logo
17 MART 2026


Antalya Diplomasi Forumu 2024'ten önemli notlar

 Antalya Diplomasi Forumu kapsamında düzenlenen "Terörle Mücadelede Yeni Sınamalar" başlıklı panelde, terörizmin yerel ve bölgesel bir boyuttan öte küreselleştiği, terörle mücadelede uluslararası dayanışmanın ve diplomasinin önemi vurgulandı.

02.03.2024 20:51:00
Anadolu Ajansı

Belek Turizm Bölgesi'ndeki NEST Kongre Merkezi'nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024'te, moderatörlüğünü Adalet ve Hukukun Üstünlüğü Uluslararası Enstitüsü İcra Sekreteri Steven Hill'in yaptığı panele, Somali Devlet Bakanı ve Dışişleri Bakan Vekili Ali Ömer Muhammed, Irak Ulusal Güvenlik Müsteşarı Kasım Araci ile Güvenlik ve Araştırma Genel Müdürü Büyükelçi Fatma Ceren Yazgan konuşmacı olarak katıldı.

Muhammed, ülkesinin terörizmden ciddi anlamda yara aldığını ve terörle mücadele etmeye devam ettiklerini söyledi.

Somali'de 1990'da hükümetin düştüğünü ve 16 yıl boyunca yerel yönetimlerin söz sahibi olduğunu hatırlatan Muhammed, 11 Eylül 2001 sonrası terörle mücadele yöntemlerinin uygun olmayan bir adımla yapıldığını aktardı.

Muhammed, terör örgütleriyle mücadelede için diplomasinin gerekli olduğunu vurgulayarak, "Somali'de biz diplomasiyi farklı şekilde uygulamaya başladık. Öncelikle partnerlerimize ulaştık ve farklı platformlarda yakın müttefiklerimizi bir araya getirdik. Kaynakları ve siyasi imkanları bir araya getirdik. Örneğin; 5 üyesi olan bir kurulumuz var; Türkiye, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, İngiltere ve ABD. Bunların arasında bizlere siyasi destek sağlıyorlar aynı zamanda da güvenlik desteği sağlıyorlar. İkinci olarak komşularımıza ulaştık." diye konuştu.

"Kapsamlı şekilde terörle nasıl mücadele edebiliriz'" sorusuna yönelik konuşan Muhammed, diplomasiden faydalanmak gerektiğini, terör örgütlerinin bir inancı, bir ideolojiyi kendilerine bir sebep olarak görebildiklerini anlattı.

"Bu kesinlikle çok önemliydi çünkü güvenlik gücümüzü artırdı"

Muhammed, ekonomik fırsatlar yaratmak için de diplomasiye ihtiyaç olduğuna işaret ederek, diplomasinin çok boyutlu ve katmanlı olduğuna dikkati çekti.

Bakan Vekili Muhammed, Türkiye ile Somali arasında son olarak imzalanan "Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması"na ilişkin soruya yönelik, şunları kaydetti:

"Bu kesinlikle çok önemliydi çünkü güvenlik gücümüzü artırdı. Savunma kuvvetlerimizin eğitilmesi vesairesi konusunda zaten Türkiye'den uzun yıllardır savunma alanında destek alıyorduk. Ama bu çok daha iyi, bizim elimizi çok da güçlendiren bir gelişme oldu.

Deniz güvenliğimizi 1970-80'lerde test etmeye çalıştık ama 1990'lardaki hükümet sorunları sebebiyle denizlerimizin güvenliğini kaybettik.

Arkasından yaşanan sorunlarla yani korsanlığa kadar her türlü yasa dışı aktivite yaşandı. Bu anlaşma özellikle Somali'nin deniz güvenliğini tesis etmeye yönelik. Somali'nin ekonomik kalkınma potansiyeli aslında denizlerinde, petrol olsun, balıkçılık su ürünleri olsun, burada ciddi bir potansiyel var ve anlaşma her şeyden önce deniz güvenliğini sağlamaya yönelik."

Terörle mücadelede bilgi paylaşımı gerçekten çok çok önemli"

Irak Ulusal Güvenlik Müsteşarı Araci, ülkesinin terörle etkin şekilde mücadele ettiğini vurgulayarak, terör sonrası toplumu rehabilite etme aşamasına geçtiklerini, Irak topraklarını terörden kurtardıktan sonra ailelerin normal hayata geçmesi için entegrasyon ve rehabilitasyon süreci yürüttüklerini anlattı.

Kayıplara tazminat verildiğini, işsiz ailelere iş sağlanmaya başladıklarını ve ortaya çıkan zararların hukuki anlamda giderilmesi bağlamında davalar yürütüldüğünü aktaran Araci, terör örgütü PKK/YPG'nin Suriye'de işgal ettiği bölgede bulunan vatandaşlarına yönelik ise şunları kaydetti:

"1924 Iraklı ailenin yeniden kazanımını sağlamıştır ve 5 binden fazla vatandaş (Suriye'deki) bu kamplardan kurtarılarak tekrardan Irak'a getirilmiştir ve orada rehabilite edilerek topluma kazandırılmaya çalışılmıştır. Hol Kampı içerisinde halen belli sayıda insanlar var ancak güvenlikleri de temin edildikten sonra bu insanların gönüllü şekilde dönüşünü sağlamaya çalışıyoruz. Önümüzdeki süre içerisinde entegrasyon programını da daha aktif şekilde hayata geçireceğiz."

Araci, diplomasiyi bölgesel anlamda kullandıklarını dile getirerek, bölgede sıkıntıların büyük bir bölümünün giderildiğini aktardı.

Terörle mücadele sürecinde önemli deneyimler elde ettiklerini belirten Araci, teröre karşı çok net stratejinin olması gerektiğini söyledi.

Terörle mücadelede, ülkeler ve uluslararası arenada diplomatik işbirliklerine ihtiyaç olduğunu aktaran Araci, "Terörle mücadelede sınır aşan terörizm konusunda güvenlik ve istihbarat bağlamında bilgi paylaşımı gerçekten çok çok önemli." dedi.

"Tehdidin kendisi de çok hızlı ve çok örgütlü bir şekilde ortaya çıkıyor"

Güvenlik ve Araştırma Genel Müdürü Büyükelçi Yazgan da "Diplomasi, ne söylemediğimiz ile de ilgilidir." diyerek, diplomasi ve güvenlik konularının kesişiminde samimi olmakla sessiz olmak arasında ince bir çizgi olduğunu belirtti.

Yazgan, "Tehdidin kendisi de çok hızlı ve çok örgütlü bir şekilde ortaya çıkıyor. Bugün yetmişli yıllarda da olduğu gibi terörizm hala gayrimeşru ve gayriyasal bir uluslararası ilişkiler aracı olarak kalmaya devam ediyor. O yüzden zarar görüyoruz, yara alıyoruz. Devletin vatandaşlarını koruma yükümlülüğü var ve kendi yargı bölgesindeki herkesi koruma görevi var. Bu bizim egemenlik hakkımızın da bir gereksinimi." değerlendirmesinde bulundu.

Yazgan, terörizmin büyük güçlerin siyaseti tarafından suistimal edilmesinin neticesi olduğuna vurgu yaptı.

"Terörizm yalnızca bir yan ürün değil aynı zamanda da yanlış politikaların doğrudan sonucu." diyen Yazgan, bunun uluslararası anlamda yanlış yönetilen politikaların sonucu olduğunu ifade etti. 

İBB davasına her tutuklu sanığın birinci dereceden bir yakını alındı

İBB davasının ilk duruşmasının altıncı oturumu görülmeye devam ediliyor. Dün alınan karar nedeniyle her tutuklu sanığın birinci dereceden bir yakını alındı. Tutuksuz sanık yakınları ise duruşmaya alınmadı

17.03.2026 12:00:00 / Güncelleme: 17.03.2026 12:09:54
İHA
İBB davasına her tutuklu sanığın birinci dereceden bir yakını alındı
İBB davasına her tutuklu sanığın birinci dereceden bir yakını alındı
İBB davasının ilk duruşmasının altıncı oturumu, Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam ediliyor. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen duruşmaya dün alınan karar nedeniyle her tutuklu sanığın birinci dereceden bir yakını alındı.

Tutuksuz sanık yakınları ise duruşmaya alınmadı. Duruşmaya CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş, DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu ve her sanığın üç avukatı da katıldı. Duruşmaya sanık Ümit Polat'ın avukatının savunması ile sürüyor.

İddianameden:

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 11 Kasım 2025 tarihinde tamamlanan 3 bin 809 sayfalık iddianamede Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı 'ihbar eden', Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı 'suçtan zarar görenler', 16 kişi 'müşteki', 5 kişi 'müşteki-şüpheli' ve Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 402 kişi 'şüpheli' sıfatıyla yer almıştı.

Hazırlanan iddianamede, Ekrem İmamoğlu örgütün kurucusu ve lideri olarak belirtilirken, Fatih Keleş, Murat Ongun, Ertan Yıldız, Murat Gülibrahimoğlu, Adem Soytekin ve Hüseyin Gün 'örgüt yöneticisi' olarak aktarılmıştı.

İddianamede İmamoğlu'nun 'suç işlemek amacıyla örgüt kurma', 12 kez 'rüşvet', 7 kez 'suç gelirlerinin aklanması', 2 kez 'kişisel verilerin kaydedilmesi', 2 kez 'kişisel verileri ele geçirme veya yayma', 4 kez 'suç delillerini gizleme', 'haberleşmenin engellenmesi', 'kamu malına zarar verme', 47 kez 'rüşvet alma', 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma', 9 kez 'irtikap', 46 kez 'kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık', 4 kez 'suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama', 70 kez 'ihaleye fesat karıştırma', 'çevrenin kasten kirletilmesi', 'Vergi Usul Kanununa muhalefet', 'Orman Kanununa muhalefet' ve 'Maden Kanuna muhalefet' suçlarından toplamda 2 bin 430 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilmişti.

Öte yandan hazırlanan iddianamede toplam kamu zararının suç tarihinden itibaren 160 milyar TL ve 24 milyon dolar olduğu da iddia edilmişti.

Yeni neslin 'üniversite yutturmacası'na karnı tok!


Yükseköğretim Kurumları Sınavına (YKS) bu yıl 2 milyon 425 bin 560 aday başvurdu. Sayı 2024'te 3 milyon 120 bin 870, 2023'te 3 milyon 527 bin 443 idi. Bu sayı, 2020'deki pandemi yılından bile düşük! Verilen eğitim, alınan diplomalar bir işe yaramayınca sonuç kaçınılmaz olarak böyle tecelli ediyor1

17.03.2026 00:59:00
Haber Merkezi/AA
Yeni neslin 'üniversite yutturmacası'na karnı tok!
Yeni neslin 'üniversite yutturmacası'na karnı tok!

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), 20-21 Haziran'da gerçekleştirilecek Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) için 2 milyon 425 bin 560 adayın başvurduğunu açıkladı. YKS'ye 2025'te 2 milyon 560 bin 649, 2024'te 3 milyon 120 bin 870, 2023'te 3 milyon 527 bin 443, 2022'de 3 milyon 243 bin 334, 2021'de 2 milyon 607 bin 715 ve 2020'de 2 milyon 436 bin 958 aday başvurmuştu. Bu yıl 20-21 Haziran'da gerçekleştirilecek YKS için 2 milyon 425 bin 560 adayın başvurduğu belirtildi. Bu sayı, 2020'deki Covid-19 pandemisinin patlak verdiği yıldan bile düşük!

Uykusuzluğa çare var mı?


 
Türk Uyku Tıbbı Derneği Başkanı Prof. Dr. Zeynep Zeren Uçar, sağlıklı ve kaliteli uykunun önemine değinerek, "Özellikle uyumadan önce baktığımız telefon veya bilgisayar ekranları nedeniyle maruz kaldığımız mavi ışığın, 'melatonin' dediğimiz uykuyu sağlayan hormonun salgısını yüzde 50 oranında azalttığı görülüyor" dedi.

17.03.2026 00:54:00
AA
Uykusuzluğa çare var mı?
Uykusuzluğa çare var mı?

Türk Uyku Tıbbı Derneği Başkanı Prof. Dr. Zeynep Zeren Uçar, sağlıklı ve kaliteli uykunun önemine değinerek, "Özellikle uyumadan önce baktığımız telefon veya bilgisayar ekranları nedeniyle maruz kaldığımız mavi ışığın, 'melatonin' dediğimiz uykuyu sağlayan hormonun salgısını yüzde 50 oranında azalttığı görülüyor" dedi.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi de olan Uçar, şunları kaydetti: "Uzun yıllar hem tıp camiasında hem de kamuoyunda uyku, fizyolojik bir süreç olarak görüldü ve gereken önem verilmedi. Oysa sağlıklı bir uyku gündüz yaşantımızı doğrudan etkiliyor. Gece yeterince dinlenemeyen bir kişi ertesi gün birçok sorunla karşı karşıya kalabiliyor. Maalesef günümüzde sanayileşme ve şehirleşme de bunu daha fazla etkiliyor. Çevresel uyaranlar nedeniyle uykumuzu düzenleyen hormonların salgısını bozduk. Özellikle uyumadan önce baktığımız telefon veya bilgisayar ekranları nedeniyle maruz kaldığımız mavi ışığın, 'melatonin' dediğimiz uykuyu sağlayan hormonun salgısını yüzde 50 oranında azalttığı görülüyor."

Uçar, yapılan bilimsel çalışmaların günde 7 saatten az uyumanın, kalp hastalıkları başta olmak üzere Alzheimer gibi birçok nörolojik hastalık riskini artırdığını ortaya koyduğunu belirtti.
Uçar, "Sağlıklı uyku, ertesi gün dinlenmiş olarak kalkıp günlük fonksiyonlarını yerine getirebilecek güce sahip olmaktır. Uyku süresi yaş gruplarına göre değişir. Okul öncesi çocuklarda bu süre 10-13 saat, erken okul çağındaki çocuklarda 9-11 saat olmalıdır. Ergenlik döneminde yaklaşık 8-10 saat, yetişkinlerde ise 7-9 saat uyku önerilir. Yaş ilerledikçe bu süre genellikle 6-8 saate kadar düşebilir" diye konuştu.

Toplumda uykuyla ilgili birçok yanlış inanış bulunduğuna dikkati çeken Uçar, şunları kaydetti: "Örneğin bazı kişiler, 'yaşlandıkça uyku ihtiyacı azalır' diye düşünerek yeterince uyumadıkları halde hekime başvurmuyor. Ayrıca melatonin de çok bilinçsiz kullanılabiliyor. Eczaneden hekime danışmadan alınabiliyor. Oysa doğru kullanılmadığında melatonin uykuyu düzeltmek yerine bozabilir ve biyolojik ritimde faz kaymasına neden olabilir."

Mevsim değişimi ruhunuzu çökertmesin!


 
Mevsim değişimleri yalnızca gardırop yenilemek veya hava koşullarına uyum sağlamak anlamına gelmiyor. Aynı zamanda psikolojik sistemimizin de yeniden dengelenmesi gereken bir dönemi ifade ediyor. 

17.03.2026 00:14:00
MURAT ÇORBACI
 Mevsim değişimi ruhunuzu çökertmesin!
 Mevsim değişimi ruhunuzu çökertmesin!

Mevsim değişimleri yalnızca gardırop yenilemek veya hava koşullarına uyum sağlamak anlamına gelmiyor. Aynı zamanda psikolojik sistemimizin de yeniden dengelenmesi gereken bir dönemi ifade ediyor. Psikolojik açıdan değerlendirildiğinde, mevsim geçişleri iç dünyamızda 'yeniden düzenleme' sürecini tetikleyebiliyor. Klinik gözlemlere göre, kışın içe dönük yapıdan baharın artan temposuna geçiş döneminde nedensiz yorgunluk, motivasyon düşüşü, uyku artışı ve duygusal hassasiyet gibi yakınmalar belirgin şekilde artış gösteriyor. Uzman Psikolog Sena Sivri, pek çok kişinin bu dönemde "Depresyona mı giriyorum?" endişesi taşıdığını belirterek, "Oysa her duygu durum değişimi depresyon anlamına gelmez. Çoğu zaman yaşanan bu tablo, bedenin ve zihnin çevresel değişimlere verdiği doğal bir uyum tepkisidir" dedi.

Uzman Psikolog Sena Sivri, bu süreci daha sağlıklı yönetebilmemiz için dikkat etmeniz gereken 10 kuralı şöyle anlattı:
1. Gün ışığıyla temasınızı artırın. Özellikle kapalı ortamlarda çalışan kişiler için kısa açık hava yürüyüşleri bile fark oluşturuyor. Bu nedenle, gün içinde, dışarıda en az 15-20 dakika zaman geçirmeniz önemli.
2. Uyku düzeninizi koruyun. Kaliteli uyku, duygusal dayanıklılığın temel yapı taşlarından birini oluşturuyor. Her gün aynı saatlerde uyuyup uyanmanız zihinsel dengenizi destekleyecektir.
3. Hareket etmeyi ihmal etmeyin.
4. Beslenme alışkanlıklarınıza dikkat edin.
5. Sosyal bağlarınızı sürdürün.
6. Günlük küçük rutinler oluşturun. Sabah rutini, kısa yürüyüşler psikolojik dengeyi destekliyor.
7. Duygularınızı normalleştirin. Kendinize karşı daha şefkatli olmanız, bu süreçte önemli bir içsel desteği sağlayacaktır.
8. Dijital yükünüzü azaltın. Uzun süre ekran karşısında kalmak zihinsel yorgunluğu artırabiliyor.
9. Küçük ve ulaşılabilir hedefler belirleyin. Enerjinin düşük olduğu dönemlerde yüksek beklentiler motivasyon kaybına yol açabiliyor. Günlük küçük hedefler belirlemek ise başarı hissini artırıyor.
10. Destek almaktan çekinmeyin. Mevsimsel duygu durum değişimleri terapiyle oldukça iyi yönetilebiliyor.

Menopozu '6 faktör' hızlandırıyor


 
Menopoz, kadınlarda bir yıl boyunca kanama ve lekelenme olmadan adet görmeme durumu olarak tanımlanıyor. Dünya genelinde ortalama menopoz yaşı 50-51 iken Türkiye’de kadınlar bazı etkenlere bağlı olarak genellikle 47-49 yaş arasında menopoza giriyor.

17.03.2026 00:10:00
MURAT ÇORBACI
 Menopozu '6 faktör' hızlandırıyor
 Menopozu '6 faktör' hızlandırıyor

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Cavide Ali, menopoz yaşının en çok aile öyküsünden ve genetik faktörlerden etkilendiğine dikkat çekerek, "Ayrıca, kanser öyküsü ve tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar, bazı cerrahi müdahaleler ile lupus gibi otoimmün hastalıklar da menopozun erken görülmesine neden olabiliyor. Bu etkenler menopozun değiştirilemez risk faktörlerini oluşturuyor" dedi. Bunların yanı sıra menopoz yaşını öne çeken bazı etkenlerin ise önlenebileceğini vurgulayan Dr. Cavide Ali, "Sigara ve nikotin kullanımı, yoğun stres ile uykusuzluk menopozu hızlandıran en önemli üç etkendir. Özellikle sigara alışkanlığı menopozun görülme yaşını ortalama 2 yıl öne çekiyor" uyarısında bulundu. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Cavide Ali, menopoz sürecini hızlandıran değiştirilebilir risk faktörlerini anlattı.

1. Sigara alışkanlığı

Sigara, yumurtalıklardaki foliküllerin daha hızlı tükenmelerine yol açabiliyor. Bunun nedeni ise nikotin ve toksik maddelerin yumurtalık dokusunda hasar oluşturmaları.

2. Düşük vücut kitle indeksi (aşırı zayıflık)

Yağ dokusu sadece enerji deposu değil, aynı zamanda östrojen üretimine katkı sağlayan aktif bir doku. Çok merkezli çalışmalardaki veriler incelendiğinde, çok zayıf kadınların menopoz yaşının anlamlı şekilde daha erken olduğu görülüyor. Özellikle uzun süreli kalori kısıtlaması yumurtalık fonksiyonlarını olumsuz etkileyebiliyor.

3. Kronik stres ve yoğun yaşam temposu

Yüksek algılanan stres düzeyi, menopozun daha erken yaşta görülme riskini artırıyor.

4. Uykusuzluk

Düzenli ve kaliteli uyku, over (yumurtalık) sağlığının korunmasında önemli bir faktörü oluşturuyor. Özellikle gece salgılanan melatonin, üreme hormonlarının dengelenmesinde önemli rol oynuyor.

5. Hatalı beslenme alışkanlıkları

Yapılan geniş kapsamlı bir çalışmada, yağlı balık ve baklagil tüketiminin menopoz yaşını geciktirebildiği; buna karşılık rafine karbonhidrat ağırlıklı beslenmenin ise bu süreci önce çekebildiği gösterilmiş. Nurses' Health Study adlı çalışmanın verileri de bitkisel protein ve yeterli D vitamini alımının erken menopoz riskini azalttığını ortaya koyuyor.  Antioksidanlardan zengin sebze ve meyveler, yumurtalık yaşlanmasında rol oynayan oksidatif stresi azaltarak, koruyucu etki gösterebiliyor. Buna karşılık, yüksek şekerli ve işlenmiş gıdalar ise hormonal dengeyi olumsuz etkileyebiliyor.

6. Endokrin bozucu kimyasallar (BPA, ftalatlar)

Plastiklerde bulunan bazı kimyasallar vücutta östrojen benzeri etki gösterebiliyor ve bunun sonucunda östrojen reseptörlerine bağlanarak fizyolojik geri bildirim mekanizmasını bozabiliyor.

İlber Ortaylı için Galatasaray Üniversitesi'nde tören düzenlendi

Tedavi gördüğü hastanede 78 yaşında yaşamını yitiren tarihçi, akademisyen ve yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı için uzun yıllar ders verdiği Galatasaray Üniversitesi'nde cenaze töreni düzenlendi

 

16.03.2026 14:36:00
Anadolu Ajansı
İlber Ortaylı için Galatasaray Üniversitesi'nde tören düzenlendi
İlber Ortaylı için Galatasaray Üniversitesi'nde tören düzenlendi

Beşiktaş'taki üniversitenin İstanbul Boğazı'na bakan bahçesinde yapılan törene, kızı Tuna Ortaylı Kazıcı, torunu Deniz Ali Kazıcı'nın yanı sıra CHP Genel Başkanı Özgür Özel, eski Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Dursun Özbek, akademisyenler, öğrenciler ve yakınları katıldı.

Törende konuşan kızı Kazıcı, babasının akademisyenliğe verdiği önem ile Galatasaray Üniversitesine duyduğu bağlılığı anlattı.

Kazıcı, babasının akademisyenlik mesleğine çok kıymet verdiğini, akademik kariyeri boyunca yurt içi ve yurt dışında birçok üniversitede hocalık yaptığını, konferans ve sempozyumlarda konuştuğunu dile getirdi.

Babasının uluslararası akademik çevrelerde de saygı duyulan bir isim olduğunu belirten Kazıcı, "Sadece ülke için değil, uluslararası akademik camiada da çok sevilen sayılan bir meslektaşınız oldu. Bütün bu kurumların arasında Galatasaray Üniversitesinin, hem akademik hayatında hem de kişisel dünyasında çok özel bir yeri olduğunu söylemek isterim." dedi.

Babasının Galatasaray Üniversitesi'ndeki öğrencilerinden her zaman sevgi ve saygıyla söz ettiğini aktaran Kazıcı, şöyle devam etti:

"Bu okulun Türkiye için ne kadar önemli ve değerli bir kurum olduğunu, hukuk fakültesinden mezun olan öğrencilerinin Hariciye sınavlarında nasıl başarılı olduğunu büyük bir mutlulukla anlatırdı. 'Galatasaray Üniversitesi'ndeki meslektaşları arasında kariyerinin en mutlu yıllarını yaşadı.' desem inanın hiç abartmış olmam. Çalışmaya başladığı ilk yıldan itibaren burada tanıdığı farklı kuşaklardan yaptığı derin entelektüel konuşmalardan çok besleniyordu."

Kazıcı, babasının genç akademisyenlerle kurduğu samimi ilişkilere de değinerek, kendinden genç meslektaşları için "Vay be. Sen şuna da bak, neler biliyor'" diye hayret içeren övgülerde bulunduğunu, onlarla akran gibi koridorda muzurluk yaptığını, onlara sataştığını ve kahkahalarla da güldüğünü belirtti.

Babasının, Galatasaray Üniversitesiyle eş zamanlı olarak Topkapı Sarayı'ndaki görevine de başladığını aktaran Kazıcı, "O dönemde arkamda bulunan Üsküdar Sultantepe'de oturuyordu. Her yerde büyük bir keyifle 'İstanbul'un üç yakasında evim var. Biri Üsküdar, diğeri Topkapı Sarayı, sonuncusu da Galatasaray Üniversitesi' derdi." ifadelerini kullandı.

Tuna Ortaylı, babasının anısını paylaştıkları için akademisyenlere teşekkür ederek, şunları kaydetti:

"Hastane sürecinde etrafı, kitapları, sözlükleri ve gazetelerle içerideyken bir yandan da çıkacak sorunun tashihini yapıyordu. Dün, kitap odasına girdiğimde masanın üstünde yarım kalan tashihini görmek içimi acıttı. Düşününce hayatını dolu dolu yaşamış ama hala yaşamaya doyamamış bu adamla, babam olarak daha gezilecek çok yer, torunlarıyla geçireceği çok vakit, yapılacak çok iş ve gülünecek çok an vardı. Ben kendisiyle ilgili olarak bir tek bunlara hayıflanıyorum. Umarım sizler de İlber Hoca'yı düşününce sadece birlikte yapılmamış şeylerin burukluğunu hissediyorsunuzdur."

"Tarihi kitlelere sevdirdi"

Galatasaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdurrahman Muhammed Uludağ, İlber Ortaylı'nın sadece bir tarih hocası olmadığını söyledi.

Onun derin bilgisi, engin kültürü, hafızası ve keskin zekasının yanında hitabetinin de çok kuvvetli olduğunu, sahih bir Türkçeyle konuştuğunu dile getiren Uludağ, "Bu dünyada iyi bir hikayeden daha güçlü hiçbir şey yoktur. Geçmişi canlı bir hafıza haline getirerek tarih bilgisini geniş kitlelerle paylaştı, tarihi kitlelere sevdirdi. Nice talebeyi bu yola sevk ettiğini bilemeyiz. Bugün gördüğümüz iltifata mazhar olmasının sebebi bence budur." diye konuştu.

Rektör Uludağ, Ortaylı'nın bir tarihi vakadan diğerine hızla geçişini ve zengin bilgi dağarcığından taşan hikayelerini herkes gibi hayranlıkla takip ettiğini dile getirerek, şöyle devam etti:

"Akademik açıdan en etkileyici yanı ise hem Doğu'ya hem de Batı'ya hakim bir insan olmasıdır. Keza ülkemizin konumu Doğu ile Batı'nın ortası yani dünyanın merkezidir. Böyle isimlerin yetişmesi için yıldızların dizilmesi gerekir. Nesillerin müsait ortamlarda demlenmesi gerekir. Hocanın seyrisüluğunu tüm ilim talebeleri okumalı, bilmeli ki kendilerini tanıyıp bilsinler. Böyle zengin bir müktesebat nasıl edinilir görsünler."

İlber Ortaylı'yla dostluğunun 15 yıl önce Galatasaray Üniversitesi'nde senatör sıfatıyla yan yana mesai yaptıkları dönemlere uzandığını aktaran Uludağ, "Bu göreve atanmamın hemen ardından Galatasaray Üniversitesi için vizyonunu, düşüncelerini benimle paylaştı ve bizim ufkumuzu açtı. Hoca, emekliliğinin ardından bizimle irtibatını hiç kesmedi. Geçtiğimiz sonbahar dönemine dek ders vererek, her fırsatta okulumuzu şenlendirerek üniversitemizi onurlandırdı." ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Uludağ, konuşmasında Ortaylı için Mustafa Kara tarafından ebcet hesabıyla tarih düşülerek yazılan, hattat Mahmut Şahin'in levhasını yazdığı bir tabloda yer alan metni de okudu.

"Bana hep 'Tatar kardeşim' diyordu"

Eski KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Ortaylı'yı 35 yıl öncesinden tanıdığını belirterek, "Bana hep 'Tatar kardeşim' diyordu. Kendisi bir Kırım Tatarı ben de öyle. Dolayısıyla ortak bir özelliğimiz vardı. Cumhurbaşkanı olduktan sonra kendisini sık sık arayıp Kıbrıs'a davet ettim. Her davete geldi. Üniversitelerde konuşmalar, basına açıklamalar yaptı." dedi.

Ortaylı'nın en son KKTC Cumhurbaşkanlığı Yerleşkesi'nde 500 kişilik salona hitap ettiğini dile getiren Tatar, merhuma rahmet diledi.

"Yunanistan yerine 'eski Osmanlı Yunanistan Cumhuriyeti' dedi"

Prof. Dr. Sezai Enis Tulça ise Ortaylı'yla Makedonya Bilimler Akademisi'nin davetlisi olarak 2002 yılında Kuzey Makedonya'nın başkenti Üsküp'e gittiklerini anlattı.

Tulça, panelde Yunanlı bir akademisyenin olduğunu, Kuzey Makedonya'nın da bu ülkeyle isim sorunu bulunduğunu belirterek, "Yunanlılar direkt Makedonya demiyordu. Yunanlı da Üsküp'te tebliğ sunuyor. Orada olmasına rağmen, habire 'Yugoslav Makedon Cumhuriyeti' vesaire diyordu. Hoca da burada oturuyordu. 'Bak şimdi, ben burada ne yapacağım'' dedi. Hocanın tebliğ sırası geldi. Konuşmasında Yunanistan yerine 'eski Osmanlı Yunanistan Cumhuriyeti' dedi, Yunanistan demedi. Dolayısıyla o da sözünü esirgemediği başka bir noktaydı." ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Celal Şengör de arkadaşını çok özleyeceğini belirterek, onun çok iyi bir insan olduğunu anlattı.

Törende, Ortaylı'nın uzun süre birlikte çalıştığı akademisyenler ile asistanları merhuma ilişkin anılarını aktardı.

Tunca Nehri kıyısında toprak kayması

Edirne'de Tunca Köprüsü'ne yakın bir noktada, nehir kıyısında meydana gelen toprak kayması dikkat çekti

16.03.2026 13:43:00 / Güncelleme: 16.03.2026 13:46:13
İHA
Tunca Nehri kıyısında toprak kayması
Tunca Nehri kıyısında toprak kayması
Tunca Nehrinin kıyısında yaklaşık 50metdelik alanda oluşan kayma özellikle yürüyüş yapılan alanlarda zeminin yer yer çöktüğünü ortaya koydu. Bazı bölümlerde toprağın yaklaşık yarım metre aşağıya çöktüğü gözlemlenirken, kıyı hattında belirgin yarıklar oluştu. Kaymanın etkisiyle bölgede bulunan bir ağaç köklerinden ayrılarak nehre doğru devrildi.



Taşkınlar zemini zayıflattı

Bölgede yaşanan toprak kaymasının nedenleri arasında son dönemde etkili olan nehir taşkınlarının bulunduğu değerlendiriliyor. Edirne'de yaklaşık 9 yıl aradan sonra yeniden yaşanan taşkınlar, nehir kıyısındaki toprağın uzun süre suya maruz kalmasına neden oldu.



Vatandaşlar tedirgin

Toprak kaymasının yaşandığı alanı gören vatandaşlar bölgede oluşan yarık ve çökmeler nedeniyle tedirgin olduklarını dile getirdi. Özellikle nehir kenarında yürüyüş yapanların dikkatli olması gerektiği belirtilirken, kıyı hattındaki zeminin ilerleyen günlerde nasıl bir değişim göstereceği merak konusu oldu.



Herhangi bir yaralanmanın yaşanmadığı olayda, bölgedeki zemin hareketlerinin takip edilmesi ve gerekli önlemlerin alınması gerektiği ifade ediliyor.

Antalya Kepez Kaymakamlığında silah sesleri duyuldu

Antalya Kepez Kaymakamlığı binasında silah sesleri duyulması üzerine olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi

16.03.2026 13:00:00 / Güncelleme: 16.03.2026 13:03:20
İHA
Antalya Kepez Kaymakamlığında silah sesleri duyuldu
Antalya Kepez Kaymakamlığında silah sesleri duyuldu
Olay, saat 11.00 sıralarında Kepez ilçesi Kepez Kaymakamlığı binasında meydana geldi.



İlk bilgilere göre, Kepez Kaymakamlığından silah sesleri duyuldu. Vatandaşlar binadan tahliye edilirken, bölgeye çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi.



Destek istenen Özel Harekat ekipleri kaymakamlık binasına geldi.

Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik rüşvet ve yolsuzluk davası başladı

Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasında, aralarında görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek'in de bulunduğu 5'i tutuklu 41 sanığın yargılanmasına başlandı

16.03.2026 12:00:00
İHA
Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik rüşvet ve yolsuzluk davası başladı
Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik rüşvet ve yolsuzluk davası başladı
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında hazırlanan 702 sayfalık iddianame, Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmişti.

İddianamede hakkında icbar suretiyle irtikap, haksız mal edinme, nüfuz ticareti, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanması, nitelikli dolandırıcılık ve iftira suçlamalarına yer verildi.

Bu kapsamda, soruşturma sürecinde tespit edilen 26 ayrı eylem yönünden hukuki değerlendirme yapıldığı belirtildi.

Soruşturma kapsamında 5 Temmuz 2025 tarihinde tutuklanan Muhittin Böcek, oğlu Mustafa Gökhan Böcek ile eski İl Emniyet Müdürü İlker Arslan'ın da aralarında bulunduğu 5'i tutuklu 41 sanığın yargılanması Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Toplantı Salonu'nda başladı.

BTP lideri Hüseyin Baş, "İran'ın Yuan ile ödeme yapan gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan geçmesine izin vermesini" değerlendirdi

İran'ın, Yuan ile ödeme yapan gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan geçmesine izin vermesini sosyal medya hesabından değerlendiren BTP lideri Hüseyin Baş, "4 Mart'ta Trabzon'da yaptığım konuşmada Amerika'nın bu sebepten savaşa girdiğini anlatmıştım. İran doğru yerden gidiyor" ifadelerini kullandı

14.03.2026 15:08:00 / Güncelleme: 14.03.2026 18:06:35
Haber Merkezi
BTP lideri Hüseyin Baş, "İran'ın Yuan ile ödeme yapan gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan geçmesine izin vermesini" değerlendirdi
BTP lideri Hüseyin Baş, "İran'ın Yuan ile ödeme yapan gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan geçmesine izin vermesini" değerlendirdi
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda İran'ın, Yuan ile ödeme yapan gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan geçmesine izin vermesini değerlendirdi.

BTP lideri, 4 Mart'ta Trabzon'da yaptığı konuşmada ABD'nin bu sebepten dolayı savaşa girdiğini anlattığını hatırlattı. Hüseyin Baş, paylaşımında şunları ifade etti:

"İran, Yuan ile ödeme yapan gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan geçişine izin vermeyi değerlendiriyor. 4 Mart'ta Trabzon'da yaptığım konuşmada Amerika'nın bu sebepten savaşa girdiğini anlatmıştım. İran doğru yerden gidiyor."

BTP liderinin 4 Mart'taki o tarihi konuşması

BTP lideri Baş, 4 Mart'ta Trabzon'da yaptığı konuşmada şu tespitlerde bulunmuştu:

"Şimdi olayın mihenk taşı noktasına geliyorum; Amerika hem Venezuela'ya, hem Çin'e, hem İran'a, 'Siz aranızda ticaret yaparken kendi milli paralarınızı kullanmayacaksınız, Amerikan doları kullanacaksınız' diyor. IMF'nin para sepetinde doların yüzde 78-79 olan kullanım ağırlığının son yıllarda yüzde 40'lara kadar düşmesiyle Amerika'nın saldırganlaşması aynı döneme denk geliyor.

Yani neymiş Amerika'nın derdi? Dünyada kullanılan rezerv paranın Amerikan doları olarak kalması! Çünkü adam matbaasında parayı, kağıdı yeşile boyuyor, üzerine rakamları yazıyor ve her şeyi dünyadan satın alıyor.

Şimdi dünya uyandı ve 'Biz petrol alıp satıyoruz, altın alıp satıyoruz, alüminyum alıp satıyoruz, bırak onu eve pirinç alıyoruz, baklagil alıyoruz, ekmek alıyoruz. Bu ticaretlerin tamamından Amerika para kazanıyor, oturduğu yerden. Buna ihtiyaç yok. Biz kendi paralarımızı kullanalım ticaretlerimizde. Böylelikle daha karlı oluruz' dedi.

Bunun üzerine ABD düğmeye bastı. Bütün dünyayı olağanüstü derecede kaosa sürüklüyor...

Dünya değişiyor. Dünyanın her kıtasını etkileyen Asya'yı, Ortadoğu'yu, Avrupa'yı, Amerika kıtasını etkileyen bir para savaşından bahsediyoruz. Benim paramı kullandın, kullanmadın, kendi paranı rezerv para yaptın, yapmadın. Kavga bu.

Şimdi gelelim olayın en önemli noktasına. Bütün bu kavga nereden çıktı? Trabzon'un evladı Prof. Dr. Haydar Baş'ın 2005 yılında Milli Ekonomi Modeli'nde yazdığı, 10 farklı uluslararası kongreyle 200'den fazla akademisyene  teyit ettirdiği Milli Ekonomi Modeli'ndeki milli paralarla ticaret dediğimiz olay bugün dünyanın seyrini değiştiren olay oldu...

Bu bahsettiğimiz Milli Ekonomi Modeli bizim parti programımız. Bağımsız Türkiye Partisi iktidar olunca Milli Ekonomi Modeli'ni hayata geçirecek. Bağımsız Türkiye Partisi'nin programı dünyada hiçbir siyasi partide bu yok."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.