logo
05 NİSAN 2026

'Avrupa'nın istikrarı hepimiz için önemli'

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşuğlu, "Avrupa'nın merkezinde bugün konvansiyonel savaş var. Dolayısıyla Avrupa'nın ihtiyaç duyduğu anda parçası olduğumuz Avrupa'ya önem vermemizde kaçınılmaz. Avrupa sadece, AB'den değildir. Ama biz bu kıtanın bir parçasıysak bu kıtanın taşıdığı krizleri aşması için bölgesel bir güç küresel bir aktör olarak katkı sağlamak zorundayız. Yani Avrupa'nın zayıflamasından da medet ummayalım, bazen yorumları görüyorum, 'oh osun ekonomileri zayıflıyor, enerji sıkıntıları çekiyorlar' diye. Avrupa'nın kıta olarak zayıflaması bizim lehimize değildir, ekonomik çıkarlarımıza da ters, Avrupa'nın istikrarı hepimizi için önemlidir" dedi.

31.10.2022 12:28:00
'Avrupa'nın istikrarı hepimiz için önemli'
'Avrupa'nın istikrarı hepimiz için önemli'
Akdeniz Üniversitesi'nin (AÜ) 2022-2023 Akademik Açılış Töreni, Atatürk Konferans Salonu'nda Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun katılımıyla gerçekleştirildi. Törende Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'na fahri doktora unvanı tevcih edildi ve cübbesi Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan tarafından giydirildi.
Törende "Belirsizlikler Çağında Çok Yönlü, Vizyoner Diplomasi: Türkiye Örneği" konusunda konuşma yaparak, ilk dersi veren Bakan Çavuşoğlu, yurt dışında ve yurt içinde üniversitelerle, sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya gelerek, dış politika teori ve pratiklerini paylaştığını belirtti. Konuşmasının ilk bölümünde küresel sistemi ve dönüşümü analiz eden Balan Çavuşoğlu, ikinci bölümde ise Türkiye'nin bu dönüşümde oynadığı role değindi. Siyasi tarih disiplinine bakıldığı zaman, dünyadaki dönüşümler önce derin bir kırılma ardından yeni sistemin kurulması şeklinde ilerlediğine değinen Bakan Çavuşoğlu, '2. Dünya Savaşı ve akabinde kurulan sistem gibi. Savaş sonrası kurulan sistemin sacayakları şunlardı; ekonomide IMF ve Dünya Bankası'nın merkezini oluşturduğu Bretton Woods sistemi. Siyasi alanda savaşın galibi büyük güçleri önceleyen BM sistemi. Ancak Doğu Bloku bu sistemin ekonomik yönüne ideolojik olarak karşı çıktı ve soğuk savaş uluslararası ilişkileri belirleyen paradigma oldu. Bu sistemde devletlerin nasıl davranacağı sorusu uluslararası ilişkiler disiplininin temel arayışı oldu. Bu çerçevede, devletler arasında rekabeti temel alan realizm, dayanışmayı esas alan idealizm temel uluslararası ilişkiler teorileri olarak ortaya çıktı. Her iki teori de Soğuk Savaş dengesini temel parametre kabul etti' diye konuştu.

"Yeni bir arayış"
Soğuk savaşın sona ermesinin ardından uluslararası ilişkiler disiplininin yeni bir söylem arayışına girdiğini aktaran Çavuşoğlu, "Önce Francis Fukuyama 1992'de bu durumu 'Tarihin Sonu' olarak nitelendirdi. Ama çatışmalar ve sorunlar son bulmadığı için yeniden bir karşıta, yani çatışma eksenine dayalı analizler ortaya çıktı. Bunu da Samuel Huntington 1996'da 'Medeniyetler Çatışması' olarak tanımladı. Her iki tez de kısa sürede geçersiz hale geldi. Şimdi ise zıt vektörlerin oluşturduğu bir gerilim var bir yanda küreselleşme, bir yandan parçalanma, içe dönme, ve bölünme yaşanıyor. Bugün küresel sistem tarihte örneği olmayan sınamalarla karşı karşıya, ilk olarak, küresel salgın; uluslararası sistemin zaaflarını ortaya çıkardı. Hem arz hem talep hem tedarik zincirleri kaynaklı, örneği görülmemiş bir ekonomik krize yol açtı' dedi.

"Rusya-Ukrayna Savaşı"
İkinci olarak büyük güç rekabetinin şiddetlendiğini kaydeden Çavuşoğlu, 'ABD-Çin arasında mevcut ekonomik bağlantılar kopmaya başladı. ABD için artık en büyük tehdit Çin. ABD Başkanı Biden yönetimi son aldığı kararlarla Çin'de ileri teknoloji açısından kritik çip endüstrisini hedef aldı. Çin de, Devlet Başkanı Şi'nin öncülüğünde daha iddialı ve dominant bir dış politika izlemeye başladı. Batı-Rusya rekabeti de son 30 yılın zirvesine çıktı. Rusya-Ukrayna Savaşı, ciddi bir kırılma hattı oldu. Artık, taktik nükleer silahlar veya kirli bomba dediğimiz kitle imha silahlarının kullanılacağı söylemleri hakim. Üçüncü olarak, küresel bir kriz sarmalından söz etmek mümkün. Birbirini besleyen birçok kriz mevcut, ekonomik kriz, küresel enflasyon, çevre sorunları, terörizm, İslamofobi, düzensiz göç gibi küresel sorunlar, iç savaşlar ve darbeler, yabancı düşmanlığı gibi bölgesel sorunlar yükselişte' ifadelerini kullandı.

"Teknolojinin dönüştürücü gücü"
Teknolojinin dönüştürücü gücünün hayatın her alanında hissedildiğinin altını çizen Bakan Çavuşoğlu, "Yapay zeka, süper bilgisayarlar ve siber uzay birer potansiyel çatışma sahası olarak öne çıkıyor. Teknolojinin sunduğu imkanlar yine önce silah endüstrisinde kullanılıyor. Teknolojik gelişmeler, hayatın akışını da hızlandırıyor. Bir bakıma tarih hızlanıyor. İşte bu ortamda, bir yandan tarih hızlanırken bir yandan da görüş mesafesi azalıyor. Tarihin hızlandığı bu dönemler aynı zamanda yeni bir uluslararası sistemin doğum sancıları anlamına geliyor. Bugün uluslararası sistem köklü bir değişim yaşıyor. Bu kargaşada, Soğuk Savaş'ın genetik kodlarını taşıyan uluslararası ilişkiler teorileri de yeniden tanımlanıyor. Buna 'Batı Sonrası Uluslararası İlişkiler' deniyor ve bu konuda literatür her geçen gün genişliyor. Yani dünyadaki dönüşümü okumak için teori de dönüşüyor. Zaten sosyal bilimler, tıpkı hayat gibi dinamik ve organik bir alan. Değişimi okumak için bize lensler sunan teoriler de sürekli gelişiyor, değişiyor' diye konuştu.

"Türkiye küresel aktör"
Bakan Çavuşoğlu, uluslararası bu tabloda Türkiye'nin de farklı alternatiflere hazırlanması gerektiğini belirterek, Türkiye'nin 'iki sistem arasında' dengeli, aktif ve vicdani bir dış politika izlediğini kaydetti. Bu sayede Türkiye'nin bölgesel aktör konumundan küresel güç konumuna yükseldiğini kaydeden Çavuşoğlu, sadece gelişmeleri izleyip tepki geliştirerek dış politika yapma devrinin artık sona erdiğini bildirdi.

"Asya'nın bir parçasıyız"
Gelişmeleri öngörmek ve yönlendirmenin önemli olduğunun altını çizen Bakan Mevlüt Çavuşoğlu, "Bu nedenle, bugünkü temamızda yer alan, çok yönlü ve vizyoner dış politika, Türk diplomasisi için bir zorunluluk. Küresel sistemdeki değişim zorunluluğuna dikkat çeken en etkili ülkelerden birinin Türkiye olması bir tesadüf değil. 'Dünya beşten büyüktür' veya 'Daha adil dünya mümkün' çağrıları, küresel reform çabalarında kullanılan söylemler. Bu diplomasi anlayışıyla yenilikçi politikalar geliştirdik. 2019'da ilan ettiğimiz 'Yeniden Asya' girişimi, Asya'nın yükselişini, yani zamanın ruhunu yakalayan bir politika. Köklerimizin bulunduğu Asya'nın bir parçasıyız.1000'den fazla eylem unsuruyla, farklı alanlardaki işbirliğimize derinlik kazandırıyoruz' dedi.
Antalya Diplomasi Forumu'ndan (ADF) övgüyle bahseden Çavuşoğlu, ADF'nin kısa sürede Türk dış politikasının yumuşak gücünü artıran bir aktör haline geldiğini işaret etti.

"En aktif bakanlığız"
Yenilikçi girişimlerden dijital diplomasiden de bahseden Çavuşoğlu, "Dış politikada teknoloji kapasitemiz artıyor. Konsolosluk hizmetleri, kamu diplomasisi, siber güvenlik, dış politika analizi alanlarında büyük veri, yapay zeka gibi teknolojinin dönüştürücü gücünden yararlanıyoruz. Geleceğin trendleri, muhtemel çatışma noktalarını tahminde dijital imkanlardan yararlanmak için bu alanda önde gelen kurumlarla temaslarımızı artırıyoruz. Sosyal medyada dünyadaki en aktif Dışişleri Bakanlıkları arasındayız. Türkçe Twitter hesabımız takipçi sayısı bakımından Dışişleri Bakanlıkları arasında Avrupa'da birinci, dünyada beşinci sırada. İnternet sitemiz 10 dilde yayın yapıyor' dedi.
Yenilikçi adımlardan en önemlisinden birinin Türkiye'nin arabuluculuktaki öncü rolü olduğunu vurgulayan Bakan Çavuşoğlu, soğuk savaş sonrası hızlanan barış çalışmaları sosyal bilimlerin önemli dallarından biri haline geldiğini aktardı.

"Arabuluculuk"
BM, AGİT ve İİT Arabuluculuk Dostlar Gruplarında aynı anda eş başkanlığı yürüten tek ülkenin Türkiye olduğunu işaret eden Çavuşoğlu, "Bugüne kadar 8 kez İstanbul Arabuluculuk Konferansı, 3 kez İİT Üyesi Ülkeler Arabuluculuk Konferansı düzenledik. Sahadaki arabuluculuk çabalarımızın çok örneği var. Çoğunu biliyorsunuz. Artık, geleceğin arabulucularına ülkemizde eğitim veriyoruz. Afrika Açılımı politikamız, somut sonuçlar vermeye başladı. 2002'de 12 olan temsilciliğimiz bugün 44 oldu. Ticaretimiz aynı dönemde 4,3 milyar Dolar'dan 34,5 milyar Dolar'a yükseldi. 2022 sonunda 45 milyar Dolar öngörülüyor. Neredeyse 10 kat. Latin Amerika'da temsilciliklerimiz ise 6'dan 19'a, ticaretimiz 1 milyar Dolar'dan 15 milyar Dolar'a çıktı. 20 sene önce tüm Latin Amerika ülkeleriyle 1 milyar dolarlık ticaret yapıyorduk, bugün 15 milyar dolara çıktı. Bu sene 20 milyar dolar hedefine doğru ilerliyoruz' diye konuştu.

"Avrupa'nın istikrarı önemli"
Ağustos ayındaki Büyükelçiler Konferansı'nda Türkiye, Avrupa'dır diyerek, Avrupa'ya açılım politikasını duyurduklarını hatırlatan Bakan Çavuşoğlu, 'Aynı Asya'da olduğumu gibi biz Avrupalıyız. Niye Avrupa açılımı bakan bey diye sorabilirsiniz' Gerçekten haklı bir soru ancak Avrupalı bir güç olarak kıtanın zor döneminde yeniden dikkatimizi Avrupa'ya vermek zorundayız. Çünkü Avrupa'nın merkezinde bugün konvansiyonel savaş var. Dolayısıyla Avrupa'nın ihtiyaç duyduğu anda parçası olduğumuz Avrupa'ya önem vermemizde kaçınılmaz. Bunu sadece Türkiye'nin AB'ye üye olması anlamına getirmeyelim. Avrupa sadece AB'den değildir. Büyük Avrupa'dan bahsediyoruz. Avrupa Konseyi, AGİT var. Ama biz bu kıtanın bir parçasıysak bu kıtanın taşıdığı krizleri aşması için bölgesel bir güç küresel bir aktör olarak katkı sağlamak zorundayız. Yani Avrupa'nın zayıflamasından da medet ummayalım. Bazen yorumları görüyorum, 'oh osun ekonomileri zayıflıyor, enerji sıkıntıları çekiyorlar' diye. Avrupa'yı eleştireceğimiz bir çok konu var. Avrupa'da vizyonsuzluk, çifte standart var, iki yüzlülük, öngörüsüzlük var, sayabiliriz. Ama Avrupa'nın kıta olarak zayıflaması bizim lehimize değildir, ekonomik çıkarlarımıza da ters Avrupa'nın istikrarı bakımından hepimizi için önemlidir' ifadelerine yer verdi.
Bakan Çavuşoğlu, Doğu-Batı arasında kritik bir omurga oluşturan Türk dünyası, 'Orta Koridor'un önem kazanmasıyla daha da ön plana çıktığını belirtti. Yenilikçi ve aktif adımların gerçekleştirilebilmesi için hem güçlü hem de güven duyulan bir aktör olunması gerektiğinin altını çizen Bakan Çavuşoğlu, içeride milli gücü oluşturan unsurlarda gerekli sinerji sağlanamazsa dışarıda da başarılı olunamayacağını kaydetti.

"Her ülke gücü kadar konuşabilir"
Her ülkenin gücü kadar konuşabileceğini vurgulayan Bakan Çavuşoğlu, "Biz diplomaside gücümüzü, en dinamik güç unsurumuz olan gençliğimiz başta olmak üzere milletimizden alıyoruz. Geleneğimiz ve medeniyetimiz bizim şansımız. Milli gücümüzün önemli bir bileşeni. Hariciyemizin köklü geçmişi de bu mirasın bir sonucu. Ancak, bugüne adapte olmak ve geleceğe hazırlanmak bundan daha önemli. O yüzden sürekli dinamik, sürekli atak olmalıyız. Ancak bu sayede Cumhuriyetimizin önümüzdeki asrını tüm dünyada 'Türkiye Yüzyılı' yapma hedefimize ulaşırız' açıklamalarında bulundu. 

Batının bir Şark Meselesi vardır

Ülkenin bu duruma gelişinden sonra insanımızı, manen boş gören Batı dünyası yoğun bir şekilde onu kazanma gayretleri içerisine girmiştir. Ve adeta onu kazanma mücadelesi vermektedir.

05.04.2026 00:10:00
Haber Merkezi
Batının bir Şark Meselesi vardır
Batının bir Şark Meselesi vardır
Ülkenin bu duruma gelişinden sonra insanımızı, manen boş gören Batı dünyası yoğun bir şekilde onu kazanma gayretleri içerisine girmiştir. Ve adeta onu kazanma mücadelesi vermektedir.

Buraya gelmişken şunu söylemekte fayda vardır: Misyonerlik faaliyetleri aslında bir insanı, Hıristiyan ya da Musevi yapma şeklinde görünmüş olsa da, asıl amacı, yaşadığımız şu toprakları elimizden almaktır.

Batının bir Şark Meselesi vardır



Buna göre 'Türkler Orta Asya'nın mahsulü bir millettir. Zorla Anadolu' ya gelmişlerdir. Anadolu medeniyeti, Batı uygarlığına aittir. Er veya geç bu uygarlığı terk edip kendi ülkelerine dönmesi lazımdır.

Türkler Anadolu'da yaşayan insanları özellikle din yoluyla asimile ederek Türkleştirmişlerdir. Aslında orada yaşayan insanlar Türk değildir" gibi çok saçma, çok garip bir iddia ile misyonerlik faaliyetlerini maalesef ülkemizin her bölgesine yoğun bir şekilde teksif ettiler. Bu faaliyetler bugün, dünkünden çok daha fazladır.

Sizlerde biliyorsunuz ki, Karadeniz Bölgesinde de çok ciddi misyonerlik faaliyetleri var. Mesela Trabzon'daki Santa Maria Kilisesi'nin kapısını bundan 20 yıl önceye kadar açan bir tek insan yoktu. Ama şimdi?

Anlatmak istediğimiz şu: Bir insan sahipsiz kalınca, onu sahiplenip emellerine vasıl olmak isteyenlerin olması kaçınılmaz olur. Bir defa bu insanlar dindar olsun diye bu işin içerisinde değiller. Batının böyle bir derdi olmuş olsa kendi, ülkesinde, kendi vatandaşının dini ihtiyacı ile uğraşır. Böyle bir derdi yok.

Hatta batıya gidin, Türk işçilerinin yaptığı camilerin hemen hemen ekserisi kiliselerden yapılmıştır. Kendi ülkesinde böyle bir derdi olmayan Batının buradaki derdi de insanı, Hıristiyan veya Musevi' yapmak değil, Hıristiyan veya Musevi' yapmak suretiyle sen Türk değilsin" sözünü ona söyletmektir.

Ondan sonra ikinci adım da, 'Madem sen, Türk değilsin. O halde nesin? Rum'sun veya Ermenisin veya Süryani'sini' kabul ettirmektir. Üçüncü adımı da, 'dolayısıyla bu topraklar Türklerin değildir" anlayışını yerleştirmektir.

Ülkede böyle çok garip bir olay var. Maalesef bu olaya karşı herkes duyarsız. Ama bir gün gözümüzü açtığımız zaman vakit çok geçmiş olabilir. O zaman "Eyvah! Ne yaptık da bu bela başımıza geldi?" demenin de bir kıymeti olmaz.

Yanlış anlaşılmasın. Biz bir insanın herhangi bir dini tercih etmesi veya o kuralları yaşamasına karşı değiliz. Takdir edersiniz ki bizim inancımızda da bir insanın inancına hürmet etme, saygı duyma, hatta gerekirse imkan tanıma vardır.

Ama buradaki olay bu değildir. Onların, bu kapıdan girerek, yani buradaki müsamahadan istifade ederek yapmak istedikleri ülkeyi bölmektir, vatanı işgal etmektir. Biz, buna karşıyız. Dolayısıyla misyonerlik faaliyetleri vardır ve devam etmektedir.

Müslüman gelenekten gelen bir insanı Musevi, Hıristiyan yapabilmeniz, ardından da, "sen Rum'sun. Ermeni'sin"  diyebilmeniz Müslüman gelenekten gelen bir insanı bu konuda ikna etmeniz o kadar kolay bir hadise değildir.

Onun için diyalog adı altında 'canım zaten bu dinlerin hepsi aynı kaynaktan besleniyor. Hepimizin Allah'ı bir. Orada da olsan budur, burada da olsan budur' demek suretiyle Tevhid Akidesini,  Teslisle karıştırıp (bal ile sirkeyi karıştırmak gibi bir olay) çok ciddi bir oyun oynuyorlar.

Bu yolla yapılmak istenilen o masum insanların akaidini,  inancını bozup,  bilahare de onu ifsad etmektir. Yani milletine, devletine karşı buğz eder bir hale getirmektir. Kabul etsek de, etmesek de bu anlayış ülkemizde var.

Ekserisi de bu olaylardan geçip bu noktaya gelen insanların devletine ve milletine karşı takındığı tavır, ifade etmek istediğimiz tavırdır. Üç-beş sene evvel insanımızda devletine, milletine, askerine, vatanına, bayrağına karşı böyle bir tavır yoktu.

Diyalog süreci içine girildiğinde bir de bakıyorsun en mukaddes değerlerini tartışmaya açmak bir tarafa küfrediyor. O insan, diyalog süreci ile o noktaya geliyor ve olay, milletin milli bünyesini tahrip edecek vahim boyutlara ulaşıyor.  Diyalog hem milli olarak, hem de dini olarak masum bir hareket değildir." (Prof. Dr. Haydar Baş Niçin Türkiye eserinden)

Ankara'daki kazada hayatını kaybedenlerin kimlikleri belli oldu

Ankara'nın Kahramankazan ilçesinde özel halk minibüsünün köprü direğine çarpması sonucu hayatını kaybeden 5 kişiden 4'ünün kimlikleri belli oldu

04.04.2026 18:11:00 / Güncelleme: 04.04.2026 18:13:55
İHA
Ankara'daki kazada hayatını kaybedenlerin kimlikleri belli oldu
Ankara'daki kazada hayatını kaybedenlerin kimlikleri belli oldu
Kaza, Kahramankazan ilçesi Saray mevkiinde meydana geldi. Kızılcahamam istikametine seyreden 06 HO 1460 plakalı özel halk minibüsü, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu bariyerlere çarptı. Kazanın etkisiyle takla atan otobüs, köprü ayağına çarparak durabildi. Kazada 5 kişi hayatını kaybederken, 14 kişi de yaralandı. Kazada hayatını kaybeden 5 kişiden 4'ünün minibüs şoförü Efe Erdem (31) ile yolculardan Mehmet Sucu ve kızı Safiye Simge Sucu ile Hamiyet Bilge Uslu olduğu tespit edildi.



Hayatını kaybeden diğer kadın yolcunun kimliğini belirlemek için çalışmalar sürüyor. Otobüsün şoförü Efe Erdem'in evli ve 2 çocuk babası olduğu öğrenildi.



Kazayla ilgili 3 cumhuriyet savcısı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 2 bilirkişi de incelemelerini sürdürüyor. 

Ankara'daki feci kazada otobüs sahibi gözaltına alındı

Ankara'nın Kahramankazan ilçesinde 5 kişinin hayatını kaybettiği trafik kazasıyla ilgili özel halk otobüsünün sahibi gözaltına alındı

04.04.2026 18:04:00
İHA
Ankara'daki feci kazada otobüs sahibi gözaltına alındı
Ankara'daki feci kazada otobüs sahibi gözaltına alındı
Kahramankazan ilçesinde özel halk otobüsünün kaza yapması sonucu 5 kişi hayatını kaybetmiş, 14 kişi de yaralanmıştı. Olayla ilgili 3 savcı görevlendirilirken, yürütülen soruşturma kapsamında özel halk otobüsünün sahibi İ.Ç. gözaltına alındı.

Özel halk otobüsü şoförünün işe alınırken gerekli yeterlilik belgelerini Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne göndermediği ve Ankara Büyükşehir Belediyesi'nden işe başlaması konusunda uygunluk raporunun alınması gerekirken, araç sahibi İ.Ç'nin bu belgeleri temin ederek belediye ekiplerine sunmadığı, araç sahibi İ.Ç.'nin bu nedenle gözaltına alındığı açıklandı.

Gaziantep adliyesinde 'rüşvet' ve 'uyuşturucu' operasyonu

Gaziantep'te adliyede yapılandığı tespit edilen şahıslara yönelik rüşvet ve uyuşturucu operasyonunda aralarında savcı, avukat, polis, katip ve adliye çalışanlarının olduğu 16 şüpheli gözaltına alındı. Yakalanan şahıslardan 2 katip tutuklanırken diğer şüphelilerin işlemlerinin ise sürdüğü belirtildi

04.04.2026 13:00:00
İHA
Gaziantep adliyesinde 'rüşvet' ve 'uyuşturucu' operasyonu
Gaziantep adliyesinde 'rüşvet' ve 'uyuşturucu' operasyonu
Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı, Gaziantep Adliyesi'nde 'rüşvet' ve 'uyuşturucu' suçlarıyla yapılandığı tespit edilen şahıslara yönelik geniş çaplı soruşturma başlattı. Soruşturma çerçevesinde, şüphelilerden zabıt katibi H.İ.U. teknik ve fiziki takibe alındı. Yapılan teknik ve fiziki takip ile şüphelinin telefonundaki dijital incelemeler sonucunda adliye içi ve dışından farklı kişilerin suça dahil olduğu belirlendi.

Aralarında savcı, katip, avukat ve polisin olduğu 16 şahıs yakalandı

Şüphelilere yönelik soruşturmanın ardından İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin desteğiyle operasyon başlatıldı. Savcılık talimatıyla yapılan operasyon sonucunda aralarında 1 Cumhuriyet savcısı, 2 avukat, 2 zabıt katibi, 5 adliye personeli ile 6 sivil vatandaşın bulunduğu toplam 16 kişi gözaltına alındı. Yakalanan şüpheliler hakkında uyuşturucu ticareti, rüşvet, nüfuz ticareti ve soruşturmanın gizliliğini ihlal suçlamalarıyla işlem başlatıldı.

2 katip tutuklandı, soruşturma derinleştirildi, HSK'ya bilgi verildi

Emniyette tamamlanan işlemler ve sağlık kontrollerinin ardından adli makamlara sevk edilen şüphelilerden zabıt katipleri H.İ.U. ve M.Ç. nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklanarak cezaevine teslim edildi. Diğer şüpheliler hakkındaki yasal işlemler sürerken soruşturma dosyasında adı geçen bazı kişilerle ilgili de Hakimler ve Savcılar Kuruluna (HSK) gerekli bildirimler yapılarak soruşturmanın derinleştirildiği belirtildi.

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey tutuklandı

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, tutuklandı

04.04.2026 12:12:00 / Güncelleme: 04.04.2026 12:27:43
Ahmet Turan Yiğit
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey tutuklandı
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey tutuklandı
Hafta başında gözaltına alınan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey tutuklandı. Bozbey'in eşi ve kızı ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken 53 kişi ise tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edilmişti.
Savcılık sorgusu yaklaşık 40 saat süren Bozbey'in sorgusu saat 09.00 civarında başladı. Bozbey hakkında 11.50 civarında tutuklama kararı verildi.
Bozbey'in eşi Seden Bozbey, kızı Side Bozbey ve kardeşi Ramiz Bozbey ise adli kontrolle serbest bırakıldı.
 
7 ŞİRKETE KAYYUM ATANDI
 
Öte yandan Mustafa Bozbey'in de aralarında bulunduğu 57 kişinin gözaltına alındığı soruşturma kapsamında, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) 7 şirkete dün (1 Nisan) kayyum olarak atandı.
Bursa 3. Sulh Ceza Hakimliğince alınan kararda, şüphelilerle firmalar arasındaki para transferleri, hesap uyumsuzlukları ve bazı şirketlerin "paravan" olarak kullanıldığına yönelik iddialar yer aldı.

Mustafa Bozbey kimdir?
 
1962 yılında Bursa'nın Özlüce Mahallesi'nde doğan Bozbey, ilkokul eğitimini Özlüce İlkokulu'nda, orta ve lise öğrenimini ise Bursa Cumhuriyet Lisesi'nde tamamladı.
Anadolu Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü'nü 1984 yılında bitirdikten sonra, aynı üniversitede yüksek lisans yaparak İnşaat Yüksek Mühendisi unvanı ile mezun olan Bozbey, kendi şirketini kurarak hayatına devam etti.
18 Nisan 1999 tarihinde DSP'nin Nilüfer Belediye Başkan adayı olan Bozbey, Nilüfer İlçesi'nin üçüncü belediye başkanı oldu.
28 Mart 2004 seçimlerinde bir kez daha Nilüfer Belediye Başkanlığı'na aday olan Bozbey, seçime bu kez CHP'den girdi.
2024 yılında yapılan yerel seçimlerde CHP'nin Bursa Büyükşehir Belediye Başkan adayı olduğunu açıklayan Bozbey, oyların yüzde 47.62'sini alarak belediye başkanı seçildi.
8 Mayıs 2024 tarihinde yapılan Marmara Belediyeler Birliği'nin (MBB) 17. Başkanı oldu.

Belediye yönetimi el mi değiştirecek?
 
Bursa Büyükşehir Meclisi toplam 106 kişiden oluşuyor. AKP, 50 üyeyle çoğunlukta bulunuyor. AKP'ye ittifak ortağı MHP de sekiz üyeyle eşlik ediyor. Büyük Birlik Partisi ile birlikte Cumhur İttifakı toplam 59 üyeye ulaşıyor.
CHP'nin üye sayısı ise 41. Bursa'daki Meclis'in dağılımı şöyle:
 
AKP: 50
CHP: 41
MHP: 8
İYİ Parti: 3
BBP: 1
Türkiye İttifakı Partisi: 1
Yeniden Refah Partisi: 1
Bağımsız: 1
 
Bu dağılım, Cumhur İttifakı'nın Bursa Belediye Meclissi'nde çoğunluğu elinde bulundurduğunu gösteriyor. Buna göre önemizdeki günlerde belediye meclisinde yapılacak seçimde yönetimin Ak Parti'ye geçmesine kesin gözüyle bakılıyor.
 
Son dönemde CHP'li belediyelere yönelik operasyonlar sonucu bazı belediyelerin yönetimi el değiştirdi.
 
Esenyurt ve Şişli'de kayyım atamalarıyla, Gaziosmanpaşa ve Bayrampaşa'da tekrar edilen seçimlerle, Beykoz'da ise belediye yönetimindeki değişimle birlikte toplamda 5 belediye AKP yönetimine geçti.
 
Bu süreçlerde yaklaşık 1,5 milyonu aşkın seçmenin oy verdiği belediyelerin yönetiminde değişiklik yaşanması, "seçmen iradesi" tartışmalarını da beraberinde getirdi.

İşyerlerini kurşunlayıp haraca bağlamışlar:: 46 gözaltı

Kurşunladıkları iş yerlerinin sahiplerinden haraç isteyen çeteye yönelik İstanbul merkezli 3 ilde gerçekleştirilen operasyonda 46 şüpheli yakalandı

03.04.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
İşyerlerini kurşunlayıp haraca bağlamışlar:: 46 gözaltı
İşyerlerini kurşunlayıp haraca bağlamışlar:: 46 gözaltı
Kurşunladıkları iş yerlerinin sahiplerinden haraç isteyen çeteye yönelik İstanbul merkezli 3 ilde gerçekleştirilen operasyonda 46 şüpheli yakalandı.

Edinilen bilgiye göre, Silivri ve çevre ilçelerde faaliyet yürüttüğü belirlenen, elebaşılığını M.A. isimli kişinin yaptığı silahlı suç örgütüne yönelik çalışma yapan İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele ekipleri, kurşunladıkları iş yerlerinin sahiplerinden haraç isteyen çeteye yönelik operasyon başlattı.



İstihbarat Şube Müdürlüğü ile müşterek yürütülen operasyon, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı talimatı ile gerçekleştirildi.

Soruşturma kapsamında, Silivri ve çevre ilçelerde faaliyet yürüttüğü belirlenen, liderliğini M.A. isimli şahsın yaptığı silahlı suç örgütüne bu sabah İstanbul, Ankara ve Tekirdağ illerini kapsayan operasyonda, 46 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Adreslerde yapılan aramalarda ise 9 tabanca, 1 av tüfeği, çok sayıda senet ve kıymetli evrak, yakalanan silahlara ait değişik çaplarda çok sayıda mermi ele geçirildi. 3 ilde gerçekleştirilen operasyon kapsamında gözaltına alınan 46 şüpheli, sorgulanmak üzere İstanbul Organize Şubeye götürüldü.

Can Holding'e yönelik soruşturmada tutuklanan Kemal Can adli kontrolle tahliye edildi

Can Holding'e yönelik soruşturma kapsamında tutuklanan Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Can, "konutu terk etmemek" şeklindeki adli kontrol tedbiriyle tahliye edildi

03.04.2026 00:25:00
AA
Can Holding'e yönelik soruşturmada tutuklanan Kemal Can adli kontrolle tahliye edildi
Can Holding'e yönelik soruşturmada tutuklanan Kemal Can adli kontrolle tahliye edildi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca Can Holding yetkilileriyle ilgili "suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme", "kurulan örgüte üye olma", "suçtan elde edilen mal varlığı değerlerini aklama" ve "nitelikli dolandırıcılık" suçlarına yönelik soruşturma sürüyor.

Soruşturma kapsamında tutuklanan Kemal Can'ın "konutu terk etmemek" şeklindeki adli kontrol tedbiriyle tahliyesine karar verildi.

Soruşturma

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında Can Holding bünyesinde faaliyet gösteren şirketler üzerinden suç işlemek amacıyla örgüt kurulduğu, bu örgüt aracılığıyla "nitelikli dolandırıcılık", "vergi kaçakçılığı", "kaynağı belirsiz gelirlerin şirket hesaplarına sokulması", "suçtan elde edilen gelirlerin aklanması"na yönelik çok yönlü eylemlerin gerçekleştirildiği öne sürülmüştü.

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları ile mali denetim birimlerinin düzenlediği inceleme raporlarıyla soruşturma başlatılmıştı.

Soruşturma kapsamında Can Holding bünyesinde faaliyet gösteren şirketler üzerinden kaynağı belirsiz yüklü tutarda para girişlerinin yapıldığı, bu paraların çeşitli şirketler arasında aktarılarak izlerinin gizlenmeye çalışıldığı, faturasız işlemler ve sahte belge düzenlemeleriyle vergi yükümlülüğünün azaltıldığı iddia edilmişti.

Holding yapısı altında kurulan çıkar amaçlı suç örgütünün Kemal Can ve Mehmet Şakir Can liderliğinde hareket ederek aynı faaliyet alanlarında çok sayıda şirket kurmak suretiyle denetim ve takip mekanizmalarını zorlaştırdığı, yönetim kurullarında değişiklikler yapıp sorumluluğu örgüt üyeleri arasında dağıttığı ve bu yolla hukuki yaptırımlardan kaçmayı hedeflediği ileri sürülmüştü.

Ayrıca ticari faaliyeti bulunmayan şirketlerde nakit sermaye artırımı yapıldığı, sermaye artırımlarının kaynağı olarak ortaklara borçlar hesabının gösterildiği, bu borçların gerçeği yansıtmadığı, ortaklara borçlar hesabında görülen tutarların 7256 sayılı "Varlık Barışı Kanunu" kapsamında şirkete yeniden yatırıldığı, gerçekleştirilen bu işlemlerin, kanunun amacına aykırı şekilde suçtan sağlanan gelirin sisteme dahil edilmesi ve aklanması niteliğinde olduğu iddiasında bulunulmuştu.

MASAK raporlarıyla elde edilen bulgular doğrultusunda suç örgütünün "nitelikli dolandırıcılık", "kaçakçılık" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" gibi öncül suçlardan elde ettiği yasa dışı gelirler aracılığıyla ticari hacmini genişlettiği, eğitim, medya, finans ve enerji gibi stratejik sektörlerde şirket alımları, hisse devirleri ve yatırım faaliyetlerinin doğrudan suç gelirleriyle finanse edildiği, bu yolla örgütün hem ekonomik gücünü artırmayı hem de kamuoyu nezdinde meşruiyet kazanmayı hedeflediği kaydedilmişti.

Soruşturma kapsamında 121 şirketin mal varlığına el konulmuş ve TMSF kayyum olarak atanmış, 10 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmişti. İstanbul Jandarma Komutanlığı ekipleri, düzenledikleri operasyonda aralarında Can Yayın Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kenan Tekdağ'ın da bulunduğu 6 şüpheliyi gözaltına almıştı.

Adliyeye gönderilen ve savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden D.Ç, D.C, M.K. ve K.Ç. "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" ve "kara para aklama" suçlarından, C.C. ise "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçundan tutuklanmış, şüpheli Tekdağ ise aynı suçlardan "ev hapsi" ve "yurt dışı çıkış yasağı" şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle hakimliğe gönderilmişti.

Hakimlik, D.Ç, D.C, M.K, K.Ç. ve C.C'nin üzerine atılı suçlardan tutuklanmasına, şüpheli Kenan Tekdağ hakkında ise "ev hapsi" ve "yurt dışı çıkış yasağı" şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermişti.

Öte yandan Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma dosyasını yetkisizlik nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na göndermişti.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Can Holding'in Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Can da "suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme" ve "malvarlığı değerlerinin gayrimeşru kaynağını gizlemek" suçlarından sulh ceza hakimliğince tutuklanmıştı.

Soruşturma kapsamında düzenlenen ikinci operasyonda gözaltına alınan 25 kişiden Mehmet Remzi Sanver, Mehmet Kenan Tekdağ, Mehmet Sıddık Kaya, Emin Şahin, Nuh Zafer Metin, Serap Özgür, Abdulselam Yıldız, Tuncay Şahin, Adnan Yıldız, Nurettin Paksoy ve Mustafa Şahin, "çıkar amaçlı suç örgütüne üye olma" ve "suçtan elde edilen malvarlığı değerlerini aklama" suçlarından tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti.

Savcılık, Şenol Akan, Cengiz Bingöl, Arafat Bingöl, Müslüm Çogaç, Betül Can, Zuhal Can, Akın Makaracı, İsmail Kavak, Hakan Kalkan, Mithat Muharremoğlu, Kıyas Mustafaoğulları, Cesur Salık, Barış Karayel ve Berkan Baycan hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasını istemişti.

Sulh ceza hakimliği, 25 şüpheliden 11'inin tutuklanmasına, 11'i hakkında "yurt dışı çıkış yasağı" ve "imza atma", 3 şüpheli hakkında da "konutu terk etmeme" şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına hükmetmişti.

Bakan Bolat: "İran'a açılan kapılarda sorun yok"

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye'nin Asya'ya açılan en önemli kapılarından biri olan Van'ın Kapıköy Gümrük Kapısı ile Ağrı Gürbulak ve Hakkari Esendere sınır kapılarında giriş-çıkış işlemlerinin rutin seyrinde devam ettiğini söyledi.

02.04.2026 19:30:00
İhlas Haber Ajansı
Bakan Bolat: "İran'a açılan kapılarda sorun yok"
Bakan Bolat: "İran'a açılan kapılarda sorun yok"
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye'nin Asya'ya açılan en önemli kapılarından biri olan Van'ın Kapıköy Gümrük Kapısı ile Ağrı Gürbulak ve Hakkari Esendere sınır kapılarında giriş-çıkış işlemlerinin rutin seyrinde devam ettiğini söyledi.
Van'a gelen Bakan Bolat, Van Ticaret ve Sanayi Odası'nda düzenlenen 2026 yılı Mart ayı dış ticaret verilerinin açıklandığı toplantıya katıldı. Ardından Van'ın düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yıldönümü törenine iştirak eden Bolat, daha sonra Türkiye'nin Asya'ya açılan kapısı olan Kapıköy Gümrük Kapısı'na geçti. Burada gerçekleştirdiği incelemelerin ardından açıklamalarda bulunan Bakan Bolat, Bölge Dış Ticaret ve Gümrük Müdürlüğü'nden yürütülen çalışmalara ilişkin brifing aldıklarını belirtti. Çalışmaların yolunda devam ettiğini ifade eden Bakan Bolat, "Gerek yük taşımacılığı, gerekse demiryolu, yolcu ve yük taşımacılığı, gerekse karayolu ile turist giriş çıkışında bir aksama yok. Biz de arkadaşlarımıza gerekli talimatları verdik. Van Kapıköy, bizim modernleştirdiğimiz, yenilediğimiz kapılardan birisi. Toplam 20'ye yakın gümrük kapımızı biliyorsunuz son 23 yıl içinde dünyada örnek gösterilebilecek bir şekilde hükümetimiz modernleştirdi, yeniledi. Özel sektörle de işbirliği yaptı. Van Kapıköy de onlardan birisidir. Tabii şurada gördüğünüz yeni tesis çalışmaları devam ediyor. Bu anlamda Türkiye ile komşumuz İran arasındaki bu önemli geçiş noktası görevini yapmaya devam ediyor. Fonksiyon icra ediyor" diye konuştu
Bundan sonra barış ve ateşkes sürecinin gerçekleşmesiyle Kapıköy Gümrük Kapısı'nın ticari yük taşımacılığı ve yolcu giriş-çıkışları anlamında daha yoğun bir şekilde çalışacağını belirten Bakan Bolat, "Diğer iki gümrük kapımız Ağrı Gürbulak ve Hakkari Esendere kapılarında da normal rutin giriş-çıkış işlemleri devam ediyor. Arkadaşlarımızdan aldığımız bilgiler ışığında yeni talimatlarımızı verdik" şeklinde konuştu.İHA

Fethiye'de tekne battı: 1 ölü

Muğla'nın Fethiye ilçesinde kıyıya çarparak batan teknedeki 1 kişi öldü, 6 kişi kurtarıldı

 

02.04.2026 10:38:00 / Güncelleme: 02.04.2026 13:00:45
Anadolu Ajansı
Fethiye'de tekne battı: 1 ölü
Fethiye'de tekne battı: 1 ölü

Fethiye Ölüdeniz Mahallesi'ndeki Kumburnu Plajı önlerinde kuvvetli rüzgar nedeniyle bir tekne kıyıya sürüklendi.

Teknenin kayalıklara çarparak battığını fark edenler durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi.

İhbar üzerine bölgeye sahil güvenlik, Jandarma Arama Kurtarma (JAK) timi ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kurtarılan 6 kişiye sağlık ekiplerince müdahale edildi.

Sahil güvenlik dalış ekiplerince denizde, jandarma ekiplerince ise karada arama çalışması yapıldı.

Ekipler tarafından İbrahim Özbek'in (59) cesedine ulaşıldı. Özbek'in cenazesi Fethiye Devlet Hastanesi morguna gönderildi.

Yakıt sızıntısı ihtimali üzerine büyük bölümü suyun içinde bulunan teknenin çevresi bariyerlerle çevrildi. 

Esenler'de milyonlarca sahte döviz ele geçirildi

İstanbul'un Esenler ilçesinde bir adrese düzenlenen operasyonda 1 milyon 250 bin sahte dolar, 655 bin sahte euro ve ekipmanlar ele geçirilirken, 3 şüpheli gözaltına alındı

01.04.2026 15:13:00 / Güncelleme: 01.04.2026 15:16:33
İHA
Esenler'de milyonlarca sahte döviz ele geçirildi
Esenler'de milyonlarca sahte döviz ele geçirildi
Esenler ilçesinde bir adreste sahte döviz basıldığının belirlenmesi üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Kaçakçılık ve Mali Suçlarla Mücadele Soruşturma Bürosu, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı KOM Şube Müdürlüğü ve İstanbul MİT Bölge Başkanlığı koordinesinde belirlenen adrese operasyon düzenlendi.



3 şüpheli gözaltına alındı, milyonlarca sahte döviz ele geçirildi

Ekipler tarafından 31 Mart günü adrese yapılan baskında, M.C.S., M.D. ve M.N.S. isimli 3 şüpheli gözaltına alındı.

Öte yandan ekipler tarafından adreste yapılan aramalarda ise, 1 milyon 250 bin sahte dolar, 655 bin sahte euro, 1 adet kağıt kesme makinesi, 1 adet para kontrol cihazı, 1 adet para basma kalıp makinesi, 800 adet hologram, 2 adet para basımında kullanılan demir kalıp ile 18 adet para basımında kullanılan plastik kalıp ele geçirildi.



Konuya ilişkin yürütülen soruşturma sürüyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.