Besin alerjisi mi yoksa besin intoleransı mı?
Sabri Ülker Vakfı, Türkiye'nin sağlıklı yaşam ve beslenme alanında ilk bilimsel dijital bilgi platformu 'Bilim Bunu Konuşuyor' aracılığıyla bu alanlardaki en güncel konuları kamuoyunun gündemine taşımaya devam ediyor
Besin alerjisinde bağışıklık sistemi, besinlerde alerjen olarak tanımlanan bazı bileşenlere cevap olarak immünoglobulin E (IgE) antikorunu üretir. Organizma, alerjen besinin tüketiminden hemen veya bir saatten az bir süre sonra genellikle ağız, boğaz ve deride kaşıntı, şişme, kızarıklık şeklinde görülen bir alerjik cevap geliştirebilir.
Genel olarak çocukların yüzde 2-8'inde, yetişkinlerin yüzde 1'inde, tüm nüfusun ise yüzde 2'sinde görüldüğü bildirilen besin alerjileri, belirli bir nedene bağlı olmadan her geçen gün artış gösteriyor. İnek sütü, yumurta, balık ve kabuklu deniz ürünleri, kabuklu ve yağlı kuruyemişler (fındık fıstık gibi), buğday, etler, meyveler, sebzeler, kurubaklagiller, baharatlar-çeşni vericiler, bal ve soya yaygın olarak besin alerjilerine sebep olan besinler arasında gösteriliyor.
Besin intoleransı (besinin dokunması), organizmanın herhangi bir besin bileşenine, normal fizyolojik süreçlerden farklı ve rahatsızlık veren bir cevap oluşturması şeklinde tanımlanıyor. İntoleransa neden olan besin bileşeni tüketildikten sonra sindirim sorunları yaşanır, bağırsaklarda fermente olmaya başlar ve bunun sonucunda mide bulantısı, kusma, şişkinlik, ishal, mide krampları gibi belirtiler ortaya çıkabilir.
Besin intoleransı, besin alerjilerine göre daha yaygın görülebiliyor. Toplumların yaklaşık yüzde 20'si besin intoleransı nedeniyle bazı besinlerden uzak durabiliyor.
HABER MERKEZİ











































































