Kahramanmaraş merkezli depremlerin üzerinden bir buçuk aya yakın bir süre geçti.
Deprem bölgesinde yaraların aradan geçen bu süreye rağmen tam olarak hâlâ sarılamadığını görüyoruz.
Milyonlarca insan çadırlarda yaşama mücadelesi veriyor. Bırakınız konteyner verilmesini, herkese çadır bile verilebilmiş değil…
Dün deprem bölgesinde sağanak yağışlar başladı.
Son yıllarda görülmemiş seviyede yağmur yağdı deprem bölgesinde.
Adıyaman ve Şanlıurfa'da etkili olan yağışların neden olduğu sellerde 5 kişi de hayatını kaybetti. Ben bu satırları kaleme alırken 9 kişinin de kaybolduğu ve kendilerinden haber alınamadığı ifade ediliyordu.
Önce deprem afetiyle, şimdi de sellerle mücadele etmek zorunda kalan başta Adıyaman ve Şanlıurfa halkı olmak üzere, depremden ve sellerden etkilenen tüm kentlerimizdeki vatandaşlarımızın Allah yardımcısı olsun.
Allah yardımcıları oldun, çünkü işleri Allah'a kalmış durumda…
Yaşanan yağışlar, aynı zamanda deprem bölgesinde burulan çadır kentlerin de su altında kalmasına neden oldu.
Yani akarsu yataklarına yapılan konutlar, meydana gelen depremlerde yıkılınca, depremzedeler için hazırlanan çadırları da dere yataklarına kuruyor ve ondan sonra sellerle ve su baskınlarıyla uğraşmak zorunda kalıyoruz.
Bunun adı, en basit ifadeyle iş bilmezlik değilse nedir?
İstisnasız hemen her alana sirayet etmiş olan liyakatsizliğin bir göstergesi de bu değil midir?
Kış günü kurulan çadır kentlerin konumları belirlenirken yağış olasılığı dikkate alınarak tespit edilmesi gerekmez miydi?
Elbette gerekirdi, ancak buna karar verenler bu gerekliliğin acaba farkın mı?
'Nasıl olsa sonunda ne istifa var, ne de hesap verme, kurun gitsin' diyerek kurmuşlar çadırları suların basacağı noktalara. Nasıl olsa o çadırlarda yaşayacak kendileri değil…
Liyakatsiz kadroların verdiği bu liyakatsiz kararlar nedeniyle önce deprem şimdi de sel afetiyle mücadele ediyor bölgede insanlar.
Yani depremzedeydiler, şimdi de selzede oldular.
Sular altında kalan o çadırların kurulacağı noktaları belirleyenler, bulundukları görevin hakkını ne kadar verebiliyorlar acaba hiç düşündüler mi? Zannetmem… Böyle bir düşünce vicdan sahibi olmayı gerektirir, vicdan sahibi olan biri de o görevde bir dakika daha kalamaz ve istifa eder…
Var mı istifa? Yok. O zaman vicdan da yok…
Yani demem o ki, zemin sadece bina yaparken değil, çadır kurarken bile çok ama çok önemli.
Zemin faktörünü göz ardı ederseniz çadır kurarsanız sel, bina yaparsanız deprem eninde sonunda yıkıyor.
Daha çadırları kurarken doğru konum belirleyemeyenler depreme dayanıklı yapı inşa etmelerinin mümkün olup olmadığı konusunda ciddi kuşkuların olduğunu ifade etmeliyim.
Çünkü liyakatin olmadığı yerde kuralları uygulamada istikrarın devam etmesinin mümkün olmadığını düşünüyorum.
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024

























































































