HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 09 MAYIS 2021, PAZAR

Amerikan mandacıları da er veya geç yola gelecek

25.10.2005 00:00:00
Umutluyum; Ankara'ya konuşlanmış Amerikan mandacıları ve AB hayalcileri, er veya geç yola gelecekler.Vicdanları az-buçuk işleyenler, Avrupa'nın ve Amerika'nın Milli Mücadele yıllarından bu tarafa coğrafyamıza ve Türk Milleti'ne yönelik manevralarını hatırlayabilenler, hafızasını yitirmemiş olanlar ve bugün Ortadoğu'daki işgal ve kaosa karşı gözlerini kapamayanlar, er veya geç mandacılıktan kurtulacaklar.   ABD Başkanı George Bush, Beyaz Saray'da ülkedeki Müslüman toplum temsilcilerine bir iftar yemeği vererek 'terörü lanetleyin' çağrısı yapmış. Bush, yemekte terörizmle ilgili olarak, "İslam'ın siyasi amaçlar için istismar edilmesini ve inancınızı kirleten bu düşünceyi bütün sorumlu Müslüman liderlerin kınamasının zamanının geldiğine inanıyorum" diye konuşmuş. Mandacılığın arka planındaki kimliksizlik ve çözümsüzlükIrak vahşetine karşı gözlerini yumup Bush'un iftarını ballandıra ballandıra aktaran Müslüman kılıklı Amerikan mandacıları, bugün Bush'un kolları arasında bulundukları için, Bush yağdanlığı yapıyorlar.Çaresizlikten? Çözümsüzlükten? Kimliksizlikten dolayı.Akıl ve imanlarıyla ufuk açıcı çözümler üretememekten? Basiretsizlikten? Belki nasipsizlikten dolayı.Fakat Türkiye'nin bağrında artık çare var? Batmış ekonomiye çözüm var. Borçlara ödeme takvimi ve kaynak var. İşsize iş, aşsıza aş var? Türkiye'nin reel ve uygulanabilir bir Milli Ekonomi Modeli var.En az hepsi kadar önemlisi; ne Avrupa'nın, ne Amerika'nın, ne de IMF'nin abdestsizlerinin "asla bizden daha akıllı olmadığı"nı gören ve gösteren baş var. Artık Türkiye'nin Prof. Dr. Haydar Baş'ı var. Yüreklerde, harici onursuz baskılar ve namert politikalar karşısında "milli duruş" sergileyecek "ateş" var, belki küllenmiş ama, köz var, kor var.Korkak her dem ölürmüşDolayısıyla, bir biçimde Ankara'ya konuşlanmış, Anadolu'ya veya Asya'ya çil yavrusu gibi yaydırılmış AB ve Amerikan mandacıları, er veya geç, mandacılığın "tasmasız kölelik" olduğunu, Amerikan veya Avrupa mandacılığının "yok oluş" olduğunu anlayacaklar? Nâmerdin boyunduruğu altında ölüp ölüp dirilerek "çağdaş parya" gibi onursuzca yaşamaktan ise, "hür ve bağımsız" yaşayarak gerekirse "delikanlı gibi ölme"nin daha "onurluca ve imanlıca bir iş" olduğunu kavrayacaklar. Zihinlerinde şimşekler çakacak, jetonları takır takır düşecek, er veya geç gerçekler akıllarında dank edecektir.Doğru; belki de o zaman bıçak kemiğe dayanmış olacak. Belki de can boğaza gelmiş olacak. O halde bile "diriliş muştusu" sözkonusu bizim tarih ve medeniyetimizde.Müslüman kılıklı mandacılar, İnönü'nün cahiliye devrini yaşıyorHer şeyimizi yitirmiş olduğumuz Milli Mücadele günleri öncesinde de aynı tabloyu yaşadık? Gün gelip huduttan hududa yol bulup koşanlar, yüreklerine "manda kasveti" bastığı dönemlerinde "İngiliz veya Amerikan mandacılığının bir numaralı müdafi"leri idiler.Amerika yine aynı Amerika idi, İngiliz yine aynı İngiliz; mandacılarımız da yine aynı mandacılardı. Falih Rıfkı'nın Çankaya namlı hatıratına göz atın; Amerika, yine Ermeni katliamından Türklüğü sorumlu tutmaktaydı. Kürt otonomiciler, yine Amerikan beslemeleriydi. Amerikan misyonerleri vatanın dört bir yanında cirit atıyorlardı (Bkz. Falih Rıfkı, Çankaya, s. 192-193).Nitekim İsmet İnönü, Amerikan mandacılığının başını çekenlerdendi. Kadere bakın ki, günümüzün Ankara'sındaki AB ve Amerikan mandacıları, İnönü'nün, henüz Mustafa Kemal'den bağımsızlık ateşi kapmamış bulunan ve kurtuluş mücadelesi yapılamayacağı kanaatiyle ma'lul olan "mandacı dem"ini yaşıyorlar. Bugünün Müslüman kılıklı Amerikan mandacıları, İsmet İnönü'nün yüreğine henüz bağımsızlık ateşi düşmemiş olan "mandacı demi"ni paylaşıyorlar. Yani Ankara'nın güya kimi Müslüman kılıklı AB ve Amerikan mandacıları, bugün, İnönü'nün "cahiliye dönemi"nin dahi gerisine düştüler.İsmet İnönü, o demde Kâzım Karabekir gibi tanıdıklarına mektuplar yazarak "Amerikan mandacılığı"nı telkin ediyor; "Eğer Anadolu'da halkın Amerikalıları herkese tercih ettikleri zeminde, Amerika milletine müracaat edilse pek ziyade faydası olacaktır deniyor ki, ben de tamamıyla bu kanaatteyim. Bütün memleketi parçalamadan Amerika'nın murakabesine tevdi etmek, yaşayabilmek için yegane ehven çare gibidir" diyordu (Bkz. Falih Rıfkı, Çankaya, s. 191).Ne zaman ki, yüreklere bağımsızlık ateşi düştü; Türk Milleti işte o dem kurtuldu.Yüreklere bağımsızlık ateşi düştüGünümüz mandacıları, Milli Mücadele öncesindeki darlığı ve zorluğu yaşamıyorlar. O gün, her taraf işgal altındaydı, milli bir direniş için hiçbir kuvvet ve kudret de görünmüyordu. Milyonda bir ihtimal de olsa, belki dönemin şartları göz önüne alındığında bazılarınca o dönemin "mandacılık"ı ma'zur gösterilebilir. Fakat günümüz Türkiyesi'de hiç kimse, mandacılığa kapı aralayamaz, mandacılığının izahını yapamaz, mandaya yol bulamaz; zira Türkiye, dahili ve harici bedhahların tüm çabalarına rağmen imkanları ve namütenahi kaynakları ile dimdik ayaktadır. Bugün, yüreklere düşmesi gereken ateş, işte o "bağımsızlık ateşi" ve Türk Milleti'nin "onur ve asaletine düşkünlüğü"dür. BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş beyin, milletimizin yüreğinde yakmak için "uğruna her şeyini ortaya koyduğu ateş" işte bu ateştir. Bu ateş yüreklere düşmüştür. Milletimizin gözüne fer gelmeye başlamıştır. Ankara'da AB ve Amerikan mandacılığı içinde debelenenlerin yüreğine bu bağımsızlık ateşi düştüğü an, bilin ki, Türkiye de kurtulur, mandacılar da, mandalar da? Türkiye'nin bundan gayrı yolu yoktur, olamaz da; er veya geç bu kurtuluş yaşanacaktır. Bize düşen vazife, Prof. Dr. Baş'ın "Milli Ekonomi Modeli"yle realize edip taçlandırdığı "bağımsızlık ateşi"ni önce kendi yüreğimizde hissetmek, ardından da siyasilerimiz ve aydın geçinenlerimiz başta olmak üzere tüm yüreklere "bu bağımsızlık ateşi"ni değdirmek için seferber olmaktır.Aksini düşünenler veya aksine ham hayaller kuranlar, Irak'ta Amerikan ve İngiliz patentli "altın lâlenin tasmalık yaptığı" insanların "demokratik parya"lıklarını seyretsinler.       
 
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.