Avrupa Birliği'nin motoru tekliyor mu?
Avrupa Birliği'nin en önemli iki ülkesi zor günler geçiriyor. Şubat 2025'te erken seçime gitme kararı alan ve sorunlar yumağıyla uğraşır hale gelen bir Almanya ile hükümetin düştüğü bir Fransa nedeniyle birlik zorlu bir tablo ile karşı karşıya
Haber Merkezi





Almanya ekonomisi için Trump riski
Avrupa Birliği'nin en büyük ekonomisi Almanya'dan gelen sinyaller pek olumlu değil. Trump'ın gelmesiyle bu sinyallerin daha da kötüleşmesi ihtimali yüksek. Trump seçim kampanyasında tüm ülkelere yüzde 10 gümrük vergisi uygulayacağını açıklamıştı. Almanya'nın gayrisafi millî hasılasının yüzde 3.8'ini ABD'ye ihracat oluşturuyor. Almanya'nın en güçlü yanlarından olan ihracat halihazırda sarsıntı içinde. Ülkede mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ihracat, eylülde bir önceki aya kıyasla yüzde 1,7 azalırken sanayi üretimi de yüzde 2,5 geriledi. Bunun sürmesi ve ekonominin rayına oturtulmaması durumunda olumsuz etkinin komşu ülkelerden başlayarak dalga dalga yayılacağı yorumları yapılıyor. Aşırı sağın etkisinin giderek yayıldığı biri ortamda yapılacak şubattaki seçimlerden çıkacak sonuçlar ülkenin yönü açısından belirleyici olacak. Ancak yeni bir koalisyon hükümetiyle durumun düzeleceğine dair umutlar var.
Fransa'da krizin çözülmesi zor
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un, ilk turu 29-30 Haziran, ikinci turu ise 6-7 Temmuz'da yapılan seçimlerden sonra 51 günde atadığı Michel Barnier yönetimindeki hükümet 4 Aralık'ta Ulusal Meclis tarafından düşürüldü. Düşmesi için 288 oy yeterken hükümet aleyhine oy kullananların sayısı 331 oldu. Hükümetin düşürülmesi 1962'den bu yana bir ilk. Barnier de modern Fransa tarihinin en kısa süre görevde kalan başbakanı oldu. Fransa'daki siyasi kriz ve istikrarsızlık sadece hükümetin düşürülmesiyle sınırlı değil. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un düşürülen Başbakan Michel Barnier'nin yerine bu kez çok daha hızlı bir şekilde atamayı planladığı isim de selefinin karşılaştığı problemlerle mücadele etmek zorunda kalacak.
Bunun nedeni ise parlamentodaki güç dağılımı. Fransa'nın Temmuz 2025'ten önce erken seçime gitmesi mümkün değil. Bu da kısa sürede yeni bir hükümet kurulsa da siyasi istikrarsızlığın bugünden yarına değişmeyeceği anlamına geliyor. Fransa, Euro bölgesinin ikinci büyük ekonomisine sahip. Ancak ekonomide aynı oranda büyük sorunlarla karşı karşıya. Yapılan değerlendirmelerde özellikle borç, açık ve yüksek faiz oranları nedeniyle Fransa'daki durumun Almanya'ya kıyasla daha kritik olduğuna işaret ediliyor. Bazı kesimler daha şimdiden Yunanistan'ın geçtiğimiz yıllarda yaşadığı ekonomik krizi hatırlatmaya başladı. İki ülkeyi ekonomik anlamda kıyaslamak mümkün değil. Bununla birlikte yeni bir bütçeyi devreye sokmak başta olmak üzere sorunların giderilmesi gerekiyor. Macron da yeni başbakanın önceliğinin, normal şartlarda 20 Aralık'a kadar Ulusal Meclis'ten geçmesi gereken 2025 bütçesi olacağını söyledi. Fransa ekonomisi olası bir kriz ortamına girerse yaşanacak sorunların ülke sınırlarıyla sınırlı kalmayacağına kesin gözüyle bakılıyor. Ekonomideki duruma bir de siyasi felç durumu eklenince yapılan yorumlardaki olumsuzluk tonu artıyor. Brüksel'de yapılan yorumlarda siyasi istikrarsızlık riskinin 2027'ye kadar sürme ihtimali üzerinde duruluyor. Fransa için Brüksel kulislerinde ve basında "Avrupa'nın hasta adamı" yorumları da yapılıyor.





















































































