logo
09 NİSAN 2026

Altun: Cumhurbaşkanımız son derece sağlıklı bir şekilde görevinin başında

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, "Cumhurbaşkanımız son derece güçlü, son derece dinç, son derece sağlıklı bir şekilde görevinin başında" açıklaması yaptı

27.04.2023 14:42:00
Altun: Cumhurbaşkanımız son derece sağlıklı bir şekilde görevinin başında
Altun: Cumhurbaşkanımız son derece sağlıklı bir şekilde görevinin başında

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, "Milletimiz 14 Mayıs 2023 seçimlerinde sandığa tarihi bir bilinçle gidecek ve bu defa da 'Söz de karar da gelecek de milletindir' diyen Cumhurbaşkanımızın arkasında kenetlenecek ve onun arkasında yürümeye devam edecektir." dedi.

Altun, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu işbirliğinde Demokrasi ve Özgürlükler Adası'ndaki Adnan Menderes Kongre Merkezi'nde düzenlenen "Cumhuriyet Tarihinde İki 14 Mayıs" başlıklı panelde yaptığı konuşmada, panelin, millet iradesine kastedilen 27 Nisan bildirgesinin yıl dönümünde, Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda gerçekleştirilmesinin, ayrı bir öneme sahip olduğunun altını çizdi.

Demokrasi tarihinin kara lekelerinden biri olan 27 Mayıs 1960 darbesinin ardından "milletin adamları"nın Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda hapsedildiğini, insanlık dışı işkencelere, zulümlere maruz bırakıldığını söyleyen Altun, merhum Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ın, yine bu adada kurulan sözde mahkeme tarafından verilen hukuksuz idam kararlarıyla şehadete yürüdüğünü hatırlattı.

Altun, "Milletimiz, bu müstesna şahsiyetleri, ortaya koydukları kararlı mücadele ve hizmetleri asla unutmayacaktır. Onları, kurdukları düzmece mahkemeler ve sipariş usulü yargılamalarla idam edenleri ise lanetle hatırlayacaktır. Bugün 27 Nisan. Bundan 16 yıl önce vesayet odakları, bir kez daha seçilmiş sivil iradeye gayrimeşru bir müdahaleye kalkıştı. Fakat demokrasi tarihimizde ilk kez seçilmiş sivil irade, vesayet odaklarına 'Haddinizi bilin' dedi ve geri adım attırdı. Bu iradeyi gösteren lider Recep Tayyip Erdoğan'dı." ifadesini kullandı.

Tarihsel olarak bakıldığında, Türkiye'de çok partili hayatın, CHP'nin tek parti zihniyetinin gönüllü olarak giriştiği bir süreç değil, hem halkın mücadelesinin hem de uluslararası koşulların dayattığı bir sonuç olduğunu dile getiren Altun, "1946 yılında çok partili siyasi hayatımızın ilk genel seçiminde açık oy, gizli tasnif usulü, aslında Türk demokrasisinin sancılı bir doğum yapmasına sebebiyet vermişti. Bununla birlikte, bu seçim sürecinde tek parti CHP'sinin baskı ve hileleri de yeni filizlenen demokrasimizin sakatlanmasına neden olan siyasi hadise oldu. Yine de böylesi bir seçimde bile Adnan Menderes'in liderliğindeki Demokrat Parti 60 civarında milletvekili çıkarmayı başarmıştı." diye konuştu.

Darbe ve demokrasi arasındaki kısır döngüyü kırmanın da yine milletin en büyük mücadelelerinden biri olduğunu kaydeden Altun, bu makus talihi tersine çevirecek çıkış yolunun işaret fişeğinin ise 2002 seçimleriyle olduğunu söyledi.

"Türkiye'de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" diyerek yola çıkan Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğindeki siyasi hareketin başarı kazanmasının, Türkiye için bir dönüm noktası olduğunu belirten Altun, şöyle devam etti:

"O tarihten günümüze kadar arkasına aldığı büyük halk desteğini güçlü liderliğiyle birleştiren Cumhurbaşkanımız, krizler sarmalıyla boğuşan, darbe ve vesayet gölgesinde yaşatılan, Batıcı teslimiyet düzenine mahkum edilen Türkiye'nin biriken bütün sorunlarını çözmeye odaklandı. Doğal olarak her meydan okumasında karşısına vesayet odakları, Batılı sömürge düzeni ve onun içimizdeki uzantısı olan Batıcı bağımlılık sistemi çıktı. Ancak Cumhurbaşkanımız, hiçbir zaman milletin sözünün üstünde bir söz, milletinin gücünün üstünde bir güç tanımadı.

Bir taraftan vesayet girişimlerini bertaraf ederken, bir yandan da Gezi Parkı şiddet eylemlerinden sokak kalkışmalarına, PKK, FETÖ ve DEAŞ terörüne, ekonomik saldırılardan bölgesel ve küresel krizlere kadar çok boyutlu tehditlerle mücadele etmiştir. Vesayetçiler, gerek içeriden gerekse dışarıdan aldıkları desteklerle milletin iradesini alaşağı etmek için eski alışkanlıkları her fırsatta devreye sokmaya çalıştı. Ülkemize yönelik bu tehditler, 15 Temmuz 2016'da FETÖ eliyle gerçekleştirilmeye çalışılan darbe görünümlü işgal girişimiyle çok daha ilerilere taşındı."

- "Türk milleti hakiki bir demokrasiyi bedeller ödeyerek elde etmiştir"

Demokrasiyi içlerine sindiremeyen şer odaklarının, emir aldıkları emperyalist aktörlerin çıkarlarını muhafaza etmek adına, 15 Temmuz'da milletin istikbaline ipotek koymaya, Türk devletine prangalar vurmaya çalıştığını vurgulayan Altun, 27 Mayıs, 12 Eylül gibi sonuç alacaklarını düşündükleri bu menfur girişimin, milletin iradesinin ve liderinin dik duruşuyla sert bir kayaya çarparak başarısız olduğunu anımsattı.

Milletin, bu darbe girişimini de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliği etrafında kenetlenerek verdiği destansı bir mücadeleyle savuşturduğunu ifade eden Altun, "Bu noktada şunun altını özellikle çizmemiz gerekiyor, Türkiye, demokrasiye bahşedilmiş bir lütuf olarak sahip olmamıştır. Türk milleti hakiki bir demokrasiyi tırnaklarıyla kazıyarak, büyük mücadeleler vererek, bedeller ödeyerek elde etmiştir. Bu 21 yıllık süreçte millet iradesini kendi iradesinin altında gören azgın azınlığın, devlet imkanlarını kullanarak milletin değerlerine düşmanlık etmeye yönelik her çabası cezalandırılmıştır. Elbette 21 yıllık süreçte Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın vizyonuyla ekonomiden sağlığa, güvenlikten adalete, ulaşımdan enerjiye, tarımdan turizme, dış politikadan hak ve özgürlüklere kadar her alanda büyük atılımlar gerçekleştirilmiştir." görüşünü paylaştı.

- "Cumhurbaşkanımız liderliğinde, Türkiye eksenini inşa ettik"

Türkiye'nin, Türk dünyası ve İslam alemiyle ilişkilerini güçlendirirken, bölgenin ve dünyanın parlayan yıldızı haline geldiğine dikkati çeken Altun, şu açıklamalarda bulundu:

"Kendi içinde siyasi istikrarını tahkim eden, ekonomik olarak büyüyen Türkiye, bölgesel ve küresel siyasette de güçlü bir varlık göstermeye başladı. Bu dönemde ortaya koyduğumuz dinamik bir dış politika vizyonuyla ülkemiz, istikrarlaştırıcı bir aktöre, istikrar sağlayıcı bir güce dönüştü. Birileri 'Türkiye'nin ekseni mi değişiyor'' diye dedikodu yaparken, biz, Cumhurbaşkanımız liderliğinde, Türkiye eksenini inşa ettik. Terörü kaynağında kurutma stratejimizle, yerli ve milli savunma sanayisi atılımlarımızla, terörle mücadelede tarihi başarılar elde ettik. TOGG'umuzla karada, TCG Anadolu gemimizle denizde, Kızıl Elma'mızla havada parmakla gösterilen bir konuma geldik.

Milletimiz de her zaman kendi iradesine ve demokrasiye sahip çıkan, istikrarı ve refahı artıran, her alanda ülkemizi hayal dahi edilemeyecek noktalara taşıyan Cumhurbaşkanımızın ve AK Parti'nin arkasında durdu ve inanıyorum ki durmaya da devam edecek. Bu noktada şunu ifade etmek gerekiyor, 14 Mayıs 1950 seçimlerinde bu halk, kendi iradesiyle hükümet etmek istediği için 'Yeter! Söz milletindir' diyen merhum Adnan Menderes'in Demokrat Parti'sini nasıl iktidara taşıdıysa, Sayın Cumhurbaşkanımızı ve AK Parti'yi de 21 yıldır girdiği her seçimde aynı hissiyatla desteklemiştir. Bu noktada tarihsel bir süreklilik, ortak bir hissiyat söz konusudur. Çünkü Erdoğan, milletin değerlerine, istiklaline ve istikbaline sahip çıkmakta, 14 Mayıs 1950'den miras kalan demokratik kazanımları ilerletmekte, 14 Mayıs 1950 ruhunu temsil etmeye devam etmektedir. Milletimiz 14 Mayıs 2023 seçimlerinde sandığa tarihi bir bilinçle gidecek ve bu defa da 'Söz de karar da gelecek de milletindir' diyen Cumhurbaşkanımızın arkasında kenetlenecek ve onun arkasında yürümeye devam edecektir."

Cumhuriyet'in 100. yılında gerçekleştirilecek olan seçimlerle birlikte, 21 yıldır devam ettirilen kalkınma ve demokrasi hamlelerini zirveye çıkaracaklarını dile getiren Altun, Türkiye Yüzyılı vizyonuyla vatandaşı daha müreffeh, daha güvenli bir ülkeye kavuştururken, bölge ve tüm dünya için istikrar ve adalet mücadelesini de sürdüreceklerini vurguladı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, şunları kaydetti:

"Bir masa etrafında ve altında toplanarak bir araya gelen 'Benzemezler kumpanyasının', daha seçimler yapılmadan iktidarı nasıl bölüşemediklerine, ne tarz krizlerle masadan hop oturup hop kalktıklarına şahit olduk, oluyoruz. Milletimizin istiklaline, istikbaline dair ayağı yere basan ciddi bir politika teklif edemeyenlerin, söz konusu kendi ikballeri olduğunda, neler yapabileceklerine dair birçok fragman izledik. Ancak anti Erdoğancılık pompalamak için kuluçka makinesi gibi yalan ve iftira nöbetine tutulan, sürekli dezenformasyon üretenler, milletin gönlünde ve havsalasında yer bulmuyor. Milletin kaynaklarıyla oluşturdukları siyasi ve ekonomik imtiyazlarını kaybedenler, darbe ve vesayet çarklarına da çomak sokulduğu için bugün sadece sistematik yalan ve dezenformasyona sarılabiliyorlar."

- "Cumhurbaşkanımız son derece sağlıklı bir şekilde görevinin başında"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sağlık durumu üzerinden dahi asılsız çarpıtmalarla siyasi rant devşirmeye çalışıldığını belirten Altun, "Cumhurbaşkanımız son derece güçlü, son derece dinç, son derece sağlıklı bir şekilde görevinin başında. Allah'ın izniyle uzun bir süre de bu ülkeyi yönetmeye devam edecek. Ne yaparlarsa yapsınlar, Türk milleti, tükenmez bir gayretle çalışan liderinin, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın yanındadır. Ne yaparlarsa yapsınlar, milletimiz, Sayın Cumhurbaşkanımızı ve AK Parti'yi, 14 Mayıs'ta bir kez daha zafere eriştirecektir. Çünkü milletimiz, 14 Mayıs'ın tarihi bir seçim olduğunun bilincindedir." dedi.

Halkın, eski Türkiye'nin karanlık günlerini getirmeyi vadedenlere, emperyalist heveslerin, terör örgütlerinin ekmeğine yağ sürenlere fırsat vermeyeceğini kaydeden Altun, sözlerini şöyle tamamladı:

"Türk milleti, 14 Mayıs'ta kendi istikbalinin nasıl şekilleneceğine karar verileceğini görüyor. Ve bu seçimde 21 yıllık kazanımlarına göz dikenleri hüsrana uğratmayı dört gözle bekliyor. 14 Mayıs 1950 seçimlerinde CHP diktasını tarihin tozlu sayfalarına yollayan milletimiz, önümüzdeki 14 Mayıs'ta yapılacak seçimlerde terör örgütlerine umut olan masa müdavimlerini de siyasetten tasfiye edecektir. Türkiye Yüzyılı'nın başlangıcı olacağına inandığımız 14 Mayıs'la birlikte Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, inşallah yeni bir şahlanış dönemine gireceğiz." AA

Hatay'da silahlı faaliyetlere katılan 4 DEAŞ'lı tutuklandı

Hatay'da polis ekipleri tarafından gerçekleştirilen operasyonda yakalanan 4 DEAŞ terör örgütü mensubu mahkemece tutuklandı.

08.04.2026 11:11:00
İhlas Haber Ajansı
Hatay'da silahlı faaliyetlere katılan 4 DEAŞ'lı tutuklandı
Hatay'da silahlı faaliyetlere katılan 4 DEAŞ'lı tutuklandı
Hatay'da polis ekipleri tarafından gerçekleştirilen operasyonda yakalanan 4 DEAŞ terör örgütü mensubu mahkemece tutuklandı.



Hatay Emniyet Müdürlüğü görevlilerince DEAŞ terör örgütü faaliyetlerinin tespit ve deşifre edilmesine yönelik çalışmalar aralıksız sürüyor.

Yürütülen koordineli çalışmalar neticesinde; DEAŞ terör örgütü içerisinde silahlı faaliyetlerde bulundukları ve çatışma bölgeleriyle bağlantılı oldukları yönünde haklarında bilgiler bulunan 4 şahıs, 3 Nisan günü Erzin ilçesinde gerçekleştirilen operasyonda yakalanarak gözaltına alındı.

Şahıslar çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine sevk edildiler.

Çorum'da 4 büyüklüğünde deprem

Çorum'un Bayat ilçesinde 4 büyüklüğünde deprem meydana geldi

08.04.2026 11:01:00
İhlas Haber Ajansı
Çorum'da 4 büyüklüğünde deprem
Çorum'da 4 büyüklüğünde deprem
Çorum'un Bayat ilçesinde 4 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'ndan (AFAD) yapılan açıklamaya göre, saat 10.20'de merkez üssü Çorum'un Bayat ilçesi olan 4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.

11.01 kilometre derinlikte meydana gelen deprem bölgede hissedildi.

Osmaniye'de selde hayatını kaybeden 2 kişinin kimlikleri belirlendi

Osmaniye'de etkili olan sağanakta Bülbül Deresi'nin taşması sonucu selde sürüklenen araçta hayatını kaybeden 2 kişinin kimlikleri belirlendi

08.04.2026 01:32:00 / Güncelleme: 08.04.2026 06:36:16
AA
Osmaniye'de selde hayatını kaybeden 2 kişinin kimlikleri belirlendi
Osmaniye'de selde hayatını kaybeden 2 kişinin kimlikleri belirlendi

Kadirli ilçesinde dün akşam saatlerinde etkili olan sağanakta ilçe merkezinden geçen Bülbül Deresi'nin taşması sonucu sel sularına kapılan otomobilde hayatını kaybeden 2 kişinin cenazeleri, bulundukları yerden ekiplerin çalışmasıyla çıkarıldı.

Sudan çıkartılan araçta hayatını kaybedenlerin Hüseyin Kul ile Fatih Anbarcıoğlu (69) olduğu tespit edildi.

Cenazeler, yapılan incelemenin ardından Kadirli Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.



Öte yandan, ekiplerin taşkından etkilenen alanlarda su tahliye işlemleri ve temizlik çalışmaları devam ediyor.

Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde dün akşam saatlerinde etkili olan sağanakta Bülbül Deresi'nin taşması sonucu bazı araçlar akıntıya kapılmış, bazıları da sular altında kalmıştı. Selde sürüklenen bir araçtaki 2 kişi hayatını kaybetmişti. 

Ekrem İmamoğlu ile duruşma savcısı arasında gerginlik

Ekrem İmamoğlu'nun "Bu dosyada tek suç örgütü var, iddia makamıdır" şeklindeki sözleri hakkında duruşma savcısı "Ekrem Bey dün bir beyanda bulunmuşsunuz iddia makamı hakkında. Bu sözleri kabul etmiyoruz. Haddinizi aşarsanız haddinizi bildiririz" dedi. Duruşmada bu sözler üzerine tartışma yaşandı

07.04.2026 11:47:00
İHA
Ekrem İmamoğlu ile duruşma savcısı arasında gerginlik
Ekrem İmamoğlu ile duruşma savcısı arasında gerginlik
İBB davasının ilk duruşmasının 17. oturumu Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen duruşmada, duruşma savcısı Ekrem İmamoğlu'na soru sordu. Duruşma savcısı "Dün bir beyanda bulunmuşsunuz iddia makamı hakkında. İddia makamı hakkında söyledikleriniz doğru mu' Bu sözleri kabul etmiyoruz. Haddinizi aşarsanız haddinizi bildiririz" dedi.

Dün görülen duruşmada "Bu dosyada tek suç örgütü var, iddia makamıdır" şeklinde söylemde bulunan ve hakkında 'kamu görevlisine görevi nedeniyle hakaret' suçundan resen soruşturma başlatılan Ekrem İmamoğlu ise "Kabadayılık bu" şeklinde cevap verdi. Ardından Ekrem İmamoğlu'nun avukatları da savcıya tepki gösterdi. Tartışma yaşanması üzerine mahkeme başkanı duruşma savcısına kişisel münakaşaya girmemesi gerektiğini söyledi.

Mahkeme başkanı daha sonra İBB'de yazılım koordinatörü olarak görev yapan tutuklu sanık Emrah Yüksel'i kürsüye çağırdı. Sanık Yüksel'in çapraz sorgusunda, Ekrem İmamoğlu söz aldı.

İmamoğlu, Yüksel'e iddianamede örgüt yönetici olarak yer alan sanık Hüseyin Gün'ü tanıyıp tanımadığını sordu. Yüksel'in "Hayır" cevabını vermesi üzerine İmamoğlu, "Bu nasıl bir örgüt ki örgüt üyesi yöneticiyi tanımıyor. İddia makamını eleştiren olarak değil, yargılayan makamı olarak olması nedeniyle kınıyorum. Niçin burada olduğunu biliyorum o yüzden rahatım. Bu çalışma arkadaşım 6-7 aydır iddia makamı yüzünden evlatlarından uzak. İddia makamının vesile olduğu casusluk davasını yazan da aynı iddia makamı. Bu bir siyasi davadır. Çökmüştür. Ana şemada örgüt üyesi örgüt liderini tanımıyorsa dava baştan çökmüştür. Çöken bir makam daha vardır, o da iddia makamıdır. İftiraname siyasi bir şeye dönüştürülmüştür, az önceki harareti de ben ona bağlıyorum" dedi.

Duruşma Emrah Yüksel'in çapraz sorgusu ile sürüyor.

İstanbul'da DEAŞ operasyonu: 17 kişi yakalandı

İstanbul'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik yürütülen operasyonda, örgütle bağlantılı 17 şüpheli yakalandı

07.04.2026 10:58:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul'da DEAŞ operasyonu: 17 kişi yakalandı
İstanbul'da DEAŞ operasyonu: 17 kişi yakalandı
İstanbul'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik yürütülen operasyonda, örgütle bağlantılı 17 şüpheli yakalandı.

Emniyet kaynaklarına dayanan bilgilere göre, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ile İstihbarat Şube Müdürlüğü birimleri tarafından aşırı uç terör örgütü DEAŞ'a yönelik yeni bir çalışma gerektirildi.

Güvenlik ve istihbarat birimlerince yürütülen çalışmalar kapsamında DEAŞ ile bağlantılı olduğu tespit edilen bazı kişiler takibe alındı.

Yapılan teknik ve fiziki takibin ardından bu sabah birçok adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi. Baskınlarda, örgütle bağlantılı olduğu ifade edilen ve çatışma bölgeleri ile temas halinde olan 17 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Gözaltına alınan zanlılar sorgulanmak üzere İstanbul Terörle Mücadele Şubesine götürüldü.

'Afiyet olsun' kamuflajı pes dedirtti

Adana'da ıslak mendil üretim tesisi süsü verilerek kurulan kaçak sentetik ecza imalathanesine yönelik operasyonun detayları ortaya çıktı

07.04.2026 10:29:00
İhlas Haber Ajansı
'Afiyet olsun' kamuflajı pes dedirtti
'Afiyet olsun' kamuflajı pes dedirtti
Adana'da ıslak mendil üretim tesisi süsü verilerek kurulan kaçak sentetik ecza imalathanesine yönelik operasyonun detayları ortaya çıktı. Şüphelilerin, sevkiyatta yakalanmamak için "Afiyet olsun" yazılı ambalajlarla kamuflaj yaptığı ortaya çıkarken, "Islak mendil işi diye girdik, sonradan uyuşturucu olduğunu anladık ama çıkamadık" ifadeleri dikkat çekti. Operasyonda yakalanan 9 kişiden 7'si tutuklanırken 2'si adli kontrol şartıyla serbest kaldı.



Adana Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Seyhan ilçesine bağlı Ova Mahallesi'nde ıslak mendil üretim tesisi görüntüsü altında faaliyet gösteren kaçak sentetik ecza imalathanesini tespit etti. 5 Nisan günü özel harekat polisinin de desteğiyle adrese operasyon düzenlendi.



Yapılan baskında 703 bin 43 adet uyuşturucu hap, 2 ton 259 kilogram hap üretiminde kullanılan etken madde, 3 milyon 999 bin boş kapsül, 40 rulo şeffaf plastik ve folyo ile çok sayıda üretim makinesi bulundu. Ele geçirilen etken maddeden yaklaşık 5 milyon 793 bin 846 uyuşturucu hap üretilebileceği değerlendirildi.

Islak mendil üretimi kılıfıyla kurulan tesiste bulunan A.B. (42), İ.S. (45), S.K. (52), S.S. (30), M.A. (36), R.C. (51), O.K. (31), A.K. (29) ve M.S. (33) gözaltına alındı. Şüphelilerden A.B. ve İ.S.'nin, "Islak mendil işi yapmak için başladık. Sonradan uyuşturucu işi olduğunu anladık ama işin içinden çıkamadık" şeklindeki ifadeleri dosyaya yansıdı.

"Afiyet olsun kamuflajı"



Şebekenin, ürettikleri kaçak sentetik eczaları sevkiyat sırasında polise yakalanmamak için dikkat çeken bir kamuflaj yöntemi kullandığı belirlendi. Hapların bulunduğu ambalajların üzerinde "Afiyet olsun" yazısı ile yiyecek-içecek görsellerine yer verildiği ortaya çıktı.

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 7'si tutuklanırken M.S. ve A.K. adli kontrol şartıyla serbest kaldı.

Kocaeli'de araç alım-satım krizi: 160 kişi mağdur

Kocaeli'de vadeli araç alım-satım işiyle faaliyet gösteren işletmenin, vadeli olarak verdiği senetleri ödememesi ve ortadan kaybolması nedeniyle yaklaşık 160 kişi mağdur oldu. Dolandırıldıklarını öne süren mağdurların şikayeti üzerine yapılan operasyonda yakalanan 4 şüpheliden 1'i tutuklandı

07.04.2026 06:50:00 / Güncelleme: 07.04.2026 06:55:06
İHA
Kocaeli'de araç alım-satım krizi: 160 kişi mağdur
Kocaeli'de araç alım-satım krizi: 160 kişi mağdur
Darıca ilçesinde faaliyet gösteren ETA Oto Grup adlı firma, vadeli araç alım-satımı üzerinden onlarca kişiyi mağdur etti. İddiaya göre, firma yetkilileri peşinat ve ileri tarihli senet karşılığında araçları satın aldıktan kısa süre sonra dükkanı boşaltarak ortadan kayboldu.

Araç sahipleri, dolandırıldıklarını öne sürerek Gebze Adliyesi'ne gidip yetkililer hakkında "nitelikli dolandırıcılık" suçlamasıyla şikayetçi oldu. Mağdurlar, firmanın uzun süre güven verip al-sat işlemleri yaparak müşterileri kendilerine çektiğini, ardından bir gecede büyük bir vurgun yapmak için paraları topladığını iddia etti.



4 şüpheliden 1'i tutuklandı



160 kişinin mağdur olduğu olayla ilgili Asayiş Şube Dolandırıcılık Büro olarak Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde başlatılan soruşturma kapsamında Kocaeli ve Balıkesir'de operasyon gerçekleştirildi. Operasyon kapsamında bahse konu şirket ile bağlantısı bulunan 3 şüpheli Kocaeli'de, 1 şüpheli ise Balıkesir yakalanarak gözaltına alındı.



Şüphelilerin yapılan ev aramalarında ruhsatsız tabanca ve 30 fişek ele geçirildi. Gebze Adliyesine sevk edilen 4 şüpheliden 1'i tutuklanarak cezaevine gönderilirken, 3 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Katolik Kilisesinin, Türkler Üzerindeki Planları

Papalığın ve onun şahsında Katolik kilisesinin Türkler ve Türk vatanı üzerindeki hesaplarının çarpıcı misallerinden birisi Papalığın PKK ve lideri Öcalan konusunda aldığı tavırdır

07.04.2026 00:17:00
Haber Merkezi
Katolik Kilisesinin, Türkler Üzerindeki Planları
Katolik Kilisesinin, Türkler Üzerindeki Planları
Papalığın ve onun şahsında Katolik kilisesinin Türkler ve Türk vatanı üzerindeki hesaplarının çarpıcı misallerinden birisi Papalığın PKK ve lideri Öcalan konusunda aldığı tavırdır.

Roma'da bulunduğu zaman içerisinde Öcalan'a bizzat kiliseler tarafından sahip çıkıldığı kamuoyuna yansıyan bir hakikattir.

Yeni Mesaj Gazetesinin 23/11/98 tarihli haberinden şunları öğreniyoruz: "Kardinal Achilli Silvestrini Abdullah Öcalan'a siyasi sığınma hakkı tanınması gerektiğini açıkladı. Vatikan 'da Doğu Kiliselerinden sorumlu Kardinal, " Kendi bağımsızlığı ve düşünceleri için mücadele veren herkese siyasi sığınma hakkı tanınmalı" diye konuştu.

Kürt sorununun yalnızca Türkiye ve İtalya arasında bir mesele olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çeken Kardinal, sorunun bütün Avrupa'yı ilgilendiren uluslararası bir konu olduğunu vurguladı.



Papa II. Jean Paul Noel konuşmasının bir bölümünde Kürt halkından da söz etti ve "Bütün dünyada özgürlük isteyen in­sanlar Allah'ın kuludur. Bir tek Allah bizi korumak için yaratılmıştır. Burada bulunan Kürt halkını da selamlıyorum" dedi.

3/12/98 Cumhuriyet Gazetesinde, Sn. Aytunç Altında! Öcalan '111 Papa 'ya mektubu üzerine bir değerlendirme yaptı. Altında yazısında:

"Aziz Peder, Hıristiyanlığa çok yakınım. Sizin şahsınıza ve dininize duyduğum saygı benim savaşımın ve düşüncelerimin merkezindedir."
Bu sözler bölücü terör örgütü PKK'nın başı Abdullah Öcalan'a aittir. Ve Papa il.  Jean Paul'e yazdığı mektupta yer almaktadır…

Şimdi sorumuz şudur: PKK ve ayrılıkçı Kürt hareketlerinin kiliselerle ne ilişkisi var?



İlkin şunu belirteyim: Kiliseler 1965'den bu yana Ortadoğu'daki Kürtçülük hareketleriyle ve 1983'den sonra da PKK ile çok yakından ilgilenmekteydiler. Güneydoğu Anadolu'daki ilk gizli ve örgütlü etnik ve dinsel  ayırımcılığı esas alan istihbarat faaliyetlerini 1962'de Barış Gönüllüleri adıyla bölgeye gönderilen, çoğunluğu Katolik ve Anglikan kiliselerine kayıtlı Amerikalı uzmanlar başlatmışlardır.

Bunlar üç yıl süreyle bu bölgede yoğun misyonerlik faaliyetlerinde bulundular, birçok vatandaşımıza din değiştirme telinleri yaptılar, inanılmaz vaatlerde bulundular ve etnik ve dinsel ayırımcılığı körükleyecek bölgesel inanç farklılıklarını bilgi haline dönüştürerek ABD'deki çeşitli istihbarat birimlerine aktardılar. Bu gönüllülerin hazırladıkları raporların bir kısmı da doğrudan doğruya kiliselere gitti…

Son söz

Son söz: PKK ve ayrılıkçı Kürt hareketinin arkasındaki destekçilerin başında kiliseler vardır. PKK olayında hiç dikkat edilmeyen bu husus umarım bundan sonra dikkate alınır. Ortadoğu'daki kilise ve İslam harici fraksiyonlar çok uzun zamandır bir ittifak içindeler, benden uyarması". (Prof. Dr. Haydar Baş, Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler eseri yıl 1998 sh;77]

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor" dedi.

06.04.2026 19:16:00
İhlas Haber Ajansı
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor."

Şarkıcı Gülben Ergen savcılıkta ifade verdi

Şarkıcı Gülben Ergen, Zeytinburnu Sahili'nde anne ve kızın cesedinin bulunmasıyla ilgili sosyal medya hesabında yaptığı paylaşım nedeniyle hakkında 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçundan başlatılan soruşturma çerçevesinde savcılıkta ifade verdi. İfade sonrası açıklama yapan Ergen, "Çocuklar üzerine hassas bir kadınım. Bu hassasiyetim son bulmayacak. İçeride ifade verirken üzülmedim ve kırılmadım. Anlayışla bana soru soruldu, ben de anlayışla ve özenle cevap verdim ama unutmayalım ki bir anne ve kız hayatta değiller şu anda" dedi

06.04.2026 15:15:00 / Güncelleme: 06.04.2026 15:19:53
İHA
Şarkıcı Gülben Ergen savcılıkta ifade verdi
Şarkıcı Gülben Ergen savcılıkta ifade verdi
Zeytinburnu Kazlıçeşme Sahilinde, 2 Mart tarihinde balık tutmaya gelen vatandaşlar tarafından cansız bedenleri bulunan F.Ç (30) ve kızı İ.Ş. (8) olayına ilişkin şarkıcı Gülben Ergen hakkında, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım nedeniyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçundan soruşturma başlatıldı.

Ergen, Bakırköy Adalet Sarayına gelerek, 'şüpheli' sıfatıyla Basın Suçları Soruşturma Bürosunda ifade verdi. Yaklaşık 1 saat süren ifadesinin ardından Ergen, işlemlerinin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

"Anlayışla bana soru soruldu, ben de anlayışla ve özenle cevap verdim"

Adliye önünde yaptığı açıklamasında annenin çağrısı üzerine paylaşımda bulunduğunu belirten Ergen, "Sosyal medyada bir paylaşımda bulundum. Bir annenin çağrısı üzerine. O anne, 'Gülben Hanım'a buradan çağrımdır, gelsin ne durumda olduğumuzu, çocuğumuzu yerinde görsün' dedi. Ramazan ayında anneyi evinde ziyaret ettim. Arkadaşlar anne ve kızı şu anda hayatta değiller. Can güvenliğimden korkuyorum diyen anne, kız şu anda hayatta değil. Ben bununla ilgili ifade veriyorum. Çok üzgünüm, kırgınım ama savcı bey, avukatımın da söylediği gibi son derece nezaketle, anlayışlı bir şekilde, ziyaretimi, ne zaman gittiğimi, ne konuştuğumu, ne gördüğümü sordu. Ben de ne yaşadığımı ve ne gördüğümü savcı beye dikkatle ve özenle anlattım. Kırgın ve üzgünüm. Ben Rojin Kabaiş için de adalet bekliyorum. Çocuklar, kadınlar ve kızlarla ilgili duyarlılığım devam edecek. Ben bu ülkenin sanatçısıyım, bu ülkenin vatandaşıyım, bu ülkede bir derneğin kurucusu ve başkanıyım. Çocuklar üzerine hassas bir kadınım. Bu hassasiyetim son bulmayacak. İçeride ifade verirken üzülmedim ve kırılmadım. Anlayışla bana soru soruldu, ben de anlayışla ve özenle cevap verdim ama unutmayalım ki bir anne ve kız hayatta değiller şu anda" şeklinde konuştu.

Ergen, açıklamalarının ardından, adliyeden ayrıldı. Öte yandan anne ve kızın ölümüne ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma devam ediyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.