logo
24 HAZİRAN 2026

BTP lideri Hüseyin Baş: "Dünya savaşını engelleyebilecek tek güç Türk'ün gücü"

İstanbul'da partisinin il başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programına katılan Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, "Önümüzde bir dünya savaşı ihtimali var. Bu savaşı engelleyebilecek dünyadaki tek güç Türk'ün gücü. Dolayısıyla herkesin sorumluluklarının farkına varıp gereğini yerine getirmesinin tam da vaktidir" dedi

09.03.2026 14:39:00 / Güncelleme: 09.03.2026 14:44:48
Haber Merkezi
BTP lideri Hüseyin Baş: "Dünya savaşını engelleyebilecek tek güç Türk'ün gücü"
BTP lideri Hüseyin Baş: "Dünya savaşını engelleyebilecek tek güç Türk'ün gücü"
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş İstanbul'da partisinin il başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programına katıldı.
Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği programda Kuran-ı Kerim tilavetiyle başladı.






Programda partiye üye yapma kampanyasında dereceye girenlere ödülleri verildi.






BTP Lideri Hüseyin Baş, iftar sonrası yaptığı konuşmada ise sıcak gündeme ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. BTP liderinin konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

"Bu kadar bolluk varsa neden bu vahşet yaşanıyor? "

"Amerika ve İsrail ittifakının İran'a malum açtığı bir savaş var. Dünyada öyle bir eşik aşıldı ki, koca koca devletlerin meşru hükümetlerinin başındaki insanlar birilerinin canını sıkıyor diye gece yataklarından alınabiliyor veya kafalarına bomba atılabiliyor. Dünya böyle bir eşiği açtı. Bunlar olacak işler değildi. Yani herhalde Hitler bunu yapmadı. Bir yanda kan, vahşet, açlık, gözyaşı varken bir tarafta da bakıyorsunuz dünya nimetleri bu kadar zenginliğe hiçbir zaman ulaşmadı. Bu kadar bolluk varsa neden bu vahşet yaşanıyor?






"Altta kalanın canı çıksın!"

Sorsak herkes adalet istiyor. Geçenlerde yeni Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek bile adalet istiyor. Sanki ben tesis edeceğim adaleti… Herkesin bunları istediği bir ortamda, bu adaletsizliğin, bu savaşın, bu eşitsizliğin yeri nedir diye sorduğunuzda, devreye giren temel bir faktör var. Nedir o arkadaşlar? İnsan! İnsanın olduğu yerde bunlar yaşanıyor. Peki insanın böyle olduğu bir düzlemde bir dünya sisteminin, bir ekonomik sistemin, bir sosyal sistemin ne olması gerekiyor dediğimizde kapitalizmin cevabı şu oldu; Altta kalanın canı çıksın.






Peki buna mukabil Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli'nde nasıl bir cevap verdi?

O, 'Eğer toplumların menfaatlerini ve ülkelerin menfaatlerini insanların şahsi menfaatleriyle örtüştürebilirsen hem insan yaşar hem devlet yaşar' dedi. Bu felsefe, Şeyh Edebali'nin adını Milli Ekonomi Modeli diye koymadığı felsefe. Bu felsefe, Atatürk'ün adını Milli Ekonomi Modeli diye koymadığı felsefe ama bu felsefe onlarla aynı felsefe.






"Bu dünyaya adaleti birisi getirecekse o Türk'ün adaleti olacak"

Önümüzde bir dünya savaşı ihtimali var. Bu savaşı engelleyebilecek dünyadaki tek güç Türk'ün gücü. Dolayısıyla herkesin sorumluluklarının farkına varıp gereğini yerine getirmesinin tam da vaktidir. Aksi halde biz eğer Trump'tan demokrasi beklersek, biz eğer Netanyahu'dan barış beklersek, biz Avrupa'nın adaleti getirmesini beklersek çok bekleriz. Onlar adaleti ancak kan ve vahşetle getirecek. Bu dünyaya adaleti birisi getirecekse o Türk'ün adaleti olacak. Bunları hamaset olsun diye söylemiyorum, bir hakikati ortaya koymak için söylüyorum.






"Bugün devletimiz yönetenlere büyük sorumluluk düşüyor "

O yüzden bugün hem bizlere, hem devletimizi yönetenlere çok büyük sorumluluklar düşüyor. Herkes üzerine düşeni yapmalı. Önce öyle bir model kendi ülkemizde inşa etmeli ve göstermeliyiz ki, bütün dünya buna öykünmeli, bütün dünya bunu örnek almalı. Önce o modeli kendi ülkemizde hayata geçirmeliyiz. Bu modelin ilk harfi nedir desek oraya da adalet yazarız. Nerede adalet? Adliyede adalet, sokakta adalet, esnafta adalet, emeklide adalet, işçide adalet, sistemde adalet. Her yere adaleti gelmediği müddetçe hiçbir yerde huzur hiç kimse bulamayacaktır. Türkiye'ye getirmemiz gereken ilk şey adalettir. Bunun ilk atılacağı adım da gelirde adalet.






"Devletin elinde ekonomiyi yönlendirecek argümanlar olmalı"

Dünya nüfusunun yüzde 10'u dünya zenginliklerinin yüzde 90'ına sahip. Yüzde 10'un çöpe attığı yiyecek dünyadaki bütün açlığı bitirecek kadar fazla. Böyle bir adaletsizlik. Kim devreye girecek bu adaletsizliğin çözümü için? Devlet devreye girecek. Nasıl girecek? Devletin elinde ekonomiyi yönlendirecek argümanlar olacak. Bu argüman olmadan devlet nasıl adaletsizliği çözebilir? Eğer piyasayı yönetecek argüman elinizde yoksa adaletsizliği ortadan kaldırmak için yeni bir adaletsizliğe ihtiyacınız var. Nasıl? Hiç günahı olmayan bir adama fazla vergi yapıştırırsın, markete gidersin ceza kesersin. Başka bir adaletsizlikle adalet temin etmeye çalışırsınız. Niye? Çünkü elinizde bunu çözecek hiçbir argüman kalmamıştır. Bu argümanlar nelerdi? SEKA'ydı, Petkim'di, Tekel'di, Şeker fabrikalarıydı.

"Her şeyi sattılar ellerinde emekliye verecek para kalmadı"

Bunun gibi Atatürk'ün kurduğu cumhuriyetin zenginliği olan yüzlerce fabrika değerinin kat kat altına bu ülkede elden çıkarıldı. Şimdi ekonomi adaletsiz. Devlet niye bir şey yapmıyor? Çünkü bir şey yapması için yeni bir adaletsizlik yapması lazım. Başka yolu yok. Emekliye niye 20 bin lira veriyor? Bugün bayram geliyor, ikramiye konuşuluyor. 4 bini 5 bin yapamayan bir hükümet. Nasıl yapsın? Elinde para yok! Çünkü sana 5 bin lira vermesi için devletin senden daha fazla vergi alması ve sana ceza kesmesi gerekiyor. Bugün ülkenin bütçesine baktığınızda yıllık gelirinin yüzde 90'ı vergi ve cezalardan oluşuyor.

"Tonlarca altını Kanadalı firma çıkarıyor ama vatandaş, evladının düğününde çeyrek altın takamıyor"

Bu adaletsizliği ortadan kaldırmanın yolu tek bir şey var arkadaşlar: Neyi verdilerse geri alacaksınız. Benim altın madenim var. Tonlarca altını Kanadalı firma alıp çıkarıyor ama vatandaş evladının düğününde çeyrek altın takamıyor. Böyle bir şey olabilir mi? Bu nasıl bir denge? Bu nasıl bir vahşet? Bu nasıl bir talan? Kimin o altın? O yabancı firmanın alıp götürdüğü altın sizin. Daha 10 sene öncesine kadar iktidar yetkilileri "bizim yeraltı kaynaklarımız yok" diyen yöneticilerdi. Bugün bakıyorsunuz ülkenin her yerinden petrol fışkırıyor, doğalgaz fışkırıyor. Var mı? Gerçekten var. Fazlası var. Bu ülkenin her türlü zenginliği var. Ama ne yapıldı? 80'lerden beri başlayan bir özelleştirme furyasıyla, özellikle 2002'den sonra inanılmaz hızlandırılarak elimizden çıkarıldı. Bize ne kaldı? Vergi ve cezalar. Dolayısıyla devletin gelirdeki adaletsizliği çözmesinin tek yolu yeni bir adaletsizlik oldu. Bu adaleti tesis edecek Türkiye'de bir tane siyasi parti var: Bağımsız Türkiye Partisi. Bu adaleti başka hiç kimse tesis edemez."

Bayraktar KIZILELMA'dan gövde gösterisi

Bayraktar KIZILELMA, ASELSAN ve ROKETSAN tarafından geliştirilen TOYGUN Elektro-Optik Sensör Sistemi ve Lazer Güdüm Kiti 82 ile hedefi tam isabetle vurdu

24.06.2026 10:38:00
İhlas Haber Ajansı
Bayraktar KIZILELMA'dan gövde gösterisi
Bayraktar KIZILELMA'dan gövde gösterisi
TOYGUN Elektro-Optik Hedefleme Sistemi ile havalanan Bayraktar KIZILELMA, ASELSAN ve ROKETSAN tarafından geliştirilen TOYGUN Elektro-Optik Sensör Sistemi ve Lazer Güdüm Kiti 82 ile hedefi tam isabetle vurdu.






Baykar tarafından yerli ve milli olarak geliştirilen KIZILELMA insansız savaş uçağı, testlerine hız kesmeden ediyor. Bayraktar KIZILELMA, gövde kısmında taşıdığı TOYGUN Elektro-Optik Sensör Sistemi ile başarılı atışlar gerçekleştirdi. KIZILELMA, ASELSAN tarafından yerli ve milli olarak geliştirilen Lazer Güdüm Kiti 82 ve yine ROKETSAN tarafından geliştirilen TEBER Güdüm Kiti'yle başarılı atışlara imza attı.








Öte yandan TOYGUN EOTS, Bayraktar KIZILELMA'nın düşük görünürlük kabiliyetini koruyarak gelişmiş hedefleme yapabilmesini sağlıyor.

Kütahya'da zehirlenme vakası: 114 kişi hastaneye başvurdu

Kütahya'da okul etkinliğinde yedikleri yemeğin ardından rahatsızlanan ve sağlık kuruluşlarına başvuranların sayısı 114'e yükseldi. Öğrencilerden 113'ü taburcu edilirken, 1 kişinin ise tedavi ve gözlem süreci devam ediyor

24.06.2026 09:09:00
İHA
Kütahya'da zehirlenme vakası: 114 kişi hastaneye başvurdu
Kütahya'da zehirlenme vakası: 114 kişi hastaneye başvurdu
Olay, Meydan Mahallesi'ndeki Şule Mete Tetik İmam Hatip Ortaokulu'nda meydana geldi. Okulda gerçekleştirilen etkinlik kapsamında öğrenci ve davetlilere tavuklu pilav ikram edildi.








İkram sonrası rahatsızlanan çok sayıda kişi kendi imkanlarıyla ve ambulanslarla Kütahya Şehir Hastanesi ile çeşitli sağlık kuruluşlarına müracaat etti. Yapılan kontrollerin ardından zehirlenme şüphesiyle hastaneye başvuranların sayısının 96'sı öğrenci ve 18'i de yetişkin olmak üzere toplam 114 ulaştığı öğrenildi.








Tedavi altına alınan öğrencilerden 113'i taburcu edilirken, 1 kişinin ise hastanelerde müşahede altında tutulduğu ve kontrollerinin sürdüğü bildirildi.

Yasa dışı bahis çetesine dev darbe: 10 milyarlık vurgun ağı çökertildi

Samsun merkezli 7 ilde düzenlenen yasa dışı bahis operasyonunda 52 şüpheli gözaltına alınırken, yaklaşık 10 milyar TL işlem hacmine sahip olduğu değerlendirilen organizasyona ağır darbe vuruldu

23.06.2026 19:00:00
İHA
Yasa dışı bahis çetesine dev darbe: 10 milyarlık vurgun ağı çökertildi
Yasa dışı bahis çetesine dev darbe: 10 milyarlık vurgun ağı çökertildi
Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Samsun Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yasa dışı bahis suçuna yönelik yürütülen soruşturma kapsamında geniş çaplı operasyon gerçekleştirildi.






Yaklaşık 10 milyar TL işlem hacmine sahip olduğu değerlendirilen yasa dışı bahis organizasyonuna yönelik Samsun merkezli İstanbul, Batman, Antalya, Muğla, Aydın, Osmaniye ve Eskişehir'de eş zamanlı operasyon düzenlendi.








23 Haziran 2026 tarihinde sabah saatlerinde gerçekleştirilen operasyonlarda çok sayıda adreste arama, el koyma ve yakalama işlemi yapıldı. Operasyon kapsamında haklarında işlem yapılan 52 şüpheli gözaltına alınarak Samsun Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.








Adreslerde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal ele geçirilirken, elde edilen delillerin incelenmesine devam edildiği öğrenildi. Operasyon anları ise polis kamerasınca kaydedildi.








Şüphelilerin emniyetteki işlemleri sürerken, soruşturmanın tüm yönleriyle devam ettiği bildirildi.













Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı

Son 66 yılın en fazla yağmurunun yağdığı Aksaray'da Mamasın Barajı'ndaki doluluk oranı yüzde 46'a ulaşırken, nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehirde tarım ürünlerinin rekoltesinde artış beklentisi üreticilerin yüzünü güldürdü

20.06.2026 11:52:00
İHA
Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı
Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı
Türkiye'nin en kurak illeri arasında yer alan Aksaray'da bu yıl yağan yağmurlar, son 66 yılın en fazla yağışı olarak kayıtlara geçti. Yağışlar afetleri beraberinde getirse de barajlardaki doluluk oranları arttı.






Nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehirde, bu yıl ekilen ürünlerde de rekolte artışı bekleniyor. Kentin hem içme suyu ihtiyacını karşıladığı hem de tarımsal sulama ihtiyacının karşılandığı tek baraj olan Mamasın Barajı, yüzde 46'lık doluluk seviyesine ulaştı. 40 milyon metreküp suyu olan barajdaki su miktarı 75 milyon metreküp olarak ölçüldü. Uzmanlar, her şeye rağmen israftan kaçınılması gerektiğimi vurguladı.








"Mamasın Barajı su seviyesinde yüzde 46 oranında artış kaydedildi"

Yağışlar ve etkileri hakkında bilgiler veren Jeoloji Mühendisleri Odası Aksaray İl Temsilcisi Tayfun Aydın, "Türkiye'de son 66 yılın en büyük yağmurları yağdı. Dolayısıyla kar ve yağmur suları bakımından su oranımız artmıştır. Türkiye'de yıllık metrekareye düşen yağış miktarı 574 kilogram, bölgemize metrekareye düşen 324 kilogram iken, bu son yağışlarla verim ve bereket gelmiştir. Mevcut Mamasın Barajımızda 40 milyon metreküp suyumuz var iken, en son yapılan ölçümde 75 milyon metreküpe çıkmıştır. Bu da buranın doluluk oranının yüzde 46 oranında arttığını göstermektedir. Ancak bu şu anlama gelmesin ki, barajımız dolu değildir. Yüzde 50'si hala boştur ama son yağışlarla yüzde 46 oranında su miktarımız artmıştır" dedi.




















Güneşin zararlı etkilerine karşı altın kurallar

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte yükselen sıcaklıklar, günlük hayatı zorlaştırmanın ötesinde ciddi sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Vücudumuz, ortam sıcaklığına uyum sağlamak için harika bir mekanizmaya (terleme) sahip olsa da extreme sıcaklarda bu sistem yetersiz kalabilir

18.06.2026 13:00:00
Hasan Gündoğdu
Güneşin zararlı etkilerine karşı altın kurallar
Güneşin zararlı etkilerine karşı altın kurallar
Aşırı sıcakların olumsuz etkilerinden korunmak, konforlu ve en önemlisi sağlıklı bir yaz geçirmek için dikkat etmeniz gereken temel unsurları sizler için derledik.






Sıvı Dengesi: Susamayı Beklemeyin

Vücudumuzun %60'ından fazlası sudan oluşur ve sıcak havalarda terleme yoluyla inanılmaz bir hızla su kaybederiz.

Düzenli Su Tüketimi: "Susamak", vücudun çoktan susuz kaldığının bir alarmıdır. Bu yüzden susamayı beklemeden, gün boyunca saat başı 1-2 bardak su içmeyi alışkanlık haline getirin.

Mineral Takviyesi: Terle sadece su değil, sodyum ve potasyum gibi hayati mineralleri de kaybederiz. Tansiyon probleminiz yoksa günde 1 şişe maden suyu içmek mineral dengesini korumaya yardımcı olur.

Tuzak İçeceklerden Kaçının: Alkol, aşırı kafeinli içecekler (kahve, koyu çay) ve şekerli asitli içecekler sanılanın aksine vücuttan su atılmasını hızlandırır (diüretik etki). Sıcak günlerde bu içecekleri minimumda tutun.






Beslenme Düzeni: Hafif ve Serinletici

Sıcak havalarda sindirim sistemi fazladan çalışarak vücut ısısını daha da artırabilir. Bu yüzden beslenme alışkanlıklarını mevsime göre revize etmek şarttır.

Ağır Yemeklere Elveda: Yağlı, kızartmalı, aşırı baharatlı ve protein ağırlıklı ağır yemekler yerine; sindirimi kolay, su oranı yüksek besinleri tercih edin.

Mevsim Meyve ve Sebzeleri: Karpuz, kavun, salatalık, domates, kabak ve semizotu gibi hem su hem de vitamin deposu olan besinleri sofranızdan eksik etmeyin.

Az ve Sık Beslenin: Tek bir öğünde çok fazla yemek yerine, porsiyonları küçülterek az ve sık yemek vücudun üzerindeki metabolik yükü azaltır.






Giyim ve Kişisel Bakım: Doğru Kumaş, Doğru Koruma

Güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde cildimizi ve başımızı korumak hayati önem taşır.

Kumaş Seçimi: Sentetik, naylon ve dar giysiler cildin nefes almasını engeller ve isiliğe, mantara ya da ısı çarpmasına yol açar. Bunun yerine pamuklu, keten, gevşek dokulu ve açık renkli kıyafetleri tercih edin. Açık renkler güneş ışığını yansıtırken, koyu renkler ısıyı hapseder.

Aksesuarlar: Geniş siperlikli şapkalar ve UV korumalı güneş gözlükleri sadece birer tarz ögesi değil, başınızı ve gözlerinizi koruyan birer kalkandır.

Güneş Kremi: Dışarı çıkmadan en az 20 dakika önce, en az 30 (ideali 50+) faktörlü, geniş spektrumlu bir güneş kremini açıkta kalan tüm bölgelerinize uygulayın ve her 2-3 saatte bir yenileyin.






Zaman Yönetimi: Güneşin Zirve Noktası

Günün her saati aynı risk derecesine sahip değildir. Zamanı doğru yönetmek riskleri yarı yarıya azaltır.

Kritik Saatler: Güneş ışınlarının en dik ve zararlı olduğu 10:00 ile 16:00 saatleri arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkmayın.

Egzersiz Zamanlaması: Spor yapmayı seviyorsanız, bunu günün en sıcak saatlerinde değil, sabahın ilk ışıklarında veya akşam güneş battıktan sonra yapın. Ağır kardiyo hareketlerinden kaçının.






Yaşam Alanlarının Serin Tutulması

Sadece dışarısı değil, ev ve ofislerin içindeki sıcaklık da sağlığı etkiler.

Doğru Havalandırma: Gündüz saatlerinde dışarıdaki sıcak havanın içeri girmemesi için pencereleri ve panjurları kapatın, perdeleri çekin. Havalandırma işlemini hava sıcaklığının düştüğü gece veya sabaha karşı yapın.

Klima Kullanımı: Klima harika bir kurtarıcıdır ancak oda sıcaklığını aniden çok düşük derecelere (örneğin 18°C) getirmek yerine 23-24°C civarında sabitleyin. Dışarı ile içerisi arasındaki sıcaklık farkının 7-8 dereceden fazla olması felç, kas tutulması ve klima çarpması gibi riskleri doğurur.






Isı Çarpması Belirtilerine Dikkat Edin!

Aşırı halsizlik, baş dönmesi, mide bulantısı, baş ağrısı, hızlı nabız ve cildin aşırı kuru/kırmızı olması "Isı Çarpması" (Güneş Çarpması) belirtisi olabilir. Bu durumda kişi hemen serin bir yere alınmalı, giysileri gevşetilmeli, vücudu ıslak bezlerle serinletilmeli ve bilinci yerindeyse su verilmelidir. Durum kötüye gidiyorsa vakit kaybetmeden tıbbi yardım çağrılmalıdır.

Aşırı sıcaklar özellikle yaşlılar, kronik hastalığı olanlar (tansiyon, kalp, şeker), hamileler ve bebekler için çok daha büyük risk taşır. Kendinizi korurken çevrenizdeki bu hassas grupları ve sokaktaki can dostlarımız için kapınızın önüne bir kap temiz su koymayı da lütfen unutmayın.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.