Arakan'da ayrımcılık kalıcı hale getiriliyor
Myanmar hükümeti, Rohingya Müslümanlarını halihazırda bulundukları kamplardan çıkarıp yeni inşa edilecek evlere nakletmeye hazırlanıyor. İlk duyulduğunda olumlu bir adım gibi gelen bu hamle, aslında Rohingya Müslümanlarını bir daha asla kendi evlerine dönememeleri anlamına geliyor
14.12.2018 00:00:00





Dünya Myanmar'daki soykırımdan kaçarak Bangladeş'e sığınan yüz binlerce Arakanlı Müslüman mültecinin yeniden evlerine dönmesini tartışadursun Myanmar'ın içinde oluşturulan kamplarda yaşam mücadelesi veren Rohingya Müslümanları ise buradan kaçabilmenin planlarını yapıyor.
Silahlı Budist çetelerin ve Myanmar ordu güçlerinin, kendilerine ait ne varsa yakıp yıktığı 128 bin Rohingyalı Müslüman, bundan 6 yıl önce ülke içinde oluşturulan 5 farklı bölgedeki kamplara yerleştirilmişti.
Uluslararası kamuoyunun baskısı altındaki Aung San Suu Kyi hükümeti ise kampların kapatılarak buradaki Rohingya Müslümanlarının yeniden inşa edilecek evlere nakledileceğini belirtiyor.
Ancak Rohingya Müslümanları, Myanmar hükümetinin kampları kapatıp yeni yer vermesi adımının aslında bir daha asla kendi evlerine dönememesi anlamına geleceğini belirtiyor. Hükümetin tahsis edeceği 'yeni eve' geçenlerin yanı sıra kamplarda faaliyet gösteren Birleşmiş Milletler personeli de, Rohingyaların her ne kadar yeni evlerine taşınsalar bile, bunun daha önceki gibi yine baskı ve kontrol altında tutulmaya devam edecekleri anlamına geldiğini kaydediyor.
Kontrol noktaları ve Budist çetelerin şiddet içeren tehditleri, Müslümanların Arakan eyaletinde serbestçe hareket etmesini engelliyor.
Bağımsız kaynaklara göre, geçim kaynakları ellerinden alınan ve diğer hizmetlerin birçoğundan mahrum bırakılan Rohingyalar, dış dünyadan gelecek yardımlara bağlı kalmaya devam edecek.
Uluslararası basının kamplara giriş çıkışının yasak olması nedeniyle gazeteciler, Arakan'da 6 yıl önce yerlerinden edilen Arakanlı Müslümanlara telefonla ulaşmaya çalışıyor.
Müslümanlara 'denetimli kart' dayatması
Myanmar Sosyal Refah, Yardım ve Yeniden Yerleştirme Bakanı Myat Aye, hükümetin kampları kapatmak için Birleşmiş Milletler ajanslarıyla birlikte ulusal bir strateji üzerinde çalıştığını belirtti.
Myanmar ordu güçlerinin ve Budist çetelerin geçen yılki katliamlarından kaçarak Bangladeş'e sığınan 730 bin kişinin dışında yine 6 yıl önce Budist çetelerin düzenlediği saldırılarda yaklaşık 130 bin Rohingyalı Müslüman, evlerinden ayrılarak ülke içinde göçmen durumuna düşmüştü.
Aye, yerlerinden edilenlerin ulusal 'denetimli kart' uygulamasını kabul etmeleri halinde, serbest hareket etmelerinin önünde hiçbir yasal kısıtlama bulunmayacağını belirtti.
Ayrıca Aye, kartın Arakanlı göçmenlere eğitim ve sağlık sistemine eşit erişim imkanı sağladığını iddia etti. Uluslararası yardım kuruluşları çalışanları ve Arakanlı Müslümanlar ise, bakanın açıklamalarının aksine denetimli kartı kabul edenlere yönelik kısıtlamaların aralıksız sürdüğünü dile getiriyor.
Öte yandan birçok Rohingya, söz konusu kartı almayı reddediyor. Zira uygulamanın kendilerini, vatandaşlıklarını ya da uyruklarını kanıtlamak zorunda kalan yabancı muamelesine maruz bıraktığını ifade ediyor.
Birleşmiş Milletler Myanmar Temsilcisi Knut Ostby de basının eline geçen bir gizli notta, hükümetin bu kampları kapatma kararının ülke içinde yerlerinden edilmiş insanların temel insan haklarını inkar ederek bu kişilerin daha fazla ayrımcılığa maruz kalma riskini de beraberinde getireceğinin altını çizdi.
DIŞ HABERLER
Silahlı Budist çetelerin ve Myanmar ordu güçlerinin, kendilerine ait ne varsa yakıp yıktığı 128 bin Rohingyalı Müslüman, bundan 6 yıl önce ülke içinde oluşturulan 5 farklı bölgedeki kamplara yerleştirilmişti.
Uluslararası kamuoyunun baskısı altındaki Aung San Suu Kyi hükümeti ise kampların kapatılarak buradaki Rohingya Müslümanlarının yeniden inşa edilecek evlere nakledileceğini belirtiyor.
Ancak Rohingya Müslümanları, Myanmar hükümetinin kampları kapatıp yeni yer vermesi adımının aslında bir daha asla kendi evlerine dönememesi anlamına geleceğini belirtiyor. Hükümetin tahsis edeceği 'yeni eve' geçenlerin yanı sıra kamplarda faaliyet gösteren Birleşmiş Milletler personeli de, Rohingyaların her ne kadar yeni evlerine taşınsalar bile, bunun daha önceki gibi yine baskı ve kontrol altında tutulmaya devam edecekleri anlamına geldiğini kaydediyor.
Kontrol noktaları ve Budist çetelerin şiddet içeren tehditleri, Müslümanların Arakan eyaletinde serbestçe hareket etmesini engelliyor.
Bağımsız kaynaklara göre, geçim kaynakları ellerinden alınan ve diğer hizmetlerin birçoğundan mahrum bırakılan Rohingyalar, dış dünyadan gelecek yardımlara bağlı kalmaya devam edecek.
Uluslararası basının kamplara giriş çıkışının yasak olması nedeniyle gazeteciler, Arakan'da 6 yıl önce yerlerinden edilen Arakanlı Müslümanlara telefonla ulaşmaya çalışıyor.
Müslümanlara 'denetimli kart' dayatması
Myanmar Sosyal Refah, Yardım ve Yeniden Yerleştirme Bakanı Myat Aye, hükümetin kampları kapatmak için Birleşmiş Milletler ajanslarıyla birlikte ulusal bir strateji üzerinde çalıştığını belirtti.
Myanmar ordu güçlerinin ve Budist çetelerin geçen yılki katliamlarından kaçarak Bangladeş'e sığınan 730 bin kişinin dışında yine 6 yıl önce Budist çetelerin düzenlediği saldırılarda yaklaşık 130 bin Rohingyalı Müslüman, evlerinden ayrılarak ülke içinde göçmen durumuna düşmüştü.
Aye, yerlerinden edilenlerin ulusal 'denetimli kart' uygulamasını kabul etmeleri halinde, serbest hareket etmelerinin önünde hiçbir yasal kısıtlama bulunmayacağını belirtti.
Ayrıca Aye, kartın Arakanlı göçmenlere eğitim ve sağlık sistemine eşit erişim imkanı sağladığını iddia etti. Uluslararası yardım kuruluşları çalışanları ve Arakanlı Müslümanlar ise, bakanın açıklamalarının aksine denetimli kartı kabul edenlere yönelik kısıtlamaların aralıksız sürdüğünü dile getiriyor.
Öte yandan birçok Rohingya, söz konusu kartı almayı reddediyor. Zira uygulamanın kendilerini, vatandaşlıklarını ya da uyruklarını kanıtlamak zorunda kalan yabancı muamelesine maruz bıraktığını ifade ediyor.
Birleşmiş Milletler Myanmar Temsilcisi Knut Ostby de basının eline geçen bir gizli notta, hükümetin bu kampları kapatma kararının ülke içinde yerlerinden edilmiş insanların temel insan haklarını inkar ederek bu kişilerin daha fazla ayrımcılığa maruz kalma riskini de beraberinde getireceğinin altını çizdi.
DIŞ HABERLER















































































