logo
21 EKİM 2026

Bangladeş'teki yaklaşık 1,3 milyon Arakanlı Müslüman mülteci, güvensiz ortam nedeniyle evlerine dönemiyor

BM Myanmar Bağımsız Soruşturma Mekanizması Başkanı Koumjian, Bangladeş'te uzun yıllardır olumsuz koşullarda yaşayan yaklaşık 1,3 milyon Arakanlı Müslüman mültecinin, güvensiz ortam nedeniyle Arakan eyaletindeki evlerine dönemediğini bildirdi

21.10.2026 13:38:00
AA
 
Bangladeş'teki yaklaşık 1,3 milyon Arakanlı Müslüman mülteci, güvensiz ortam nedeniyle evlerine dönemiyor
Bangladeş'teki yaklaşık 1,3 milyon Arakanlı Müslüman mülteci, güvensiz ortam nedeniyle evlerine dönemiyor
Birleşmiş Milletler (BM) Myanmar Bağımsız Soruşturma Mekanizması Başkanı Nicholas Koumjian, Myanmar'da yaşananlar ve yerinden edilmiş Arakanlı Müslümanların (Rohingya) son durumuna ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Genel olarak Myanmar'da çok şiddetli bir çatışma yaşandığına işaret eden Koumjian, bu durumun büyük ölçüde merkez dışındaki bölgelerde, tüm sınır bölgelerinde ve özellikle Sagaing gibi ova kesimlerinde yoğun olarak görüldüğünü söyledi.

Koumjian, "Hala Myanmar'daki Arakan eyaletinde kalan Arakanlı Müslümanlar (Rohingya) için durum daha da vahim. Burada (silahlı grup) Arakan Ordusu ile Myanmar ordusu arasında son derece şiddetli bir çatışma yaşanıyor. Myanmar ordusu kısa süre önce, kaybettiği toprakların bir kısmını geri almak amacıyla saldırı girişiminde bulundu. Ülkedeki 17 idari bölgeden 14'ünün kontrolünü tamamen kaybetmiş durumdalar. Yani oldukça yoğun çatışma ortamı var. Ne yazık ki bu çatışmanın bedelini siviller ödüyor. Devam eden hava saldırılarında ve topçu atışlarında çoğu zaman siviller hedef alınıyor." ifadelerini kullandı.

Myanmar ordusunun kontrolündeki bölgelerde, rejime karşı çıkan herkesin keyfi olarak tutuklanabildiğine işaret eden Koumjian, askeri rejimin geçen yılın sonlarında ve bu yılın başlarında düzenlediği seçimleri herhangi bir şekilde eleştirenlerin tutuklandığını hatırlattı.

Koumjian, Myanmar ordusunun ülkedeki birçok bölgeyi bombaladığını vurgulayarak, "Bu saldırıların hedefi veya vurulan yerler genellikle okullar, hastaneler, ibadet yerleri oluyor." dedi.

BM Myanmar Soruşturma Mekanizmasının Myanmar'a girişine hiçbir zaman izin verilmediğini kaydeden Koumjian, 2021'deki darbe öncesindeki hükümetin dahi kendilerini tanımadığını ve ülkeye girmelerine müsaade etmediğini söyledi.

"(Bangladeş'te) Toplamda yaklaşık 1,3 milyon Arakanlı Müslüman var"
Koumjian, "Bu nedenle verileri, ülke dışında bulunan kişilerden topluyoruz. Dünyanın farklı yerlerindeki insanlarla görüştük, ayrıca ülke içindeki bazı kişilerle de iletişim halindeyiz ancak durumun giderek daha tehlikeli bir hal aldığını gözlemliyoruz. Zira (askeri cunta) rejim, bireyleri ve yapılan görüşmeleri izlemek için giderek daha fazla teknoloji kullanıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Kısa süre önce Bangladeş'i ziyaret ettiğini anımsatan Koumjian, buradaki Arakanlı Müslüman mültecilerin sayısının 1 milyondan fazla olduğunu söyledi.

Koumjian, "Bazıları bu sayının 1,3 milyon civarında olduğunu belirtiyor. Bu rakam, 1990'larda gelip hala orada bulunanları da kapsıyor. Birçoğu Cox's Bazar bölgesinde yaşıyor. Bu sayı, mülteci kamplarındaki herkesi içeriyor. Ayrıca 2024'ten bu yana Bangladeş'te kayıt altına alınan 150 binden fazla yeni gelen kişiyi de kapsıyor. Yani toplamda yaklaşık 1,3 milyon insan var." diye konuştu.

Cox's Bazar'daki Arakanlı mültecilerin uygun olmayan koşullarda yaşadığına işaret eden Koumjian​​​​​​​, bu insanların çadırlarda ve barınma koşullarının son derece yetersiz olduğu alanlarda yaşadığını kaydetti.

Koumjian, "(Arakanlı Müslümanların kaldığı çadırlar) Yapıların birçoğunun çok dik yamaçlar üzerine kurulduğunu görebilirsiniz. Burası eskiden ormanlık bir alandı, dolayısıyla tropikal yağmurlar başladığında yapıların sele kapılıp gitme tehlikesi her zaman mevcut. Ayrıca, yapılar birbirine çok yakın, hatta iç içe inşa edildiği için birçoğu çıkan yangınlar sonucu kül oldu. Yani böyle bir tehlike de söz konusu." ifadelerini kullandı.

"Herkesin istediği şey, Arakan eyaletine dönmek"
Buradaki mültecilerin iş kurma veya çalışma imkanları üzerinde ciddi kısıtlamalar olduğunun altını çizen Koumjian, iş bulma ve eğitim imkanlarının da kısıtlı olduğuna değindi.

Koumjian, "Mültecilerin büyük çoğunluğu, yaklaşık 750 bini, 2017'de geldi. Yani 9 yılı aşkın süredir oradalar. Mülteciler için normalde geçici bir durum olarak görülebilecek bu şartlar altında 9 yıl geçirdiler. Bir çadıra yerleştiriliyor ve aslında evinize dönebileceğiniz bir fırsatı bekliyorsunuz. Ancak evlerine dönemiyorlar çünkü geri dönmek çok tehlikeli." dedi.

Arakanlı Müslümanların Bangladeş'te kalmak istemediğini ve evlerine dönmek istediğini dile getiren Koumjian, şunları kaydetti:

"Herkesin istediği şey, Arakan eyaletine dönmek ancak oradaki durum son derece zorlu. Arakan Ordusu ile Myanmar ordusu arasında şiddetli çatışma yaşanıyor. Cox's Bazar'a yaptığım son ziyarette karşılaştığım insanların birçoğu, kuzeydeki ilçelerden yeni gelenlerdi. İnsanların Arakan Ordusu tarafından alıkonulması tehlikesinden bahsediyorlar. Bazıları, Arakan Ordusu veya Myanmar ordusu saflarına zorla alındıklarını iddia ediyor. Arakanlı silahlı gruplarının varlığını biliyoruz. Bu grupların da bölgede insanları zorla silah altına aldığına dair iddialar mevcut. Görüştüğüm insanların birçoğunun evleri yakılmıştı. Birçoğu, Arakan Ordusu tarafından evlerini ve köylerini terk etmeleri yönünde emir aldıklarını söyledi. Bazıları ise hala alıkonulan yakınları bulunduğunu belirtiyor. Dolayısıyla durum son derece tehlikeli, bölge hala şiddetli çatışmaların yaşandığı bir yer. İnsanların evlerine dönmesi güvenli değil. İşte bu yüzden, geri dönüşün güvenli olacağı o anı bekleyerek hala Bangladeş'te kalmaya devam ediyor."

"Bangladeş'teki Türk hastanesi Arakanlı Müslüman halk için büyük önem taşıyor"
Koumjian, Myanmar halkının demokratik bir yönetim istediğini belirterek, dünyanın her yerinde olduğu gibi Myanmar halkının da ülkelerinin nasıl yönetileceği konusunda söz sahibi olmak istediğinin altını çizdi.

Uluslararası toplumun, Myanmar'da adaletin sağlanmasına ve bir çözüm bulunmasına yönelik kararlılığını göstermesinin elzem olduğuna dikkati çeken Koumjian, oluşturdukları Bağımsız Soruşturma Mekanizması gibi örneklerin, uluslararası toplumun şiddete son verme ve şiddetten sorumlu olanlardan hesap sorma konusundaki kararlılığını ortaya koyduğunu söyledi.

Koumjian, "Koşullar giderek zorlaşsa da bazı ülkelerin Myanmar'a insani yardım sağlamaya devam ettiğini görüyoruz. Örneğin, Bangladeş'teki Türk hastanesi (Türk Sahra Hastanesi) Arakanlı Müslüman halk için büyük önem taşıyor. Bunu, bir ülkenin insani yardıma yönelik sürdürülebilir taahhüdünün bir örneği olarak görüyorum. Bu nedenle Türkiye'yi tebrik ederim." diye konuştu.

Yardımlar konusunda uzun vadeli bir kararlılığa ihtiyaç olduğunu vurgulayan Koumjian, uluslararası toplumun, mevcut duruma müsamaha göstermeyeceğini erken ve tutarlı şekilde ortaya koyması halinde, sahadaki durumun değişmesinin de o kadar hızlanacağının altını çizdi.

Myanmar ordusu, 2020'deki genel seçimlerde hile yapıldığı iddialarının ortaya atılması ve ülkede siyasi gerilim yaşanmasının ardından 1 Şubat 2021'de yönetime el koymuştu.

Myanmar'da Arakanlı Müslümanlara etnik temizlik
Myanmar'ın Arakan eyaletinde 2012'de Budistler ile Müslümanlar arasında çatışmalar çıkmış, olaylarda çoğu Müslüman binlerce kişi katledilmiş, yüzlerce ev ve iş yeri ateşe verilmişti.

Arakan'daki sınır karakollarına 25 Ağustos 2017'de düzenlenen eş zamanlı saldırıları gerekçe gösteren Myanmar ordusu ve Budist milliyetçiler, kitlesel şiddet eylemleri başlatmıştı.

Uluslararası insan hakları kuruluşları, yayımladıkları uydu görüntüleriyle yüzlerce köyün yok edildiğini kanıtlamıştı.

BM ve uluslararası insan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddeti "etnik temizlik" ya da "soykırım" olarak adlandırıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, muhalefeti fon soruşturması üzerinden eleştirdi. "Çamur at izi kalsın." siyasetine izin vermeyeceklerini söyleyen Erdoğan, "Biz buna eyvallah demeyiz." dedi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, muhalefeti fon soruşturması üzerinden eleştirdi. "Çamur at izi kalsın" siyasetine izin vermeyeceklerini söyleyen Erdoğan, "Biz buna eyvallah demeyiz" dedi

21.10.2026 13:20:00
Haber Merkezi
 
  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, muhalefeti fon soruşturması üzerinden eleştirdi. "Çamur at izi kalsın." siyasetine izin vermeyeceklerini söyleyen Erdoğan, "Biz buna eyvallah demeyiz." dedi
  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, muhalefeti fon soruşturması üzerinden eleştirdi. "Çamur at izi kalsın." siyasetine izin vermeyeceklerini söyleyen Erdoğan, "Biz buna eyvallah demeyiz." dedi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı'nda konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle:

- Önemli gelişmelerin yaşandığı hassas bir süreçten geçiyoruz. Geçen hafta İstanbul'dan Ankara'ya gelirken geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden Üsküdar Belediyesi Başkanvekili Dündar Ziya Gültekin'e rahmet, Üsküdar halkına başsağlığı diliyorum. Ziya Gültekin kardeşimiz, Üsküdar aşığı, ilçesini büyük bir tutkuyla seven müstesna bir insandı. Kendisi hem teşkilatımız hem de Üsküdar'da sevilen bir isimdi.

"SOSYAL MEDYADA NEFRET KAMPANYASINA ŞAHİT OLDUK"

- Dün yapılan oylamada Üsküdar Belediyesi Başkanvekili olarak seçilen Muhammed Emin Sarıoğlu'nu tebrik ediyor, kendisinin Üsküdar halkına aşkla hizmet edeceğine gönülden inanıyorum. İnsanı insan yapan değerler vardır, acıya saygı bunlardan biridir. Ziya kardeşimizin hepimizi kedere boğan vefatından sonra özellikle sosyal medyada tek merkezden yönetildiği anlaşılan alçakça bir nefret kampanyasına şahit olduk. İnsanlıktan nasibini almamış bir güruh, hiç tanımadıkları bir insana karşı biriktirdikleri ne kadar cerahat varsa hepsini kustular. Taziye mesajı yayınlayarak insani vazifesini yerine getiren herkese saldırdılar.

"TÜRKİYE'NİN YENİ SİYASET DİLİNE İHTİYACI VAR"

- Siyasette artan kutuplaşmanın tehlikelerine hep dikkat çekiyoruz. Türkiye'nin yeni siyaset diline ihtiyacı var. Son üç haftada büyük bir hayal kırıklığı yaşadık. Muhalefet Türkiye'ye dönük planlardan habersiz. Sorunlara çözüm önerileri yok.

"HAYIRDIR, KİMİNLE SAVAŞTASINIZ?"

- Geçenlerde bir tanesi çıkmış; şuursuzca 'savaştayız' diyor. Hırsı, aklını esir almış bu zaata sormak lazım. Hayırdır; kiminle savaştasınız? Seferberlik çıktı da bizim mi haberimiz yok? Türkiye işgal edildi de biz mi duymadık. Bakınız 24 yıl boyunca bu ülkenin başına çok ciddi sıkıntılar geldi. Ülkemize aba altından sopa gösterenler oldu. Boylarına bakmadan Türkiye'yi alçakça tehdit edenler oldu. Türkiye'yi içeriden çökertmek için Gezi olayları gibi nice dümen çevirdiler.

"MESNETSİZ İTHAMLARDA BULUNMAK BÜYÜK BİR SUÇ"

- Aynı ciddiyetsiz tavrı, fon tartışmalarında da görüyoruz. Dedikodular üzerinden insanların izzetiyle, itibarıyla oynuyorlar. Bakın milletin malına el uzatmak ne kadar büyük bir suçta, aynı şekilde namuslu, şerefli insanlara mesnetsiz şekilde yolsuzluk ithamında bulunmak da o kadar büyük bir suçtur. Bundan daha fenası ise foyan ortaya çıktığı halde işi pişkinliğe vurmaktır. Hem elinde bilgi ve belge olmadan kabine üyelerimizi itham edeceksiniz, devletin kurumlarını töhmet altında bırakacaksın, sonra da çıkacaksın yüzün kızarmadan işi pişkinliğe vurup kulağının üzerine yatacaksın. Biz buna eyvallah demeyiz. Çamur at izi kalsın siyasetine teslim olmayız.

DEAŞ TÜRKİYE’DE PARA AĞI KURMUŞ

DEAŞ’ın finans ağına yönelik İstanbul ve Mersin’de düzenlenen operasyonda 7 kişi gözaltına alındı. Ankara merkezli ayrı soruşturmada ise 14 şüpheli yakalandı. Toplam gözaltı sayısı 21’e ulaştı

20.10.2026 23:00:00
Haber Merkezi
 
DEAŞ TÜRKİYE’DE PARA AĞI KURMUŞ
DEAŞ TÜRKİYE’DE PARA AĞI KURMUŞ
DEAŞ'ın finans ağına yönelik İstanbul ve Mersin'de düzenlenen operasyonda 7 kişi gözaltına alındı. Ankara merkezli ayrı soruşturmada ise 14 şüpheli yakalandı. Toplam gözaltı sayısı 21'e ulaştı.

İstanbul'da 10, Mersin'de 1 adrese düzenlenen baskınlarda, yasa dışı para transferleriyle bağlantılı olduğu belirtilen bir WhatsApp grubu mercek altına alındı. Şüphelilerin, DEAŞ'a fon sağladığı yönünde MASAK raporlarında bilgiler bulunan kişi ve kuruluşlarla para transferi ilişkileri tespit edildi.

28 İLDE 83 ŞÜPHELİ!

DEAŞ'a yönelik operasyonlar bununla sınırlı değil. İçişleri Bakanlığının 25 Eylül 2026 tarihli açıklamasına göre, 28 ilde düzenlenen operasyonlarda 83 şüpheli yakalandı. Şüphelilerin örgüte finans sağlamak ve propaganda yapmakla bağlantılı oldukları belirtildi.

Operasyon yapılan iller arasında Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Gaziantep, Hatay, İstanbul, Kayseri, Malatya, Mersin, Samsun ve Şanlıurfa da bulunuyordu.

PARA AĞI NASIL KURULDU?

Son operasyonlar, DEAŞ'ın yalnızca silahlı yapılanmasının değil, para transferleri ve dijital iletişim ağlarının da soruşturulduğunu gösteriyor. İstanbul ve Mersin dosyasında WhatsApp, Ankara dosyasında ise Telegram üzerinden yürütüldüğü belirtilen bağış faaliyetleri gündeme geldi.

Ankara soruşturmasında, Suriye'nin kuzeyindeki kamplarda tutulan DEAŞ mensuplarına mali destek sağlamak veya onları serbest bırakmak amacıyla bağış toplandığı yönündeki bilgiler incelendi. Soruşturmanın Almanya Büyükelçiliğinden iletilen bilgiler üzerine başlatıldığı bildirildi.

PEKİ, YETKİLİLER NEREDEYDİ?

Asıl soru şu: DEAŞ'ın finansal bağlantıları, bağış kanalları ve para transferleri hangi aşamada tespit edildi? Bu ağların ortaya çıkarılması için neden yeni operasyonlar beklendi? Daha önceki soruşturmalarda hangi bağlantılar belirlenmişti?

Bu soruların yanıtı kamuoyuna açık biçimde verilmeden, operasyonların yalnızca gözaltı sayılarıyla değerlendirilmesi yeterli değil. Önemli olan, para ağının tamamının ortaya çıkarılması, finans kaynaklarının kesilmesi ve varsa ihmallerin açıklığa kavuşturulması.

İstanbul ve Muğla'da "sahte ekspertiz" raporuyla vurgun yapmışlardı: Mağdur olan araç sahipleri konuştu

İstanbul ve Muğla'da düzenlenen operasyonda sahte ekspertiz raporu düzenleyerek haksız kazanç elde ettiği tespit edilen 16 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Şüphelilerin bu yöntemle en az 30 kişiyi mağdur ettiği öğrenildi. Asayiş Şube Müdürlüğü'ne gelen mağdurlardan bazıları yaşadıklarını anlattı

20.10.2026 19:00:00
İHA
 
İstanbul ve Muğla'da "sahte ekspertiz" raporuyla vurgun yapmışlardı: Mağdur olan araç sahipleri konuştu
İstanbul ve Muğla'da "sahte ekspertiz" raporuyla vurgun yapmışlardı: Mağdur olan araç sahipleri konuştu
İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü'nce yürütülen çalışmalarda; ikinci el araçların kilometre bilgilerinde usulsüzlük yapıldığı ve sahte ekspertiz raporlarıyla ağır hasarlı araçların hasarsız gibi gösterilerek vatandaşların mağdur edildiği tespit edildi. Yapılan çalışmalarda haksız kazanç elde ettikleri değerlendirilen şüphelilerin yakalanmasına yönelik İstanbul ve Muğla'da belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, bu operasyonlarda ilk etapta 14 şüpheli yakalanarak Asayiş Şube Müdürlüğü'ne getirildi.

Çalışmaların devamında ise 2 şüpheli daha yakalanarak gözaltına alındı. Gözaltı sayısı 16'ya yükseldi. Yapılan aramalarda, kilometreleriyle oynandığı değerlendirilen araçlar, dokümanlar ve silah ele geçirildi. Ayrıca şüphelilerin bu yöntemle en az 30 kişiyi dolandırarak mağdur ettiği öğrenildi. Asayiş Şube Müdürlüğü'ne getirilen 16 şüphelinin işlemleri sürerken, mağdurlardan bazıları ifade için Asayiş Şube Müdürlüğü'ne geldi. Ardından yaşadıkları mağduriyeti anlatan vatandaşlar, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'ne ve Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ekiplerine teşekkür etti.

"Dolandırıcılar 'ekspertize ne gerek var' dedi"

Mağdurlar arasında yer alan Murat Koç, şüphelilerin kendisine ekspere para verme dediklerini iddia ederek, "Ben bir araba aldım. Daha doğrusu araba almaya gittim. Araba görünüş şekliyle çok güzeldi. 'Ekspertize sokalım' dedim. 'Ekspertize ne gerek var, araba bu. Ekspere 15-20 bin lira vereceğine, verme' dedi. Ben de baktım, araba güzel. Açıkçası hoşuma gitti. Ben de tatlı lafına inandım. Ekspertize sokmadım. Sonra benim oğlan, ölçüm bakımına soktu ki araç 430 bin kilometrede. Ağır hasar kaydı var. Var da var yani. Böylelerine fırsat verilmesin istiyorum. Türk polisine çok çok teşekkür ederim. Minnettarım. Onların sayesinde rahat uyuyoruz. Allah razı olsun" şeklinde konuştu.

"Araç alacaklar hiç kimseye güvenmesinler"

Bir başka mağdur Serkan Elman ise "Aracı buldum. Aracı 570 bin liraya satmışlardı. Herhangi bir hasar kaydı yok dediler. Araca gittik baktık. Araç düzgün bir şekildeydi. Bize ekspertiz raporu gösterdiler. 'İki gün önceden ekspertize koymuşuz. Aracı tekrar ekspertize koymanıza gerek yok' dediler. Araba da düzgündü. Onlara baktığımız zaman da dolandırıcı gibi bir yüzleri yoktu. Öyle de biliyorduk. Arabayı daha sonra ekspertize götürdük. Araba hurdaya çıktı. Bunlardan şikayetçiyiz. Hakkımızı istiyoruz. Allah devletimizden razı olsun. Emniyete de hepsine teşekkür ediyoruz. Araç alacaklar herhangi bir kimseye güvenmesinler. Ekspertiz olsa bile, kendi götürmediği sürece kimseye inanmasınlar, güvenmesinler" diye konuştu.

"Araç alacaklar araçları tescilli noter ve ekspertizlere götürerek alsınlar"

Mağdurlardan Şerafettin Almaç ise, "Araç satılan sitelerde bu tür cezbedici ilanlara kanmayalım. En çok da bu kısımda sıkıntılar oluşuyor. Araçları beğendiğiniz zaman özellikle tescilli noterlerden ve ekspertizlerden belirli yerlere götürüp öyle alalım. Kilometresini sorgulatalım, öyle alalım. Biz bunları yapmadık, aynı şekilde biz de mağdur olduk. Araçlarımızda kilometre problemleri çıktı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliğine teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı.

Mekke İttifakı Anlaşması TBMM’de

Mekke İttifakı Anlaşması'na ilişkin kanun teklifi TBMM Başkanlığına sunuldu. Anlaşmanın Meclis gündemine gelmesiyle birlikte Türkiye'nin askerî sorumlulukları, Suudi Arabistan'la ilişkileri ve olası bölgesel çatışmalardaki rolü yeniden tartışılmaya başlandı

20.10.2026 13:33:00
Haber Merkezi
 
Mekke İttifakı Anlaşması TBMM’de
Mekke İttifakı Anlaşması TBMM’de
Mekke İttifakı Anlaşması'na ilişkin kanun teklifi TBMM Başkanlığına sunuldu. Anlaşmanın Meclis gündemine gelmesiyle birlikte Türkiye'nin askerî sorumlulukları, Suudi Arabistan'la ilişkileri ve olası bölgesel çatışmalardaki rolü yeniden tartışılmaya başlandı.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, üç ülke arasında savunma ve güvenlik iş birliğini güçlendirmeyi amaçlıyor. Ancak anlaşmanın Türkiye'ye hangi somut yükümlülükleri getireceği ve olası bir savaş durumunda nasıl uygulanacağı merak konusu.

ANLAŞMADA NELER VAR?

1. Bir ülkeye saldırı, üç ülkeyi de ilgilendirecek

Anlaşmanın kamuoyuna açıklanan çerçevesinde, taraflardan birine yönelik silahlı saldırının diğer tarafları da ilgilendiren ortak bir tehdit olarak değerlendirilmesi öngörülüyor. Bu yönüyle anlaşma, NATO'nun kolektif savunma ilkesine benzetiliyor. Ancak bu durum, diğer ülkelerin otomatik olarak savaşa gireceği anlamına gelmiyor.

2. Ortak savunma ve askerî iş birliği

Anlaşmayla üç ülke arasında savunma kapasitelerinin geliştirilmesi, askerî eğitim, savunma teknolojileri ve güvenlik koordinasyonunun artırılması hedefleniyor. Tarafların bölgesel güvenlik sorunlarına karşı birlikte hareket etmesi amaçlanıyor.

3. Suudi Arabistan'a askerî güç konuşlandırılması gündemde

İttifak kapsamında askerî kuvvetlerin ve savunma kabiliyetlerinin Suudi Arabistan'a konuşlandırılmasına yönelik hazırlıklar da gündeme geldi. Bu gelişme, Türkiye'nin hangi askerî sorumlulukları üstleneceği ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin olası görevlerinin kapsamı konusunda soru işaretleri doğurdu.

TÜRK ASKERİ YEMEN'DEKİ ÇATIŞMALARIN TARAFI OLACAK MI?

Anlaşmayla ilgili en önemli tartışmalardan biri, Türkiye'nin Suudi Arabistan'a verebileceği askerî desteğin bölgesel çatışmalara etkisi.

Özellikle Yemen'deki savaş ve Suudi Arabistan'ın bölgedeki askerî rolü dikkate alındığında, Türkiye'nin bu ittifak üzerinden yeni askerî sorumluluklar üstlenip üstlenmeyeceği tartışılıyor.

Ancak anlaşmanın imzalanması, Türkiye'nin Yemen'de savaşa katılacağı veya bölgeye kesin olarak asker göndereceği anlamına gelmiyor. Böyle bir görevlendirmenin şartları, hukuki dayanağı ve kapsamı ayrıca değerlendirilmek zorunda.

EN KRİTİK SORU: TÜRKİYE HANGİ DURUMDA SAVAŞA GİRECEK?

Kanun teklifinin Meclis gündemine gelmesiyle birlikte yanıt bekleyen soruların başında Türkiye'nin askerî yükümlülüklerinin sınırları geliyor.

- Taraflardan birine saldırı olduğunda Türkiye hangi adımları atmak zorunda kalacak?

- Askerî destek otomatik mi olacak, yoksa her olay için ayrı karar mı alınacak?

- Türk askerinin yurt dışında görevlendirilmesinin kapsamı ne olacak?

- Suudi Arabistan'ın bölgesel güvenlik politikaları Türkiye'nin askerî sorumluluklarını nasıl etkileyecek?

- Anlaşmanın uygulanmasında komuta ve karar alma mekanizması nasıl işleyecek?

Anlaşmanın bütün uygulama ayrıntıları kamuoyuna açık bilgilerden henüz net biçimde anlaşılamıyor. Bu nedenle Meclis görüşmelerinde yükümlülüklerin açıkça ortaya konulması önem taşıyor.

GÖZLER MECLİS'TE

Kanun teklifinin TBMM Başkanlığına sunulmasıyla süreç parlamentoya taşındı. Teklifin komisyon ve Genel Kurul aşamalarında nasıl ele alınacağı, Türkiye'nin üstleneceği sorumlulukların kapsamının anlaşılması açısından belirleyici olacak.

Mekke İttifakı, yalnızca diplomatik bir yakınlaşma değil, Türkiye'nin bölgesel güvenlik politikası ve olası askerî yükümlülükleri bakımından da önemli sonuçlar doğurabilecek bir anlaşma. Kamuoyunun yanıt beklediği temel soru ise şu: Türkiye bu ittifakla bölgesel güvenliğe katkı mı sağlayacak, yoksa kendisini yeni çatışmaların içinde bulma riskiyle mi karşı karşıya kalacak?

Ezine'de 39 kaçak göçmen yakalandı

Çanakkale'nin Ezine ilçesinde sahil güvenlik ve emniyet ekiplerince karada 39 kaçak göçmen yakalandı

20.10.2026 11:22:00
İHA
 
Ezine'de 39 kaçak göçmen yakalandı
Ezine'de 39 kaçak göçmen yakalandı
Ezine ilçesinde bir grup kaçak göçmen olduğu bilgisinin alınması üzerine Sahil Güvenlik Batı Marmara Grup Komutanlığı ve Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri harekete geçti.

Bölgeye Sahil Güvenlik İstihbarat Şube Müdürlüğü, Sahil Güvenlik Kolluk Destek Timi (Kumkale/Koldestim) ve Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri sevk edildi.

Ekipler tarafından 19'u çocuk olmak üzere toplam 39 kaçak göçmen yakalandı.

Kaçak göçmenler işlemlerinin ardından Ayvacık Göçmen Ön Kabul ve Sevk Merkezi'ne (GÖKSEM) teslim edildi.

Üsküdar'da Yeni Parti sürprizi


 
Üsküdar Belediye Başkan Vekilliği seçiminde Cumhur İttifakı'nın adayı belli oldu: Muhammed Emin Sarıoğlu... Başkan vekilliği seçiminde CHP ve Yeni Parti aday çıkarmadı.

20.10.2026 11:04:00
Haber Merkezi
 
Üsküdar'da Yeni Parti sürprizi
Üsküdar'da Yeni Parti sürprizi

Üsküdar Belediye Başkan Vekilliği seçiminde Cumhur İttifakı'nın adayı Muhammed Emin Sarıoğlu oldu.
Üsküdar Belediye Meclisi, Belediye Başkan Vekili Dündar Ziya Gülketin'in 15 Ekim'de Düzce'de geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetmesinin ardından yeniden başkan vekili seçmek üzere belediye meclis salonunda toplandı.
AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, Cumhur İttifakı'nın adayının Muhammed Emin Sarıoğlu olduğunu bildirdi.

Başkan vekilliği seçiminde CHP ve Yeni Parti aday çıkarmadı.Dolayısyla Sarıoğlu'nun başkan vekili seçilmesi bekleniyor. Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş ise hapse atılmış durumda.

Migrenin 7 belirtisine dikkat!


 
Migren, dünya genelinde milyarlarca insanı etkileyen en yaygın nörolojik hastalık. Türkiye’de ise her yüz kişiden 16 ila 21’i migren hastası. Ülkemizde 13 milyondan fazla kişi migren ağrısı çekiyor! Ancak her baş ağrısı migren değil!

20.10.2026 10:44:00
Murat Çorbacı
 
 Migrenin 7 belirtisine dikkat!
 Migrenin 7 belirtisine dikkat!

Baş ağrısı, çoğunlukla migren sanılarak geleneksel yöntemlerle tedavi etme yoluna gidilen karmaşık bir durum. Mevsim geçişlerinde görülme sıklığı artan migrenle karıştırılan baş ağrılarının yanlış tedavi edilmesi, hastaların yaşam kalitesini olumsuz etkilediği gibi doğru tedaviyi de geciktiriyor. Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Levent Gül, migreni diğer baş ağrılarından ayıran belirtileri ve atakların sıklığını azaltmaya yönelik tedavi seçeneklerini anlattı. İlaç tedavilerinin yanı sıra sinir blokajı gibi girişimsel yöntemlerin de uygun hastalarda değerlendirilebildiğini belirten Prof. Dr. Gül, doğru tanının tedavinin ilk adımı olduğuna dikkat çekti.

Migrende ataklar yaşanıyor!

Migren, tekrarlayan ataklarla seyreden nörolojik bir hastalık. Erişkinlerde migren atakları genellikle 4 ila 72 saat sürüyor. Ağrı çoğunlukla başın bir tarafında hissedilse de iki taraflı da görülebiliyor. Zonklayıcı karakterdeki ağrı, orta veya şiddetli düzeye ulaşarak günlük aktiviteleri zorlaştırabiliyor.

İşte belirtileri

Prof. Dr. Hakan Levent Gül, migreni düşündüren başlıca belirtileri şöyle sıralıyor:

Uzun süren ağrı: Baş ağrısının 4 ila 72 saat devam etmesi.
Tek taraflı ağrı: Ağrının başın bir bölümünde yoğunlaşması.
Zonklama: Ağrının nabız atışı gibi hissedilmesi.
Şiddetli yakınmalar: Ağrının günlük yaşamı ve rutin işleri aksatması.
Hareketle artış: Yürümek, merdiven çıkmak veya eğilip kalkmak gibi aktivitelerle ağrının şiddetlenmesi.
Bulantı ve kusma: Baş ağrısına mide bulantısı veya kusmanın eşlik etmesi.
Işık ve ses hassasiyeti: Aydınlık ortamların, yüksek seslerin ve bazen kokuların rahatsızlık vermesi.

Bu belirtilerin bir arada bulunması migren olasılığını artırabilir. Ancak kesin tanı, kişinin öyküsü ve nörolojik değerlendirmesi doğrultusunda hekim tarafından konulmalıdır.

Bazı gıdaları tüketmemek gerekiyor

Migren ataklarını arttıran yiyeceklerin başında ise çikolata, alkol, mayalı gıdalar, paketli işlenmiş ürünler, deniz ürünleri, işlenmiş et grubu ve turunçgiller geliyor. Migren denildiğinde akla gelen belirtilerden biri de aura. Ancak migren hastalarının büyük çoğunluğunda aura görülmüyor. Aura yaşayan kişilerde ise baş ağrısından önce veya atakla ilişkili olarak geçici görme bozuklukları, uyuşma ya da konuşma güçlüğü gibi nörolojik belirtiler ortaya çıkabiliyor. Aura belirtileri genellikle 5 ila 60 dakika sürüyor. Bununla birlikte, ilk kez ortaya çıkan ani görme veya konuşma bozukluğu, tek taraflı güçsüzlük ya da alışılmışın dışındaki nörolojik belirtiler yalnızca migrene bağlanmamalı. Bu durum acil tıbbi değerlendirme gerektirebilir.

15 günden fazla süren baş ağrısına dikkat!

Prof. Dr. Gül, şunları söyledi: "Baş ağrısının sıklaşması, hastalığın günlük yaşam üzerindeki etkisini artırabiliyor. Üç aydan uzun süre boyunca ayda en az 15 gün baş ağrısı yaşanması ve bu günlerin en az 8'inde migren özelliklerinin bulunması, kronik migren açısından değerlendirme gerektiriyor. Bu nedenle baş ağrısının ne sıklıkta yaşandığını, ne kadar sürdüğünü ve hangi belirtilerle birlikte ortaya çıktığını takip etmek, tanı ve tedavi planlamasına yardımcı olabiliyor. Migren tedavisinde amaç yalnızca mevcut atağı hafifletmek değil, atakların sıklığını ve şiddetini azaltarak kişinin yaşam kalitesini yükseltmek. Bu doğrultuda atak tedavilerinin yanı sıra gerekli görülen hastalarda koruyucu tedaviler de uygulanabiliyor. Koruyucu ilaçlar arasında beta blokerler, bazı antidepresanlar, antiepileptik ilaçlar ve diğer ilaç grupları bulunuyor."

Esenyurt’ta kayyum depremi: Can Aksoy görevden alındı

Esenyurt Belediyesi’ne kayyum olarak atanan İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy, yardımcısının adının karıştığı milyonlarca dolarlık rüşvet ve yolsuzluk skandalının ardından görevinden alındı. Aksoy'un yerine Van Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ulaş Akhan getirildi

19.10.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Esenyurt’ta kayyum depremi: Can Aksoy görevden alındı
Esenyurt’ta kayyum depremi: Can Aksoy görevden alındı
Türkiye'nin en büyük ilçelerinden biri olan Esenyurt'ta sular durulmuyor. CHP'li Belediye Başkanı Ahmet Özer'in Ekim 2024'te tutuklanmasının ardından Esenyurt Belediyesi Başkanvekilliği ve kayyumluk görevine getirilen İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy görevden alındı. Can Aksoy'un asli görevi olan İstanbul Vali Yardımcılığına geri çekildiği öğrenilirken, yerine Van Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ulaş Akhan yeni kayyum olarak atandı.

Bu ani görev değişikliğinin arkasında, geçtiğimiz günlerde belediyede patlak veren ve adeta bir "servet operasyonuna" dönüşen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması yatıyor.


Sağ kolunun evinden servet çıktı


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, belediyedeki bazı ihalelere fesat karıştırıldığı ve müteahhitlerden rüşvet alındığı iddialarıyla 7 Ekim 2026'da geniş kapsamlı bir operasyon düzenlendi.

Gözaltına alınan 19 kişi arasında, bizzat kayyum Can Aksoy'un göreve getirdiği Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş da yer alıyordu.

Polis ekiplerinin Yusuf Ulutaş'ın kullandığı adreslerde yaptığı aramalar, rüşvet çarkının boyutunu gözler önüne serdi.

Ulutaş'ın ikamet ettiği evde yapılan aramalarda 450 bin 854 dolar, 31 bin 815 euro ve 2 milyon 580 bin lira nakit para ile lüks saatler ele geçirildi.

Soruşturmayı derinleştiren ekipler, 15 Ekim'de Küçükçekmece'de boş bir daireye operasyon düzenledi. Ulutaş'ın rüşvet paralarını saklamak için adeta bir "zula ve kasa odası" olarak kiraladığı bu dairede iki adet dev çelik kasa bulundu. Kasalar açıldığında içinden tam 7 milyon dolar ve 400 bin euro nakit para çıktı.

Operasyonların ardından Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş'ın da aralarında bulunduğu 9 kişi 10 Ekim'de tutuklanarak cezaevine gönderildi.


MASAK raporu rüşvet çarkını belgeledi


Eski AK Parti Milletvekili Şamil Tayyar'ın sosyal medya üzerinden paylaştığı iddialara göre, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları yolsuzluğun boyutunu resmiyete döktü. Rapora göre, Yusuf Ulutaş'ın para hareketliliği 2024 yılında 10,6 milyon lira seviyesindeyken, kayyum yönetiminde başkan yardımcılığı yaptığı 2025 yılında tam 231 milyon liraya fırladı. Soruşturma dosyalarındaki iddialara göre Ulutaş'ın, müteahhitlerden yapılan her hakediş üzerinden yüzde 20 pay aldığı ileri sürülüyor.


"Erdoğan 'bu işe karışmayın' dedi"


Skandalın Ankara kulislerine de sıçradığı iddia edildi. Şamil Tayyar, tutuklanan Yusuf Ulutaş'ı kurtarmak için "hatırlı bazı isimlerin" devreye girerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ulaşmaya çalıştığını öne sürdü. Ancak Erdoğan'ın bu talebi sert bir dille reddederek "Bu işe karışmayın" talimatı verdiği belirtildi.


Süreç nasıl başlamıştı?


Esenyurt Belediyesi'ne giden süreç, 30 Ekim 2024 tarihinde seçilmiş Belediye Başkanı Ahmet Özer'in "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçlamasıyla gözaltına alınıp tutuklanmasıyla başlamıştı. İçişleri Bakanlığı tarafından Özer'in görevden uzaklaştırılmasının ardından 31 Ekim 2024'te Can Aksoy belediyeye kayyum olarak atanmıştı. Ahmet Özer 12 Kasım 2025'te cezaevinden tahliye edilse de kayyum yönetimi görevine devam ediyordu.

Kayyum yönetiminin birinci yılı geride kalırken ortaya çıkan bu devasa rüşvet skandalı, Can Aksoy'un da görevden alınarak merkeze çekilmesiyle sonuçlandı. İçişleri Bakanlığı'nın belediyedeki rüşvet ve ihaleye fesat iddialarına yönelik incelemeleri devam ediyor.

TBMM’de bu hafta yatırım fonlarına ilişkin kanun teklifi, 2027 bütçesi ve Mekke Anlaşması tartışmaları gündemde olacak

TBMM’de bu hafta yatırım fonlarına ilişkin kanun teklifi, 2027 bütçesi ve Mekke Anlaşması tartışmaları gündemde olacak. Tasfiye edilen fonların yatırımcılarına 1 milyon liraya kadar ara ödeme yapılmasını öngören teklifin Genel Kurul’da öncelikli olarak görüşülmesi bekleniyor

18.10.2026 20:30:00
Haber Merkezi
 
 TBMM’de bu hafta yatırım fonlarına ilişkin kanun teklifi, 2027 bütçesi ve Mekke Anlaşması tartışmaları gündemde olacak
 TBMM’de bu hafta yatırım fonlarına ilişkin kanun teklifi, 2027 bütçesi ve Mekke Anlaşması tartışmaları gündemde olacak
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), bu hafta yatırım fonlarına ilişkin düzenleme, 2027 yılı bütçe teklifi ve Mekke Anlaşması tartışmalarıyla yoğun bir gündemle çalışacak. Tasfiyesine karar verilen bazı yatırım fonlarına ilişkin kanun teklifinin, fon payı sahiplerine ara ödeme yapılabilmesi amacıyla Genel Kurul'da öncelikli olarak ele alınması planlanıyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da 2027 yılı bütçe teklifine ilişkin sunumunu Plan ve Bütçe Komisyonu'nda yapacak.

Plan ve Bütçe Komisyonu'nda geçen hafta kabul edilen Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi'nin, Genel Kurul'da görüşülmekte olan Türk Kızılay Kanunu Teklifi'nin önüne alınması bekleniyor.

Teklif, Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) 17 Eylül 2026 tarihli kararıyla tasfiyesine karar verilen yatırım fonlarının malvarlıklarının geri kazanılmasını, hukuka aykırı şekilde fonlardan çıkarılan değerlerin iadesini ve oluşan kayıp ve zararların sorumlulardan tahsil edilmesini amaçlıyor. Geri kazanılan değerlerin fon pay sahiplerine ödenmesine ilişkin usul ve esaslar da düzenleniyor.

YATIRIMCILARA 1 MİLYON LİRAYA KADAR ARA ÖDEME
Kanun teklifine göre, net yatırım tutarı 1 milyon liranın altında olan yatırımcılara bu tutara kadar, net yatırım tutarı 1 milyon lira ve üzerinde bulunan yatırımcılara ise en fazla 1 milyon lira ara ödeme yapılabilecek. Para piyasası niteliğindeki fonlar hariç olmak üzere, yapılacak ara ödeme ilgili yatırımcının hesabındaki fon katılma paylarının toplam değerini aşamayacak. Hesaplamada, bir önceki gün sonu itibarıyla belirlenen fon değeri esas alınacak.

Düzenleme kapsamında, ilgili yatırım fonlarıyla bağlantılı fiiller nedeniyle yürütülen soruşturmalarda, Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri doğrultusunda malvarlığı değerlerine el konulabilecek. Fonlarda meydana gelen zarar ve kayıplardan öncelikle fonun kurucusu ve/veya yöneticisi konumundaki portföy yönetim şirketinin sorumlu tutulması öngörülüyor.

Teklifle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TMSF) kayyum olarak atanabilmesine de imkân tanınıyor. TMSF'nin kayyum atanması halinde, Bankacılık Kanunu kapsamında sahip olduğu yetkilerle ilgili malvarlığı değerlerini dava sonucunu beklemeden satabilmesi veya tasfiye edebilmesi düzenleniyor.

CEVDET YILMAZ 2027 BÜTÇESİNİ SUNACAK
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2025 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi ve Sayıştay raporları da ele alınacak.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın 21 Ekim Çarşamba günü saat 14.30'da komisyonda bütçe sunumu yapması bekleniyor. Sunumun ardından milletvekillerine hazırlık yapmaları için komisyon çalışmalarına bir hafta ara verilecek.

Komisyonda 27 Ekim Salı günü bütçenin geneli üzerindeki görüşmeler gerçekleştirilecek. Bakanlıklar ve kamu kurumlarının bütçelerine ilişkin görüşmelerin ise yaklaşık bir ay sürmesi planlanıyor.

KİT KOMİSYONU'NDA HESAPLAR GÖRÜŞÜLECEK
Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) Komisyonu'nun gündeminde de çeşitli kurumların 2023 ve 2024 yıllarına ilişkin bilanço ve hesapları bulunuyor. Bu kapsamda İller Bankası, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ), Vakıf İnşaat Restorasyon ve Ticaret AŞ, Toprak Mahsulleri Ofisi, Türkiye Şeker Fabrikaları ve Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün hesapları görüşülecek.

AKP GRUBU ÇARŞAMBA GÜNÜ TOPLANACAK
TBMM'de salı ve çarşamba günleri siyasi partilerin grup toplantıları yapılacak. Genellikle iki haftada bir toplanan AKP Grubu da çarşamba günü bir araya gelecek. Toplantıda AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın milletvekillerine hitap etmesi bekleniyor.

MEKKE ANLAŞMASI TARTIŞMALARI SÜRÜYOR
Meclis gündemindeki başlıklardan biri de Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos 2026'da imzalandığı duyurulan Mekke Ortak Savunma Anlaşması olacak.

Muhalefet, anlaşmanın TBMM tarafından henüz onaylanmadan sahada uygulanmasının anayasaya aykırı olduğunu savunuyor. Muhalefet temsilcileri ayrıca anlaşmanın Türkiye'yi Yemen'deki savaşa dahil edebileceği yönündeki endişelerini dile getirerek düzenlemenin reddedilmesini istiyor.

AKP'li isimler ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın gerek görülmesi halinde anlaşma hakkında TBMM Genel Kurulu'nda bilgilendirme yapabileceğini belirtiyor.

Türkiye’de 2026 yılında kurulan siyasi partilere yenileri eklendi

Türkiye’de 2026 yılında kurulan siyasi partilere yenileri eklendi. Son iki ayda 4 yeni parti kurulurken yılın başından bu yana kurulan partilerin sayısı 12’ye ulaştı

18.10.2026 18:30:00
Haber Merkezi
 
Türkiye’de 2026 yılında kurulan siyasi partilere yenileri eklendi
Türkiye’de 2026 yılında kurulan siyasi partilere yenileri eklendi
Türkiye'de siyasi parti kuruluşları 2026 yılında da devam etti. Yılın başından bu yana farklı isimlerle yeni siyasi partiler kuruldu. Son iki ayda ise dört parti kuruluşunu tamamladı.

Verilen bilgilere göre, 21 Eylül 2026'da Hakta Birlik Partisi, 28 Eylül 2026'da Büyük Değişim Birlik Partisi (BDBP), 8 Ekim 2026'da Osmanlı Yiğitleri Partisi ve 13 Ekim 2026'da Cumhuriyet ve Kalkınma Ana Partisi kuruldu.

2026 YILINDA KURULAN PARTİLER
2026 yılının başından itibaren kurulan siyasi partiler arasında Yeniden Umut Partisi, Huzur ve Güven Partisi, Fetih Partisi, Asil Parti, Alternatif Parti, Cumhuriyet Emek Partisi, Adalet Türkiye Partisi ve Yeni Parti de yer aldı.

Verilen kuruluş tarihleri şöyle:

Huzur ve Güven Partisi: 20 Ocak 2026
Yeniden Umut Partisi (YUP): 3 Şubat 2026
Fetih Partisi: 13 Mart 2026
Alternatif Parti: 14 Nisan 2026
Asil Parti (ASLP): 13 Mayıs 2026
Cumhuriyet Emek Partisi (CEM Parti): 29 Haziran 2026
Adalet Türkiye Partisi: 20 Temmuz 2026
Yeni Parti: 24 Temmuz 2026
Hakta Birlik Partisi: 21 Eylül 2026
Büyük Değişim Birlik Partisi (BDBP): 28 Eylül 2026
Osmanlı Yiğitleri Partisi: 8 Ekim 2026
Cumhuriyet ve Kalkınma Ana Partisi (Ana Partisi): 13 Ekim 2026
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.