logo
24 AĞUSTOS 2026

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş: Biz korkuyu Kerbela’da bıraktık

Hüseyin Baş, "Geçtiğimiz hafta Trabzon İl kongremiz oldu. Oradaki konuşmamız ve son süreçteki bütün siyasi eleştirilerimiz birilerini çok rahatsız etti, birilerinin tekerine çomak soktu ki hemen enteresan haller yaşamaya başladık, hakkımızda bir soruşturma açılmış. Muhtemelen kendi aralarında, ' Korkutabildik mi' diye konuşuyorlardır. Tek bir şey söyleyeyim; Biz korkuyu Kerbela'da bıraktık" dedi.

30.12.2024 14:45:00 / Güncelleme: 30.12.2024 14:55:51
Haber Merkezi
 
BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş: Biz korkuyu Kerbela’da bıraktık
BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş: Biz korkuyu Kerbela’da bıraktık
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Kocaeli'de partisinin il kongresine katıldı.

Muharrem Can'ın il başkanı seçildiği kongrede konuşan BTP lideri gündeme ilişkin değerlendirmeler yaptı.

Geçen hafta Trabzon'da yaptığı konuşmada kullandığı bir ifadeden dolayı hakkında soruşturma açılmasına değinen Hüseyin Baş mafyatik bir saldırı ile karşı karşıya kaldıklarını söyledi.

Kullandığı ifadenin hakaret kastı ve içeriği olmadığını belirten Hüseyin Baş "Biz korkuyu Kerbela'da bıraktık' dedi.



BTP Genel Başkanı şunları söyledi;

"Biz korkuyu Kerbela'da bıraktık"

"Geçtiğimiz hafta Trabzon İl kongremiz oldu. Oradaki konuşmamız ve son süreçteki bütün siyasi eleştirilerimiz birilerini çok rahatsız etti, birilerinin tekerine çomak soktu ki hemen enteresan haller yaşamaya başladık, hakkımızda bir soruşturma açılmış. Muhtemelen kendi aralarında, ' Korkutabildik mi' diye konuşuyorlardır. Tek bir şey söyleyeyim; Biz korkuyu Kerbela'da bıraktık. Konuşmamda, 'Oğlum sen kendi ülkene demokrasi getir' diyorum. Bu cümlede geçen 'oğlum' ifadesini kalkıp sanki benim bunu Sayın Cumhurbaşkanına söylediğime ilişkin bir kanaat ürettiler. Şunu söylemek isterim; Sizler beni çok iyi tanıyorsunuz, bütün Türkiye de bizleri tanımaya başladı. Ben bütün konuşmalarımda eğer kişiye karşı bir hitapta bulunuyorsam, kendisinden ismiyle ve nezaket sınırları içerisinde bahsederim. Cumhurbaşkanımızla ilgili bir şey söylediğim de cümleme 'Sayın Cumhurbaşkanımız' diye başlar 'Sayın Cumhurbaşkanımız' diye bitiririm. Bunu ben devletime olan saygımdan ötürü yaparım, kendime olan saygımdan ötürü yaparım. Burada benim, 'Oğlum sen kendi ülkene demokrasi getir' feveran ve feryadımın sebebi esasında Türkiye'deki bir fikre, bir oluşuma, bir söylem biçimine karşı söylenmiş bir ifade.

"Kendimizi bir mafyatik tehdit ve mafyatik bir hakaret düzleminin içinde bulduk"

Hoş, biz desek ki 'Bu cümleyi şu kişiye sarf ettik' bunu da tırnak arasında söylüyorum, bu bir hakaret ifadesi de değildir. Neyle karşı karşıya kaldık? Ne yazık ki biz Bağımsız Türkiye Partililer kendimizi bir mafyatik tehdit ve mafyatik bir hakaret düzleminin içinde bulduk. Şimdi ben soruyorum sizin meseleniz birine hakaret edilmesine karşı durmaksa bu kadar küfür, hakaret neyin nesi? Adeta mafyatik bir saldırı ve bu saldırı ile güya bizi ürkütecekler, bizi korkutacaklar. Aslında maksat ürkütmek ve korkutmak da değildir. Maksat şu; seni minderin dışına çekmeye çalışıyorlar, seni hukukun sınırlarının ötesine çekmeye çalışıyorlar ama biz Bağımsız Türkiye Partisi olarak kurulduğumuz ilk günden beri her zaman neyi kendimize şiar edindik, motto edindik; Bağımsız Türkiye Partisi ne olursa olsun hukuk sınırları içerisinde siyasi mücadelesini vermiştir ve verecektir.



"Gelinen durum ne kadar haklı olduğumuzun bir ispatı olmuş oldu"

Ortada böyle hakaret kastı yok ve bu ifade hakaret içeren bir ifade değil. Siz bunu alıyorsunuz bambaşka bir yere getiriyorsunuz, maksat ne arkadaşlar? Maksat şu;  biz o kadar rahatsız ettik ki sınır ötesindeki o zafer naralarına öyle bir çomak soktuk ki, Türkiye ekonomisinin ne noktada olduğunu öyle bir gerçeklikle gözler önüne serdik ki üzerimize gelinen durum ne kadar haklı olduğumuzun bir ispatı olmuş oldu.

"Suriye'de İsrail karlı çıkıyor, Amerika karlı çıkıyor, emperyalizm karlı çıkıyor"

Şimdi diyoruz ki; Suriye'de bir şeyler yapıyorsunuz, bu size güzel görünebilir ama buradan İsrail karlı çıkıyor, buradan Amerika karlı çıkıyor, buradan emperyalizm karlı çıkıyor. Ben bunu demezsem, 'Bunun sonunda ülkemiz, toplumumuz zarar görür' demezsem ben niye siyaset yapayım, öyle değil mi? Ha atlıyorlar, zıplıyorlar ama bilmiyorlar ki o kadar rekabet etmemize rağmen onların en önde gelen trollerinin mi cumhurbaşkanında itibarı yüksektir, yoksa Hüseyin'in mi, onu da zamanla göreceğiz.

"Koca bir milletten intikam alınıyor"

Bugün iktidarda olan hareket bundan 30, 40, 50 sene önce gerçekten zor şartlarda siyasetler yaptılar ama bu zor şartlar anlıyorum ki onlara, 'İnsanımıza bu zor şartları yaşatmayalım' diye tezahür etmemiş. Onlara bir intikam duygusu yüklemiş ki koca bir milletten intikam alınıyor adeta. Yoksa bu empatiyi kuran bir irade kalkıp 2025 yılı için enflasyonun resmi olarak yüzde 60'larda dolaştığı bir ortamda, hissettiğimiz enflasyonun belki yüzde 100- 150 olduğu bir ortamda asgari ücretliye 22 bin 104 TL para vermeyi kendine uygun görmez.



Erdoğan'a emekli maaşı çağrısı

Sayın Cumhurbaşkanımız, 'İşverenin elinden tutan yok, yüksek vermek istiyorsa versin' dedi. Ben de dedim ki; Sayın Cumhurbaşkanım emekli maaşını da siz veriyorsunuz, önünüzü kesen de yok, hadi siz de verin sizi de görelim. Asgari ücret nasıl? Şimdi bir şey de diyemiyoruz; düşük diyeceğim 'halkı şükretmekten uzak tutmak' suçundan soruşturma yiyeceğim. Ceza kanunlarında böyle bir suç yok,  'halkı yanıltıcı bilgi' diyecekler bu sefer. Ben Kocaeli'nde, 'Asgari ücret yüksek diyeyim' dedim. Bu sefer de, 'Bu bizle dalga geçiyor' diyecekler. Hükümet kendi de biliyor düşük, kendi de inanmıyor yüksek olduğuna.

"Sayın Bahçeli 'Gelsin Meclis'te konuşsun' diyor ama Öcalan bir teröristbaşı"

Yeni anayasa bir daha gündeme getirilecek; 'Suriye'de bir zafer ilan ettik oradan ortamı oluşturduk ne yapalım, işte bir boşluk da var karşımızda rekabet edecek kimse yok güç olarak, o zaman şu anayasayı bir daha gündeme getirelim' diyecekler. Malum Öcalan görüşmesi gündemi vardı. DEM Partili yetkililer teröristbaşı Öcalan'a gitmişler. Sayın Bahçeli 'Gelsin Meclis'te konuşsun' diyor ama Öcalan bir teröristbaşı. Neydi kendisi; bir teröristbaşı, bilmiyorum unutuyorlar mı?  Dolayısıyla gündemimize yeni anayasa gelecek. Zaten mevcut anayasanın tamamını delik deşik ettiniz, her şeyini değiştiniz ve 'Sivil anayasa getireceğiz' diyorsunuz. Sivil anayasadan kasıt ne? Bir anayasayı kimin yaptığı mı önemli, içinde ne yazdığı mı? Bunun içinde yazanlar sizi rahatsız ediyorsa lütfen çıkın, 'Biz anayasanın şu şu maddelerinden rahatsızız' deyin ve biz de bilelim diyelim ki siz bu anayasayı şu sebepten değişmek istiyorsunuz.



"Sizler anayasayı uygulayın bakın ülkede bütün sorunlar çözülecek."

Türkiye'de anayasa hususunda öyle bir cambaza bak oyunu oynanıyor ki sürekli anayasanın bir şeyleri değiştirilmek isteniyor ama hiç kimse çıkıp gerçek derdini, gerçek davasını konuşmuyor, devamlı bir arkadan dolanan bir oyun. Anayasayı değişeceğiz, özgürlükçü bir anayasa…  Ben bu anayasada benim özgürlüğümü kısıtlayan bir şey görmüyorum ama ben bu anayasayı siz uygulamadığınız için özgürlüğümün kısıtlandığını görüyorum mesela… Gösteri hakkım var, yürüyüş hakkım var bana bu hakkı vermiyorsunuz, savunma hakkım var bana bu hakkı vermiyorsunuz. Ben derken bütün toplumu ediyorum. Sizler anayasayı değişmeyi boş verin anayasayı uygulayın bakın ülkede bütün sorunlar çözülecek. Anayasa Mahkemesini tanımıyorum diyen insanların anayasa değiştikten sonra ülkeye bir faydası olacağına inanıyor musunuz, böyle bir şey olabilir mi?

"Bundan sonra yapılacak anayasa başımıza çok daha büyük belalar açacaktır"

Bu yeni anayasa gündemi önümüze gelecek. Türkiye'de başta Bağımsız Türkiye Partisi olmak üzere bütün muhalefetin bu uğurda birleşip bu hükümetin bir anayasa değişikliğiyle tekrar bizim başımıza bela açmasının önünde durmamız gerekiyor. Niye bunu söylüyorum? 2010 anayasa referandumuyla birlikte Türkiye'deki hukuk sistemi delik deşik edildi, 2017 anayasa referandumuyla birlikte Türkiye ucube bir sisteme geçiş yaptı dolayısıyla bundan sonra yapılacak anayasa başımıza çok daha büyük belalar açacaktır. Bundan uzak durmamız lazım.



"Mezhep kavgası körüklenmek isteniyor"

Anayasayı değişmek için ne yapacaklar? İki ihtimal var;  Ya toplumu gerecekler ya da bütün toplumu birleştirecekler. Bu iki yöntemden biri her zaman tarih boyu uygulanmış yöntemlerdir. Şimdi son günlerde önüme Türkiye'de körüklenmek istenen bir mezhep kavgası düşüp duruyor. Bu konuya ilişkin değerli Bağımsız Türkiyeliler hepinize ve değerli Türk milleti herkese şunu söylüyorum; bilin ki bu millet Kürdüyle Türküyle, Alevisiyle Sünnisiyle kardeştir, hiç kimse bu kardeşliği bozamayacaktır.  Şimdi aramıza nifak tohumları sokulmaya çalışılıyor. Bunu çok net görüyorum. Sınır ötesinden başlayan bir psikolojik harp yöntemiyle Türkiye'yi de bu işin içine atmaya çalışıyorlar. Eğer soruyorsanız bu ülkenin sahibi kim; bu ülkenin sahibi Kürttür,  bu ülkenin sahibi Lazdır, Çerkesdir, Türktür, bu ülkenin sahibi Alevidir,  Caferidir, Sünnidir Bu ülkede yaşayan ve 'Ne Mutlu Türküm Diyene' diyen herkes bu ülkenin sahibidir, bu milletin kardeşidir."

Afrika ve Basra'dan gelen sıcak hava yurdun büyük bir bölümünde etkili olmaya devam ediyor. İstanbul'da gece saat 03.00-06.00 arasında nemin yüzde 91'e çıkması bekleniyor

Afrika ve Basra'dan gelen sıcak hava yurdun büyük bir bölümünde etkili olmaya devam ediyor. İstanbul'da gece saat 03.00-06.00 arasında nemin yüzde 91'e çıkması bekleniyor

23.08.2026 18:39:00
Haber Merkezi
 
 Afrika ve Basra'dan gelen sıcak hava yurdun büyük bir bölümünde etkili olmaya devam ediyor. İstanbul'da gece saat 03.00-06.00 arasında nemin yüzde 91'e çıkması bekleniyor
 Afrika ve Basra'dan gelen sıcak hava yurdun büyük bir bölümünde etkili olmaya devam ediyor. İstanbul'da gece saat 03.00-06.00 arasında nemin yüzde 91'e çıkması bekleniyor
Afrika ve Basra'dan gelen sıcak hava yurdun büyük bir bölümünde etkili olmaya devam ediyor. İstanbul'da gece saat 03.00-06.00 arasında nemin yüzde 91'e çıkması bekleniyor.
Afrika ve Basra'dan gelen sıcak hava etkisini sürdürüyor. Yaklaşık bir haftadır etkili olan sıcak hava dalgaları, rüzgarın etkisini kaybetmesi ve nemin gün yüzüne çıkmasıyla bunaltıcı olmaya devam ediyor.
Bugün ve yarın ülke genelinde yüksek sıcaklıklar ortalamanın 3 ila 5 derece üstünde devam edecek.
Kavurucu sıcaklar İstanbul'da da etkili oluyor. Kuvvetli rüzgarın etkisini kaybetmesiyle bunaltıcı hava kendisini hissettirmeye devam ediyor.
Meteoroloji verilerine göre, megakentte bu gece saat 03.00-06.00 arasında nem oranının yüzde 91'e ulaşması bekleniyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğünün sayfasından duyurulan nem oranı Pazartesi öğle saatlerinde yüzde 50lere düşecek.

Adana'daki evlerine düzenlenen operasyon ile geçtiğimiz hafta gözaltına alınan Furkan Vakfı Kurucu Başkanı Alparslan Kuytul ve eşi Semra Kuytul tutuklandı

Furkan Vakfı Kurucu Başkanı Alparslan Kuytul ile eşi Semra Kuytul, Adana merkezli 6 ilde düzenlenen operasyonda gözaltına alınmıştı

23.08.2026 15:00:00
Haber Merkezi
 
Adana'daki evlerine düzenlenen operasyon ile geçtiğimiz hafta gözaltına alınan Furkan Vakfı Kurucu Başkanı Alparslan Kuytul ve eşi Semra Kuytul tutuklandı
Adana'daki evlerine düzenlenen operasyon ile geçtiğimiz hafta gözaltına alınan Furkan Vakfı Kurucu Başkanı Alparslan Kuytul ve eşi Semra Kuytul tutuklandı
Adana'daki evlerine düzenlenen operasyon ile geçtiğimiz hafta gözaltına alınan Furkan Vakfı Kurucu Başkanı Alparslan Kuytul ve eşi Semra Kuytul tutuklandı.

Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kamuoyunda "Kuytulcular" olarak bilinen yapılanmaya yönelik başlatılan soruşturma kapsamında ilk etapta 32 kişi gözaltına alınmıştı. Takip eden 3 günde yapılan ek gözaltılarla birlikte adliyeye sevk edilen 56 kişiden 3'ü serbest bırakılırken, 51 şüpheli hakkındaki işlemler devam ediyor.

Adana merkezli 6 ilde 49 adrese eşzamanlı olarak gerçekleştirilen operasyonda gözaltına alınanlara, "suç örgütü kurma ve yönetme," "örgüt üyeliği," "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama," "nitelikli dolandırıcılık," "resmi belgede sahtecilik" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlamaları yöneltiliyor.

'Furkan Hareketi'ne operasyon
Geçen hafta vakfın kurucusu ve başkanı Alparslan Kuytul'un evinin önüne çok sayıda polis ekibi sevk edilerek arama yapıldı. Arama işlemlerinin ardından Alparslan Kuytul ve eşi Semra Kuytul ile birlikte çok sayıda vakıf üyesi gözaltına alındı.

Gözaltı kararlarına Furkan Hareketi ve Kuytul'un sosyal medya hesapları üzerinden tepki gösterildi. Kuytul adına 22 Ağustos'ta X platformundan yapılan açıklamada suçlamalar reddedilerek şu ifadelere yer verildi: "Bu hareket alnının akıyla, suç işlemeden mücadelesiyle; emniyet de bu zulmüyle Türkiye tarihine geçiyor."

Ayrıca operasyon sürecinde Kuytul'un avukatlarının da gözaltına alındığı ve ifadesinin avukatsız alındığı öne sürüldü. Kuytul'un bu uygulamayı "savunma hakkının gaspı" olarak değerlendirdiği aktarıldı.

'Furkan Hareketi' ve Kuytul'un sosyal medya hesaplarına şu anda Türkiye'den erişim sağlanamıyor.

Soruşturmanın hukuki boyutuna ilişkin açıklama yapan Adalet Bakanı Akın Gürlek, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü dosya kapsamında 32 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldığını ve vakıfla bağlantılı 5 şirkete kayyum atandığını duyurdu. Bakan Gürlek, operasyonun niteliğine dair yaptığı değerlendirmede soruşturmanın "herhangi bir dini grubu, inancı veya düşünceyi" hedef almadığının altını çizdi.

Suçlamalar neler?
Adana merkezli faaliyet gösteren Furkan Vakfı, bünyesinde "Hocaefendi" olarak anılan kurucusu Alparslan Kuytul ile özdeşleşmiş bir yapı olarak biliniyor.

Grup, son yıllarda iktidara yönelik sert eleştirilerinin yanı sıra sık sık karşı karşıya kaldığı polis müdahaleleri ve adli soruşturmalarla gündeme geliyordu.

Tansiyon hastalarına 10 'sıcak hava' önerisi


 
Aşırı sıcaklar ve yüksek nem özellikle de kalp ve damar sağlığı üzerinde çok ciddi riskler oluşturuyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz, aşırı sıcakların sıvı ve mineral kaybının yanı sıra damarlarda genişlemeye neden olduğunu, bu durumun da kan basıncında ani düşüşlere veya dalgalanmalara zemin hazırladığını söylüyor.

22.08.2026 00:55:00
Murat Çorbacı
 
 Tansiyon hastalarına 10 'sıcak hava' önerisi
 Tansiyon hastalarına 10 'sıcak hava' önerisi

Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz, Türkiye'de her 3 erişkinden birinin hipertansiyon hastası olduğunu belirterek, "Ancak daha da tehlikelisi, henüz teşhis almamış ve tansiyon hastası olduğunun farkında bile olmayan devasa bir kitle bulunuyor. Hipertansiyonun 'sessiz katil' olarak adlandırılmasının temel nedeni de budur. Özellikle bu aşırı sıcaklarda kan basıncı kontrolünün ihmal edilmesi; bayılma, ritim bozuklukları, böbrek yetmezliği, kalp krizi ve hatta felç gibi hayati sorunlara yol açabiliyor" dedi. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz, aşırı sıcaklarda hipertansiyon hastalarına 10 kritik yaz önerisinde bulundu, önemli mesajlar verdi.

1. Su tüketimini mutlaka artırın

Terlemeyle vücuttan ciddi oranda su ve sodyum, potasyum gibi hayati mineraller atılır. Bu sıvı kaybı, kanın akışkanlığının azalmasına ve kalbin kanı pompalarken daha fazla yorulmasına neden olur. Tansiyon hastalarının, susamayı beklemeden gün içinde yeterli sıvı (2.5 - 3 litre) tüketmesi büyük önem taşır. Ancak kalp yetmezliği ya da böbrek hastalığı gibi rahatsızlığınız varsa mutlaka hekiminize danışarak belirlemelisiniz.

2. İdrar söktürücü (diüretik) ilaçlara dikkat edin

Hipertansiyon tedavisinde sıklıkla kullanılan idrar söktürücü ilaçlar, vücuttan su ve tuz atılımını artırarak kan basıncını düşürür. Yaz aylarında terlemeyle zaten fazla miktarda sıvı kaybedildiği için, bu ilaçların dozu bazen fazla gelebilir ve tansiyonun tehlikeli seviyelere düşmesine (hipotansiyon) yol açabilir. İlaçlarınızı mutlaka kardiyoloğunuza başvurarak yaz dozu ayarlaması talep etmelisiniz.

3. 11:00-16:00 arası mümkünse dışarı çıkmayın

Güneş ışınlarının yeryüzüne en dik açıyla geldiği 11:00-16:00 saatleri arası, tansiyon hastaları için günün en tehlikeli zaman dilimidir. Bu saatlerde doğrudan güneşe maruz kalmak, damarlarda ani ve aşırı genişlemeye sebep olarak kan basıncını hızla düşürebilir ve sıcak çarpması riskini artırır.

4. Beslenmenizi hafifletin, Akdeniz diyetine geçin

Yaz aylarında zeytinyağlı yemekler, bol posalı sebzeler, taze meyveler ve hafif ızgaralardan oluşan Akdeniz tipi beslenme tarzı benimsenmeli. Mideyi çok doldurmadan, az az ve sık sık yemek yemek tansiyon dalgalanmalarının önüne geçecektir.

5. Soğuk duştan kesinlikle kaçının

Serinlemek amacıyla doğrudan buz gibi suyun altına girmek, damarlarda ani bir büzüşmeye (vazokonstriksiyon) neden olur. Bu ani damar daralması, kan basıncının saniyeler içinde fırlamasına ve kalbe giden kan akışının bozulmasına yol açarak kalp krizini tetikleyebilir. Tansiyon hastaları serinlemek için mutlaka ılık suyla duş almalı, vücudu yavaş yavaş suya alıştırarak şok etkisinden tamamen uzak durmalı.

6. Klimalı ortamlara geçişte vücudunuzu koruyun

Dışarıdaki kavurucu sıcaktan, aniden çok düşük derecelere ayarlanmış klimalı buz gibi ortamlara girmek, tıpkı soğuk duş gibi damar sisteminde ani kasılmalara neden olur. Bu keskin ısı farklılıkları tansiyon ataklarına zemin hazırlar.

7. Egzersiz rutininizi serin saatlere kaydırın

Düzenli fiziksel aktivite, tansiyon kontrolünde son derece faydalıdır; ancak bunun hangi saatte yapıldığı yaz aylarında hayati fark yaratır. Sıcakta yapılan egzersiz, sıvı kaybını maksimuma çıkarır ve kalbi aşırı zorlar. Bu nedenle tempolu yürüyüş, yüzme veya bisiklet gibi egzersizler için güneşin etkisini yitirdiği akşam saatleri veya sabahın erken serinliği tercih edilmelidir. Egzersiz öncesinde, sırasında ve sonrasında su içmeyi kesinlikle ihmal etmeyin.

8. Çay ve kahve tüketimini kısıtlayın, alkolden kaçının.

9. Kıyafet seçiminde dikkatli olun!

Vücudu sıkmayan, hava geçirgenliği yüksek, terletmeyen pamuklu veya keten kumaşlardan yapılmış, açık renkli ve bol giysiler tercih etmek; yaz sıcaklarında vücudun termoregülasyonunu sağlayarak tansiyonu dolaylı yoldan dengede tutar.

10. Tansiyon ölçümlerinizi ve doktor kontrollerinizi ihmal etmeyin

Yazın rehavetine kapılıp 'kendimi iyi hissediyorum' diyerek tansiyon ölçümlerini bırakmak veya tatil sebebiyle doktor kontrollerini ertelemek büyük bir hatadır. Düzenli ölçümler yaparak değerlerinizi bir yere not etmeli ve inatçı düşüklük veya yükseklik durumlarında beklemeden kardiyoloğunuzla iletişime geçmelisiniz. 

Manisa merkezli suç örgütü operasyonunda 36 şüpheli tutuklandı

Manisa merkezli 5 ilde suç örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 39 şüpheliden 36'sı tutuklandı

22.08.2026 00:10:00 / Güncelleme: 22.08.2026 00:23:39
AA
 
Manisa merkezli suç örgütü operasyonunda 36 şüpheli tutuklandı
Manisa merkezli suç örgütü operasyonunda 36 şüpheli tutuklandı

Soma Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve üye olma", "nitelikli dolandırıcılık", "yağma", "kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma", "kasten yaralama" ve "tehdit" suçlarına ilişkin soruşturma kapsamında yakalanan şüphelilerin emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Adliyeye sevk edilen 39 şüpheliden 36'sı çıkarıldıkları sulh ceza hakimliğince tutuklandı, 3'ü ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Operasyon

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş ve İstihbarat Şubeleri ile İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince, 18 Ağustos'ta Manisa, Balıkesir, İstanbul, Mardin ve Kocaeli'de düzenlenen eş zamanlı operasyonda 2'si adli süreçteki çocuk olmak üzere 39 şüpheli gözaltına alınmış, adreslerde yapılan aramalarda ruhsatsız tabanca, 5 fişek, '5 kartuş, 'suçtan elde edildiği değerlendirilen 40 bin lira, dizüstü bilgisayar, tablet, 'bilgisayar kasası ve 'çok sayıda cep telefonu ele geçirilmişti.

Soruşturmada, müştekiler C.E.A, M.S. ve B.H'ye ait ancak başkaları tarafından kullanılan hesaplara yüklü miktarda para gönderildiği ve bu paraların çekildiği belirlenmişti.

Hesaplar arasında para transferi olduğu görülen 67 kişinin MASAK verileri alınarak yapılan incelemede şüpheli olarak tespit edilen 39 kişinin banka hesapları arasında yaklaşık 300 milyon lira para transferlerinin yapıldığı, paraların Coin TR, OKX, OKX GLOBAL gibi kripto varlık platformlarına aktarıldığı tespit edilmişti.
 

Sahilde bulunan cesetlerde darp izine rastlanmadı

Kocaeli'nin Darıca ilçesinde denizden peş peşe çıkarılan 2'si kadın 3 cesedin kimlikleri belirlendi. Hayatını kaybedenlerin aynı aileden kardeşler olduğu ortaya çıkarken, kayıp olan dördüncü kardeş ise yürütülen arama çalışmaları sonucunda sağ olarak ulaşıldı

21.08.2026 18:00:00
Haber Merkezi
 
Sahilde bulunan cesetlerde darp izine rastlanmadı
Sahilde bulunan cesetlerde darp izine rastlanmadı
Kocaeli'nin Darıca ilçesi Yeni Mahallesi sahil şeridinde dün öğleden sonra yaşanan ve tüm kenti yasa boğan olayla ilgili kahreden detaylar netleşmeye başladı. Edinilen bilgilere göre, Şehit Cevher Dudayev Parkı mevkisinde denizde hareketsiz duran kişileri gören vatandaşlar durumu hemen 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda polis, sağlık, itfaiye ve Sahil Güvenlik ekibi sevk edildi.

Bir saat arayla 3 cansız beden çıkarıldı

Sahile ulaşan ekipler, ilk etapta denizden kıyafetleri üzerinde olan iki kadının cansız bedenini karaya çıkardı. Bu olaydan yaklaşık bir saat sonra, aynı bölgede kıyıya vuran bir erkek cesedi daha tespit edilerek sudan alındı. Üzerlerinden kimlik çıkmayan cenazeler, savcılık incelemesinin ardından kesin ölüm nedenlerinin tespiti ve kimliklendirme işlemleri için Gebze Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

Acı sır çözüldü: Üçü de kardeş

Emniyet kaynaklarından edinilen son bilgilere göre, adli tıp morgunda yapılan incelemelerde hayatını kaybedenlerin Gülşah Sakar (24), Muhammed Ali Sakar (17) ve Belinay Sakar (15) isimli kardeşler olduğu belirlendi. Bir süredir kendilerinden haber alınamayan kardeşlerin günlük kıyafetleriyle denizde bulunması dikkat çekti.

İlk incelemede darp veya boğuşma izi yok

Kocaeli Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin ve adli tıp uzmanlarının cenazeler üzerinde yaptığı ilk incelemelerde, kardeşlerin vücutlarında herhangi bir kesici-delici alet yarası, darp veya boğuşma izine rastlanmadı. Ölümün boğulma kaynaklı olup olmadığı ya da arkasında başka bir neden bulunup bulunmadığı adli tıp raporunun ardından netlik kazanacak.

Kayıp olan dördüncü kardeş sağ bulundu

Olayın ardından ailenin bir çocuğunun daha kayıp olduğu ve kendisinden haber alınamadığı bilgisi üzerine ekipler alarma geçti. Denizde ve sahil şeridinde gece saatlerinde hava koşulları nedeniyle ara verilen arama çalışmaları, yürütülen teknik takip ve alan taramasıyla birleştirildi.

Yapılan titiz çalışmalar neticesinde, kayıp olan dördüncü kardeş Bilgenur Sakar, deniz dışında tamamen farklı bir noktada sağ olarak bulundu. Sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilen Bilgenur Sakar'ın, olayın gizemini çözmek adına ifadesine başvurulacağı bildirildi.

Soruşturma çok yönlü devam ediyor

Cumhuriyet Savcılığı ve Kocaeli Emniyeti, olayın bir toplu intihar mı, kaza mı yoksa cinayet mi olduğunu aydınlatmak için çok yönlü bir soruşturma yürütüyor. Kardeşlerin bölgeye geliş güzergahları, denize giriş anları ve olay öncesinde kimlerle iletişimde oldukları sahil şeridindeki tüm MOBESE ve güvenlik kameraları incelenerek tek tek tespit ediliyor.

Emniyet birimlerinin ilerleyen saatlerde olayın detaylarına ilişkin resmi bir açıklama yapması bekleniyor.

Türkiye'den Netanyahu için kırmızı bülten talebi

Türkiye, Küresel Sumud Filosu'na yönelik müdahaleyle ilgili hukuki süreçte adli adımlar attı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Afek Moskovitch hakkında "Soykırım" suçu kapsamında kırmızı bülten çıkarılması için başvuruda bulunulduğunu açıkladı

21.08.2026 16:30:00
Anadolu Ajansı
 
Türkiye'den Netanyahu için kırmızı bülten talebi
Türkiye'den Netanyahu için kırmızı bülten talebi

Adalet Bakanı Akın Gürlek, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında "soykırım" suçundan yürütülen kovuşturma kapsamında kırmızı bülten yayımlanmasının talep edildiğini açıkladı.

Bakan Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, Gazze'ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu aktivistlerine uluslararası sularda gerçekleştirilen saldırıya ilişkin yargı sürecinin kararlılıkla devam ettiğini vurguladı.

Bu kapsamda İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2026/108 Esas sayılı dosyasında, aralarında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Afek Moskovitch'in de bulunduğu 35 sanık hakkında kovuşturma yürütüldüğünü belirten Gürlek, şunları ifade etti:

"Dosya kapsamında Binyamin Netanyahu ve Afek Moskovitch hakkında 'soykırım' suçundan 14 Temmuz 2026 tarihinde verilen yakalama emirleri doğrultusunda, Adalet Bakanlığımızca uluslararası seviyede aranmaları amacıyla kırmızı bülten yayımlanması İçişleri Bakanlığımızdan talep edilmiş, ilgili evrak Dışişleri Bakanlığımıza iletilmiştir. Binyamin Netanyahu ve Afek Moskovitch, Gazze'ye insani yardım ulaştıran sivillere uluslararası sularda silahlı müdahale ve aktivistlerin alıkonulmasına ilişkin eylemler kapsamında 'insanlığa karşı suç', 'soykırım', 'nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma', 'kasten yaralama', 'eziyet', 'mala zarar verme', 'nitelikli yağma' ve 'ulaşım araçlarının kaçırılması' suçlarından yargılanmaktadır. Gazze'de soykırım politikası yürüten Netanyahu yönetiminin dokunulmaz ve hesap sorulamaz olduğu yönündeki anlayışı hiçbir suretle kabul etmiyoruz. Gazze'de işlenen suçların üzerinin örtülmesine, sorumluların cezasızlık zırhıyla korunmasına müsaade etmeyeceğiz. Ulusal ve uluslararası hukukun bütün imkanlarını kararlılıkla kullanacağız."

Bakan Gürlek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Filistin halkının, mazlumların ve insanlık vicdanının yanında dimdik durmaya devam edeceklerini kaydederek, "İnsanlığa karşı suç işleyenlerin hukuk önünde hesap vermesi için gereken bütün adımları kararlılıkla atacağız" ifadesini kullandı.

Ev sahiplerinin ‘tehdit’ oyunu bozuldu

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, elektrik kesme ve tahliye baskısıyla fahiş kira ödemek zorunda kalan kiracının açtığı davada ezber bozan bir emsal karara imza attı. Yüksek mahkeme, davalarda hukuki etiketlere değil, kiracının maruz kaldığı baskıya ve uyuşmazlığın özüne bakılması gerektiğine hükmetti

21.08.2026 16:30:00
Eyüp Kabil
 
Ev sahiplerinin ‘tehdit’ oyunu bozuldu
Ev sahiplerinin ‘tehdit’ oyunu bozuldu
Türkiye genelinde ev sahipleri ve kiracılar arasında yaşanan uyuşmazlıklara ilişkin yargı kanadından milyonları ilgilendiren çok kritik bir hamle geldi. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, ev sahibinin tahliye baskısı ve elektrik/su kesme tehditleri doğrultusunda fahiş kira bedelleri ödemek zorunda bırakılan kiracılar için emsal bir karara imza attı.

Ankara'da yerel mahkemenin "icra tehdidi bulunmadığı" gerekçesiyle reddettiği dosyayı inceleyen yüksek mahkeme, haksız alınan fahiş kira farklarının "sebepsiz zenginleşme" kapsamında kiracıya iade edilmesinin önünü açtı.

"Davanın adına değil, özüne bakılması lazım"

Ankara'nın Polatlı ilçesinde bir kiracının, ev sahibinin sürekli tahliye baskısı ve elektrikleri kesme tehdidi üzerine fahiş kira artışını kabul etmek zorunda kaldığını belirterek açtığı "fazla ödenen bedelin iadesi" davası hukuk dünyasında yeni bir dönem başlattı. Polatlı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin davanın usul yönünden eksiklikleri nedeniyle verdiği ret kararının ardından, Adalet Bakanlığı devreye girerek dosyayı kanun yararına bozma talebiyle Yargıtay'a taşıdı.

Dosyayı esastan inceleyen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemelerinin "isim ve etiket" takıntısından sıyrılması gerektiğini vurguladı. Kararda, bir davanın hukuken nasıl adlandırıldığından ziyade, davacının ileri sürdüğü maddi vakıaların ve kiracının üzerinde kurulan psikolojik/ekonomik baskının (tehdidin) gerçek içeriğinin dikkate alınması gerektiği net bir dille belirtildi.

Haksız kazançlar sebepsiz zenginleşmeyle geri alınacak

Bu kararla birlikte ev sahibinin baskısıyla rayicin çok üzerinde kira ödeyen kiracılar, aradaki fahiş farkı geriye dönük olarak talep edebilecek. Mahkemeler bundan sonra "bu bir uyarlama davası mı, tespit davası mı?" gibi şekilsel tartışmalar yerine direkt mal sahibinin kiracı üzerinde kurduğu baskının boyutunu ve haksız kazancın miktarını inceleyecek.

Hukukçular, bu kararın özellikle son dönemde fahiş kira artışları için ara formüller arayan, abonelik iptali veya tahliye tehdidi savuran mülk sahiplerinin haksız kazanç sağlama girişimlerine büyük bir hukuki bariyer oluşturacağı görüşünde birleşiyor.

AKP’li eski bakanın aracıyla gitmişler

Kamuoyunda "Süleymancılar" cemaati lideri olarak bilinen Alihan Kuriş'e yönelik suç örgütü soruşturmasında yeni bir skandal patlak verdi. Günlerdir aranan firari kardeş Hilmi Tuna Kuriş, AKP'li eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'e 2030 yılına kadar tahsisli olan geçiş üstünlüklü çakarlı araçla yurt dışına kaçmaya çalışırken Marmaris'te yakalandı

21.08.2026 15:10:00
Haber Merkezi
 
AKP’li eski bakanın aracıyla gitmişler
AKP’li eski bakanın aracıyla gitmişler
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen "Alihan Kuriş Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" soruşturmasında, firari şüphelilerin izini süren emniyet güçleri, seyrini tamamen değiştirecek dev bir lojistik ağı deşifre etti. Soruşturma kapsamında günlerdir aranan örgütün kilit ismi ve cemaat liderinin kardeşi Hilmi Tuna Kuriş ile yanındaki Erhan Yılmaz, Muğla'nın Marmaris ilçesine bağlı Bozburun Mahallesi'nde gayriresmi yollarla yurt dışına firar etme hazırlığı yaparken yakalandı.

Operasyonun ardından derinleştirilen incelemelerde, şüphelilerin İstanbul'dan Muğla'ya nakledilmesini sağlayan lüks aracın arkasından büyük bir siyasi ve bürokratik skandal çıktı.

2030 yılına kadar Bakan Şahin'e tahsisli sığınak araç

Emniyet birimlerinin yaptığı Plaka Tanıma Sistemi (PTS) ve teknik takip incelemelerine göre, firari isimlerin kaçışında kullanılan 34 SL 313 plakalı otomobilin, AK Parti'nin eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin adına tescilli "koruma/makam aracı" olduğu saptandı. Aracın mülkiyetinin San Sistem Lojistik firmasına ait olduğu, ancak 17 Aralık 2025 tarihinde İdris Naim Şahin adına 5 yıl süreyle (2030 yılına kadar) koruma aracı olarak tahsis edildiği ve resmi geçiş üstünlüğünün bulunduğu öğrenildi.

Araç içerisinde yapılan aramalarda 58 bin euro nakit para ele geçirildi. Ayrıca yasal mevzuata tamamen aykırı şekilde ön ve arka cam içerisine yerleştirilmiş ışıklı uyarı (çakar) sistemleri tespit edilen lüks araç, trafik ekiplerince 1 ay süreyle trafikten menedildi.

Telefonunu kapatıp çakarla ilerlemiş

İstihbarat ve Mali Suçlarla Mücadele şube müdürlüklerinin ortak çalışması, şüphelilerin yakalanmamak için profesyonelce hareket ettiğini gösterdi.

Aracın sürücülüğünü yapan Mehmet Özmen'in, 14 Ağustos'ta şüphelileri İstanbul'dan alarak yola çıktığı belirlendi. Aracın 16 Ağustos günü İzmir'in Selçuk ilçesindeki bir akaryakıt istasyonundan yakıt aldığı PTS kayıtlarına yansıdı.

Yakıt alımı sırasında sürücü Özmen araçtan inerken, firari kardeş Hilmi Tuna Kuriş ile Erhan Yılmaz'ın tedbir amacıyla camları koyu renkli otomobilden hiç inmediği görüldü.

Sürücü Mehmet Özmen'in, takibi zorlaştırmak amacıyla İstanbul'dan çıkış yaptıktan sonra GSM hattını kapattığı, firarileri Muğla'ya bırakıp İstanbul'a döndüğü güne kadar telefonunu tamamen kapalı tuttuğu belirlendi.

Şirket deposundan servet çıkmıştı

Bugün Marmaris'te yakalanan Hilmi Tuna Kuriş'in ortak olduğu İstanbul Ümraniye'deki Yılmaz Kimya Genel Merkezi ile otoparkındaki araçlarda daha önce gerçekleştirilen aramalarda adeta bir servet ele geçirilmişti. Polis baskınlarında kaynağı açıklanamayan piyasa değeri yaklaşık 1.4 milyar TL olan 206 adet külçe altın (yaklaşık 200 kilogram), 358 bin dolar, 102 bin euro ve ruhsatsız silahlar bulunmuştu.

Soruşturmada son durum

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bu geniş kapsamlı soruşturma, cemaatin dini faaliyetlerini değil; hiyerarşik ve ekonomik çıkar odaklı bir suç yapılanması haline gelip gelmediğini inceliyor. MASAK tarafından hazırlanan 168 sayfalık dev raporda, örgüte bağlı şirketler arasında 66 milyar lirayı aşan şüpheli bir para trafiği olduğu, tek bir şirketten ise kaynağı belirsiz 8 milyar liralık olağan dışı nakit çıkışı yapıldığı belgelenmişti.

Şu ana kadar aralarında cemaat lideri Alihan Kuriş'in de bulunduğu 38 şüpheli gözaltına alınmış ve bunlardan 32'si çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Firari kardeşin de yakalanması ve kullanılan koruma aracının eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'e tahsisli çıkmasının ardından, kaçış planını organize eden yeni isimlere yönelik soruşturmanın daha da derinleştirileceği bildirildi.

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce YENİ Parti'ye katıldı. Ünlüce, "Ayrılık da sevdaya dahil" ifadelerini kullandı

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce YENİ Parti'ye katıldı. Ünlüce, "Ayrılık da sevdaya dahil" ifadelerini kullandı

21.08.2026 14:30:00
Haber Merkezi
 
 Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce YENİ Parti'ye katıldı. Ünlüce, "Ayrılık da sevdaya dahil" ifadelerini kullandı
 Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce YENİ Parti'ye katıldı. Ünlüce, "Ayrılık da sevdaya dahil" ifadelerini kullandı
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, CHP'den istifa ederek YENİ Parti'ye katıldığını duyurdu.
X hesabından paylaşım yapan Ünlüce, şu ifadeleri kullandı:
"Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında paylaştığımız emek, kurduğumuz dostluklar ve verdiğimiz mücadeleyi her zaman saygıyla hatırlayacağım. Şairin dediği gibi 'ayrılık da sevdaya dahil.'
Dün olduğu gibi bugün de tek gayem; Yeni Parti çatısı altında kimseyi ötekileştirmeden, dayanışma ve adaletle 'hep birlikle' güzel bir gelecek inşa etmek olacak. Hiçbir zaman değişmeyecek bir şey var: Gücümü her zaman olduğu gibi siz hemşehrilerimden alarak, şehrime ve vatanıma layıkıyla hizmet etmeyi sürdüreceğim."
Bugün itibarı ile Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden ayrılıyorum ve Yeni Parti'ye katılıyorum.
Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında paylaştığımız emek, kurduğumuz dostluklar ve verdiğimiz mücadeleyi her zaman saygıyla hatırlayacağım. Şairin dediği gibi "ayrılık da sevdaya…

Mabel Matiz serbest bırakıldı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "Ha Leylim" isimli şarkısına ait klibi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan şarkıcı Mabel Matiz, yurt dışı çıkış yasağı tedbiriyle serbest bırakıldı

21.08.2026 14:07:00
İhlas Haber Ajansı
 
Mabel Matiz serbest bırakıldı
Mabel Matiz serbest bırakıldı
Kamuoyunda Mabel Matiz olarak tanınan şarkıcı Fatih Karaca hakkında, dijital platformlarda yayınlanan "Ha Leylim" isimli şarkısına ait video klibin, şarkı sözleriyle birlikte değerlendirildiğinde "müstehcenlik" suçu kapsamında kaldığı değerlendirilerek resen soruşturma başlatılmıştı.

Yurt dışı çıkış yasağı tedbiri

Soruşturma kapsamında Fatih Karaca, savcılıkta ifade vermek üzere Çağlayan'da bulunan İstanbul Adalet Sarayı'na geldi. Karaca, işlemlerinin ardından sevk edildiği hakimlikçe, 'yurt dışı çıkış yasağı' şeklinde adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.