HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 09 MAYIS 2021, PAZAR

Bir konu iki kalem mandacılar bir alem

10.10.2005 00:00:00
Konu, bilindiği üzere AB, 3 Ekim'de ne oldu? Bu davullar zurnalar kimin için çalıyor? Müzakere süreci başladı mı? Kimler niçin devre yaptı? Uluslararası arenada ne kadarda hayır sahibi, iyilik sever kişiler ve kuruluşlar varmış! Bir haftadan beri bu konularda çok sayıda yazı okuduk, yorumlar, tartışmalar dinledik. Bu arada zaman ilerledikçe, yağmur kesilip sel azalınca kumlar ortaya çıkınca, kumların arasında kocaman kocaman kayaların gelip kapımıza dayandığını gördük.Sözünü ettiğimiz bu konuyu iki ayrı gazeteden, iki ayrı kalemden alıntılarla, dik duruşa ve mandacılığa da örnekler vermiş olacağız.İki kalemden biri, Yeni Mesaj gazetesi Yazı İşleri Müdürü İbrahim Berk, diğeri ise Zaman gazetesinden Hüseyin Gülerce.Gülerce ile başlayalım:"Avrupa Birliği üyeliği yolunda 42 yıldır beklediği anın gelmesi ve AB ile müzakerelerin başlamış olması ülke çapında olumlu bir rüzgar estiriyor. Borsadan özelleştirmeye bu rüzgarın tesiri hemen kendini gösteriyor. İş dünyası rahat bir nefes almış, ülkenin suni gündemlerden kurtularak istikrara doğru yürümesinin sevincini yaşıyoruz. (Zaman, 6 Ekim 2005)Gülerce'nin bir elinde davul, diğerinde de tokmak, usta davulcuların davul ile dans etmesi gibi çalıp dönüyor. Bu sesi az durduralım ve dinleyelim, gelen sese kulak verelim.İbrahim Berk:"3 Ekim tiyatrosunun perde gerisinde aralanmaya başladı.Tabii ki iktidarla birlikte euromani hastalığına tutulmuş cukkacı medya sayesinde değil.Avrupalı liderlerin açık sözlülüğü ve AB medyasının kulis haberleri sayesinde.Yunan Dışişleri Bakanı, "Niçin Türkiye'yi veto etmediniz" sorusuna, "niye edelim ki alacağımızı aldık" diye tepki veriyor.Yunan medyası perde gerisindeki güce selam durarak "Türkiye ABD vizesi ile AB pasaportu aldı" diyerek gerçekleri ifşa ediyor ve ekliyor "hoş geldin ama yavaş yavaş"Adamlar, Türkiye'nin her şartı karşılıksız yerine getirerek AB kucağına atılmasına hayret ediyor. Türk aydınının Avrupa manyaklığı diye Türkçeleştireceğimiz hastalığından ürküyor." (Yeni Mesaj. 6 Ekim 2005)Sayın Berk'in dediğine göre aynı konu ile ilgili olarak Yunanistan'dan da davul sesleri geliyor. Onlar alacaklarını aldıkları için çalıyor davulu, bizimkiler ne için? Sözü aldı Gülerce bakalım ne dedi: "Bu sevince iştirak etmeyen iki kesim var. Birinciler -haklı oldukları taraflarda var- Avrupa'nın bir bölümünün Türkiye'ye, milletimize olan tavırlarından, değerlendirmelerinden, çifte standartlarından hareketle, 'Güvenilmez bu Avrupa'ya, bizi oyalıyorlar, sonunda 'hazmetme konusunu, yani referandumu karşımıza çıkarıp bizi içlerine almayacaklar" diyorlar. Diyelim ki böyle oldu. Ekonomide, günlük hayatta, hukukun üstünlüğünün sağlanmasında, özgürlüklerin genişletilmesinde, 8-10 yıllık müzakere süreci sayesinde epey mesafe almış Türkiye'nin ne kaybı olacak? (aynı yazı) Evet İbrahim Berk Türkiye'nin ne kaybı olacak? Söz sırası sizde:"Önce ABD Dışişlerinin açıklamasına bakalım; 'Türkiye gibi müslüman bir ülkenin AB kurumlarına sağlam demirlenmesi önemli! Chirac daha açık konuşuyor; 'Türkiye'nin AB'ne üyelik şartlarını yerine getirebilmesi için büyük bir "kültür" devrimine ihtiyacı var' Siz bu sözleri büyük bir inanç devrimi olarak ta tercüme edebilirsiniz. Zaten Erdoğan(ın medeniyetler ittifakından dem vurarak hahamlarla, papazlarla flört etmesi bu devrime talip olmasından. Peki buna rağmen Türkiye'nin üyeliğe alınması söz konusu mu? Bu sorunun cevabını da Chirac'tan alalım. Türkiye başarılı olacak mı? Bunu söyleyemem. Umarım, ama tam emin değilim. Ve AB şahinlerine seslenerek asıl bombayı patlatıyor:"15-20 sene sonrası için niçin kavga ediyorsunuz? Anlamıyorum. Hem son sözü Fransız halkı söyleyecek." Bütün bir oyun, Türkiye'nin kültürel devrim altında milli direncinin bertaraf edilerek AB limanına demirlenerek Ofer'lerin, Apo'ların conilerin işgaline açılması. Peki bu zafer çığlıklarının sebebi ne öyleyse? Euromani hastalığına tutulmuş devşirmelerin bayramı..." (aynı yazı) Avrupa sayesinde adam oluruz, düze çıkarız, belimiz doğrulur, tezinin hiç bir ilmi ve tarihi dayanağı yok. Bin yıllık Anadolu tecrübesi hep aksini doğruluyor. Bu topraklarda yaşadığımız bin yıllık tecrübelerimiz İbrahim Berk'i haklı çıkarıyor. Gülerce'nin kendi kendine sevinip gülmelerine bir şey demiyoruz da, bu gülücüklerini millete bulaştırmasa iyi olur. Çok yoğun bir şekilde mandacılık kokuları geliyor da, o yüzden.
 
Aziz Karaca / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.