Balkan esintili Karadeniz kasabası: Alaçam
Samsun’un batı kapısı olan, yeşilin ve mavinin kucaklaştığı Alaçam, hem köklü tarihi hem de el değmemiş doğal güzellikleriyle Karadeniz’in en huzurlu köşelerinden biridir
23.12.2025 00:10:00
Abdülkadir Gündoğdu
Abdülkadir Gündoğdu





Samsun'un batı kapısı olan, yeşilin ve mavinin kucaklaştığı Alaçam, hem köklü tarihi hem de el değmemiş doğal güzellikleriyle Karadeniz'in en huzurlu köşelerinden biridir.
Alaçam'ın tarihi M.Ö. 5000'li yıllara, Orta Tunç Çağı'na kadar uzanır. Tarih boyunca Hitit, Frig, Kimmer ve Pers gibi pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır.

Antik İsimleri: M.Ö. 5. yüzyılda Miletliler tarafından bir liman şehri olarak kurulmuş ve "Zalikus" adıyla anılmıştır. Bizans döneminde ise "Leontopolis" ismiyle bilinirdi.
İlçe Oluşu: Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde önemli bir merkez olan Alaçam, Cumhuriyet döneminde bir süre Bafra'ya bağlı kalmış, 1 Eylül 1944 tarihinde ise müstakil bir ilçe statüsüne kavuşmuştur.
Tarihi Eserler ve Kültürel Miras

İlçede geçmişin izlerini sürebileceğiniz çok değerli yapılar bulunmaktadır:
Alaçam Mübadele Müzesi: Türkiye'nin ilk tematik mübadele müzesidir. 1923 yılındaki nüfus mübadelesiyle Yunanistan'dan gelen Türklerin getirdiği kişisel eşyalar, fotoğraflar ve belgeler burada sergilenmektedir.
Tarihi Alaçam Evleri: 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başında inşa edilen bu sivil mimari örnekleri, ilçenin sokaklarına nostaljik bir hava katar.
Sivritepe Höyüğü: İlçenin hemen girişinde yer alan bu höyükte yapılan kazılar, bölgenin antik çağlardaki yerleşim düzenine dair önemli ipuçları vermektedir.
Geyikkoşan Baba Türbesi: Deniz kenarındaki bu türbe, ilçenin manevi sembollerinden biridir ve her yıl 6 Mayıs'ta (Hıdırellez) düzenlenen şenliklerin merkezidir.
Doğal Güzellikler: Deniz ve Yayla Keyfi

Alaçam, Karadeniz'in tipik bitki örtüsüyle sahil şeridini harika bir dengede sunar:
Geyikkoşan Sahili ve Mesire Alanı: Dev çınar ve çam ağaçlarının denizle buluştuğu bu alan, piknik yapmak ve denize girmek isteyenlerin uğrak noktasıdır.
Kızlan Yaylası: Yaklaşık 1600 rakımlı bu yayla, özellikle kışın kar manzaralarıyla, yazın ise serin havasıyla doğaseverleri ve fotoğrafçıları kendine çeker.
Dürtmen Dağı ve Yaylaları: Biyoçeşitlilik açısından zengin olan bu bölge, trekking ve doğa yürüyüşleri için idealdir.
Kuyucak Kanyonu ve Gürleyen Şelalesi: Macera arayanlar için saklı kalmış doğa harikalarıdır.
Alaçam Mutfağı: Lezzet Durakları
Alaçam mutfağı, Karadeniz'in deniz ürünleri ile Balkan ve Anadolu göçmen kültürünün harmanlanmasıyla oluşmuştur:
Kaz Tiridi: Kış aylarının vazgeçilmezi olan bu yemek, kaz eti, et suyu ve yufka ile hazırlanır. İlçenin en meşhur yöresel lezzetidir.
İçli Mantı: Yakakent ve Alaçam bölgesine özgü olan bu mantı, genellikle bol cevizli ve sarımsaklı yoğurtla servis edilir.
Nokul: Cevizli, üzümlü veya kıymalı çeşitleri olan bu hamur işi, özellikle bayram sofralarının tacıdır.
Hıdırellez Keşkeği: Geyikkoşan şenliklerinde dev kazanlarda pişirilen keşkek, ilçenin en önemli kültürel yemek geleneklerinden biridir.
Taze Deniz Ürünleri: Karadeniz'in kıyısında olmanın verdiği avantajla, mevsimine göre kalkan, lüfer ve hamsi gibi balıklar en taze haliyle sofralarda yerini alır.
Alaçam'ın tarihi M.Ö. 5000'li yıllara, Orta Tunç Çağı'na kadar uzanır. Tarih boyunca Hitit, Frig, Kimmer ve Pers gibi pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır.

Antik İsimleri: M.Ö. 5. yüzyılda Miletliler tarafından bir liman şehri olarak kurulmuş ve "Zalikus" adıyla anılmıştır. Bizans döneminde ise "Leontopolis" ismiyle bilinirdi.
İlçe Oluşu: Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde önemli bir merkez olan Alaçam, Cumhuriyet döneminde bir süre Bafra'ya bağlı kalmış, 1 Eylül 1944 tarihinde ise müstakil bir ilçe statüsüne kavuşmuştur.
Tarihi Eserler ve Kültürel Miras

İlçede geçmişin izlerini sürebileceğiniz çok değerli yapılar bulunmaktadır:
Alaçam Mübadele Müzesi: Türkiye'nin ilk tematik mübadele müzesidir. 1923 yılındaki nüfus mübadelesiyle Yunanistan'dan gelen Türklerin getirdiği kişisel eşyalar, fotoğraflar ve belgeler burada sergilenmektedir.
Tarihi Alaçam Evleri: 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başında inşa edilen bu sivil mimari örnekleri, ilçenin sokaklarına nostaljik bir hava katar.
Sivritepe Höyüğü: İlçenin hemen girişinde yer alan bu höyükte yapılan kazılar, bölgenin antik çağlardaki yerleşim düzenine dair önemli ipuçları vermektedir.
Geyikkoşan Baba Türbesi: Deniz kenarındaki bu türbe, ilçenin manevi sembollerinden biridir ve her yıl 6 Mayıs'ta (Hıdırellez) düzenlenen şenliklerin merkezidir.
Doğal Güzellikler: Deniz ve Yayla Keyfi

Alaçam, Karadeniz'in tipik bitki örtüsüyle sahil şeridini harika bir dengede sunar:
Geyikkoşan Sahili ve Mesire Alanı: Dev çınar ve çam ağaçlarının denizle buluştuğu bu alan, piknik yapmak ve denize girmek isteyenlerin uğrak noktasıdır.
Kızlan Yaylası: Yaklaşık 1600 rakımlı bu yayla, özellikle kışın kar manzaralarıyla, yazın ise serin havasıyla doğaseverleri ve fotoğrafçıları kendine çeker.
Dürtmen Dağı ve Yaylaları: Biyoçeşitlilik açısından zengin olan bu bölge, trekking ve doğa yürüyüşleri için idealdir.
Kuyucak Kanyonu ve Gürleyen Şelalesi: Macera arayanlar için saklı kalmış doğa harikalarıdır.
Alaçam Mutfağı: Lezzet Durakları
Alaçam mutfağı, Karadeniz'in deniz ürünleri ile Balkan ve Anadolu göçmen kültürünün harmanlanmasıyla oluşmuştur:
Kaz Tiridi: Kış aylarının vazgeçilmezi olan bu yemek, kaz eti, et suyu ve yufka ile hazırlanır. İlçenin en meşhur yöresel lezzetidir.
İçli Mantı: Yakakent ve Alaçam bölgesine özgü olan bu mantı, genellikle bol cevizli ve sarımsaklı yoğurtla servis edilir.
Nokul: Cevizli, üzümlü veya kıymalı çeşitleri olan bu hamur işi, özellikle bayram sofralarının tacıdır.
Hıdırellez Keşkeği: Geyikkoşan şenliklerinde dev kazanlarda pişirilen keşkek, ilçenin en önemli kültürel yemek geleneklerinden biridir.
Taze Deniz Ürünleri: Karadeniz'in kıyısında olmanın verdiği avantajla, mevsimine göre kalkan, lüfer ve hamsi gibi balıklar en taze haliyle sofralarda yerini alır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.































































































