logo
06 HAZİRAN 2026

Batı her yolu deniyor

14.03.2007 00:00:00
Batı dünyası, İslam dünyasını ele geçirmek için her yolu deniyor. Nitekim Güneri Civaoğlu'nun dünkü yazısı da bunu ortaya koyuyor II. Dünya Savaşı'nda Müslüman halklar arasında Nazi Almanya'sı diktatörü Hitler'in "Müslüman olduğu" ve "Haydar adını kullandığı" inancı yayılmıştı.Faşist İtalya'nın lideri Mussolini'nin de "Müslümanlığı seçtiği" ve "adının Musa Nili'ye (Nil'in Musa'sı) çevrildiği" fısıltıları dolaşıyordu.Amaç; Müslüman halklar arasında Almanya'ya güven sağlamaktı. Hitler, "dünya Müslümanlarının koruyucusu" olarak gösteriliyordu.Hitler'in iki amacı vardı.Birincisi... Müslümanlardan kurulu askeri birlikler oluşturarak Alman ordularına ek insan kaynağı yaratmaktı. Gerçekten, Makedonya, Bosna ve Kafkas Müslümanlarından Nazi İslam birlikleri kurulmuştu.İkincisi... Petrolü olmayan Almanya'nın Ortadoğu ve Kafkaslar'ın ötesine "sancısız" egemen hale gelmesiydi.Aslında Hitler, kendisinden önce aynı yolu açan Alman Kaizer'i Wilhelm II'nin izinden yürümüştür.Osmanlı'nın son yıllarında Almanya İmparatoru Wilhelm II'nin "Müslüman olduğu" ve "Hacı adını aldığı" söylentisi yaygındı. "İslamın büyük koruyucusu odur" deniyordu.Amaç; başta Osmanlı olmak üzere tüm Ortadoğu Müslümanlarına, Kafkaslara, Afganistan'a "Almanya sevgisi" kazandırmaktı. Bu bölgeye ve petrole hâkim olmaktı. II. Dünya Savaşı'ndan yeni çıkan Almanya'nın "Müslümanlara dayanmak siyasetini" ABD aldı.ABD'ye göre Sovyetler Birliği'nin, Ortadoğu İslam ülkeleri üzerinden Akdeniz'e ve Basra'ya inmesini önlemenin formülü, "bir yeşil kuşak" oluşturmaktı.Türkiye'den başlayarak ve Türkiye öncülüğünde, İran, Irak, hatta Pakistan'a uzanan ve İslam motiflerini öne çıkaran bu yeşil kuşakta safları sıkıştıracak söylem şuydu:"Ateist (Allah'a inanmaz) Sovyetler Birliği'ne karşı mücadele etmek İslamın görevidir."Aynı planda Türkiye'nin öncülüğünde bir "Ortadoğu Devletler Federasyonu" kurulması da vardır.Bu işleve sahip çıkacağı izlenimleri alındığı içindir ki Türkiye, sonraki yıllarda NATO'ya üye yapıldı. Gene de... Mustafa Kemal'in laik Türkiye'sine "yeşil kuşak" projesindeki Arap ülkeleri güven duymuyordu.İnönü cumhurbaşkanıydı. Yeni bir hükümet, siyasi İslama daha yakın duran Şemsettin Günaltay Hoca'ya kurduruldu.Günaltay'ın ifadesiyle, "İlk ilahiyat fakültesi ve imam hatip kursları açıldı. Okullara din dersleri konuldu." Türbeler yeniden ziyarete açıldı.Onu... DP'nin 1950'de iktidara gelmesiyle Türkçe ezanın kaldırılışı ve Arapça ezana geçiş izledi.İlerleyen yıllarda daha önce Hitler'e hizmet veren gene bazı Türk gazeteciler tarafından bu kez ABD,"İslamın büyük koruyucusu" olarak ilan edildi.Çizilen rota ılımlı İslamdı.

Reyhanlı saldırısı davasında karar: 3 sanığa 53'er defa ağırlaştırılmış müebbet

Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013 tarihinde 53 kişinin hayatını kaybettiği bombalı saldırılara ilişkin karar davasında; mahkeme 3 sanığı 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet ve 3 bin 921 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Gerçekleştirilen terör saldırısında evladını ve kardeşini Hatice Kübra Erboz, suçluların cezalarının alması kendilerinin yüreklerine su serptiğini belirterek, "Suçluların da kendi çocukları öldüğü gibi onlar da idam olsa da onların öldüğünü görseydik ama onların ömür boyu hapiste olması bizi sevindirmeye yetti" dedi

06.06.2026 11:28:00
İHA
Reyhanlı saldırısı davasında karar: 3 sanığa 53'er defa ağırlaştırılmış müebbet
Reyhanlı saldırısı davasında karar: 3 sanığa 53'er defa ağırlaştırılmış müebbet
Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013 tarihinde gerçekleştirilen terör saldırılarında 53 vatandaş hayatını kaybederken birçok vatandaş yaralandı. Reyhanlı ilçesinde gerçekleştirilen bombalı saldırılara ilişkin, Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar Memet Gezer, Temir Dükancı, Cengiz Sertel ve Mohammad Dib Korali cezaevlerinden SEGBİS aracılığıyla katıldı. Esasa ilişkin son savunmalarında sanıklar, saldırıyla bağlantılarının bulunmadığını ileri sürdü. Beyanların ardından hükmünü açıklayan mahkeme, sanıklar Memet Gezer, Temir Dükancı ve Cengiz Sertel'i "devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak" suçundan bir kez, 5'i çocuk 52 kişinin öldürülmesi suçundan ise 52 kez olmak üzere toplam 53 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum etti.






Mahkeme ayrıca, sanıklara 28'i çocuk 130 kişiyi "öldürmeye teşebbüs" suçundan 2 bin 600 yıl, terör örgütü faaliyeti kapsamında "izinsiz patlayıcı bulundurmak" suçundan 13 yıl 4 ay, mağdurlara yönelik "duyu organları zarar görecek şekilde yaralama" suçundan 13 yıl 6 ay, bir kadının çocuk düşürmesine yol açacak şekilde yaralanması suçundan 20 yıl 3 ay, 3 kişiye yönelik "basit yaralama" suçundan 20 yıl 3 ay, 134 mağdura yönelik "mala zarar verme" suçundan bin 206 yıl, Reyhanlı'daki Emniyet Müdürlüğü, belediye, PTT ve notere verilen zarar dolayısıyla da "kamu malına zarar vermek" suçundan 48 yıl olmak üzere toplam 3 bin 921 yıl hapis cezası verildi. Heyet, sanık Mohammad Dib Korali ile firari sanıklar Omar Alkhatıp ve Mihraç Ural hakkındaki dosyaların ayrılmasına karar verirken, tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamına hükmetti.








Reyhanlı ilçesinde bombalı saldırıda hayatını kaybeden 2 yaşındaki Fatmanur Erboz ve teyzesi Nadire Kuvvet'in ailesi 13 yıldır buruk acıyla yaşıyor. Evladını ve kardeşini bombalı saldırıda kaybeden Hatice Kübra Erboz, suçluların cezalarının alması kendilerinin yüreklerine su serptiğini belirterek, "Suçluların da kendi çocukları öldüğü gibi onlar da idam olsa da onların öldüğünü görseydik ama onların ömür boyu hapiste olması bizi sevindirmeye yetti" dedi.








"Suçluların da kendi çocukları öldüğü gibi onlar da idam olsa da onların öldüğünü görseydik ama onların ömür boyu hapiste olması bizi sevindirmeye yetti"

Kızının ve kardeşinin katillerinin ceza alması yüreklerine su serptiğini belirten Hatice Kübra Erboz, "Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs patlamasında ablam Nadire Kuvvet ve kızım Fatma Nurel'i kaybettim. Suçluların ceza almasını duyduğumda çok sevindim. Sevinçten hatta ki ağladım, adalet yerini buldukça yüreğimize bir damla su serpiliyor. Tabii ki ölenler geri gelmiyor ama gene de bu sevinç bizi ağlatmaya, bizi sevindirmeye ve yüreğimi de su serpmeye yetiyor. Ülkemizde idam cezası olmadığı için bu ceza adaletimize göre yeterli oldu. Biz de kabul etmek zorundayız. Keşke onlar da bizim çocuklarımızın öldüğü gibi onlar da idam olsa onlar da ölse, onların öldüğünü görsek, acı çektiğini görsek ama maalesef adalet sistemiz de böyle bir şey olmadığı için; onların ömür boyu hapiste olması, demir parmaklıklar haricinde olması, hücrede olması bizi sevindirmeye yetti. Türk adaletine güveniyoruz. 13 yıl boyunca Ankara'ya gidip geldik. Mahkemeye takip ettim. Kendim katıldım. Mahkeme sürecini yakından takip ettim. Bu yüzden 53 defa müebbet almaları sevindirdi. Umarım ki en kısa zamanda dışarıda olan sanık Miraç Ural'da yakalanır ve gerekli cezayı alırlar. Bence aydınlatıldığını düşünüyorum. Çünkü MİT'imiz, askerimiz, polisimiz 13 yıldır didik didik aradılar. Suçluları ne yapmak istediklerini, çözdüklerini düşünüyorum. Türk adaletine güveniyoruz. Zaten bu bizi bir nebze rahatlatmıştı. Eninde sonunda adaletin yerini bulacağına inanıyordum, çok şükür yerini buldu ve çok sevinçliyiz. Ben ve bütün şehit aileleri devletimize teşekkür ederiz. Ülkemizi bölmek isteyenler şehrimizi karıştırmak isteyenlere fırsat vermedik. Hiçbir zaman vermeyiz. İnşallah ülkemizde bir daha böyle sorunlar yaşanmaz. Hiçbir anne evladıyla, hiçbir eş eşiyle, hiçbir çocuk anne babasıyla sınanmaz diyorum. Bu son olur. Ben ablam ve çocuğumu kaybettim. İki acı birden yaşadım. Rabb'im hiç kimseye böyle acı yaşatmasın" ifadelerini kullandı.






Karadeniz'de Türk balıkçı teknesine saldırı

İçişleri Bakanlığı Sahil Güvenlik Komutanlığı, Karadeniz'de Türk bayraklı balıkçı teknesine düzenlenen saldırıda 1 kişinin hayatını kaybettiğini, 4 kişinin de yaralandığını bildirdi

06.06.2026 10:40:00 / Güncelleme: 06.06.2026 10:46:42
İhlas Haber Ajansı
Karadeniz'de Türk balıkçı teknesine saldırı
Karadeniz'de Türk balıkçı teknesine saldırı
İçişleri Bakanlığı Sahil Güvenlik Komutanlığı, Karadeniz'de Türk bayraklı balıkçı teknesine düzenlenen saldırıda 1 kişinin hayatını kaybettiğini, 4 kişinin de yaralandığını bildirdi.

Sahil Güvenlik Komutanlığından yapılan açıklamaya göre, bugün Kırım'ın batısında Sivastopol açıklarında, Türk bayraklı "Duru 67" isimli tekneye saldırı düzenlendi. Saldırı sonucu hasar alan tekne battı.



Bölgede bulunan "Burak Kaya" isimli balıkçı teknesi, batan teknedeki 5 yaralıyı kurtardı. İnebolu istikametine doğru yola çıkan teknedeki ağır yaralı 1 kişi, intikal sırasında hayatını kaybetti.

İhbar üzerine Sahil Güvenlik Komutanlığına ait "TCSG-96" gemisi, saat 12.35'te İnebolu Limanı'ndan hareket etti.

Gemide, 4 doktor ile 15 UMKE, hemşire ve yardımcı sağlık personelinden oluşan 19 kişilik uzman tıbbi ekip yer aldı.

Görevlendirilen unsur, saat 19.20'de Türk Arama Kurtarma Bölgesi'nin kuzeyinde İnebolu Limanı'na 115 deniz mili mesafede "Burak Kaya" isimli balıkçı teknesine ulaştı.

Hayatını kaybeden balıkçının cenazesi ve yaralılar, Sahil Güvenlik gemisine alındı. Yaralılara tıbbi müdahaleye başlandı ve İnebolu Limanı'na dönüşe geçildi.

Karadeniz'deki saldırıda hayatını kaybeden ve yaralanan balıkçılar Kastamonu'ya getirildi



Karadeniz'de saldırıya uğrayan Türk bayraklı balıkçı teknesinde hayatını kaybeden vatandaşın cenazesi ile 4 yaralı, Kastamonu'nun İnebolu ilçesine getirildi.

Kırım'ın batısında, Sivastopol açıklarında saldırıya uğrayan Türk bayraklı "Duru 67" isimli balıkçı teknesindeki 5 kişi yaralandı. Teknedeki yaralılar, yakınlarında bulunan "Burak Kaya" isimli balıkçı teknesine tahliye edildi. Kastamonu'nun İnebolu ilçesi istikametine doğru hareket eden teknedeki yaralılardan biri hayatını kaybetti. Balıkçı teknesinden yapılan yardım çağrısı üzerine Sahil Güvenlik Komutanlığına ait TCGSG-96 gemisi, 4 doktor, 15 UMKE personeli, hemşire ve yardımcı sağlık personelinden oluşan toplam 19 kişilik uzman tıbbi ekiple harekete geçti.



İnebolu Limanı'ndan dün saat 12.35'te hareket eden Sahil Güvenlik Komutanlığı gemisi, balıkçı teknesiyle saat 19.20 sıralarında yaklaşık 115 mil açıkta temas kurdu.

Hayatını kaybeden balıkçının cenazesi ve yaralı balıkçılar daha sonra Sahil Güvenlik Komutanlığı gemisine alındı. Yaralılara uzman sağlık ekibi tarafından ilk müdahale ise gemide yapıldı. Dönüşe geçen Sahil Güvenlik Komutanlığı gemisi, saat 03.00 sıralarında Kastamonu'nun İnebolu ilçesindeki İnebolu Limanı'na yanaştı. Gemiden indirilen 4 yaralı, ambulanslarla Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Hayatını kaybeden vatandaşın cenazesi ise cenaze aracıyla morga götürüldü.

İstanbul'da organize suç örgütlerine operasyon: 27 gözaltı

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve İstihbarat Şube Müdürlüğü tarafından İstanbul genelinde silahlı saldırı ve tehdit suçları işleyen 2 suç örgütüne operasyon düzenlendi

06.06.2026 10:30:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul'da organize suç örgütlerine operasyon: 27 gözaltı
İstanbul'da organize suç örgütlerine operasyon: 27 gözaltı
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve İstihbarat Şube Müdürlüğü tarafından İstanbul genelinde silahlı saldırı ve tehdit suçları işleyen 2 suç örgütüne operasyon düzenlendi. Operasyon kapsamında 27 şüpheli gözaltına alındı.

Bakırköy ve Beykoz Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde, 6 Haziran tarihinde sabah saatlerinde gerçekleştirilen operasyonda; Ataşehir, Bakırköy, Beykoz, Esenyurt ve Eyüpsultan başta olmak üzere Avrupa ve Anadolu yakalarında örgütlü şekilde suç faaliyetlerinde bulundukları, iş yerlerine yönelik silahlı saldırı, tehdit ve benzeri olayları organize ettikleri tespit edilen iki ayrı suç örgütüne yönelik çalışma yürütüldü.

Çalışmalar kapsamında örgütlerin hiyerarşik yapıları, faaliyet alanları ve irtibat ağları deşifre edilirken, çeşitli olaylarla bağlantıları tespit edilen 27 şüpheli yakalandı.

Öte yandan, yapılan aramalarda 7 adet ruhsatsız tabanca, çok sayıda fişek ve bir miktar uyuşturucu ele geçirildiği öğrenildi.

Konuyla ilgili gerçekleştirilen operasyon kapsamında yürütülen tahkikat işlemlerinin devam ettiği belirtildi.

LGS için son bir hafta!


 
Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), 13 Haziran Cumartesi günü düzenlenecek Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınav, yurt içi ve yurt dışında toplam 1 milyon 22 bin 658 öğrencinin katılımıyla yapılacak.

06.06.2026 10:23:00
AA
LGS için son bir hafta!
LGS için son bir hafta!

14 Haziran Pazar günü yapılacağı duyurulan LGS merkezi sınavının tarihi, aynı gün A Milli Futbol Takımı'nın 2026 FIFA Dünya Kupası'nda Avustralya milli takımıyla oynayacağı müsabakanın bitiş saatinin, sınav başlangıç saatiyle çakışması nedeniyle bir gün öne alınmıştı. Bu doğrultuda merkezi sınav, 13 Haziran'da yurt içi ve yurt dışı sınav merkezlerinde yapılacak. İki oturumdan oluşan sınavın ilk oturumu saat 09.30'da, ikinci oturumu ise saat 11.30'da başlayacak. Merkezi sınav, yurt içinde 81 il ve 920 ilçede, 4 bin 244 binada 1 milyon 22 bin 104 öğrenci, yurt dışında ise 8 ülke ve 11 sınav merkezinde 554 öğrenci olmak üzere toplam 1 milyon 22 bin 658 adayın katılımıyla gerçekleştirilecek.

12 Haziran'da okullar tatil

LGS kapsamındaki merkezi sınavın sağlıklı şekilde yürütülmesi ve sınav öncesinde bina ve çevresinin temizlik, hijyen ve fiziki şartlar bakımından sınava hazır hale getirilmesi, sınav salonlarının numaralandırılması ve gerekli yönlendirme levhalarının yerleştirilmesi gibi okul hazırlıklarının tamamlanabilmesi adına 12 Haziran Cuma günü idari tatil ilan edildi. LGS kapsamındaki merkezi sınavda güvenliğin artırılması amacıyla, sınav binalarının girişlerinde üst arama kontrolünün sağlanması, toplantı odalarında ise sınav evraklarının salon görevlilerine dağıtım süreçlerinin izlenebilmesi için yapay zeka destekli altyapıya sahip kamera kurulumu gerçekleştirilecek.

Beslenme paketi verilecek

Bakanlıkça alınan karar doğrultusunda öğrencilere ilk kez sözel ve sayısal oturumları arasındaki dinlenme süresinde beslenme ihtiyaçlarını karşılamak, sınav kaygısını azaltmak ve motivasyonu artırmak amacıyla kuru meyveli yulaf bar, ceviz, kuru üzüm ve sudan oluşan beslenme paketi dağıtılacak. Beslenme paketi, sınav başvuru esnasında velisi tarafından talep edilen öğrencilere dağıtılacak ve öğrenciler, beslenme paketi talep durumlarına göre okullara yerleştirilecek.
Beslenme paketi istemeyen öğrenci sayısının 40'ın altında olduğu ilçelerde ise bu öğrenciler, beslenme paketi isteyen öğrencilerle aynı binalarda ancak farklı salonlarda sınava girecek.

Sonuçlar 10 Temmuz'da açıklanacak

Sınav sonuçları, 10 Temmuz'da "www.meb.gov.tr" adresinden ilan edilecek. Sınav sonuç belgeleri posta yoluyla gönderilmeyecek. Tercihlere esas kontenjan tabloları da aynı tarihte yayımlanacak. Tercih işlemleri, 13-24 Temmuz'da yapılacak. Yerleştirme sonuçları ve boş kontenjanlar 5 Ağustos'ta ilan edilecek. Yerleştirmeye esas 1. ve 2. nakil tercih başvuruları ve sonuçları ise 5-14 Ağustos'ta gerçekleştirilecek.

İstanbul'da ormanlık alanlara giriş yasaklandı


 
İstanbul Valiliği'nden yapılan açıklamada "İstanbul genelinde ormanlık alanlara girişler, mangal, tüp kullanımı, nargile ve benzeri sebeplerle ateş yakmak 8 Haziran 2026 ile 15 Ekim 2026 tarihleri arasında yasaklanmıştır" denildi.

06.06.2026 08:49:00
AA
İstanbul'da ormanlık alanlara giriş yasaklandı
İstanbul'da ormanlık alanlara giriş yasaklandı

İstanbul Valiliği, kent genelinde ormanlık alanlara girişlerin, mangal, tüp kullanımı ve nargile gibi sebeplerle ateş yakmanın 8 Haziran-15 Ekim tarihlerinde yasaklandığını duyurdu. Valilikten yapılan açıklamada, yaz mevsimiyle ormanlık alanlarda insan ve araç hareketliliğinde artış olduğu, bu durumun orman yangınları riskini artırdığı bildirildi.

Amaç ormanları korumak

Kasten veya kusurlu olarak ortaya çıkabilecek bu risklerin önüne geçebilmek için bir dizi tedbirin uygulanmasına kararı verildiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"İstanbul genelinde ormanlık alanlara girişler, mangal, tüp kullanımı, nargile ve benzeri sebeplerle ateş yakmak 8 Haziran 2026 ile 15 Ekim 2026 tarihleri arasında, Orman Kanunu'nun 31. ve 32. maddesi kapsamında köy/mahalleler başta olmak üzere orman içi, orman bitişiği ve ormanla ilişiği olmayan tüm köy ve mahallelerde anız, bağ–bahçe, zeytinlik ve tarla temizliği gibi gerekçelerle ağaç, dal ve her türlü bitki örtüsünün yakılması yasaklanmıştır. İstanbul il sınırları içerisinde yer alan ve belirlenen piknik ve mesire alanları, korular, parklar, tabiat parkları ve eko turizm alanlarında piknik, spor, yürüyüş ve benzeri faaliyetler için herhangi bir kısıtlama kararı bulunmamaktadır."

Enerji hatları uyarısı

Açıklamada, orman alanı civarındaki tesisler ile sanayi kuruluşlarının, orman alanlarını etkileyebilecek her türlü faaliyet nedeniyle oluşabilecek yangın riskine karşı önleyici tüm tedbirleri eksiksiz almaları konusunda yükümlü olduklarına işaret edildi. Enerji nakil hatlarının yapım ve bakımı ile ilgili kuruluşların enerji hatlarının özellikle ormanlık alanlardan geçen bölümlerinde gerekli bakımları gerçekleştirecekleri, yangın riskine karşı her türlü tedbiri alacakları, gerektiğinde enerji kesintisi uygulayacakları belirtildi: "Tüm belediyelerimiz, orman içi, orman kenarı ve bitişiğinde bulunan çöp toplama alanları çevresinde koruma bandı oluşturacak ve yangın riskine karşı gerekli iş makinelerini (dozer, loder, kepçe) hazır bulunduracaklardır. Kaymakamlıklarımız ve Orman Bölge Müdürlüğü koordinasyonunda genel kolluk ve orman kolluğundan oluşturulan denetim ekipleri etkin gözetim ve denetim çalışmalarını yürütecektir. Gerekli hallerde kaymakamlıklarımızın emriyle tüm kamu ve özel sektör imkanları kullanılarak olası yangınlara karşı etkili mücadele yapılacaktır. Yukarıda belirtilen karar ve önlemlere aykırı hareket edenler hakkında ilgili kanunların belirlediği şekilde idari ve adli işlem yapılacaktır."

Milli devlet ve etnik çeşitlilik

Devletlerin parçalanması için istismar edilen değerlerden biri de etnik farklılıklardır

06.06.2026 00:42:00
Haber Merkezi
Milli devlet ve etnik çeşitlilik
Milli devlet ve etnik çeşitlilik
Devletlerin parçalanması için istismar edilen değerlerden biri de etnik farklılıklardır. İnsan hakları adı altında azınlık hakları kavramı gündem edilerek, etnik farklılıkların kavga unsuru olarak algılanmasına çalışılmaktadır.

Etnik farklılıkların bir kavga sebebi olarak öne sürüldüğü günümüzde, hedef tahtasına konmuş devletlerin iç bünyelerindeki birlik ve beraberlikleri zayıflatılmakta, iç çatışmalara zemin hazırlanmaktadır. Hatta güçlü devletler parçalanarak küçük ve zayıf devletçikler haline getirilmek istenmektedir.

Halbuki "kimlik" kavramı etnik farklılıkların üstünde bir olgudur. Kimlik, milletlerin sahip oldukları inançları, kültürleri, dilleri, tarihleri ile şekillenmektedir.







Örneğin Türk kimliği, bir millet olma ve medeniyet kimliğidir.

Bu millet ve medeniyet çatısı, altında Laz, Kürt, Çerkez, Türk vb birçok etnik özelliği barındırır. Balkanlarda Sırp kökenli olanların Müslüman olanlarına Boşnak denmektedir. Boşnaklar kendilerini ifade ederlerken Türk olduklarını söylerler ki, bu doğrudur…

Zira Türk kimliği, aynı değerleri paylaşan bütün etnik kökenlerin ortak adıdır, ortak kimliğidir.

Bir kimlik etrafında bir ve beraber olan etnik kökenler milletleri oluşturmaktadır.

Türkiye örneği de aslında böyledir. Yıllardan beri ifade ettiğimiz gibi topraklarımızdaki vatandaşlarımızın Türk, Kürt, Laz, Çerkez… gibi etnik çeşitliliği, kardeşliğimizi, birliğimizi bozmamaktadır.







Yıllarca bu vatanda Türk kimliği altında aynı değerlerle yoğrulmuş ve aynı değerleri koruma sevdalısı olan halklar, Türk bünyesini, yani Türk milletini oluşturmuşlardır.

Bu sebeple etnik çeşitlilik, asla bir ayrımcılık sebebi değil, tam tersine bir zenginliktir. Tarihten gelen kültür birliği, siyaset birliği, inanç birliği vs. gibi değerlerle süzülerek gelip medeniyet birliğimizi oluşturan bu çeşitlilik, ayrılık sebebi değil; bilakis güçlü bir bünyenin oluşması demektir. Hepsi aynı kaynaktan beslendikleri için örfleri, adetleri, gelenekleri birdir.

Dili, dini, tarihi, kültürü, gelenekleri, siyaseti, medeniyeti aynı olan bu etnik grupların vücuda getirdiği millet, Türk Milleti olup; bu grupların birinin diğerinden farkı yoktur. Çünkü hepsi, aynı kaynaktan beslenip, zaman içinde aynı maya ile yoğrulup gelmişlerdir.

Bir bünyeyi meydana getiren bu etnik zenginliğimizi tarih boyu aşındırıp yok etmeye çalışanlar; tek vücut halindeki bu bünyeyi oluşturan unsurların dini, dili, kültürü, medeniyeti ile oynayanlar, tarihin hiçbir döneminde başarılı olamamışlardır.







Lozan görüşmelerinde Atatürk, ancak gayrimüslimler azınlıktır ölçüsünü ortaya koyarak, etnik çeşitliliğin bir istismar unsuru olmasına müsaade etmemiş; aksine birlik ve beraberliğimizin dayandığı temellerden olduğunu belirlemiştir.

Ne gariptir ki, globalleşme adı altında ayrı özelliklerdeki devletler, bir araya gelirken; AB projesi adı altında Avrupa kıtası ortak bir kültür etrafında birleşmeye çalışırken; parçalanmak istenen ülkelerde etnik çeşitlilik, azınlık hakları adı altında kavga unsuru haline getirilmeye çalışılmaktadır.

Bir taraftan ortak değerler etrafında farklı milletleri bir araya getirme gayreti, diğer taraftan ortak değerlere sahip milletleri etnik çeşitlilik adı altında parçalama projeleri, globalleşmenin hedeflerini göstermesi açısından manidar bir örnektir.

Milli Devlet, milletini tek bir kimlik etrafında hiçbir ferdine ayrım yapmaksızın bir bütün olarak görmekte, milletin kendi içerisindeki renk farklılıklarını milletin birlik ve berberliğine, kaynaşmasına vesile kılmaktadır." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Madenciler haklarını söke söke aldı

Eskişehir'de aylardır hakları için direnen Doruk Madencilik işçileri, kararlı mücadeleleri sonucunda tüm taleplerini kabul ettirerek tarihi bir zafer kazandı

05.06.2026 18:00:00
Haber Merkezi
Madenciler haklarını söke söke aldı
Madenciler haklarını söke söke aldı
Eskişehir Mihalıççık'ta bulunan Doruk Madencilik'te çalışan işçilerin aylardır kararlılıkla sürdürdüğü hak arama mücadelesi zaferle sonuçlandı. Şirketin yasadışı dayatmalarına, baskılarına ve sözlerine karşı yalnızca kendi iradelerine ve emek dayanışmasına güvenen madenciler, tüm haklarını söke söke aldı.

Direniş boyunca yeraltında açlık grevleri yapan, yerüstünde nöbet tutan ve seslerini tüm Türkiye'ye duyuran maden işçileri, gasp edilen kıdem ve ihbar tazminatlarını, yıllık izin ücretlerini, Toplu İş Sözleşmesi (TİS) farklarını ve yasadışı zorunlu ücretsiz izne çıkarıldıkları döneme ait tüm maaş alacaklarını hesaplarında gördü.

Gelecek haklar da güvence altında

Kazanılan zafer sadece geçmiş alacakların ödenmesiyle sınırlı kalmadı. İşçilerin hak kaybı yaşamaması için sendika, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve şirket yönetimi arasında sıkı bir denetim mekanizması kuruldu. Hesaplamalarda oluşabilecek en ufak eksiklik veya yanlışlık bu mekanizma üzerinden anında düzeltilecek.

Ayrıca Bakanlığın sendikal hak ihlalleri ve zorunlu ücretsiz izin uygulamasına yönelik başlattığı resmi teftiş süreci de devam ediyor. Varılan kesin mutabakata göre, teftiş sonucunda işçiler lehine ortaya çıkabilecek her türlü fazladan hak ve alacak, şirket tarafından hiçbir itiraz öne sürülmeksizin derhal ödenecek.

"Hiçbir söze kanmadık, dayanışmayla kazandık"

Direnişi örgütleyen sendika tarafından yapılan açıklamada, madencilerin bu süreçte gösterdiği çelikten iradeye vurgu yapıldı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Hiçbir söze kanmadık, yalnızca irademize ve dayanışmaya inandık. Bizimle yürüyen halkımıza, madenci dostlarına teşekkür ederiz. Birlikte direndik, birlikte kazandık!"

Direniş ateşi Edirne'ye taşınıyor

Doruk Madencilik'te kazanılan bu tarihi zafer, Türkiye genelinde hak mücadelesi veren diğer işçilere de büyük bir umut ve moral oldu. Ankara'daki görüşmeleri yürüten işçi heyeti ve sendika temsilcileri, Eskişehir'deki zaferin ardından hiç vakit kaybetmeden rotayı Edirne'ye çevirdi.

Heyet, Edirne'de sendika öncülüğünde 15 gündür benzer hak gasplarına karşı direnen Özşen Madencilik işçilerine destek vermek ve mücadeleyi büyütmek üzere yola çıktı. Maden işçileri, "Köleliğe karşı her daim, her yerde mücadele edeceğiz" diyerek direniş ateşini Edirne'ye taşıyacaklarını ilan etti.

Diyarbakır'da kanlı pusu: 1 ölü, 2 yaralı

Diyarbakır'da iddiaya göre aralarında husumet bulunan ve konuşmak için bir kahvehanede buluşma planlayan taraflardan biri, kendilerini bekleyen aileye kurşun yağdırdı. Olayda 1 kişi hayatını kaybederken, 2 kişi de yaralandı

05.06.2026 17:47:00
İhlas Haber Ajansı
Diyarbakır'da kanlı pusu: 1 ölü, 2 yaralı
Diyarbakır'da kanlı pusu: 1 ölü, 2 yaralı
Olay, Kayapınar ilçesi Peyas Mahallesi'nde bulunan bir kahvehanede meydana geldi. İddiaya göre, aralarında husumet bulunan iki aile konuşmak için bir kahvehanede buluşma ayarladı. Kahvehaneye giden Çınar ailesi, karşı tarafı beklemeye başladı. Bu sırada telefonla aranan ve kahvehanenin önüne çıkmaları istenen Çınar ailesine, kimlikleri öğrenilemeyen şahıslar tarafından ateş açıldı.

Olayda Sedat Çınar ile kardeşi Mehmet Çınar ve eniştesi A.Y. yaralandı. Çevredekilerin haber vermesi üzerine olay yerine 112 acil sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri tarafından yapılan ilk kontrolde ağır yaralanan Sedat Çınar'ın olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Diğer 2 yaralı, ilk müdahalelerinin ardından ambulansla hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Sedat Çınar'ın cansız bedeni otopsi yapılmak üzere morga kaldırılırken, yaralılardan A.Y.'nin durumunun ağır olduğu öğrenildi.

Olayla ilgili geniş çapta inceleme başlatıldı.

Kilis Belediye Başkanı CHP’den istifa etti

31 Mart seçimlerinde tarihi bir başarı elde eden Kilis Belediye Başkanı Hakan Bilecen, CHP Genel Merkezi’ndeki iç çekişmeleri ve destek yetersizliğini gerekçe göstererek partisinden istifa etti. Bilecen, yoluna bir süre bağımsız olarak devam edeceğini açıkladı

05.06.2026 15:10:00
Haber Merkezi
Kilis Belediye Başkanı CHP’den istifa etti
Kilis Belediye Başkanı CHP’den istifa etti
Kilis'te 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde büyük bir sürpriz yaparak Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) amblemiyle seçimi kazanan Belediye Başkanı Hakan Bilecen, partisinden istifa ettiğini duyurdu. Düzenlediği basın toplantısında sert açıklamalarda bulunan Bilecen, CHP Genel Merkezi'ndeki siyasi kargaşadan ve belediye olarak yalnız bırakılmaktan duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.

"Mansur Yavaş dışında kimse destek olmadı"

Başkan Bilecen, istifa kararının arkasındaki en büyük etkenlerden birinin CHP'li büyükşehir belediyelerinden bekledikleri desteği görememeleri olduğunu belirtti. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ı istisna tutan Bilecen, şu ifadeleri kullandı:

"Kilis Belediyesi olarak kapı kapı gezdik ancak Mansur Yavaş başkanımız dışında hiçbir CHP'li belediyeden destek alamadık. Şehrimize hizmet etmek için bu siyasi tıkanıklığı aşmak zorundaydık."

"Genel Merkez'deki kargaşadan bıktık"

CHP içinde süregelen kurultay tartışmalarına ve çift başlılık iddialarına da değinen Hakan Bilecen, parti içi çekişmelerin hizmet üretmeyi engellediğini savundu. Bilecen, açıklamasına şöyle devam etti:

"Genel Merkez'deki kurultay davası, 'mutlak butlan' tartışmaları, resmi ve gayriresmi genel başkanlık çekişmeleri artık Kilis'e hizmet etmemizin önüne geçmeye başladı. Biz bu siyasi kargaşanın içinde yer almak istemiyoruz. Kilis halkı bizden siyaset değil, hizmet bekliyor."

Meclis üyeleri de istifa etti

Hakan Bilecen'in istifa kararının ardından, belediye meclisinde de hareketli dakikalar yaşandı. Bilecen ile birlikte hareket eden 7 ila 8 belediye meclis üyesinin de CHP'den istifa ettiği öğrenildi. Bu toplu istifaların ardından Kilis Belediye Meclisi'ndeki dengelerin nasıl şekilleneceği merak konusu oldu.

"AK Parti dahil diğer partilerle görüşebilirim"

Siyasi geleceğine dair de açık kapı bırakan Hakan Bilecen, ilk etapta görevine "bağımsız belediye başkanı" olarak devam edeceğini vurguladı. Ancak Kilis'in menfaatleri doğrultusunda diğer siyasi partilerle temas kurabileceğini belirten Bilecen, "İlerleyen süreçte Kilis'e hizmet getirebilmek adına, aralarında AK Parti'nin de bulunduğu farklı siyasi partilerle görüşmeler gerçekleştireceğim" diyerek yeni bir siyasi hamlenin sinyalini verdi.

CHP Genel Merkezi'nin Kilis'te yaşanan bu toplu istifa dalgasına nasıl bir yanıt vereceği ise henüz netlik kazanmadı.

Özgür Özel Trabzon'dan seslendi: Biz seçilmişleriz, sandığa inananlarız

Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Trabzon’da yaptığı açıklamada hem siyasi gündeme hem de seçim sürecine ilişkin dikkat çeken mesajlar verdi

05.06.2026 14:00:00
Haber Merkezi
Özgür Özel Trabzon'dan seslendi: Biz seçilmişleriz, sandığa inananlarız
Özgür Özel Trabzon'dan seslendi: Biz seçilmişleriz, sandığa inananlarız
Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Özgür Özel, Trabzon'da bir açıklama yaptı. Özel açıklamasında, "Biz, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yerleştirmeye çalıştığı seçimsizlik ortamını, bu köhnemiş düzeni ve sürekli Recep Tayyip Erdoğan'ın kazandığı oyun planlarını arkamızda bırakıp önümüze bakıyoruz, hep birlikte yürüyoruz" dedi.

Özel, 7 Haziran Pazar günü yapılacak yerel ara seçimlere yönelik ziyaretleri kapsamında Trabzon'a geldi. Özel'i Trabzon Havalimanı'nda partisinin Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, İl Başkanı Mustafa Bak, Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya ile ilçe başkanları, CHP'li bölge belediye başkanları ve yurttaşlar karşıladı.

Havalimanı çıkışında toplanan yurttaşlara seslenen Özel, CHP'nin değil, seçme seçilme hakkının saldırı altında olduğunu ifade ederek, "Bunun için tarihimizin görülmemiş bir direnişi, bir mücadelesi ve dayanışması için 81 ilimiz de ayakta. Biz, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yerleştirmeye çalıştığı seçimsizlik ortamını, bu köhnemiş düzeni ve sürekli Recep Tayyip Erdoğan'ın kazandığı oyun planlarını arkamızda bırakıp önümüze bakıyoruz, hep birlikte yürüyoruz" diye konuştu.

CHP Genel Merkezi'ne yönelik polis müdahalesinin ardından ilk ziyaretini Trabzon'a yaptığını söyleyen Özel, şunları kaydetti:

"Baba ocağımızdan polis bizi zorla çıkardığında ve Cumhuriyet Halk Partisi'ni seçilmişlerin elinden alıp atanmışlara verdiğinde, Gazi'nin kurduğu Meclis'e yürüdük, on binler bizle yürüdü. Siz de bu yürüyüşümüze yürekten destek verdiniz. Ankara İl Başkanlığı'nın önünde bayramlaşacağız dedik. Güvenpark'ta görülmemiş bir kalabalıkla yüz binler toplandı. Hep birlikte Anıtkabir'e, Ata'mıza, kurucumuza yürüdük.

Ankara dışında ilk adımlar, pazar günü yapılacak yerel ara seçimler için Gümüşhane'ye, Tokat'a, Çorum'a ve ardından yarınki programımız için Nevşehir'e gideceğiz. Ancak ilk adımlar bu yürüyüş için Trabzon'a nasip oldu. Büyük bir memnuniyetle Trabzon'a geldim. Verdiğiniz destek ve bu tarihi sahip çıkış için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ve şunu ifade etmek isterim ki siz bugün tarihin doğru tarafındasınız. Tarihin doğru tarafında olmak için buradasınız. Özgür Özel'in durduğu taraf, Ekrem İmamoğlu'nun durduğu taraf, Mansur Yavaş'ın durduğu taraf tarihin doğru tarafıdır. Biz, seçilmişleriz. Sandığa inananlarız. Türkiye'ye sandığı getirecek olan ve iktidarı değiştirecek olan sizler, tek güvencemizsiniz."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.