Değerli dostlar,
Gençlik, insanın hayaller kurduğu, meslek sahibi olmak, kendi ayakları üzerinde durmak ve bir aile kurmak için geleceğe hazırlandığı dönemdir. Ancak bugün birçok gencimiz geleceğe umutla bakmakta zorlanıyor. İş bulma, düzenli gelir elde etme, ev kiralama ve evlilik masraflarını karşılama kaygısı, gençlerin hayatını kuşatıyor. Gelecek hayalleri ekonomik engellere takıldığında yalnızca gençler değil, toplumun yarınları da zarar görüyor.
Bir genç eğitimini tamamladıktan sonra çalışmak, emeğinin karşılığını almak ve kendi hayatını kurmak ister. Fakat iş bulmakta zorlanıyor veya çalıştığı hâlde geçimini sağlayamıyorsa bağımsız bir hayat kurması da güçleşir.
Evlilik kararı vermek isteyen gençler için mesele yalnızca bir yuva kurmaya gönüllü olmak değildir. Düzenli gelir, barınma, ev eşyaları ve ileride çocuk sahibi olmanın getireceği sorumluluklar da hesaba katılır. Bu şartlar karşılanamadığında evlilik ertelenebilir; aile kurma arzusu ekonomik kaygıların gerisinde kalabilir.
TÜİK'in 2025 yılı verilerine göre 15-24 yaş grubundaki gençlerde işsizlik oranı yüzde 15,3'tür. Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı ise yüzde 23,3 olarak açıklanmıştır. Bu rakamlar, gençlerin önemli bir bölümünün eğitim ve çalışma hayatının dışında kaldığını gösteriyor.
Elbette gençlerin gayret etmesi, kendilerini geliştirmesi ve sorumluluk üstlenmesi önemlidir. Ancak çalışmaya istekli bir gencin önünde yeterli iş imkânı yoksa veya kazandığı ücret temel ihtiyaçlarını karşılamıyorsa kişisel gayret tek başına yeterli olmaz.
Gençlerin sorunlarını yalnızca sabır tavsiyesiyle çözebileceğimizi düşünmek de doğru değildir. Onların önünü açacak, emeğini değerlendirecek ve geleceklerini planlamalarını sağlayacak ekonomik ve sosyal şartları oluşturmak zorundayız.
Fakat gençlik meselesini sadece işsizlik ve geçim sıkıntısından ibaret görmek de eksik olur. Asıl soru şudur: Gençlerimiz kendi geleceklerini kurmakta zorlanırken ülkenin geleceğini kurma konusunda ne kadar söz sahibidir?
Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın gençlere yaptığı çağrı, bu soruya farklı bir pencereden bakmamızı sağlıyor. Baş, 2022 yılında gençlerle buluşmasında, "Gençler gelin bu ülkeyi biz yönetelim" diyerek gençlerin yalnızca geleceği bekleyen değil, ülkenin yönetiminde sorumluluk üstlenen bir güç olması gerektiğini vurguladı. "Gençler halleder" sözüyle de gençlerin düşüncelerine, kabiliyetlerine ve çözüm üretme gücüne duyduğu güveni ortaya koydu.
Bu çağrının temelinde önemli bir anlayış bulunuyor: Gençleri yalnızca dinlemek yetmez; onlara güvenmek, sorumluluk vermek ve karar süreçlerinde yer almalarını sağlamak gerekir.
Hüseyin Baş'ın "Var bir hayalimiz" ifadesiyle dile getirdiği hedef de gençlerin umudunu canlı tutan bir Türkiye idealine işaret ediyor. Bu hayal, gençlerin iş bulabildiği, emeğinin karşılığını alabildiği, düşüncelerini özgürce ifade edebildiği ve ülkesinin geleceğinde söz sahibi olabildiği bir Türkiye olarak anlam kazanıyor.
Gençleri yalnızca seçim dönemlerinde hatırlamak, onların enerjisinden yararlanıp karar süreçlerinin dışında tutmak yeterli değildir. Eğitimden ekonomiye, bilimden teknolojiye ve siyasetten toplumsal hayata kadar her alanda gençlere fırsat tanınmalıdır.
Gençlerin ülkeyi yönetme iradesi ortaya koyabilmesi için kendi hayatlarını kurabilecekleri ekonomik şartlara da ihtiyaçları vardır. İş bulamayan, çalıştığı hâlde geçinemeyen, barınma ve aile kurma kaygısı yaşayan bir gençten geleceğe güvenle bakmasını beklemek kolay değildir.
Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli, üretimin desteklenmesini ve vatandaşın satın alma gücünün korunmasını esas alan bir yaklaşım sunuyor. Gençlerin istihdam imkânlarının artırılması, emeğin karşılığını veren gelir şartlarının oluşturulması ve kendi hayatlarını planlayabilecekleri ekonomik zeminin hazırlanması bu açıdan önem taşıyor.
Mesele yalnızca gençlere iş bulmak da değildir. Onların yeteneklerini geliştirebilecekleri, fikir üretebilecekleri, girişimde bulunabilecekleri ve ülkenin sorunlarına çözüm arayabilecekleri bir ortam hazırlamak gerekir.
Türkiye'nin gençleri bir yük değil, en büyük imkânlarından biridir. Onların enerjisi, bilgisi ve yenilikçi düşüncesi doğru değerlendirildiğinde ülkemizin geleceğine güç katacaktır.
Gençlerden Türkiye'nin geleceğini kurmalarını bekliyorsak önce onların kendi geleceklerini kurabilecekleri şartları hazırlamalıyız. Onlara güvenmeli, önlerini açmalı ve sorumluluk üstlenmelerine imkân tanımalıyız.
Türkiye'yi yönetecek gençler aranıyorsa, önce gençlere güvenmek ve onlara alan açmak gerekir. Çünkü gençlerin geleceği, Türkiye'nin geleceğidir.
Gençlik, insanın hayaller kurduğu, meslek sahibi olmak, kendi ayakları üzerinde durmak ve bir aile kurmak için geleceğe hazırlandığı dönemdir. Ancak bugün birçok gencimiz geleceğe umutla bakmakta zorlanıyor. İş bulma, düzenli gelir elde etme, ev kiralama ve evlilik masraflarını karşılama kaygısı, gençlerin hayatını kuşatıyor. Gelecek hayalleri ekonomik engellere takıldığında yalnızca gençler değil, toplumun yarınları da zarar görüyor.
Hayaller ertelendiğinde
Bir genç eğitimini tamamladıktan sonra çalışmak, emeğinin karşılığını almak ve kendi hayatını kurmak ister. Fakat iş bulmakta zorlanıyor veya çalıştığı hâlde geçimini sağlayamıyorsa bağımsız bir hayat kurması da güçleşir.
Evlilik kararı vermek isteyen gençler için mesele yalnızca bir yuva kurmaya gönüllü olmak değildir. Düzenli gelir, barınma, ev eşyaları ve ileride çocuk sahibi olmanın getireceği sorumluluklar da hesaba katılır. Bu şartlar karşılanamadığında evlilik ertelenebilir; aile kurma arzusu ekonomik kaygıların gerisinde kalabilir.
TÜİK'in 2025 yılı verilerine göre 15-24 yaş grubundaki gençlerde işsizlik oranı yüzde 15,3'tür. Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı ise yüzde 23,3 olarak açıklanmıştır. Bu rakamlar, gençlerin önemli bir bölümünün eğitim ve çalışma hayatının dışında kaldığını gösteriyor.
Gençlerden yalnızca sabır beklenemez
Elbette gençlerin gayret etmesi, kendilerini geliştirmesi ve sorumluluk üstlenmesi önemlidir. Ancak çalışmaya istekli bir gencin önünde yeterli iş imkânı yoksa veya kazandığı ücret temel ihtiyaçlarını karşılamıyorsa kişisel gayret tek başına yeterli olmaz.
Gençlerin sorunlarını yalnızca sabır tavsiyesiyle çözebileceğimizi düşünmek de doğru değildir. Onların önünü açacak, emeğini değerlendirecek ve geleceklerini planlamalarını sağlayacak ekonomik ve sosyal şartları oluşturmak zorundayız.
Fakat gençlik meselesini sadece işsizlik ve geçim sıkıntısından ibaret görmek de eksik olur. Asıl soru şudur: Gençlerimiz kendi geleceklerini kurmakta zorlanırken ülkenin geleceğini kurma konusunda ne kadar söz sahibidir?
"Gençler gelin bu ülkeyi biz yönetelim"
Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın gençlere yaptığı çağrı, bu soruya farklı bir pencereden bakmamızı sağlıyor. Baş, 2022 yılında gençlerle buluşmasında, "Gençler gelin bu ülkeyi biz yönetelim" diyerek gençlerin yalnızca geleceği bekleyen değil, ülkenin yönetiminde sorumluluk üstlenen bir güç olması gerektiğini vurguladı. "Gençler halleder" sözüyle de gençlerin düşüncelerine, kabiliyetlerine ve çözüm üretme gücüne duyduğu güveni ortaya koydu.
Bu çağrının temelinde önemli bir anlayış bulunuyor: Gençleri yalnızca dinlemek yetmez; onlara güvenmek, sorumluluk vermek ve karar süreçlerinde yer almalarını sağlamak gerekir.
Hüseyin Baş'ın "Var bir hayalimiz" ifadesiyle dile getirdiği hedef de gençlerin umudunu canlı tutan bir Türkiye idealine işaret ediyor. Bu hayal, gençlerin iş bulabildiği, emeğinin karşılığını alabildiği, düşüncelerini özgürce ifade edebildiği ve ülkesinin geleceğinde söz sahibi olabildiği bir Türkiye olarak anlam kazanıyor.
Gençleri yalnızca seçim dönemlerinde hatırlamak, onların enerjisinden yararlanıp karar süreçlerinin dışında tutmak yeterli değildir. Eğitimden ekonomiye, bilimden teknolojiye ve siyasetten toplumsal hayata kadar her alanda gençlere fırsat tanınmalıdır.
Gençliğe umut verecek ekonomik şartlar
Gençlerin ülkeyi yönetme iradesi ortaya koyabilmesi için kendi hayatlarını kurabilecekleri ekonomik şartlara da ihtiyaçları vardır. İş bulamayan, çalıştığı hâlde geçinemeyen, barınma ve aile kurma kaygısı yaşayan bir gençten geleceğe güvenle bakmasını beklemek kolay değildir.
Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli, üretimin desteklenmesini ve vatandaşın satın alma gücünün korunmasını esas alan bir yaklaşım sunuyor. Gençlerin istihdam imkânlarının artırılması, emeğin karşılığını veren gelir şartlarının oluşturulması ve kendi hayatlarını planlayabilecekleri ekonomik zeminin hazırlanması bu açıdan önem taşıyor.
Mesele yalnızca gençlere iş bulmak da değildir. Onların yeteneklerini geliştirebilecekleri, fikir üretebilecekleri, girişimde bulunabilecekleri ve ülkenin sorunlarına çözüm arayabilecekleri bir ortam hazırlamak gerekir.
Türkiye'nin gençleri bir yük değil, en büyük imkânlarından biridir. Onların enerjisi, bilgisi ve yenilikçi düşüncesi doğru değerlendirildiğinde ülkemizin geleceğine güç katacaktır.
Gençlerden Türkiye'nin geleceğini kurmalarını bekliyorsak önce onların kendi geleceklerini kurabilecekleri şartları hazırlamalıyız. Onlara güvenmeli, önlerini açmalı ve sorumluluk üstlenmelerine imkân tanımalıyız.
Türkiye'yi yönetecek gençler aranıyorsa, önce gençlere güvenmek ve onlara alan açmak gerekir. Çünkü gençlerin geleceği, Türkiye'nin geleceğidir.
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Gençler gelecek kurmakta neden zorlanıyor? / 21.10.2026
- Borç sarmalı: İnsan geçinmek için borçlanıyor / 20.10.2026
- Geçim sıkıntısı aileyi nasıl etkiliyor? / 19.10.2026
- Geçim derdi insanı yalnız ve çaresiz bırakmamalıdır / 18.10.2026
- İnsan kendisine ayna tutabilmeli / 17.10.2026
- İyilik yaparken nefsine yenilmek / 16.10.2026
- Nefsin en tehlikeli oyunu / 15.10.2026
- Kibir, hakikatin önüne geçer / 14.10.2026
- Nefsin tuzaklarından biri de kendini beğenmektir / 13.10.2026
- Oldum diyen insan azarmış / 12.10.2026
- Borç sarmalı: İnsan geçinmek için borçlanıyor / 20.10.2026
- Geçim sıkıntısı aileyi nasıl etkiliyor? / 19.10.2026
- Geçim derdi insanı yalnız ve çaresiz bırakmamalıdır / 18.10.2026
- İnsan kendisine ayna tutabilmeli / 17.10.2026
- İyilik yaparken nefsine yenilmek / 16.10.2026
- Nefsin en tehlikeli oyunu / 15.10.2026
- Kibir, hakikatin önüne geçer / 14.10.2026
- Nefsin tuzaklarından biri de kendini beğenmektir / 13.10.2026
- Oldum diyen insan azarmış / 12.10.2026

























































