logo
24 HAZİRAN 2026

Çalık: Vicdanımın kabul etmediği hiçbir belgenin altına imza atmadım

İBB Davası’nın 10.celsesinde hakim karşısına çıkan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık verilen aranın ardından iddianamede sorumlu tutulduğu 7 eyleme ilişkin savunma yaptı.  Başkan Çalık, “Vicdanımın kabul etmediği hiçbir belgenin altına imza atmadım. Doğruluğu kendime pusula edindim” dedi

26.03.2026 14:37:00
Haber Merkezi
Çalık: Vicdanımın kabul etmediği hiçbir belgenin altına imza atmadım
Çalık: Vicdanımın kabul etmediği hiçbir belgenin altına imza atmadım
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik davanın 10. celsesinde hakim karşısına çıkan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, duruşmaya verilen aranın ardından iddianamede sorumlu tutulduğu 7 eyleme (Eylem 1, 2, 6, 8, 10, 11, 12) ilişkin savunma yaptı. Çalık, söz konusu eylemlerle ilgili suçlamaları tek tek yanıtlayarak, iddiaların gerçeği yansıtmadığını ifade etti.

"Asıl mesele ifadelerdeki çelişki değil, iddiayı ortaya koyan kişinin güvenilir olup olmadığıdır"

Başkan Çalık'ın sorumlu tutulduğu yedi eylemden ilki olan Eylem-1'de yer alan Uğur Güngör'ün tanık ifadesine yanıt verdi.

Güngör'ün kendisi hakkındaki çelişkili ifadelerine dikkat çeken Çalık, "Kolluk aşamasındaki sorgu sırasında tanığın kimliği bana açıklanmamıştı, Uğur Güngör olduğunu bilmiyordum. İlk ifadesinde 13 daire diyor, 2 ay sonra 2 daire parası + 13 daire, 43 ay sonra 15 daire, 50 ay sonra 15 milyon TL, 60 ay sonra tekrar 13 daire + 2 daire parasına dönüyor. Aynı kişi tarafından bu kadar farklı anlatılmasını ve iddia makamının dikkate almadığı bu çelişkileri mahkeme heyetinizin dikkatine sunuyorum. Asıl mesele ifadelerdeki çelişki değil, iddiayı ortaya koyan kişinin güvenilir olup olmadığıdır. Benim T.C. kimlik numaramı sistemden girseniz, UYAP kaydıma baksanız sadece bu dosya çıkar. Eğer Uğur Güngör'ün UYAP kaydına baktığınızda iki yüzden az kaydı varsa, ben huzurunuzda bütün iddiaları kabul edeceğim. Bu kadar iddialı söylüyorum" dedi.

Başkan Çalık savunmasının devamında, "Projenin ilk ruhsatı bizim dönemimizde alınmıyor. 21 Nisan 2006'da Velittin Küçük'ün Belediye Başkanı olduğu Gürpınar Belediyesi tarafından verilmiştir. Arsa sahibi Velittin Küçük'ün çocukları ve hissedarları, müteahhit Uğur Güngör'ün şirketi Nusra İnşaat'tır. Beş yılda bitirilemeyen inşaatın ruhsatı 10 Ekim 2010'da AK Partili Yusuf Uzun'un döneminde yenilenmiş, bu sefer müteahhit Velittin Küçük'ün şirketi Beylikkent İnşaat olmuş. İkinci beş yılda da bitmeyince 22 Ekim 2015'te İmamoğlu döneminde biz yeniledik. Bu sefer arsa sahibi değişmiş, Nusra İnşaat yani Uğur Güngör olmuş. Velittin Küçük ise 'komisyoncu' haline gelmiş. Ruhsat yenilenmesi keyfi bir uygulama değil, yasal bir zorunluluktur" şeklinde konuştu.

"İsnat edilen fiilin görev tanımımla örtüşmediğini belirtmek isterim"

Çalık'ın Kubist Projesi hakkındaki Eylem-2'ye yönelik yaptığı savunmanın öne çıkan başlıkları ise şu şekildeydi;

İddia makamı teknik konuları incelemeden, 'Murat Çalık ile görüştük ancak iskân konusunda yardımcı olmadı' şeklindeki beyanlardan yola çıkarak suç isnadı oluşturmaya çalışmıştır. Oysa iskân ve ruhsat süreçleri tamamen teknik konulardır, mevzuata bağlı olarak yürütülür ve belirli teknik birimlerin sorumluluğundadır. Ben iddianamede ileri sürüldüğü gibi imar ve ruhsat süreçlerinden sorumlu teknik başkan yardımcısı değildim. İsnat edilen fiilin görev tanımımla örtüşmediğini belirtmek isterim.

13 Mart 2014'te Yusuf Uzun döneminde iş bitirme belgesi veriliyor. 14 Ocak 2015'te resmi iskân başvurusu yapılmış, 23 Mart 2015'te iskân belgesi düzenlenmiştir. Metin Gül 'Yusuf Uzun döneminde bir türlü iskanımızı alamadık' diyor. İş bitirme belgesi seçimden 18 gün önce alınmış, Yusuf Bey seçimi kaybetmiş, Ekrem Bey başkan olmuş. İskan süreçleri belediye başkanıyla görüşerek değil, teknik birimlere yapılan başvurularla, harçların yatırılmasıyla, SGK ve vergi dairesi ilişiksizlik yazılarıyla yürütülen bir işlemdir. Bu yükümlülüklerin tamamı müteahhit firmaya aittir.

İskân 23 Mart 2015'te alınmış, aradan yaklaşık bir buçuk yıl geçtikten sonra 9 Eylül 2016'da daire devirleri yapılmış. İskân verilmiş, işlemler tamamlanmış, dosya kapanmış; aradan bir buçuk yıl geçtikten sonra yapılan bir daire devrinin rüşvet olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.

İddianamede Metin Gül'ün Adem Soytekin ve Fatih Keleş'e benim tarafımdan yönlendirildiği iddia edilmektedir. Ancak bu iddia sanık ifadelerinde dahi yer almamaktadır. Metin Gül ile Adem Soytekin birbirlerini zaten tanıyan kişilerdir ve benden daha önce tanımaktadırlar. Beyanlar da birbiriyle çelişmektedir: Metin Gül 'iki gün sonra' derken, Adem Soytekin 'birkaç saat sonra' demektedir.

Metin Gül başvuru tarihinden sonra evrakların tamamlandığı iki buçuk aylık süreyi 'İskânı vermediler, yardımcı olmadılar, süreci uzattılar' diye anlatıyor. Ama iskân alındıktan bir buçuk yıl sonraki daire devrini anlatırken 'iskânı getirdikten sonra hem daireyi hem parayı verdim' diyerek sanki çok kısa bir zaman dilimiymiş gibi ifade ediyor. Kübist projesine ilişkin süreç İBB müfettişlerince incelenmiş, yapının ruhsat ve projeye göre inşa edildiği tespit edilmiştir. İstanbul Valiliği 23.06.2015 tarihli makam oluruyla kapsamlı ön inceleme raporu hazırlanmış, imar mevzuatına aykırılık tespit edilmemiştir.

"Konuyla ilgili çok sayıda kişinin beyanı bulunmaktadır ve bu beyanlar birbiriyle ciddi şekilde çelişmektedir"

Çalık yine Beylikdüzü'ndeki Westside Projesi ile ilgili olan "Eylem-6" hakkında ise şu ifadelere yer verdi:

Kemal Şahin'e okul yapılmasını istediğim ve Adem Soytekin tarafından yapılmasını şart koştuğum iddia ediliyor. Ayrıca İhsan Ünal ve Yüksel Hamzaoğlu'ndan Adem Soytekin aracılığıyla 3 milyon talep ettiğim ve Hasan İmamoğlu'na daire devredilmesini istediğim iddia ediliyor. Konuyla ilgili çok sayıda kişinin beyanı bulunmaktadır ve bu beyanlar birbiriyle ciddi şekilde çelişmektedir.

Muzaffer Beyaz iskan için Soytekin'e 7 dükkân 5 daire verdiklerini söylüyor. Seyfi Beyaz ise Veysel Erçevik'in '100 bin lira verirseniz bir günde hallederiz' dediğini ifade ediyor, 10 milyon karşılığında 7 dükkân, 5 daire ve 3,5 milyonluk çek verdiklerini söylüyor. Furkan ve Yüksel Hamzaoğlu toplam 30 milyonluk karşılık verildiğini, 6 dükkân ve 5 daire devredildiğini söylüyor. Erhan Ünal bu kişileri tanımadığını söylüyor, 'paranın gönderilip elden geri alındığı' gibi soyut ifadeler kullanıyor. Herkes farklı rakamlar ve farklı senaryolar anlatıyor.

Müteahhit firmaların tamamı şunu biliyordu: Belediyenin bir taraftan müfettişlere evrak yetiştirirken bir taraftan da iskân süreçlerini yürüttüğünü. Buna rağmen 'İskânımız uzadı, vermiyorlardı' şeklindeki beyanlar gerçeği yansıtmaz. Projenin hacmi dikkate alındığında makul süreler içerisinde iskânın düzenlendiği görülecektir. Gerçek, yapılan işin hacminde ve gereken makul sürede saklıdır. Beyanları değiştirerek gerçeği değiştiremezsiniz. 250 bin metrekarelik bir projeye bir aydan daha kısa sürede ruhsat verebilecek bir belediye varsa, çok iddialı konuşuyorum, daha belediye başkanlığı yapmayacağım.

Adem Soytekin'e devredilen gayrimenkuller konusunda bir çelişki var. 7 dükkân + 5 daire = 12, değil mi? İddia makamı bunu iddianameye koymuş. Ama tapu kayıt sistemine baktığımızda devredilen gayrimenkul sayısı 10. 12 daire olması gerekirken kayıtlarda 10 daireyle karşılaşıyoruz. Bu 2 daire hayali olarak mı devredilmiştir? Yoksa bizim bilmediğimiz başka bir tapu kayıt sistemi mi vardır?

Hasan İmamoğlu'na daire devri yönünde tarafımdan herhangi bir talimat veya yönlendirme söz konusu değildir. Taşınmazlar 'ön ödemeli gayrimenkul satış sözleşmesi' kapsamında satılmış, ödemeler banka havalesiyle yapılmıştır, teslim tutanakları mevcuttur. Birçok ifade 'Adem Soytekin'e devredilen dairelerin Hasan İmamoğlu'na geçtiğini duyduk' şeklindedir ama tapu kayıtları incelendiğinde herhangi bir devir gerçekleşmediği görülecektir.

İskan için 3 milyon TL çek verildiği iddia ediliyor. Ancak ruhsat aşamasında mevzuat gereği terk edilmesi gereken alanlar kamuya devredilmeden ruhsat düzenlenmesi mümkün değildir. Bu projede de gerekli terk işlemleri yapılmış, belediyenin karşısındaki çamlık alan belediyemize devredilmiştir. İnşaat sürecinde bozulan yolların giderilmesi amacıyla müteahhit firmaya çalışma yaptırılmıştır. Adem Soytekin de beyanında 3 milyon TL'lik ödemenin yol yapımına karşılık verildiğini açıkça ifade etmiştir.

Son olarak okul protokollerinden bahsetmek istiyorum, öyle bir isnat da var. Okul protokolleri ruhsat tarihiyle bağış tarihi arasında çelişkili olduğunu önemle arz etmek isterim. İstanbul Valiliği tarafından onaylanmış bir protokol ile Beylikdüzü'nde özel çocuklar için bağış yoluyla yaptığımız iki okulun rüşvete konu olarak davaya girmesi içimi parçalıyor.

"Ben hayatım boyunca sadece onurum için yaşadım"

Çalık Kalekent Projesi ile ilgili olan "Eylem-8" hakkında yaptığı savunmada şu ifadelere yer verdi;

Elektrikli araçlar projesi ve kavşak yapımı için Metin Gül ve Muzaffer Beyaz tarafından rüşvet verildiği iddia ediliyor. İddia makamı, tanık beyanlarında açıkça yer almayan bir şekilde, kişileri Adem Soytekin ve Fatih Keleş'e yönlendirdiğime dair değerlendirme yapmaktadır. Ancak hangi somut belgeye dayandığı ortaya konulmamıştır.

İddia edilen rüşvetin iskân karşılığı mı, tadilat projelerinin onaylanması karşılığı mı, sosyal tesisin satış ofisi olarak kullanılması karşılığı mı, terk işlemi karşılığı mı, kavşak yapımı karşılığı mı olduğu belirsizdir. Metin Gül benim 'harita mühendisi' olduğumu söylüyor, herkes benim şehir plancısı olduğumu biliyor. İddia edilen 'örgütsel yapı' olsaydı, birinin 'terk edin' dediği diğerinin 'kurtarabiliriz' dediği bir yapıdan bahsetmek kendi içinde çelişkilidir. Ayrıca terk işlemi bizim dönemimizden önce, 16.04.2013 tarihli encümen kararıyla yapılmıştır.

Bu saatten sonra takdir mahkeme heyetinindir, sizin vicdanınızdayız. Adil davranacağınıza yürekten inanıyorum. Ben hayatım boyunca sadece onurum için yaşadım. 1 senedir tutukluyum. Bu arkadaşlar para kazanacaklar, biz de belediye olarak yardım edeceğiz... Belli ki bu 'adi ortaklık' ismine yakışır şekilde kurulmuş. Bu ortaklığı kuran firmalar kendi aralarında birbirlerine yalan, yanıltıcı beyanlarda bulunacaklar, bizi de buraya meze edecekler. Olmaz böyle bir şey.

Bana bu konuda herhangi bir soru yöneltilmemiştir. Ne kollukta, ne savcılıkta, ne de sonrasında bu hususta bir soruyla karşılaşmadım. Yaklaşık bir yıldır tutukluyum. 12 metrekarelik bir odada yaşıyorum. Yatağım, dolabım, televizyonum hepsi aynı yerde. Varsa bir kusurumuz elbette yargılanalım ama sadece Metin Gül'ün suç teşkil ettiği anlaşılmayan soyut ifadesine dayanılarak hakkımda ceza verilmesi mümkün değildir. Eylem 8 bakımından üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum.

Kaba inşaatın Adem Soytekin'e verilmesi konusunda ben hiçbir yerde yokum. Seyfi Beyaz bunu gizli ortaklık ve işin düzgün yapılacağı düşüncesiyle açıklıyor. Muzaffer Beyaz, Oktay Hamzaoğlu'nu kıramadıklarını söylüyor. Hamzaoğlu ise daha önce Soytekin'le çalışmış olmalarına dayandırıyor. Ticari bir tercih olduğu çok net. İsa Ünal 'baskı yapıldı' diyor ama diğer ortakların anlatımıyla örtüşmüyor. İsa ve Erhan Ünal 'inşaat işlerinden anlamayız, işi Beyaz ve Mutlu İnşaat yürüttü' diyorlar. Diğer ortaklar Soytekin'e yaptırmak istemiş ama bunu Ünal'lara anlatmak için bizim ismimizi kullanmışlar.

Yakuplu Meydan Projesi'nde 21.000 metrekare inşaat yaptık, belediye mülkiyetinin büyük kısmına oturttuk. Meydana yer kalmadı. Peki meydanı nereden sağladık? Mülk sahibini ikna ettik, adam kendi mülkiyetinin 2.900 metrekaresini meydan olarak kullandırdı bize. Duvar çevirmedi, tapuya geçiş hakkı şerhi düştük.

"Bu evraklar incelenseydi, iddia makamı muhtemelen takipsizlik kararı verecekti"

Başkan Çalık, Demir Country Projesi ile ilgili olan "Eylem-10" içinse, "Hamit Demir'in ruhsat alabileceği tarih 30 Haziran 2017'dir. 'Randevu istedim, bir yıl vermediler, ruhsatı geciktirdiler' iddiası dile getiriliyor. Oysa 2017'de Hamit Demir ruhsat almaya hak kazanmış, belediyenin hissesini de satın almıştır. 75.000 metrekarelik proje 28 Temmuz 2017'de, 1 aydan kısa sürede ruhsatını almıştır. Bu evraklar incelenseydi, iddia makamı muhtemelen takipsizlik kararı verecekti" ifadelerini kullandı.

"Hakikatin en önemli özelliği, asla bükülememesidir"

Babacan İnşaat ile ilgili olan "Eylem-11" için yaptığı savunmada, "İbrahim Babacan'ın ifadesinde sosyal donatı alanı yapılması talebinin anlatılması, iddianamede aleyhime yorumlanmıştır. Nakit para akışı sağlamak veya örgütle bağlantılı kişilere iş yaratarak menfaat temin etmek gibi bir durum kesinlikle söz konusu değildir. İddianamenin gerçekler üzerine inşa edilmesi gerekirken, büyük ölçüde gerçeği yansıtmayan bir değerlendirme yapılmıştır. Hakikatin en önemli özelliği, asla bükülememesidir" dedi.

"Gönül rızası ile kamu yararı gözetilerek yapılan kamusal yatırımların suç gibi gösterilmesi doğru bir yaklaşım değildir"

Başkan Çalık, Nahit Kiler ve Kiler Holding ile ilgili olan "Eylem-12" hakkında yaptığı savunmada, "Kendi rızası ile kamu yararını gözeterek; özel bir şahsa ve şirkete ait olmayan, Beylikdüzü Belediyemize ait 1 adet bina inşa etmiş ve şartsız bir şekilde belediyemize bağışlamıştır Nahit Bey. Şu an bu binanın giriş katında 4 sınıf, 100 çocuk kapasiteli belediyemizin hizmet verdiği gündüz çocuk bakımevi; 1. katında ise 3 atölye sınıfıyla hizmet veren anne-çocuk merkezimiz bulunmaktadır. Nahit Bey'in görevlendirdiği arkadaş oraya gelmiş, biz kendisine, firmaya ve aileye teşekkür etmişiz, plaketini vermişiz. Ve orada o esnada 4-5 tane daha bağışçımız var; çünkü biz o esnada 5 tane kreşimizi açtık. Nahit Bey'in bile kendi ifadesinde belirtmediği 'İnşaat ruhsatına karşılık bağış adı altında rüşvet verildiği anlaşıldığı' ifadesi hangi beyana, hangi somut bilgiye dayandırılmıştır? Benim tarafımdan anlaşılamamıştır. Gönül rızası ile kamu yararı gözetilerek yapılan kamusal yatırımların suç gibi gösterilmesi doğru bir yaklaşım değildir" ifadelerine yer verdi.

"Vicdanımın kabul etmediği hiçbir belgenin altına imza atmadım. Doğruluğu kendime pusula edindim"

İzmir Buca'da 600 km uzakta tutuklu olduğunu, yaklaşık bir yıldır özgürlüğünden mahrum olduğunu ancak inancını kaybetmediğini belirten Çalık, "2000 yılında lösemi tedavisi gördüm, 2008'de lenfoma nedeniyle iki kez ameliyat oldum. Bunları ajitasyon amacıyla paylaşmıyorum. Yoğun bakım sürecinde dahi aileme moral veren bendim. Tutuklandığım ilk gün sağlık durumumun gündeme getirilmesini istemedim. 18 gün yattım, doktor 'tüm değerlerinizi göndereceğiz' dedi, son 3 günü göndermiş çünkü son 3 günde bazı değerlerim yukarı çıkmıştı. Bir yalan başka bir yalanı yanlıyor, bir çelişki diğer bir çelişkiyi ortaya çıkarıyor. Somut ve kesin delillerle desteklenmeyen iddialarla mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Yalanlar tel tel dökülecek, gerçekler birer birer açığa çıkacaktır. Vicdanımın kabul etmediği hiçbir belgenin altına imza atmadım. Doğruluğu kendime pusula edindim" dedi.

Çalık 5 saatlik savunmasını tahliye talep ederek ve cezaevinde yazdığı şiirle bitirdi.

Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir

Dünya Ekonomik Forumu’nun son raporuna göre, gün boyu otoparklarda atıl bekleyen milyonlarca elektrikli araç, enerji krizine karşı devasa birer mobil bataryaya dönüşüyor

24.06.2026 18:00:00
Eyüp Kabil
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından Çin'de düzenlenen "Summer Davos" liderler zirvesinde yayımlanan güncel rapora göre, Araçtan Izgaraya (Vehicle-to-Grid / V2G) yani "Her Şeyden Şebekeye" enerji aktarım teknolojisi küresel enerji altyapısını kurtaracak en önemli hamlelerden biri olarak kabul edildi. Yapay zeka yazılımları ve gelişmiş akıllı şebeke altyapılarıyla desteklenen bu sistem, elektrikli araçların sadece enerji tüketen değil, aynı zamanda şebekeyi besleyen aktif birer güç istasyonu olmasını sağlıyor.

Dünya genelinde elektrik şebekelerinin aşırı yüklenme ve fosil yakıt bağımlılığıyla boğuştuğu bu dönemde, laboratuvardan çıkıp kitlesel üretime hazır hale gelen bu teknoloji, enerji yönetiminde tamamen merkezsiz bir dönemi başlatıyor.


Atıl duran araçlar enerji depolama merkezine dönüşüyor


İstatistiklere göre, dünyadaki binek araçlar ve ev tipi lityum piller günün ortalama yüzde 90'ından fazlasında otoparklarda veya garajlarda hiçbir işlev görmeden bekliyor. V2G teknolojisi, tam da bu atıl kapasiteyi küresel enerji arzını dengelemek üzere devreye sokuyor.

Çift Yönlü Şarj Akışı: Geliştirilen yeni nesil entegre altyapılar sayesinde, elektrikli araç sahipleri pillerini sadece doldurmakla kalmıyor; ihtiyaç anında bu enerjiyi evlerine ya da doğrudan şehir şebekesine geri satabiliyor.

Zirve Saatleri Yönetimi: Elektrik talebinin tavan yaptığı ve kesinti risklerinin arttığı akşam saatlerinde, sisteme bağlı binlerce araçtan şebekeye anlık enerji pompalanıyor.

Maliyet Avantajı: Tüketiciler elektriğin ucuz olduğu gece saatlerinde araçlarını şarj edip, enerjinin pahalı olduğu yoğun saatlerde sisteme geri satarak doğrudan gelir elde edebiliyor.


Yapay zeka ve yenilenebilir enerjinin entegrasyonu


Güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının en büyük problemi, hava durumuna bağlı olarak sürekli dalgalanma göstermeleridir. Yapay zeka destekli V2G yazılımları, hava tahminlerini ve şehirlerin anlık enerji tüketim verilerini analiz ederek milyonlarca aracın ne zaman şarj olacağını, ne zaman şebekeyi besleyeceğini saniyeler içinde optimize ediyor.

Bu entegrasyon sayesinde yeşil enerji kaynaklarından üretilen fazla elektrik ziyan edilmeden milyonlarca aracın bataryasında depolanıyor. Elektrik üretiminin düştüğü anlarda ise bu piller devreye girerek fosil yakıtlı ek santrallerin çalıştırılması ihtiyacını tamamen ortadan kaldırıyor. Küresel çapta test edilen pilot bölgelerde, bu yöntemle karbon salınımında ciddi düşüşler kaydedildi.


Küresel devlerin altyapı yarışı başladı


Teknolojinin ticari olarak ölçeklenmesiyle birlikte hem otomotiv hem de enerji yazılımı şirketleri bu alana milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Enerji ve akıllı şebeke yönetimi üzerine çalışan yeni nesil teknoloji öncüleri, mevcut elektrik şebekelerinin "gizli" kapasitelerini açığa çıkarmak üzere dijital ikizler ve yeni nesil hibrit transformatörler üretiyor.

Apple, Google ve önde gelen küresel otomotiv üreticileri, araç içi yazılımlarını ve şarj ünitelerini bu çift yönlü enerji aktarım standardına uygun hale getirmeye başladı. Sadece batarya kalitesini koruyan değil, aynı zamanda şebekeyle mikro saniyeler düzeyinde güvenli iletişim kuran bu sistemler, geleceğin akıllı şehirlerinin ana omurgasını oluşturuyor.

Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, sosyal medya üzerinden yaptığı Şeyh Said paylaşımları nedeniyle yargılandığı davada "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçundan adli para cezasına çarptırıldı. Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Özdağ'a 87 gün karşılığı toplam 8 bin 700 TL adli para cezası verilirken, hükmün açıklanması 5 yıl süreyle ertelendi. Özdağ, kararın ardından sert açıklamalarda bulundu

24.06.2026 16:20:00
Haber Merkezi
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Dava, Şeyh Said'in 3 yakınının şikayeti üzerine açılmıştı. Savunmasında "Vatan hainine vatan haini demenin hatıraya hakaret oluşturmayacağını" savunan Özdağ'ın bu talebi mahkeme heyeti tarafından kabul görmedi.

Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi, paylaşımdaki ifadelerin kanunda yer alan "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçunun unsurlarını oluşturduğuna hükmetti. Mahkeme, Özdağ'ı adli para cezasına çarptırırken sabıkasızlık durumunu gözeterek Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı uyguladı. Kararın ardından  konuşan Özdağ, davayı tamamen "siyasi bir süreç" olarak nitelendirdi ve avukatları aracılığıyla üst mahkemeye (istinafa) taşıyacaklarını duyurdu.

"Bu ceza Türkiye Cumhuriyeti'ne verilmiştir"

Adliye çıkışında karara oldukça sert tepki gösteren Zafer Partisi lideri, cezanın hukuki değil ideolojik bir alt metni olduğunu iddia etti. Özdağ, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Bu karar kabul edilebilir bir ceza değil. Çünkü mahkeme bu kararla Şeyh Said'in hakaret edilebilecek muteber bir hatırası olduğunu kabul ediyor. Biz bunu reddediyoruz. Bu ceza bana değil; esasen Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve o dönem bu kanlı ayaklanmayı bastıran Türk Silahlı Kuvvetleri'ne verilmiştir. Bu karar, yarın bebek katili terörist elebaşı Öcalan'a da aynı hakkı vermek demektir. Biz teröriste terörist, haine hain, salağa salak demekten asla vazgeçmeyeceğiz!"

Şeyh Said'i tarihte ait olduğu vatan hainliği yerinde değerlendirmeye devam edeceklerini vurgulayan Özdağ, Cumhuriyet değerlerini savunmaktan geri adım atmayacaklarını yineledi.

Hukuk tarihsel gerçeklerin neresinde?

Ümit Özdağ'a verilen bu ceza, hukuk sistemi ile tarihi/siyasi gerçekliklerin çarpışmasını bir kez daha gündeme taşıdı.

Şeyh Said, 1925 yılında genç Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı silahlı isyan başlatmış ve Şark İstiklal Mahkemesi tarafından "vatan hainliği" suçundan idam edilmiştir. Devletin resmi mahkemelerince tescillenmiş bir isyancı liderin "korunmaya değer bir hatırası" olup olmadığı tartışması, yargının kendi geçmişiyle çelişmesi olarak yorumlanıyor.

Siyasi parti liderlerinin tarihi figürler ve terör eylemleri hakkında yaptıkları sert tanımlamaların "hakaret" potasında eritilmesi, siyaset yapma ve ifade özgürlüğünün alanını daraltıyor.

Kararın ardından sosyal medyada, iktidara yakın bazı gazetecilerin Şeyh Said hakkında benzer veya daha sert ifadeler kullanmasına rağmen takipsizlik kararı aldığı, buna karşın muhalif bir parti liderine ceza kesilmesinin "düşman ceza hukuku" izlenimi yarattığı eleştirileri yükseliyor.

Sonuç olarak Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararı, teknik olarak hukuki bir sınır çizmiş gibi görünse de siyaset sahnesinde ve toplumsal hafızada Cumhuriyet'in kurucu değerleri üzerinden yeni bir kutuplaşma ve tartışma dalgası başlattı.

Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı

Yapay zekadan fiziksel dünyaya geçiş hızlanırken, bu yılın parlayan yıldızları kanser aşıları, kuantum simülasyonları ve sıfır elektrikle soğutma sağlayan malzemeler oldu

24.06.2026 16:00:00
Eyüp Kabil
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu (WEF), her yıl merakla beklenen ve geleceği şekillendirecek olan "Top 10 Emerging Technologies" (2026'nın En Önemli 10 Gelişen Teknolojisi) raporunu yayımladı. Frontiers iş birliğiyle yapay zeka analizleri kullanılarak hazırlanan rapor, teknoloji yarışının artık sadece yazılım ve sohbet botlarından ibaret olmadığını; doğrudan sağlık, enerji, altyapı ve gıda gibi fiziksel alanlara kaydığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

2026 yılı, laboratuvarda geliştirilen teorik buluşların küresel ölçekte ticari ve kitlesel üretime geçtiği kritik bir kırılma noktası olarak kayıtlara geçiyor.


Sağlıkta devrim: Kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşıları


Raporda en çok dikkat çeken unsurların başında sağlık sektöründeki dönüşüm geliyor. Tek tip kanser tedavisi dönemi, yerini hastanın kendi tümör hücrelerine göre tasarlanan kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşılarına bırakıyor.

Çalışma Prensibi: Hastanın tümör dokusu dizilenerek benzersiz mutasyonlar ve proteinler tespit ediliyor.

Bağışıklık Eğitimi: Tespit edilen bu işaretlere özel üretilen mRNA aşısı, hastanın kendi bağışıklık sistemine kanserli hücreleri bulup yok etmeyi öğretiyor.

Klinik Başarı: Güney Karolina'da gerçekleştirilen güncel bir melanom (cilt kanseri) klinik denemesinde, bu kişiselleştirilmiş aşıyı immünoterapi ile birlikte alan hastaların ölüm veya hastalığın nüksetme riskinde yüzde 40 ila yüzde 50 oranında azalma gözlendi.

İlaç keşif süreçlerinde ise Kuantum Simülasyonları devreye giriyor. Klinik denemelere giren her 10 ilaçtan 9'unun başarısız olduğu ilaç sektöründe, kuantum bilgisayarlar moleküllerin atomik seviyedeki davranışlarını simüle ederek milyarlarca kombinasyonu önceden test edebiliyor. IBM ve Moderna ortaklığında yürütülen protein katlanması simülasyonları, yeni ilaçların laboratuvar süreçlerini yıllardan günlere indirmeyi başardı.


İklim ve enerji: Elektriksiz soğutma ve çevre temizliği


2026 yılı küresel sıcaklık rekorlarıyla mücadele ederken, teknoloji dünyası enerji tüketmeyen alternatif çözümlere odaklanıyor. Pasif radyatif soğutma malzemeleri, üzerlerine gelen güneş ışığını doğrudan atmosferin dışına, uzay boşluğuna geri yansıtarak binaların hiç elektrik harcamadan serin kalmasını sağlıyor.

Enerji ve çevre başlıklarında öne çıkan diğer kritik teknolojiler ise şu şekilde devrim yaratıyor:

Doğrudan Lityum Çıkarımı (DLE): Geleneksel buharlaştırma havuzları yerine, tuz düzlüklerinden birkaç saat içinde batarya kalitesinde lityum üreterek elektrikli araç devrimini hızlandırıyor.

PFAS İmhası: Doğada asla yok olmadığı için "sonsuz kimyasallar" olarak bilinen PFAS maddelerini zararsız bileşenlere ayırarak içme sularını temizliyor.

Hassas Fermentasyon: Genetik olarak programlanmış mikroplar yardımıyla, hayvancılığa ihtiyaç duymadan tanklarda gıda bileşenleri ve ilaç ham maddeleri üretiyor.


Siber güvenlikte yeni çağ: Kafes Tabanlı Kriptografi


Yapay zeka ve kuantum bilgisayarların işlem gücü arttıkça, mevcut internet şifreleme yöntemlerinin siber korsanlar tarafından kırılma riski de büyüyor. WEF raporu, gelecekteki kuantum saldırılarına karşı dijital dünyayı koruyacak olan Kafes Tabanlı Kriptografi (Lattice-based cryptography) teknolojisini yılın en stratejik güvenlik hamlesi olarak ilan etti.

Verileri karmakarışık geometrik kafes yapıları içine gizleyen ve sistemin içine yapay "gürültüler" ekleyen bu yeni nesil matematiksel şifreleme, hem klasik hem de kuantum bilgisayarlarla yapılacak siber saldırıları imkansız hale getiriyor. Teknoloji halihazırda Apple'ın iMessage gibi küresel platformlarında aktif olarak kullanılmaya başlanmış durumda.


"Yazılımdan fiziksel dünyaya geçiş"


Frontiers Baş Editörü Frederick Fenter, bu yılki listeyi değerlendirirken yapay zekanın itici güç olmaya devam ettiğini ancak en büyük etkinin artık yazılım dünyasından fiziksel dünyaya (fabrikalara, hastanelere ve enerji şebekelerine) geçtiğini vurguluyor. 2026 yılı, insanlığın gıda güvensizliği, iklim değişikliği ve tedavisi olmayan hastalıklar karşısında teknolojiyi en somut şekilde sahaya sürdüğü yıl olarak tarihe geçmeye aday görünüyor.

Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet

Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

24.06.2026 13:50:00
AA
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, Bayraktar KIZILELMA'nın gerçekleştirdiği test atışlarında, hedefleme ve işaretleme milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN tarafından yapıldı.

ASELSAN'ın LGK-82 ve ROKETSAN'ın TEBER-82 güdüm kitleriyle sabit kara hedefine yönelik gerçekleştirilen test atışı başarıyla tamamlandı.

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Bayraktar KIZILELMA'nın keskin gözünün ASELSAN TOYGUN olduğunu belirterek, "Düşük görünürlük avantajını koruyarak hedefleme ve işaretleme, LGK ve TEBER ile vuruş. Bu başarı, milli mühendisliğimizin geldiği seviyenin ve güçlü işbirliğimizin somut bir göstergesidir. Emeği geçen tüm ekiplerimizi yürekten kutluyorum." ifadesini kullandı.

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de KIZILELMA'dan yapılan test atışında TEBER-82 Güdüm Kiti'nin hedefi başarıyla vurduğunu aktararak, "Birlikte geliştirdiğimiz milli teknolojilerimizle gücümüze güç katmaya devam ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!

Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.
 

24.06.2026 13:40:00
AA
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.

Etkinlikte konuşan Almanya'nın Denizcilik Ekonomisi ve Turizmden Sorumlu Hükümet Koordinatörü Christoph Ploss, ağır işleyen vize işlemlerinin turistler ve iş dünyası önünde büyük bir bariyer oluşturduğuna dikkat çekerek, bu sorunu aşmak adına Ulusal Turizm Stratejisi kapsamında dijital vize dönemine geçileceğini duyurdu.

"Mesafe kat ettik"
Yoğun bürokrasinin pek çok kişiyi Almanya'ya seyahat etmekten alıkoyduğunu belirten Ploss, "Konuyu Dışişleri Bakanımızla şahsen görüştüm ve kendisinin de yakından ilgilenmesiyle ciddi mesafeler katettik. Bu yıl ve önümüzdeki yıl atacağımız adımlarla hayata geçecek dijital vize kolaylığının, Türk-Alman dostluğunu çok daha ileriye taşıyacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Yığılmalar engellenebilir
Söz konusu dijital dönüşüm; vize başvurularının tamamen çevrimiçi platformlara aktarılmasını, basılı etiketlerin kaldırılarak dijital vizelere geçilmesini ve sınır kontrollerinde biyometrik doğrulama teknolojilerinin kullanılmasını kapsıyor.

Bu yeni sistemle birlikte başvuru yığılmalarının engellenmesi, evrakta sahteciliğin önüne geçilmesi, sınır güvenliğinin artırılması ve seyahatlerin çok daha hızlı hale getirilmesi hedefleniyor.

Almanya'ya vize işlemleri
Almanya'ya vize işlemleri, kısa süreli ziyaretler için Schengen vizesi ve 90 günden uzun süreli kalışlar için ulusal vize olarak ikiye ayrılıyor.

Türk vatandaşları için Schengen vizesi, 90 gün içindeki seyahatler için gerekli. Uzun süreli ikamet (iş, aile birleşimi gibi) için ulusal vize başvurusu yapılıyor.

Başvurular, Almanya'nın Türkiye'deki dış temsilcilikleri aracılığıyla veya resmi randevu sistemiyle gerçekleştiriliyor. Gerekli belgeler arasında Schengen başvuru formu, seyahat amacına uygun evraklar ve finansal durum kanıtı bulunuyor.

Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi

Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi

24.06.2026 11:34:00
Haber Merkezi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi.
AFAD verilerine göre, Düzce'de 3.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Deprem saat 08.46'da meydana gelirken sarsıntı 11,32 kilometre derinlikte gerçekleşti.
Deprem Sakarya ve İstanbul'da da hissedildi.

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

Van'da kahreden kaza: 1 şehit

Van-Erciş kara yolunda meydana gelen trafik kazasında 1 jandarma personeli şehit oldu, 5 kişi yaralandı

23.06.2026 14:00:00 / Güncelleme: 23.06.2026 14:02:45
Haber Merkezi
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'ın Erciş ilçesinde Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğu trafik kazasında 3'ü jandarma personeli 5 kişi yaralandı.

Van-Erciş kara yolunda sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 06 DJA 494 plakalı hafif ticari araç, jandarma personelinin bulunduğu araca arkadan çarptı.

Çevredekilerin haber vermesi üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık, polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Kazada yaralanan 3 jandarma personeli ile hafif ticari araçta bulunan 2 kişi, ambulanslarla Erciş Şehit Rıdvan Çevik Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Bir süre trafiğe kapanan yol, araçların kaldırılması ve incelemelerin tamamlanmasının ardından geçişlere açıldı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kazada Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğunu açıkladı.

Şehit olan jandarma personelinin Adana nüfusuna kayıtlı olduğu öğrenildi.

6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden sahte fatura ve hayali ihracat işlemlerinin yapıldığının tespit edilmesi üzerine düzenlenen operasyonda, 6 şirkete el konulduğunu, 10 şirkete kayyum atandığını, 27 zanlı hakkında adli işlem başlatıldığını bildirdi

23.06.2026 12:00:00
AA
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada,  suç, kaçakçılık, vergi usulsüzlükleri ve kamu kurumlarını hedef alan nitelikli dolandırıcılıkla mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri, Hazine ve Maliye, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarıyla eş güdüm içinde kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Jandarma Komutanlığı, Vergi Denetim Kurulu, MASAK, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, EPDK ve TMSF ile koordineli şekilde önemli bir operasyon gerçekleştirdiklerini belirten Gürlek, şunları kaydetti:

"Soruşturma kapsamında, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden yıllık yaklaşık 350-400 bin ton LPG ithalatı gerçekleştirildiği, doğan ÖTV ve KDV yükümlülüklerinin sahte fatura organizasyonu ve hayali ihracat işlemleriyle bertaraf edilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda bu sabah İstanbul, Ankara, Bursa, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Konya, Hatay ve Niğde illerinde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, toplam 6 şirkete el konulmuş, 10 şirkete kayyum atanmış, 27 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır. Devletimizin vergi güvenliğini, ekonomik düzenini ve kamu kaynaklarını hedef alan hiçbir organize yapıya müsamaha göstermeyeceğiz. Suçtan elde edilen gelirlerin izini sürecek, sahte fatura ve hayali ihracat düzenekleriyle kamu zararına sebep olan yapılara karşı hukuki süreçleri kararlılıkla işleteceğiz."

Gürlek, soruşturma ve operasyon sürecinde görev alan kurum ve kamu görevlilerine teşekkür etti.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.