Avrupa, Amerika ya da Rusya gibi devletler tek devlet olmaya çalışırken, Türkiye’ye parçalanmanın dayatıldığı halde bütün uyarılara rağmen bizim siyasiler ayıkmış değil.
Bir atasözü, “Görmek istemeyen kadar kör, duymak istemeyen kadar sağır kimse yoktur” der.
Hükümet, aklı selim uyarılara hem kör hem de sağır durumda.
Avrupa’nın ve de ABD’nin ulaşmak istediği ama başaramadığı bir noktadır, Türkiye’nin sahip olduğu üniter yapı.
ABD bugün 50 eyaletten oluşmaktadır.
Pentagon biraz gücünü kaybetse ABD o anda 50 parçaya ayrılmaktan kurtulamaz.
Neden, çünkü ABD Türkiye’nin sahip olduğu önemli bir şey sahip değildir.
Nedir o?
Bu önemli şey, üniter yapıdır.
Türkiye bu ülkelerin başaramadığı üniter yapıyı Atatürk ve kahraman milletimiz sayesinde kazandı.
Türk üst kimliğinde bu milleti etnik kökeni ne olursa olsun bir ve beraber kıldı ceddimiz.
Şimdi üniter yapıyı ayakta tutan temeller anayasa değişikliğiyle ortadan kaldırılmak isteniyor.
Bu hükümetin eleştirdiğimiz bütün yanlışları zor da olsa telafi edilebilir.
Ama anayasa değişikliğiyle yapılacak yanlışların telafisi imkânsızdır.
Bu devletin temel dinamiklerini, milletin birliğini beraberliğinin anayasal dayanakları ortadan kalkarsa bu nasıl telafi edilebilir?
O yüzden bugüne kadar hükümetin eleştirdiğimiz yanlış icraatları bir kenara, anayasa değişikliğiyle arifesinde olduğumuz yanlış adımlar bir kenaradır.
Zaten anayasa değişikliği sürecinin içerisinde kimlerin olduğunu düşünen aklıselim sahibi herkes, bu süresin sonunda bu milletin için hayırlı bir şey çıkmayacağını görecektir.
Yeni bir anayasa yapılması için en yanlış dönem bu dönemdir.
Çünkü Türkiye mevcut hükümetle hiçbir alanda devletin çıkarlarını koruyamamıştır.
Dış politikada Türkiye’nin çıkarlarını koruyamayan, iç politikada, ekonomide ve diğer alanlarda milletin çıkarlarını korumaktan aciz bir hükümetin anayasa yapmaya girişmesi, anayasanın allak bullak olmasını sağlayacak ve nihayetinde ülkenin kaosa sürüklenmesi sonucunu doğuracaktır.
2002 yılı Türkiye’siyle bugünkü Türkiye’yi karşılaştırın ve bakın hangi konuda daha iyi durumdayız?
Hangi konuda Türkiye kazançlı çıktı?
Dostlarımız düşman oldu, düşmanlarımızın tehdidi daha da artı.
Ekonomide iç ve dış borcumuz 800 milyar doları aştı.
Düne kadar Türkiye’de kimse etnik kökenini ön plana çıkarmazdı. Ortadoğu’yu Arap Baharı’yla etnik çatışmanın eşiğine getiren Batılılar, Türkiye’yi müdahale etmeden aynı noktaya hükümet sayesinde sürükledi.
Terör bitti mi?
Hayır, terör daha da arttı. Terörle mücadeleyi bıraktık, müzakerelere başladık. Şimdi hükümet bölücü başına video konferans verebilmesi için teknik hizmet veriyor.
Türkiye’yi 10 yılda bu noktaya getiren bir hükümetin anayasa yapması ne kadar doğru?
Mevcut anayasa nasıl olursa olsun, AKP hükümetinin yapacağı anayasadan çok daha iyidir.
Çünkü bu beğenmediğiniz anayasayla bu millet yıllardır bir ve beraber kalabildi.
AKP’nin yapacağı anayasa bu birliği ve beraberliği sağlayabilecek mi?
Yapılması düşünülen değişikliklere bakılırsa el cevap, hayır.
O yüzden anayasamıza dokunmayın…
Bir atasözü, “Görmek istemeyen kadar kör, duymak istemeyen kadar sağır kimse yoktur” der.
Hükümet, aklı selim uyarılara hem kör hem de sağır durumda.
Avrupa’nın ve de ABD’nin ulaşmak istediği ama başaramadığı bir noktadır, Türkiye’nin sahip olduğu üniter yapı.
ABD bugün 50 eyaletten oluşmaktadır.
Pentagon biraz gücünü kaybetse ABD o anda 50 parçaya ayrılmaktan kurtulamaz.
Neden, çünkü ABD Türkiye’nin sahip olduğu önemli bir şey sahip değildir.
Nedir o?
Bu önemli şey, üniter yapıdır.
Türkiye bu ülkelerin başaramadığı üniter yapıyı Atatürk ve kahraman milletimiz sayesinde kazandı.
Türk üst kimliğinde bu milleti etnik kökeni ne olursa olsun bir ve beraber kıldı ceddimiz.
Şimdi üniter yapıyı ayakta tutan temeller anayasa değişikliğiyle ortadan kaldırılmak isteniyor.
Bu hükümetin eleştirdiğimiz bütün yanlışları zor da olsa telafi edilebilir.
Ama anayasa değişikliğiyle yapılacak yanlışların telafisi imkânsızdır.
Bu devletin temel dinamiklerini, milletin birliğini beraberliğinin anayasal dayanakları ortadan kalkarsa bu nasıl telafi edilebilir?
O yüzden bugüne kadar hükümetin eleştirdiğimiz yanlış icraatları bir kenara, anayasa değişikliğiyle arifesinde olduğumuz yanlış adımlar bir kenaradır.
Zaten anayasa değişikliği sürecinin içerisinde kimlerin olduğunu düşünen aklıselim sahibi herkes, bu süresin sonunda bu milletin için hayırlı bir şey çıkmayacağını görecektir.
Yeni bir anayasa yapılması için en yanlış dönem bu dönemdir.
Çünkü Türkiye mevcut hükümetle hiçbir alanda devletin çıkarlarını koruyamamıştır.
Dış politikada Türkiye’nin çıkarlarını koruyamayan, iç politikada, ekonomide ve diğer alanlarda milletin çıkarlarını korumaktan aciz bir hükümetin anayasa yapmaya girişmesi, anayasanın allak bullak olmasını sağlayacak ve nihayetinde ülkenin kaosa sürüklenmesi sonucunu doğuracaktır.
2002 yılı Türkiye’siyle bugünkü Türkiye’yi karşılaştırın ve bakın hangi konuda daha iyi durumdayız?
Hangi konuda Türkiye kazançlı çıktı?
Dostlarımız düşman oldu, düşmanlarımızın tehdidi daha da artı.
Ekonomide iç ve dış borcumuz 800 milyar doları aştı.
Düne kadar Türkiye’de kimse etnik kökenini ön plana çıkarmazdı. Ortadoğu’yu Arap Baharı’yla etnik çatışmanın eşiğine getiren Batılılar, Türkiye’yi müdahale etmeden aynı noktaya hükümet sayesinde sürükledi.
Terör bitti mi?
Hayır, terör daha da arttı. Terörle mücadeleyi bıraktık, müzakerelere başladık. Şimdi hükümet bölücü başına video konferans verebilmesi için teknik hizmet veriyor.
Türkiye’yi 10 yılda bu noktaya getiren bir hükümetin anayasa yapması ne kadar doğru?
Mevcut anayasa nasıl olursa olsun, AKP hükümetinin yapacağı anayasadan çok daha iyidir.
Çünkü bu beğenmediğiniz anayasayla bu millet yıllardır bir ve beraber kalabildi.
AKP’nin yapacağı anayasa bu birliği ve beraberliği sağlayabilecek mi?
Yapılması düşünülen değişikliklere bakılırsa el cevap, hayır.
O yüzden anayasamıza dokunmayın…
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Orhan Dede / diğer yazıları
- PKK’nın yerini DEAŞ mı dolduracak? / 31.12.2025
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024






























































































