Dünya durdukça, ömrümüz oldukça, dilimiz döndükçe sesimiz çıktıkça Andımızı alanları biz de anacağız!İktidar oldukları, serveti sermayeyi buldukları, tıka basa doydukları ülkenin adını anmaktan gocunanlar diye?Vergisinden maaş aldıkları, oyları ile iktidar oldukları, destekleri ile koltuğa erdikleri milletin adını anmaktan utananlar diye?Bütün servetlerini, bütün makam ve mevkilerini borçlu oldukları milletin adını, milletin andını milletin çocuklarına yasaklayanlar diye?Andımızı alanları, andımızı çalanları biz de layık oldukları sıfatlarla anacağız.Coğrafyamızın üzerine, milletimizin huzuruna tebelleş olan, kanlı elleri ile musallat olan bölücülerin gönlünü yapmak için, onların gözüne girmek için ekmeğini yedikleri milletin gönlünü kırmaktan utanmayanlar, sıkılmayanlar diye?Haçlı-siyonist teorisyenlerin dediklerini yerine getirmek uğruna, emirlerini uygulamak uğruna her şeylerini borçlu oldukları millete, milletin çocuklarına yamuk yapmaktan utanmayanlar diye?Andımızı alanları biz de elbette ve kesinlikle anacağız.Önce vatan diyenlerin, ezan susmasın, bayrak inmesin diye genç yaşında toprağın kara bağrına düşen şehit çocuklarına; "Türküm, doğruyum, çalışkanım?" demeyi dahi çok görenler diye?Elbette anacağız.Andımızı alanlar, milletimizi bölenler, kaynakları çalanlar, milli ve manevi değerlere balıklama dalanlar, milletin hassasiyetlerini, değerlerini ve değer yargılarını her fırsatta geçersiz kılanlar, sürekli taşları bağlayıp köpekleri salanlar diye anacağız.Kesinlikle anacağız.Dostu üzüp düşmanı güldürenler diye, dostun saklandığı yeri düşmana bildirenler diye, göz göre göre göz yumup kaynaklarımızı çaldıranlar diye, cümle haramiyi ve tefeciyi dadandırıp mülkümüze daldıranlar diye, andımızı uygulamadan kaldıranlar diye, nice kanun maddesini arkadan dolanarak millet düşmanlarının lehine olmazları olduranlar diye, nice ecnebi metotlar kullanarak milletin hassasiyetlerini öldürenler diye elbette anacağız.Andımızı aldınız, biz de sizi böyle böyle anacağız.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
- Bu savaş ortamında Kur’an’ı tekrar tekrar okumak / 10.04.2026
- Dur bakalım hesap vermeden nereye? / 09.04.2026
- Vicdan rafa kalkmışsa çalı çam olur çalılık orman olur… / 07.04.2026
- Yamuk bizden ise kaldır halıyı bizden değil ise çam yap çalıyı / 06.04.2026
- Haydutluğun hüküm sürdüğü devirlerden geçiyoruz / 03.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
- Bu savaş ortamında Kur’an’ı tekrar tekrar okumak / 10.04.2026
- Dur bakalım hesap vermeden nereye? / 09.04.2026
- Vicdan rafa kalkmışsa çalı çam olur çalılık orman olur… / 07.04.2026
- Yamuk bizden ise kaldır halıyı bizden değil ise çam yap çalıyı / 06.04.2026
- Haydutluğun hüküm sürdüğü devirlerden geçiyoruz / 03.04.2026



























































