Millî Mücadele yıllarında bir kısım özgüven yoksunu vatandaşlarımızın Amerikan mandasını yani himayesini isteyen yaklaşımları, hem Temmuz 1919'da Erzurum'da hem de 4 Eylül 1919'da Sivas'ta toplanan millî kongrelerde tartışıldı. Delegelerin bir kısmı mandacılığı savundu ama Mustafa Kemal Paşa karşı çıktı. Amerikan mandasına karşı çıktığı için Atatürk o zaman da şimdi de İngiliz ajanı olmakla suçlandı. Çünkü o zaman Amerikan mandacılarının önemli bir tezi şuydu: "İngiltere bizi bölüp parçalamak ve paylaşmak istiyor ama Amerikalıların böyle bir niyeti yok." Bu durumda Amerikan mandasına karşı çıkmayı İngilizci olmak, İngiltere ajanı olmak şeklinde yaftalıyorlardı. Bugün birçok İslamcı geçinen ibişin Atatürk için serdettikleri suçlama budur.Tıp Fakültesi öğrencileri adına delege olarak katılan Hikmet Boran, Sivas Kongresinde Mustafa Kemal Paşa'ya şöyle dedi:"Paşam! Delegesi bulunduğum Tıp öğrencileri beni buraya istiklal davamızı başarmak yolundaki çalışmalara katılmak üzere gönderdiler. Mandayı kabul edemem. Eğer kabul edecek olanlar varsa, bunlar her kim olurlarsa olsun, şiddetle reddederiz ve ayıplarız. Olması mümkün değil ama varsayalım ki manda fikrini siz dahi kabul ederseniz, sizi de reddeder, Mustafa Kemal'i vatan kurtarıcısı değil vatan batırıcısı olarak adlandırır ve lanetleriz..."Mustafa Kemal Paşa'nın ona cevabı şöyledir: "Arkadaşlar, gençliğe bakın, Türk milleti bünyesindeki asil kanın ifadesine dikkat edin. Evlât, müsterih ol. Gençlikle iftihar ediyorum ve gençliğe güveniyorum. Biz azınlıkta kalsak dahi, mandayı kabul etmeyeceğiz. Parolamız tektir ve değişmez: ya istiklal ya ölüm!" (Vehbi Cem Aşkun, Sivas Kongresi, 2. Baskı, İstanbul 1963, s. 143; Mahmut Goloğlu, Üçüncü Meşrutiyet, Ankara 1970, s. XI-XII; Mazhar Müfit Kansu, Erzurum'dan Ölümüne Kadar Atatürk'le Beraber, C. I, TTK Yayını, Ankara 1966, s. 248; Vehbi Tanfer, a.g.m., s. 699-700).Nitekim Atatürk döneminde Türkiye, Amerikan mandasına girmemiş, tam bağımsız ve bağlantısız istiklalci, şahsiyetli bir devlet olarak yaşamıştır. Türkiye'nin Amerikan mandasına girmesi, Atatürk'ten sonra İsmet İnönü ile başlar. Kazım Karabekir'in hatıralarına göre 25 Eylül 1919'da General Harburt'un başkanlığında Amerika'dan bir heyet gelir. Harburt, Kazım Karabekir'e Amerika'nın Türkiye'ye para yardımı yapacağını ve bu yardım parasını himaye etmek ve denetlemek için bir miktar asker getireceğini; yani bizi mandalarına alacaklarını söyler. Karabekir Paşa bunu kesin olarak reddeder. Mandacılığın iki temel unsuru var: Para yardımı ve bu yardımın kime verileceğini, nerede kullanılacağını denetlemek üzere askerî birlik işgalidir. Nitekim bu sistem, Atatürk sonrası dönemde kurumsal olarak uygulanacaktır. 1950'de kurulan Sınai Kalkınma Bankası ile güya bize kalkınmamız için krediler veriliyor ama bu krediler istedikleri adamlara, istedikleri şartlarda veriliyor. Bu işleri denetlemek, korumak için de NATO bünyesinde askerî üsler kuruluyor.Sivas Kongresi'nde Atatürk'ün Amerikan mandasını istediği yalandır, saptırmadır. Atatürk, Amerikan mandasını isteseydi hem Millî Mücadele döneminde hem de Cumhuriyeti kurduktan sonraki süreçte bu mandacı siyaseti uygulamaya koyardı. Hele Cumhuriyeti kurduktan sonra bu işi çok daha rahat yapabilirdi. Zira en kudretli döneminde kimse de mani olmazdı. Halbuki Atatürk döneminde mandacılığın lafı bile yoktur.Ne hikmettir ki Sivas Kongresi'nde Atatürk'ü Amerikan mandası istemekle suçlayan İslamcı siyaset esnafı, bugün Amerikan mandacılığının daniskasını yapmaktadır. Partilerinin programı, Amerika tarafından hazırlanıp ellerine verilmiştir. İktidarda bulundukları süre içinde Amerika'nın emrinden hiç çıkmamışlardır. Bu coğrafyadaki Amerika'nın emperyalist projelerinin, Büyük Orta Doğu Projesinin uygulama memuru olmuşlardır. Neredeyse hemen hemen bütün icraatları tamamen Amerikan talimatlarına göredir. Uygulanan bu siyaset ortada iken Atatürk'ü Amerikan mandacılığı ile suçlamak, milleti aptal yerine koymaktır.
Prof. Dr. Nurullah Çetin / diğer yazıları
- Dayatılan kapitalist stil / 26.12.2015
- "Karıştır barıştır"a karşı "birleştir savuştur" / 30.11.2015
- Öğretmenler Günü'nü kutlamak / 26.11.2015
- İşin sırrı dengede / 20.11.2015
- IŞİD terörist peki Fransa nedir? / 18.11.2015
- Anaları ağlamasın diye Fransa'ya çözüm süreci desteği / 17.11.2015
- Bir 10 Kasım yazısı / 12.11.2015
- Ölmek ve köle olmak dışında üçüncü bir seçenek / 11.11.2015
- Türk sosyalistlerini marabalıktan kurtulmaya davet / 09.11.2015
- Yandakların istilası / 05.11.2015
- "Karıştır barıştır"a karşı "birleştir savuştur" / 30.11.2015
- Öğretmenler Günü'nü kutlamak / 26.11.2015
- İşin sırrı dengede / 20.11.2015
- IŞİD terörist peki Fransa nedir? / 18.11.2015
- Anaları ağlamasın diye Fransa'ya çözüm süreci desteği / 17.11.2015
- Bir 10 Kasım yazısı / 12.11.2015
- Ölmek ve köle olmak dışında üçüncü bir seçenek / 11.11.2015
- Türk sosyalistlerini marabalıktan kurtulmaya davet / 09.11.2015
- Yandakların istilası / 05.11.2015

























































