağımlılıkları kısa sürede ortadan kaldırmıyor.
Ermenistan'ın önümüzdeki dönemde vereceği kararlar sadece kendi geleceğini değil, Güney Kafkasya'nın ekonomik ve siyasi yapısını da etkileyecek. Çünkü bu bölgede değişen her denge; enerji yollarından ticaret güzergahlarına, güvenlik hesaplarından diplomatik ilişkilere kadar geniş bir alanı etkiliyor.
Asıl belirleyici olan, Ermenistan'ın hangi tarafa yaklaşacağı değil; kendi kararlarını ne kadar bağımsız alabileceği ve bu kararların bölgedeki dengeleri nasıl değiştireceği olacak.
Cem Bürüç / diğer yazıları
- Ermenistan hangi yöne ilerliyor? / 31.07.2026
- Guterres Kıbrıs'ta ne arıyor? / 30.07.2026
- AB'nin Rusya sınavı: Yaptırımın ötesindeki gerçekler / 25.07.2026
- Riyad'ın nükleer hamlesi / 24.07.2026
- Ermenistan: Moskova ile Brüksel arasında / 23.07.2026
- Savaş gölgesinde diplomasi / 22.07.2026
- Magyar'ın hızının arkasında ne var? / 21.07.2026
- İngiltere: Devlet, piyasa ve çelik / 19.07.2026
- Sudan'da altın, savaş ve Kızıldeniz / 18.07.2026
- Kıbrıs'ta masa yeni, hesaplar eski / 17.07.2026
- Guterres Kıbrıs'ta ne arıyor? / 30.07.2026
- AB'nin Rusya sınavı: Yaptırımın ötesindeki gerçekler / 25.07.2026
- Riyad'ın nükleer hamlesi / 24.07.2026
- Ermenistan: Moskova ile Brüksel arasında / 23.07.2026
- Savaş gölgesinde diplomasi / 22.07.2026
- Magyar'ın hızının arkasında ne var? / 21.07.2026
- İngiltere: Devlet, piyasa ve çelik / 19.07.2026
- Sudan'da altın, savaş ve Kızıldeniz / 18.07.2026
- Kıbrıs'ta masa yeni, hesaplar eski / 17.07.2026























































