Batı Nil Virüsü vakaları artıyor
Sağlık Bakanlığı, 2024’ün başından bu yana Türkiye genelinde altı kişide Batı Nil virüsü tespit edildiğini açıkladı. Bu açıklama, sivrisinek kaynaklı hastalıkla ilgili endişeleri artırdı
24.08.2024 05:49:00
Yenal Arman
Yenal Arman





Sağlık Bakanlığı, 2024'ün başından bu yana Türkiye genelinde altı kişide Batı Nil virüsü tespit edildiğini açıkladı. Bu açıklama, sivrisinek kaynaklı hastalıkla ilgili endişeleri artırdı.
Batı Nil virüsü, ilk kez 1937'de Uganda'nın Batı Nil bölgesinde keşfedildi ve zamanla Afrika, Akdeniz ve Avrupa'nın bazı bölgelerinde salgınlara yol açtı. 1999'un sonlarında New York'ta ortaya çıkan virüs, o zamandan beri Amerika kıtasında yayılmaya devam ediyor. Koronavirüs gibi bir RNA virüsü olan Batı Nil virüsü, Flavivirus cinsine ait olup, zika, dang ve sarı humma virüslerini de içeriyor.
Batı Nil virüsü, genellikle "culex" adı verilen sivrisinek türlerinin ısırıklarıyla insanlara bulaşıyor. Ayrıca, karga ve mavi alakarga gibi kuşlar arasında da yayılabiliyor. Sivrisinekler, enfekte kuşlardan beslenerek virüsü insanlara, atlara ve diğer memelilere taşıyor. Nadir durumlarda, enfekte enjektörler, kan ve organ nakli ile emzirme yoluyla da bulaşabiliyor.
Çoğu Batı Nil virüsü vakası hafif seyrediyor ve grip benzeri semptomlara neden oluyor. Bu semptomlar arasında ateş, baş ağrısı, vücut ağrıları, kusma, ishal ve döküntü bulunuyor. ABD'li uzmanlar, enfeksiyonların yüzde 80'inin tespit edilip kayıt altına alınamadığını tahmin ediyor.
Ancak, virüs beyne ve sinir sistemine saldırdığında durum ciddi hale gelebiliyor. Vakaların yaklaşık yüzde 1'inde virüs, menenjit, ensefalit veya çocuk felci benzeri sendromlara yol açabiliyor. Bu durum "Batı Nil nöroinvaziv hastalığı" olarak adlandırılıyor ve bu vakaların yaklaşık yüzde 10'u ölümle sonuçlanıyor. İyileşen bazı kişilerde ise kalıcı nörolojik sakatlıklar veya hareket bozuklukları görülebiliyor.
Batı Nil nöroinvaziv hastalığı riski, 60 yaş ve üzeri kişilerde, bağışıklık sistemi zayıf olanlarda ve kanser, diyabet veya böbrek yetmezliği gibi rahatsızlıkları olanlarda daha yüksek.
Batı Nil virüsü, ilk kez 1937'de Uganda'nın Batı Nil bölgesinde keşfedildi ve zamanla Afrika, Akdeniz ve Avrupa'nın bazı bölgelerinde salgınlara yol açtı. 1999'un sonlarında New York'ta ortaya çıkan virüs, o zamandan beri Amerika kıtasında yayılmaya devam ediyor. Koronavirüs gibi bir RNA virüsü olan Batı Nil virüsü, Flavivirus cinsine ait olup, zika, dang ve sarı humma virüslerini de içeriyor.
Nasıl bulaşıyor?
Batı Nil virüsü, genellikle "culex" adı verilen sivrisinek türlerinin ısırıklarıyla insanlara bulaşıyor. Ayrıca, karga ve mavi alakarga gibi kuşlar arasında da yayılabiliyor. Sivrisinekler, enfekte kuşlardan beslenerek virüsü insanlara, atlara ve diğer memelilere taşıyor. Nadir durumlarda, enfekte enjektörler, kan ve organ nakli ile emzirme yoluyla da bulaşabiliyor.
Belirtiler ve riskler neler?
Çoğu Batı Nil virüsü vakası hafif seyrediyor ve grip benzeri semptomlara neden oluyor. Bu semptomlar arasında ateş, baş ağrısı, vücut ağrıları, kusma, ishal ve döküntü bulunuyor. ABD'li uzmanlar, enfeksiyonların yüzde 80'inin tespit edilip kayıt altına alınamadığını tahmin ediyor.
Ancak, virüs beyne ve sinir sistemine saldırdığında durum ciddi hale gelebiliyor. Vakaların yaklaşık yüzde 1'inde virüs, menenjit, ensefalit veya çocuk felci benzeri sendromlara yol açabiliyor. Bu durum "Batı Nil nöroinvaziv hastalığı" olarak adlandırılıyor ve bu vakaların yaklaşık yüzde 10'u ölümle sonuçlanıyor. İyileşen bazı kişilerde ise kalıcı nörolojik sakatlıklar veya hareket bozuklukları görülebiliyor.
Batı Nil nöroinvaziv hastalığı riski, 60 yaş ve üzeri kişilerde, bağışıklık sistemi zayıf olanlarda ve kanser, diyabet veya böbrek yetmezliği gibi rahatsızlıkları olanlarda daha yüksek.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.


























































































