logo
16 EYLÜL 2026

Bayrampaşa’da YENİ Parti İlçe Başkanlığının açılışı yapıldı

Bayrampaşa'da YENİ Parti İlçe Başkanlığının açılışı yapıldı. Açılış törenine Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Bayrampaşa İlçe Başkanı Müştak Engin Taştemür ve beraberindeki ilçe heyeti de katılım sağladı

15.09.2026 22:38:00 / Güncelleme: 16.09.2026 00:09:50
Hasan Gündoğdu
 
Bayrampaşa’da YENİ Parti İlçe Başkanlığının açılışı yapıldı
Bayrampaşa’da YENİ Parti İlçe Başkanlığının açılışı yapıldı
Ziyarette BTP İlçe Başkanı Taştemür ile birlikte BTP ilçe yönetiminden Yaşar Keskin, Mehmet Özgü ve İmran Taştemür de yer aldı.
 
BTP İlçe Başkanı Taştemür; YENİ Parti milletvekilleri Gökhan Zeybek ve Özgür Katabat'a, İl Başkanı Özgür Çelik'e ve YENİ Parti Kurucu Bayrampaşa İlçe Başkanı Alican Çam'a yeni görev ve binalarının hayırlı olması temennilerini iletti.







Açılışa damga vuran hediye: "Hoş Geldin Atatürk"
 
Açılış programında, BTP İlçe Başkanı Müştak Engin Taştemür, YENİ Parti İl Başkanı Özgür Çelik'e, BTP'nin merhum Lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleme aldığı ve Atatürk hakkında yazılmış en kapsamlı eserlerden biri olan "Hoş Geldin Atatürk" kitabını takdim etti. 







Hediyeden duyduğu memnuniyeti dile getiren İl Başkanı Özgür Çelik, Taştemür'e teşekkür ederek kitabı en kısa sürede muhakkak okuyacağını ifade etti.
 
Katılımları için BTP heyetine teşekkür eden YENİ Parti Bayrampaşa Kurucu İlçe Başkanı Alican Çam ise en kısa sürede BTP Bayrampaşa İlçe Teşkilatı'na iade-i ziyarette bulunacaklarını belirtti.
 
Öte yandan törende, YENİ Parti'nin Bayrampaşa ilçe kongresinin 26 Aralık tarihinde gerçekleştirileceği bilgisi paylaşıldı.

Kocaeli'nin can damarı Yuvacık Barajı'nda son durum

Kocaeli'nin içme suyu ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayan Yuvacık Barajı'nda doluluk oranı yüzde 40 olarak ölçülürken, Namazgah Barajı'ndaki doluluk oranı yüzde 53 olarak kayıtlara geçti

15.09.2026 12:40:00
İHA
 
Kocaeli'nin can damarı Yuvacık Barajı'nda son durum
Kocaeli'nin can damarı Yuvacık Barajı'nda son durum
İSU Genel Müdürlüğü verilerine göre, tam kapasitesi 51,13 milyon metreküp olan Yuvacık Barajı'nda mevcut su miktarı 20,57 milyon metreküp olarak hesaplandı. Bu verilere göre barajdaki doluluk oranı yüzde 40 seviyesinde ölçüldü.






Yaz döneminde yağışların yeterli düzeyde gerçekleşmemesi su havzalarındaki hareketliliği yakından takip ettirirken, geçtiğimiz yıl 8 Eylül'de ise barajdaki su seviyesi yüzde 31 olarak kaydedilmişti.








Öte yandan, yine İSU verilerine göre, kentin diğer önemli su kaynaklarından Namazgah Barajı'ndaki doluluk oranı da yüzde 53 olarak ölçüldü.






18 yıllık faili meçhul cinayette 7 şüpheli adliyeye sevk edildi

Nevşehir'in Ürgüp ilçesinde 2008 yılında işlenen ve 18 yıldır faili meçhul olarak kalan Sedat Ünal cinayetiyle ilgili gözaltına alınan 7 şüpheli, jandarmadaki işlemlerinin tamamlanmasının ardından geniş güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edildi

15.09.2026 12:17:00
İHA
 
18 yıllık faili meçhul cinayette 7 şüpheli adliyeye sevk edildi
18 yıllık faili meçhul cinayette 7 şüpheli adliyeye sevk edildi
Nevşehir İl Jandarma Komutanlığı, Ürgüp İlçe Jandarma Komutanlığı ve JASAT öncülüğünde oluşturulan özel ekip tarafından dosya yeniden ele alındı. Cinayete ilişkin yıllar önce elde edilen kriminal bulgular, DNA verileri ve HTS kayıtları yeniden incelendi. Yapılan değerlendirmelerde, Ünal'ın olay gecesi son olarak görüldüğü ruhsatsız kumarhane ile cesedinin bulunduğu bölge arasındaki hareketlilik ve şüpheliler arasındaki irtibatlar yeniden mercek altına alındı.






Soruşturma kapsamında Ünal'ın öldürülerek atıldığı değerlendirilen bölgeye geldiği belirlenen Murat B.ve Hakan G. ile maktulle kumarhanede birlikte oyun oynadığı tespit edilen Durdu T. ve Yılmaz B., kumarhane işletmecisi Tahsin G. ile olay sırasında kumarhanede bulunan Tarkan G. ve Akif G. hakkında kasten öldürme suçundan işlem başlatıldı.









Kayseri ve Antalya'da eş zamanlı operasyon

Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında geçtiğimiz günlerde Kayseri ve Antalya'da eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonlarda 7 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Şüpheliler, jandarmadaki işlemleri için Nevşehir'e getirildi.









Jandarmadaki sorgu ve işlemleri tamamlanan 7 şüpheli, bugün geniş güvenlik önlemleri

Öte yandan, Adalet Bakanı Akın Gürlek, 11 Eylül'de yaptığı açıklamada, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalar kapsamında Nevşehir'in Ürgüp ilçesinde 2008 yılında öldürülerek yol kenarına bırakılan Sedat Ünal'ın dosyasının yeniden ele alındığını ve 7 şüpheli hakkında kasten öldürme suçundan adli işlem başlatıldığını açıklamıştı.













Mersin'de 7 milyar 640 milyon TL'lik bahis operasyonu: 42 gözaltı

Mersin'in Tarsus ilçesi merkezli gerçekleştirilen 7 milyar 640 milyon 332 bin TL'lik işleme sahip bahis çetesi operasyonunda, 42 şüpheli yakalandı

14.09.2026 13:12:00
İHA
 
Mersin'de 7 milyar 640 milyon TL'lik bahis operasyonu: 42 gözaltı
Mersin'de 7 milyar 640 milyon TL'lik bahis operasyonu: 42 gözaltı
Alınan bilgiye göre, Mersin ve Tarsus Cumhuriyet Başsavcılıklarının koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Şubesi ekipleri yasa dışı bahis suçlarına yönelik çalışma yaptı. Polisin çalışmasında Tarsus merkezli bahis şebekesi belirlendi.






50 şüphelinin banka hesap bilgilerini yasa dışı bahis suçunda kullandırdıklarının tespiti üzerine bugün eş zamanlı operasyona yapıldı. Operasyonda 42 şüpheli yakalandı, çok sayıda dijital materyal de ele geçirildi. Operasyon çerçevesinde ise 8 şüphelinin arandığı öğrenildi.








Öte yandan, gözaltına alınıp emniyete götürülen şüphelilerin hesaplarında 7 milyar 640 milyon 332 bin liralık işlem hacminin olduğu öğrenildi.

Operasyonla ilgili soruşturma sürüyor.

Virajı alamayan kamyon dehşet saçtı: 1 ölü, 1 yaralı

Bursa'nın İznik ilçesinde virajı alamayan kamyon, yol kenarında park halinde bulunan araca çarptı. Kazada kamyonda bulunan 1 kişi hayatını kaybederken, otomobil sürücüsü yaralandı

13.09.2026 16:37:00
İHA
 
Virajı alamayan kamyon dehşet saçtı: 1 ölü, 1 yaralı
Virajı alamayan kamyon dehşet saçtı: 1 ölü, 1 yaralı
Kaza, saat 14.00 sıralarında İznik-Yenişehir Karayolu'nun Derbent Mahallesi mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre 07 TCA 07 plakalı kamyon, virajı alamayarak yol kenarında park halinde bulunan 59 ABK 976 plakalı araca çarptı.






Yaşanan kaza sonrası otomobilde bulunan bir kişi olay yerinde hayatını kaybederken, otomobil sürücüsü ile kamyon sürücüsü yaralandı. İhbar üzerine olay yerine jandarma, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. 






Araçta sıkışan yaralılar, itfaiye ekiplerince kurtarılarak sağlık ekiplerine teslim edildi. Yaralılar, olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırıldı.
Kaza ile ilgili tahkikat başlatıldı.







Manisa'da apartmandaki çatlaklar korkuttu

Manisa'nın Turgutlu ilçesinde zemin oturması nedeniyle kolon ve duvarlarında tehlikeli yarıklar oluşan Emirali Apartmanı, hem bina sakinleri hem de çevredekiler için büyük risk oluşturuyor. Hukuki mücadelesini sürdüren ve korkudan geceleri gözüne uyku girmediğini söyleyen bina sakini Halit Erbulut, facia yaşanmadan yetkililerin acil olarak binada inceleme yapmasını ve karar vermesini istiyor

12.09.2026 12:50:00 / Güncelleme: 12.09.2026 12:54:09
İHA
 
Manisa'da apartmandaki çatlaklar korkuttu
Manisa'da apartmandaki çatlaklar korkuttu
Manisa'nın Turgutlu ilçesine bağlı Sefa Mahallesi Subaşı Sokak No: 1 adresinde bulunan Emirali Apartmanı'nın yapımına 2010 yılında bir müteahhit tarafından başlandı. İddiaya göre müteahhidin inşaatı yarım bırakması üzerine, temeli atılmış ve kolonları dikilen inşaat projesini binada hak sahibi olan Turgutlulu esnaf Halit Erbulut devralarak 2011 yılında binayı tamamladı. Ancak aradan geçen yıllar içerisinde zemin oturmasına bağlı olarak binada ufak çaplı çatlamalar başladı. Zamanla bu çatlaklar büyüyerek yapının taşıyıcı sistemlerini de tehdit eden tehlikeli yarıklara dönüştü.






Kendi oturduğu ve dairelerinin bulunduğu binadaki durumu fark eden Halit Erbulut, özel mühendisler getirterek binada inceleme yaptırdı. Yapılan incelemelerde binanın statiğinin tamamen bozulduğu ve yaşanabilecek en ufak bir depremde veya farklı bir sarsıntıda yıkılabileceği tespiti yapıldı. Bunun üzerine Erbulut, inşaata ilk başlayan müteahhite karşı hukuk mücadelesi başlattı. Turgutlu mahkemelerinde görülen davayı kaybeden Erbulut, yılmayarak dosyayı istinafa taşıdı.

"Gerekli mercilere başvurdum ancak hiçbir sonuç alamadım"

Binada yapılacak işlemler için bir sonuç alamadığını belirten Erbulut, "Bu binada yaşıyorum. Binamda zeminden kaynaklı oturmalar oldu. Gerekli mercilere başvurdum ancak hiçbir sonuç alamadım. Ancak çarem kalmadı ve bu binada yaşıyorum. 2011 yılında projesi hazır temeli atılmış ve kolonları dikilmiş bir inşaat durumundan ben devraldım. Binada 8 yıl kadar oturduktan sonra çatlaklar oluşmaya başladı. Biz bunu oturmaya bağlı olduğunu düşündük ancak devam edince tadilat yaptırdık. Ancak tadilat sonrasında da çatlaklar devam etmeye başladı" dedi.








"Apartmandaki herkes korkup kaçtı"

Apartman sakinlerinin binayı terk ettiğini kendisinin de binadan taşınacağını ama binanın çevreye de tehdit oluşturduğunu belirten Erbulut, "Apartmandaki herkes korkup kaçtı. Ben de çıkmayı düşünüyorum. Ancak benim bu apartmandan çıkmam bir şeyi değiştirmiyor. Depremde ve ya bir yıkılma durumunda çevreden geçenlere zarar vereceğini düşünüyorum. Yetkililerin gelip bu konuyla ilgili ne yapılması gerekiyorsa onu yapmaları gerekiyor" ifadelerini kullandı.








"Benim de üzerime düşen ne varsa ben de yapayım"

Binada yapılacak işlemler için adli süreç başlattığını ancak bir sonuç alamadığını ifade eden Erbulut, "Adli süreçte bir hakime düştük. Hiçbir çalışma yapılmadı. Sonra başka bir hakim devraldı davayı ancak bir kere keşfe geldi. Sonrasında da dosyayı reddederek kapattı. İstinaf yolu açıktı ancak 2-3 yıl sürebileceğini öğrendim. Ancak bu süreçte acil bir şekilde binayla ilgilenilmesi gerekiyor. Binayla ilgili güçlendirmeyse güçlendirme, yıkılması gerekiyorsa yıkılması kararı alınsın. Benim de üzerime düşen ne varsa ben de yapayım" dedi.








Temel iki parça atılmış, oturma sınırı aşılmış

Öte yandan, mahkeme sürecinde dosyaya giren bilirkişi heyeti ve itiraz tutanakları ise binadaki vahim tabloyu gözler önüne serdi. İtiraz dilekçelerinde yer alan Turgutlu mahkemelerinin raporlarına göre; binada zemin-yapı ilişkisinin doğru kurulamadığı belirlendi. Tanıklara ve raporlara yansıyan en çarpıcı detay ise binanın temelinin iki parça halinde dökülmüş olması. Birlikte hareket etmesi gereken temelin ayrı hareket etmesi nedeniyle binanın ara sokağa doğru yattığı ifade edildi. İnşaat mühendisliği açısından maksimum 2,50 santimetre olması gereken zemin oturmasının söz konusu binada 5,92 santimetreye ulaştığı ve yapının statik açıdan ciddi şekilde zorlandığı kayıtlara geçti.






Kendi oturduğu ve dairelerinin bulunduğu binadaki durumu fark eden Halit Erbulut, özel mühendisler getirterek binada inceleme yaptırdı. Yapılan incelemelerde binanın statiğinin tamamen bozulduğu ve yaşanabilecek en ufak bir depremde veya farklı bir sarsıntıda yıkılabileceği tespiti yapıldı. Bunun üzerine Erbulut, inşaata ilk başlayan müteahhite karşı hukuk mücadelesi başlattı. Turgutlu mahkemelerinde görülen davayı kaybeden Erbulut, yılmayarak dosyayı istinafa taşıdı.

"Gerekli mercilere başvurdum ancak hiçbir sonuç alamadım"

Binada yapılacak işlemler için bir sonuç alamadığını belirten Erbulut, "Bu binada yaşıyorum. Binamda zeminden kaynaklı oturmalar oldu. Gerekli mercilere başvurdum ancak hiçbir sonuç alamadım. Ancak çarem kalmadı ve bu binada yaşıyorum. 2011 yılında projesi hazır temeli atılmış ve kolonları dikilmiş bir inşaat durumundan ben devraldım. Binada 8 yıl kadar oturduktan sonra çatlaklar oluşmaya başladı. Biz bunu oturmaya bağlı olduğunu düşündük ancak devam edince tadilat yaptırdık. Ancak tadilat sonrasında da çatlaklar devam etmeye başladı" dedi.

Türkiye ve iç güvenlik

Milli Devlet kavramı, yeni dünya düzeninde küçük veya küçültülmüş devletlerden ve dağıtılmış milletlerden bahseden küreselleşme taraftarları için son derece tehlikelidir

12.09.2026 00:01:00
Haber Merkezi
 
Türkiye ve iç güvenlik
Türkiye ve iç güvenlik
Milli Devlet kavramı, yeni dünya düzeninde küçük veya küçültülmüş devletlerden ve dağıtılmış milletlerden bahseden küreselleşme taraftarları için son derece tehlikelidir.

Bu bağlamda milli birlik ve milli bütünlük, ne kadar korktukları iki esas ise; bunlarla ayakta duran "ulus devlet" de o derece globalizmi tehdit eden bir devlet tipidir.

Milli Devlet'in muhafazasında en önemli ve öncelikli unsur, elbette içteki birliğin temin edilebilmesidir. Daha önce de belirttiğimiz gibi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti farklı etnik gruplardan vücut bulmuştur.

Ancak gelenekleri, örf ve adetleri, siyaseti, dini, tarihi ve kültürü bir olarak bir medeniyet birikimi ile şekillenen Türk kimliğimiz, tüm etnik grupları bünyesinde toplamış, yekvücut ve tek kimlik haline getirmiştir; bunun adı Türk milletidir.







Artık burada farklılıklardan değil, tek olan bünyenin asla birbirinden kopartılamayacak ehemmiyeti haiz uzuvlarından, başından, elinden ve ayağından bahsedilebilir.

Gelinen bu noktada asırlarca bir arada, bu muazzez topraklar üzerinde yaşamış yüce milletimizin, hepsi eşit haklara sahip kardeşler olan aziz fertlerinin hangi etnik gruba mensup olduğunun bir önemi kalmamıştır.

Bizim kendi içimizde hallettiğimiz bu mesele, günümüzde küresel güçlerin çomak sokmalarının yanı sıra, içeride özellikle AB'ye uyum bahanesiyle adeta zemin hazırlayan basiretsiz politikacıların ve kimi taşeronların gayretleriyle, parçalanmamızın önünü açabilecek hassas bir nokta olarak değerlendirilmekte ve farklı mecralara çekilmektedir.







Bugün hiç alakası olmamasına rağmen, AB uyum çalışmaları adı altında Türkiye'den etnik bölünme ve ayrımcılığın önünü açacak düzenlemelerin talep edilmesi; bizim kendimizden asla ayrı– gayrı görmediğimiz kardeşlerimizin AB Parlamentosu kararlarında hakları korunması gereken azınlıklar olarak tarif edilmesi küresel bölücü yaklaşımın bir uzantısıdır.

Türkiye haricinde hiçbir devlet için AB üyelik müzakereleri şartları arasında yer almayan ve Türkiye dışında hiçbir ülkeden talep edilmeyen azınlıklara ilişkin düzenlemeler, aslında etnik çeşitlilikte birlik ve ahengi yakalamış olan ve bu ahenkle var olan milletimiz içinde karışıklık ortamı yaratmaktan başka bir amaca hizmet etmemektedir.







Görüldüğü gibi iç güvenliğimizin temini konusu, sadece kolluk kuvvetlerimizin vazifesi olmaktan çoktan çıkmıştır. Konu, iç güvenliğimizi tehdit eden ama uluslararası boyutu da olan siyasi bir mahiyet kazanmıştır.

Bu noktada kolluk kuvvetlerimizin dikkatli çalışmalarının yanı sıra, milli birlik, beraberlik ve bütünlüğümüze halel getirecek tuzaklara ve manevralara karşı ayık olmak, tahriklere kapılmamak bir vatan borcu haline gelmiştir.

Devletimizin bekası ve Cumhuriyetimizin teminatı, milli birlik ve beraberliğimizdir; her zaman ve zeminde ifade ettiğimiz gibi sivil–asker ve devlet–millet birliği esastır.

Bu bağlamda bizce asayişin sağlanmasında asıl sorumluluk, güvenlik güçlerimizin değil, bu birlik ve beraberlik şuurunu vatandaşımıza kazandırması gereken siyasilerimizdedir.







Hangi etnik gruptan olursa olsun, her bireyi kucaklayacak, onu dış tahriklere ve toplum mühendisliği oyunlarına karşı uyanık tutacak olan milli şuur ve değerleri muhafaza edecek, asker–sivil birliği ve dayanışmasını temin edecek, devleti ile milletini kenetleyecek bir siyaset anlayışı, bu tür ayrımcılık hareketlerinin önünü kesecek tek yoldur. Asayişin temininin asıl yolu da budur.

İç güvenliğin sağlanmasını engelleyen bir diğer manevra ise dinler arası diyalog çalışmaları ve misyonerlik faaliyetleridir. En az etnik azınlıklar meselesinin gündem edilmesi kadar tehlikeli olan bu konu, dininden edilen vatandaşların Türklüğünü ve kimliğini inkâr noktasına sürükleyerek ayrımcılık ve bölücülüğe itmektedir.

Gayr– ı Müslimlerin her türlü can, mal namus, din ve vicdan emniyetini doya doya yaşadıkları medeniyet tarihimizde olduğu gibi; bugün de bizim, elbette hiç kimsenin dini inancı ile bir sorunumuz yoktur, olamaz.

Ancak 'dinimi anlatıyorum' aldatmacasının arkasında sergilenen "etnik alt kimlikleri kaşıma ve etnik parselasyon" planları, işin sadece din anlatmak olmadığını göstermektedir.







Son dönemde özellikle AB'ye uyum sürecinde, misyonerlik faaliyetleri ile binlerce gencimiz, dinini değiştirmiştir. Bu projenin ikinci adımı ise İslam dininden kopartılan Türk gençlerine, Sen Türk değilsin, aslın Rum'dur veya aslın Ermeni'dir, aslı şudur, aslın budur, şeklindeki bölücü etnik telkindir.

Böylece Türk olmadığına ikna edilen bir vatandaşımızın ise, Anadolu toprakları aslında Türk yurdu değildir, söylemlerine karşı bir tepki vermesi elbette beklenemez.

Can, mal ve namus emniyetinin devlet eliyle temin edilmesi de bir ülkede iç güvenlik vardır, demek için, olmazsa olmaz hususlardır.

Eğer bu temel haklar, devlet tarafından korunamazsa; o zaman her şahıs için, kendi hakkını kendi kurallarına göre koruma yolu açılır ki, bu da huzur ve düzeni bozacak çok sakıncalı bir durumdur. Bu bakımdan Milli Devlet anlayışında, hakların koruyucusu ve teminatı yalnızca devlettir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Firari uluslararası uyuşturucu kaçakçısı İslam Yakut Sarıyer'de yakalandı

İstanbul Emniyeti, Emniyet Genel Müdürlüğü ve MİT tarafından yapılan ortak operasyonda "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmak" ve "Uyuşturucu Madde Ticareti" suçlarından aranan ve yurtdışında 2 tonluk uyuşturucu madde ticaretinden sorumlu İslam Yakut Sarıyer'de yakalandı

11.09.2026 07:00:00 / Güncelleme: 11.09.2026 11:09:34
İHA
 
Firari uluslararası uyuşturucu kaçakçısı İslam Yakut Sarıyer'de yakalandı
Firari uluslararası uyuşturucu kaçakçısı İslam Yakut Sarıyer'de yakalandı
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nce, İstihbarat Şube Müdürlüğü ile müşterek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, MİT Başkanlığı ve EGM Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığının destekleriyle yürütülen çalışmalarda "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmak" ve "Uyuşturucu Madde Ticareti" suçlarından aranan İslam Yakut'un yurt içinde ve yurt dışında bulunduğu yerlerden suç faaliyetlerini sürdürdüğü belirlendi.








2 ton uyuşturucudan sorumlu

İslam Yakut'un kriptolu haberleşme sistemleri üzerinden örgüt üyelerine talimat verdiği, liderliğini yaptığı suç örgütü aracılığıyla uluslararası uyuşturucu madde sevkiyatını organize ettiği, yurt içinde ve yurt dışında ele geçirilen toplam 2 ton uyuşturucu maddeden sorumlu olduğu tespit edildi.

Sarıyer'de yakalandı

Yapılan çalışmalar sonucunda şahsın İstanbul'da bulunduğu ve Sarıyer ilçesindeki bir adreste saklandığının belirlenmesi üzerine İslam Yakut dün düzenlenen operasyonda yakalanarak gözaltına alındı. Şahsın saklandığı adreste yapılan aramalarda; İslam Yakut için düzenlenen D.G. adıyla hazırlanan sahte yurtdışı kimlik belgesi ele geçirildi. Konu ile ilgili gerçekleştirilen operasyon kapsamında yürütülen tahkikat işlemleri devam ettiği öğrenildi.









Örgütü 2024 yılında çökertilmişti
 
Öte yandan 2024 yılında suç örgütüne yönelik gerçekleştirilen operasyonda, örgütün diğer lideri E.Y. ile birlikte örgüt yönetici ve üyeleri yakalanarak tutuklanmış, suçtan elde edildiği tespit edilen mal varlığı değerlerine el konulmuştu. Emniyet kaynaklarından operasyona yönelik yapılan açıklamada, "2024 yılında gerçekleştirilen operasyonla suç örgütünün faaliyetlerine son verilerek örgüt yapısı çökertilmiş, firari durumda bulunan İslam Yakut isimli şahsın yakalanmasına yönelik çalışmalar aralıksız sürdürülmüştür. Yürütülen çalışmalar neticesinde İslam Yakut isimli şahsın da yakalanmasıyla suç örgütü tamamen etkisiz hale getirilmiştir." ifadelerine yer verildi.İHA

Kurumsal güvenin çöküşü: Polise, yargıya ve meclise inanmamak

Bir ülkede vatandaş polise güvenmiyor, yargının adalet dağıttığına inanmıyor, Meclis’in kendi iradesini temsil ettiğini düşünmüyorsa sorun artık yalnızca tek tek kurumların değil, devlet ile toplum arasındaki güven ilişkisinin sorunudur

11.09.2026 00:20:00
Yaşar Cebesoy
 
Kurumsal güvenin çöküşü: Polise, yargıya ve meclise inanmamak
Kurumsal güvenin çöküşü: Polise, yargıya ve meclise inanmamak
Bir ülkede vatandaş polise güvenmiyor, yargının adalet dağıttığına inanmıyor, Meclis'in kendi iradesini temsil ettiğini düşünmüyorsa sorun artık yalnızca tek tek kurumların değil, devlet ile toplum arasındaki güven ilişkisinin sorunudur.

Toplumların ayakta kalmasını sağlayan yalnızca yasalar, kurumlar ve devlet mekanizmaları değildir. Bunların üzerinde daha önemli bir unsur vardır: güven.

Vatandaşın polise başvurduğunda korunacağına, mahkemeye gittiğinde hakkını arayabileceğine, Meclis'e baktığında kendi iradesinin temsil edildiğine inanması gerekir.

Bu güven zedelendiğinde ise ortaya çok daha derin bir toplumsal kriz çıkar.







Polise güven azalırsa ne olur?

Polis, vatandaşın güvenliğinin en temel güvencelerinden biridir. Ancak vatandaşın kolluk kuvvetlerinin herkese eşit davrandığına ilişkin inancı zayıflarsa, insanlar sorunlarını devlet mekanizmaları yerine farklı yollarla çözmeye yönelebilir.

Devletin otoritesi korkuyla değil, hukuka ve adalete dayalı güvenle güçlenir.







Yargıya güven sarsılırsa hukuk yara alır

Bir toplum için en tehlikeli eşiklerden biri yargıya olan güvenin kaybolmasıdır.

Vatandaş "Haklı olsam bile hakkımı alamam" düşüncesine kapılırsa hukuk düzeninin en önemli dayanağı ortadan kalkmaya başlar.

Yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı ve bütün vatandaşlara eşit mesafede olduğu algısı yalnızca hukukçular için değil, toplumun tamamı için hayati önem taşır.

Çünkü adalet duygusu kaybolduğunda, hukuka bağlılık da zayıflar.







Meclis temsil makamıdır

Demokrasinin temel kurumlarından biri olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin toplumdaki karşılığı da büyük önem taşır.

Vatandaş, seçtiği milletvekilinin kendi sorunlarını gündeme getirdiğine, Meclis'in ülkenin gerçek meselelerini tartıştığına ve millet iradesinin burada etkili olduğuna inanmalıdır.

Meclis'in etkisiz olduğu düşüncesinin yaygınlaşması ise seçmenin siyasete ve demokratik süreçlere olan ilgisini ve güvenini aşındırabilir.







Asıl tehlike: "Hiçbir kuruma güvenmiyorum"

Polise, yargıya veya Meclis'e yönelik eleştiriler tek başına demokratik bir sorun değildir. Aksine, demokratik toplumlarda kurumların eleştirilmesi doğaldır.

Asıl tehlike, kurumların tamamına yönelik ortak bir güvensizlik duygusunun yerleşmesidir.

Vatandaşın zihninde "Polise güvenemem, mahkemeden adalet bekleyemem, Meclis de beni temsil etmiyor" düşüncesi kökleşirse, devlet ile vatandaş arasındaki bağ zayıflar.

Bu nedenle mesele yalnızca kurumların itibarını korumak değildir.

Mesele, vatandaşın yeniden adalete, hukuka ve devletin kurumlarına güvenmesini sağlamaktır.

Çünkü devletin en güçlü dayanağı yalnızca sahip olduğu yetki değil, vatandaşının duyduğu güvendir.

MSB Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Aktürk: "2 PKK'lı terörist teslim oldu"

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, "Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, kalıcı güvenliği tesis etmek amacıyla gerçekleştirdiği görev ve faaliyetleri kapsamında hafta içerisinde; 2 PKK'lı terörist daha teslim olmuştur" dedi

10.09.2026 16:36:00
İHA
 
MSB Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Aktürk: "2 PKK'lı terörist teslim oldu"
MSB Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Aktürk: "2 PKK'lı terörist teslim oldu"
Milli Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, Çok Uluslu Müşterek Harp Merkezi Komutanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadele ve hudut güvenliği faaliyetleri ile savunma sanayisindeki gelişmelere ilişkin bilgi verdi.






42 ülkeden 542 iletişimci NATO İletişimciler Konferansı'nda buluştu

NATO İletişimciler Konferansı'nda stratejik iletişim, dezenformasyonla mücadele ve müttefikler arası koordinasyonun ele alındığını aktaran MSB Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Aktürk, konuşmasına şu şekilde devam etti:

"Sahip olduğu tecrübe ve uzmanlıkla NATO'nun yüksek hazırlık seviyesinin desteklenmesine katkı sağlayan Komutanlığımız, değişen güvenlik ortamı, gelişen konseptler ve artan ihtiyaçlar doğrultusunda müttefiklerin birlikte çalışabilirliğinin artırılmasına yönelik çalışmalarını sürdürmektedir. Bu kapsamda Çok Uluslu Müşterek Harp Merkezi Komutanlığımız, Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğimizin koordinatörlüğünde, 7-10 Eylül tarihleri arasında 42 ülkeden alanında uzman 542 iletişimcinin katıldığı NATO İletişimciler Konferansı'na ev sahipliği yapmıştır. NATO'nun stratejik iletişim kapasitesinin geliştirilmesi, dezenformasyona karşı dayanıklılığın artırılması ve müttefikler arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunulan söz konusu konferansta, güncel güvenlik ortamına ilişkin iletişim yaklaşımları, stratejik iletişimin geleceğine yönelik eğilimler, değişen bilgi ve iletişim ortamının beraberinde getirdiği fırsat ve sınamalar, bilişsel alandaki gelişmeler ile yapay zeka araçlarından etkin şekilde yararlanılmasına ilişkin hususlar ele alınmıştır."

2 PKK'lı terörist teslim oldu

Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadele kapsamında çalışmaların azim ve kararlılıkla sürdürdüğünü ifade eden Tuğamiral Aktürk, "Ülkemizin savunma ve güvenliği için var gücüyle çalışan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, kalıcı güvenliği tesis etmek amacıyla gerçekleştirdiği görev ve faaliyetleri kapsamında hafta içerisinde; 2 PKK'lı terörist daha teslim olmuştur" diye konuştu.









"Iğdır ve Hakkari hudut hatlarında yapılan arama ve tarama faaliyetlerinde yaklaşık 7 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi"

Hudut güvenliğine ilişkin verileri de paylaşan Aktürk, "Hudutlarımızda ise; sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 790 şahıs yakalanmış, 887 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylece 1 Ocak'tan bugüne kadar, sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 10 bin 445, engellenen kişi sayısı da 49 bin 394 olmuştur. Ayrıca bu hafta içerisinde Iğdır ve Hakkari hudut hatlarında yapılan arama-tarama faaliyetlerinde yaklaşık 7 kilogram uyuşturucu madde ele geçirilmiştir" şeklinde konuştu.

"Libya'nın doğu ve batı bölgelerindeki Silahlı Kuvvetler mensubu 362 misafir askeri personelin katılımıyla icra edilen 'Komando Temel Eğitimi' başarıyla tamamlanmıştır"

Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ikili ilişkiler ve NATO başta olmak üzere uluslararası görevler kapsamında bölgesel ve küresel barış ile istikrara katkı sağlamayı sürdürdüğünü belirterek, "40'ıncı Komando Eğitim Tugay Komutanlığımız tarafından Libya'nın doğu ve batı bölgelerindeki Silahlı Kuvvetler mensubu 362 misafir askeri personelin katılımıyla icra edilen 'Komando Temel Eğitimi' başarıyla tamamlanmıştır. Libya'nın birlik ve bütünlüğü ile kalıcı istikrarına büyük önem veren ülkemiz, 'Tek Libya, Tek Ordu' hedefi doğrultusunda Libya'nın doğusu ve batısıyla ilişkilerini geliştirmeye ve askeri eğitim ve iş birliği faaliyetlerini sürdürmeye devam edecektir" ifadelerini kullandı.

"Ekim 2023'ten bu yana yaşamını yitirenlerin toplam sayısı yaklaşık 75 bine ulaşmıştır"

Orta Doğu'daki gelişmelere de değinen Aktürk, İsrail'in Lübnan ve Filistin'de sivillere yönelik saldırılarını kınadıklarını vurgulayan Aktürk, "İsrail, Lübnan ve Gazze'ye yönelik saldırılarını sistematik bir şekilde sürdürmekte ve bölge halkını göçe zorlamaya devam etmektedir. Lübnan'da, 2 Mart tarihinden bu yana İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 4 bin 300'ü, yaralananların sayısı ise 12 bin 300'ü aşmıştır. Filistin'de ise sadece ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana bin 300'den fazla Filistinli hayatını kaybetmiş; Ekim 2023'ten bu yana yaşamını yitirenlerin toplam sayısı yaklaşık 75 bine ulaşmıştır. Dünya Gıda Programı, Gazze nüfusunun üçte ikisinin kritik veya acil düzeyde açlıkla karşı karşıya olduğunu bildirmiştir. İsrail'in bu yayılmacı ve soykırımcı tutumu karşısında uluslararası toplumun somut ve etkili tedbirler alma konusunda ortak bir sorumluluğu bulunduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

SOLOTÜRK, Fransa'da düzenlenecek Saint-Dizier Hava Gösterileri'ne katılması planlanıyor

Ertuğrul Fırkateyni Şehitlerini Anma Töreni kapsamında 16 Eylül'de İstanbul Beşiktaş'taki Barbaros Anıtı'nda anma töreni düzenleneceğini söyleyen Aktürk, "11 Eylül'de Mehteran Birlik Komutanlığımızca 'Yaşayan Miras Festivali' kapsamında Kütahya'da, Deniz Kuvvetleri Bando Komutanlığımız tarafından "Kültür Yolu Festivali" çerçevesinde Kayseri'de, 12 Eylül'de ise 6'ncı Kolordu Bölge Bando Komutanlığımız tarafından 'Kültür Yolu Festivali' çerçevesinde Kahramanmaraş'ta konserler düzenlenecektir. Ayrıca Ertuğrul Fırkateyni Şehitlerini Anma Töreni kapsamında 16 Eylül'de İstanbul Beşiktaş'taki Barbaros Anıtı'nda anma töreni icra edilecektir. 8-10 Eylül tarihleri arasında Mısır'da düzenlenen "2'nci El-Alameyn Hava Fuarı" kapsamında Türk Yıldızları Akrobasi Timimiz tarafından gösteri uçuşları gerçekleştirilmekte, 12-13 Eylül'de Fransa'da düzenlenecek 'Saint-Dizier Hava Gösterileri'ne ise SOLOTÜRK Gösteri Ekibimiz tarafından katılım sağlanması planlanmaktadır" ifadelerinde bulundu.

"ASELSAN tarafından Hava kuvvetleri Komutanlığımıza Hassas Güdüm Kiti ve Lazer Güdüm Kiti teslimatları başarıyla gerçekleştirilmiştir"

Savunma sanayiindeki son teslimatlara da değinen Aktürk, "Yerli ve milli savunma sanayi ürünlerimizle Türk Silahlı Kuvvetlerimizin imkan ve kabiliyetlerinin artırılması çalışmaları da devam etmektedir. Son bir hafta içerisinde; MKE tarafından Kara Kuvvetleri Komutanlığımıza muhtelif adet ve çapta silah ve mühimmat; savunma sanayi paydaşlarımıza orta menzilli füze yakıt çubuğu ve Altay tankı ana silah sistemi, ASELSAN tarafından Hava kuvvetleri Komutanlığımıza "Hassas Güdüm Kiti" (HGK-84) ve "Lazer Güdüm Kiti" (LGK-82) teslimatları başarıyla gerçekleştirilmiştir" açıklamasında bulundu.

"MKE ile PGZ arasında, hava savunma sistemleri alanında iş birliğine yönelik Mutabakat Zaptı imzalanmıştır"

Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) tarafından gerçekleştirilen uluslararası fuar katılımları ve savunma sanayisi alanındaki iş birliklerine ilişkin bilgi veren Aktürk, "MKE tarafından; 8-10 Eylül tarihleri arasında Mısır'da düzenlenen 2'nci El-Alameyn Hava Fuarı'na, 8-11 Eylül tarihleri arasında Polonya'da gerçekleştirilen MSPO Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı'na katılım sağlanmaktadır. Söz konusu fuar kapsamında MKE ile Polonya'nın savunma sanayi kuruluşlarından PGZ arasında, hava savunma sistemleri alanında iş birliğine yönelik Mutabakat Zaptı imzalanmıştır" dedi.

Deniz Kuvvetleri, Girne ve Silivri açıklarında batan gemiler için arama kurtarma çalışmalarını sürdürüyor

Girne açıklarında ve Marmara Denizi'nde meydana gelen deniz kazalarının ardından yürütülen arama kurtarma çalışmalarına ilişkin değerlendirmede bulunan Aktürk, "30 Ağustos'ta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Girne açıklarında alabora olan yolcu gemisinde kaybolan vatandaşlarımız ile 2 Eylül'de Marmara Denizi Silivri açıklarında iki ticari geminin çarpışması sonucu batan geminin kayıp mürettebatına yönelik arama kurtarma faaliyetlerimiz, Deniz Kuvvetlerimize ait unsurlar tarafından 7 gün 24 saat esasına göre sürdürülmektedir. Söz konusu kazalarda hayatını kaybeden vatandaşlarımız ile Kıbrıs Türkü kardeşlerimize bir kez daha Allah'tan rahmet; kederli ailelerine başsağlığı ve sabır diliyoruz" şeklinde konuştu
İzmir'in düşman işgalinden kurtuluşunun 104'üncü yıl dönümünü kutlayan Aktürk, Milli Mücadele'nin dönüm noktalarından Sakarya Zaferi'nin 105'inci yıl dönümünü de şimdiden kutladıklarını belirterek, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere Milli Mücadele kahramanları, aziz şehitler ve ebediyete irtihal eden gazileri rahmet, minnet ve saygıyla andıklarını ifade etti.

7 kişinin öldüğü yangın davasında 2 zabıta müdür vekili tutuklandı, 4 kamu görevlisi tahliye edildi

Kocaeli'de kozmetik fabrikasında 7 kişinin hayatını kaybettiği yangına ilişkin davanın 4'üncü duruşmasında ara karar verildi. Mahkeme heyeti, 2 zabıta müdür vekilinin tutuklanmasına, 4 kamu görevlisinin ise adli kontrol ve yurt dışına çıkış yasağıyla tahliye edilmesine hükmetti. Diğer 6 tutuklu sanığın mevcut durumunun devamına karar vererek duruşmayı erteledi

10.09.2026 12:03:00
İHA
 
7 kişinin öldüğü yangın davasında 2 zabıta müdür vekili tutuklandı, 4 kamu görevlisi tahliye edildi
7 kişinin öldüğü yangın davasında 2 zabıta müdür vekili tutuklandı, 4 kamu görevlisi tahliye edildi
Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın 4'üncü celsesi, Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'nde yapıldı. Şirket ve belediye yetkililerinin de aralarında bulunduğu 10'u tutuklu, 1'i firari toplam 23 sanığın yargılandığı duruşmaya tutuklu sanıkların yanı sıra bazı tutuksuz sanıklar, müştekiler ve taraf avukatları katıldı. Fabrika sahipleri ve yöneticilerinin de yargılandığı dosyada sanıkların savunmaları alındı. Yakınlarını kaybeden aileler, tüm sanıklardan şikayetçi oldu.






2 kişi tutuklandı, 4 kişi serbest kaldı

Alınan savunma ve ifadelerin ardından mahkeme heyeti kararını açıkladı. Mahkeme, Zabıta Müdür Vekili N.B. ile eski Zabıta Müdür Vekili C.T.'nin tutuklanmasına karar verdi. Heyet, eski Yapı Kontrol Müdürü C.S., eski Yapı Kontrol Müdür Vekili S.S., dönemin İmar ve Şehircilik Müdürü ve Belediye Başkan Yardımcısı H.S. ile Yapı Kontrol Müdürü M.T.'nin adli kontrol ve yurt dışına çıkış yasağı şartıyla tahliye edilmesine hükmetti.

Diğer sanıklar; Dilovası Belediye Başkan Yardımcısı N.T., İsmail Oransal, Altay Ali Oransal, Ali Osman Akat, Gökberk Güngör, Abdurrahman B.'nin tutukluluk hallerinin devamına karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı 3 Kasım'a erteledi.









7 kamu görevlisine 22 yıl 6 aya kadar hapis talebi

Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, eski İmar ve Şehircilik Müdürü H.Ö., eski Yapı Kontrol Müdürü C.S., Yapı Kontrol Müdürleri S.S. ve M.T., Dilovası Belediye Başkan Yardımcısı N.T., eski Zabıta Müdürü C.T. ile Zabıta Müdür Vekili N.B. hakkında "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma" suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep edilmişti.








Olayın geçmişi

Dilovası ilçesi Mimar Sinan Mahallesi'ndeki Ravive isimli kozmetik dolum tesisinde 8 Kasım 2025'te yangın çıkmıştı. Yangında çalışanlardan Hanım Gülek (65), Esma Gikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ve Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmiş, 6 kişi yaralanmıştı. Fabrika sahiplerinden Kurtuluş Oransal ise tutuklu bulunduğu cezaevinde geçirdiği kalp krizi sonrası kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti.









İddianamede Ravive Kozmetik yetkilileri İsmail Oransal ile ağabeyi Altay Ali Oransal, ortak üretim yaptığı öne sürülen LYKEE Kozmetik firmasının yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında "olası kastla öldürme" suçundan 7'şer kez müebbet, "nitelikli mala zarar verme" suçundan ise 3'er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti.

Fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren firmanın işletmecisi firari Ümit Ç., sorumlu müdürü Ünal A., iş güvenliği uzmanları Muhammet D. ile Seyfullah Ç., fabrika binasının eski sahibi Güven D. ile binayı satın alan şirketin yetkilileri Caner Özgür Y., Özcan Y. ve Özkan Y.'nin "bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılmaları istenmişti. Ali Osman Akat, Onay Y., Ömer A. ve Abdurrahman B. hakkında ise "suçluyu kayırma" suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.