logo
21 EKİM 2026

Latin Amerika'da sol neden oy kaybediyor?

21.10.2026 00:00:00
 
Latin Amerika'da solun oy kaybını yalnızca sağın yükselişiyle açıklamak, seçmenin neden yön değiştirdiğini anlamaya yetmez. Arjantin'de Javier Milei'nin yükselişinde ekonomik krizden duyulan bıkkınlık, El Salvador'da Nayib Bukele'ye verilen destekte güvenlik arayışı, Brezilya'da ise ekonominin nasıl yönetileceğine ilişkin tartışmalar öne çıkıyor. Üç ülkede farklı sorunlar yaşansa da seçmenin beklentisi benzer: Siyasetin gündelik hayatta bir karşılık üretmesi. Maaşı temel ihtiyaçlarına yetmeyen bir işçi veya çocuğunu güvenle okula göndermek isteyen bir aile için siyasi kimlik tek başına yeterli değil. Solun geçmişteki kazanımlarını savunmanın yanında, bugün neden aynı güveni sağlayamadığını da sorgulaması gerekiyor.
 

Sosyal yardımın sınırları

 
Latin Amerika solu, yoksullukla mücadele, asgari ücret politikaları ve kamu hizmetleri sayesinde geniş bir toplumsal taban kazandı. Bu politikalar milyonlarca insanın hayatında gerçek bir fark yarattı. Ancak bir aileye ay sonunu getirmesi için destek vermekle onu sürekli yardıma ihtiyaç duymaktan kurtarmak aynı şey değil. Düşük ücretle çalışan, gelirinin büyük bölümünü kiraya ve gıdaya ayıran, çocuklarının geleceği için birikim yapamayan aileler için sosyal destek tek başına güvence sağlamıyor.
 
Liberal solun açmazı, piyasa ekonomisinin temel işleyişini korurken eşitsizliğin sonuçlarını sosyal programlarla hafifletmeye çalışmasında ortaya çıkıyor. Bu yaklaşım yoksulluğun ağır etkilerini azaltabilir; fakat güvencesiz çalışma, düşük ücretler ve çalışanların zayıf pazarlık gücü değişmiyorsa eşitsizlik yeniden üretilir. Sosyal yardımları savunmak yeterli değil; güvenceli istihdam, üretim kapasitesi ve çalışanların alım gücü de ekonomik programın merkezinde olmalı. Aksi halde sol, yoksulluğun nedenlerini değiştirmek yerine sonuçlarını yönetmekle yetinir.
 

Arjantin'de geçim, El Salvador'da güvenlik

 
Arjantin'de Milei'nin yükselişini anlamak için enflasyonun gündelik hayata etkisine bakmak yeterli. Fiyatların hızla arttığı bir ülkede maaş almak geçim sorununu çözmeye yetmeyebilir; aileler harcamalarını planlayamaz, birikimler değer kaybeder. Geleneksel siyasi güçlerin bu tabloyu değiştiremediği düşüncesi, Milei'nin köklü değişim vaadine alan açtı. Enflasyonun gerilemesi önemli bir gelişme olsa da yoksulluk oranı 2026'nın ilk yarısında yüzde 32,3'e yükseldi. Bu durum, fiyat istikrarının toplumsal iyileşmeyle aynı şey olmadığını gösteriyor. Ekonomik programın başarısı yalnızca bütçe ve enflasyon rakamlarıyla değil, insanların gelirleriyle temel ihtiyaçlarını karşılayıp karşılayamadığıyla da ölçülmeli.
 
El Salvador'da ise seçmenin önceliği güvenlik. Çetelerin baskısı altında yaşayan bir aile için işe giderken korkmamak ve çocuğunu okula güvenle göndermek temel ihtiyaçlardır. Bukele'nin sert güvenlik politikalarına verilen desteğin arkasında bu beklenti bulunuyor. Ancak olağanüstü hal uygulamaları ve kitlesel tutuklamalar hakkında insan hakları örgütleri ciddi ihlaller bildiriyor. Suçla mücadeledeki başarı iddiaları, hukuki güvencelerin zayıflatılmasıyla ilgili soruları ortadan kaldırmıyor. Solun görevi, güvenlik talebini küçümsemek değil; etkili suçla mücadelenin hukuk içinde de yürütülebileceğini göstermek. İnsanların güvenlik kaygılarına cevap veremeyen bir siyaset, yalnızca hak ihlallerini eleştirerek geniş destek kazanamaz.
 

Brezilya'da seçmenin hesabı

 
Brezilya'da 25 Ekim'de yapılacak ikinci tur öncesinde Lula da Silva ile Flávio Bolsonaro, kamu maliyesi konusunda farklı yaklaşımlar savunuyor. Lula sosyal politikaları koruyarak daha kademeli bir mali düzenlemeyi öne çıkarırken Flávio Bolsonaro daha hızlı tasarruf ve borç kontrolü vaat ediyor. Ancak iki taraf da vaatlerinin nasıl finanse edileceği ve hangi harcamaların değişeceği konusunda ayrıntı vermediği için eleştiriliyor. Flávio sosyal programları kesmeyeceğini söylüyor; asıl soru, tasarrufu nereden sağlayacağı.
 
Bu tartışma, solun ekonomik yaklaşımındaki temel sorunu da gösteriyor. Sosyal yardımlar düşük gelirli aileler için önemlidir; ancak yardımların alım gücü gerilerse geçim sıkıntısı sürer. Öte yandan kamu harcamalarını azaltmak da kendiliğinden verimlilik sağlamaz: Kesintiler sağlık, eğitim veya istihdam programlarını etkilerse bedelini yine dar gelirli kesimler ödeyebilir. Ekonomik kararların başarısı, yalnızca bütçe dengesiyle değil, maliyetin kimlere yüklendiği ve ortaya çıkan kazancın topluma nasıl dağıtıldığıyla değerlendirilmelidir.
 
Latin Amerika'da solun sorunu, sosyal politikaların hiçbir işe yaramaması değil, bunların her zaman kalıcı ekonomik güvenceye dönüşmemesidir. Bunun yanında eşitlik adına siyasi eleştiriyi bastırmak veya güvenlik adına hukuki güvencelerden vazgeçmek de savunulamaz. Sol, ekonomik eşitsizlikle mücadele ederken özgürlüğü ve hukukun üstünlüğünü korumak zorunda. Geçmişte elde edilen kazanımlar önemlidir; fakat seçmenin bugünkü sorunlarına cevap vermenin yerine geçemez. Yoksulluğun yükünü hafifletmek önemlidir; asıl mesele, aynı insanların bu yükü neden sürekli taşımak zorunda kaldığını değiştirmektir.
 
Cem Bürüç / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.