logo
28 EYLÜL 2026

Özgür Özel TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu: İhanet, yalnız kaldığında içinde hissedildiğinde cezalandıran duygudur

CHP, "mutlak butlan" kararı sonrası ilk TBMM Grup Toplantısı'nı düzenledi. Salondaki "hain Kemal" sloganları üzerine Özel, "Arkadaşlar... İhanet yüksek sesle başkalarından duyulduğunda değil, yalnız kaldığında içinde hissedildiğinde cezalandıran duygudur" dedi

02.06.2026 15:29:00 / Güncelleme: 02.06.2026 16:00:44
Haber Merkezi
 
Özgür Özel TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu: İhanet, yalnız kaldığında içinde hissedildiğinde cezalandıran duygudur
Özgür Özel TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu: İhanet, yalnız kaldığında içinde hissedildiğinde cezalandıran duygudur
Saat 13.15'te başlayan CHP TBMM Grup Toplantısı'na eski ve yeni çok sayıda CHP'li katıldı. Bu isimler arasında eski CHP Genel Sekreteri Önder Sav da yer aldı. 16 yıl sonra CHP Grup Toplantısı'na katılan Sav, "Böyle bir dönemde ben dahil herkese yeni yükümlülük düştü. On altı yıldır grup toplantısına gelmemiştim. Seçilmiş CHP'nin yargı kararıyla uzaklaştırılmasını içime sindiremem" dedi.

Toplantı yoğun katılımla gerçekleşti

Partililer, "Ya hep beraber ya hiçbirimiz", "İktidar", "Cumhurbaşkanı İmamoğlu", "Direne direne kazanacağız", "Hain Kemal" sloganları attı. Toplantıya 1000'den fazla ismin katıldığı öğrenildi. Özgür Özel, saat 13.28'de "Özgür Başkan" sloganıyla kürsüye geldi. Özel, 13.30'da konuşmasına başladı.

Özel'in konuşmasından satır başları şöyle:

"Türkiye'nin dört bir yanından dayanışma için, partisine sahip çıkmak için, Cumhuriyet Halk Partisi grubuna sahip çıkmak için koşup gelen değerli örgütümüz, belediye başkanlarımız, tüm dostlarımız... Hepinizi saygıyla selamlıyorum, hepiniz iyi ki varsınız. Meclis çok grup toplantıları gördü. Çok coşkulu, çok kalabalık grup toplantıları gördü. Ama bugün buradaki tablo ve Dikmen Kapı'nın önünde, turnikeler önünde hazır bekleyen, içeri girmek için sıra bekleyen 3 bin 200 arkadaşımıza yürekten teşekkür ediyorum. Bu bir grup toplantısına katılma değildir. Bu bir sahip çıkma, bir tarihin doğru tarafında durma, bir tarih yazma ve partinin ve ülkenin geleceğine yapılan saldırılara karşı göğüs germe, direnme ve yürüyüşe geçme ziyaretidir Üç haftalık aranın ardından milletin meclisinde, olmamız gereken yerde, milletin görevlendirdiği milletvekillerimizin takdir ettiği görevimizle olmamız gereken kürsüdeyiz. Bizi soracak olursanız, biz bildiğiniz gibiyiz; biraz daha ustalaştık taşı kırmakta, dostu düşmanı birbirinden ayırmakta. Değerli arkadaşlar, bugün burada her biriniz partinin saatinin vidasından geliyorsunuz, bu partinin damarlarından, damarının içindeki alyuvardan, akyuvardan geliyorsunuz.

("Hain Kemal' sloganı üzerine) Siz sokağı bilen, sokağı duyan, sokaktaki öfkeyi görenlersiniz ama bizim görevimiz bugün öfke seslerini, tepki seslerini bu yüce çatının altına taşımak değil; bizim görevimiz bir büyük kumpasa karşı bu çatının altına direniş, mücadele ve umut seslerini taşımaktır. Son grup toplantımızdan sonra hem 19 Mayıs bayramımızı, hem mübarek Kurban Bayramımızı, hem de bayramlarımızı zehir eden birtakım gelişmeleri hep birlikte yaşadık. Bugün Gadir-i Hum Bayramı; bugün 1 milyona yakın Arap Alevi vatandaşımız, yurttaşımız cehennemin dahi ateşlerinin söndüğü ve sevginin, bağışlamanın, bağışlanmanın en üst noktaya çıktığı bu bayramda... Dün gece son seçimlerde bize yüzde 93 oy vermiş olan Samandağ ilçesinin yüzde yüzlük desteğini bize taşıyan, aktaran, dua eden, oradan bizim için dua edenlerin selamını alıyor, bütün Arap Alevi vatandaşların bu güzel bayramını yürekten kutluyorum.

Gezi Parkı eylemleri de gündemindeydi

Yine bu üç hafta içine büyük, büyük bir mücadelenin, Cumhuriyet tarihinin en büyük demokratik itirazlarından olan Gezi eylemlerinin 11. yıl dönümünü de içine aldı. O dönemde hayatlarını kaybeden kardeşlerimiz; Ali İsmail Korkmaz'ı, Ethem Sarısülük'ü, Abdullah Cömert'i, Mehmet Ayvalıtaş'ı, Ahmet Atakan'ı, Medeni Yıldırım'ı, Hasan Ferit Gedik'i ve evladımız Berkin Elvan'ı rahmetle anıyorum, hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum. Ayrıca o günlerde hepimizin yerine orada olan, çatışmayı değil, çatışmayı değil barışı, kardeşliği savunan, kimsenin burnu kanamasın diye yüreklerini ortaya koyan, ağaçları savunan, İstanbul'u savunan İstanbul Dayanışması, Taksim Dayanışması'ndan yıllar sonra bir darbe kumpası çıkardılar. Halen daha AİHM ve AYM kararlarıyla, bu kararlara rağmen içeride tutulan Tayfun Kahraman kardeşime, Sayın Osman Kavala'ya, Can Atalay'a, Mine Özerden'e, Çiğdem Mater'e selam olsun. Çok yakında kavuşacağız, çok yakında!

Buradan Meclis'in ortaklaştığı, Meclis Başkanı'nın başkanlığındaki komisyonda ortaklaştığı, altına hep beraber imza attığı "Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmalıdır, AİHM kararlarına uyulmalıdır" diyen 6. maddeyi bir kez daha hatırlatıyorum. Önümüzdeki günlerde tüm AİHM ve AYM kararlarının zaman geçirilmeden uygulanacağı bir süreç için Meclis'teki tüm milletvekillerini attıkları imzaya, namuslarına sahip çıkmaya davet ediyorum. Değerli arkadaşlar, hepimiz milletin seçilmiş temsilcileriyiz. Bizi buraya millet getirdi, bu görevleri millet verdi. Her ne yaşarsak yaşayalım milletin gündeminden kopamayız. Bugün halkımızın, milletimizin ağır bir ekonomik kriz altında ezildiğini hepimiz biliyoruz.

2018'den beri bitmeyen, ağırlaşarak devam eden çok yönlü bir krizin içindeyiz. Dün mayıs ayının açlık ve yoksulluk sınırı rakamları açıklandı. Ve açlık sınırının 35 bin 174 liraya, yoksulluk sınırının 114 bin 576 liraya yükseldiğini gördük. Yani tüm emeklilerin, tüm emekçilerin, tüm mavi ve beyaz yakalıların, neredeyse tüm devlet memurlarının yoksulluk sınırının altında olduğu, emeklilerin ve asgari ücretlilerin açlık sınırının altında olduğu bir sürecin içindeyiz.

Türkiye'nin ekonomik durumunu değerlendirdi

Ülkede çiftçi yaşı 58'i bulmuş, üç çiftçiden ikisi asgari ücretli iş bulursam seneye ekmem dikmem, toprağı bırakırım giderim diyecek hale gelmiştir. İnsanca yaşamın mümkün olmadığı bir sürecin içinde Türkiye gıda enflasyonunda da genel enflasyonda da Avrupa'da birinci, dünyada beşinci sıradadır. Enflasyonu Türkiye'den kötü dünyada dört ülke vardır. Bu ülkeler ya savaşta ya iç savaşta ya bombardıman altında, perişan durumdaki Güney Sudan'dan, İran'dan ve Brezilya'dan sonra en... Arjantin'den sonra en kötü enflasyon. Adını bilmediğimiz coğrafyada, haritada yeri zor bulunacak ülkelerde enflasyon bizden iyidir. Milletimize tüm bu yaratılan büyük kaos, kargaşa, onlara da değineceğim ama milletin sesini kesen, milletin sesi yerine başka sesler duyurmaya çalışanların huzurunda milletimize şunu hatırlatmak isterim: Türkiye'nin bir aylık enflasyonu dünyadaki yüz ülkenin bir yıllık enflasyonundan fazladır. Yani ülke kötü yönetilmekte, beceriksizce yönetilmekte, enflasyon sorunu dünyada çözülmekte ama Türkiye'de tırmanmaktadır. Bunun sebebi liyakatli, akılcı, doğru yönetim yerine hem liyakatsiz kadrolar hem de iktidarı kaybetmemek için ardı arkası gelmeyen siyasi operasyonlar, devletin otuz yıl önce verdiği bir diplomayı birisine rakip olmasın diye iptal eden devletin, bütün kağıtlarına yarattığı güvensizlik... Otuz yıl önce verdiği diplomayı inkar eden benim tapumu mu tanıyacak, benim banka cüzdanıma mı değer verecek, onun namusu yarın gittiğinde geri mi ödenecek? Ülkenin ana muhalefet partisinin, ana muhalefet partisinin garantisinin olmadığı yerde devletin garantisi, sözü ne zamana kadar sürecek lafı işte bu ülkenin, işte bu ülkenin risk primidir. Bu ülkenin pahalı borçlanmasıdır. Bu ülkenin yüksek faizidir. Bu ülkenin içinden çıkamadığı ekonomik sarmaldır. Ve öyle bir noktadayız ki bir büyük paradigma değişimi, bir büyük baştan aşağı sarsan bir şey, yani onlar gitti, Türkiye onları geride bıraktı, hukuk tanımazları, mahkeme tanımazları, kendilerinin yenemediklerini hapse attıranları, sırf seçim kazanabilmek ya da sırf yenilmemek için rakiplerinden teker teker kurtulanları ve sadece iktidarını sürdürmek için hukukun H'sini bile anmayanları Türkiye geride bıraktı, Türkiye artık öyle bir ülke değil, Türkiye'de halk kazandı, hukuk kazandı, adalet kazandı, Türkiye'nin önü açık, Türkiye'de artık millet kazandı denmeden bu kriz bitmeyecektir.

akpden.com konusunda konuştu

Bugün Türkiye'nin en büyük sorunu vergi sorunudur. Bugün Türkiye'nin en büyük sorunu verginin adaletsiz, haksız, yersiz alınması sorunudur. Türkiye'nin servet sahiplerinin toplam verginin yüzde 11'ini ödediği, bu salondaki gibi Türkiye'deki bütün vatandaşların zenginliklerine fakirliklerine bakılmadan dolaylı vergilerle verginin 64'ünü ödediği, maaş alanlarında gelir vergisiyle verginin 24'ünü ödediği bir düzende, yani esas vergi vermesi gerekenlerin verginin onda birini, az ya da hiç vermesi gerekenlerin verginin onda dokuzunu ödediği bir düzen haksız bir düzendir. Söz verdim, söz verdim genç bir arkadaşa, diyor ki bana Çınar, "Hani" diyor, "Özgür aAbi, akpden.com devam edecekti?" "Ediyor" dedim, "akpden2.com." Baktım ama dedi, bir ilk araba var, bir de dedi geçen hafta söylediğin bilgisayar var, ama dedi cep telefonu var, ama dedi devam edeceksin demiştin, oyun konsolu demiştin, Amerika'da Türkiye'nin üçte biri fiyatınaymış Özgür abi, onu gösterecek misin dedi. Göstereceğim oğlum dedim. Aha da Çınar'a gösteriyorum. İşte o vergi düzeni. Bunu Türkiye'de 44 bin 500 liraya almak varken, AKP'den olmasa, akpden.com'da sepete ekle dediğinde Çınar, "Dur bakalım Çınar" diyorlar, "Dur, 8 bin 900 lira gümrük vergisini ver, 10 bin 680 lira özel tüketim vergisi ver, bir de bunların üstüne 12 bin 820 lira KDV'sini ver, yani sen buna 32 bin 400 lira daha Tayyip amcaya ve onun beceriksiz bakanlarına ver, varsa 77 bin liran oyun konsolunu alırsın Çınar" diyorlar. Bu düzeni değiştirmenin, bu kara düzeni ortadan kaldırmanın, Çınar'ın da yüzünü güldürmenin sözünü veriyor Cumhuriyet Halk Partisi. Çınar'ın ve babasının, anasını ağlatanlar 65.000 liralık cep telefonunu 133 bin liraya sattıranlardır. 65 bin liralık cep telefonundan 67 bin lira vergi alanlardır. Çınar'ın babası 30 sene önce, 40 sene önce devlet memuru olaydı ya da beyaz yakalı, mavi yakalı olaydı, Çınar'ın annesi de çalışaydı, 5 yıla bir araba alıyorlardı, 10 yıla bir ev alıyorlardı. Ama şimdi Çınar'ın babası, eğer babasından miras değilse veya milli piyangodan ikramiye çıkmadıysa, Çınar'ın anasıyla babasının her sabah 6'da kalkıp işe gidip turşu gibi geriye gelenlerin ömürleri boyunca çalışıp bir ev almaları, bir araba almaları mümkün değildir. Almaya kalkanın karşısında Tayyip Bey belirir, 1 milyon 200 bin liralık arabadan 1 milyon 557 bin lira vergi alır, 2.7 milyona getirir. İşte AK Parti'nin kara düzeni budur. Bu açlığa, bunu kısaca neden söylüyorum, bu adaletsiz yüzde 90 vergiyi almaması gerekenlerden alanların, vergi verenleri vergi verecekleri rahat bırakanların, yandaşa iltimas yapan kıyak geçen, yandaşın vergisi parayı kazanmış, vergisi hesaplanmış, tam ödenecek zamana gelmiş, burada komisyonlardan onlara af çıkaranların tarafını görmek hepimiz tarafımızı belirlemek durumundayız.

Bu açlığa, bu sefalete çözüm bulmayanlar, çözüm bulamayacaklarını bilenler, bu kötü yönetimi artık milletin istemediğini görenler, bir daha asla seçim kazanamayacaklarından emin olanlar, kendilerini düzeltmek ve gerekirse bir dönem kaybetmek, ders almak, yeniden iktidara hazırlanmak, yani demokrasinin gelişli gidişli milletin tercihine göre iktidar değişimlerini mümkün kılan, memnun olunmayanın gittiği, umut edilenin geldiği, yapamayanın gittiği, yapacak olanın geldiği ya da emeklinin işçinin herkes kendisini en iyi taahhüdü yapanı seçer deyip kendinden yana politikalar söyleyenleri tercih edip iktidara getirebildiği bir düzeni, ki bu düzen bu ülkenin savaş meydanlarında kurulan, sonra cumhuriyeti kuran, sonra da çok partili rejimi getirip milletin istediğini getirip istediğini götürmesine karar vermesini bu ülkeye hediye eden Cumhuriyet Halk Partisi'nin en önemli bu ülkeye kazanımıdır kazandırdığı iştir, işte o düzenden vazgeçiyorlar.

"Hain Kemal" sloganlarına şöyle yanıt verdi

("Hain Kemal" sloganları üzerine) Arkadaşlar, arkadaşlar, arkadaşlar... İhanet, ihanet yüksek sesle başkalarından duyulduğunda değil, yalnız kaldığında içinde hissedildiğinde cezalandıran duygudur. O yüzden, o yüzden lütfen bu salonda, bu yüce çatı altında bu öfke cümlesi yerine geleceğe yönelik kuracağımız cümleleri bekleyelim. Geleceğe yönelik umut sloganları atalım!

Biz iktidara gelmek için genel seçimlere gün sayarken ve bir yandan, bir yandan partide 10 ay önce 5 parti birlikte yüzde 25 oy almış, şimdi yüzde 38 oy almışken, son ankette kurultaydan önceki en iyimserinde partinin oyu yüzde 14, kararsız protestolar yüzde 40'larda gezerken değişimle, umutla, doğru adaylarla, gençlerle, kadınlarla, bilimle, doğru bir kampanyayla, doğru bir stratejiyle Cumhuriyet Halk Partisi o büyük değişimden 4 ay, 5 ay sonra yüzde 38 oyla, 47 yıl sonra kurulduğu gün gibi Türkiye'nin birinci partisi oldu ve kurulduğu günden beri AK Parti'yi yenen ilk parti oldu. İşte bu yüzden bu değişimi, bu değişimin rüzgarını, kararlılığı, azmi görenler, kararı iktidarı değiştirmeye verdiğimizi görenler, başa gelince, kazanınca, başarınca şekil, anlayış değiştirmediğimizi görenler, kendi adaylığımın peşinde koşmadığımı, milletin istediği bir adayı ancak partilinin, sonra da o darbe sonrası 15,5 milyonun oyuyla adaylaştırdığımızı görenler, "Onu hapse attık, diplomasını yaktık, artık olamaz o" deyince yine "Sıra bize geldi" demek yerine, "Bu görevi her birimiz yapabiliriz, bu görevi yapabilecek çok kuvvetli adaylarımız ve mutlaka ve mutlaka Erdoğan'ı yenecek en doğru adayımız vardır, o kararı vereceğim, seçimi alacağım" dediğimizi görenler işte bugünlere giriştiler. Sürecin tamamını ailelere, evlatlara, eşlere, dostlara haksızca saldıracak kadar küçülerek sürdürdüler. O süreçleri hep birlikte gördük. O günden bugüne açık, gizli bir sürü şey duyduk."

Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi

"Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisindeki şakaları gerekçe gösterilerek 88 gündür "kuyu tipi" cezaevinde tutulan komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkeme Göktaş'a toplam 1 yıl 7 ay hapis cezası verirken, hükümle birlikte serbest bırakılmasına hükmetti

28.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
YouTube üzerinden yayımladığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 3 Temmuz'dan bu yana cezaevinde bulunan ünlü komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. Hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edilen davanın ilk duruşmasında mahkeme, Göktaş hakkında tahliye kararı verdi.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ve salon yetersizliği nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmayı siyasi parti temsilcileri, çok sayıda gazeteci, avukat ve yurttaş takip etti.

İki suçtan ceza, bir suçtan beraat

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Deniz Göktaş'ı "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün olmak üzere toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırdı. "Daltonlar Çetesi" ile ilgili yaptığı espriler nedeniyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından ise beraatine hükmedilen Göktaş, aldığı cezaların hükmüyle birlikte tahliye edildi.

"Cümle başına 22 gün hücrede kaldım"

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda (kuyu tipi cezaevi) tek kişilik hücrede geçirdiği 88 günü anlatarak savunmasına başlayan Deniz Göktaş, mizahın suç sayılamayacağını vurguladı. Göktaş savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"3 Temmuz'dan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim. Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yasalar değişmedi. Değişen ne? Şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik kullandığı "diktatör" ifadesinin hakaret değil, siyasi bir betimleme olduğunu savunan komedyen, "Bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hicve açık olunmalıdır" dedi. İddianamedeki "oruç tutan canlı bombalar" ve "dalgıçlar (haşema)" şakalarının ise toplumsal gerginliklerin mizahi bir dille dışa vurumu olduğunu ekledi.

Adliyede yaşananları anlattı: "Zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm"

Göktaş savunmasında, gözaltına alınma ve tutuklanma sürecindeki usulsüzlüklere de dikkat çekti. Yurt dışı tatilini kendi isteğiyle yarıda keserek Türkiye'ye döndüğünü belirten Göktaş, havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alındığını söyledi. Göktaş, Çağlayan Adliyesi'nde yaşadığı ilginç bir anıyı da mahkeme salonunda paylaştı:

"Hâkimliğe çıkarılmayı beklerken bana üç kez 'Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi net bir şekilde söylememe rağmen emrivakiyle adliye koridorunda kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu bana 'Niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada' demeyen tek kişiydi."

88 günlük belirsiz bekleyişin ardından özgürlüğüne kavuşan Deniz Göktaş'ın tahliye kararı, adliye koridorlarında ve sosyal medyada büyük bir sevinçle karşılandı.

Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı

Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı

28.09.2026 14:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele ekiplerince DEAŞ'a yönelik operasyon gerçekleştirildi.



Jandarma ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında yabancı uyruklu R.K.Q.B., W.K.Q.B., R.H.K.B., N.T.H.M. ve N.T.G. isimli şahısların adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere Özel Harekat Timlerinin de katılımıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından işlemleri yapılmak üzere İl Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek

28.09.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
20 milyar dolarlık büyüklüğe ve 450 binin üzerinde hesap sahibine ulaşan fon soruşturmasında tasfiye koşulları netleşiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikle 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesinin gündeme geldiği belirtildi.

Toplam büyüklüğü 20 milyar dolara ulaşan ve 450 binin üstündeki hesap sahibini doğrudan ilgilendiren fon kriziyle ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma giderek derinleştirilirken, kapatılan fonların tasfiyesine ilişkin koşullar da netleşmeye başladı. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikli olarak 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesi yönünde karar çıktığı ifade ediliyor. Son üç aylık dönem başta olmak üzere soruşturmaya konu fonlardaki tüm hesap hareketleri detaylıca incelenecek. Devam eden soruşturmada tutuklu sayısı 51'e yükselirken, 46 düzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı ise kaçırma, değer azaltma, üçüncü kişilere devrin önlenmesi amacıyla donduruldu.

Kapsamda hangi fonlar var?
Son dönemlerde çok sayıda operasyona imza atan Adalet Bakanlığı'nın en kapsamlı soruşturmasını fonlarla ilgili sürdürülen soruşturma oluşturuyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürüttüğü fon soruşturmasında, 7 yatırım şirketine ait fonların para ve yatırımcı trafiğinin ortaya çıkarılması için Merkezi Kayıt Kuruluşuna müzekkere yazdı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen 2026/149004 sayılı fon soruşturması kapsamında 22 Eylül'de Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan fonlara ilişkin ayrıntılı yatırımcı ve işlem kayıtlarını istedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı MKK'ya yaptığı başvuruda, Pusula Finans Anonim Şirketi, Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Hedef Portföy Yönetimi A.Ş., Bulls Yatırım Menkul Değerler A.Ş., A1 Capital Menkul Değerler A.Ş., Atlas Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklığı ile Pardus Menkul Kıymetler A.Ş. ile bağlantılı fonlara ilişkin kayıtların incelenmesini istedi. TCK'nın suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürütülen soruşturmada tasfiye tarihine kadar yapılan yatırımcı bazlı tüm hareketlerin tespiti istendi.

Para hareketleri ortaya çıkarılacak
Yatırımcıların fonlardaki alım-satım işlemlerinin TL karşılıkları, mevcut hesaplardaki katılma payı değerleri, pay oranları ve benzeri nitelikteki kayıtları isteyen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, fonlardaki yatırımcı hareketlerinin dönemsel olarak ortaya çıkarılarak, para trafiğinin ayrıntılı biçimde incelenmesini hedefliyor. Savcılığın MKK'dan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek. Soruşturmaya ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmede bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, amacın birikimlerin istismarına izin vermemek ve mağduriyetin kanunun öngördüğü koşullar çerçevesinde giderilmesinin amaçlandığını bildirdi. Bakan Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından "suç işlemek amacıyla örgüt kurma-üye olma", "nitelikli dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "sermaye piyasası kanununa muhalefet" suçları kapsamında yürütülen soruşturmada, para hareketlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktardı.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti

28.09.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti.

AYM'nin 24 Eylül'de yayımladığı 29 Eylül Genel Kurul gündeminin ilk sırasında, E.2026/9 (Değişik İşler) numaralı dosya yer aldı. Gündemde dosyanın konusu, "Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılığı ileri sürülerek anılan Kanun'un 104. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebi" olarak belirtildi.

Süreç, Yenilik Partisi'nin itirazıyla başladı
Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi, "Yeni Parti" adının kendi parti adıyla karıştırılabileceğini savunarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yılmaz, "Yeni" ve "Yenilik" ifadelerinin seçmen açısından karışıklığa yol açabileceğini ve Yeni Parti isminde ayırt edici bir ek bulunmadığını ileri sürdü.

Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Eylül'de Yeni Parti'ye isim değişikliği talebi içeren bir tebligat gönderdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti adının belirlenmesinde mevcut içtihatların dikkate alındığını belirterek isim benzerliği iddiasına karşı çıktı.

İki seçenek konuşuluyor
Yeni Parti yetkilileri isim benzerliği olmadığını belirtmiş, "Buna rağmen aksi yönde bir karar çıkarsa küçük bir değişiklikle yola devam ederiz" mesajını vermişti.

Kulislerde "Halkın Yeni Partisi" ve "Değişim Partisi" gündeme gelen seçenekler arasında yer alıyor.

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi

27.09.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında "rüşvet" suçundan resen soruşturma başlattı. Başsavcılık açıklamasında, soruşturmanın TCK'nin 252. maddesi uyarınca yürütüldüğü belirtildi.

Soruşturmayı ekonomik suçlar bürosu yürütüyor
Açıklamaya göre dosya, Başsavcılığın Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülüyor. Soruşturma kapsamında elde edilen deliller üzerine resen işlem başlatıldığı bildirildi.

Başsavcılık ayrıntı paylaşmadı
Başsavcılığın kamuoyuna duyurduğu açıklamada, iddianın dayanağına, soruşturmanın kapsamına veya izlenecek adımlara ilişkin ek bilgi verilmedi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.