logo
06 HAZİRAN 2026

Artık vakit Kerbela -1-

'Hak üzere amel edilmediğini ve batıldan kaçınılmadığını görmüyor musunuz? Böyle bir durumda mümin, Allah'a kavuşmayı (şehit olmayı) istemekte haklıdır. 
Ben böyle bir ortamda ölümü saadet biliyorum, zalimlerle yaşamayı ise alçaklık'

16.08.2021 00:06:00
Artık vakit Kerbela -1-
Artık vakit Kerbela -1-
İmam Hüseyin (a.s.), Kerbela bölgesinde konaklama kararı aldığında tarihler Muharrem'ul-Haram ayının ikisini gösteriyordu. İmam Hüseyin (a.s.) eşyalarını indirdikten sonra Ehl-i Beyt'ine ve çadırındaki yakınlarına Allah'a hamd, Peygambere (s.a.v.) salat ve selamdan sonra şöyle buyurdu;
 
"İşte başımıza gelen olayı görmektesiniz. Gerçekten dünyanın durumu değişmiş, kötülükleri aşikar olmuş, iyilik ve faziletleri ortadan kalkmıştır.
 
İnsanî faziletlerden ancak kabın içerisinde kalan su damlacıkları kadar pek az bir şey kalmıştır. Halk zillet ve utanç dolu bir hayat sürmektedir.  
 
Hak üzere amel edilmediğini ve batıldan kaçınılmadığını görmüyor musunuz? Böyle bir durumda mümin, Allah'a kavuşmayı (şehit olmayı) istemekte haklıdır.
 
Ben böyle bir ortamda ölümü saadet biliyorum, zalimlerle yaşamayı ise alçaklık.
 
İnsanlar, dünya kuludur. Din ise dillerinde dolaşır, dinin sayesinde geçimleri iyi olduğu müddetçe onu savunurlar, zorluklarla imtihan edildiklerinde ise dindarlar azalır." 
 
İmam Hüseyin'in, Kerbela'ya vardığını öğrenen İbn-i Ziyad, İmam'a (a.s) bir mektup daha gönderdi. Mektubunda, Yezid'in kendisine, seni (İmam Hüseyin'i) öldürmedikçe veya biatini almadıkça başımı yastığa koymamamı, karnımı doyurmamamı emrettiğini anlattı.
 
İmam (a.s.) mektubu okudu sonra yere atıp şöyle buyurdu: "Halkın rızasını, Allah'ın gazabına tercih eden bir kavim kurtuluşa ermez."
 
Elçi mektubun cevabını istediğinde, İmam (a.s.) şu cevabı buyurdu: "İbn-i Ziyad'ın mektubuna vereceğim bir cevap yoktur. Çünkü Allah'ın azabı onun hakkında sabit olmuştur."
 
İmam Hüseyin (a.s) ve kafilesine karşı bin kişilik süvari ordusu gönderen zihniyet bunu yeterli görmemiş olacak ki, 30 bin kişilik ayrı bir ordu daha hazırlayıp Kerbela'ya gönderdiler. 
 
Bir tarafta 75 kişilik nur kafilesi. Karşılarında ise 30 bini aşkın askerden oluşan dev ordu. Bu dengesizlik küfrün, imanın karşısındaki korkusundan başka bir şey değildir.
 
İbn-i Ziyad, Ömer b. Sa'd'a; "Hüseyin ve arkadaşlarının su ile temaslarını kes! Onlar bir damla su dahi tadamasınlar." Emrini verdi. Ömer b. Sa'd, 500 kişilik bir süvari birliği Fırat'ın kıyısına göndererek su ile bağlantılarını kesti. (Su ile bağlantılarının kesildiği bu hadise İmam Hüseyin (a.s.)'ın şahadetinden üç gün önce idi.)  
 
Ubeydullah emriyle Ömer b. Sad, Muharrem'in 9'unda yani Tasua gününde kuşatmayı başlattı. O gün (yani Tasua günü) İmam Hüseyin çadırın önünde kısa bir süre uyukladı. Bu esnada, Ömer b. Sa'd'ın ordusu saldırı pozisyonuna geçti. Durumu uzaktan fark eden Hz. Zeynep (a.s.), kardeşinin yanına gelerek; "Kardeşim, düşman çadırlara yaklaşmak üzeredir" dedi.
 
İmam (a.s.) başını kaldırıp şöyle buyurdu: "Şimdi ceddim Resulüllah (s.a.v.)'i rüyada gördüm ki, bana şöyle buyurdu: "Torunum, yakın bir zamanda Benim yanıma geleceksin."
 
Daha sonra İmam (a.s.), kardeşi Ebu'l Fazl'a; "Kardeşim, canım sana feda olsun, atına bin de bunlarla mülakat et ve onların (bu hareketten) hedeflerinin ne olduğunu sor, öğren" dedi.
 
Ebu'l Fazl, yirmi kişiyle birlikte düşmana doğru hareket edip onların karşısında yer aldı ve onların bu hareketten hedeflerinin ne olduğunu sordu. Ömer b. Sa'd'ın ordusu Hz. Ebu'l Fazl'a cevaben, "Emir'den (İbn-i Ziyad) yeni bir hüküm gelmiştir; ya biat edersiniz veya şimdi sizinle savaşa başlarız" dediler.
 
Hz. Ebu'l Fazl, İmam Hüseyin'in (a.s.) huzuruna gelip cevabı iletti. İmam (a.s) şöyle buyurdu: "Onların yanına dön. Eğer becerebiliyorsan (bu gece mühlet al) savaşı yarına ertelet ve onları bu akşam bizden def et (savaştan vazgeçir); ta ki bu gece Rabbimize namaz kılalım, O'na dua edelim ve O'ndan mağfiret dileyelim. Çünkü ben namazı, Kur'an okumayı ve fazla dua edip, mağfiret dilemeyi çok seviyorum." 
 
Ömer b. Sa'd'ın askerleri epeyce tartıştıktan sonra İmam Hüseyin'in (a.s.) bu teklifi kabul ettiler. Yani ertesi güne kadar kafileye mühlet verildi. Aynı günün ikindi saatlerinde İmam Hüseyin (a.s.) yanındaki o kutlu insanlara şöyle buyurdu;
 
"Allah'a en güzel şekilde senâ ediyor, refah ve zorluklarda verdiği nimetlere karşı da şükrediyorum.
 
Allah'ım! Peygamberliği bizim ailemizde karar kılmakla bize ikramda bulunduğun için Sana hamd olsun. Kuran'ı bize öğrettin, dinde bizi fakih kıldın, bize (hakkı duyan) kulak, (hakkı gören) göz ve hakkı tasdik eden bir kalp verdin ve bizi müşriklerden kılmadın.
 
Ben, kendi ashabımdan daha hayırlı ve daha iyi bir ashap ve Ehl-i Beyt'imden de daha sadık ve daha vefalı bir Ehl-i Beyt tanımıyorum.
 
Ceddim Resulüllah (s.a.v.) Irak'a çağrılacağımı, Ammura veya Kerbela denilen yerde şehit olacağımı bana haber vermiştir; işte bu vaat edilen sözün, şahadetin zamanı yaklaşmıştır. Bana göre yarın düşmanla karşılaşacağımız gündür.
 
Artık ben, size izin veriyorum, siz serbestsiniz, biatimi sizden kaldırdım; Allah hepinizi hayırla mükafatlandırsın; bu gecenin karanlığından yararlanarak her biriniz Ehl-i Beyt'imden birisinin elini tutup kendi köy ve şehirlerinize dağılın, kendinizi ölümden kurtarın.
 
Çünkü bu insanlar sadece beni takip ediyorlar, beni ele geçirirlerse artık diğerleri ile işi olmaz, onlardan vazgeçerler." 
 
İmam Hüseyin'in (a.s.) ashabından biatini kaldırdığını söylediği ve gitmelerine izin verdiği konuşmasının ardından ilk söz alan kardeşi Abbas bin Ali oldu; "Allah böyle bir günü bize göstermesin ki, biz, seni yalnız bırakıp da şehrimize geri dönelim" dedi.
 
İmam, Akil'in çocuklarına bakıp; "Müslim'in öldürülmesi size yeter. Ben, size izin verdim, gidin artık burada kalmayın" dedi.  
 
Her birlikte dediler ki: "Suphanallah! İnsanlar, bize ne diyecek? Biz, onlara ne cevap vereceğiz? En büyüğümüzü, efendimizi, amcamızı, hem de amcaların en hayırlıların oğullarını yalnız bıraktık, onlarla beraber bir tek ok atmadık, onların yanında bir tek mızrak fırlatmadık, onların yanı başında bir tek kılıç sallamadık, şimdi de onlara neler yapıldığını bilmiyoruz mu diyeceğiz?
 
Hayır! Allah'a and olsun ki, bunu yapamayız. Tam tersine, canlarımızı, mallarımızı ve ailelerimizi sana feda edeceğiz. Seninle aynı akıbete varmak için seninle omuz omuza savaşacağız. Senden sonraki bir hayatı Allah kahretsin."
 
İmam Hüseyin (a.s.), ashabından kendisini yalnız bırakmayacaklarına dair bu emin sözleri duyduktan sonra ertesi gün yaşanacaklarla ilgili gerçekleri şu dua cümlesiyle açıklamaya başladı: "Allah hepinize en güzel mükafatı versin."
 
Öleceğini bildiği hâlde savaş hazırlıklarına son derece dikkat eden İmam Hüseyin (a.s.), kendilerini daha iyi savunabilmek için çadırları birbirine iplerle bağlattı. Böylece çadırlar arasından gelebilecek bir düşman saldırısını engelledi. Ertesi sabah ise askerlerini, çadırlar önünde saf tutacak şekilde görevlendirdi. Bu sayede düşmanın sadece ön saftan saldırabileceği tek cepheli bir savunma hattı hazırlamış oldu.
 
Tasua akşamında herkes yarın ki şahadet mertebesine erişmenin heyecanı içindeydi. Öleceklerini bilerek savaşacak, kanların son damlasına kadar Resulüllah'ın (s.a.v.) oğlunu koruyacaklardı.


 
İmam Seccad (a.s.) o geceyi şöyle anlatmıştı; "Aşura gecesi babam, dostlarından birkaç kişiyle birlikte çadırda oturmuşlardı. Ebuzer'in kölesi Cevn ise İmam'ın (a.s.) kılıcını düzeltiyordu.
 
İmam (a.s) bir şiir okuyordu; "Ey zaman! Bıktım senin arkadaşlığından! Senin nice sabah ve akşamlarına talip olanlar, ölmüş gitmişlerdir. Zaten zaman iyi ve sâlih kişileri tüketmeye doymaz. İşler ancak Celil olan Allah'a rücû eder. Her canlı ahret yoluna çekilir gider"
 
Ben, İmam'ın (a.s.) bu şiirinden şahadet haberini ilan ettiğini anladım. Bunun için gözlerim yaşla doldu ama kendimi tuttum. Fakat yatağımın kenarında oturan ve bu şiirleri duyan halam Zeynep (a.s.), İmam'ın (a.s.) ashabı dağılır dağılmaz İmam'ın çadırına gelip, şöyle dedi:
 
"Yazıklar olsun bana! Keşke ölseydim de böyle bir gün görmeseydim. Ey ölenlerimin yadigârı! Ey kalanlarımın sığınağı! Bu olay adeta bütün büyüklerimizin (babam Ali (a.s.), annem Zehra (a.s.) ve kardeşim Hasan) musibetlerini canlandırdı."
 
İmam (a.s.), Zeyneb-i Kübra'yı teselli etti ve ona sabretmeyi de tavsiye ederek şöyle buyurdu: "Ey bacım! Allah'ın takdirine sabret. Bil ki, yeryüzünün ehli ölecektir, göklerin ehli de baki kalmayacaktır.
 
Yeryüzünü kendi kudreti ile yaratan ve insanları diriltecek olan Yüce Allah'ın zatından başka bütün varlıklar yok olucudur. Ve O Allah tektir. Babam, annem ve kardeşim Hasan (a.s.) benden daha iyi idiler. Buna rağmen hepsi ahrete göç ettiler.
 
Resulüllah'da (s.a.v.), benim için ve her Müslüman için güzel bir örnek vardır. Resulüllah'da (s.a.v.) Beka âlemine göç etti.
 
Ey bacım! Ümmü Gülsüm (a.s.), ey Fatıma (a.s.), ey Rubab! Ben öldüğümde sakın yakanızı parçalamayın, yüzünüzü tırmalamayın ve size yakışmayacak bir söz söylemeyin."
 
Hz. Hüseyin (a.s.) ve yanındakiler geceyi ibadetle geçirdiler. Bütün gece namaz kıldılar, Kuran okudular ve Allah'a dua ettiler. Bu manzaradan çok etkilenen otuz iki kişi, Ömer b. Sa'd'ın ordusundan ayrılarak İmam Hüseyin'in (a.s.) saflarına katıldı.
 
Seher vakti olunca Hüseyin (a.s.) biraz uyukladı. Ardından uyandı ve dedi ki: "Resulüllah'ı (s.a.v.) bir grup ashabı ile birlikte gördüm. Bana şöyle buyurdu: "Sen bu ümmetin şehidisin, göklerin ve en yüksek semanın ehli, senin gelmeni birbirlerine müjdeliyorlar. İftarın bu gece bizim yanımızda olacaktır, acele et, gecikme…"
 
Namaz, Kuran ve zikirle geçirilen gecenin sabahında, namazın kılınmasının ardından, İmam Hüseyin (a.s.) arkasındaki cemaate şöyle hitap etti;
 
"Allah-u Teâlâ, bugün benim ve sizin ölümünüze müsaade etmiştir. Öyleyse direnin, düşmana karşı savaşın. 
 
Ey Kerimzâdeler! Sabırlı olun. Ölüm sizi sıkıntı ve mihnetten geçirip, geniş cennet ve daimî nimetlere ulaştıran köprüden başka bir şey değildir. Hanginiz zindandan saraya gitmeyi sevmez? Halbuki ölüm, düşmanlarınız için saraydan zindana ve azaba intikal etmeye benzer.
 
Babam, Resulüllah (s.a.v.)'den naklen şöyle buyurdu: "Dünya mümine zindan, kâfire ise cennettir. Ölüm, müminleri cennetlerine, kâfirleri ise cehennemlerine ulaştıran bir köprüdür. Ne yalan duymuşum ve ne de yalan konuştum." 
 
Artık savaşın kaçınılmaz olduğu kesinlik kazanmıştı. Verilen mühlet sona ermiş ve ordu saldırı pozisyonunu almıştı.
 
İmam Hüseyin (a.s) ordunun sağ kanadını Züheyr bin Kayn'a, sol kanadını Habib bin Mezahir'e, sancağı ise kardeşi Abbas'a verdi. Geri kalan ev halkını ise kendisi ile beraber merkezde topladı.
 
İmam'ın, ordusu için bu hazırlıkları yaptığı sırada, Ömer bin Sa'd komutasındaki on binlerce kişilik ordu da saldırı pozisyonuna geçmişti. Bu manzarayı gören İmam Hüseyin (a.s.) ellerini Cenab-ı Hakka açarak şöyle yardım diledi:
 
"Allah'ım! Her kederde benim güvencem Sensin. Her zorlukta benim ümidim Sensin. Karşıma çıkan her meselede benim güvencem ve donanımım Sensin. Kalbi zayıf düşüren, insanı çaresiz bırakan, dostların bırakıp kaçmasına ve düşmanların şamata yapmasına neden olan nice felaketleri, başkasından yüz çevirip Sana yönelerek, Sana sundum, Sana şikayet ettim. Sen de, beni bu felaketlerden kurtardın. Bana çıkış yolu gösterdin. Her nimetin velisi, her güzelliğin sahibi ve her arzunun mercii Sensin." 
 
Ömer b. Sa'd'ın ordusundakiler, İmam Hüseyin'in (a.s.) kanını akıtmakla Allah'a yaklaşacaklarını zannediyorlardı. İki tarafın da son hazırlıklarını yaptığı bir sırada İmam Hüseyin (a.s.) karşısındakilere son bir nasihatte bulunmak için düşman askerlerine yaklaşmış ve atının üzerinden şöyle seslenmişti;
 
"Ey insanlar! Beni dinleyin! Üzerime düşen sizlere öğüt ve nasihatimi dinlemedikçe ve bu bölgeye gelmemin sebebini öğrenmedikçe savaş hususunda acele etmeyin.
 
Eğer delilimi kabul edip, sözümü tasdik eder de bana karşı insaflı davranırsanız, saadet yolunu bulursunuz. Artık benimle de savaşmaya hiçbir sebep kalmaz.
 
Eğer delilimi kabul etmezseniz, daha sonra yaptığınız işin gam ve üzüntünüze sebep olmaması için de ortaklarınızı bir araya toplayıp düşünüp, taşının ve hakkımda aldığınız kararı uygulayın. Bana göz açtırmayın. Şüphesiz benim yardımcım Kuran'ı indiren Allah'tır. Salih kulların yardımcısı da O'dur." 
 
Hamd ve salattan sonra İmam Hüseyin (a.s) sözlerine şöyle devam etti:
 
"Şimdi benim soyumu araştırın ve bakın, ben kimim? Sonra vicdanınızla baş başa kalın ve nefsinizi ayıplayın. Bakın bakalım, beni öldürmeniz, sizin için uygun mudur?
 
Ben, Peygamberinizin (s.a.v.) kızının oğlu değil miyim? Peygamberinizin (s.a.v.) vasisi, Resulüllah'ın (s.a.v.) Allah katından getirdiğini ilk tasdik eden, ilk mümin Ali'nin (a.s.) oğlu değil miyim?
 
Şehitlerin efendisi Hamza, benim amcam değil mi? Resulüllah'ın (s.a.v.) benim ve kardeşimin hakkında, "Şu ikisi cennet gençlerinin efendileridir" dediğini duymadınız mı?
 
Eğer benim dediklerimi doğruluyorsanız -ki haktan ibarettir- Allah'a yemin ederim ki, Allah'ın yalan söyleyenlere buğz ettiğini öğrendiğim günden beri yalan söylemedim. Yok, eğer, beni yalanlıyorsanız, içinizde, sorduğunuzda size doğruyu söyleyecek kimseler vardır.
 
Câbir bin Abdullah el-Ensarî'ye, Ebu Said el-Hudrî'ye, Sahl b. Sa'd es-Saidî'ye, Zed b. Erkam'a ve Enes bin Mâlik'e sorun. Resulüllah (s.a.v.)'in bu sözleri benim ve kardeşim hakkında söylediğini duyduklarını size söyleyeceklerdir. Kanımı dökmenizi engellemeye bu kadar yetmez mi?
 
Eğer bundan şüphe ediyorsanız, benim, Hazreti Peygamberin (s.a.v.) kızının oğlu olduğumdan da mı şüphe ediyorsunuz? Allah'a yemin ederim ki, doğu ve batı arasında, ne sizin içinizde, ne de başka topluluklar içerisinde benden başka Peygamberin (s.a.v.) kızının oğlu yoktur.
 
Yuh olsun size! Sizden birini öldürdüm de mi, buna karşılık beni öldürmek istiyorsunuz? Yoksa birinizin malını mı yedim? Ya da birinizi yaraladım da onun karşılığı olarak mı benim kanımı dökmek istiyorsunuz?" dedi.
(devam edecek… geniş bilgi ve hikmetler için bkz. Prof. Dr. Haydar Baş İmam Hüseyin (a.s) eseri) H: Akın Aydın

Türk Telekom'dan gelecek için çevreci teknolojiler


 
Türk Telekom, çevre dostu çözümler sunan yeni nesil çevreci iletişim teknolojileriyle yenilenebilir kaynaklara yönelerek, yeşil dönüşümdeki çalışmalarını sürdürüyor.

06.06.2026 11:04:00
Haber Merkezi
Türk Telekom'dan gelecek için çevreci teknolojiler
Türk Telekom'dan gelecek için çevreci teknolojiler

Türk Telekom, çevre dostu çözümler sunan yeni nesil çevreci iletişim teknolojileriyle yenilenebilir kaynaklara yönelerek, yeşil dönüşümdeki çalışmalarını sürdürüyor. Ulaşımdan sağlığa, enerjiden güvenliğe kadar birçok alanda çevre dostu çözümler üreten şirket, "akıllı şehircilik uygulamaları", "akıllı aydınlatma projeleri" ve "akıllı kavşak" çözümleriyle farklı alanlarda sürdürülebilir ve çevreci projeler geliştiriyor.

Enerji verimliliği çözümleri, akıllı şehir uygulamaları ve yeni nesil yeşil şebeke teknolojileriyle iklim kriziyle mücadelede sektör liderliğini güçlendiren Türk Telekom, 4-7 Haziran'da yapılacak Sıfır Atık Festivali ile 5-7 Haziran'da düzenlenen Sıfır Atık Forumu'nun destekçileri arasında yer alarak, sıfır atık bilincinin yaygınlaştırılmasına katkı sunuyor.

Türk Telekom CEO'su Ebubekir Şahin, teknolojiyi yalnızca dijital dönüşümün değil, aynı zamanda sürdürülebilir bir geleceğin de en güçlü araçlarından biri olarak gördüklerini belirtti.

ATM'de unutulan kart işlemlerinden kullanıcı sorumlu

Avukat Kübra Pekel, ATM'de unutulan banka kartlarından yapılacak olan işlemlerden kart sahibinin sorumlu tutulacağını söyleyerek, "Kartın olmadığını fark ettiğimizde vakit kaybetmeden bankaya bildirmeliyiz" dedi

06.06.2026 11:00:00 / Güncelleme: 06.06.2026 11:04:51
İHA
ATM'de unutulan kart işlemlerinden kullanıcı sorumlu
ATM'de unutulan kart işlemlerinden kullanıcı sorumlu
Hukuki olarak kartın kaybolduğu fark edildiği anda bankaya bildirim yapılması gerektiğini söyleyen Kübra Pekel, "ATM'de kart unutmak hepimizin başına gelebilecek çok insani bir durum. Burada genel olarak hani en fazla kartım yutulur yenisini çıkartırım şeklinde düşünüyoruz çoğumuz fakat madalyonun arka tarafı bu kadar da masum değil. Şimdi hukuksal olarak çok net bir gerçekliğin altını çizmek durumundayım. ATM'de unuttuğunuz kartı bankaya anda bildirmezseniz o andan itibaren yapılan işlemlerin çoğunluğundan veyahut da kötü niyetli harcamaların çoğunluğundan siz sorumlu tutulursunuz. Peki hukuk bu konuda ne diyor' 5464 sayılı banka kartları ve kredi kartları kanunu şu şekilde söylüyor, kartın kaybolması veya çalınması halinde durumu derhal bankaya bildirme yükümlülüğümüz bulunmaktadır. Eğer bu bildirimi yapmazsanız kartı bulan kötü niyetli kişilerin yapmış olduğu harcamalardan ağır kusurunuz olduğu gerekçesiyle sorumlu tutulursunuz. Yargıtay'ın yerleşik kararları da bu yöndedir. Hukuken bildirimde bulunmadığımız her dakika sizin aleyhinize işlemektedir. Burada en önemli nokta bildirim süreniz. Sizin bu noktada yani yapılan harcamayı ilk fark ettiğiniz anda veyahut da kaybolduğunu fark ettiğiniz ilk anda anında bildirimde bulunmanız gerekiyor. Hukuk bunu 24 saat ile sınırlamış olabilir ama bu somut olaya göre değişmekte oluyor" dedi.



"Hızlı bildirim fazla kayıp olmasını engeller"

Pekel, hızlı yapılacak bildirimlerin daha fazla maddi kayıp olmasını engelleyeceğini söyleyerek, "Sizin bu durumu ilk fark ettiğiniz anda anında bankaya ihbarda bulunmanız gerekiyor. Vatandaşlarımızın ATM işlemleri sonrasında kartlarını mutlaka kontrol etmeleri, mobil bankacılık bildirimlerini açık tutmaları ve şüpheli bir durumda vakit kaybetmeden bankaya başvurmaları gerekmektedir. Çünkü hızlı yapılan bildirim hem maddi kaybın büyümesine hem de daha sonrasında olması muhtemel bir hukuki süreçte hak kaybına uğramalarını engellemektedir. Cüzdanınızı kontrol ettiğinizde kartınızı göremediğiniz anda evde mi unuttum, arabada mı bıraktım şeklinde düşünmek yerine zaman kaybetmeden ilk iş olarak bankanızı arayın ve kartınızı bloke ettirin. Unutmayın hukuk haklarını arayanları korur, ihmal edenleri değil" ifadelerini kullandı.

Karadeniz'de Türk balıkçı teknesine saldırı

İçişleri Bakanlığı Sahil Güvenlik Komutanlığı, Karadeniz'de Türk bayraklı balıkçı teknesine düzenlenen saldırıda 1 kişinin hayatını kaybettiğini, 4 kişinin de yaralandığını bildirdi

06.06.2026 10:40:00 / Güncelleme: 06.06.2026 10:46:42
İhlas Haber Ajansı
Karadeniz'de Türk balıkçı teknesine saldırı
Karadeniz'de Türk balıkçı teknesine saldırı
İçişleri Bakanlığı Sahil Güvenlik Komutanlığı, Karadeniz'de Türk bayraklı balıkçı teknesine düzenlenen saldırıda 1 kişinin hayatını kaybettiğini, 4 kişinin de yaralandığını bildirdi.

Sahil Güvenlik Komutanlığından yapılan açıklamaya göre, bugün Kırım'ın batısında Sivastopol açıklarında, Türk bayraklı "Duru 67" isimli tekneye saldırı düzenlendi. Saldırı sonucu hasar alan tekne battı.



Bölgede bulunan "Burak Kaya" isimli balıkçı teknesi, batan teknedeki 5 yaralıyı kurtardı. İnebolu istikametine doğru yola çıkan teknedeki ağır yaralı 1 kişi, intikal sırasında hayatını kaybetti.

İhbar üzerine Sahil Güvenlik Komutanlığına ait "TCSG-96" gemisi, saat 12.35'te İnebolu Limanı'ndan hareket etti.

Gemide, 4 doktor ile 15 UMKE, hemşire ve yardımcı sağlık personelinden oluşan 19 kişilik uzman tıbbi ekip yer aldı.

Görevlendirilen unsur, saat 19.20'de Türk Arama Kurtarma Bölgesi'nin kuzeyinde İnebolu Limanı'na 115 deniz mili mesafede "Burak Kaya" isimli balıkçı teknesine ulaştı.

Hayatını kaybeden balıkçının cenazesi ve yaralılar, Sahil Güvenlik gemisine alındı. Yaralılara tıbbi müdahaleye başlandı ve İnebolu Limanı'na dönüşe geçildi.

Karadeniz'deki saldırıda hayatını kaybeden ve yaralanan balıkçılar Kastamonu'ya getirildi



Karadeniz'de saldırıya uğrayan Türk bayraklı balıkçı teknesinde hayatını kaybeden vatandaşın cenazesi ile 4 yaralı, Kastamonu'nun İnebolu ilçesine getirildi.

Kırım'ın batısında, Sivastopol açıklarında saldırıya uğrayan Türk bayraklı "Duru 67" isimli balıkçı teknesindeki 5 kişi yaralandı. Teknedeki yaralılar, yakınlarında bulunan "Burak Kaya" isimli balıkçı teknesine tahliye edildi. Kastamonu'nun İnebolu ilçesi istikametine doğru hareket eden teknedeki yaralılardan biri hayatını kaybetti. Balıkçı teknesinden yapılan yardım çağrısı üzerine Sahil Güvenlik Komutanlığına ait TCGSG-96 gemisi, 4 doktor, 15 UMKE personeli, hemşire ve yardımcı sağlık personelinden oluşan toplam 19 kişilik uzman tıbbi ekiple harekete geçti.



İnebolu Limanı'ndan dün saat 12.35'te hareket eden Sahil Güvenlik Komutanlığı gemisi, balıkçı teknesiyle saat 19.20 sıralarında yaklaşık 115 mil açıkta temas kurdu.

Hayatını kaybeden balıkçının cenazesi ve yaralı balıkçılar daha sonra Sahil Güvenlik Komutanlığı gemisine alındı. Yaralılara uzman sağlık ekibi tarafından ilk müdahale ise gemide yapıldı. Dönüşe geçen Sahil Güvenlik Komutanlığı gemisi, saat 03.00 sıralarında Kastamonu'nun İnebolu ilçesindeki İnebolu Limanı'na yanaştı. Gemiden indirilen 4 yaralı, ambulanslarla Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Hayatını kaybeden vatandaşın cenazesi ise cenaze aracıyla morga götürüldü.

İstanbul'da ormanlık alanlara giriş yasaklandı


 
İstanbul Valiliği'nden yapılan açıklamada "İstanbul genelinde ormanlık alanlara girişler, mangal, tüp kullanımı, nargile ve benzeri sebeplerle ateş yakmak 8 Haziran 2026 ile 15 Ekim 2026 tarihleri arasında yasaklanmıştır" denildi.

06.06.2026 08:49:00
AA
İstanbul'da ormanlık alanlara giriş yasaklandı
İstanbul'da ormanlık alanlara giriş yasaklandı

İstanbul Valiliği, kent genelinde ormanlık alanlara girişlerin, mangal, tüp kullanımı ve nargile gibi sebeplerle ateş yakmanın 8 Haziran-15 Ekim tarihlerinde yasaklandığını duyurdu. Valilikten yapılan açıklamada, yaz mevsimiyle ormanlık alanlarda insan ve araç hareketliliğinde artış olduğu, bu durumun orman yangınları riskini artırdığı bildirildi.

Amaç ormanları korumak

Kasten veya kusurlu olarak ortaya çıkabilecek bu risklerin önüne geçebilmek için bir dizi tedbirin uygulanmasına kararı verildiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"İstanbul genelinde ormanlık alanlara girişler, mangal, tüp kullanımı, nargile ve benzeri sebeplerle ateş yakmak 8 Haziran 2026 ile 15 Ekim 2026 tarihleri arasında, Orman Kanunu'nun 31. ve 32. maddesi kapsamında köy/mahalleler başta olmak üzere orman içi, orman bitişiği ve ormanla ilişiği olmayan tüm köy ve mahallelerde anız, bağ–bahçe, zeytinlik ve tarla temizliği gibi gerekçelerle ağaç, dal ve her türlü bitki örtüsünün yakılması yasaklanmıştır. İstanbul il sınırları içerisinde yer alan ve belirlenen piknik ve mesire alanları, korular, parklar, tabiat parkları ve eko turizm alanlarında piknik, spor, yürüyüş ve benzeri faaliyetler için herhangi bir kısıtlama kararı bulunmamaktadır."

Enerji hatları uyarısı

Açıklamada, orman alanı civarındaki tesisler ile sanayi kuruluşlarının, orman alanlarını etkileyebilecek her türlü faaliyet nedeniyle oluşabilecek yangın riskine karşı önleyici tüm tedbirleri eksiksiz almaları konusunda yükümlü olduklarına işaret edildi. Enerji nakil hatlarının yapım ve bakımı ile ilgili kuruluşların enerji hatlarının özellikle ormanlık alanlardan geçen bölümlerinde gerekli bakımları gerçekleştirecekleri, yangın riskine karşı her türlü tedbiri alacakları, gerektiğinde enerji kesintisi uygulayacakları belirtildi: "Tüm belediyelerimiz, orman içi, orman kenarı ve bitişiğinde bulunan çöp toplama alanları çevresinde koruma bandı oluşturacak ve yangın riskine karşı gerekli iş makinelerini (dozer, loder, kepçe) hazır bulunduracaklardır. Kaymakamlıklarımız ve Orman Bölge Müdürlüğü koordinasyonunda genel kolluk ve orman kolluğundan oluşturulan denetim ekipleri etkin gözetim ve denetim çalışmalarını yürütecektir. Gerekli hallerde kaymakamlıklarımızın emriyle tüm kamu ve özel sektör imkanları kullanılarak olası yangınlara karşı etkili mücadele yapılacaktır. Yukarıda belirtilen karar ve önlemlere aykırı hareket edenler hakkında ilgili kanunların belirlediği şekilde idari ve adli işlem yapılacaktır."

Milli devlet ve etnik çeşitlilik

Devletlerin parçalanması için istismar edilen değerlerden biri de etnik farklılıklardır

06.06.2026 00:42:00
Haber Merkezi
Milli devlet ve etnik çeşitlilik
Milli devlet ve etnik çeşitlilik
Devletlerin parçalanması için istismar edilen değerlerden biri de etnik farklılıklardır. İnsan hakları adı altında azınlık hakları kavramı gündem edilerek, etnik farklılıkların kavga unsuru olarak algılanmasına çalışılmaktadır.

Etnik farklılıkların bir kavga sebebi olarak öne sürüldüğü günümüzde, hedef tahtasına konmuş devletlerin iç bünyelerindeki birlik ve beraberlikleri zayıflatılmakta, iç çatışmalara zemin hazırlanmaktadır. Hatta güçlü devletler parçalanarak küçük ve zayıf devletçikler haline getirilmek istenmektedir.

Halbuki "kimlik" kavramı etnik farklılıkların üstünde bir olgudur. Kimlik, milletlerin sahip oldukları inançları, kültürleri, dilleri, tarihleri ile şekillenmektedir.







Örneğin Türk kimliği, bir millet olma ve medeniyet kimliğidir.

Bu millet ve medeniyet çatısı, altında Laz, Kürt, Çerkez, Türk vb birçok etnik özelliği barındırır. Balkanlarda Sırp kökenli olanların Müslüman olanlarına Boşnak denmektedir. Boşnaklar kendilerini ifade ederlerken Türk olduklarını söylerler ki, bu doğrudur…

Zira Türk kimliği, aynı değerleri paylaşan bütün etnik kökenlerin ortak adıdır, ortak kimliğidir.

Bir kimlik etrafında bir ve beraber olan etnik kökenler milletleri oluşturmaktadır.

Türkiye örneği de aslında böyledir. Yıllardan beri ifade ettiğimiz gibi topraklarımızdaki vatandaşlarımızın Türk, Kürt, Laz, Çerkez… gibi etnik çeşitliliği, kardeşliğimizi, birliğimizi bozmamaktadır.







Yıllarca bu vatanda Türk kimliği altında aynı değerlerle yoğrulmuş ve aynı değerleri koruma sevdalısı olan halklar, Türk bünyesini, yani Türk milletini oluşturmuşlardır.

Bu sebeple etnik çeşitlilik, asla bir ayrımcılık sebebi değil, tam tersine bir zenginliktir. Tarihten gelen kültür birliği, siyaset birliği, inanç birliği vs. gibi değerlerle süzülerek gelip medeniyet birliğimizi oluşturan bu çeşitlilik, ayrılık sebebi değil; bilakis güçlü bir bünyenin oluşması demektir. Hepsi aynı kaynaktan beslendikleri için örfleri, adetleri, gelenekleri birdir.

Dili, dini, tarihi, kültürü, gelenekleri, siyaseti, medeniyeti aynı olan bu etnik grupların vücuda getirdiği millet, Türk Milleti olup; bu grupların birinin diğerinden farkı yoktur. Çünkü hepsi, aynı kaynaktan beslenip, zaman içinde aynı maya ile yoğrulup gelmişlerdir.

Bir bünyeyi meydana getiren bu etnik zenginliğimizi tarih boyu aşındırıp yok etmeye çalışanlar; tek vücut halindeki bu bünyeyi oluşturan unsurların dini, dili, kültürü, medeniyeti ile oynayanlar, tarihin hiçbir döneminde başarılı olamamışlardır.







Lozan görüşmelerinde Atatürk, ancak gayrimüslimler azınlıktır ölçüsünü ortaya koyarak, etnik çeşitliliğin bir istismar unsuru olmasına müsaade etmemiş; aksine birlik ve beraberliğimizin dayandığı temellerden olduğunu belirlemiştir.

Ne gariptir ki, globalleşme adı altında ayrı özelliklerdeki devletler, bir araya gelirken; AB projesi adı altında Avrupa kıtası ortak bir kültür etrafında birleşmeye çalışırken; parçalanmak istenen ülkelerde etnik çeşitlilik, azınlık hakları adı altında kavga unsuru haline getirilmeye çalışılmaktadır.

Bir taraftan ortak değerler etrafında farklı milletleri bir araya getirme gayreti, diğer taraftan ortak değerlere sahip milletleri etnik çeşitlilik adı altında parçalama projeleri, globalleşmenin hedeflerini göstermesi açısından manidar bir örnektir.

Milli Devlet, milletini tek bir kimlik etrafında hiçbir ferdine ayrım yapmaksızın bir bütün olarak görmekte, milletin kendi içerisindeki renk farklılıklarını milletin birlik ve berberliğine, kaynaşmasına vesile kılmaktadır." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Ramazan Bayramı’nda gözaltına alınmıştı

Kamu kurumlarındaki yolsuzluk iddiaları, usulsüzlükler ve tarikat-vakıf ilişkilerine yönelik haberleriyle tanınan BirGün Gazetesi muhabiri İsmail Arı, tutukluluğunun 75. gününde hakim karşısına çıktı

05.06.2026 18:41:00
Haber Merkezi
Ramazan Bayramı’nda gözaltına alınmıştı
Ramazan Bayramı’nda gözaltına alınmıştı
Kamu kurumlarındaki yolsuzluk iddiaları, usulsüzlükler ve tarikat-vakıf ilişkilerine yönelik haberleriyle tanınan BirGün Gazetesi muhabiri İsmail Arı, tutukluluğunun 75. gününde hakim karşısına çıktı. Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen ilk duruşmada mahkeme heyeti, Arı'nın tahliyesine karar verdi.

Duruşma salonuna alkışlarla giren İsmail Arı, savunmasında kamu kaynaklarının vakıflara aktarılmasına dair yaptığı haberlerin arkasında durdu.

Gazetecilik suç değildir



Arı savunmasında, "Bana yaşatılan eziyeti sağır sultan duydu, bir tek yargı makamları duymadı. Gazetecilik suç değildir, beraatımı talep ediyorum" ifadelerini kullandı. Duruşma savcısı, delillerin henüz toplanmadığı gerekçesiyle tutukluluğun devamını talep etse de mahkeme heyeti Arı'nın tahliyesine hükmederek davayı 9 Ekim'e erteledi.

Tokat'ta gözaltına alınmıştı

Gazeteci İsmail Arı, bayram tatili için gittiği Tokat'ta gözaltına alınmış ve 23 Mart 2026 tarihinde Ankara'da tutuklanarak Sincan Cezaevi'ne gönderilmişti.

İddianamede, Arı'nın BirGün TV'deki açıklamaları ile sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "gizliliğin ihlali" suçlamalarıyla 8 yıl 3 aya kadar hapis cezası isteniyordu.

Madenciler haklarını söke söke aldı

Eskişehir'de aylardır hakları için direnen Doruk Madencilik işçileri, kararlı mücadeleleri sonucunda tüm taleplerini kabul ettirerek tarihi bir zafer kazandı

05.06.2026 18:00:00
Haber Merkezi
Madenciler haklarını söke söke aldı
Madenciler haklarını söke söke aldı
Eskişehir Mihalıççık'ta bulunan Doruk Madencilik'te çalışan işçilerin aylardır kararlılıkla sürdürdüğü hak arama mücadelesi zaferle sonuçlandı. Şirketin yasadışı dayatmalarına, baskılarına ve sözlerine karşı yalnızca kendi iradelerine ve emek dayanışmasına güvenen madenciler, tüm haklarını söke söke aldı.

Direniş boyunca yeraltında açlık grevleri yapan, yerüstünde nöbet tutan ve seslerini tüm Türkiye'ye duyuran maden işçileri, gasp edilen kıdem ve ihbar tazminatlarını, yıllık izin ücretlerini, Toplu İş Sözleşmesi (TİS) farklarını ve yasadışı zorunlu ücretsiz izne çıkarıldıkları döneme ait tüm maaş alacaklarını hesaplarında gördü.

Gelecek haklar da güvence altında

Kazanılan zafer sadece geçmiş alacakların ödenmesiyle sınırlı kalmadı. İşçilerin hak kaybı yaşamaması için sendika, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve şirket yönetimi arasında sıkı bir denetim mekanizması kuruldu. Hesaplamalarda oluşabilecek en ufak eksiklik veya yanlışlık bu mekanizma üzerinden anında düzeltilecek.

Ayrıca Bakanlığın sendikal hak ihlalleri ve zorunlu ücretsiz izin uygulamasına yönelik başlattığı resmi teftiş süreci de devam ediyor. Varılan kesin mutabakata göre, teftiş sonucunda işçiler lehine ortaya çıkabilecek her türlü fazladan hak ve alacak, şirket tarafından hiçbir itiraz öne sürülmeksizin derhal ödenecek.

"Hiçbir söze kanmadık, dayanışmayla kazandık"

Direnişi örgütleyen sendika tarafından yapılan açıklamada, madencilerin bu süreçte gösterdiği çelikten iradeye vurgu yapıldı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Hiçbir söze kanmadık, yalnızca irademize ve dayanışmaya inandık. Bizimle yürüyen halkımıza, madenci dostlarına teşekkür ederiz. Birlikte direndik, birlikte kazandık!"

Direniş ateşi Edirne'ye taşınıyor

Doruk Madencilik'te kazanılan bu tarihi zafer, Türkiye genelinde hak mücadelesi veren diğer işçilere de büyük bir umut ve moral oldu. Ankara'daki görüşmeleri yürüten işçi heyeti ve sendika temsilcileri, Eskişehir'deki zaferin ardından hiç vakit kaybetmeden rotayı Edirne'ye çevirdi.

Heyet, Edirne'de sendika öncülüğünde 15 gündür benzer hak gasplarına karşı direnen Özşen Madencilik işçilerine destek vermek ve mücadeleyi büyütmek üzere yola çıktı. Maden işçileri, "Köleliğe karşı her daim, her yerde mücadele edeceğiz" diyerek direniş ateşini Edirne'ye taşıyacaklarını ilan etti.

Kilis Belediye Başkanı CHP’den istifa etti

31 Mart seçimlerinde tarihi bir başarı elde eden Kilis Belediye Başkanı Hakan Bilecen, CHP Genel Merkezi’ndeki iç çekişmeleri ve destek yetersizliğini gerekçe göstererek partisinden istifa etti. Bilecen, yoluna bir süre bağımsız olarak devam edeceğini açıkladı

05.06.2026 15:10:00
Haber Merkezi
Kilis Belediye Başkanı CHP’den istifa etti
Kilis Belediye Başkanı CHP’den istifa etti
Kilis'te 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde büyük bir sürpriz yaparak Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) amblemiyle seçimi kazanan Belediye Başkanı Hakan Bilecen, partisinden istifa ettiğini duyurdu. Düzenlediği basın toplantısında sert açıklamalarda bulunan Bilecen, CHP Genel Merkezi'ndeki siyasi kargaşadan ve belediye olarak yalnız bırakılmaktan duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.

"Mansur Yavaş dışında kimse destek olmadı"

Başkan Bilecen, istifa kararının arkasındaki en büyük etkenlerden birinin CHP'li büyükşehir belediyelerinden bekledikleri desteği görememeleri olduğunu belirtti. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ı istisna tutan Bilecen, şu ifadeleri kullandı:

"Kilis Belediyesi olarak kapı kapı gezdik ancak Mansur Yavaş başkanımız dışında hiçbir CHP'li belediyeden destek alamadık. Şehrimize hizmet etmek için bu siyasi tıkanıklığı aşmak zorundaydık."

"Genel Merkez'deki kargaşadan bıktık"

CHP içinde süregelen kurultay tartışmalarına ve çift başlılık iddialarına da değinen Hakan Bilecen, parti içi çekişmelerin hizmet üretmeyi engellediğini savundu. Bilecen, açıklamasına şöyle devam etti:

"Genel Merkez'deki kurultay davası, 'mutlak butlan' tartışmaları, resmi ve gayriresmi genel başkanlık çekişmeleri artık Kilis'e hizmet etmemizin önüne geçmeye başladı. Biz bu siyasi kargaşanın içinde yer almak istemiyoruz. Kilis halkı bizden siyaset değil, hizmet bekliyor."

Meclis üyeleri de istifa etti

Hakan Bilecen'in istifa kararının ardından, belediye meclisinde de hareketli dakikalar yaşandı. Bilecen ile birlikte hareket eden 7 ila 8 belediye meclis üyesinin de CHP'den istifa ettiği öğrenildi. Bu toplu istifaların ardından Kilis Belediye Meclisi'ndeki dengelerin nasıl şekilleneceği merak konusu oldu.

"AK Parti dahil diğer partilerle görüşebilirim"

Siyasi geleceğine dair de açık kapı bırakan Hakan Bilecen, ilk etapta görevine "bağımsız belediye başkanı" olarak devam edeceğini vurguladı. Ancak Kilis'in menfaatleri doğrultusunda diğer siyasi partilerle temas kurabileceğini belirten Bilecen, "İlerleyen süreçte Kilis'e hizmet getirebilmek adına, aralarında AK Parti'nin de bulunduğu farklı siyasi partilerle görüşmeler gerçekleştireceğim" diyerek yeni bir siyasi hamlenin sinyalini verdi.

CHP Genel Merkezi'nin Kilis'te yaşanan bu toplu istifa dalgasına nasıl bir yanıt vereceği ise henüz netlik kazanmadı.

Bir sigara grubuna daha zam geldi

Tekel Bayileri Yardımlaşma Derneği (TBYD) Başkanı Erol Dündar, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada British American Tobacco (BAT) grubundaki sigara fiyatlarına zam yapıldığını duyurdu

05.06.2026 14:30:00
Haber Merkezi
Bir sigara grubuna daha zam geldi
Bir sigara grubuna daha zam geldi
Tekel Bayileri Yardımlaşma Derneği (TBYD) Başkanı Erol Dündar, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada British American Tobacco (BAT) grubundaki sigara fiyatlarına zam yapıldığını duyurdu.

Buna göre, gruptaki ürünlere 5 lira artış yapıldı ve yeni fiyatların 5 Haziran'dan itibaren geçerli olacağı belirtildi.

Zamla birlikte BAT grubunda en düşük sigara fiyatı 105 liraya, en yüksek sigara fiyatı ise 120 liraya yükseldi. Böylece grup, yıl içerisinde ikinci kez fiyat güncellemesine gitmiş oldu.

Özgür Özel Trabzon'dan seslendi: Biz seçilmişleriz, sandığa inananlarız

Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Trabzon’da yaptığı açıklamada hem siyasi gündeme hem de seçim sürecine ilişkin dikkat çeken mesajlar verdi

05.06.2026 14:00:00
Haber Merkezi
Özgür Özel Trabzon'dan seslendi: Biz seçilmişleriz, sandığa inananlarız
Özgür Özel Trabzon'dan seslendi: Biz seçilmişleriz, sandığa inananlarız
Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Özgür Özel, Trabzon'da bir açıklama yaptı. Özel açıklamasında, "Biz, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yerleştirmeye çalıştığı seçimsizlik ortamını, bu köhnemiş düzeni ve sürekli Recep Tayyip Erdoğan'ın kazandığı oyun planlarını arkamızda bırakıp önümüze bakıyoruz, hep birlikte yürüyoruz" dedi.

Özel, 7 Haziran Pazar günü yapılacak yerel ara seçimlere yönelik ziyaretleri kapsamında Trabzon'a geldi. Özel'i Trabzon Havalimanı'nda partisinin Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, İl Başkanı Mustafa Bak, Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya ile ilçe başkanları, CHP'li bölge belediye başkanları ve yurttaşlar karşıladı.

Havalimanı çıkışında toplanan yurttaşlara seslenen Özel, CHP'nin değil, seçme seçilme hakkının saldırı altında olduğunu ifade ederek, "Bunun için tarihimizin görülmemiş bir direnişi, bir mücadelesi ve dayanışması için 81 ilimiz de ayakta. Biz, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yerleştirmeye çalıştığı seçimsizlik ortamını, bu köhnemiş düzeni ve sürekli Recep Tayyip Erdoğan'ın kazandığı oyun planlarını arkamızda bırakıp önümüze bakıyoruz, hep birlikte yürüyoruz" diye konuştu.

CHP Genel Merkezi'ne yönelik polis müdahalesinin ardından ilk ziyaretini Trabzon'a yaptığını söyleyen Özel, şunları kaydetti:

"Baba ocağımızdan polis bizi zorla çıkardığında ve Cumhuriyet Halk Partisi'ni seçilmişlerin elinden alıp atanmışlara verdiğinde, Gazi'nin kurduğu Meclis'e yürüdük, on binler bizle yürüdü. Siz de bu yürüyüşümüze yürekten destek verdiniz. Ankara İl Başkanlığı'nın önünde bayramlaşacağız dedik. Güvenpark'ta görülmemiş bir kalabalıkla yüz binler toplandı. Hep birlikte Anıtkabir'e, Ata'mıza, kurucumuza yürüdük.

Ankara dışında ilk adımlar, pazar günü yapılacak yerel ara seçimler için Gümüşhane'ye, Tokat'a, Çorum'a ve ardından yarınki programımız için Nevşehir'e gideceğiz. Ancak ilk adımlar bu yürüyüş için Trabzon'a nasip oldu. Büyük bir memnuniyetle Trabzon'a geldim. Verdiğiniz destek ve bu tarihi sahip çıkış için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ve şunu ifade etmek isterim ki siz bugün tarihin doğru tarafındasınız. Tarihin doğru tarafında olmak için buradasınız. Özgür Özel'in durduğu taraf, Ekrem İmamoğlu'nun durduğu taraf, Mansur Yavaş'ın durduğu taraf tarihin doğru tarafıdır. Biz, seçilmişleriz. Sandığa inananlarız. Türkiye'ye sandığı getirecek olan ve iktidarı değiştirecek olan sizler, tek güvencemizsiniz."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.