7 Haziran'da Ermenistan'da yapılacak parlamento seçimleri ilk bakışta yalnızca iç politikaya ait bir gelişme gibi görünebilir. Ancak sonuçları yalnızca Erivan'ı değil, Rusya'nın eski Sovyet coğrafyasındaki yönünü ve özellikle Orta Asya'ya yaklaşımını da etkileme potansiyeli taşıyor.
Anketler, Başbakan Nikol Paşinyan'ın liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi'nin seçimi önde bitirme ihtimalinin yüksek olduğunu gösteriyor. Paşinyan'ın son yıllardaki çizgisi net: Türkiye ve Azerbaycan ile ilişkileri normalleştirmek, Rusya'ya olan bağımlılığı azaltmak ve dış politikayı tek bir merkeze bağlamadan yürütmek. Bu yaklaşım, Ermenistan'ın daha esnek bir dış politika arayışı içinde olduğunu gösteriyor.
Bu seçimleri önemli kılan nokta yalnızca Ermenistan'ın iç dengeleri değil.
Rusya açısından mesele Ermenistan'dan daha geniş bir alanla ilgilidir. Son yıllarda Moskova, çevresindeki bazı bölgelerde belirgin bir etki kaybı yaşadı. Baltık ülkeleri Avrupa Birliği ve NATO ile daha sıkı bağlar kurdu. Moldova Avrupa yönelimini güçlendirdi. Ukrayna savaşı ise Rusya'nın Batı ile ilişkilerinde kalıcı bir kopuş yarattı. Güney Kafkasya'da Ermenistan'ın yön değişimi tartışılırken, Rusya'nın etki alanı daha parçalı hale geldi.
Bu durum Moskova'nın dikkatini daha fazla Orta Asya'ya çevirmesine yol açıyor.
Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Türkmenistan'dan oluşan Orta Asya, Rusya için hem güvenlik hem ekonomi hem de ulaşım açısından önemli bir bölge. Ancak bölgenin yapısı değişiyor. Bu ülkeler artık yalnızca Rusya ile sınırlı ilişkiler kurmuyor; Çin ile ekonomik bağlarını artırıyor, Türkiye ile siyasi ve kültürel temaslarını geliştiriyor ve Avrupa ile ticaret kanallarını açık tutmaya çalışıyor.
Bu çeşitlenme, Orta Asya'yı tek yönlü bir bağımlılık alanı olmaktan çıkarıp daha karmaşık bir ilişki ağına dönüştürüyor.
Rusya'nın bölgedeki yaklaşımında güvenlik başlığı öne çıkıyor. Afganistan'dan kaynaklanabilecek riskler, sınır ötesi suç faaliyetleri ve radikal grupların hareketliliği, Moskova'nın kendisini bölgesel güvenlikte gerekli bir aktör olarak konumlandırmasına imkan veriyor. Ortak askeri tatbikatlar, güvenlik anlaşmaları ve bölgesel örgütler bu politikanın araçları olarak kullanılıyor.
Ancak burada önemli bir gerçek var: Güvenlik kaygılarının arttığı dönemlerde devletler dış desteğe daha açık hale gelir. Bu da büyük aktörlere daha fazla hareket alanı yaratır. Rusya'nın Orta Asya'daki varlığının önemli bir kısmı bu durumdan besleniyor.
Ermenistan seçimleri bu tabloyla doğrudan bağlantılıdır. Paşinyan'ın yeniden iktidara gelmesi, Erivan'ın Rusya ile mesafesini daha da artırabilir. Bu da Moskova'nın Güney Kafkasya'daki etkisini sınırlı hale getirirken, dikkatini daha fazla Orta Asya'ya yöneltmesine neden olabilir. Çünkü Güney Kafkasya, Orta Asya'ya uzanan ulaşım ve enerji hatları açısından geçiş bölgesi niteliği taşıyor.
Türkiye açısından bakıldığında ise süreç farklı bir anlam taşıyor.
Ankara son yıllarda Türk Devletleri Teşkilatı üzerinden Orta Asya ile ilişkilerini güçlendiriyor. Hazar üzerinden Orta Asya'ya uzanan ulaşım hatları, Türkiye'nin Avrupa ile Asya arasında ticaret bağlantılarını artırma hedefinde önemli bir yer tutuyor.
Bu nedenle Güney Kafkasya'daki gelişmeler Türkiye için yalnızca diplomatik değil, ekonomik sonuçlar da doğuruyor. Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki barış süreci, Türkiye-Ermenistan normalleşmesi ve ulaşım hatlarının açılması, bu ekonomik hattın çalışması açısından kritik önemde.
Bu süreçler ilerlemediği sürece Orta Koridor 'un verimli işlemesi de zorlaşıyor.
Avrupa'nın bölgeye ilgisi de artıyor. Enerji güvenliği, Rusya'ya bağımlılığın azaltılması ve Orta Asya'ya erişim ihtiyacı, Güney Kafkasya'yı Avrupa açısından da önemli hale getiriyor. Bu durum, bölgedeki ilişkileri daha karmaşık bir yapıya taşıyor.
Bugün Ermenistan seçimleri yalnızca iç politika açısından değerlendirilebilecek bir olay değildir. Aynı zamanda Rusya'nın bölgesel yönelimi, Orta Asya'nın artan önemi ve Türkiye'nin bölgesel bağlantı stratejisiyle doğrudan bağlantılıdır.
Asıl soru şudur: Rusya, kaybettiği alanları telafi etmek için Orta Asya'ya daha fazla mı yönelecek, yoksa Orta Asya zaten kendi başına daha rekabetçi bir alana mı dönüşüyor?
Bu sorunun cevabı seçim gecesi ortaya çıkmayacak. Ancak Erivan'da kurulacak sandık, bu sürecin yönünü belirleyen işaretlerden biri olacak.
Ve artık açık olan şu: Bölgedeki hiçbir gelişme yalnızca yerel değildir. Ermenistan'daki bir seçim de Orta Asya'daki bir güvenlik kararı da birbirini etkileyen süreçlerin parçası haline gelmiştir.
Cem Bürüç / diğer yazıları
- İran mutabakatından Ukrayna masasına / 18.06.2026
- Akdeniz'de güç rekabeti büyüyor / 17.06.2026
- Küresel hat üzerinde Türkiye / 16.06.2026
- Barış konuşulurken Lübnan'da bombalar / 14.06.2026
- İngiltere'de ne oluyor? / 13.06.2026
- Güvenilirliğin temeli tutarlılıktır / 11.06.2026
- Ermenistan seçmeni Paşinyan'ı değil, yeni bir yönü onayladı / 09.06.2026
- Mesele İran değil / 07.06.2026
- Erivan sandığı, Moskova'nın Orta Asya yönelimi / 06.06.2026
- Yeni küresel denge ve Türkiye'nin konumu / 04.06.2026
- Akdeniz'de güç rekabeti büyüyor / 17.06.2026
- Küresel hat üzerinde Türkiye / 16.06.2026
- Barış konuşulurken Lübnan'da bombalar / 14.06.2026
- İngiltere'de ne oluyor? / 13.06.2026
- Güvenilirliğin temeli tutarlılıktır / 11.06.2026
- Ermenistan seçmeni Paşinyan'ı değil, yeni bir yönü onayladı / 09.06.2026
- Mesele İran değil / 07.06.2026
- Erivan sandığı, Moskova'nın Orta Asya yönelimi / 06.06.2026
- Yeni küresel denge ve Türkiye'nin konumu / 04.06.2026

























































