logo
24 HAZİRAN 2026

Atatürk’e yakın vekiller uzaklaştırılıyor

Atatürk ile İsmet Paşa arasında Serbest Fırka’nın kurulmasından sonra başlayan olaylar, başvekillikten alınmasının ardından da devam etmişti

12.05.2026 00:24:00
Haber Merkezi
Atatürk’e yakın vekiller uzaklaştırılıyor
Atatürk’e yakın vekiller uzaklaştırılıyor
Atatürk ile İsmet Paşa arasında Serbest Fırka'nın kurulmasından sonra başlayan olaylar, başvekillikten alınmasının ardından da devam etmişti.

Öyle ki, Bozok, anılarında şunu yazar:

"… Faik Doğan Bey evime gelerek Atatürk'le İsmet Paşa arasında yalan yanlış ortada devran eden dedikodulardan ve şayialardan büyük teessürle bahsetikten sonra, mebuslar arasında da ikilik olduğunun ve İsmet Paşa'ya stadyumda yapılan tezahürat esnasında Atatürk'ün aleyhinde de birçok sözler söylenmiş olduğunu anlattı."

Bozok, fırka toplantısında söz alarak bu konuyu gündem etmiş ve orada bulunan İsmet Paşa'dan fırka azalarının önünde, bu tavırlar için cevap beklemiştir.

İsmet Paşa önce devlet işlerinden çok yorulduğunu, Atatürk'ten kendisini artık bu işlerden azat etmesini birkaç kez istediğini anlatır, sonra vekiller heyetinde kalabalık bir yerde söylenmeyecek şekilde, 'canımdan bezdim ve artık devam edemeyeceğim' dediğini açıklar.







Atatürk'e hakaret edilen futbol maçına lafı getirerek;

'Futbol maçına gittim. Orada sessiz bir yer vardı. Biraz sonra alkışladılar. Maçı veya dışarısını alkışlıyorlardı. Ne ise… İşi uzattılar. Baktım bana tezahürat yapıyorlar, dışarıda birçok mektep talebesi, izciler ve halk kalabalığı vardı. Kalabalıktan bir kısım kaptanın etrafında bulunuyordu. Yaşa diye selamlamaya başladılar. Bırakmadılar…

Böyle, herhangi bir memlekette herhangi bir sebeple sempati tezahürleri olabilir, böyle anlarda da kalabalık içinde birkaç tahrikçi sûret-i mahsusa da teşvikler de yapabilir fakat evvelce de arzettiğim gibi halktan yaşa sözünden başka bir şey işitmedim' der." 

İsmet Paşa, Gazi'ye yakın kadroyu yanından uzaklaştırmıştır.







Salih Bozok'un oğlu Cemil Bozok o günleri şöyle anlatır:

"… Atatürk'ün ebediyete intikalinden kısa bir süre sonra yeni bir seçime giden İnönü, Atatürk'ün yakınları olan Fuat Bulca, Müfit Özdeş, Cevat Abbas, Recep Zühtü, Kılıç Ali Beyleri Halk Partisi mebus listesine koymadığı gibi, babamı da o günlerin yeni bir icadı olan ve bir kısım illerde uygulanacak olan istişare listesinde denemeye tâbi tutmayı uygun gördü.

Bu manidardı. Şayet babam, eskiden beri mebusluğunu yaptığı Bilecik'te mebus adaylığı oyunu alamamış olursa, herhalde kendisine, 'Ne yapalım Bileciklilere kendini sevdirememişsin' diyecekti ve babamı da öyle ekarte edecekti.

(…) İstişare denemelerinin yapıldığı gün babam evde idi. Çok sakindi. Ben de o gün evden ayrılmadım. Akşam üzerine doğru Bilecik mahreçli bir telgraf geldi:







'Ellerinizden öperim. İdare-i hususiye memuru.' Babam,'Bunun mânâsı nedir?' dedi.

Ben,'Baba, istişare seçimini kazandın, tebrik ederim' dedim. (Sonra Salih Bozok mebus olur).

(…)  Eski arkadaşlarına karşı vefa izleri besleyen babam, onların mebus olmayışlarına çok üzülüyordu.

Özellikle Kılıç Ali Bey kendisiyle her buluşmasında dert yandığı için üzüntüsü bir kat daha artıyordu.

Paşa'yı ikbal döneminde de ara sıra ziyaret ediyor ve her defasında arkadaşlarının mebus olması ricasında bulunuyordu.

Bu ricaları ilk zamanlar gülerek dinleyen İnönü, sonra suratını buruşturmak sûretiyle karşılamış ve nihayet bir gün;







'Salih, artık onlar için bir daha ricada bulunma, dinlemem' demiştir.

Paşa demek ki bıkmış. Yalnız onlardan değil, babamdan da. Çünkü babam öldüğünde cenazesine bir yaverini göndermediği gibi, bir çelenk de yollamadı…" 

Celal Bayar da bu mânâda şunu anlatır:

"Atatürk ölmüş, Meclis toplanmış, İsmet Paşa cumhurbaşkanı seçilmiştir.

Kendisini ilk tebrik eden ben oldum. Son derece duygulandı. Elimi uzun süre bırakmadı… İtina ile tebriğime teşekkür etti ve protokol dışı olduğu halde, kendisini beklememi rica etti, bekledim.

Tebrik merasimi bittikten sonra Büyük Milllet Meclisi'ndeki Cumhurbaşkanı odasına götürdü beni ve itina ile yer gösterdi, ben kanepenin soluna oturacağıma sağına oturduğumu fark edince; yer değiştirmek istedim, iki eliyle omuzlarıma bastırarak;







'Olmaz Celal Bey, çok rica ederim… Teklif mi var… Kaç yılın dostuyuz' diye beni yerimden oynatmadı.

Burada da Atatürk'ün hastalığı sırasında Başvekil olarak gösterdiğim dirayeti öven sözler söyledikten sonra;

'Yeni kabinenizi kurunuz Celal Bey!' dedi. İtiraz ettim. 'Çok yoruldum' dedim.

Kesif olaylar yaşadık, bunların ağırlığından henüz kurtulamadım' dedim fakat ne dedimse ikna edemedim.

Kabineyi benim kurmamda ısrar ediyordu. Nihayet beni tatmin etmiş olmak için,

'Size hiçbir telkinde bulunmayacağım; kabinenizi istediğiniz gibi ve istediğiniz kimselerle kurunuz, rica ederim' deyince daha fazla direnmenin hem yakışık almayacağını, hem memleket hesabına yararlı olmayacağını düşündüm. Çünkü yeni cumhurbaşkanı gelir gelmez yeni bir kabine kurması, İsmet Paşa ile benim aramızın açık olmasını isteyenler için bulunmaz nimet olacaktı. Kabul ettim.

'İtimadınıza teşekkür ederim' dedim.







Yeni kabine, eski kabinenin aynısıydı. Bir kağıda yazıp kendisine götürdüm. Şöyle bir baktı. İsimleri okumadan kimleri aldığımı bildirmiş gibi gözlerini bana kaldırdı;

'Çok güzel Celal Bey' dedi, 'Vefalı bir insansınız fakat müsaade eder misiniz, böyle olsun…'

Ve elindeki kalemle, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ile Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras'ın adlarını çizdi." 

Yine, İnönü'nün cumhurbaşkanı olduğu günlerde, Celal Bayar'ın şahit olduğu, Atatürk dönemini silme çabasına bir örnek daha:







"Atatürk ölmüştü. İsmet Paşa cumhurbaşkanı seçilmişti. Kutlamak için ziyaretine gitmiştim. Bana yeni kabineyi kurma görevini vermişti. Yanından çıkıyordum. Yolda Kazım Özalp'le karşılaştık.

Samimi bir hareketle koluma girdi ve benimle birlikte yürürken hem başvekilliğimi kutladı, hem de dosthane bir tavırla, 'Bak Celal Bey' dedi, 'Artık kale Atatürk/Atatürk dedi ki yok.' Göz göze geldik. Hiçbir karşılık veremedim. O da! Sustuk!

Birkaç gün sonra idi. Yeni kabinenin programını İsmet Paşa'ya gösteriyordum. Çözümlenmesi gereken bir nokta vardı ve uygun bir formül bulamıyorduk. Bu sırada İsmet Paşa'ya; 'Atatürk'ün bu konuda bir formülü vardı' dedim.

Birden telaşlandı, iki elini havaya kaldırarak; 'Onu bırak 'dedi. Sonra, 'Kendileri bir fikir bulamıyorlar da Atatürk'ün fikirlerini kullanıyorlar' derler." (Prof. Dr. Haydar Baş Hoş Geldin Atatürk eserinden)

Mamak İlkokulu velilerinden tepki: "Çocukların eğitim hakkını bina rantına feda ettirmeyeceğiz!"

Henüz 4,5 ay önce, Milli Eğitim Bakanlığı'nın resmi planlaması doğrultusunda eğitime açılan Mamak İlkokulu, hiçbir bilimsel, pedagojik ve kamu yararına dayalı gerekçe ortaya konulmadan apar topar kapatılmak isteniyor. "Okullar rantın değil, halkındır!", "Çocukların eğitim hakkı pazarlık konusu değildir!" sloganlarıyla duruma tepki gösteren Eğitim-Sen'in Ankara 1 No'lu Şubesi tepkisini basın açıklaması yayımlayarak kamuoyuyla paylaştı

22.06.2026 16:25:00 / Güncelleme: 22.06.2026 18:22:01
Haber Merkezi
Mamak İlkokulu velilerinden tepki: "Çocukların eğitim hakkını bina rantına feda ettirmeyeceğiz!"
Mamak İlkokulu velilerinden tepki: "Çocukların eğitim hakkını bina rantına feda ettirmeyeceğiz!"
Eğitim-Sen'in Ankara 1 No'lu Şubesi konuyla ilgili açıklamasında şunları ifade etti:

"Henüz 4,5 ay önce, Milli Eğitim Bakanlığının resmi planlaması doğrultusunda eğitime açılan Mamak İlkokulu, bugün hiçbir bilimsel, pedagojik ve kamu yararına dayalı gerekçe ortaya konulmadan apar topar kapatılmak istenmektedir.

Çoğunluğu Ali Kuşçu İlkokulundan gelen 297 öğrenci ve 16 öğretmeniyle eğitim-öğretime başlayan Mamak İlkokulu, daha açıldığı ilk günde Mamak'ın eğitim ihtiyacına önemli ölçüde cevap vermiştir. Aradan yalnızca birkaç ay geçmişken aynı okulun kapatılmasının gündeme getirilmesi, eğitim planlamasının ciddiyetini sorgulatmaktadır. Şu anda okulun Okul Müdürü kadrosu ve müdür yardımcısı kadrosu sistemde açık. Eğer buradan haberleri yoksa kadroları çıktıktan sonra direk mağdur olacaklar.






Bu karar uygulanırsa yüzlerce çocuk yeniden kalabalık sınıflara mahkûm edilecek, ikili öğretim uygulamaları geri gelecek, öğrenciler alıştıkları okul ortamından ve öğretmeninden koparılacak, veliler ise yeni mağduriyetlerle karşı karşıya bırakılacaktır.

Ancak bu karar yalnızca öğrencileri ve velileri değil, eğitimin en önemli paydaşı olan öğretmenleri de doğrudan hedef almaktadır.

Mamak İlkokulunda görev yapan öğretmenlerin hiçbir görüşü alınmadan yürütülen bu süreç, birçok öğretmeni norm fazlası durumuna düşürecek. Ve öğretmenleri çok zor günler bekliyor olacak. Hemen şurada evini yeni almış bir öğretmenimiz var bu durum yüzünden belki Sincan'a gidecek.






Daha da vahimi, böylesine önemli bir karar eğitim emekçilerinden gizlenmiş, öğretmenlere tercih ve yer değiştirme haklarını kullanabilecekleri bir süreç tanınmamış, okulun kapatılacağı bilgisi eğitim-öğretim yılının son haftasına bırakılarak hukuki haklarını kullanmaları fiilen engellenmiştir. Şeffaflıktan uzak, kapalı kapılar ardında yürütülen ve oldu-bittiye getirilen bu anlayışı kabul etmiyoruz. Daha iki hafta önce İlçe Milli eğitim müdürü bu okula geldi. Ama bu drumu bilmesine rağmen hiçbir şey söylemeden gitti.






Buraya Yunus  Emre Mesleki ve Teknik Anadolu lisesini getirecekler. Yunus Emre MTAL nin yerine de Mamak İlçe MEM taşınacak. Tam bir garabet. Dört yıldır Mevlana Lisesinde eğitim öğretime devam eden, mağdur edilen Yunus Emre Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğretmenleri ve öğrencileri de kendi okullarına dönmek istemektedir. Ancak görüyoruz ki bir mağduriyet başka bir mağduriyet yaratılarak giderilmeye çalışılmaktadır. Bir okulun sorununu çözmenin yolu, başka bir okulu kapatmak değildir.






Biz bugün asıl soruyu soruyoruz:

Mamak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Yunus Emre MTAL binasına taşındıktan sonra boşalan iki kamu binasını hangi amaçla kullanacaktır?

Mamak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Milli Eğitim Bakanlığı derhal kamuoyuna açık, şeffaf ve tatmin edici bir açıklama yapmak zorundadır. Bugün İlçe Milli eğitim Müdürünün makamına gittik bizimle görüşmedi. Odasında kimse yoktu. Uygundu ama müsait değilim dedirtti.






Çünkü bugün yaşananlar, eğitim planlamasından çok başka hesapların devrede olduğu yönündeki kaygıları büyütmektedir.

Şimdi bize çıkıp "nüfus azalıyor" diyerek bu kararı meşrulaştırmaya çalışmayın.

Henüz birkaç ay önce 297 öğrenciyle açılan bir ilkokulu nüfus bahanesiyle kapatamazsınız. Müfettiş raporu ile kapatıyorlar. Peki ısmarlama roporu hazırlayan müfettiş kim? Çankaya'da Mimar Kemal Orta okulunu kapatan müfettiş. Şaşırmıyoruz tabi ki !

Herkes bilir ki üç çeşit yalan vardır: Yalan, kuyruklu yalan ve istatistiksel yalan. Çocuklarımızın eğitim hakkını masa başında üretilen istatistiklerle ortadan kaldıramazsınız.






Bu mesele çocukların eğitim hakkıdır.

Bu mesele öğretmenlerin açıkça ortada bırakılmasıdır.

Bu mesele velilerin yaşadığı belirsizlik ve kaygılardır.

Bu mesele kamusal eğitimin geleceğidir.

Ve bu mesele, kamu kaynaklarının kimlerin çıkarı için kullanıldığı sorusudur.

Eğitim Sen Ankara 1 No'lu Şube olarak bu hukuksuzluğa sessiz kalmayacağız.

Mamak İlkokulunun kapatılmasına ilişkin sürecin; eğitim hakkına, kamu yararına, hukuka ve eğitim emekçilerinin kazanılmış haklarına açıkça aykırı olduğu kanaatindeyiz.

Bu nedenle İdare Mahkemesinde iptal davası açılması için hukuki hazırlıklarımızı başlatmış bulunuyoruz. Çocuklarımızın, velilerimizin ve eğitim emekçilerinin telafisi güç mağduriyetler yaşamaması için yürütmenin durdurulmasını da talep edeceğiz.






Buradan Milli Eğitim Bakanlığınave Mamak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne sesleniyoruz:

Bu yanlıştan derhal vazgeçin.
Mamak İlkokulunu kapatmayın.
Çocuklarımızın eğitim hakkını, öğretmenlerin emeğini ve Mamak halkının iradesini yok saymayın.

Eğitim Sen olarak çocuklarımızın, eğitim emekçilerinin ve kamusal eğitimin yanında olmaya; hukuk önünde de, alanlarda da mücadele etmeye devam edeceğiz.

Okullar rantın değil, halkındır!
Çocukların eğitim hakkı pazarlık konusu değildir!
Eğitim Sen Ankara 1 No'lu Şube"

Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı

Son 66 yılın en fazla yağmurunun yağdığı Aksaray'da Mamasın Barajı'ndaki doluluk oranı yüzde 46'a ulaşırken, nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehirde tarım ürünlerinin rekoltesinde artış beklentisi üreticilerin yüzünü güldürdü

20.06.2026 11:52:00
İHA
Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı
Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı
Türkiye'nin en kurak illeri arasında yer alan Aksaray'da bu yıl yağan yağmurlar, son 66 yılın en fazla yağışı olarak kayıtlara geçti. Yağışlar afetleri beraberinde getirse de barajlardaki doluluk oranları arttı.






Nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehirde, bu yıl ekilen ürünlerde de rekolte artışı bekleniyor. Kentin hem içme suyu ihtiyacını karşıladığı hem de tarımsal sulama ihtiyacının karşılandığı tek baraj olan Mamasın Barajı, yüzde 46'lık doluluk seviyesine ulaştı. 40 milyon metreküp suyu olan barajdaki su miktarı 75 milyon metreküp olarak ölçüldü. Uzmanlar, her şeye rağmen israftan kaçınılması gerektiğimi vurguladı.








"Mamasın Barajı su seviyesinde yüzde 46 oranında artış kaydedildi"

Yağışlar ve etkileri hakkında bilgiler veren Jeoloji Mühendisleri Odası Aksaray İl Temsilcisi Tayfun Aydın, "Türkiye'de son 66 yılın en büyük yağmurları yağdı. Dolayısıyla kar ve yağmur suları bakımından su oranımız artmıştır. Türkiye'de yıllık metrekareye düşen yağış miktarı 574 kilogram, bölgemize metrekareye düşen 324 kilogram iken, bu son yağışlarla verim ve bereket gelmiştir. Mevcut Mamasın Barajımızda 40 milyon metreküp suyumuz var iken, en son yapılan ölçümde 75 milyon metreküpe çıkmıştır. Bu da buranın doluluk oranının yüzde 46 oranında arttığını göstermektedir. Ancak bu şu anlama gelmesin ki, barajımız dolu değildir. Yüzde 50'si hala boştur ama son yağışlarla yüzde 46 oranında su miktarımız artmıştır" dedi.




















Oyuncu Ece İrtem son yolculuğuna uğurladı

Genç yaşta hayatını kaybeden oyuncu Ece İrtem toprağa verildi

17.06.2026 14:14:00 / Güncelleme: 17.06.2026 14:17:46
İhlas Haber Ajansı
Oyuncu Ece İrtem son yolculuğuna uğurladı
Oyuncu Ece İrtem son yolculuğuna uğurladı
Genç yaşta hayatını kaybeden oyuncu Ece İrtem, sevenlerinin gözyaşları içerisinde Aydın'ın Kuşadası ilçesinde toprağa verildi.






Oyuncu Ece İrtem, 15 Haziran 2026 tarihinde rahatsızlanarak evinde hayatını kaybetti. Doğum gününden bir gün sonra hayatını kaybeden İrtem'in vefat haberi yakınları ve hayranlarında büyük üzüntüye neden oldu. Genç yaşta hayatını kaybeden oyuncu Ece İrtem'in cenazesi dün Adli Tıp Kurumu'ndan babası Vural İrtem tarafından alınmıştı.

Oyuncu İrtem'in cenazesi, bugün öğle namazını müteakip, Hanım Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Kuşadası Yeniköy Mezarlığı'nda sevenlerinin gözyaşları arasında toprağa verildi.








Aile yakınlarından Semra Karataş, genç oyuncunun ölümüyle ilgili olarak yaptığı açıklamada, "Çok sevdiğimiz bir insandı. Bizim için çok değerliydi. Genç yaşta ölümü bize yasa boğdu, hepimiz çok üzgünüz" diye konuştu.








Cenazeye genç oyuncunun annesi Nuriye İrtem, babası Vural İrtem, aile yakınları, dizi ve sinema oyuncusu Gürkan Uygun, genç oyuncunun arkadaşları ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Bolu'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti

Bolu'nun Mengen ilçesinde maden ocağında meydana gelen göçükte 1 işçi hayatını kaybetti

17.06.2026 12:18:00
İHA
Bolu'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti
Bolu'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti
Olay, Mengen ilçesine bağlı Gökçesu beldesindeki maden ocağında sabah saatlerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, maden ocağında işçilerin çalışması esnasında henüz bilinmeyen bir nedenle göçük meydana geldi.






112 Acil Çağrı Merkezine yapılan ihbar üzerine olay yerine jandarma, çok sayıda sağlık, İtfaiye ve AFAD ekibi sevk edildi. Yapılan ilk çalışmalarda maden işçisi Muhammet Özkul'un cansız bedenine ulaşıldı.








Ekiplerin göçük altında kalan maden ocağındaki çalışmaları devam ediyor.






logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.