HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 17 EYLÜL 2021, CUMA

Azınlık hakları

15.06.2001 00:00:00
İstanbul Barosu İnsan Hakları Komisyonu tarafından 8-9 Haziran günleri düzenlenen "Azınlık Hakları" başlıklı bir panele katıldım. Almanya'dan Yeşiller Partisi'ne mensup bir Türk asıllı milletvekili davet edilmiş. Fransa, Yugoslavya, Yunanistan'dan da temsilciler bulunuyordu.

Bu toplantı bir defa zaman olarak iyi seçilmemiştir. İnsanların açlıkla burun buruna olduğu bir dönemde böylesi bir konuda toplantı yapmak, ekmek bulamayan milyonlarca insanın bulunduğu bir toplumda bazılarının pasta işletmelerine benzer.

Her neyse; toplantı boyunca dışarıdan gelen üyeler ülkelerinde azınlık haklarına nasıl bakıldığını anlatmaya çalıştılar. Bir noktayı bizimkiler ya anlamak istemiyor ya da gerçekten anlamıyorlar. Dışarıdan gelen konuşmacıların açıklamalarından ortaya çıkıyor ki, hiç birinin durumu bizdekine benzemiyor.

Sözgelimi Fransa'dan gelen üye "Denizaşırı Ülkelerden", "Kursika"dan söz ediyor. Oysa bu bölgeler sömürge bölgeleridir. Buralarda bir zamanlar ayrı gruplar ya da devletçikler mevcuttu, Fransa bunları zorla işgal etti. Şimdi de bunları ülke içinde tutabilmek için onlara kendi dilinde kısmi eğitim ve yayın hakkı tanımaya çalışmaktadır. Oysa Fransa hala, Azınlık Haklarına İlişkin, 1998 tarihli Çerçeve Sözleşmesi henüz imzalamamıştır. Keza 1966 tarihli Siyasi ve Medeni Haklara İlişkin ek protokolleri de onaylamamıştır. Kısacası "azınlık" ifadesini kullanmaktan şiddetle kaçınmaktadır. Nitekim Fransız temsilci bunları açıkça dile getirmekten çekinmedi.

Yugoslavya'ya gelince; bu ülkede zaten ayrı olan devletlerin kurdukları bir federasyon söz konusu idi; Tito'dan sonra ayakta kalamadı. Komünist sistemlerin çökmesi ile birlikte bunlar da çöktü. Ortada bir azınlık sorunu yoktur.

Yunanistan'ın oradaki Türk Müslüman azınlığa uyguladığı hepimize malumdur. Oradaki azınlığı pomaklar, çingeneler (Romanlardan) ve Türklerden oluşan bir Müslüman azınlık olarak kabul ediyorlar. Rahmetli Sadık Ahmed bu Müslüman azınlık için "Türk" azınlık ifadesini kullanması nedeniyle hapislere düştü; başına gelmedik kalmadı ve nihayet canı ile ödedi.

Almanya'da olup-bitenler bize hiç uymuyor. Orada yabancılara tanınan anadilde eğitim hakkı, ayrı bir konudur. Bizde de yabancı dilde eğitim veren binlerce okul mevcuttur. Almanya'da Türklere ya da başka yabancılara bu tür anadilde eğitim hakkı verilmesi sonuçta Almanya'nın milli birlik ve bütünlüğü açısından sorun teşkil etmemektedir.

İngiltere'nin İskoçya ve Galler bölgesinde takip ettiği politika, Fransa'nınkine benzemektedir. Yani bu bölgeler de sömürge konumundan İngiliz toprakların katılmışlardır.

Bu ülkelerde bir azınlık sorunu değil sömürgeleştirilmiş topraklar ve onların ahalisini kendi ülkelerine bağlamanın yolları aranmaktadır.

Türkiye adına konuşan panelistlerin bir kısım oldukça abartılı bilgiler sundular. Sanki Türkiye'de Kürtler'in hiç bir hakkı yokmuş imajını ve mesajını veren konuşmalar yaptılar.

Son olarak yapılan bu yanlışları düzeltmeye çalıştık. Türkiye'de yaklaşık 18 çeşit grubun varlığı düşünüldüğünde her birine anadilde eğitim ve kendi dilinde yayın hakkı tanınacak olursa ülkenin düşeceği hali siz düşünün.

Kaldı ki, gerek 1998 tarihli Avrupa Parlamentosu kararında gerekse Birleşmiş Milletlerin konuya ilişkin komisyon kararlarında azınlık statüsünde olan kesimin "ayrımcılık" taleplerinin olmaması gerekiyor. Bunun sınırı nasıl belirlenecek? Zaman içinde doğacak ayrılma taleplerini güç kullanarak önlemek ne kadar başarılı olabilecek? O zaman dünya devletlerinin tavrı ne olacak? Tüm bu sorunlar cevap beklemektedir.

Öte yandan, dünyada 5000'e yakın etnik ve dini gruplar bulunduğu düşünülecek olursa, bu kadar grubun devletçik kurma hevesleri dünya barışını ne hale getirir? Bunun hesabı yapılmakta mıdır?

İşin esası, bazı marjinal gruplara ve kesimlere haklar tanımak yerine, konuyu genel anlamda insan ve birey hakları bağlamında ele alıp değerlendirmek ve sorunu global düzeyde çözmek, mikro çözümler yerine makro planda çareler aramak, çok daha akılcı ve kalıcı neticeler verecektir.

Unutmayalım ki, küçülmüş bir Türkiye ne Türklerin, ne Kürtlerin ne de başka bir etnik grubun işine yarar. Oyuna gelmeyelim. Yarın çok geç olabilir, son pişmanlık fayda vermez. Bizden söylemesi!
 
Burhan Kuzu / diğer yazıları

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

15.06.2000, 15.06.1999, 15.06.1998, 15.06.1997, 15.06.1996, 15.06.1995, 15.06.1994, 15.06.1993, 15.06.1992, 15.06.1991, 15.06.1990, 15.06.1989, 15.06.1988, 15.06.1987, 15.06.1986, 15.06.1985, 15.06.1984, 15.06.1983, 15.06.1982
Megadentist



logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.