logo
13 MAYIS 2026

Bulgaristan-Edirne sınırında sel

Bulgaristan'da etkili olan sağanak nedeniyle yollar kapandı, çok sayıda araç mahsur kaldı. Bulgar yetkililer gümrük kapısından araç alımını durdurdu. Edirne Kapıkule'den Bulgaristan'a çıkış yapacak araçlar geri dönmek zorunda kaldı

02.09.2022 22:06:00
Bulgaristan-Edirne sınırında sel
Bulgaristan-Edirne sınırında sel

Bulgaristan ve Edirne sınırında akşam saatlerinde başlayan sağanak yağış etkisini artırarak devam ediyor. Bulgaristan'ın Edirne'ye yakın bölgesinde birçok yerde taşkın yaşandı. Yolların kapanması nedeniyle çok sayıda araç mahsur kaldı. Edirne'ye günübirlik alışverişe gelen Bulgaristan vatandaşları Kapıkule Sınır Kapısı'ndan çıkış yapmaya hazırlanırken, Bulgar yetkililer gümrük kapısından araç alımını durdurdu. Kapıkule Sınır Kapısı'nda uzun araç kuyrukları oluştu.

PKK tarafından 15 tonluk bomba infilak ettirilmiş, 16 kişi ölmüştü

Diyarbakır'ın Sur ilçesine bağlı Dürümlü mezrasında terör örgütü PKK mensuplarınca kamyona yüklenen 15 tonluk patlayıcının infilak ettirilmesi sonucu 16 kişinin hayatını kaybettiği olayın üzerinden 10 yıl geçti

13.05.2026 00:50:00
İhlas Haber Ajansı
PKK tarafından 15 tonluk bomba infilak ettirilmiş, 16 kişi ölmüştü
PKK tarafından 15 tonluk bomba infilak ettirilmiş, 16 kişi ölmüştü
Diyarbakır'ın Sur ilçesine bağlı Dürümlü mezrasında terör örgütü PKK mensuplarınca kamyona yüklenen 15 tonluk patlayıcının infilak ettirilmesi sonucu 16 kişinin hayatını kaybettiği olayın üzerinden 10 yıl geçti.






Terör örgütü PKK mensupları, 12 Mayıs 2016 tarihinde Bingöl'ün Genç ilçesine bağlı Döşekkaya köyü yakınlarında yol çalışması yapan bir firmaya ait kamyonu gasp ederek yaklaşık 15 tonluk bombayı araca yüklemiş, bomba yüklü araç içindeki PKK'lılarla birlikte Sur ilçesine bağlı Tanışık Mahallesi'ne gelmişti.

Köylülerin şüphelenmesi üzerine araçtaki PKK'lılar ile köylüler arasında tartışma yaşanmış, olayın ardından teröristler bomba yüklü kamyonu Dürümlü mezrasına doğru yönlendirmişti. Köylüler tarafından takibe alındıklarını ve kaçamayacaklarını anlayan teröristler 15 ton patlayıcı yüklü kamyonu infilak ettirmiş, olayda hepsi akraba olan 16 kişi ölmüş, 26 kişi de yaralanmıştı. Patlamanın üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen acılar ilk günkü tazeliğini koruyor.









"Biz onları unutmayacağız"

Patlamanın yıldönümünde mezarlık önünde açıklamalarda bulunan Çelebi Yaman, "Şehit ailesiyim. Burada bulunan şehitlerin tamamı benim kardeşim, kuzenlerim ve amcamdır. 12 Mayıs 2016'da terör örgütü PKK tarafından gerçekleştirilen bombalı saldırıda hepsi şehit oldu. Bugün şehitlerimizin 10. yıl dönümü. Aradan sadece 10 yıl değil, 100 yıl da geçse biz onları unutmayacağız, unutturmayacağız" dedi.









"Değil 10 yıl, 10 bin yıl da geççe bu acı içimizden çıkmayacak"

Olayda yakınlarını kaybeden Mehmet Yaman da, "Bu olayda ağabeyimi, babamı, amcamı ve dayılarımı kaybettim. Bugün olayın 10. yılı. Allah hepsine rahmet eylesin inşallah. Değil 10 yıl, 10 bin yıl geçse de bu acı içimizden çıkmayacak. Allah-u Teala bütün şehitlerimize rahmet eylesin inşallah. Bu çözüm süreciyle birlikte inşallah artık bu olaylar yaşanmaz. Umarım bir daha böyle acılar yaşanmaz. Bizim başımıza geldi, kimsenin başına gelmesin. Allah kimseye böyle bir acı yaşatmasın inşallah. Biz 16 şehit verdik. Allah-u Teala hepsine rahmet eylesin. Bu acı ne yapsak içimizden çıkmaz. Buradan Recep Tayyip Erdoğan'a ve Devlet Bahçeli'ye selamlarımızı gönderiyoruz. Bütün ailemizin selamı var. Allah hepinizden, devletimizden razı olsun" diye konuştu.

"Yeni doğan çocuklar onların isimleri ile yaşıyor"

Yakınlarını kaybeden Şahin Güler ise, "12 Mayıs 2016'da Tanışık köyünde terör örgütü PKK'nın saldırısı sonucunda 16 yakınımı kaybettim. Tamamı dayımlar ve dayım çocuklarıydı. Birlikte büyüdüğümüz insanlardı. Bugün üzerinden 10 yıl geçti ama acıları hala içimizde taze. Unutmadık, unutturmayacağız. Birçoğunun ismini çocuklarımıza verdik. Yeni doğan çocukların çoğunda bugün onların isimleri yaşıyor" şeklinde konuştu.






Bolu Belediyesi'ne 5'inci dalga operasyon

Bolu İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından Bolu Belediyesi'ne yönelik sabah saatlerinde 5'inci dalga operasyonu düzenlendi. Operasyon kapsamında belediyeye bağlı bazı birimler ve Bol Tur A.Ş.'deki evraklar inceleme altına alındı

12.05.2026 12:39:00
İHA
Bolu Belediyesi'ne 5'inci dalga operasyon
Bolu Belediyesi'ne 5'inci dalga operasyon
Edinilen bilgiye göre, yürütülen bir soruşturma kapsamında Bolu İl Jandarma Komutanlığı ekipleri sabah saatlerinde Bolu Belediyesi hizmet binasına geldi.






Binaya otopark kısmından giriş yapan jandarma ekipleri, belediye bünyesindeki bazı birimler ile Bol Tur A.Ş.'de arama ve inceleme çalışması başlattı. 






Soruşturmayla bağlantılı olduğu değerlendirilen çok sayıda evrak, jandarma ekipleri tarafından titizlikle mercek altına alındı.








Ekiplerin binadaki incelemeleri sürüyor.













Heybeliada Ruhban Okulu açılmamalı

Bartholomeos Atina’da Heybeliada Ruhban Okulu’nu açma provokasyonu yaparken, hükümetin “diyalog” ve “jest” politikası millî egemenliğimizi etkiliyor. Türkiye, Lozan’a aykırı bu ekümenik tehdide boyun eğmemeli; Ruhban Okulu kapalı kalmalı 

12.05.2026 12:10:00
Eyüp Kabil
Heybeliada Ruhban Okulu açılmamalı
Heybeliada Ruhban Okulu açılmamalı
Atina'da resmi bir ziyaret sırasında Yunan Parlamentosu'nda ve 35. patriklik yıl dönümü töreninde konuşan Fener Rum Patriği Bartholomeos, Heybeliada Ruhban Okulu'nun Eylül ayında "görkemli bir açılış"la faaliyete geçeceğini iddia etti.

Yenileme çalışmalarının tamamlanmak üzere olduğunu belirten Bartholomeos, bu açıklamasıyla bir kez daha Türkiye'nin iç işlerine müdahale eden, Lozan Antlaşması'na aykırı ve millî egemenliğimizi hiçe sayan bir tutum sergiledi.

Bu sözler, Yunanistan'da büyük heyecan yaratırken, Türkiye'de haklı bir tepkiyle karşılandı. Heybeliada Ruhban Okulu, 1971 yılında Türk hukukuna göre kapatılmış bir kurumdur. Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenlik alanı içinde bulunan bu okulun statüsü, azınlık hakları kisvesi altında yabancı bir dinî merkezin eğitim faaliyetine dönüştürülmek istenmesi, açık bir millî güvenlik ve egemenlik meselesidir. Okulun açılması, Fener Rum Patrikhanesi'nin "ekümenik" iddialarını güçlendirerek, Türkiye'deki Rum cemaatinin ötesinde küresel bir Ortodoks merkezi haline gelmesine zemin hazırlayacaktır. Bu da, tarih boyunca defalarca görüldüğü üzere, dış güçlerin Türkiye'ye karşı kullandığı bir araçtır.

Sadece bir açılış duyurusu değil

Bartholomeos'un Atina'da yaptığı konuşma, sadece bir "açılış duyurusu" değil, aynı zamanda Yunanistan'la ortak bir gündem oluşturma ve uluslararası kamuoyunu Türkiye'ye karşı mobilize etme çabasıdır. Patriğin "barış, insan hakları ve dinler arası diyalog" gibi genel geçer ifadeleri arkasına sığınarak Türkiye'yi "dini özgürlükleri engellemekle" suçlama taktiği, klasik bir dış propaganda yöntemidir. Oysa gerçek şudur: Türkiye, azınlıklara yönelik en geniş hakları sağlayan ülkelerden biridir. Ancak bu haklar, Türk devletinin üniter yapısını ve millî güvenliğini tehdit edecek şekilde istismar edilemez.

Heybeliada Ruhban Okulu'nun kapalı kalması, Türkiye'nin egemenlik hakkıdır. Okulun yeniden açılması, patrikhanenin siyasi emellerini besleyecek, yabancı ajanlık faaliyetlerine kapı aralayacak ve Lozan'ın ruhuna aykırıdır. Türkiye, kendi topraklarında bir "Vatikan benzeri" dinî devletin filizlenmesine izin vermemelidir.

Patrikhane'nin istihbarat bağlantıları göz ardı edilmemeli

Hükümetin tutumu ise eleştiriyi hak ediyor. Uzun yıllardır "yeniden açacağız, diyalogla çözeceğiz, AB ve ABD'ye jest yapacağız" yaklaşımı, millî çıkarlar karşısında yetersiz ve tehlikeli bir uzlaşmacılıktır.

Erdoğan'ın geçmişte "çalışıyoruz" açıklamaları ve son dönemde hızlanan restorasyon izinleri, Bartholomeos'a cesaret vermiştir. İktidar, "yumuşak güç" ve "komşularla iyi ilişkiler" adına stratejik tavizler verirken, Patrikhane'nin siyasi emellerini ve yabancı istihbarat bağlantılarını göz ardı etmemelidir. Bu yaklaşım, Lozan'ın ruhuna aykırıdır ve Türkiye'yi "Vatikan benzeri" bir yapının gölgesinde bırakma riski taşımaktadır. Millî güvenlik meselelerinde "diyalog" bahanesiyle adım atmak, uzun vadede egemenlik kaybına yol açar.

Heybeliada Ruhban Okulu'nun kapalı kalması, Türkiye Cumhuriyeti'nin vazgeçilmez egemenlik hakkıdır. Bartholomeos'un Atina'daki gövde gösterisi ve hükümetin yumuşak tutumu, bu gerçeği değiştirmez. Türkiye, kendi topraklarında dinî bir "devlet içinde devlet" oluşumuna izin vermemeli.

33 ilde FETÖ operasyonu: 69 gözaltı

İçişleri Bakanlığı, jandarma ekiplerince FETÖ terör örgütüne yönelik 33 ilde düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 69 şüpheliden 43'nün tutuklandığını bildirdi

12.05.2026 11:47:00 / Güncelleme: 12.05.2026 14:06:54
İhlas Haber Ajansı
33 ilde FETÖ operasyonu: 69 gözaltı
33 ilde FETÖ operasyonu: 69 gözaltı
Bakanlıktan operasyonlarla ilgili yapılan açıklamada, "Jandarma Genel Komutanlığı Terörle Mücadele (TEM) Daire Başkanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde İl Jandarma Komutanlıklarınca 33 ilde FETÖ'ye yönelik düzenlenen operasyonlarda 69 şüpheli yakalandı.

Şüphelilerden 43'ü tutuklandı. 7'si hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor. Yakalanan şüphelilerin; terör örgütünün güncel yapılanması içerisinde faaliyet yürüttükleri, örgüt içerisinde sorumlu şahıslar ile irtibatta bulundukları, terör örgütüyle iltisaklı sözde yardım kuruluşlarına finans sağladıkları, sosyal medya hesapları üzerinden terör örgütü propagandası yaptıkları ve yurt dışına kaçma girişiminde bulundukları tespit edildi" ifadeleri yer aldı.

İBB Davası'nın 36. duruşması başladı

İBB Davası'na ilişkin 77'si tutuklu, 5'i müşteki sanık olmak üzere 414 sanığın yargılandığı davanın 36. duruşması başladı

 

12.05.2026 11:36:00 / Güncelleme: 12.05.2026 11:53:47
Anadolu Ajansı
İBB Davası'nın 36. duruşması başladı
İBB Davası'nın 36. duruşması başladı

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bir kısım tutuksuz sanıklar ile avukatların da geldiği duruşmada, bazı CHP milletvekilleri ve tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuklu sanık iş insanı Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketinde güvenlik müdürü olan sanık Yener Torunler'in savunmasının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianamede bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, tutuklu sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan ile tutuksuz sanıklar Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8'er aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Yargılama sürecinde birleşen dosyadakilerle birlikte 33 sanığın tahliyesiyle davada 77 tutuklu sanık bulunuyor.

TÜİK'in "İstatistiklerle Aile 2025" bülteni yayımlandı

Türkiye'de ortalama hane halkı büyüklüğü geçen yıl 3,08 kişiye gerilerken ortalama hane halkı büyüklüğünün en yüksek olduğu il 4,84 kişiyle Şırnak olarak kayıtlara geçti

 

12.05.2026 11:04:00
Anadolu Ajansı
TÜİK'in "İstatistiklerle Aile 2025" bülteni yayımlandı
TÜİK'in "İstatistiklerle Aile 2025" bülteni yayımlandı

Türkiye İstatistik Kurumunun, "İstatistiklerle Aile 2025" bülteni yayımlandı.

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre, Türkiye'de 2008'de 4 olan ortalama hane halkı büyüklüğü azalış gösterdi ve 2025'te 3,08 kişiye düştü.

İllere göre incelendiğinde, 2025'te ortalama hane halkı büyüklüğü en yüksek il 4,84 kişiyle Şırnak oldu. Bu ili, 4,63 kişiyle Şanlıurfa ve 4,43 kişiyle Batman izledi.

Ortalama hane halkı büyüklüğünün en düşük olduğu il ise 2,49 kişiyle Tunceli olarak belirlendi. Bu şehri, 2,5 kişiyle Giresun ve 2,51 kişiyle Çanakkale takip etti.

ADNKS sonuçlarına göre, 2014'te yüzde 13,9 olan yalnız yaşayan fertlerden oluşan tek kişilik hane halklarının oranı 2025'te yüzde 20,5'e yükseldi.

Tek çekirdek aile olarak ifade edilen, yalnızca eşlerden veya eşler ve çocuklarından veya tek ebeveyn ve en az bir çocuktan oluşan hane halklarının oranı 2014'te yüzde 67,4 iken 2025'te yüzde 62,7'e geriledi. Diğer yandan, geniş aile olarak tanımlanan ve en az bir çekirdek aile ve diğer kişilerden oluşan hane halklarının oranı, aynı dönemde yüzde 16,7'den yüzde 13,5'e düştü.

Çekirdek aile bulunmayan birden fazla kişiden oluşan hane halklarının oranı, 2014'te yüzde 2,1 iken, 2025'te yüzde 3,3'e yükseldi.

En yüksek tek kişilik hane halkı oranı Gümüşhane'de

İllere göre hane halkı tipleri incelendiğinde, geçen yıl tek kişilik hane halklarının oranının en yüksek olduğu il yüzde 32,7 ile Gümüşhane oldu. Bu ili yüzde 30,8 ile Tunceli ve yüzde 30,5 ile Giresun izledi.

Tek kişilik hane halklarının oranının en düşük olduğu il ise yüzde 11,5 ile Batman olarak kayıtlara geçti. Bu ili yüzde 12,4 ile Diyarbakır ile Van takip etti.

Aynı dönemde, tek çekirdek aileden oluşan hane halkları oranının en yüksek olduğu il, yüzde 70,5 ile Gaziantep oldu. Bu kentin ardından yüzde 69,8 ile Diyarbakır ve yüzde 69,6 ile Şanlıurfa geldi. Tek çekirdek aileden oluşan hane halkları oranının en düşük çıktığı il ise yüzde 49,9 ile Tunceli olarak saptandı. Bu şehri yüzde 51,5 ile Gümüşhane ve yüzde 53,4 ile Artvin izledi.

Hane halklarının yüzde 11,3'ü tek ebeveyn ve çocuklu

Türkiye'de 2025'te, toplam hane halklarının yüzde 11,3'ünü tek ebeveyn ve çocuklardan oluşan aileler oluşturdu. Toplam hane halklarının yüzde 2,8'inin baba ve çocuklar, yüzde 8,5'inin ise anne ve çocukların bulunduğu ailelerin oluşturduğu belirlendi.

Tek ebeveyn ve çocuklardan oluşan hane halkları oranının en yüksek olduğu il, geçen yıl yüzde 13,8 ile Bingöl olarak kayıtlara geçti. Bu şehri, yüzde 13,7 ile Elazığ ve yüzde 13,4 ile Adana izledi. Bu oranın en düşük olduğu iller ise yüzde 8,3 ile Ardahan, yüzde 8,9 ile Burdur ve yüzde 9,1 ile Yozgat olarak tespit edildi.

Toplam hane halkları içinde anne ve çocuklardan oluşan hane halkları oranının en yüksek olduğu iller, yüzde 10,7 ile Bingöl, yüzde 10,4 ile Elazığ ve yüzde 10,2 ile Adana, bu oranın en düşük olduğu iller ise yüzde 5,6 ile Ardahan, yüzde 6,5'er ile Burdur ve Yozgat oldu.

Baba ve çocuklardan oluşan hane halkları oranının en yüksek olduğu şehirler yüzde 4,3 ile Kilis, yüzde 3,7 ile Batman, yüzde 3,6 ile Malatya olarak belirlenirken bu oranın en düşük olduğu iller yüzde 2,2 ile Sinop, yüzde 2,3'er ile Nevşehir ve Kastamonu olarak kayıtlara geçti.

Geniş aileler en çok Hakkari'de

Geniş aileden oluşan hane halkları oranının en yüksek olduğu il, 2025'te yüzde 21,2 ile Hakkari oldu. Hakkari'yi yüzde 19,2 ile Batman, yüzde 18,6 ile Şırnak izledi. Bu oranın en düşük olduğu şehir ise yüzde 9,2 ile Eskişehir olarak belirlendi. Bu ili, yüzde 10,3'er ile Ankara ve Çanakkale takip etti.

ADNKS sonuçlarına göre, geçen yıl toplam hane halkı sayısı 26 milyon 977 bin 795 olurken bunların yüzde 41,9'unda 0-17 yaş grubunda en az bir çocuk bulunduğu görüldü.

0-17 yaş grubunda en az bir çocuk bulunan hane halkı oranının en yüksek olduğu il yüzde 68,2 ile Şanlıurfa, en düşük olduğu il ise yüzde 27,3 ile Tunceli olarak kayıtlara geçti.

Hanelerin yüzde 19,1'inde 0-17 yaş grubunda bir çocuk, yüzde 14,1'inde iki çocuk, yüzde 5,7'sinde üç çocuk, yüzde 1,9'unda 4 çocuk, yüzde 1,1'inde ise 5 ve daha fazla çocuk bulunduğu belirlendi.

1 milyon 836 bin 496 yaşlı tek başına yaşıyor

Türkiye'de, hanelerin 7 milyon 46 bin 560'ında yaşlı nüfus olarak tanımlanan 65 ve daha yukarı yaşta en az bir fert bulunduğu, hanelerin yüzde 26,1'inde en az bir yaşlı fert yaşadığı tespit edildi.

Bu hanelerin, 1 milyon 836 bin 496'sını tek başına yaşayan yaşlı fertler oluşturdu.

Söz konusu yılda, 25-29 yaş grubunda ve hiç evlenmemiş 3 milyon 502 bin 33 kişiden, 2 milyon 452 bin 909'unun anne ve/veya babasıyla yaşadığı görüldü.

Bu gruptaki kişilerin oranı, yüzde 70 olarak hesaplandı. Bu oranın yüzde 42,6'sını erkekler, yüzde 27,4'ünü kadınlar oluşturdu.

Akraba evlilği yüzde 3'e geriledi

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre 2025'te toplam resmi evlilikler içinde, birinci dereceden kuzenleriyle akraba evliliği yapmış 16 ve üzeri yaştaki bireylerin oranı yüzde 8 oldu. Akrabalık türüne göre evlilikler incelendiğinde, bireylerin yüzde 46,4'ünün hala/dayı çocukları, yüzde 27,2'sinin amca çocukları, yüzde 26,4'ünün ise teyze çocukları ile evlendiği belirlendi.

2010'da gerçekleşen resmi evlenmelerin yüzde 5,9'unu akraba evliliği oluştururken bu oran sürekli düşüş göstererek 2020'de yüzde 3,8'e, 2025'te yüzde 3'e geriledi.

Geçen yıl toplam evli bireyler içinde akraba evliliği yapmış 16 ve üzeri yaştaki bireylerin oranının en fazla olduğu il yüzde 19,7 ile Mardin olarak belirlendi. Bu ili yüzde 18,8 ile Şanlıurfa, yüzde 16,7 ile Siirt izledi. Bu oranın en az olduğu iller ise yüzde 1,2 ile Edirne, yüzde 1,5 ile Kırklareli ve yüzde 2 ile Çanakkale olarak sıralandı.

Akraba evliliği oranı en yüksek il yüzde 16,9 ile Şanlıurfa olarak tespit edildi. Bu ili, yüzde 11 ile Mardin, yüzde 10,8 ile Siirt izledi. Bu oranın en az olduğu iller ise yüzde 0,4'er ile Kütahya ve Edirne, yüzde 0,5 ile Çanakkale çıktı.

Aile ve çocuklar en büyük mutluluk kaynağı

Yaşam Memnuniyeti Araştırması 2025 sonuçlarına göre kendilerini en çok ailelerinin mutlu ettiğini belirtenlerin oranı yüzde 69 oldu. Bireylerin mutluluk kaynağı olan kişiler sıralamasında bunu yüzde 15,6 ile çocuklar, yüzde 4,8 ile kendisi, yüzde 3,9 ile eş, yüzde 3,3 ile anne/baba ve yüzde 1,9 ile torunlar takip etti.

ADNKS sonuçlarına göre geçen yıl Türkiye'de 21 milyon 375 bin 930 çocuk içinde hem annesi hem babası vefat etmiş olanların sayısının 4 bin 907, babası vefat etmiş çocuk sayısının 251 bin 929, annesi vefat etmiş olanların ise 79 bin 214 olduğu hesaplandı.

Cinsiyete göre incelendiğinde, hem annesi hem babası vefat etmiş erkek çocuk sayısının 2 bin 552, kız çocuk sayısının 2 bin 355, babası vefat etmiş erkek çocuk sayısının 128 bin 983, kız çocuk sayısının 122 bin 946, annesi vefat etmiş erkek çocuk sayısının 40 bin 478, kız çocuk sayısının 38 bin 736 olduğu kayıtlara geçti.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının verilerine göre 2025'te ülke genelinde kuruluş bakımı altında bulunan çocuk sayısı 15 bin 508 olarak kaydedildi. Koruyucu aile sayısı 9 bin 96, koruyucu aile yanında bakımı sağlanan çocuk sayısı 10 bin 841 ve evlat edindirilen çocuk sayısı 681 oldu.

Kesinleşen davalar sonucu geçen yıl 193 bin 793 çift boşandı. 191 bin 371 çocuk velayete verildi. Boşanma davaları sonucu, çocukların velayetinin çoğunlukla anneye verildiği görüldü. Velayetlerin yüzde 74,6'sını anne, yüzde 25,4'ünü baba aldı.

Yoksulluk oranları araştırıldı

Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması sonuçlarına göre eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 60'ı dikkate alınarak belirlenen sınır kapsamında yoksulluk oranı 2025'te yüzde 20,6 olarak hesaplandı.

Hane halkı tipine göre yoksulluk oranı incelendiğinde ise tek kişilik hane halklarının yüzde 9,8'inin, tek çekirdek aileden oluşan hane halklarının yüzde 20,4'ünün, geniş ailelerden oluşan hane halklarının yüzde 27,1'inin, çekirdek aile bulunmayan birden fazla kişiden oluşan hane halklarının ise yüzde 14,3'ünün yoksulluk sınırının altında yaşadığı belirlendi.

Kendilerine ait konutta oturanların oranı yüzde 57,1

Konutun mülkiyet durumları incelendiğinde, 2025'te fertlerin yüzde 57,1'inin oturduğu konutun sahibi olduğu, yüzde 27'sinin ise kiracı yaşadığı anlaşıldı. Lojmanda oturanların oranı yüzde 0,9 olurken kendi konutunda oturmayıp kira ödemeyenlerin oranı ise yüzde 15 olarak kayıtlara geçti.

Nüfusun yüzde 28,8'inin konutunda, sızdıran çatı, nemli duvarlar, çürümüş pencere çerçevesi gibi sorunlar, yüzde 27,9'unun izolasyondan dolayı ısınma sorunları, yüzde 22,1'inin trafik veya endüstrinin neden olduğu hava kirliliği, çevre kirliliği veya diğer çevresel sorunlar yaşadığı tespit edildi.

Virüs salgına dönüşür mü?


 
Hantavirüs görülen kruvaziyer gemisinin yolcu ve mürettebatını taşıyan uçaklar Hollanda'da Eindhoven Havalimanı’na indi. Uçakları karşılayan görevliler özel koruma kıyafetleri giydi. Yolcular karantinaya alındı. Benzer görüntüler 6 yıl önce Covid-19 salgınında yaşanmıştı. 

12.05.2026 06:45:00
HABER MERKEZİ/AA
Virüs salgına dönüşür mü?
Virüs salgına dönüşür mü?

Hantavirüs görülen kruvaziyer gemisinin yolcu ve mürettebatını taşıyan uçaklar Hollanda'da Eindhoven Havalimanı'na indi







Hantavirüs görülen MV Hondius kruvaziyer gemisinin yolcu ve mürettebatını taşıyan uçakların çevresinde, Eindhoven Havalimanı'nda koruyucu kıyafetli ekipler hazır bulundu.
Hantavirüs vakalarının olduğu yolcu gemisi MV Hondius da İspanya'nın Tenerife kentinden ayrılarak Rotterdam'a hareket etmişti.







Gemiden tahliye edilerek Madrid'e getirilen 14 İspanyol yolcudan birinin PCR hantavirüs testi pozitif çıktı.







Fransa'da 13 kişi hantavirüs nedeniyle karantinada tutuluyor. İtalya'da da 4 kişi Hantavirüs şüphesiyle tedbiren karantinada tutuluyor. "MV Hondius" gemisinden tahliye edilen Fransa ve ABD vatandaşı iki kişinin hantavirüs testleri pozitif çıkmıştı.







Avrupa Birliği (AB) Komisyonu sözcülerinden Eva Hrncirova, hantavirüs vakalarının tespit edildiği "MV Hondius" gemisindeki vatandaşların üye ülkelere dönüşü için Birliğin Sivil Koruma Mekanizması aracılığıyla 4 uçuş gerçekleştirildiğini bildirdi.









Dünya Sağlık Örgütü, hantavirüste küresel bir risk olmadığını açıklamıştı.

Sanatçı Yusuf İslam, neden müziğe döndüğünü anlattı


 
İstanbul'da bir etkinlikte konuşan sanatçı Yusuf İslam, "Ben Müslüman olduğum zaman öyle bir an vardı ki, Müslüman dünyasının kültürleri de beni sömürgeleştiriyordu. 'Neden başına sarık takmıyorsun?' ya da 'Niye gitar çalıyorsun?' diyorlardı. Bir düşünce aşırı hale gelmişti ve o noktada müzik de yasaktı. O yüzden ben bu anlayış konusunda komple bir değişimden geçtim" dedi.

12.05.2026 06:14:00
AA
Sanatçı Yusuf İslam, neden müziğe döndüğünü anlattı
Sanatçı Yusuf İslam, neden müziğe döndüğünü anlattı

Cat Stevens ismiyle yaptığı albümlerle 1960 ve 1970'li yıllara damga vuran, 1977'de ise Müslüman olmayı seçen yorumcu, şarkı sözü yazarı ve müzisyen Yusuf İslam, "Biri yeni Müslüman olduğunda kültürünü kapının dışında bırakmak zorunda değil. Ancak belli bir miktar öğrenmeniz ve daha sonra isteklerinizi yönetmeniz gerekiyor. Bunu İslami değerlerin özüyle özdeşleştirmeniz gerekiyor" dedi.

İstanbul'da bir panelde konuşan Yusuf İslam, kendi hayatından ve Müslüman olduğu dönemde yaşadıklarından örnekler vererek dünyayı müzikle birleştirmenin ve bağlantılar kurmanın önemli olduğunu söyledi. İslam, şöyle devam etti:
"Benim yolculuğum Londra'da başladı. Babam Yunan, annem İsveçli. Zaten burada birtakım kültürel farklılıkların içinden geçmem gerekiyordu. Tabii ki içine doğduğunuz kültürden etkileniyorsunuz. Londra'da okula gittim, orada şarkılar, ilahiler söyledim, ilahilerden sonra rock müziğe geçtim, bu da kültürün bir parçası."

Müslümanlar gitarı Bağdat'tan İspanya'ya getirdi

Usta sanatçı, İslam dinini seçtiği ilk yıllarda yaşadığı zorluklardan bahsederek, şöyle konuştu: "Ben Müslüman olduğum zaman öyle bir an vardı ki, Müslüman dünyasının kültürleri de beni sömürgeleştiriyordu. 'Neden başına sarık takmıyorsun?' ya da 'Niye gitar çalıyorsun?' diyorlardı. Bir düşünce aşırı hale gelmişti ve o noktada müzik de yasaktı. O yüzden ben bu anlayış konusunda komple bir değişimden geçtim. O zaman, 'Müslümanlar gitarı Bağdat'tan İspanya'ya getirdi, İspanya'dan Avrupa'ya geldi, şimdi o gitar elimizde' diye düşünmeye başladım. 'Ben bunun neresindeyim' diye düşündüm. Biri yeni Müslüman olduğunda kültürünü kapının dışında bırakmak zorunda değil. Ancak belli bir miktar öğrenmeniz ve daha sonra isteklerinizi yönetmeniz gerekiyor. Bunu İslami değerlerin özüyle özdeşleştirmeniz gerekiyor."


Müziğe dönüş nedeni Bosna


İslam, müziğe bakış açısının Bosna Savaşı yıllarında değiştiğini dile getirerek, şunları kaydetti: "Benim biliyorsunuz, bir zamanlar müziğin haram olduğuna inandığım bir dönem vardı. Ondan sonra Bosna'daki olaylar meydana geldi ve ben orada birtakım kurtarma çalışmalarına girdim. Bosnalılardan şarkılar duydum. Orada duyduğum şarkılar içimde birtakım güçlü hisler uyandırdı. Balkanlar, zaten babam da Yunan kökenli olduğu için benim doğamda var. Yani bir müzikle bir insanın gözünü açıp uyandırabilirsiniz. Biz de insanların gözünü açmak, aydınlatmak istiyoruz. Onları körleştirmeyelim. Gidip başka bir plak almanın kölesi yapmayalım. Tamam bu biraz aykırı bir fikir ama müziği durduramazsınız. Müziğin hayatımız üzerinde hep etkisi var. Şarkı sözleri benim için hep önem taşıdı."

Müzikte ihtimaller sonsuz

Müziğe ara vermesinin ardından yeniden albüm çıkarmaya başlamasına ilişkin İslam, "Evde bir gitar vardı, aldım onu ve ne yapmam gerektiğini gördüm. 'Niye ben bunu yapıyorum?' dedim. Allah bana bu yeteneği vermiş. Herkesin Allah vergisi bir yeteneği var. İşte hayatın alışverişi bu. Herkes farklı bir şeyler yaparak birbirine hizmet ediyor. Dolayısıyla benim için kıvılcım buradaydı" dedi.

İslam, bugün genç sanatçıların muhteşem şarkı sözleri yazdığını ve söylediğini belirterek, "Gerçekten müzikte ihtimaller sonsuz. Yeni yetenekler var ve sağladığınız pencereye baktığımızda tek bir isim söylemem imkansız" diye konuştu.

"Casusluk" davasının ilk duruşması sona erdi

"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davası kapsamında tutuklanmasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu ile Hüseyin Gün, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ hakkında "casusluk" suçundan 20'şer yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın ilk duruşması tamamlandı

11.05.2026 17:46:00 / Güncelleme: 11.05.2026 18:33:23
Anadolu Ajansı
"Casusluk" davasının ilk duruşması sona erdi
"Casusluk" davasının ilk duruşması sona erdi

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki salonda yapılan duruşmada, savunması alınan İmamoğlu'na çapraz sorgu yapıldı.

Mahkeme başkanı, İmamoğlu'na, "İddianamede, Hüseyin Gün'ün internet ortamına sızdırılmış verilerden analiz yaptırdığı, Necati Özkan aracılığıyla size bu verilerle ilgili tavsiyelerde bulunduğu iddia ediliyor. Böyle bir şey oldu mu, sizin bundan haberiniz var mıydı olduysa'" sorusunu yöneltti.

Bunun üzerine İmamoğlu, "Necati Bey'le birlikte 4 seçim kazandık. Cumhurbaşkanlığı kampanyasında da beraber çalışıyorduk. Hiçbir sohbetimizde, çalışmamızda kendi sentezleyip bize aktarmış olduğu sunuşların dışında, işte 'Şu şunun ifadesidir, şu şunun göstergesidir, şu bunun şeysidir.' diye bir şey dinlemediğim gibi ben Hüseyin Gün ismini ilk defa burada hücrede yatarken, o ismin tutuklandığını ve bir itirafçılıkla benim hakkımda konuşturulduğunu duydum. Öyle bir diyaloğumuz olmadı." cevabını verdi.

Daha sonra duruşmada, Ekrem İmamoğlu'nun avukatlarının beyanları dinlendi.

Duruşma, tutuklu sanıklar Merdan Yanardağ ile Necati Özkan'ın savunmasının alınması için yarına ertelendi. 

Rehin alınan taksicinin cesur müdahalesi kamerada

Ticari taksi şoförünü rehin alan silahlı şahsın polis ekiplerine ateş açarak uzun süre direndiği olayda yeni görüntüler ortaya çıktı. İlçede başlayan kovalamacanın şehir merkezinde sona erdiği olayda taksicinin soğukkanlı müdahalesi araç içi kamerasına yansıdı 

11.05.2026 15:30:00
Haber Merkezi
Rehin alınan taksicinin cesur müdahalesi kamerada
Rehin alınan taksicinin cesur müdahalesi kamerada
Gaziantep'te kız arkadaşıyla birlikte ticari taksi şoförünü rehin alan silahlı şahsın polis ekiplerine ateş açarak uzun süre direndiği olayda yeni görüntüler ortaya çıktı. İlçede başlayan kovalamacanın şehir merkezinde sona erdiği olayda taksicinin soğukkanlı müdahalesi araç içi kamerasına yansıdı.

Olay, öğleden sonra Araban ilçesinde yaşandı. İddiaya göre, Semih Ç. (31) ve kız arkadaşı olduğu iddia edilen Gülbahar Y. (36), silahla ticari taksi sürücüsünü rehin alarak araçla kaçmaya başladı. İhbar üzerine harekete geçen polis ekipleri, şüphelilerin bulunduğu taksiyi takibe aldı. İlçeden başlayan kovalamaca, Gaziantep şehir merkezine kadar sürdü.

Kaçış sırasında polis ekiplerine silahla ateş açan şüpheli, uzun süre teslim olmamak için direndi. Şehir merkezinde durdurulan araç çevresinde geniş güvenlik önlemi alınırken, olay anları vatandaşların cep telefonu kameraları ile ticari takside bulunan araç içi kameraya yansıdı.

Rehin şoförün soğukkanlı müdahalesiyle yakalandı

Ortaya çıkan araç içi görüntülerinde ise taksi şoförünün şüpheliyi etkisiz hale getirmek için müdahalede bulunduğu, aracın kapısını açarak polis ekiplerinin şüpheliyi araçtan almasına yardımcı olduğu anlar yer aldı.

Olayın ardından gözaltına alınan zanlının işlemleri sürüyor
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.