Al-i İmran suresinin 120. ayet-i kerimesi bize bir haber, bir ölçü veriyor ve ikazda bulunuyor:
"Size bir iyilik dokunsa bu onları üzer, başınıza bir felaket gelse, buna da sevinirler. Eğer sabreder ve korunursanız, onların hilesi size hiçbir zarar vermez. Şüphesiz Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır."
Uzun zamandan beridir ki, milletimizin istikbalini emanet edeceği gençliği, yeni kuşaklar; bu ayetin verdiği haberden uzak tutulmaya çalışılıyor ve takdim edilen ölçü hasıraltı ediliyor. Bizim feryadımızın, endişemizin sebebi de budur işte.
Tehlikeden haberdarsanız; tedbirinizi alır korunursunuz, habersiz iseniz; günün birinde felâketin kucağında uyanırsınız. Yüce Rabbimiz, kafirlerin hile ve desiselerinden zarar görmememiz için "sabır ve korunma" şartını koyuyor. Ehl-i küfrün daima hile ve desiseler içinde olduğunu, Müslüman'ın tökezlemesi için elinden geleni yapan bir tiynette, bir karakterde olduğunu bilemezse, Müslüman nasıl korunacaktır?
Dağın yamaçlarından kopmuş, önüne gelen kayaları yuvarlayarak bir gürültü ile gelen seli görüyorsunuz ve biraz aşağıda derenin kenarında oynayan çocukları, çamaşır yıkayan annelerini farkedip feryad ediyorsunuz, derhal kaçmalarını, dere yatağından çıkmalarını söylüyorsunuz. O sırada birileri yanlarına yaklaşıyor ve bu havada selin gelemeyeceğini, buralara yağmur bile yağmadığını, oyunlarına ve işlerine devam etmelerini söylüyor ve sizi de komplo teorisi üretmekle, şüphecilikle suçluyor. Siz ise, sel felaketinin adım adım yaklaştığını, derenin kenarında kim varsa silip götüreceğini görüyor, sesiniz çıktığı kadar bağırıyorsunuz.
Kitabımız diyor ki; eğer siz Rabbim Allah, dinim İslam, kitabım Kur'an, önderim ve liderim Hz. Muhammed Aleyhisselam diyor ve bu ikrar üzere yaşamaya çalışıyorsanız, sizin bu tevhid inancınızı paylaşmayanlar, Yahudi'sinden Hıristiyan'ından ateistine kadar bütün inkarcıların gözleri üzerinizdedir. İşleri size tuzak kurmaktır, sizin batıp bitmenizden son derece mutlu olurlar, sizin varlığınızdan, herhangi bir alanda varlık göstermenizden son derece rahatsız olurlar, üzüntüye gark olurlar.
Yahudi'nin elinden ödül alanlar, Hıristiyan'ın elinden cübbe giyenler, oluşturdukları misyonların parçası olmak için çırpınanlar, iftar sofralarında papaza sofra duası yaptıranlar, mantar misali, ülkenin her köşesinde kilise-evlerin açılması için seferber olanlar; bu ayetin ümmet-i Muhammed'e sunduğu ölçüyü altüst edenlerdir; haberin önüne set çekenlerdir, gençliğimizin zihnini allak bullak edenlerdir.
İnsanımıza duyurana kadar feryadımız sürecek.
"Size bir iyilik dokunsa bu onları üzer, başınıza bir felaket gelse, buna da sevinirler. Eğer sabreder ve korunursanız, onların hilesi size hiçbir zarar vermez. Şüphesiz Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır."
Uzun zamandan beridir ki, milletimizin istikbalini emanet edeceği gençliği, yeni kuşaklar; bu ayetin verdiği haberden uzak tutulmaya çalışılıyor ve takdim edilen ölçü hasıraltı ediliyor. Bizim feryadımızın, endişemizin sebebi de budur işte.
Tehlikeden haberdarsanız; tedbirinizi alır korunursunuz, habersiz iseniz; günün birinde felâketin kucağında uyanırsınız. Yüce Rabbimiz, kafirlerin hile ve desiselerinden zarar görmememiz için "sabır ve korunma" şartını koyuyor. Ehl-i küfrün daima hile ve desiseler içinde olduğunu, Müslüman'ın tökezlemesi için elinden geleni yapan bir tiynette, bir karakterde olduğunu bilemezse, Müslüman nasıl korunacaktır?
Dağın yamaçlarından kopmuş, önüne gelen kayaları yuvarlayarak bir gürültü ile gelen seli görüyorsunuz ve biraz aşağıda derenin kenarında oynayan çocukları, çamaşır yıkayan annelerini farkedip feryad ediyorsunuz, derhal kaçmalarını, dere yatağından çıkmalarını söylüyorsunuz. O sırada birileri yanlarına yaklaşıyor ve bu havada selin gelemeyeceğini, buralara yağmur bile yağmadığını, oyunlarına ve işlerine devam etmelerini söylüyor ve sizi de komplo teorisi üretmekle, şüphecilikle suçluyor. Siz ise, sel felaketinin adım adım yaklaştığını, derenin kenarında kim varsa silip götüreceğini görüyor, sesiniz çıktığı kadar bağırıyorsunuz.
Kitabımız diyor ki; eğer siz Rabbim Allah, dinim İslam, kitabım Kur'an, önderim ve liderim Hz. Muhammed Aleyhisselam diyor ve bu ikrar üzere yaşamaya çalışıyorsanız, sizin bu tevhid inancınızı paylaşmayanlar, Yahudi'sinden Hıristiyan'ından ateistine kadar bütün inkarcıların gözleri üzerinizdedir. İşleri size tuzak kurmaktır, sizin batıp bitmenizden son derece mutlu olurlar, sizin varlığınızdan, herhangi bir alanda varlık göstermenizden son derece rahatsız olurlar, üzüntüye gark olurlar.
Yahudi'nin elinden ödül alanlar, Hıristiyan'ın elinden cübbe giyenler, oluşturdukları misyonların parçası olmak için çırpınanlar, iftar sofralarında papaza sofra duası yaptıranlar, mantar misali, ülkenin her köşesinde kilise-evlerin açılması için seferber olanlar; bu ayetin ümmet-i Muhammed'e sunduğu ölçüyü altüst edenlerdir; haberin önüne set çekenlerdir, gençliğimizin zihnini allak bullak edenlerdir.
İnsanımıza duyurana kadar feryadımız sürecek.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Utanmaz yüz tükenmez söz zenginiyiz erenler / 24.06.2026
- Yüz yıl sonrasına bir mektubum var / 21.06.2026
- Terazinin başındakiler sizler adaletten muaf mısınız? / 20.06.2026
- Sarayda taht kavgası halk içinde ekmek kavgası / 17.06.2026
- İktidarın işleri var / 14.06.2026
- Bu resim şimdilerde tüm ülkeyi resmediyor / 13.06.2026
- Ülkenin kazancı ile iktidarınki ters orantılı / 12.06.2026
- Tuhaf zamanlardan geçiyoruz / 11.06.2026
- İktidar dedikodu ile besleniyor da yoksullar ne ile beslenecek? / 09.06.2026
- Nerede ne varsa / 08.06.2026
- Yüz yıl sonrasına bir mektubum var / 21.06.2026
- Terazinin başındakiler sizler adaletten muaf mısınız? / 20.06.2026
- Sarayda taht kavgası halk içinde ekmek kavgası / 17.06.2026
- İktidarın işleri var / 14.06.2026
- Bu resim şimdilerde tüm ülkeyi resmediyor / 13.06.2026
- Ülkenin kazancı ile iktidarınki ters orantılı / 12.06.2026
- Tuhaf zamanlardan geçiyoruz / 11.06.2026
- İktidar dedikodu ile besleniyor da yoksullar ne ile beslenecek? / 09.06.2026
- Nerede ne varsa / 08.06.2026

























































