‘Aslında Musa’nın asası Adem’indi’
Muhammed b. Fudayl, Câbir’in şöyle dediğini anlattı: “Ebu Câfer (Muhammed Bâkır Aleyhisselâm) buyurdu ki
16.10.2023 19:18:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Muhammed b. Fudayl, Câbir'in şöyle dediğini anlattı: "Ebu Câfer (Muhammed Bâkır Aleyhisselâm) buyurdu ki:
Allah'ın İsm-i Âzâm'ı yetmiş üç harften oluşur. Asef adlı ifrite bundan bir harf verilmişti, o bu harfi söyleyince, kendisiyle Sebe Kraliçesi Belkıs'ın tahtı arasında bulunan yeri bir anda deldi. Açılan delikten elini uzatarak tahtı alıp geldi. Sonra yer, eski haline döndü. Bu olay, bir göz açıp kapama anından daha kısa bir sürede oldu.
Biz, Ehl-i Beyt'in yanında ise İsm-i Âzâm'ın yetmiş iki harfi vardır. Son bir harf ise Allah katındadır. Onu, katındaki gaybî bilgiler için Kendinde tutmuştur. Ulu, azamet sahibi Allah'tan başka güç ve kudret sahibi yoktur."
İmamların yanındaki peygamberlerden kalma ayetler
Muhammed b. Feyz, Ebu Câfer'den (Muhammed Bâkır Aleyhisselâm) şöyle rivayet etmiştir:
"Aslında Mûsa'nın âsâsı Âdem'indi. Sonra Şuayb'ın eline geçti. Ardından İmran oğlu Mûsa'ya (aleyhimusselâm) geçti.
O, bizim yanımızdadır. Kısa bir süre önce bendeydi. O, ağaçtan yeni kesilmiş gibi yeşildir. Ondan bir şey sorulduğu zaman konuşur. Bizden Kâim olacak İmam (Mehdi Aleyhisselâm) için hazırlanmıştır.
Onunla, Musa'nın yaptığı işleri yapar. O korku verir ve büyüyle uydurulan şeyleri yutar. Kendisine emredileni yerine getirir. Nereye yönelirse, uydurulan şeyleri yutar. Onun için iki şube açılır. Biri yerde, biri de tavandadır. Bu iki şube arası kırk zira'dır. Büyü ile ortaya atılan şeyleri diliyle yutar."
Ebu Said el-Horasanî, Ebu Abdullah'tan (Câfer Sâdık Aleyhisselâm) şöyle rivayet etmiştir:
"Ebu Câfer (Muhammed Bâkır Aleyhisselâm) dedi ki: "Kâim İmam (Aleyhisselâm) Mekke'den kalkıp Kûfe'ye yönelmek istediğinde onun adına biri şöyle seslenir: 'Haberiniz olsun! Hiç kimse yanına yiyecek ve içecek almasın!'
Kâim İmam (Mehdi accelallahu ferecehu), bir deve yükü ağırlığındaki İmran oğlu Mûsa'nın taşını yanında taşır. Bir yerde konakladığı zaman, bu taştan bir pınar fışkırır. Aç olanlar bunu içerek doyarlar, susuz olanlar susuzluklarını giderirler. Kûfe sırtlarındaki Necef'e varıncaya kadar azıkları bu olur."
Ebu Bâsir, Ebu Câfer'den (Muhammed Bâkır Aleyhisselâm) şöyle rivayet etmiştir:
"Bir gece Emirü'l-Mü'minin (Ali Aleyhisselâm) yatsı namazını kıldıktan sonra dışarı çıktı ve bir yandan da göğsünden hırıltılar çıkararak mırıldanır şekilde konuşuyordu: Gece kapkaranlıktır. İmam üzerinize çıkagelmiştir. Üzerinde Âdem'in gömleği, elinde Süleyman'ın mührü ve Mûsa'nın (aleyhimusselâm) âsâsı vardır."
Peygamberimizden kalan ve imamların yanında bulunan silah ve eşyalar
Humran, Ebu Câfer'den (Muhammed Bâkır Aleyhisselâm) şöyle rivayet etmiştir:
"İmam'a, halk arasında Ümmü Seleme'ye mühürlü bir mektubun verildiğine ilişkin bir takım söylentilerin dolaştığını ve bunların doğru olup olmadığını sordum.
Buyurdu ki: 'Resûlullah (sallallahu aleyhi ve âlihi) vefat edince ilmi, silahı ve orada bulunan tüm eşyaları Ali'ye (Aleyhisselâm) miras kaldı.
Bunlar daha sonra Hasan'a (Aleyhisselâm) geçtiler. Onun ardından da Hüseyin'e (Aleyhisselâm) geçtiler. Ele geçirileceğimizden korktuğumuz zaman, bu emanetleri Ümmü Seleme'ye emanet bıraktık. Bundan sonra bunları Ali b. Hüseyin (Aleyhisselâm) geri aldı.'
Dedim ki: 'Evet, daha sonra babana, sonra da sana mı geçti?' 'Evet' dedi." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Muhammed Bakır eserinden)
Allah'ın İsm-i Âzâm'ı yetmiş üç harften oluşur. Asef adlı ifrite bundan bir harf verilmişti, o bu harfi söyleyince, kendisiyle Sebe Kraliçesi Belkıs'ın tahtı arasında bulunan yeri bir anda deldi. Açılan delikten elini uzatarak tahtı alıp geldi. Sonra yer, eski haline döndü. Bu olay, bir göz açıp kapama anından daha kısa bir sürede oldu.
Biz, Ehl-i Beyt'in yanında ise İsm-i Âzâm'ın yetmiş iki harfi vardır. Son bir harf ise Allah katındadır. Onu, katındaki gaybî bilgiler için Kendinde tutmuştur. Ulu, azamet sahibi Allah'tan başka güç ve kudret sahibi yoktur."
İmamların yanındaki peygamberlerden kalma ayetler
Muhammed b. Feyz, Ebu Câfer'den (Muhammed Bâkır Aleyhisselâm) şöyle rivayet etmiştir:
"Aslında Mûsa'nın âsâsı Âdem'indi. Sonra Şuayb'ın eline geçti. Ardından İmran oğlu Mûsa'ya (aleyhimusselâm) geçti.
O, bizim yanımızdadır. Kısa bir süre önce bendeydi. O, ağaçtan yeni kesilmiş gibi yeşildir. Ondan bir şey sorulduğu zaman konuşur. Bizden Kâim olacak İmam (Mehdi Aleyhisselâm) için hazırlanmıştır.
Onunla, Musa'nın yaptığı işleri yapar. O korku verir ve büyüyle uydurulan şeyleri yutar. Kendisine emredileni yerine getirir. Nereye yönelirse, uydurulan şeyleri yutar. Onun için iki şube açılır. Biri yerde, biri de tavandadır. Bu iki şube arası kırk zira'dır. Büyü ile ortaya atılan şeyleri diliyle yutar."
Ebu Said el-Horasanî, Ebu Abdullah'tan (Câfer Sâdık Aleyhisselâm) şöyle rivayet etmiştir:
"Ebu Câfer (Muhammed Bâkır Aleyhisselâm) dedi ki: "Kâim İmam (Aleyhisselâm) Mekke'den kalkıp Kûfe'ye yönelmek istediğinde onun adına biri şöyle seslenir: 'Haberiniz olsun! Hiç kimse yanına yiyecek ve içecek almasın!'
Kâim İmam (Mehdi accelallahu ferecehu), bir deve yükü ağırlığındaki İmran oğlu Mûsa'nın taşını yanında taşır. Bir yerde konakladığı zaman, bu taştan bir pınar fışkırır. Aç olanlar bunu içerek doyarlar, susuz olanlar susuzluklarını giderirler. Kûfe sırtlarındaki Necef'e varıncaya kadar azıkları bu olur."
Ebu Bâsir, Ebu Câfer'den (Muhammed Bâkır Aleyhisselâm) şöyle rivayet etmiştir:
"Bir gece Emirü'l-Mü'minin (Ali Aleyhisselâm) yatsı namazını kıldıktan sonra dışarı çıktı ve bir yandan da göğsünden hırıltılar çıkararak mırıldanır şekilde konuşuyordu: Gece kapkaranlıktır. İmam üzerinize çıkagelmiştir. Üzerinde Âdem'in gömleği, elinde Süleyman'ın mührü ve Mûsa'nın (aleyhimusselâm) âsâsı vardır."
Peygamberimizden kalan ve imamların yanında bulunan silah ve eşyalar
Humran, Ebu Câfer'den (Muhammed Bâkır Aleyhisselâm) şöyle rivayet etmiştir:
"İmam'a, halk arasında Ümmü Seleme'ye mühürlü bir mektubun verildiğine ilişkin bir takım söylentilerin dolaştığını ve bunların doğru olup olmadığını sordum.
Buyurdu ki: 'Resûlullah (sallallahu aleyhi ve âlihi) vefat edince ilmi, silahı ve orada bulunan tüm eşyaları Ali'ye (Aleyhisselâm) miras kaldı.
Bunlar daha sonra Hasan'a (Aleyhisselâm) geçtiler. Onun ardından da Hüseyin'e (Aleyhisselâm) geçtiler. Ele geçirileceğimizden korktuğumuz zaman, bu emanetleri Ümmü Seleme'ye emanet bıraktık. Bundan sonra bunları Ali b. Hüseyin (Aleyhisselâm) geri aldı.'
Dedim ki: 'Evet, daha sonra babana, sonra da sana mı geçti?' 'Evet' dedi." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Muhammed Bakır eserinden)













































































