Atatürk’ün ‘baba’ dediği Abdurrahman Kamil Efendi -2-
‘Mustafa Kemal Paşa halka vaaz vermemizi emir buyuruyorlar’ dedi.” Bundan sonrasını Menç’in eserinden verelim
Haber Merkezi





"Mustafa Kemal, Hoca Kamil Efendiye, 'Baba hazırlandın mı?' diye sordu.
'Tamamdır oğul, tamamdır' diyen Kamil Efendi, besmele çekerek caminin kapısına doğru ilerledi. Etrafı saran Amasyalılar, misafirlerine yol açarken 'Çanakkale kahramanı bu sarışın Paşa'ymış' cümleleriyle hayret ve merakla bakıyorlardı. Cami bir hayli kalabalıktı. Etraf köylerden dahi gelenler olmuştu.
Mustafa Kemal Paşa'yı kendisinden evvel camiye girmesi için Müftü Tevfik Efendi yol gösterdi. Bu haliyle Paşa'ya ve yüklenmiş olduğu vazifeye ne kadar önem verdiğini gösterdi.
Paşa, Müftü Efendi ve yanlarında gelen 'ümit kafilesi'nin seçme subaylarıyla birlikte caminin müezzinler kısmına çıktılar. Cuma namazından önce kürsüye çıkan Abdurrahman Kamil Efendi, camide bulunanlara şöyle seslendi:
'Ey nas!
Allah, Kur'an-ı Kerim'de la taknetu min rahmetillah yani de ki; kendini tüketenler… Allah'ın esirgeciliğinden umut kesmeyin, çünkü Allah bütün günahları muhakeme (af) eder. Çünkü O, muhakeme (af) edicidir, esirgeyicidir, buyuruyorlar.'
Arkasından vatanımızın uğradığı haksız saldırı ve işgalleri kısaca anlattı. Allah'ın esirgeyiciliğinden umut kesmenin bir azgınlık, bir nankörlük ve küfür olduğunu, hep birlikte çalışarak, birleşerek vatanın kurtarılacağını söyledikten sonra coşkulu bir sesle şöyle sürdürdü konuşmasını:
Muhterem evlatlarımız!

Türk milletinin, Türk hakimiyetinin artık hikmet-i mevcudiyeti kalmamıştır. Mademki milletimizin şerefi, haysiyeti, istiklali tehlikeye düşmüştür.
Artık bu hükûmetten iyilik ummak bence abestir. Şu andan itibaren padişah olsun, isim ve unvanı ne olursa olsun, hiçbir şahsın ve makamın hikmet-i mevcudiyeti kalmamıştır. Yegâne çare-i halas halkımızın doğrudan doğruya hakimiyeti eline alması ve iradesini kullanmasıdır."
Bu vaazdan sonra Amasya halkı millî müdafaa için harekete geçmiştir. Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin Amasya şubesi resmen açılmıştır.
Müftü Tevfik Efendi başkan, Hoca Abdurrahman Kamil Efendi, Hoca Bahaddin Efendi, Şeyh Cemaleddin Efendi, Harputzade Hasan Efendi, Topçuzade Mustafa Bey, Eytam Müdürü Ali Efendi, Topçuzade Hilmi Bey, Hacım Mahmudzade Mehmet Eendi, Miralay Zade Hamdi Bey, Şirinzade Mahmut Efendi, Kofzade Mustafa Efendi, Veysibeyzade Sıtkı Bey, Seyfizade Ragıp Efendi, Yumukosmanzade Hamdi Efendi, Arpacızade Hürrem Bey…"
Amasya Genelgesi ile, Kurtuluş Savaşı resmen ilan edilmiştir.
Şehir, 30 Ocak 1920'de Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin öncülüğünde büyük bir miting tertip etmiş, Maraş'taki Fransız ve Ermeni işgalini kınamıştır.
Amasya'nın Mustafa Kemal ile müdafaasında Müftü Hacı Tevfik de öne çıkmış, ilk Meclis açıldığında da hem kendi adına, hem de Amasya Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adına tebrik telgrafı göndermiştir.
Mustafa Kemal, Amasya'da iken halen 9. Ordu Müfettişi'dir.
Yıllar sonra savaş zaferle taçlandıktan sonra 24 Eylül 1924 tarihinde Mustafa Kemal Reis-i Cumhur olarak Amasya'ya tekrar ziyarette bulunur.
Amasya Belediyesi'nde şerefine verilen ziyafette Kamil Efendi'yi yine yâd eder:
"Efendiler! Bundan beş sene evvel buraya geldiğim zaman, bu şehir halkı da bütün millet gibi hakiki vaziyeti almamışlardı. Fikirlerde karışıklık vardı, beyinler adeta bir durgun halde idi.
Ben burada birçok zevatla beraber Kamil Efendi Hazretleri'yle de görüştüm.
Canlandırmak istediğim hatıra, Efendi Hazretlerinin bir camii şerifte hakikati halka izah etmiş olmasıdır.
Efendi Hazretleri halka dediler ki:
Milletin şerefi, haysiyeti, hürriyeti, bağımsızlığı hakikaten tehlikeye düşmüştür. Bu felaketten kurtulmak icap ederse vatanın son bir ferdine kadar ölmeyi göze almak lazımdır.
Padişah olsun, halife olsun, isim ve unvanı her ne olursa olsun, hiçbir şahıs ve makamın mevcudiyetinin hükmü kalmamıştır. Yegâne kurtuluş çaresi halkın doğrudan doğruya hakimiyeti eline alması ve iradesini kullanmasıdır." (Prof. Dr. Haydar Baş Hoş Geldin Atatürk eserinden)


























































































